K E N K I J F O T O G E Ali*
i , .,*■
-W fl^ ıpştaaa yeni g etirttiğ im i« (T e k n ik » K o lo r) b o yalarla Aer boy ve her cins rasim ier ( i, H . Ö .) «istem iyle tab ii renk lerine so ku lm aktad ır. B o ya lar; zam anla, su ile ve hatta, ka zım akla bile çıkm am aktadır.
Boy 1 4X6 ı . 6X0 1 0X12 | 13X18 j 18X24 K u ru ş ! 13 1 30 1 60 1 120 j 250 Taşra fotoğrafları taahhütlü mektup bedeli dahil posta pulu olarak yollanmalıdır. Bir tecrübe ediniz,
FOTO TAN — SİRKECİ
/ o f < * * * v n
/ m
anıtı
A d r e s ; C a ğ a lo ğ lu , T ü r b e d a r S o . N o . 1 8 İS T A N B U L , T e le fo n :2 2 4 7 7 © C U M A R T E S İ İ O K A S I M 1 9 4 5
Sene; 36 — Sayı; 4454 — 791 Her yerde fiyah (10) kuruşfuı
Büyük Atatürk’ün ölüm yıldönümü
Atatürkîin jnatem i
i iatürküu vefatının yedinci yıl
dönümü bugüne tesadüf edi
yor. Türk milleti için bu hiç ka-
panmıyan bîr yara gibi, her se-
ne derin bir hüzün ve teessürle
karşılanacak elim bir hatıradır.
Vücude getirdiği eser seneler geç
tikçe inkişaf ederek köklerini
memleketin ruhunda daha derin
lere daldırdıkça Atatürkîin yaptı
ğı hizmetin kıymeti de bir kat
daha büyüyor.
Türkiye L’umhunyeu, ikinci
Cihan Harbi gibi dünyanın mis
lini görmediği askerî, siyasî hat
tâ sosyal bir buhranın bütün sar
sıntılarından ve tehlikelerinden
selâmetle çıktı. Atatürkîin Cum
huriyeti emanet ettiği eller onun
kuruluşundaki azamet ve kudret
le mütenasip bir olgunlukla vata
nın mukadderatım idare ettiler,
Vefat eden Atatürkîin hatırası
mîlletin vicdanına o kadar esaslı
surette sinmiştir M onu daimî
se-V
-kilde içimizde bulmak daima ye'
ni enerjiler, ümitler ve hamleleı
için tükenmez bir kaynak teşkil
ediyor.
Bugün işte tam Doyle bir
kaynaşma ve ilerleme hareketi i-
çinde bulunuyoruz. Çünkü Ata
türk bize büyük bir ideal göster
miş ve bu ideale doğru yürüme
yi, temeli atılan binayı daima da
ha yukarılara ve iyilere doğru
yükseltmeyi
gelecek
nesillerin
karşısına bir vazife olarak bırak
mıştır. Atatürkün eseri ihmal ve
lâkaydlık götürmez. Onu kuru
luşundaki ruh dairesi ade, daimî
bir dikkat, muhabbet ve fedakâr
lık ile işlemek, tamamlamak ve
hakikat sahasına çıkarmak icap
eder.
Cihan lmrhi bu gelişme hare
ketini altı yedi senelik bir dur
gunluğa uğrattı. Fakat lıarb he
nüz bitmiş addedilemiyeceği ve u-
fuklar henüz karanlık ihtimaller
den temizlenmediği bir
devrede
bile Cumhuriyeti daha ilerlemiş
bir merhaleye götürmek vazifesi
bütün kalblerde kendisini hisset
tirmiştir. Bu ilerleme noktasına
muvaffakiyetle erişeceğimize tam
bir îman besliyoruz.
Türk milleti etrafındaki ci
hanın ilim, teknik ve medeniyet
yolundaki ilerlemelerine
yaban
cı ve adetâ düşman bir halde ken
di kendisine yaşadığı müddetçe,
bu inziva onun için bir inhitat se
bebi teşkil etti. Siyasi felâketler
birbiri ardınca vatanın üzerine
çöktü. Bu korkunç ve öldürücü
yalnızlık ve karanlık felâketinden
kurtulmak için çare düşünen İs
lahatçılar arasında en kudretlisi
ve en talihlisi Atatürk çıktı. Da
ha doğrusu, onda zekâ, kabiliyet
ve azmü irade talihin yerini tut
tu ve memleketi kurtardı
AtatürK garoe doğru gitme
nin ve garb kültürü ile Türk ka
biliyetini, teçhiz ederek medenî
milletler camiası içinde Tiirke
de hakkı olan mevkü kazanmanın
bahtiyar müdafii sıfatile cihan
büyükleri arasında yer alınıştır.
Onun tuttuğu yol Türk milleti i-
çin biricik kurtuluş yolu idi. Ya
nılmadığımızı görmek bize bun
dan sonraki gayretlerimizde en
hayat verici bir mum kaynağı ol
maktadır.
Tesadüf ettiğimiz düşman
lıklar ve zorluklar bizi yıldırmı
yor; bilâkis, daha fazla metin ve
birleşmiş olmak
için bir sebep
teş di ediyor. Atatürkün hatırası
ir*
Gençliğe hitabesi
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen Türk istiklâ
lini, Türk Cumhuriyetini ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir,
Mevcudiyetinin ve istikbali
nin yegâne temeli budur. Bu te
mel, senin en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hâzineden
mahrum etmek
istiyeeek dahili
ve haricî bedhalılarm olacaktır
Bir gıin istiklâl ve Cumhuriyeti
müdafaa mecburiyetine düşersen,
vazifeye atılmak için, içinde bulu
nacağın vaziyetin imkân ve şera
itini düşünmiyeceksin! Bu imkân
ve şerait, çok namüsait bir ma
hiyette tezahür edebilir.
istiklâl
ve
Cumhuriyetine
kastedecek düşmanlar, bütün dün
yada emsali görülmemiş bir gali
biyetin mümessili olabilirler. Ceb
ren ve hile ile aziz vatanın bütüu
kaleleri zaptedümiş, bütün tersa
nelerine girilmiş, bütün orduları
dağıtılmış ve memleketin her kö
şesi bilfiil işgal edilmiş olabilir,
Bütün bu şeraitten daha elim ve
daha vahim olmak üzere, memle
ketin dahilinde, iktidara sahip o-
lanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ
hıyanet içinde bulunabilirler, hat
tâ bu iktidar sahipleri şahsî men
faatlerini, müstevlilerin siyasî e-
melleriyle tevhit edebilirler. Mil
let fakr ve zaruret içinde harap
ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı!
Bu aV.val ve şerait içinde da
hi vazifen, Türk istiklâl ve Cum
huriyetini kurtarmaktır.
Unutma ki, muhtaç olduğun
*nıdret, damarlarındaki asil kan*
da mevcuttur.
Millî
Şefin
B
Ebedî Şef Atatürk’ün ölümü do lay,sile Millî Şef ismet İnönü’nün İH 21, 11. 938 de Büyük Türk mîlleti
ne beyannamesi:
Ankara’: 21.11. 1938 Büyük Türk milletine;
Bütün ömrünü hizmetine vak fettiği sevgili milletinin ihtiram kolları üstünde ulu Atatürk’ün fâ ni vücudu istirahat yerine tevdi e- d ilmiş tir. Hakikatte yattığı yer, Türk milletinin onun için aşk ve ifti haria dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür.
Atatürk, tarihte uğradığımız, en zalim ve haksız it t i İranı günün de meydana atılnuş, Türk milleti nin maşımı ve İraklı olduğunu iddia ve ilân etmiştir. İlk önce ehemmi yeti kavranmamış olan gür sesi, as la yıpmnmryan bir kuvvetle niha yet bütün cihanın şuuruna nüfuz et miştir.
Eıı büyük zaferleri kazandık tan sonra da Atatürk ömrünü, yal nız Türk milletinin haltlarım, insa niyete ezelî hizmetlerini ve tarihe hakkettiği meziyetlerini isnat etmek
le geçirmiştir. Mületimiziıı büyük lüğüne, kudretine, faziletine, mede niyet istidadına ve mükellef olduğu
insaniyet vazifelerine sarsılmaz iti kadı vardı. “ Ne mutlu Türküm di yene1’’ dediği zaman, kemli engin ruhunun, hiç sönmiyen aşkım en ıııâaalı bir surette hulâsa etmiştir.
Fena zihniyet ve idare ile geri bırakılmış Türk Cemiyetini, en kı sa yoldan insanlığın en mütekâmil ve er. temiz zUıniyetleriyie müceh hez. modern bir devlet haline getir mek onun başlıca kaygusıı olmuş tur. Teşkilâtı Esasiyemizde ve bu gün hizmet başında, irfan muhitin de vc geniş halk içinde bulunan bü tün vatandaşların vicdanlarında yer leşmiş olan Lâik, Milliyetçi, Halkçı, İnkılâpçı, Devletçi Cumhuriyet, bize bütün evsafiyle Atatürk’ün en kıy metli emanetidir.
Ufulündenberi Atatürk’ün aziz adı ve iıâtıraşı, bütün haikmuzm eıı candan duyguîariyle sarılmıştır. Memleketimizin her köşesinde ve bütün milletçe kendisine gösterdi ğimiz samimî bağlılık, devlet ve milletimiz için kudret ve ve fanın beliğ misalidir. Türk milletinin aziz Atatürk’e gösterdiği sevgi ve say gı, onun niçin Atatürk gibi bir ev lât yetiştirebilir bir kaynak oldu ğunu bütün dünyaya göstermiştir.
Atatürk'e tâzim vazifemizi ifa ettiğimiz bu anda, halkanıza, kal bimfien gelen şükran duygularını ifade etmeyi ödenmesi lâzım bir borç saydmı.
Milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayata Atatürk’ ün en kıy metli ideali idi. Bütün dünyada ölü münün gördüğü ihtiramı, insanlığın âtisi için ümit verici bir müjde ola rak selâmlanın. Bu sözlerim, yazı- lariyle ve toprağımızda şövalye as kerleri ve mümtaz şahsiyetlerile ya sımıza iştirak eden büyük millet lere, Türk milleti adına şükranları nım ifadesidir.
Devletimizin banisi ve milleti mizin fedakâr, sadık hadimi,
İnsanlık idealinin âşık ve mian- taz siması.
Eşsiz kalıraman Atatürk! Vatan sana minnettardır. Bütün ömrünü hizmetine verdi ğin Türk milleti ile beraber senin huzurunda tâzim ile eğiliyoruz. Bü- tü ı hayatında bize ruhundaki ateş ten canlılık verdin. Emin ol, aziz hâtıran sönaaez meşale olarak ruh larımızı daima ateşli ve uyanık tu tacaktır.
REİSİCUMHUR
is m e t İn ö n ü
jjıtifalleı yapılacak
Atanın ölüm yıldönümü
mü-nasebetile radyo bugün müzik
neşriyatı
ya
vatanın selâmeti mefhumile o ka
dar ayni şey haline gelmiştir ki
siyasî hayatımızın çetin safhala
rı bizde daima Atatürkün müca
delelerini canlandırır. Millî Müca
dele bu milletin tarihinde daima
bir ilham kaynağı olarak yaşıyor.
Atatürk en zor dakikalarda ümit
etti, uğraştı ve muvaffak oldu.
Türk milleti, ne kadar büyük o-
hırsa olsun, her zorluğa saldır
mak ve onu behemahal yenmek
imanını Milli Mücadeleden alacak
tır. O bize daimî bir örnektir. Bir
Türk çocuğu için Atatürk demek
zorluğu yenmek, düşmanı
yen
mek, fena talihi yenmek ve selâ
mete çıkmak demektir, Atatürk
mucizesini
Atatürkün eserinde
her günün işi haline getirmek:
işte bizim vazifemiz.
Hüseyin Cahid YALCIN
Atatürk Millî Mücadele senelerinde
(Bugün te oğujuuM»;
L Halkevlerinde ve Halkodalarında: A,' Ebedî Şef Atatürk’ün ölüm gün ve saatine tesadüf eden 10 Kasım 1945 Cumartesi günü raat 9.05 te bü tün Halkevlerinde ve Halkodalarında, Halkevi ve Odası olmıyan yerlerde Par ti merkezlerinde bir ihtifal toplantısı yapılacaktır.
B) Bu toplantıyı. Halkevi ve Halk odası olan yerlerde Halkevi, Halkoda- sı başkanları, olmıyan yerlerde o ka demenin Parti başkanları tanzim ve idare edeceklerdir. Halkevi ve Halko- dası olmıyan ve C. H. P. teşkilâtı bulun nııyan yerlerde bu toplantı, o mahallin münasip bir binasında yapılacak ve bu yerlerdeki toplantıları mahallin en bü yük hükümet âmiri tanzim ve idare edecektir.
C) Bu toplantı umum için olmakla beraber, bilhassa o şehir ve kasabada ki en büyük mülkiye memuru başta ol mak üzere, askerî makam âmirleriyle, devair başkanları, Parti, Halkevi ve Halkodası mensupları, resmî ve hususî teşekküllerin temsilcileri davet edile cektir.
Toplanılan yerin münasip ma halline Atatürk’ün bir büstü, yoksa bir fotoğrafı konacak ve bu köşe Türk ve Parti bayraklariyle ve çiçeklerle süs- lenecektir. Tam o saatte, vazifeli kılı nacak bir zat, Atatürk’ün o gün o sa atte öldüğünü kısa ve veciz bir ifade ile anlatarak, hazır bulunanları ayak ta beş dakika saygı susmasına dâvet edecektir.
E) Bundan sonra, bir hatip Ata türk’ün hayatı, memleket ve millet için yaptığı büyük hizmetler ve kahraman lıklar hakkında bir hitabede bulunacak ve bunu müteakip Millî Şef İsmet İn önü’nün Atatürk haklımdaki bu prog ramın sonunda yazılı beyannamesi o- kunarak toplantıya son verilecektir.
F) , Toplantı bu sureti« bittikten
sonra, varsa Atatürk’ün heykeli veya büstü olan meydana, yoksa Cumhuri yet meydanına topluca gidilerek bir çelenk konacak ve merasime son veri lecektir.
G) Bu merasimin köylere de teş miline imkân aranacaktır.
II Okullarda:
10 Kasım 1945 günü bütün okul larda saat 9.05 te öğrenci ve öğretmen ler okulun münasip bir salonunda top lanacak ve ayni şekilde beş dakika a- yakta saygı susması yapacak, mütea kiben bir öğretmen tarafından Ata türk’üm hayatı, memleket ve millet için yaptığı büyük hizmetleri ve kahraman lıkları hakkında kısa bir söylevde bu lunacak ve Millî Şef İsmet İnönü’nün bu programın sonunda yazılı beyanna mesi okunarak merasime son verilecek tir.
III Basında:
10 Kasım 1945 günü bütün Türk basım baş sayfalarım siyah çerçeve içine alacaklar ve Atatürk’ün hayat ve eserlerini canlandıran ölümünün mucip olduğu büyük teessürü ifade eden ve Kemalizm’in ilelebet yaşatılacağını te barüz ettiren yazılar yazacaklardır.
I\ Radyoda:
10 Kasım 1945 günü Türkiye rad yosu sabah yayımında ajans haberle rinden sonra (Aziz yurttaşlar: Bugün Ebedi Şef Atatürk’ün ölümünün yedin? ci yıldönümüdür: Türkiye radyosu şinv di, o gün bu büyüle acı dolayısilye Mil lî Şef İsıııct İnönü’nün büyük Türk milletine yaydığı beyannameyi okuya cak ve milletin bu büyült elemine ka tılarak tâzimen susacaktır.) diyecek ve beyannameyi okuyacaktır.
Öğle yayımında :
Yine yalnız ajans haberlerini söy- îiyecek ve ajahs haberlerini müteakip (Aziz yurttaşlar, bugün Ebedi Şef A- tatürk’tin ölümünün yedinci ysldöıvüımü-
SAYFA t 2
T A ra ' N
! O KASIM 1945
ingilizBaşbakpnının
mühim bir demeci
Londra, 9 (A.A.) — Birleşik
/imerikaya seyahatinden birkaç
saat evvel Londra Belediye Bal
kanının ziyafetinde söz alan Ingi
liz Başbakanı M. Attlee ezcümle
şöyle demiştir:
Balkan Truman’ı
ziyaretimin
başlıca sebebi, kendi sile ve
M.
Mackenzie King ile dünya işleri
hakkında, dehşetli atom kudreti
keşfinin ışığı altında
kararlara
varmaktır.
Birleşik Amerikaya bu
işleri
mütalea etmek için ve insanlığa
hizmet yolunda gayretler sarfet-
mek fikrile gidiyorum.
M. Attlee harp esnasındaki hiz
metlerinden dolayı M. Churehill-
den sitayişle bahsettikten sonra
Ingiltere ile lıarb senelerini
ve
son zaferi paylaşmış olan diğer
milletlerin askerlerine İngiliz mil
letinin minnetini izhar etmiştir.
Asla unutamayız ki, beş sene
lik koalisyon hükümeti zamanın
da memleketin şimdiye kadar kar
şılaşmış olduğu tehlikelerin
en
büyüğünü atlatmağa
muvaffak
olduk.
Dünyada kendi nefilerine bizi
misal alabilecek bir çok memle
ketler mevcut olduğunu zannedi
yorum.
Biz, bu memlekette söz hürri
yetine, vicdan
hürriyetine ve
parlâmento hürriyetine inanıyo
ruz. Fakat fikir ayrılıklarımızın,
hepimizin iyiliği yolunda işbirli-
ğimize mâni olmasına meydan
vermiyoruz.
Biz, büyük milletler gibi küçük
milletlerin de bir güvenlik zihni
yeti içinde yaşıyabileeeği bir dün
ya arıyoruz, öyle bir dünya arı
yoruz ki, orada kanun hükümran
olsun biz, bir içtima! adalet dün
yası arıyoruz.
Bunu nasıl elde edebiliriz? Bu
gün omuzlarımıza yüklendiğimiz
ehemmiyetli vazifeler işte bu nok
tada toplanmaktadır.
Bugünün dünyasına ne taraf
tan göz atsak, iki kötü şeyle kar
şılaşıyoruz: Korku ve şüphe.
Birleşik Amerika için M. Att
lee şöyle demiştir:
Başkan Truman’a son defa i-
radettiği nutku tasvip ettiğimizi
ve Amerikan siyasetini idare e-
den prensipler olarak ortaya koy
duğu on iki noktayı kayıtsız ve
şartsız kabul ettiğimizi teyid et
memi istediğinize eminim. Bilhas
sa Birleşik Amerikanın dünya iş
lerine faal şekilde iştirake de
vam edeceği hakkmdaki teminatı
memnuniyetle karşılıyoruz.
Attlee r ’aşingtonda
*
•
Uç büyükler arasında yeni bir
toplantıdan babsoSnnuyor
Atom bombası tecrübeden geçmiş vo kuvvetlenmiş olan
Birleşmiş Milletler teşkilâtına verilecek
Londra, 9 (A .A .) —
İngiliz
Başbakanı Attlee beraberinde a-
tom bombası üzerindeki
İngiliz
çalışmalarını idare
etmiş
olan
Sir John Anderson olduğu halde
bu akşam Vaşingtona varacak
tır. .
ATOM BOMBALARI
GÜVEN
LİK KONSEYİNE VERİLECEK
Londra, 9 (A.A.) — Daily Ex
press gazetesinin siyasî muhabiri
bu hafta sonunda başlıyacak olan
İngiliz Başbakanı Attlee ve Baş
kan Truman görüşmelerinin so
nunda 5 büyüklerin Ingiltere, A-
merika, Rusya, Fransa ve Çinin
muhtemel olarak yeni bir konfe
ransa davet edileceklerini beyan
etmiştir.
Her ne kadar iki devlet adamı
nın da değişmez bir
programı
yoksa da dünya teşkilâtına atom
bombasının bütün sırlarım tevdi
etmek kararının verileceği aşağı
yukarı katidir.
Böyle bir vaziyette beş büyük
lerin daimî âzası bulunduğu em
niyet konseyi bu sırlan ve hattâ
dünya teşkilâtının emrine verile
bilecek olan atom
bombalarım
muhafaza edecektir. Silâhlarm
bir mütearrıza karşı kulîanıîabil
meşine karar vermek
meselesi
beş büyükleri temsil eden kur
maylar komitesinin salâhiyeti da
hilinde olacaktır. Bundan anlaşıl
dığına göre, hiç olmazsa şimdilik
yalnız beş büyük devlet
sırları
paylaşacaklardır. Bu devletler mu
rshhaslarımn konferanslan bütün
faydalı tedbirleri almak yetkisin
de olacaktır.
Daily Express diyor ki:
Beş büyüklerin toplantısından
önce Attlee ile Truman’m Stalin
ile müzakere edecekleri muhak
kak gibidir ve bir çok iyi malû
mat alan diplomatlar bu buluş
manın yakın bir gelecekte olabi
leceğini tahmin ediyorlar. Başkan
Truman gibi Attlee’nin de atom
bombasımn sırlarım emanet et
mezden önce dünya teşkilâtının
kâğıt üzerinde teşkilât olmaktan
çıkması lüzumuna kani
olduğu
G Ü N Ü N F İ K R İ S İ :
Millî
sa
İstanbul şehrinde bilhassa
Boğaziçini siisliyen sarayların bu
millete pek pahalıya mal oldukla
rı, çilukü Abdülmecid ve Abtlül-
âziz devirlerinde eu ağır şartları
kabul ederek yapılmış istikrazlar
la elde edilen paralardan mühim
bir kısının bunları, ifrath süslere
ga kolmuş bir şekilde, vüeude ge
tirmeğe tahsis edildiği herkesin
malûmudur. İkinci Meşrutiyetin
İkinci Abdülkamidden tam
ola
rak devraldığı bu saraylardan
biri, yani Çırağa n, iâzımgclen ko
ruma tedbîrleri tamamen alın
maksızın Ayan ve Mebusan Mec
lislerine tahsis edildiği için bir
yangınla iskelet haline gelmiş bu
lunarak hâlâ bir iskeletini teşhir
ediyor. Kalenderle Jiâğıthanede-
ki köşkler bakımsızlıktan çöküp
yıkılmış bulunuyor, fakat Dolma-
jbahçe başta olmak üzere bunun
haricindekiler, (millî saraylar) a-
aı altında vüeude getirilen idare
nin dikkat ve ihiimamile muha
faza edilmektedirler. Ancak bun
ların cümlesi de millet için eski
devirlerde olduğu kadar esrarlı,
meçhuîiyetler dolu mahiyetlerini
niçin muhafaza ediyorlar? İç ve
dış turizm bakımından şehrin ca
zibe ve değerlerini arttırmak ü-
zere çare ve tedbirler aranırken,
uğruna milyonlar sarfedilroiş bu
lunan Dolmabahçe, Beylerbeyi,
Göksu sarayları gibi binaların
haftanın muayyen gün ve saat
lerinde halka açılmaları bu çare
ve tedbirlerin başında yer almalı
değil miydi? Kaldı İd, hususî şa
hıslar elinde bulunan ve yüksek
mimarî değerine yahut zengin
sanat koHeksiyonlarına sahip ko
nakların da, meselâ Roma ve Vi
yana gibi eski bir medeniyet tari
hine sahip şehirlerde halka hafta
da bir iki kere açılması âdettir.
Hattâ hükümdarlık rejimi al
tında bulunan memleketlerde bile
hükümdar saraylarının bazı mü
him kısımları halka
gösterilir.
Nitekim, birer ihtilâlle süpürüle-
cekîeri hatır ve hayallerinden he
nüz geçmediği seralarda, yani Bi
rinci Cihan Harbinin ilk yıllarında
Alman ve Avusturya imparator
larının Berlin, Potsdam, Viyana
ve Şönbrün saraylarım kalabalık
bir halk kütlesi içinde, nefis par
kelerin bozulmaması için muvak
katen serilmiş yol bezlerine basa
basa ve sert bakışlı muhafızların
önünden geçe geçe gezip gördü
ğümü pek güzel hatırlarını.
Millete intikal etmiş oian saray
larımızı da ayni ihtiyat ve takay
yüt tedbirleri alınmak şartile ve
en yakın zamanda haftanın muay
yen günleri halka açıp göstermek,
tekrar edelim ki gelirimizin kıy
met ve cazibelerini arttıran bir
keyfiyet teşkil edecektir. Mal sa
hibine karşı ödenmesi icap eden
bir nevi borç olduğu da muhak
kaktır.
Nated Sır»
söylenmektedir. Netice olarak Va- *
şingtoıı görüşmesinden sonra bu
teşkilâtın kurulmasında bir hız.
Jonma ümit edilmektedir.
ÜÇ BÜYÜKLER TOPLANACAK
Londra, 9 (A.A.) — Başbakan
Attlee’nin Başkan Trumanla ya
pacağı görüşmede, Rusya ile mü
nasebetlerin bugünkü kısmen dur
gun ve kısmen de endişeli duru
muna son vermek için Stalin ile
bir buluşma teklifinde bulunnlaca
ğı Lahrnin olunmaktadır.
Burada birçok salahiyetli kim
seler de yeni bir üçler buluşması
nın uzak olmadığı kanaatindedir-
ler.
Diğer taraftan Attlee - Truman
buluşmasının arifesinde Bevin’in
Ingiliz parlâmentosunda söylediği
nutkun ifadesi burada siyasî mah
fillerde söylevlerde bir yenilik gi
bi telâkki edilmektedir. Bununla
beraber yine bu mahfillerde dü
rüst görüşülmeyi tercih ettiği söy
lenen Rusyamn, bu söylevi
iyi
karşılaması icabettiği de belirtil
mektedir.
KUŞLARA BİRKAÇ BOMBA MI
VERİLECEK?
Londra, 9 (A.A.)
—
Daily
Sketc’e göre, bu hafta sonundaki
buluşmalarında, Attlee ve Tru -
man, Sovyet hükümeti emrine bir
kaç tane atom bombası verilmesi
teklifini tetkik edeceklerdir. Böy
le bir karar, Ruslara bir tâviz ve
imal sırnnı muhafaza etmek isti-
yen Amerikalılar için de bir mem
nuniyet vesilesi olacaktır:
New-York 9 (A.A.) — Siyasî
ilimler akademisinin bir ziyafetin
de söz alan San Francisco Birleş
miş Milletler konferansındaki A-
merikan delegesi yüzbaşı Harold
Stassen,
mahdut sayıda
atom
bombası ile teçhiz edilecek olaıı,
bir Birleşmiş Milletler hava ordu
su kurulmasını ve dünyanın beş
noktasında, birer atom bombası
ile teçhiz edilecek beş bombardı
man ve altı avcı filosu teşkilini is
temiştir. Amerika Birleşik Dev
letleri bu maksatla 25 atom bom
bası imaline mezun olacak ve on
dan sonra bu bombanın imali “ İn
sanlığa karşı bir suç” sayılarak
bütün Birleşik milletlerce yasak
edilecektir.
Bilginlerin fikirleri
Washington 9 (A.A.) — A-
tom bombasının keşfinde yardım
ları dokunmuş olan bilginlerin kur
muş oldukları cemiyet, Amerikan
efkârını “ atom bombası imalâtı
nın, milletlerarası sahada atom
silâhlarının icadı için bir müsaba
kaya müncer olacağı,” na ikna et
meğe çalışacaktır.
Bu âlimlerin sözcüsü olan
Dr. Lile “ Milletlerarası bir kon
trol teessüs edilmedikçe hiç bir
milletin emniyette olmadığını ve
atom bombasının imali yolunda
diğer milletlerin bizim kullandığı
mızdan daha iyi usuller bulabile
ceklerini” söylemiştir.
T ürk İrak dostluğu
Münasebetlerin yeniden takviyesi için
Ankarada hususî bir komisyon kuruldu
Ankara, 9 (Taniıı) — Memle
ketimizle Irak arasında malî, ik
tisadi, siyasî ve iyi komşuluk mü
nasebetlerinin takviyesi ve inki
şafı bakımından ne gibi tedbirler
alınabileceği hakkında tetkikler
yapılmaktadır, ilgili Bakanlıklar
mümessillerinden mürekkep bir
komisyon ilk toplantısını yapmış,
ne gibi imkânlar üzerinde durmak
icap ettiği hakkında müzakereler
! de
bulunmuştur.
Söylendiğine
göre bu müzakereler daha
çok
İktisadî meyzulara inhisar etmek
te, gümrük meseleleri iki memle
ket arasında bir ticaret mukave
lesi akdi üzerinde bilhassa durul
maktadır. Bu hususta bir karara
varıldıktan sonra Iraktan geniş
selâhiyetli bir heyetin buraya ge
leceği hazırlanmış olan esaslar da
iresinde anlaşmalar imzalanacağı
söylenmektedir. •
Rusyadaki sansü
rün sebebi nedir?
New-York Times gazetesi ya
zıyor :
Moskovadaki Amerikan ve İngiliz gazetecilerinin Sovyet sansürü aley hindeki protestoları Rusyaya karşı bir suiniyet eseri değildir. Bunun tanı zıddıdır. Sulh zamanında, Rusyadan çekilecek bütün telgrafların sansüre ta bi tutulması hür bir dünyada Rusya dan geimiş haberlerin kıymetini dü şürür ve Sovyetler Birliği ile dünya nın sair kısımları arasında daha İyi bir anlaşmaya mani olur. Bu sözlerin doğruluğu o kadür aşikârdır ki Rus hükümetini idare eden mahir insanlar tarafından da muhakkak ki teslim e- dilmektedir. Binaenaleyh, öyle tahmin ediyoruz ki Rusya dahilinde sansürün devamı ve dışarıya gönderilen ha « • berjerin sansüre tabi tutulması Rus hükümetinin bir dereceye kadar istik rardan mahranı olduğunu gösterir. Hükümet istikrar buldukça sansürün de o nisbette gevşiyeceği ümit edile bilir.
Alman Mareşali Mackensen
öldü
Berlin, 9 (A.A.) — Alman or
dusunun babası diye anılan ve bi
rinci Cihan harbinde Doğu cephe
lerinde ve Balkanlarda Alman or
dularına kumanda etmiş bulunan
Mareşal Von Mackensen Ölmüş
tür. Von Mackensen 86 yaşında
idi.
İstanbul Parti idare
Kurulu Başkanlığına
---
o---Kütahya Milletvekili Alcettin
Tiritoğlu tayin edildi
Ankara, 9 (A.A.) — Açık bu
lunan Cumhuriyet Halk Partisi
İstanbul Î1 idare Kurulu Başkan
lığına Kütahya Milletvekili Alâ-
ettin Tiritoğlunun tayini hakkm
daki Genel idare kurulu
karan
Farti Genel Başkanlık divanınca
onanmıştır.
Genera! Sir Alan Gordon
Filistin Yüksek Komiser
liğine tâyin olundu
Londra 9 (U. S. İ. S.) — Ku
zey Afrikadaki 8 nci Ingiliz ordu
sunun eski komutam General Sir
Alan Gordon Cunningham, Lord
Gort’un yerine Filistin ve Mave-
raünııehir İngiliz yüksek komiser
liğine tayin olunmuştur.
Amerika İziandada hava üsleri
kuracak
Londra, 9 (A.A.) — Times’in
diplomatik yazarına göre, Ameri
ka hükümeti bu memlekette ha
va üsleri elde etmek maksadiyle
İzlanda hükümetiyle temasa geç
miştir
Boğazlar bakkııda talih
teklifi etrafında tefsirler
Reuter Ajansına göre
Nota, Boğazlar üzerindeki Türk hükümranlığında ehemmi
yetli tahditler ihtiva etmekte ise de bu hükümlerin Sovyet
isteklerini ne dereceye kadar tatmin etmekte olduğu malûm
değildir.
Londra, 9 (A.A.) — Reuter'in si yasî muharriri yazıyor:
Türkiyenin yeni Londra Büyük Elçisi Gevad Açıkalımn dün akşam bu raya gelişi, Boğaziar hakkmdaki Ame rikan notasının Ankara hükümetine tevdiile ayni zamana tesadüf etmekte dir.
Londradaki resmî çevrelere göre, bu hususta Ingiliz hükümeti tarafın dan hiç bir nota gönderilmiş değil dir.
1936 Montreux andlaşmasımn tek rar gözden geçirilmesi bahsinde Va- şingtonun siyaseti Amerikan notasında izah edilmiş bulunmaktadır. Nota, Lon dranm yetkili mahfillerinin mütaîea- larına göre Türk - Sovyet güvenliğinin icaplarına daha uygun bulunan bir ta kım «ehemmiyetli değişiklikler ihtiva etmektedir.
r S T A L İ N ^
N E R E D E ?
Hâkim rolü artık Molo-
tov un alacağı kanaati
ileri sürülüyor
Londra 9 (A.A.) — M. Sta-
lin’iıı bugün bulunduğu yer me
selesi büyük bir sır perdesi altın
dadır. Fakat itimada şayan Ingi
liz mahfillerine göre, kendisinin
ağır hasta olduğunu zannettirecek
hiç bir sebep yoktur.
Stalin muamması
New-York 9 (A.A,) — Ame
rikalı gazeteci Drew Pearson a
göre, bir kalb krizinden sonra Ma
reşal Stalin, tam bir istirahat
kürü yapmaktadır. Gazeteci, bu
haberi Avrupadaıı Washington’a
yeni gelen bir Amerikan genera
linden aldığını söylüyor.
Resmî mahfillerde söylendi
ğine göre, bundan 15 gün evvel
Harrimann Mareşali gördüğü za
man kendisini hafif bir nezleden
muztarip,
fakat sıhhatte bul
muştur. Buna rağmen Washing-
tonda Stalin’in bazı görevlerini
terk edeceği ve Dışişleri Komise
ri Molotov’un
gitgide Sovyetler
Birliğinde hâkim bir duruma sa
hip olacağı kanaati
hâkim gibi
görünüyor. Stalin’in, Moskovadaki
resmî şenliklerde gözükmemesi
bir takım söylentilere yol açmış
tır. Bu meyanda yüksek memur
ların Kızılordunun kontrc
"ı el
de etmeğe uğraştıkları söyleniyor.
Stalin’in, komünist partisi şefi kal
nıakla beraber, üç büyükler ara
sındaki konferanslara iştirak et-
miyeceği. ve bu
konferanslarda
Molotof tarafından temsil edile
ceği söyleniyor.
Bir Paris haberine göre, Sta
lin bir
Karadeniz
limanı olan
Sochi yakınındaki
Gagri’de bir
hastanededir.
Paris gazetelerinde
Paris 9 (A.A.) —- Bugünkü
Paris gazeteleri komünist gazete
si “L ’humanite”
hariç, şu baş
lıklarla çıkmışlardır :
Stalin’in esrarı, Stalin nere
de? Moskovada, Sochi’de veya A-
merikada mı?
“ La Nation” gazetesi başlıca
şunları yazmaktadır:
Sovyet makamları daha faz
la susamazlar.
Bugünkü vaziyet garip görün
mekte ve şüphesiz ki, esrar per
desinin tesirini çoğaltmaktadır.
Rus halkında fazla endişe yok
Moskova 9 (A.A.) — Reuter-
in muhabiri yazıyor:
Burada zannedildiğine göre,
Mareşal Stalin, Rus ihtilâlinin yıl
dönümünü, Karadeniz kıyılarında
tnvhınan Sochi’de geçirmiştir.
Boğazlar statüsünün esas meselesi ticaret ve haib gemilerinin geçit hak ları meselesidir.
Boğazların kullanılması halikında ki herhangi hir milletlerarası anlaşma, Karadenizde sahili bulunan ve bulun mayan devletlere ait ticaret ve harp gemilerinin banş veya savaş zamanın da ve Türkiyenin muharip veya taraf sız olması hallerinde hangi şartlar al tında Boğazlardan geçebileceğini tes tât etmelidir.
Birleşik Amerikanın teklifinde ba zı esaslı tadiller görülmektedir, ileri de çıkacak bir harpte eğer Türkiye muharip bulunursa, düşman ticaret ge nülerinin geçmesine mâni olmak husu sundaki şimdi mevcut hakkı kendisine tanınmıyacaktır. Bundan başka, Birle şik Amerika, Türkiye ister tarafsız ister muharip olsun, Karadenizde sa hili bulunan devletlerin harb gemileri nin geçişlerinin teminat altına alınma sını teklif etmektedir.
Amerikan notası, barış zamanın da harb gemilerinin Boğazlardan geç meleri hakkında mevcut bazı tahditler de ortadan kaldırmaktadır.
Bu nota, Boğazlar üzerindeki Türk hükümranlığında da ehemmiyetli tahditler, teklif etmekte ise de, bu hükümlerin Sovyet isteklerini ne de receye kadar tatmin etmekte olduğu malûm değildir.
Bazı Ingiliz siyasî çevreleri, harb zamanında Boğazlardan geçit hakkına dair her türlü ha! şeklinin zarurî ola rak nazarî sahada kalması icabedeceği mütaleasıııdadırlar.
Belirtildiğine göre, harb zamanın da kuvvet mülâhazaları hâkim olacak ve bu takdirde esas meseleyi, alâka lı taraftarların zorla girip çıkabilme leri meselesi teşkil edecektir.
Bu bakımdan, üsler ve Boğazların tahkimi meselesi, buraların kullanılış şeklini tanzim gayesini güden kâğıt üzerindeki plânlardan daha hayatî te lâkki edilmektedir. Şurası muhakkak tır ki, Montreux mukavelesi meselesi iki taraflı müzakere safhasından mil letlerarası müzakere safhasına intikal ettiği zaman, bu gözden geçirme işi nin Türk - Sovyet münasebetlerinin genel bir tanziminin ışığı altında mı incelenmesi icabedeceği meselesi ba his mevzuu olacaktır. Türk - Sovyet dostluk paktının sona ermesi dolayısile böyle bir tanzim işi günün meselesi dir.
YORKSHİRE POST GAZETESİNE GÖRE
Lond a, 9 (A.A.) — Ingiliz sanayi merkezlerini ihtiva eden kuzey Ingflte- renin Muhafazakâr gazetesi Yorkshire Post, bugünkü başmakalesinde, Boğaz lar meselesinde beynelmilel bir işbir liği lüzumu üzerinde duraıaktsdır.
Gazete, Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı M. Byrnes’in, Montreux andlaş- masının tâdili hakkmdaki tekliflerinin, Karadenizde sahili olan devletlere - ki hakikatte bu Rusya demektir - ait harb gemilerinin Boğazlardan geçmesini ka bul etmesi itibariyle mezkûr antlaşma da ehemmiyetli bir değişikliği tazanı- mun ettiğine işaret eylemektedir.
Fiiliyatta Boğazlardan geçmek mü saadesini yalnız Kızıl donanmaya men sup harb gemilerine tanıyan bu teldi ler Rusyaya güvenlikle beraber hare ket serbestisin! de verecektir. Bu tek lifler ancak makul olarak telâkki edi lebilecek isteklere uygun olmakla be raber sulh dâvasına da hizmet edecek tir.
Gazete şöyle devam ediyor: Boğazlan:! Karadenizde salıiil bu- lunmıyan devletlerin gemilerine kapalı kalacağı hakkmdaki hükme ilâve edi lecek ehemmiyetli bir kayıt ile Boğaz lar, Birleşmiş milletlerin yani üç bü yük devletin emrindeki harb gemilerine de açık tutulabilir.
Başka b'r ifade ile denebilir ki her meselenin, büyük devletler arasında iş birliği azminin mevcudiyetine dayan mış olması keyfiyeti kabul edilmekte dir. Büyük devletler arasında bertaraf edilemiyecek ihtilâflar bırakıldığı tak dirde hiç bir mekanizma sulhu koru yamaz. Boğazlar için olduğu kadar dün yanın herhangi diğer Bir bölgesi için de bu, böyledir.
T A K V İ M
Rumî 1361 £ K İ MKasım
Hicrî 1364 Zilhicce2 8
3
5
Vakit Vasatı Ezani Y IL : 19-15 SD. Sİ). A Y: 11 Güneş : 6,-12 1,46 öğle : 11.58 7.02 İkindi : 14,39 9,43 Akşam: 16,56 12,00 KASIM
1 0
Yatsı : 18,30 1,34 îmsâk : 5,01 12,04 Cumartesi1
A
'SAYFA ; 3
10 KASIM 1945
.---->—^îiıssg«i»»as»sii3Ri»www»«a»^ ^ ım m m T A N I NÂtatürkiin ölüm yıldönümünde
M
odern Türldyeııin kurucusu
Atatürk'ün ölüm yıldönü
münü her yıl derin bir acı île ha
tırlıyoruz.
Şimdi yeni türeyen bazı mu-
Iıaîifler ona diktatör diyorlar. A-
tatürk bir diktatör müydü?
Birleşik Amerikanın banisi
George Washington ne kadar dik
tatör idiyse, o da o kadar dikta
tördü.
Atatürk eğer bütün iktidar
ları nefsinde toplayıp bizi bugün
kü lıale getiren kararları azimle
almasaydı, her
inkılâbı yapma
dan evvel halkın reyini sorsay-
dı, harf inkılâbım, kıyafet inkılâ
bını, kültür inkılâbım yapabilir
miydik?
Padişahı
başımızdan atabi
lir, tekkeleri ve medreseleri kapa
tabilir miydik?
Kadınlar çarşaftan çıkabilir
ler, hırsızlık yapanın kolunu ke
sen şer’iye mahkemeleri yerine
modern kanunlarla adalet tevzi e-
deu bugünkü mahkemeler kurula
bilir miydi?
Rıhtım yapmayı bile “ Sun -
uilahı tağyir” dir diye tekfir eden
ve aleyhinde fetva veren yobaz
müftüler susturulabilir ve bugün
kü ilim müesseseler!, modern okul
lar ve Üniversiteler tesis edilebi
lir miydi?
Türkiyenin bütün iktisadiya
tını emen yabancı teşekküller u-
zrklaştınlabilir, bunca demiryolu,
şose yapılabilir miydi?
Ruhlarda ve görüşlerdeki bu
günkü inkılâbı yapabilir miydik?
Türkiyeye dünyada
bugün elde
etmiş olduğu yüksek mevkii sağ-
Iıyabilir miydik?
Hayır!
Çünkü asırlardanberi müte
madiyen ifsat edilen, tefessüh e-
den fikirlerle uyuşturulan halk
V
\
kütlesi, inkılâba kadar tamamile
gözü kapab idi.
Hele mütareke
devirlerinde düşmanlara muhte
lif şekillerde âlet olan insanlar ve
kalemler onu büsbütün şaşırtmış
bulunuyordu. Anane olarak âdeta
bir Zıllullah gibi kendisine itaat
etmek terbiyesini almış olduğu
padişah,
memleketi
satıyordu.
Memleketin en münevver kalem
leri yabancı himayesini özlüyor,
bunu propaganda ediyordu. Ana-
dolunun ortasında üç, dört mil
yonluk bir Kürdistan kurmayı,
Şark! Anadoluyu Ermenilere ver
meyi tavsiye eden yine Türk mü
nevveri diye tanınıyordu.
işte Atatürk ve arkadaşları
eğer o müşkül yıllarda azimli dav
ranmamış olsalardı, Türkiye as
la bugünkü vaziyete gelemezdi.
Bngün Cumhuriyettenberi 22
yıl geçmiş bulunuyor. Bu müddet
zarfında yurdun her tarafında
yetişen inkılâp çocukları artık ek
seriyeti kazanmışlardır. Padişahın
geri dönmesini, şapka yerine fes
giymeyi, şer’î mahkemelerin ye
niden kurulmasını, yabancı bir
memleketin mandasına girmeyi
isteyeceklerin nisbeti hiç mesabe
sine inmiştir. Nitekim bunu tak
dir eden hükümet de demokrasiye
doğru en geniş adımları atmış bu
lunuyor. Tam basın hürriyeti bu
nun en büyük işaretidir. Yar m se
çimler de bir derecek olacak ve
yine Atatürk’ün inkılâp arkadaş
ları tam bir ekseriyet kazanarak
büyük vazifelerine devam edecek
lerdir.
işte Atatürk bütün bu iyi ve
güzel şeylerin kurucusudur, ölü
münün yedinci yıldönümü olan bu-,
gün onu rahmetle anarken, yap
tığı büyük eserleri şükranla ya-
detmek hepimizin borcudur.
Murad SERTOÖLU
Mersin vapuru
diin geldi
i*-
---o---- ■«.~fc
Vapurda 30 Amerikalı
yolcu var
Devlet Denizyolları İdaresinin Mer sin vapuru dün Yunanistandan saat 11 de gelmiştir.
Vapurda 30 Amerikalı yolcu ve 80 ton kadar ticari eşya vardır.
Bir müddet evvel Marsilyaya git miş bulunan “Necat,, şilebi de bugün limanımıza gelecektir.
---
---Ucuz mangal
I «a •• IIkomuru
Perakendecilere 14 kuruştan
satış başladı
-----—o---Yapılan hesaplara göre, bu yıl or man işletmeleri ihtiyacı karşılıyaeak ■ kadar, bol miktarda mangal kömürü istihsal etmeğe muvaffak olmuşlardır.
Ancak bunların şehre nakli ve stok işi ile depolara yerleştirilmesi ve satış işinin düzene konulması, muvaffaki yetle yapıldığı takdirde, kış mevsimin de ve bütün semtlerde bugünkü fiyat lardan daha müsait fiyatla satılacağı söylenmektedir.
Bu işin arızasız ve istifadeli bir şekilde, cereyan edebilmesi için, Bele diye lâzımgelen bütün tedbirleri al mıştır.
Bununla beraber, daha şimdiden şehrin birçok yerlerindeki perakende cilere 14 kuruştan kömür satışına baş lanmıştır.
Böylece, depoların yerleri bulun dukça adetleri arttırılacaktır.
o ---
-—---D. -—---D. T. hamamlarda
kullanılıyor
Vilâyet Sıhhat Müdürlüğü D. D. T. yi kullanmaya başlamıştır. Sıhhat Mü dürü Faik Yargıcın başkanlığındaki bir heyet dün Fener Halicindeki Haik hamamlarında yapılan ilk D.D.T. tec rübesinde bulunmuşlardır. Bu yıl bü tün sâri hastalık müesseselerinde D. D. T. kullanılacaktır.
Piyasaya bol miktarda
kavurma çıktı
Bu sene hazırlanmış olan kavur ma, son hafta içinde piyasaya bol mik tarda sürülmüştür.
Bu yıl istihsal miktarının geçen seneye nazaran, yüzde yirmi fazla ol duğu tahmin edilmekte ve bu sebeple de, geçen seneye nazaran fiyatlarda düşüklük bulunmaktadır.
Geçen sene bu ayda kilosu 190, 220 kuruşa satılan kavurma bu sene 160, 180 kuruşa satılmaktadır.
Bununla beraber piyasada talep çok az olduğundan, fiyatların daha dü şeceği de tahmin edilmektedir.
Tramvayla kamyon
çarpıştı
Vatman Recebin idaresindeki tram vay arabası dün Kadıköyden Üsküdara gelmekte iken şoför Niyazının idare sindeki bir kamyonla çarpışmış, her i- kisi de hasara uğramıştır. Tahkikat ya pılm aktadır.
Kumaş tevziatı 1945 sonunda
bitecek
Sümerbank Yerli Mallar Pazarları nın dar ve değişmez gelirlilerle, emek li, dul ve yetimlere yaptığı kumaş tev ziatına 1945 yılının son günü nihayet verilecektir.
Bugüne kadar kullanılmıyan ku ponların sahipleri haklarını kaybede ceklerdir.
Fabrikalara ampul tevzi
ediliyor
Böige Sanayi Birliği şehrimizde ampul ihtiyacı olan fabrikaların mikta rını tesbit etmiştir.
Önümüzdeki haftadan itibaren bu fabrikalara 5500 ampul dağıtılacaktır.
Bol kesim hayvanı geliyor
Bu sene ekim ayı içinde şehrimize 65 bin adet küçük ve 9500 e yakın da büyük baş hayvan gelerek kesilmiştir. Bu et istihlâki, geçen yılın ayni ayma nisbetle müsavidir.
Yalnız bu sene malûm olduğu üze re canlı hayvan fiyatlarının düşük ol ması dolayısiyle et fiyatları düşmüştür.
Dünkü yangınlar
Dün Tahtakalede Karakol sokağın da Kâzım ı Tahin helvası imalâthane siyle, Üski.darda İhsaniyede Nuriyeye ait bir evde yangın çıkmış, kısmen yan dıkları halde itfaiye tarafından söndü rülnıüştür.
Âdapazarında altı yankesici
yakalandı
Adapazarmdan bildirildiğine göre, köylü yurttaşların pazar kurduğu gün olan salı günü, Adapazarı Yerli Mal lar Pazarından 6 köylünün cebinden pa ra çalınmıştı. Sıkı bir araştırma so nunda bu işi yapanların üçü kadın, ü- çü erkek olmak üzere İstanbuldan o gün için gelen altı yankesici olduğu tesbit edilmiştir. Hırsızlar savcılığa verilmiştir.
Kızlara soz atmak yüzünden
mahkûm olan genç
On sekiz yaşında Yusuf adında bir genç evvelki gece Fatihte iki genç kıza lâf atmakta iken Bekçi Ahmet, buna mâni olmak istemiş, Yusuf da bu vaziyete hırslanarak bekçiye haka ret'- âmiz sözler sarfetmiştir.
Yusuf, bu işten dolayı meşhut suç lar kanununa tevfikan dün Adliyeye verilmiş ve Sekizinci Asliye Ceza mah kemesinde yargılanarak yirmi beş gün hapse, kırk dokuz lira para cezasına mahkûm edilmiştir.
f —
İstanbul Borsası
fiyatları
9-11-945 Rendra — 1 Sterlin 5,20 New-York — 100 Dolar 132,— Cenevre — 100 İsviçre fr. 30.675 Madrid — 100 Pezeta 12.84 Stokholm — 100 İsveç kr. 31.1325 ARTIN FİYATLARI Reşat 35,10 İngiliz 42,40 Golden 33,60 İsviçre 31,40 Külçe 5,17 ESHAM VE TAHVİLÂT % 5 İkramiyeli B. M.M. 21.1C % 7 Tertip II M. M. 20.— % 7 Tertip III M. M. 20.26 Anadolu Demiryolu I ve H 63.—
Yapı ve Kredi Bankası A 10.50 Yapı ve Kredi Bankası B 5.25
Zeytinyağı satışları
Ticaret Bakanlığının bir sir
küler neşretmesi ■ b zkleniyor
Zeytinyağlarm perakende ve top tan satışlarına ait yakında Ticaret Ba kanlığının bir sirküler neşretmesi bek lenmektedir.
Sirkülerde bilhassa satışlarda ser bestiyet yoluna gidileceği ümit edili yor.
Galatada bir umumî
3v sahibi öldürüldü
Zabıta, bir kişiyi yakaladı
tahkikat derinleştiriliyor
Evveiki gece yangı Galatada Şer- betlıane sokağında bir cinayet işlen miş ve bir umumî ev sahibi kadın bı-
akla öldürülmüştür. Hâdisenin tafsi- âtı şöyledir:
Şerbethane sokağında 44 numaralı umumi evi işleten elli yaşlannda Zeh ra, saat yirmi dörde doğru, idaresinde ki kadmlann istirahatlerini temin et tikten sonra bir aralık sokak kapısının önüne inmiş, bu sırada kendisine yak laşan bir adamla aralarında kısa bir muhavere geçmiştir.
Bu muhavere uzamamış ve ziyaret çi birdenbire bıçağım çekerek Zehranm üzerine atılmış, ve kalbi de dahil oimak üzere yedi yerinden yaralayıp öldürdük ten sonra ortadan savuşup gitmiştir.
Kadının sadece feryadım duyanlar vaka yerine gittikleri zaman ancak Zeh ranın ölüsiyle karşılaşmışlardır.
Vakadan savcılık haberdar edilmiş nöbetçi savcı Hilmi Arca ve adalet dok toru Kâmil Ünsalan işe el koymuşlar dır.
Diğer taraftan Emniyet Müdürlü ğü Cinayet Masası memurları da taki bata girişmişlerdir.
Zabıta, dün geç vakit kırk yaşla rında bir adamı sorgu altına almıştır. Tahkikatın ikmali için soruşturmalara ehemmiyetle devam edilmektedir.
o--
----Yün ipliği ihtikârı dâvasına
devam edildi
İngiliz menşeli Merinos yün iplik leri satışı işinde sahte fatura tanzimi vesair şekillerle ihtikâr yapmak suçun dan sanık Atabek müessesesi sahibi Fevzi Atabek ile Recai Korkut, Rıd van, Ömer adlarındaki şahısların İkin ci Toplu Milli Korunmadaki muhake melerine dün devam edilmiş ve ehlivu kuf raporu okunmuştur. Diğer bazı ci hetlerin tahkiki için duruşma talik o- lunmuştur.
Filistin ve Suriyeye
tütün satıyoruz
Amerika, Mısır, İngiltere gibi tü tün alıcı memleketlerden başka şimdi başka memleketlere tütün satışları için temaslar ilerlemektedir. Tütün is teyenler arasında Filistin Suriye de vardır.
Aldığımız malûmata göre bir bü yük firma ile anlaşma hasıl olmuştur.
Tütünler kilosu 450 kuruştan al mak üzere ihraç edilecektir.
Otomobil kazası
Flanel satışları
serbest bırakıldı
—O-Kumaş karaborsacıları
telâşta
Sümerbank Yerli Mallar Pazarları İdaresi flânel kumaşların satışını ser best bırakmıştır.
Flânel kumaş satışlarının serbest bırakılması kumaş karaborsacıları ara smda telâş uyandırmıştır. Yünlü ku maşların karaborsasının hayli düşece ği söylenmektedir.
---
o---Bir kamyon
tramvaya r a ptı
Dün saat 17 de Türbede bir tram vay - kamyon çarpışması olmuştur. Vatman Hulûsi Karatepenin idaresin de Aksaraya gitmekte olan Harbiye Aksaray tramvayı Türbe durağından hareket ederken arkadan gelmekte o- lan bir kamyon yandan öne geçmek is temiş fakat karşısına aksi istikamet ten gelmekte olan Edimekapı - Bahçe- kapı arabası çıkınca aradan geçeme miş ve Harbiye Aksaray tramvayına çarpmıştır. İnsanca zayiat yoksa da tramvayın vatman mahalli tamamen harap olmuştur.
---o---- — .— —
Mahkûm edilen karaborsacı
kadınlar
Kadıköydeki Yerli Mallar Pazarı civarında tuhafiye eşyası üzerinde ka raborsacılık yaparlarken yakalanan Fatma, Aliye, Safder ve Ayşe isimle rindeki kadınlar ikinci Millî Korunma mahkemesinde muhakeme edilerek o- nar gün hapse, yirmi beşer lira para cezasına mahkûm edilmişlerdir.
Rüştü Yazıcının iki dâvası
Toplu Millî Korunma mahkemele rinde şimdiye kadar on defa mahkûm edilmiş bulunan sahte faturacı Rüştü Yazıcının bu mahkûmiyetlerinden iki si Temyiz mahkemesince bozulmuştur. Yeniden muhakemesi yapılacaktır.
Bir İngiliz
gemisi geliyor
Ingilterenin Liverpoül limanından 4000 ton ticaret eşyası yükliyeıek mem ieketimize getimek üzere yolda bulu nan “ City of Lorcester,, vapurunun bugün limanımıza girebileceği söylen mektedir. .
"City of Lorcester,, Türkiyeye ge tirdiği ticaret eşyasını boşalttıktan son ra, Türk limanlarından çok miktarda ihraç malı alarak dönecektir.
Alman tabiyetindeki
profesörler
Üniversitedeki kürsülerine
tekrar dönüyor
--- o—--- —
Nazi Aimanyasına karşı harb ilâ nımız üzerine İstanbul Üniversitesinde ki Alman profesörlerinden Alman tâbiiyetli alanlar enterne edilmek sü
itiyle vazifelerinden çıkarılmışlardı. Millî Eğitim Bakanlığı yeni bir ka ı-aria bu profesörleri tekrar kürsüleri ne iade etmiştir.
■—- — —o--- --- ’
Bir çocuğu köpek ısırdı
Kaıılıcada Fıstıklı yokuşunda oturan 9 yaşında Mehmet Metin isminde bir çocuk, ayni semtte Mehmet Kalayın kö peği tarafından ısınlmış, çocuk ve kö pek Kuduz hastanesinde müşahede al- * tına alınmışlardır.
KÜÇÜK HABERLER
Dün İstanbul Erkek Lisesinde Mii lî Eğitim Müdürü Halil Vedat Fıratlı- nın başkanlığında orta öğretim müdür leri bir toplantı yaparak tedris işleri etrafında görüşmelerde bulunmuşlar dır.
Ö L Ü M
Haydarpaşa hastanesi sertabibi merhum Hacı Mehmet Paşa Hafidi Nisaiye mütehassısı merhum Mustafa kızı, Harp Okulu Rusça, Fransızca muallimi Yarbay Nazmi Osm a eşi, Pi yade yüzbaşısı Sabrı Osma validesi, Beşiktaş Kırtasiye deposu Müdürü Yusuf Kora ve Iş Bankası memurların dan Keskin Ülkmenin kaymvaldeleri Güzide Kora, Sadiye Ülkmen ve Sel- ma Osma’nm anneleri
b a y a n m ü r ş i d e o s m a
vefat etmiştir. Cenazesi 10-11-945 gü nü Suadiye Bağdat caddesi 366 No. da köşkünden kaldırılarak Erenköy cami inde öğle namazını müteakip Sahrayı Çediddeki aile kabrine defnedilecek tir.
Ö L Ü M
Güven sigorta sosyetesi fen mü şaviri Ziyaeddin Cimilii, Kimyager Nebile Cimilii, Yüksek mühendis Sadi Cimilili Lâmi Cimilii ve Teknik Üni versite son sınıf öğrencilerinden Vamık Cimillinin babalan.
Emekli General Erzurumlu ALAEDDtN CtMÎLRl
8/9 Kasım gecesi Tanrının rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 10-11-945 Cu martesi günü öğle namazını mütea kip Fatih camii şerifinden kaldırılarak Edimekapı şehitliğindeki hususî m ak- beresine tevdi olunacaktır.
Tanrıdan mağfiret dileriz.
Ruhanî âyin v
Müteveffa Bay ARMENAK ŞEKERClYAN'ııı ölümünün kırkıncı günü münasebetile yarın Pazar 11 Kasım 1945 saat 10 da Beyoğlu Balıkpazar Üç Horan Ermeni kilisesinde ruhanî âyin icra e- dileceği ilân olunur.
Cenaze levazımatı Becidyan Şoför Mehmet Alinin idaresindeki
2286 numaralı otomobil, Üsküdarda, Solak Sinan mahallesinde Arabacı so kağında oturan yedi yaşında Hüseyin Aydemir adında bir çocuğa çarparak ağır surette yaralanmasına sebep ol muştur.
Yaralı çocuk Nümune hastanesine yatırılmıştır.
Bir çocuk pencereden düştü
Kadıköyde Yelıîeğirmeninde Taşlı ba yır sokağında oturan on bir yaşında Elvan isminde bir çocuk, evin ikinci kat penceresinden düşerek yaralanmış, berayi tedavi Nümune hastanesine ya tırılmıştır.
Ebedî Şef ATATÜRK IIN
Hayatlarında alın;nış kıymetli hatıralarla dolu filmlerile
İstanbul ve Ânkarada yapılan cenaze merasimleri ve nu
tukları.
Bütün hasılatı İstanbul Verem Cemiyetine oimak üzere bu
gün saat 2,30 - 4.30 - 6.30 ve 9 da.
İ P E K
Sinemasında
Gösterilecektir.
X fy jQ t'n iß e U a n A
— T H E G R E E N D O L P H İ N S T R E E T ___
Y a z a n : Elizabeth GOUDGE
Çeviren: Şule Nuri PINAR
— 21 — içeriye dönüp kendini tetkik etmek için aynaya baktı. Son senelerde bir denbire büyüdüğü için aynaya her ba kışta kendi haline hayret ederdi. Her- haliyle güzel, ince, uzup bir kadın ol muştu Aynaya bir müddet daha bak tıktan sonra:
— Güzelim galiba, dedi.
Maryan ayağım yataktan uzatır ken:
— O kadar gururlanma! dedi. Neden? Güzelsem marifet ben-3e değii, bu Allahın bir lûtfu,
— Farkında isen terbiyesizlik edi yorsun.
— Hayır, allaha borçlu olduğum teşekkürü söylüyorum.
Margörit gülerek odada dolaşırken ablası ona baktı. Güzelliği cidden insa na zevl veriyordu.
— Aman, bu kadar dolaşma!. Sen
deli gibi dönerken ben nasıl giyinebi lirim?
Margörit elbiselerini alarak oda dan çıktı. Maryan derin bir nefes al dı, kapıyı arkasından kilitledi. Onun süslenmesi bir meseleydi. Kendine ya kışacak kiyafeti bulmak için uğraşma sı lâzımdı. Adanın en şık ve en iyi gi yinen kadını sıfatım kaybetmemesi lâ zımdı.
Bir saatte hazırlanabildi. Kahval- tıya çağırıldığı halde inmedi. Hazır o- lunca da aynanın önünde uzun zaman kendini tetkik etti. Genç kızların be yaz giymesi âdet olduğu halde o yeşil lere bürünmüş, kulağına da meşhur küplerini takmıştı. Yakası, yeni Lon dra modasına uygun olarak biraz a- çık, iıalın korsesinin içinde beli de in cecikti. Dimdik duran vilcudü o kadar
azametliydi ki boyunun kısalığı fark edilmiyordu.
Sofi ile Margörit aşağıdan Marya nın merdiveni inişini seyrediyorlardı. Maryan yirmi yaşını bitirdikten sonra annesinin giyinişine karışmasına mü saade etmemişti. Sofi bu kıyafeti ilk. defa görüyordu.
•—• Yakan! diye kekeledi. Maryan gündüz için çok açık. Genç kızlara yakışır mı!..
— Modayı tetkik etmedinizse ga rip gelir.
Margörit güldü:
— Çok tuhafsın Maryan. Çenemin altına kadar düğmelenen bir gecelikle sokağa baktığım için beni ayıplarsın, sonra da güpegündüz bu şekilde soka ğa çıkarsın!.. Fakat elbiseni heğen- dim, bütün kadınliar kıskançlıktan kendilerinden geçecekler. Erkekler de arı sürüsü gibi etrafını saracaklar.
Margörit hiç kıskanmazdı, o zaten fazla süslü elbiselerden hiç hoşlanmaz- dı. Sofi içini çekti. Maryanla bu vâdide münakaşa etmenin fayda vermiyece- ğini düşündü, arabaya doğru yürüdü.
Margörit müteessir ciarak:
— Maryan bu korsenle nasıl ye- f ruok yiyeceksin! dedi. Öyle güzel şey-
j
ler de hazırlamıştım ki! Sen giyinir ken istakozlu sandviçleri elimle yap tım. Wilyam İstakozu çok sever,
îki kız gözgöze geldiler, fakat bu bakışlarında kin yoktu. İkisi de bir birlerinin Wilyamı sevdiklerini bili yorlardı. îki kız da WUyamın kendisini sevdiğinden o kadar emindi ki, kızkar- deşine ancak acıyordu. Birbirlerini de sonsuz bir muhabbetle seviyorlardı.
Adanın en büyük meydanı olan Tuzes tepesine gittiler. Askerler uzun sıralar halinde dizilmiş, kızıl ve altın renkli üniformaları çimenlerin yeşilliği ile karışarak âdetâ canlı bir tablo teş kil ediyordu.
Sert bir komut işitildi, vali geli yordu. Halk alkışlamağa başladı. A - raba ilerlerken vali ile« karısı sağa sola selâm veriyordu. Valinin arabasında ziyaretçi iki harb gemisinin süvarileri vardı. Arkalarından gelen altı araba da valinin misafirleri ile diğer deniz subayları vardı. Valinin arabası mey danda ilerlerken, öteki arabalar diğer seyirci arabalarının yanında kaldılar.
Maryan ile Margörit bu anda res mi geçitle bütün alâkalarını kaybetti ler, çünkü Wilyanı o arabalardan bi
rinde, valinin yeğeni olan pembeler gi yinmiş bir kızla samimî bir şekilde kol kola duruyordu.
Wilyam kolundaki kızla konuşur ken, Paturellerin arabasını arıyordu. Onu gördükten sonra yeni ahbapların dan yavaş yavaş ayrılarak, Maryanla Margörite asırlar kadar uzun süren bir zamandan sonra, arabalarının yanma geldi. Maryan, her zamanki gibi et rafım saran gençlerle konuşurken Wil- yama müstehzi baktı, sonra konuşma sına devam etti. Margörit ise elini ha raretle sıktı.
— istakozlu sandviçlerimiz var diye fısıldadı.
— Ben de onun için geldim, koku sunu tâ oradan aldım.
Saat on iki olmuştu. Top sesleri tekrar ortalığı çınlattı. Uzun kızıl sı ralar birden yarıldı, herkes neşe ile a- ilesini aramaya koyuldu.
Margörit:
— Ah! diye bağırdı, resmigeçit bitmiş! Ben görmedim!..
Etraftakiler gülmeğe başladı, o aldırmadı; Wilyam elini hâ’ıâ bırak mamıştı, bu ona her şeyi unutturuyor du.
Yemeklerini bitirdikten «oara do
laşmağa başladılar. Kırk kırk beş yaş larında bir İrlandalI, Maryanın zor saklıyabildiği asabiyetine rağmen et rafında pervane gibi dalaşıyordu.. Wilyam orada olmasaydı, Maryan böyle birinin kendisine iltifat etmesin den iftihar edecekti. Fakat Wüyam varken başka biriyle meşgul olmaya tahammül edemezdi. Adamın bugünkü hâdiseler hakkında sorduğu suallere gayet soğuk cevap verdi,
— Bugün senenin en tatlı geçen günüdür. Kahvelerle birahaneler ağzı na kadar dolar. Köylerde ise halk es ki ananelere riayet eder. Her köy e- vinde, bir nevi divan vardır, onlar şim di taze otlar ve çiçeklerle süslenmiş tir, bunlardan hangisi en güzel süslen mişse ona, köyün güzeli seçilen kız oturtulur. Kraliçe kadar riayet edilen bu kıza La Mome denir, ve sevgilisi nin de onu orada öpmesine müsaade e- dilir. Bundan sonra köy yamaçlarında ateş yakmak zamanı gelinciye kadar da herkes kırlarda dans eder,
— Adada dolaşıp bu eğlenceleri görmek isteVdim. Arabam da var. Ba na refakat etmek şerefini bahşeder mi siniz?