El yazması eserlerin hastalıkları tedavi
w *
Z a m a n , çe şitli b ö c e k le r v e ha va ko şu lları, kita p la rın baş d ü ş m an ı. ■ K itaptan kita b a a tla y a n m a n ta r ise m ily a rlık y a p ıtla rın ko rkulu "s a lg ın h a s ta lığ ı". B irb irin d e n d e ğ e rli k ita p la r, sinsi d ü ş m a n la rın a karşı b ir sü re so n ra d ire n e m e y ip p a rç a p a rç a olu yo r, ö lm e y e yüz tu tu y o rlar. K linikte y a ş a m a dö n d ü rü len kitap la rın te d a v is in d e en ö n e m li u n sur ise " s e v g i".ediliyor
K ita p klin iğ i
►Süleymaniye Kütüphanesi'nde kurulu
"Kitap Hastalıkları ile Mücadele Servisi"-
nde yüzyıllar öncesinden bugünlere
gelen el yazması kitaplar sağlıklarına ka
vuşturuluyor
E rc ü m e n t İS L E Y E N
ÜLEYMANİYE Kütüphanesi’nde kurulu
“Kitap Hastalıkları ile Mücadele (Patoloji)
Servisi”nde, yüzyıllar öncesinden bugünlere gelen, değerleri milyarları aşan el yazması kitaplar te-
Devamı 19. sayfada
TİTİZ ÇALIŞMA
Kitap hastanesinde görevli uzm anların çoğu kadın. Birçok kentten de nadide eserlerin gönderildiği hastanede titizlikle çalışan bayan uzm anlar, kitapları kurtarınca büyük bir mutluluk yaşıyorlar.3
' *9
•9
/ (Fotoğraf: C em YO R U LM A Z)Kitap kliniği
Baştarafı 3. sayfada
davi ediliyor. Türkiye'nin çeşitli kentlerinde ki hasta kitapların da gönderildiği “kitap hastanesinde” , acil tedavi gerektirmeyen ya pıtlar muayene masasına yatmak için 5-6 yıl sıra bekliyor.
Süleymaniye Kütüphanesinin tarihle içi- çe ortamında modern cihazlarla yürütülen kitap tedavisini, servis sorumlusu kimya mü hendisi Saadet . Gazi, servis görevlileri ve
Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları doktora öğrencileri sürdürüyor. Pa toloji Servisi'ne gönderilen kitaplar, tezhip ler, minyatürler önce muayene edilip hasta lıklarına teşhis konuluyor.
Saadet Gazi, kitap hastalıklarını biyolo jik, kimyasal ve tabi afetler olarak üçe ayır dıklarını söyleyip, teşhisten sonra başlayan tedavinin bazen yıllarca sürdüğünü anlatı yor.
Kitapların başlıca düşmanını rutubet, ısı, mantarlar ve böcekler oluşturuyor. Kağıdın yapısı, mürekkebin boyası, yazıların altın çerçeveleri zamanla kimyasal değişime uğra yıp kitapları yakıyor, parçalıyor. Kitap kurdu adıyla da bilmen un böceği, bulduğu kitapları adeta dantel örercesine oyup delik deşik ediyor. Nemli ortamda duran kitaplar da zaman içinde kırılıp parçalanıyor.
Süleymaniye Kütüphanesi’nin kitap has tanesinde, kimyasal hastalığı olan kitapların asitli ortamı reaksiyona sokulup nötr hale ge tiriliyor. En çok el oyalayan hastalığa yakala nanlarsa kitap kurtlarının yiyip bitirdiği eşsiz
yapıtlar. Böceklerin delik deşik ettiği kitap lar, hastanede göz nuru dökülerek sayfaları tek tek elden geçirilip tüm delikler özenle ya manıyor.
Servis sorumlusu kimya mühendisi Saa det Gazi, en önemli sorunlarının kadro yeter sizliği olduğunu belirterek şöyle diyor:
“ Bir kitabı dört yüda onardığımız oluyor. Elimdeki kitabı üç yıldır tedavi ediyorum. Ki tabın mürekkebine, kağıdına en küçük bir zarar vermeden sağlığına kavuşturmak için çok titiz bir çalışma gerekiyor. Bunun için de sevgi lazım. Başka türlü olmaz. Bize gelen ki tapları sıraya koyuyoruz. 1985 yılından beri bekleyen kitaplar bile var. Türkiye’nin her ya nındaki kütüphanelerden kitap gönderiliyor. Yılda en çok 50 kitabı tedavi edebiliyoruz.”
Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Mu ammer Ülker de hasta kitapların daha öncele ri mücellitlerin geliştirdiği yöntemlerle tedavi edilmeye çalışıldığını anlatarak, “Kütüphane mizde el yazması 100 bini aşkın eser var. Bunlardan herhangi birini incelemek için izin alan kişi ancak üç görevlimizin gözetiminde yazmayı okuyabilir. Böylesine değerli parçala rın zaman içinde eriyip gitmesine göz yumama yız. Mantarlar bulaşıcı olduğu için kitaptan kitaba atbyor. Yani salgın hastalıklar da söz- konusu. Koruma yeterii olmayınca hastalık başgösteriyor. Burada suya düşüp kuruduktan sonra sayfalan yapışıp taş haline gelmiş kitap tan, paramparça olmuş minyatürlere kadar her eseri tedavi edebiliyoruz. Ancak bu iş iğ neyle kuyu kazma işi, sabır işi” diyor.