r
,
..
■«
I ŞEHİRDEN RÖPORTAJLAR J
ÜsJcüdar K ızlarının
Marifetli Elleriyle
Hazırladıkları Eserler
t/apurdan çıktık - tan sonra acele etmedim,— “ Nasıl olsa prog rama 45 . 20 dakika sonra başlarlar,, diye
düşündüm ve Balaban iskelesinde bir yokuşu ağır ağır tırmanmıya başla dım.
Davetnamede gösterinin 15,30 da
başlıyacağı yazılı idi. Ben Üsküdar kız sanat enstitüsünün kapısından g;r diğim zaman saat 15,35 di. Bu sefer ben aldanmıştım; gösteri tam saatin de başlamışı. Programın ilk numara sına yetişememiştim.
Geç kaldığım ve erken çıktığım i çin enstitüye girişimin de çıkışımın da kimse farkında olmadı,
j Salona girdiğim zaman sahnede
“Harp ve sulh,, isimli manzum eser
temsil ediliyordu. Erkek rolleri de
kızlar tarafından yapılıyor ve temsil Şehir Tiyatrosu sanatkârlarım imren direcek. hattâ biraz da kıskandıracak
bir muvaffakiyetle alkışlanıyordu.
‘Emin idim ki bu eseri kılı kırk yara- rakseyreden müsamahasız münekkidi miz Ulunay bile harp ve sulh tablo sunun temsilinde hata bulamazdı. Er kek rolündeki kızlar erkekleşmiş, ak saçlı, ak sakallı zaman ihtiyarlığı ka dar kamburlaşmış, sulh bugünkü hali kadar zavallılaşmıştı.
★ ★
Ü sküdar kız sanat enstitüsü bir
“ defile,, tertip etmişti. Fakat bu yıl. ilk defa olarak, “ defile,, ke limesini kullanmamış, canlı manken lerin gözlerimizin önüne koydukları eserlerin geçidi, programda “ biz yap tık,, tâbiriyle ifadeleştirilmişti.
Geçidin, orijinal bir tarafı da mek tebin yıllık müsameresi halinde ter
tip edilmiş olmasıydı. Temsil salo
nunda beş yüzden fazla davetli ve seyirci vardı. Hazırlanan program e şine az raslanır bir intizamla tatbik ediliyor, enstitünün büyüklü küçüklü
bütün öğrenicileri rol lerini olgun bir ar tist muvaffakiyetiyle başarıyorlardı.
Mektepli k ı z ı n “ yıldızlar rüyası „ baletinin topladığı coşkun alkışlarla
sona erdi. Şehir Tiyatrosuna tav
siye ederim, baletlerini, bu tablo -
daki baletleri yetiştiren sanatkârın
idaresine versin. Mutlak ki bugün
künden daha iyi netice alır.
Küçük ve amatör sanatkârlar, Çın oyunlarında Çin giyinişini, Çin eği
liş ve bükülüşünü, Çin aksayışını,
hülâsa Çinli bezginliğini o kadar iyi tebarüz ettirdiler ki bizden uzak ya
şayan bu milletin oyunlarında bile
ne kadar hareketsiz kaldıklarını be lirtebilmek muvaffakiyetini gösterdi ler.
İçinde hiç bir erkek artist bulunmı- yan komedi kız sanat enstitülerinin mevkiini göstermesi itibariyle şayanı dikkatti. En şayanı dikkat olan taraf da ahretliğin “madam kokona,, dedi ği terzi kadının harikulâde güzel er meni taklidi yapışı, uzun zamandan-
beri sahnede göremediğimiz pişkin
teyzenin pişkin edasiyle, sahneye çok alışık tavriyle, makyajdaki maharetiy le Şehir Tiyatrosunun en güzide ar tistlerini gölgede bırakışı idi.
* ★ ★
E nstitü öğretmen ve öğrenimleri nin bir yıl içinde hazırladıkları eserlerin, canlı modeller üzerinde gös terilmesi de pek orijinal bir şekilde hazırlanmıştı. Bir eser temsil edili yormuş gibi sahneye evvelâ artistler çıkıyorlar, eseri temsile başlıyorlar, sonra da canlı modelleri gösteriyor lardı. Oturup canlı modelleri seyre den 6 artistten biri arkadaşlarına el biseleri tarif ediyor, sahnenin kena rından :
— Bir sokak kıyafeti, şapka ve
çantalar da atölyemizde yapılmıştır.
( D e v a m ı 4 ü n c ü d e )
f
Yazan:
"N
[ S A l P K E Ş L E R
Şehirden Röportaj
fBaş tarafı
3
üncüde)— Bir genç kız elbisesi, mevsimlik bir tayyör, bir spor elbise, bir öğle
den sonra kıyafeti, mevsimlik bir
pardesii, ağır bir sokak kıyafeti, fan- tazi bir yaz kıyafeti, şifondan bir bluz, klâsik bir tayyör, ayakkabı ve çar :ası da dahil bir süvare elbisesi, bir akşam yemeği elbisesi, bir genç kız tuvaleti., ilâh... Diye geçidi tam bir saat süren elbiseleri tarif edi yordu.
Canlı modellerin geçidi Straus’un
bitmemiş senfonisiyle devam ediyor, her model, yüzlerce kadın seyirciden topladığı takdir dalgalan arasından süzülerek geçiyordu.
Belli idi ki enstitü sözden ziyade esere kıymet vermiş ve çağırdığı yüz lerce davetlinin huzuruna her biri ay rı ayrı beğenilen eserler çıkarmıştı.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi