• Sonuç bulunamadı

ASALA Tahran'da iki Fransız kuruluşunu bomlaladı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ASALA Tahran'da iki Fransız kuruluşunu bomlaladı"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KÜSTAHLIK

ı

ı

I

ı I

“ Erm eni K o n g r e s in d e dün düzenlenen basın toplantısı sırasında Türk gazetecile­ rinin Erm eniler tarafından resimlerinin çekilm esi sırasında ta tışm a çıktı. Motorlu m a­ kine ile çekilen bu resimlerden birincisinde, uzun boylu, esm er bir Erm eni, gazeteci Attila Karsan'ın yanına gelerek dışarı çıkm asını istiyor.

Karsan’ın soğukkanlılığını koruyarak oturduğu yerden kım ıldamaması üzerine Ermeni sağ eliyle kapıyı göstererek ve sert bir sesle “ çık dışarı'' diye bağırıyor. Karsan bu kez de yanıt vermeyerek oturm asını sürdürüyor.

A L T A N Ö V M EN Lozan'dan bildiriyor

Kongredeki ikilik deva

nam

mm

Erm eni, Karsan’t omuzlarından tutarak ayağa kaldırmak ve dışarıya atmak istedi, ancak bu g i­ rişimi de sonuçsuz kalıyor. Tartışm a sürerken daha sonra bazı Ermeni delegeler ve Marsilya Papazı Helvacıyan duruma müdahale etti ve uzun boylu Erm eni’yi olay yerinden uzaklaştırdılar.

mmmmm

j • Türk gaze te c is i A ttila K arsan

salondan ç ık a rılm a y a z o rla n ır­

ken, olayı g ö rü n tü le m e k is te ­

yen M illiy e t m u h a b iri C o şku n

A ral’ın fo to ğ ra f m a k in e s in d e k i

film le ri k o p a rta ra k a ld ıla r

I • Kongre’ye k a tıla n ılım lı E rm e n i­

ler, s a ld ırg a n la rı y a tış tırıp Türk

g a zetecilerd en ö zü r d ile d i

• K arnusyan, “ B izim le d iy a lo g

kurm ak is te n irs e , E rm e n is ta n

Sovyet C u m h u riy e ti D ış iş le ri

Bakanı

G o s y a n

bizi te m s il

eder.” dedi

D ışişleri B akanı T ü rk m e n : “ K i­

m in le te m a s a g e ç e c e ğ im i Kar-

n u s y a n ’d an ö ğ re n e c e k d e ğ i­

lim ”

^

ASALA

,

Tahran'daki

iki Fransız

kuruluşunu

bombaladı

G ü n a y d ın gazetesi m u ha b iri A ttila K a rsa n ’ın bazı E rm e n ile r tarafından dışarı çık a rtılm ak istenm esi üzerine, a rk ad aşım ız C o ş k u n Ara l olayın foto ğraflarını çek m e k istedi. G e n ç bir E rm e n i üzerine yü rüye rek “ Pis ca su s, a ja n ..." diyere k d iğ e r E rm e n ile rin d e ya rd ım ıy la A ra l’ın m a k in e sind ek i film leri kopartarak a ld ı. B u arada, y in e bir T ü rk gazete cisi olan Erol Y a va ş’ın d a flaşı k ırıldı.

• B o m b a la n a n

F ra n s ız

T ic a re t A ta ş e liğ i ile

F r a n s ız H a v a y o lla r ı

binası a ğ ır h a s a r gör­

0

A S A L A , F ra n s a ’yı bu

kez de B e y ru t’ta n te h ­

d it e tti

Ş e h it A k s o y

Is lâ m -

k ö y ’d e to p ra ğ a verildi

• Le M o n d e : “ A k s o y ’un

k a tili F ra n s a ’dan s ı­

n ır dışı e d ile c e k E rm e­

n ile r a ra s ın d a ”

• F ra n s ız p o lis i, O rly

o la y ın ın fa ili G a rb is -

y a n ’ın iki y a rd ım c ıs ın ı

a rıy o r________________

( H a b e r leri 6 . S a y f a d a

(2)

6 M i l l i * ! « *

HABERLER

23 T E M M U Z 1983

A S A L A , T A H R A N 'D A İKİ F R A N S IZ

K U R U L U S U N U B O M B A L A D I

• Fransız Ticaret Ataşeliği’yle havayollarına el bombası

atılmasından sonra Tahran’daki Fransız Büyükelçiliği

önünde geniş önlemler alındı

T A H R A N /B E Y R U T , A A İran başkenti Tahran’daki Fransız Ticaret Ataşeliği ve Fransız Havayolları “ A İR France” bürosu, önceki gece A S A L A militanların­ ca bombalandı.

Saldırı sonrasında Fransız haber ajansı’nın Tahran bürosuna tele­ fon eden bir kişi saldırıyı, Ermeni terör örgütü A S A L A adına üstlen­ di.

İran’daki Fransız İşgüderi Jean Perrin, saldırıda yaralanan olma­ dığını. ancak binalarda hasar meydana geldiğini söyledi.

İşgüder, Ticaret Ataşeliğine bir motosikletten iki el bombası fırla­ tıldığını, saldırganların daha sonra aynı araçla olay yerinden uzaklaş­ tıklarını da anlattı.

Perrin, A IR France bürosuna işe bir el bom bası fırlatıldığını belirt­ ti.

Saldırıların ardından İran polisi, Tahran’daki Fransa Büyükelçili­ ği önünde güvenlik önlemleri aldı.

Beyrut’taki Filistinli ve Suriyeli savaşçıların boşaltılmasından bu yana Uk kez dün Lübnan başkentinde ortaya çıkan A S A L A adına kentteki Fransız haber ajansı (AFP) bürosuna telefon eden bir kişi “ tutukluların serbest bırakılmaması halinde” Fransa ve Fransızlara karşı saldırılarım yoğunlaştıracaklarım söyledi.

Telefondaki kişi, “ Fransız hükümetini uyarıyoruz, tutuklular serbest bırakılmazsa, saldırılarımız çok sert olacaktır. Bütün Fransız kurumlan savaşçılarımızın saldırılarına hedef olacak ve kan akıtılacak” dedi.

A S A L A tarafından daha önce de benzer tehditler, Orly katliamım takiben Fransız polisinin Paris’teki tutuklamalarından sonra Tahran’daki AFP bürosuna yapılmıştı.

Fransız polisi, Gorbisyon'ın

iki yardımcısının peşinde

Ermeni terör örgütü A S A L A tarafından geçtiğimiz 15 Temmuz

Cuma günü gerçekleştirilen Orly katilimi, şimdi Avrupa çapında boyutlar kazanırken, eylemi üst­ lenen Varujan Garbisyan’ın sal­ dırıyı gerçekten tek başına dü­ zenleyip düzenlemediği sorusu da ağırlık kazanmış bulunuyor.

Le Matin gazetesi, “ Avrupa A S A L A ’ya karşı seferber oldu” derken, edinilen bazı bügiler, bombayı imal eden ve Türk uyruklu olduğu öne sürülen bir Èrmeni’yle eylemi "emreden” diğer iki Ermeni’nin kaçmayı başardıkları, fakat kimliklerinin Fransız polisi tarafından saptan­ dığı biçiminde.

Aym konuda, Liberation gaze­ tesi de, bombanın Orly’ye Gar- bisyan’ın diğer bir Ermeni’nin eşliğinde yerleştirilmiş olduğu görüşünü savunuyor.

Bu arada, Orly katliamından sonra tutuklanmış Ermeni mili­ tanların “ en azmdan dolay b olarak” , Brüksel’de Ermeni te­ röristler tarafından şehit edilen Türk diplomatı Dursun Aksoy olayı ile ilişkilerinin bulunduğu da öne sürülüyor.

Varujan Garbisyan’m Fransız haber alma örgütleri tarafından izlendiğini belirten bazı kitle iletişim araçları, “ Bu teröristin nasıl olur da eylemi düzenlemeyi başardığı ve kendisine engel olunmadığı” sorusunu yineler­ ken, France-soir gazetesi de.

Kaçmayı başaran

dığı açıklandı

iki Ermeni’nin kimliklerinin

saptan-p a r i s

»

-"Fransa’ ya giriş vizesini nasıl alabilmiş olduğunu” sormakta.

Ayrıca Garbisyan’ m, alışılmış olanın aksine, saldırıyı gerçekleş­ tirdikten sonra, “ niye Paris’te kaldığı” sorusu da öne sürülerek, bu davranışın eylemi "emreden” kişilerin kaçabilmelerini sağla­ mak amacım güttüğü biçiminde yorumlanıyor.

G arbisyan’ ın ifadesindeki "bazı çelişkiler” bu değerlendir­ meyi kuvvetlendiren bir etken olarak ele alınmakta. Teröristin, 15 Tem m uz’daki kanlı saldın talimatım, 11 Temmuz da al­ dığım öne sürdüğü fakat kendisi­ ne bu "em ri” kimin verdiğim açıklamadığı öğrenildi.

Orly katliamı faili olduğunu itiraf eden Garbisyan’m geçti­ ğimiz yılın ağustos ayında, Pa­ ris’teki Yahudi mahallesine düzenlenmiş kanlı saldınnın terö­ ristleriyle temas ettiğinin sanıl­ dığını ve de bir silah kaçakçılığı işine kanştığım öne süren Libe­ ration gazetesine göre, böylelik­ le, bir "Ermeni-Fiüstin şebekesi" belirmiş bulunuyor.

Bunun yanı sıra, France-soir gazetesi de, Fransız haber alma

Fransız «Le Monde» gazetesinin iddiası

uDursun Aksoy'un katili Fransa'dan

sınırdışı edilecek Ermeniler arasından

PA R tS, ÖZEL gazetesi “ çok “ Le Monde’

sağlam” olarak nitelediği bir kaynağa dayanarak, Fransız po­ lisinin Brüksel’deki Türk diplo­ matı Dursun A ksoy’ u şehit eden iki teröristin kimliklerini sapta­ dığım ve bunların sımr dışı edil­ mesi düşünülen "yirm i kadar" Ermeni uyruklu militan arasında bulunduğunu bildirdi.

Gözaltı süresince bugüne de­ ğin kendilerinden hiçbir itiraf el­ de edilemediği gibi herhangi bir kanıtın da bulunamadığım belir­ ten gazete, “ Zanlı iki Ermeni’ nin Belçika polisinin elde ettiği tanı­

ma uygun olduğunu” yazıyor. Le Monde, "herhalde” tahki­ katın bu unsurları, nedeniyle, Fransız hükümetinin Türk ve İran uyruklu Ermenileri sımr dışı etme kararını henüz uygulama aşamasına sokmadığım ve daha dört günü kapsayan yasal süre içinde, Fransız ile Belçika polisi­ nin suçu saptayabilmek umudun­ da olduklarım öne sürdü. Gazete, dört günlük süreden sonra, hiçbir suç unsuru saptanamadığı tak­ dirde sözkonusu zanlıların ya sı­ nır dışı edilmelerinin veyahut ser­ best bırakılmalarının gerekece­ ğini ekledi.

Orly katliamında ölen iki Türk için

Paris Başkonsolosluğunda tören yapıldı

örgütlerine dayanarak, "A S A - L A ’ nın şimdi ilk hedefinden bü­ yük ölçüde uzaklaştığım” ve bu terörist örgütün "Şimdi, ne pa­ hasına olursa olsun, bazı Batılı rejimleri destabilize etmek için çalıştığım" yazıyor.

Fransa'nın kamu güvenliği için tehlikeli saydığı ve araların­ da Türk uyrukluların bulunduğu 11 Ermeni'yi sınırdışı etmek ka­ rarının İçişleri Bakanı Gaston Deferrc tarafından imzalandığı öğrenildi. Bunun 2 Kasım 1945 tarihli bir kararın 26. maddesine dayandığı bildiriliyor. "İvedilik " niteliği taşıyan bu önleme göre, kimlikleri gizli tutulan söz konu­ su kişilerin Fransız yasalarına göre suç işlemedikleri fakat ileri­ de sınırdışı edilme kararının alın­ dığı vurgulanıyor. Burada ısrarla dolaşan haberlere göre, şimdilik tutuklu bulunan bu militanları, Fransa Türkiye'ye iade etmeyi düşünmüyor. Mevcut usûle göre, kendilerinin seçeceği bir ülke onları kabul etmezse, Fransa bunlara başka bir ülke bulmak zorunluğunda.

Bunun yam sıra, Fransa’da günün konusu olmaya devam eden Orly katliamı üzerine, "Erm eni sorunu"nun da tekrar ortaya çıktığı gözlendi. France- Inter radyosunda önceki akşam bu "sorun” a ayrılmış bir prog­ ramda, kimi Ermeniler Türkiye aleyhinde bilinen iddialarını yinelerken, Annie adında Ermeni asıllı 11 yaşında küçük bir kız çocuğunun, Orly katliamında ölen Fransızlara yazık olduğunu, “ Fakat Türkler için üzülmedigi- ni” söylediği duyuldu. Sunucu­ nun "lnsanm sırtını ürperten" biçimde nitelediği bu yaklaşı­ mın yankılandığı ve çeşitli görüş­ lere yer verilen 35 dakikalık bu programda, radyonun yorumcu­ larından Ralph Pinto ise özetle, "Büyük devletler 1920’de bir karar aldı, sonra da 1924’te Lo­ zan’ da yeni bir karar verdi. Bunlar Ermeni sorunu dosyasını 60 yılda bir gündeme getire­ mezler” biçiminde konuştu ve çeşitli ülkelerden toprak alınarak bir devletin kurulamayacağım vurguladı.

P A R tS , M İL L İY E T BÜROSU Orly katliamında ölen Halit Yılmaz ve Hüseyin Memiş adlı yurttaşların anısına dün sa­ bah Paris Başkonsolosluğum­ da bir tören düzenlendi. Yaklaşık yanm saat-«üren ve başta B ü ­ yükelçi Adnan Bulak ile diğer Türk temsilcilerin ve temsilcilik mensuplarının, Fransız makam­ larının üst düzeydeki

temsilcüe-Fransız genci O rly'de ölmeseydi

Türkiye'ye tatile gelecekti

Paris’in Orly Havaalam’n

da Ermeni teröristler tara fından girişüen bombalı ey lemde yaşamını yitiren Fran sızlardan Jean-Claude Blanc- hard’ ın Türkiye tarafından davet edildiği ve İstanbul’a gelmek üzere havaalanında bu lu n du ğu sırada öldü ğ ü açıklandı.

Paris’te yayınlanan “ Le Journal de Dimanche" gaze­ tesi Blanchard’ ın Türkiye’ye daha önce sahibi olduğu tu ­

rizm şirketi aracılığıyla çok sayıda turist gönderdiğini ve Türkiye’de "otom obilli tur­ lar” düzenlediğini bildirdi. Blanchard’ın bu çalışmaların­ dan ötürü Paris'teki Türk Turizm Ofisi tarafından ödül­ lendirildiğini ve Türkiye’de üç haftalık bir tatil yapması için davet edildiğini açıklayan gazete, "Jean-Claude, çağrı­ ya uyarak Türkiye’ye gelmek üzere havaalanında bulunu­ yordu, ancak kader ona ağla­ rını örmüştü” şeklinde yazdı.

Ingiliz jüri, Bedros'a yöneltilen suçlardan

üçünü geçerli buldu

LOND RA, ÖZEL Londra’da üst düzeyde bir Türk diplomatına karşı suikast hazırlığı içinde olmakla suçlanan iki Ermeni sanığa yöneltilen 11 suçlamayı tartışmaya başlayan 12 kişilik jüri, sanıklardan Zaven Bedros’la ilgili suçlamalardan ü- çünu geçerli buldu.

Bu üç suçlama, mala ve cana zarar vermek amacıyla silah ve patlayıcı madde bulundurmak, cinayet amacıyla silah ve elbom- bası bulundurmak ve yine cina­ yet amacıyla içinde 16 mermi bu­ lunan iki şarjör bulundurmak.

Jüri geri kalan sekiz suçlama

Bu arada, France-lnter’in Lo­ zan'daki Ermeni Kongresi’ni izleyen muhabiri, Ermeni Pro­ testan papazı Kamusyan’m "Er- menilerin Arafat’ ı olmaya özendi­ ğini, kongrenin siyası ve diplo­ matik platform hazırlamak ama­ cında bulunduğunu, fakat aynı zamanda zengin Ermenilerin buna bir de asken örgüt eklemek için para vermeye hazır olduk­ larım” bildirdi.

Aynı konuyla ilgili olarak, Fransız T V ’si ikinci kanalı muhabiri de, “ Türkiye'nin misil­ lemesinden korkulduğu için, kongreye 200 kişinin katılması beklenirken sadece 70 kişinin geldiğini" öne sürdü.

Dışişleri: «AGIK'in

terörizmi kınaması

memnuniyet vericidir»

AN K A RA, A A Dışişleri Bakanlığı sözcü veküi Kaya T operi, Madrid'de çalış- malannı tamamlayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) izleme toplantısı sonun­ da hazırlanan belgede, teröriz­ min kınanması ve bu alanda iş­ birliği gereğinin vurgulanması­ nın memnuniyet verici olduğunu söyledi.

Toperi, "Dileğimiz, önümüz­ deki eylül ayı başlarında Dışişle­ ri bakanları düzeyinde imzalan­ ması öngörülen bu belgedeki bü ­ tün hükümlerin uygulamaya ak- tanlabflmesidir” dedi.

Thatcher, terörizmle

mücadele

için hükümetlerarası

işbirliği istedi

DIŞ H AB E R LE R s e r v i s i

Ingiltere Başbakanı Marga- reth Thatcher, uluslararası terö­ rizmle mücadele için hüküretler arasında daha yakın işbirliği ya­ pılması çağrısında bulundu.

Thatcher, başkent Londra’da düzenlenen bir toplantıda yap­ tığı konuşmada, çeşitli siyasal a- maçlar peşinde olduklarını öne süren teröristlerin eylemlerinin gerçekte adî suç olmaktan başka bir nitelik taşımadığını açıkladı.

Şehit Aksoy

Islâmköy'de

toprağa

— verildi—

İS P A R T A , ÖZEL Ermeni teröristlerce 14 Tem ­ muz’da şehit edilen Brüksel idari Ataşemiz Dursun Aksoy, doğum yeri olan Islâm köy’de dün top­ rağa verildi.

İsparta Devlet Hastanesi’n- den alman A k soy ’un cena­ zesinin bulunduğu araca Is- partalılar tarafından gül çiçekleri serpüdi.

Korteje, İsparta Valisi Nec­ det Uçan, Tümen Komutanı Tümgeneral Eşref Cenger, Be­ lediye Başkam Üstün Sezgin, şe­ hit A k soy ’un ailesi, mesai arka­ daşları ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı.

Dursun A k soy’un cenaze töre­ ni nedeniyle İsparta’daki tüm resmî daireler, okullar ve özel k u r u lu ş la r ç a lış m a la r ın ı durdurdu.

Cenaze töreninden sonra Milli­ yet muhabiri ile görüşen şehit a- taşemizin annesi Fatma Aksoy, “ Yedi evlâdımı kaybettim. Bu evlâdımın yaşaması için adını Dursun koymuştuk. En büyük tesellim, şehit anası olmamdır’ ’ dedi. Anne A ksoy, oğlunun ölüm haberini aldığında fenalık geçirip merdivenden düştüğünden kolu alçılı olarak yatıyor.

Dursun A k soy’un babası ö - mer Lütfü Aksoy ise, görüşlerini “ Vatan sağolsun. Başka anala­ rın, babaların yürekleri yanma­ sın. Bu son olsun" şeklinde dile getirdi.

.r m e n l K o n g re s i"n in b a ş k a n lık d iv a n ın ı o lu ş tu ra n la r a ra s ın d a (s a ğ d a n s o la ), M a rs ily a lı E rm e n i p a p a z Helvacıyan, F ra n s ız f ilm c i ve y a z a r Richardot ve k o n g re n in d ü z e n le y ic is i p a p a z Karnusyan da b u lu n u y o rd u . K o n g e re ’n in y a p ıld ığ ı o te ld e s ık ı g ü v e n lik ö n le m le ri İlk b a k ış a g ö z e ç a rp ıy o rd u . O te lin g iriş le ri k ö p e k ti ve m a k in a lı tü fe k li p o lis le r ta ra fın d a n tu tu lu rk e n , s a lo n u n ç e v re s in d e de ç o k s a y ıd a s iv il p o lis y e r a lm ış tı.

Ermenilerin saldırısına uğrayan

Türk gazetecilerinin filmleri alındı

E!

★ Onbinlerce Ispartalı, 1978 tarihindeki uçak kaza­ sından bu yana ilk defa ma­ teme büründü. Sokaklarda, caddelerde, balkon ve pen­ cerede herkes ağlıyordu.

★ Hükümet meydanında kortejin arasına bağırarak giren bir vatandaş şunlan haykırdı: "Katiller! Yeter artık” diye. Bunun üzerine emniyet görevlileri bu va­ tandaşı kortejin içinden al­ dılar. Yanına yaklaşıp ismi­ ni sorduğum kişinin Islâm- köyhi ve Ömer Özkan ol­ duğunu ve uzaktan şehit Dursun A k soy’un akrabası olduğunu söyledi...

★ Bütün resmi daireler, okullar, özel kuruluşlar dün tatildi. Herkes şehit Dursun A ksoy’a son vazifesini yap­ mak için korteje dahil olu­ yorlardı.

J R M EN l Kongresi” nin ( dün yabancı basınla bir­ likte Türk gazetecilerine de açık tutulan basın toplantısı olaylı ve tartışmalı geçti.

Kongre delegelerinin de toplu­ ca katıldığı "basın toplan tı- sı” nda olaylardan biri şöyle çık­ tı:

önceki gün öteki ülke gazete­ cilerinden ayrı tutulan ve salona sokulmayan Türk gazetecileri dünkü to p la n tıy a alındıktan sonra, uzun boylu esmer bir kongre üyesi Ermeni, onların ya­ kın plandan portre resimlerini çekmeye başladı. Türk gazeteci­ lerinden Attila Karsan fotoğraf çeken kişiye bu fotoğrafları niçin çektiğini sordu. Fotoğrafı çeken bunun üzerine birden kürsüye doğru yürüdü:

— "Türk gazetecileri kendi fo­ toğraflarının çekilmesini redde­ diyorlar, oysa onlar bizim fotoğ­ rafla rım ızı çek iy orla r, bunlar dışarı çıksın” diye bağırdı.

K ongre üyelerinden birk a ç genç de:

— “ Türkler geldiler. Toplantı­ yı sabote ediyorlar. Provokasyon var.” diye bağırmaya başladı.

Bu arada uzun boylu esmer Ermeni tekrar geriye dönüp Attila Karsan’ın üzerine doğru yürüdü. Onu omuzundan tutmak istedi, “ Çık dışarıya” diye bağır­ dı. Karsan soğukkanlılığını k o­ rudu, oturduğu yerden kımılda­ madı,

Bu olay devam ederken, başka Ermeni delegeler ve başkanlık divanı üyesi Marsilya papazı Helvacıyan duruma müdahale etti, uzun boylu esmer Ermeni’yi oradan uzaklaştırdı.

A lın a n f ilm le r

Ancak bu arada başka bazı genç kongre üyeleri bu olayın fo­ toğraflarım çekmeye çalışan g a­ zeteciler arasındaki Türk gazete­ cilerin üzerine yürüdüler. Gaze­ teci Ero1 Yaraş’m makinesini açıp filmlerini aldılar. M üliyet’e de fotoğraf servisi yapan SIP A

Türkmen: « Kiminle temasa

geçeceğimi Karnusyan'dan

öğrenecek değilim»

MURAT BARDAKÇI

Dışişleri Bakam İlter Türkmen, “ Kiminle temas edeceğimi Karnusyan’dan öğrenecek değilim” dedi.

Lozan’da süren “ Ermeni Kongresi” nin organizatörü İsviçreli papaz Karnusyan, dün düzenlenen basın toplantısı sırasında bir yabancı gazetecinin “ Diyelim ki Türkiye Ermenilerle diyaloga girmeye karar verdi, karşısına muhatap olarak kimi alacak" şek­ lindeki sorusunu, “ Böyle bir durumda Türk Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, Sovyet Ermenistanı Dışişleri’ nden sorumlu Bakanı Guira Gosyan ile temasa geçmelidir" biçiminde yanıtlamıştı.

Türkmen, dün İstanbul’da papaz Kamusyan’ın sözleri hakkm- daki düşüncesini soran arkadaşımıza “ Kiminle temasa geçece­ ğimi Karnusyan'dan öğrenecek değilim” dedi.

rinin ve 150 kadar Türk vatanda­ şının katıldığı törende, maiyette Başkonsolos Kaya İnal bir ko­ nuşma yaptı. Türk bayrağına sa­ rih naaşlar daha sonra Orly Hava­ alanı morguna götürüldü.

Cenazeler bugün yerel saatle 13.00’de Orly’den kalkacak TH Y uçağıyla İstanbul’a oradan da bir devlet töreninin düzenlenece­ ği Ankara’ya götürülecek.

Ingiliz gazetelerinden yalnızca The Times

Erm eni Kongresi'ne yer verdi

Orly olayı nedeniyle delegelerin

dörtte üçü kongreye gelmedi

L

konusundaki kararını ise bugün açıklamaya devam edecek.

Jürinin 11 suçlama halikında­ ki kararını açıklamasından sonra da yargıç Farguharson, sanıklara bu durumda bir ceza takdir ede­ cek.

Jüri karara varana kadar en yakınlarıyla bile temas edemiyor ve geceyi de mahkeme salonu ya­ kınındaki bir otelde çevreyle bü­ tün teması kesilmiş olarak geçi­ riyor.

Duruşma bu sabah erkenden yine başlayacak ve jüri karara varınca salona gelerek hükmünü açıklayacak.

OZAN da yapılmakta olan ” 2. Dünya Ermeni Kongresi ne İngiliz gazetelerinden sadece “ The Times” yer veriyor. Dış­ işleri Bakanı İlter Türkmen'in Dursun Aksoy un cenaze töreninde yaptığı konuşmanın özetlendiği, “ Türkiye uyarıyor. Teröristlere yardım eden ülkeler cezalandırılabilirler” başlıklı haberin yanında tek sütunluk bir yer işgal eden Ermeni Kongresi haberinde, “ The Times” m Cenevre muhabiri Alan McGregor, K ongreye katılacağını bildiren 200 kişiden dörtte üçünün, Orly'deki bomba olayından sonra gelmekten vazgeçtiğini belirti­ yor.

Habere göre, kongrede konuşan Fransız sosyologu Jean- pierre Richardot, Osmanlı yönetimi altında Ermenilerin başına gelenlerden dünyanın haberi olmadığım ileri sürerken, teröre karşı çıktı. Ermenilerin büyük bir kısmının ılımlı görüşlere sahip olmasına rağmen, O rly’deki gibi olayların Batı da Ermenilere karşı düşmanlık yaratabileceğini söyledi ve “ Her patlayan bomba Ermeni davasma indirilmiş bir darbedir” dedi.

Haberde kongreyi düzenleyen James Karnusyan adlı Ermeni papazın "T ek yurt, tek dava ve tek bir mücadele için tek bir millet" olmak gerektiği yolunda bir çağrı yaptığı da belirtiliyor.

Y u n a n b a s ın ın d a « E r m e n i K o n g re s i»

Yunan kitle iletişim araçlarının Lozan’da Ermenilerin 2. Dünya Kongresi haberinden daha çok Orly Havaalanı faciasına ilişkin tepkiler ile Tahran’da yapılan açıklamaya ağırlık verdiği dikkati çekti.

Muhalif “ Mesimivrini” , arka haber sayfasında üç sütunluk "Ermeniler kendi kongrelerine katılmadı” başlıklı haberinde şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ermeniler, tüm dünyada üç milyon kişiyi geçerken, Lozan’da dün yapılan 2. Dünya Ermeni Kongresi'ne ancak 60 kişi katılarak salonu boş bıraktı.”

Kongre hakkındaki haberinde gazete, “ Delegelerin Türk gazete­ cilerini salondan çıkardığını” da bildirdi.

Muhalif “ Fleftrotypos” gazetesi, Ermenilerin Fransa yı kana bulayacağını tehdit ettiğini ana haber olarak bildirirken, kongreyi de yalnızca bir cümlelik bir fotoğraf altı olarak değerlendirdi.

Tek sütunluk haberinde iktidar yanlısı “ Ethnos" gazetesi, “ Ermeniler uluslararası düzeyde resmen tanınmak istiyor başlığı altında verdiği haberde, pasif Ermeniler ile aktif Ermenilerin bir araya gelerek önce Birleşmiş Milletlerce tanınmak ve bundan sonra

İngiliz gazetesi, kongre haberini, İlter Türkmen’in

konuşmasını içeren “Türkler Uyarıyor” başlıklı

yazının yanında tek sütun olarak yayınladı

NURİ ÇO LAK O ĞLU L O N D R A

da Tü’-kiye ile diyaloga geçmek amacı için Lozan'da toplandıklarını bildiıdi.

Kongreden söz etmeksizin yalnızca salona alınmayan Türk gazetecilerini gösteren bir fotoğrafla toplantıyı duyuran iktidar yanlısı “ Eleftrotypia” gazetesi, A S A L A ’nın Tahran açıklaması ve Türkiye Dışişleri Bakanı İlter Türkmen’ in Ankara'daki sözlerine yer verdi.

iktidar yanlısı “ Ta Nea" ise Paris, Ankara ve Tahran’daki olay, demeç ve tepkileri yansıtırken, “ Lozan’da Ermeni Kongre­ si'nde bazı gazetecilerin kabul edilmeyişi üzerine olay-çıktığım bildirmekle yetindi.

E c o n o m is t'in y o r u m u

“ The Econom ist” dergisinin son sayısında yer alan bir yorum-, da, Lozan’daki " I I . Dünya Ermeni Kongresi” nin Ermeni terörü­ nü resmen kınamadığına dikkati çekerek, Kongre nin asıl amacı­ nın bağımsız bir Ermeni devleti kurmak olduğunu vurguladı.

"R u sya ve Terör" başlıklı bir yorumda Ingiliz dergisi, dünya üzerindeki üç milyon Ermeniyi temsil etmek üzere ilk kez baş­ latılan siyasî organizasyon çalışmalarının 20 Temmuz da Lozan - da başladığını, Kongre’nin başkanlığım yapan İsviçre uyruklu din adamı Karnusyan’m, ‘doğrudan terörizme kanşmış olma­ makla birlikte, terörü kınamadığına’ dikkati çekiyor ve "Karnus­ yan, Ermeni milliyetçiliğini özellikle genç Ermeniler arasında canb tutma gayreti içinde, genç Ermeniler ise yaşlıların göster­ diği sabıra karşı geliyorlar” diyor.

Kongre’nin özel kaynaklardan finanse edildiğini yazan dergi, ’bu kaynakların başında Amerika’nın geldiğini öne sürerek, A B D ’deki Ermeni toptumunun canlanmış durumda olduğunu ve bunun ilk işareti olarak da Kaliforniya valiliğine George Dökme- ciyan’ın seçilmesini gösteriyor.

Dökmeciyan’ın Başkan Reagan’ın iyi bir arkadaşı olduğuna değinen Economist, "A n cak bu durum Ermeniler için resmi bir umut kaynağı olmamaktadır” diyor.

Araya ılımlı Ermenilerin girmesi ile

olayların daha da büyümesi önlendi

ajansı muhabiri Coşkun Aral’ın da makinesi açıldı, içindeki film­ lerden biri yakıldı, öteki "kontrol edilmek üzere” alındı.

Bu olaya da Helvacıyan ve başkalan araya girerek fotoğraf makinelerine hücum edenlerin uzaklaşmasını sağladı. Organi­ zatörler daha sonra Türk gazete­ cilerinden özür dileyerek toplan­ tıyı izlemelerine devam etmeleri­ ni istediler.

Alınan filmlerin daha 9onra verileceğini bildirdiler.

konusu bir yana, Ermeni milli­ yetçileri için bir tehlike olduğunu kabul etmiyor musunuz?

G issesr, Sovyetler Birliği’nde baskı altında tutulup mahkûm e- dildiğini söylediği Ermenilerden bazı isimler de verdi.

Kongre üyelerinden Kamus-

\

yan’m Sovyet Ermenistanı’m Erm enilerin tem silcisi olarak göstermesini benimseyip alkışla­ mayanlar, bu defa alkışladılar. Böylece üyeler arasındaki görüş ayrılıklarından birinin de Sovyet . ı ı # ı Ermenistanı’na bakış açısı

ol-A n a d o lu y u p a y la ş m a

duğu bir kez de basın mensuplan

önünde sergilenmiş oldu

ta rtış m a s ı

Bir başka tartışma, toplantıya “ Kürt milliyetçisi ve tarihçisi” olarak katılmış olan Irak asıllı İsmet Şerif Vanlı adlı kişinin, basın toplantısı sırasında söz alarak bir konuşma yapması üzerine çıktı. Vanlı, “ Ermeni dava8i” nın yanında "K ü rt” ve "L a z” davalarının da bulun­ duğunu öne sürerek bu konular­ da dayanışma gereğinden söz et­ ti.

Bu konuşma önce alkışlandı, ancak üyeler arasından gözlüklü bir genç de söz istedi ve şöyle de­ di:

“ Siz ism et Şerif Vanlı’ smız değil mi? Siz Kürt konusu üze­ rinde de kitap yazdınız. Bu ki­ tapta bir Anadolu haritası vardı. Siz bu haritada bazı Ermeni top­ raklarını Kürt topraklan olarak göstermişsiniz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Bazı gençler bu müdahaleyi şiddetle alkışladılar.

Başkanlık kürsüsünde bulu­ nan Karnusyan, İsmet Şerif Vanlı’ya tekrar söz verdi. O da: "Kitabım daki harita benim yaptığım bir harita değil, başka bir kaynaktan aldım dedi” ve şunlan ekledi:

"Ermenilerle Kürtler arasında toprak sorunlan olursa, bunlan halletmek mesele değildir, arada diyalog kurulabilir.”

Genç ve gözlüklü Ermeni bu yanıttan tatmin olmayarak tek­ rar söz aldı ve bu "yanhşlığın” düzeltilmesini istedi.

Bazı üyeler bu isteği alkışlar­ ken, Kongre Başkanı Karnusyan tartışmanın uzamamasını istedi, “ Bu konuyu kapatıyorum" dedi.

S o ru v e y a n ıtla r

Kongrede arada bir üyeler ve konuklar arasında bu şekilde ortaya çıkan tartışmalardan biri de böyle kapandıktan sonra, ga­ zeteciler de soru sorma hakkı kullanabildiler. Karnusyan bu sorulardan bir bölümüne “ dünkü sa yım ızd a y a y ım la d ığ ım ız” “ Trages-Anzeigere” gazetesine verdiği yanıtlardaki formülleri tekrarlayarak yanıtladı.

Değişik birkaç soru üzerinde verdiği yanıtlarda en ilginç olanı, “ Ermenileri kimin temsil ettiği

konusunda olanıvdı. Soru şöyleydi:

— “ Siz diyalog istiyorsunuz. Bir an için var sayalım ki Türk hükümeti, Ermenilerle diyalog kurmayı düşünüyor, o zaman muhatabı kim olacaktır? Bugün Ermenileri kim temsil ediyor?

Karnusyan şöyle dedi: — “ Ermenilerin tarihî temsil­ cilikleri Erivan’dadır. Türk ga­ zetecilerinden şunu duyurmala­ rını istiyorum ki, eğer Türk Dışişleri Bakanı Türkmen birgün diyalog kurmak isterse Ermenis­ tan Sovyet Cumhuriyeti’ nin Dışişlerinden sorumlu bakanı G uira G o sy a n ’ la g ö rü şe b ilir. Yalnız bu söylediğimin komünist yayılmacılığını benimsediğim anlamına alınacak bir yanı yok­ tur. Bunu belirtiyorum çünkü ne zaman Sovyet Ermenistan’ından söz etsem yanlış anlamlar çıkarı­ lıyor. Oysa bizim davamız ulusal bir davadır. Komünistlikle ilgisi y o k tu r . A n ca k S ov y etler Birliği'ni dünya için bir düşman, bir tehlike olarak gösterilmesi bir Amerikan iddiasıdır. Bu iddiaya da katılmıyorum.”

Bu yamtın bazı üyelerce be­ nimsendiği, bazı üyelerce ise so­ ğuk karşılandığı, şiddetle alkış­ layanların yanında yerlerinde kı­ m ıldam adan duran üyelerin varlığından belliydi. (Nitekim bu yanıt daha sonra belirteceğimiz gibi kongreye katılanlann basın toplantısından sonra yaptıkları iç tartışmalar sonunda değiştiri­ lecek idi).

Karnusyan'm “ diyaloga mu­ hatap” Ermeni temsilcisi olarak S o v y e t Ermenistanı'nı g ö s ­ termesinin hemen arkasından A n toin n e Gissesr adındaki İsviçreli bir gazeteci şu sorulan sordu:

— "1 . Türkiye'deki Ermeni topraklarını kurtarmak isterken Sovyetler Birliği'ndeki Ermeni- lerin hürriyetini de kurtarmayı düşünüyor musunuz?

2. Ermeni mukavemetçilerine karşı yapılan baskılara karşı Kremlin nezdinde bir girişimde bulunmayı düşünmüyor musu-

mız? _

3. Sovyetler Birliği’nin dünya için bir tehlike olup olmaması

Karnusyan isviçreli gazete­ cinin sorusuna doğrudan cevap vermeyip, bu konunun kongre­ nin görüştüğü konular arasında bulunmadığını söylemekle yetin- ' di. Bunun arkasından:

“ Peki İran'daki Ermenilerin durumuyla niçin meşgul olm u­ yorsunuz?” sorusunu soran bir başka gazeteciye karşı da,

— “ Ermenistan’ın İran top- . Taklarındaki arazisinin İran ta­ rafından ilhak edilişi bundan 600 yıl öncedir. Kongrede bu konuyu da g örü şm ed ik . T ü rk iy e ’ nin ‘ Ermenistan topraklan’nı işgal etmesi ise 60 yıl öncedir" dedi.

K a ç kişi k a tıld ı

Bir başka soru da kongreye kaç kişinin katıldığı hakkın­ daydı. Bu soruya Karnusyan “ 200 kişinin kongreye gelecekleri­ ni bild ird ik lerin i, ancak Amerika’dan gelecek 50 kadar Ermeni'nin gelemediğini, Orly o- layı ve benzeri gelişmelerin b a z ı, üyelerin kongreye katılmasına mani olduğunu, ayrıca Orta­ doğu'daki durum dolayısıyla t- ran ve Arap ülkelerindeki Erme­ nilerin de gelemediklerini, sonuç olarak 70 kişiyle toplanldığmı" söyledi.

T e rö r

Ermeni kongresinin terör o- laylarnı tasvip edip etmediğini soran gazetecilere Karnusyan “ Elbette genel olarak tasvip etmiyoruz” yanıtını verdi.

Bir isviçreli gazeteci,

— “ Daha önceki konuşmalarda ‘Tasvip edilen terör hareketleri, tasvip edilmeyen terör hare­ ketleri diye ayırımlar yapıldığı­ nı” hatırlatarak, bunlara örnek­ ler vermesini istedi. Karnusyan bu sorunun cevabını da daha ön­ ce sık sık tekrar ettiği genel for­ müllerle geçiştirdi.

Oysa basın toplantısından he­ men önce kongre üyelerine hita­ ben “ Ermeni savaşının analizi ve bilançosu” konulu bir konuşma yapan “ Europe-I’ radyosu men­ subu Ermeni asıllı Fransız gaze­ tecisi Charles Villeneuva, Erme-' ni davasının kamuoyuna duyu-' rulmasında 1975’den beri sürdü-1 rülen terör hareketlerinin büyük- faydası olduğunu söylemiş ve bu hareketlere girişen lerin b irer kahraman sayılması gerektiğine' işaret etmişti. Konuşmacı ayrıca Türkiye’de hava meydanı baskı­ nını yapıp birçok kişinin ölümü­ ne sebep olan ve sonradan idam edilen Ekmekçiyan’la olaydan bir ay önce Beyrut’ta tanıştığım kendisinin “ Ne yaptığını bilen, azimli” bir genç olduğunu Türki­ ye’de yaptığı bildirilen itiraflara inanılmaması gerektiğini söyle­ mişti.

Villeneuv’un eleştirdiği şey, terör hareketlerinin devamlı ve hedef gözetmeksizin yapılmasıy» dı. Böylelikle “ faydalı terör"r “ zararlı terör” gibi bir ayırım kongre önünde yapılmış ve bu başka ülkeler gazetecileri ta­ ralından izlenmişti.

F o r m ü lü n

d ü z e ltilm e s i

Karnusyan’m basın toplantısı sırasında Ermenilerin temsilcisi olarak Sovyet Ermenistanı’nı g österm esin in k on grede y a ­ rattığı ikilik, basın toplantısının bitişinden hemen sonra bir başka olayla da kendini gösterdi.

Gazeteciler toplantı salonunun dışındaki koridorda kongreye katılan Ermenilerle konuşurlar­ ken, bu arada Türk gazetecileri ithamkâr sorular altında bırakı­ lırken, toplantının bitişinden 10 dakika sonra koridora bir haber gönderildi. "Basın toplantısın­ daki bir açıklamanın düzeltilmesi yapılacak” denildi.

Gazeteciler yeniden içeriye çağrıldı ve Karnusyan’m bahis konusu sözleri şu şekilde “ dü­ zeltildi” :

— “ D iyalog meselesi iki ülke arasındaki (Türkiye ve Sovyetler Birliği) bir meseledir, bizim so­ runumuz kendi örgütümüzü kur­ mak sorunudur.”

Böylece Kamusyan ı alkışla- mayıp Sovyetler Birliği’ndeki durumu eleştiren İsviçreli gaze­ teciyi alkışlayanlarla, Karnus- yan’m görüşünde olanlar arasın­ da bir “ uzlaşma formülü” ne va­ rılmış oldu.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Arnold ve ekibi floresan tüylerin etkisini s›namak için örnek bir gruptaki muhabbet kufllar›n›n hem erkek, hem de diflilerinin parlak sar› renkteki tepe tüylerine

hileus'larla dolu şiirleri yüzünden Yunan casusu sanılarak tutuklanan Salih Zeki Ak­ tay sonunda aklanınca, onu gören Haşim, «Ulan casus bile değilmişin»

Bu çalışmada, mobil reklamcılık konusunda literatürde yer alan ça- lışmalar hakkında bilgi verilmiş, mobil reklamcılık ve araçlarından bah- sedilmiş, daha sonra da

Yaşamı boyunca bir karşılık bek­ lememiş ki, şimdi beklesinl Ama benim bir hafta boyu beklentim, öfkeye dönüşen beklentim Cevdet Hoca’nın hizmetlerine

İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Latince eski ve Yeni Grekçe, Arapça ve Farsçayı ana dili gibi konuşan Cevat Şakir Türkiye’nin ilk tercüme

Çalışmaya konu olan dokuz filmde incelenen şiddet sahneleri genel olarak ele alındığında; şiddet sahnelerine estetik kazandırmak için, devamlılık kurgusunun tercih edildiği,

Kendine has sinema dili ile özgünlük arayışı içerisinde olan Derviş Zaim’in senaryosunu yazıp yapımcılığına ortak olduğu ve yönetmenliğini üstlendiği tüm

Çalışma alanından tek bir lokaliteden (1001 m) ve Kızılağaç orman altı döküntüsünden tespit edilmiştir.. Orchesella balcanica ise sadece Bulgaristan ve