• Sonuç bulunamadı

İlim ve kültür adamlarımız:Reşit Saffet Atabinen

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İlim ve kültür adamlarımız:Reşit Saffet Atabinen"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

HÜR TÜRKİYE

SAYFA: 23

ARALIK 1954

ilim ve

Yazan:

Münir Sl'ıleyman (lapaııoğlu

B

İZDE Uim adamı yetişme

miş, ve yetişemez diye bir iddia vardır. Bu söz, ötedenberi münevverin de, bilgile ri orta çapta olanların da ağızla nnda bir sakız olmuştur. Bu lâ ­ fı, onlarla beraber İrâbda yeri ol mıyanlar da habire çiğner durur lar.

Bu İddia doğru mudur? Bizde ilimde İhtisas yapmış insanlar yetişmemiş midir? Hemen cevap vereyim: İddia doğru değildir. Bizde ilim adamı yetişmiştir.

İlimdeki ihtisas, zamanımızda büyük dikkat sahasında teferruat sayılacak bir nokta etrafında il­ giyi seferber etmiştir, deneblle cek bir hal almıştır.

İlim, hayatı teferruat halinde görüyor ve bu teferruattan bir tanesi üstünde zekâsını, tetkik, tahlil, ve terkip kudretini sarsı­ yor. Söz geliml, çiçeklerden bir çiçek, meçhul bir balığın kuyru­ ğu, bir hayvanın kılları, bir haşo renin gözü üzerinde yapılacak ke şif onun zaferini sağlar. Modern ilim, kendini tahdid eden teferrıı at içinde hedefine ulaşıri İlim adamının fou tahlili faaliyetten bir takım neticeler çıkarabilmesi tabiîdir. Çünkü o, herşeyden önce kanun keşfetmek, tecrübe yap­ mak, tezini müdafaa etmek, orta ya atacağı hakikatleri, tarihin meçhul kalmış noktalarını aydın, latmak İçin Jütün teferruatı kont rol etmek, tahlil ve terkip süzge çinden geçirmek zorundadiT.

İlim, realiteler arasındaki mii nasebetleri arayan insandır. O- nun kendi -kendisini sınırlandır­ ması ihtisasının çetin, tel örgülü sahası içinde kalması zaruridir. Ve ilim adamı- araştırmalarını, İn celemelerinl destekiiyen tahlil ve terkibin tel örgüleri içinde kaldık ça muzafferdir.

Müsbet tefekküre, objektif ha kikatlere dayanarak, kıymet hü kümleriyle yaşıyan bir varlık vii cilde getirmek vazifesini üstüne alan ilim, kimyanın, fizikin, sos­ yal bir meselenin ve hattâ tarihin gerçeğini söyletmek, gerçek tahli linl yapmak mecburiyetindedir.

Bu tarzda ve böylece objektif gerçekleri gözönünde tutmıyan, müsbet ilim ufuklarına koşmıyan, müsbet görüşe dayanmıyan bir felsefeye sahip oimıyan ve bütün

Kültür

Adamlarımız

bunları İdeal olarak ele alıp ça lışmayan âlim değildir.

İlmin ve âlimin tarifini şöyle kısaca yaptıktan sonra biz de bu çerçeve içinde yetişmiş, bu tarife göre ilim sahasında çalışmış bil yüklerimiz yetişip yetişmediğini tetkik edebiliriz.

Pek eskiler üzerinde durınıya- cağım; bu yazının kadrosu buna müsait değildir. Fârabîler, tbnl Slnalar, Erzurumlu İbrahim Halt -kılar ve benzerleri bu kategorinin başında gelen âllmlerimlzdendir. Mütevazı ve çalışkan profesörü müz Hilmi Ziyanın (Türk Tefek, kür tarihi) isimli iki ciltlik gti

mış, yüzlerce konferans vermiş­ tir.

Beşit Saffet Atabinen kitapla­ rının bir kısmını Fransızca ola­ rak ypzmış ve yayınlamıştır. Bun lar da kitabın muharriri (K ara, şemsl’dir. Fakat bu, değerli ilim adamımızın takma adı değildir. Onun bir eserini Fransızcadan dİ llmize çeviren Yusuf Osman Bü külmezin dediği gibi:

“ Bu makale ve eserlerde (Kara şemsi) imzasını koyan üstadın miistear bir nam altında saklan­ mak istediği zannedilmesin. (Ka- raşemsi) sekiz yüz senelik şecere li Türk aslından olan Reşit Saffe

Reşit Saffet Atabinen

zel ve enteresan eseri, büyült. 1- lim adamlarımızı bize tanıtan o. rljinal bir etüddür.

Hoca Tahsin Efendiler, Sulllı Zekiler, Vidinll Tevflk Paşalar, Emrııllah Efendiler gibi yine bu kategoryel giren büyük ilim a- damlanmız hakkında da, tistad Hilmi Ziyanın etüdlerini bekilyo ruz.

Bu noktayı böylece İşaret ettik ten sonra, son devrin yetiştirdiği büyük bir ilim adamımızdan balı sedeceğim. Bu münevver adamın İsmi şudur: Reşit Saffet Atabl- •nen.

Münevver, sübjektif bir hak te lâkkislni, objektif hakikat telâk kişi yapmayı kendisine misyon addeden adamdır.

İşte Reşit Saffet bu münevver terdendir. Bundan başka, üstün lükleri de vardır. Hâdiselerin için de, devlet idare edenlerin yanmdu bulunmuş, siyasetleri içinden ta kip edebilmek fırsatım elde et­ miş nadir simalardandır. Bu ba tamdan yüksek ve mütenevvi bilgisi ve uzak görüş sahibi oldu ğundan yalnız ilim sahasında, ya zıcılık alanında değil siyaset ve fikriyat İle alâkalı her zeminde memleketine faydalı hizmetlerde bulunmuştur.

Yazılarının hepsi otantiktir; ki tapiarı vesikaya dayanır. Hep sinde hakikate sadakat göster­ miştir. Derin bir ilim kaygusu her satırında göze çarpar. Reşit Saffet, yalnız Türkiyenln değil bü tün ilim dünyasının malı olmuş­ tur. Uzun seyahatlerinde hudutla nmız dışında binlerce yazı yaz_

tin ecdadının adıdır.”

Memleketimizde, ilk defa Fran sızca makale yazan fikir ve kül tür adamı olarak (Celâl Nuri) ile (Ahm et Ağaoğlu)nu gösterir­ ler. 1924 Meşrutiyet İnkılâbından sonra Beyoğlunda Fransızca (Jon Türk) adında günlük bir gazete çıkardı. (Celâl Nuri) merhumla (Ahm et Ağaoğlu) rahmetli bu gazeteye Fransızca başmakale ya zarlardı. Fakat, bu o demek de ğildir ki, Türkiyede ilk defa Fran sızca makale yazan bu iki Türk münevveridir. Bunlardan daha ev vel, memleketimizde Fransızca makale yazan ilk Türk muharriri Reşit Safvettlr. Hafızamda ya­ nılmıyorsam, 1906 tarihinde ve

(Levant Herald’ gazetesinde çık mış tır.

Aşağıya, üstad (Halld Ziya U- şaklıgil)in Reşit Safvet hakkında yazdığı bir fıkrayı naklediyo­ rum. Onun isabetli ve selâhiyetli bir görüşe dayanan yazısından sonra, ben artık büyük ilim ada mimiz Reşit Safvet hakkımla ne yazabilirdim ?

“ Birkaç hafta evvel Reşid Saf vet Atablnenln Üniversitede La. martlne’in doğumunun yüz ellinci senei devriyesl münasebetiyle bir müsahabe yapılacağına dair mat buatta malûmat verilmişti. K ü ­ çük yaşındanberi İrfan zemininde nasıl daima İleri giden metin a- dımlarla yürüdüğüne yakından vâkıf olduğum müsahabe sahibi­ nin pek cazib ve dolgun fikirlerle zengin olacağında şüphe bulunun yan bu hitabesini dinlemek pek zevk alınacak ve istifade edile.

(2)

SAYFA: 24

HÜR TÜRKİYE

ARALIK 1954

Bu sene moda olan bijulardan bir örnek

♦(•♦•-triHt#*®->'«-K®*©+*+*-*t® * * + * * a r it« * » * < M t* * * - * t* * * + * * * + * - ^

i

BURSA ŞEFTALİ KOMPOSTOSU

i

L. ANTEL

t

f ŞEFTALİ, KAYISI, VİŞNE,

ARMUT ve SEBZE J

f

KONSERVELERİMİZ NEFİSTİR, LEZİZDİR.

J

Reçeller, gül, şeftali, kayısı, erik ayrıca vişne

i

MARKAMIZA DİKKAT EDİNİZ.

f

i

H A M İT L E R K Ö Y Ü — B U R S A $ * • * • * * * • * • * • * • * • * • * • -t® *® *® *® *® *® *® *® *® *® * • * • * • * • *

cak bir zaman geçirmek demek olacaktı, eğer beni tesiri altında bulunduran yaş ve sıhhat mania lan bunun önüne sed çekmemiş olsaydı.

Reşid Safveti küçük yaşındanbe rl takip ettiğimden bahsediyor­ dum: O henüz şu kadarcık bir çocuk iken, galiba on sekiz yaş lannda, daima koltuğunun altın­ da yığın yığın kitaplarla götürü­ lürdü. Yaşiyle hiç mütenasip olma dığı halde, edebiyata, hele şiir ve hikâye zeminlerine pek a® ilti tat ederek bütün gecelerini ve gündüzlerin boş saatlerini tarihe, siyasete, iktisadiyat ve içtimalya ta dair ciddî eserlere hasreder; her okuduğunda tesadüf olunan dikkate değer parçaları bu İşe mahsus defterlerine geçirir. Bü­ tün gözlerine ilişen az çok mü­ him fikirleri okunan kitapların kenarına mânası ancak kendisin­ ce malûm İşaretlerle donatır, ve böyle senelerce süren bir mütalâa ve tetebbü semeresi olarak giin den giine adedi artan şerh ve ha şiye defterlerinden, lüzum takdi rinde eline yapışacak, dolablar do lusu bir sermaye vücııde getirir dİ.

Gene bu sıralarda, henüz tah­ sil zamanından uzaklanmıyan fa kat kendi kentlisine bir tekâmül medresesi vücude getirilmiş olan bir çağda, hiç havaiyat ile işti­ gal derekesine inmez. Meselâ ev rakı havadisten yalnız Temps elin de bulunur. Mecmualardan ancak

t .a. Revue des deux mondes ile Mercure de France iltifatına mazhar olurdu, hattâ bir aralık bu son mecmuada yazıları inti­

şar eder oldu, mecmuanın Türk edebiyatı muhabiri tayin olundu. Bu yazılar henüz bir çocuk olan muharririnin kaleminden öyle kıı sursuz, pürüssüz bir lisan ve üs lûb He çıkıyordu ki bir yabancı dile o yaşta bir gencin bn derece kuvvetle tasarruf edebileceğine İh timal verilemezdi.

işte bugün İrfan hayatının en ergin bir devresinde bulunan Re şid Safvet o zamanın bu suretle çalışmağa başlamış çocuğudur.

Artık bu adamın, tarihte en büyük bir mevkii olan Lamartine den bahsetmek için ne kadar mü cehhez olduğunda tereddüt edile mezdi; ve hiç şüphe yok, onun

musahabesini dlnllyememlş ol­ mak bir ziyan teşkil ederdi. Bu ziyanı telâfi çarelerini, velev kıs men olsun, buna dair matbuatta intişar eden tafsilâtta ve daha sonra Fransızca l a Republike’de münderlç hulâsalar muhteviyatın­

da buldum- Buna İlâveten ara sı ra beni İnziva köşemde ziyarete gelen Üniversite müdavimlerin den birkaçının fikirlerini dinlemek le de İntihalarıma geniş bir mülâ haza ufku daha açılmış oldu ki bunıı en sonra kaydedeceğim.”

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Aşı yapılmadan önce bireyin aşıya etkin yanıt verip vermeyeceğinin bilinmesi, hem gereksiz yere aşı yapılmaması hem de aşıya yanıt vermeyecek bireylerin farklı

Bu kitaptaki “Gülizar” adlı öyküyü, Kırık Bebek adı ile senaryolaştırdı ve bu sinema filmi 1986 yılının Kültür Bakanlığı Ödülü’nü kazandı..

EŞİ EN B U YU K DESTEĞİ ' &gt; , } Barış Manço, sanattaki başarısının yanısıra birbiri ardına hazırladığı televiz­ yon programlarında, gücünü eşinin

Anterior- posterior göğüs grafisinde, asimetrik torasik malformasyon, torakal vertebralarda segmentasyon ve formasyon defekti ve kostalarda füzyon, genişleme ve

91 Bu yönüyle vesika, gerek hukuk felsefesi gerekse devlet felsefesi açısından toplumun en büyük organizasyonu olan devleti belirginleştirmekte, onun fonksiyonlarını ahlak

Yapılan antibiyotik duyarlılık testinde kolistine karşı diren- ce rastlanmamış olup diğer antibiyotiklere karşı tespit edi- len ortalama beş yılın direnç oranı şu

Postoperatif infeksiyon s›kl›¤›n› azaltmak için sadece profilaktik antibiyotik kullan›m› yeterli olmaz.. Uygulanan cerrahi teknik, ameliyathane ortam› ve hasta ile

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Nüfus Defterleri Fonu’nda yer alan Bozok Sancağı’na tabi Akdağ Kazası’na ait 2058 numaralı nüfus defterine göre,