• Sonuç bulunamadı

Ölümünün yıldönümü münasebetile Atatürk'ten bir hatıra

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ölümünün yıldönümü münasebetile Atatürk'ten bir hatıra"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

K E N K I J F O T O G E Ali*

i , .,*■

-W fl^ ıpştaaa yeni g etirttiğ im i« (T e k n ik » K o lo r) b o yalarla Aer boy ve her cins rasim ier ( i, H . Ö .) «istem iyle tab ii renk­ lerine so ku lm aktad ır. B o ya lar; zam anla, su ile ve hatta, ka­ zım akla bile çıkm am aktadır.

Boy 1 4X6 ı . 6X0 1 0X12 | 13X18 j 18X24 K u ru ş ! 13 1 30 1 60 1 120 j 250 Taşra fotoğrafları taahhütlü mektup bedeli dahil posta pulu olarak yollanmalıdır. Bir tecrübe ediniz,

FOTO TAN — SİRKECİ

/ o f < * * * v n

/ m

anıtı

A d r e s ; C a ğ a lo ğ lu , T ü r b e d a r S o . N o . 1 8 İS T A N B U L , T e le fo n :2 2 4 7 7 © C U M A R T E S İ İ O K A S I M 1 9 4 5

Sene; 36 — Sayı; 4454 — 791 Her yerde fiyah (10) kuruşfuı

Büyük Atatürk’ün ölüm yıldönümü

Atatürkîin jnatem i

i iatürküu vefatının yedinci yıl­

dönümü bugüne tesadüf edi­

yor. Türk milleti için bu hiç ka-

panmıyan bîr yara gibi, her se-

ne derin bir hüzün ve teessürle

karşılanacak elim bir hatıradır.

Vücude getirdiği eser seneler geç­

tikçe inkişaf ederek köklerini

memleketin ruhunda daha derin­

lere daldırdıkça Atatürkîin yaptı­

ğı hizmetin kıymeti de bir kat

daha büyüyor.

Türkiye L’umhunyeu, ikinci

Cihan Harbi gibi dünyanın mis­

lini görmediği askerî, siyasî hat­

tâ sosyal bir buhranın bütün sar­

sıntılarından ve tehlikelerinden

selâmetle çıktı. Atatürkîin Cum­

huriyeti emanet ettiği eller onun

kuruluşundaki azamet ve kudret­

le mütenasip bir olgunlukla vata­

nın mukadderatım idare ettiler,

Vefat eden Atatürkîin hatırası

mîlletin vicdanına o kadar esaslı

surette sinmiştir M onu daimî

se-V

-kilde içimizde bulmak daima ye'

ni enerjiler, ümitler ve hamleleı

için tükenmez bir kaynak teşkil

ediyor.

Bugün işte tam Doyle bir

kaynaşma ve ilerleme hareketi i-

çinde bulunuyoruz. Çünkü Ata­

türk bize büyük bir ideal göster­

miş ve bu ideale doğru yürüme­

yi, temeli atılan binayı daima da­

ha yukarılara ve iyilere doğru

yükseltmeyi

gelecek

nesillerin

karşısına bir vazife olarak bırak­

mıştır. Atatürkün eseri ihmal ve

lâkaydlık götürmez. Onu kuru­

luşundaki ruh dairesi ade, daimî

bir dikkat, muhabbet ve fedakâr­

lık ile işlemek, tamamlamak ve

hakikat sahasına çıkarmak icap

eder.

Cihan lmrhi bu gelişme hare­

ketini altı yedi senelik bir dur­

gunluğa uğrattı. Fakat lıarb he­

nüz bitmiş addedilemiyeceği ve u-

fuklar henüz karanlık ihtimaller­

den temizlenmediği bir

devrede

bile Cumhuriyeti daha ilerlemiş

bir merhaleye götürmek vazifesi

bütün kalblerde kendisini hisset­

tirmiştir. Bu ilerleme noktasına

muvaffakiyetle erişeceğimize tam

bir îman besliyoruz.

Türk milleti etrafındaki ci­

hanın ilim, teknik ve medeniyet

yolundaki ilerlemelerine

yaban­

cı ve adetâ düşman bir halde ken­

di kendisine yaşadığı müddetçe,

bu inziva onun için bir inhitat se­

bebi teşkil etti. Siyasi felâketler

birbiri ardınca vatanın üzerine

çöktü. Bu korkunç ve öldürücü

yalnızlık ve karanlık felâketinden

kurtulmak için çare düşünen İs­

lahatçılar arasında en kudretlisi

ve en talihlisi Atatürk çıktı. Da­

ha doğrusu, onda zekâ, kabiliyet

ve azmü irade talihin yerini tut­

tu ve memleketi kurtardı

AtatürK garoe doğru gitme­

nin ve garb kültürü ile Türk ka­

biliyetini, teçhiz ederek medenî

milletler camiası içinde Tiirke

de hakkı olan mevkü kazanmanın

bahtiyar müdafii sıfatile cihan

büyükleri arasında yer alınıştır.

Onun tuttuğu yol Türk milleti i-

çin biricik kurtuluş yolu idi. Ya­

nılmadığımızı görmek bize bun­

dan sonraki gayretlerimizde en

hayat verici bir mum kaynağı ol­

maktadır.

Tesadüf ettiğimiz düşman­

lıklar ve zorluklar bizi yıldırmı­

yor; bilâkis, daha fazla metin ve

birleşmiş olmak

için bir sebep

teş di ediyor. Atatürkün hatırası

ir*

Gençliğe hitabesi

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen Türk istiklâ­

lini, Türk Cumhuriyetini ilelebet

muhafaza ve müdafaa etmektir,

Mevcudiyetinin ve istikbali­

nin yegâne temeli budur. Bu te­

mel, senin en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni bu hâzineden

mahrum etmek

istiyeeek dahili

ve haricî bedhalılarm olacaktır

Bir gıin istiklâl ve Cumhuriyeti

müdafaa mecburiyetine düşersen,

vazifeye atılmak için, içinde bulu­

nacağın vaziyetin imkân ve şera­

itini düşünmiyeceksin! Bu imkân

ve şerait, çok namüsait bir ma­

hiyette tezahür edebilir.

istiklâl

ve

Cumhuriyetine

kastedecek düşmanlar, bütün dün­

yada emsali görülmemiş bir gali­

biyetin mümessili olabilirler. Ceb­

ren ve hile ile aziz vatanın bütüu

kaleleri zaptedümiş, bütün tersa­

nelerine girilmiş, bütün orduları

dağıtılmış ve memleketin her kö­

şesi bilfiil işgal edilmiş olabilir,

Bütün bu şeraitten daha elim ve

daha vahim olmak üzere, memle­

ketin dahilinde, iktidara sahip o-

lanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ

hıyanet içinde bulunabilirler, hat­

tâ bu iktidar sahipleri şahsî men­

faatlerini, müstevlilerin siyasî e-

melleriyle tevhit edebilirler. Mil­

let fakr ve zaruret içinde harap

ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı!

Bu aV.val ve şerait içinde da­

hi vazifen, Türk istiklâl ve Cum­

huriyetini kurtarmaktır.

Unutma ki, muhtaç olduğun

*nıdret, damarlarındaki asil kan*

da mevcuttur.

Millî

Şefin

B

Ebedî Şef Atatürk’ün ölümü do­ lay,sile Millî Şef ismet İnönü’nün İH 21, 11. 938 de Büyük Türk mîlleti­

ne beyannamesi:

Ankara’: 21.11. 1938 Büyük Türk milletine;

Bütün ömrünü hizmetine vak­ fettiği sevgili milletinin ihtiram kolları üstünde ulu Atatürk’ün fâ­ ni vücudu istirahat yerine tevdi e- d ilmiş tir. Hakikatte yattığı yer, Türk milletinin onun için aşk ve ifti haria dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür.

Atatürk, tarihte uğradığımız, en zalim ve haksız it t i İranı günün­ de meydana atılnuş, Türk milleti­ nin maşımı ve İraklı olduğunu iddia ve ilân etmiştir. İlk önce ehemmi­ yeti kavranmamış olan gür sesi, as­ la yıpmnmryan bir kuvvetle niha­ yet bütün cihanın şuuruna nüfuz et­ miştir.

Eıı büyük zaferleri kazandık­ tan sonra da Atatürk ömrünü, yal­ nız Türk milletinin haltlarım, insa­ niyete ezelî hizmetlerini ve tarihe hakkettiği meziyetlerini isnat etmek­

le geçirmiştir. Mületimiziıı büyük­ lüğüne, kudretine, faziletine, mede­ niyet istidadına ve mükellef olduğu

insaniyet vazifelerine sarsılmaz iti­ kadı vardı. “ Ne mutlu Türküm di­ yene1’’ dediği zaman, kemli engin ruhunun, hiç sönmiyen aşkım en ıııâaalı bir surette hulâsa etmiştir.

Fena zihniyet ve idare ile geri bırakılmış Türk Cemiyetini, en kı­ sa yoldan insanlığın en mütekâmil ve er. temiz zUıniyetleriyie müceh­ hez. modern bir devlet haline getir­ mek onun başlıca kaygusıı olmuş­ tur. Teşkilâtı Esasiyemizde ve bu­ gün hizmet başında, irfan muhitin­ de vc geniş halk içinde bulunan bü­ tün vatandaşların vicdanlarında yer leşmiş olan Lâik, Milliyetçi, Halkçı, İnkılâpçı, Devletçi Cumhuriyet, bize bütün evsafiyle Atatürk’ün en kıy­ metli emanetidir.

Ufulündenberi Atatürk’ün aziz adı ve iıâtıraşı, bütün haikmuzm eıı candan duyguîariyle sarılmıştır. Memleketimizin her köşesinde ve bütün milletçe kendisine gösterdi­ ğimiz samimî bağlılık, devlet ve milletimiz için kudret ve ve fanın beliğ misalidir. Türk milletinin aziz Atatürk’e gösterdiği sevgi ve say­ gı, onun niçin Atatürk gibi bir ev­ lât yetiştirebilir bir kaynak oldu­ ğunu bütün dünyaya göstermiştir.

Atatürk'e tâzim vazifemizi ifa ettiğimiz bu anda, halkanıza, kal bimfien gelen şükran duygularını ifade etmeyi ödenmesi lâzım bir borç saydmı.

Milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayata Atatürk’ ün en kıy­ metli ideali idi. Bütün dünyada ölü­ münün gördüğü ihtiramı, insanlığın âtisi için ümit verici bir müjde ola­ rak selâmlanın. Bu sözlerim, yazı- lariyle ve toprağımızda şövalye as­ kerleri ve mümtaz şahsiyetlerile ya sımıza iştirak eden büyük millet­ lere, Türk milleti adına şükranları­ nım ifadesidir.

Devletimizin banisi ve milleti­ mizin fedakâr, sadık hadimi,

İnsanlık idealinin âşık ve mian- taz siması.

Eşsiz kalıraman Atatürk! Vatan sana minnettardır. Bütün ömrünü hizmetine verdi­ ğin Türk milleti ile beraber senin huzurunda tâzim ile eğiliyoruz. Bü- tü ı hayatında bize ruhundaki ateş­ ten canlılık verdin. Emin ol, aziz hâtıran sönaaez meşale olarak ruh­ larımızı daima ateşli ve uyanık tu­ tacaktır.

REİSİCUMHUR

is m e t İn ö n ü

jjıtifalleı yapılacak

Atanın ölüm yıldönümü

mü-nasebetile radyo bugün müzik

neşriyatı

ya

vatanın selâmeti mefhumile o ka­

dar ayni şey haline gelmiştir ki

siyasî hayatımızın çetin safhala­

rı bizde daima Atatürkün müca­

delelerini canlandırır. Millî Müca­

dele bu milletin tarihinde daima

bir ilham kaynağı olarak yaşıyor.

Atatürk en zor dakikalarda ümit

etti, uğraştı ve muvaffak oldu.

Türk milleti, ne kadar büyük o-

hırsa olsun, her zorluğa saldır­

mak ve onu behemahal yenmek

imanını Milli Mücadeleden alacak­

tır. O bize daimî bir örnektir. Bir

Türk çocuğu için Atatürk demek

zorluğu yenmek, düşmanı

yen­

mek, fena talihi yenmek ve selâ­

mete çıkmak demektir, Atatürk

mucizesini

Atatürkün eserinde

her günün işi haline getirmek:

işte bizim vazifemiz.

Hüseyin Cahid YALCIN

Atatürk Millî Mücadele senelerinde

(Bugün te oğujuuM»;

L Halkevlerinde ve Halkodalarında: A,' Ebedî Şef Atatürk’ün ölüm gün ve saatine tesadüf eden 10 Kasım 1945 Cumartesi günü raat 9.05 te bü­ tün Halkevlerinde ve Halkodalarında, Halkevi ve Odası olmıyan yerlerde Par­ ti merkezlerinde bir ihtifal toplantısı yapılacaktır.

B) Bu toplantıyı. Halkevi ve Halk odası olan yerlerde Halkevi, Halkoda- sı başkanları, olmıyan yerlerde o ka­ demenin Parti başkanları tanzim ve idare edeceklerdir. Halkevi ve Halko- dası olmıyan ve C. H. P. teşkilâtı bulun nııyan yerlerde bu toplantı, o mahallin münasip bir binasında yapılacak ve bu yerlerdeki toplantıları mahallin en bü­ yük hükümet âmiri tanzim ve idare edecektir.

C) Bu toplantı umum için olmakla beraber, bilhassa o şehir ve kasabada­ ki en büyük mülkiye memuru başta ol­ mak üzere, askerî makam âmirleriyle, devair başkanları, Parti, Halkevi ve Halkodası mensupları, resmî ve hususî teşekküllerin temsilcileri davet edile­ cektir.

Toplanılan yerin münasip ma­ halline Atatürk’ün bir büstü, yoksa bir fotoğrafı konacak ve bu köşe Türk ve Parti bayraklariyle ve çiçeklerle süs- lenecektir. Tam o saatte, vazifeli kılı­ nacak bir zat, Atatürk’ün o gün o sa­ atte öldüğünü kısa ve veciz bir ifade ile anlatarak, hazır bulunanları ayak­ ta beş dakika saygı susmasına dâvet edecektir.

E) Bundan sonra, bir hatip Ata­ türk’ün hayatı, memleket ve millet için yaptığı büyük hizmetler ve kahraman­ lıklar hakkında bir hitabede bulunacak ve bunu müteakip Millî Şef İsmet İn­ önü’nün Atatürk haklımdaki bu prog­ ramın sonunda yazılı beyannamesi o- kunarak toplantıya son verilecektir.

F) , Toplantı bu sureti« bittikten

sonra, varsa Atatürk’ün heykeli veya büstü olan meydana, yoksa Cumhuri­ yet meydanına topluca gidilerek bir çelenk konacak ve merasime son veri­ lecektir.

G) Bu merasimin köylere de teş­ miline imkân aranacaktır.

II Okullarda:

10 Kasım 1945 günü bütün okul­ larda saat 9.05 te öğrenci ve öğretmen­ ler okulun münasip bir salonunda top­ lanacak ve ayni şekilde beş dakika a- yakta saygı susması yapacak, mütea­ kiben bir öğretmen tarafından Ata­ türk’üm hayatı, memleket ve millet için yaptığı büyük hizmetleri ve kahraman lıkları hakkında kısa bir söylevde bu­ lunacak ve Millî Şef İsmet İnönü’nün bu programın sonunda yazılı beyanna­ mesi okunarak merasime son verilecek tir.

III Basında:

10 Kasım 1945 günü bütün Türk basım baş sayfalarım siyah çerçeve içine alacaklar ve Atatürk’ün hayat ve eserlerini canlandıran ölümünün mucip olduğu büyük teessürü ifade eden ve Kemalizm’in ilelebet yaşatılacağını te­ barüz ettiren yazılar yazacaklardır.

I\ Radyoda:

10 Kasım 1945 günü Türkiye rad­ yosu sabah yayımında ajans haberle­ rinden sonra (Aziz yurttaşlar: Bugün Ebedi Şef Atatürk’ün ölümünün yedin? ci yıldönümüdür: Türkiye radyosu şinv di, o gün bu büyüle acı dolayısilye Mil­ lî Şef İsıııct İnönü’nün büyük Türk milletine yaydığı beyannameyi okuya­ cak ve milletin bu büyült elemine ka­ tılarak tâzimen susacaktır.) diyecek ve beyannameyi okuyacaktır.

Öğle yayımında :

Yine yalnız ajans haberlerini söy- îiyecek ve ajahs haberlerini müteakip (Aziz yurttaşlar, bugün Ebedi Şef A- tatürk’tin ölümünün yedinci ysldöıvüımü-

(2)

SAYFA t 2

T A ra ' N

! O KASIM 1945

ingilizBaşbakpnının

mühim bir demeci

Londra, 9 (A.A.) — Birleşik

/imerikaya seyahatinden birkaç

saat evvel Londra Belediye Bal­

kanının ziyafetinde söz alan Ingi­

liz Başbakanı M. Attlee ezcümle

şöyle demiştir:

Balkan Truman’ı

ziyaretimin

başlıca sebebi, kendi sile ve

M.

Mackenzie King ile dünya işleri

hakkında, dehşetli atom kudreti

keşfinin ışığı altında

kararlara

varmaktır.

Birleşik Amerikaya bu

işleri

mütalea etmek için ve insanlığa

hizmet yolunda gayretler sarfet-

mek fikrile gidiyorum.

M. Attlee harp esnasındaki hiz

metlerinden dolayı M. Churehill-

den sitayişle bahsettikten sonra

Ingiltere ile lıarb senelerini

ve

son zaferi paylaşmış olan diğer

milletlerin askerlerine İngiliz mil

letinin minnetini izhar etmiştir.

Asla unutamayız ki, beş sene­

lik koalisyon hükümeti zamanın­

da memleketin şimdiye kadar kar

şılaşmış olduğu tehlikelerin

en

büyüğünü atlatmağa

muvaffak

olduk.

Dünyada kendi nefilerine bizi

misal alabilecek bir çok memle­

ketler mevcut olduğunu zannedi­

yorum.

Biz, bu memlekette söz hürri­

yetine, vicdan

hürriyetine ve

parlâmento hürriyetine inanıyo­

ruz. Fakat fikir ayrılıklarımızın,

hepimizin iyiliği yolunda işbirli-

ğimize mâni olmasına meydan

vermiyoruz.

Biz, büyük milletler gibi küçük

milletlerin de bir güvenlik zihni­

yeti içinde yaşıyabileeeği bir dün

ya arıyoruz, öyle bir dünya arı­

yoruz ki, orada kanun hükümran

olsun biz, bir içtima! adalet dün­

yası arıyoruz.

Bunu nasıl elde edebiliriz? Bu­

gün omuzlarımıza yüklendiğimiz

ehemmiyetli vazifeler işte bu nok

tada toplanmaktadır.

Bugünün dünyasına ne taraf­

tan göz atsak, iki kötü şeyle kar­

şılaşıyoruz: Korku ve şüphe.

Birleşik Amerika için M. Att­

lee şöyle demiştir:

Başkan Truman’a son defa i-

radettiği nutku tasvip ettiğimizi

ve Amerikan siyasetini idare e-

den prensipler olarak ortaya koy

duğu on iki noktayı kayıtsız ve

şartsız kabul ettiğimizi teyid et­

memi istediğinize eminim. Bilhas­

sa Birleşik Amerikanın dünya iş­

lerine faal şekilde iştirake de­

vam edeceği hakkmdaki teminatı

memnuniyetle karşılıyoruz.

Attlee r ’aşingtonda

*

Uç büyükler arasında yeni bir

toplantıdan babsoSnnuyor

Atom bombası tecrübeden geçmiş vo kuvvetlenmiş olan

Birleşmiş Milletler teşkilâtına verilecek

Londra, 9 (A .A .) —

İngiliz

Başbakanı Attlee beraberinde a-

tom bombası üzerindeki

İngiliz

çalışmalarını idare

etmiş

olan

Sir John Anderson olduğu halde

bu akşam Vaşingtona varacak­

tır. .

ATOM BOMBALARI

GÜVEN­

LİK KONSEYİNE VERİLECEK

Londra, 9 (A.A.) — Daily Ex­

press gazetesinin siyasî muhabiri

bu hafta sonunda başlıyacak olan

İngiliz Başbakanı Attlee ve Baş­

kan Truman görüşmelerinin so­

nunda 5 büyüklerin Ingiltere, A-

merika, Rusya, Fransa ve Çinin

muhtemel olarak yeni bir konfe­

ransa davet edileceklerini beyan

etmiştir.

Her ne kadar iki devlet adamı­

nın da değişmez bir

programı

yoksa da dünya teşkilâtına atom

bombasının bütün sırlarım tevdi

etmek kararının verileceği aşağı

yukarı katidir.

Böyle bir vaziyette beş büyük­

lerin daimî âzası bulunduğu em­

niyet konseyi bu sırlan ve hattâ

dünya teşkilâtının emrine verile­

bilecek olan atom

bombalarım

muhafaza edecektir. Silâhlarm

bir mütearrıza karşı kulîanıîabil

meşine karar vermek

meselesi

beş büyükleri temsil eden kur­

maylar komitesinin salâhiyeti da

hilinde olacaktır. Bundan anlaşıl­

dığına göre, hiç olmazsa şimdilik

yalnız beş büyük devlet

sırları

paylaşacaklardır. Bu devletler mu

rshhaslarımn konferanslan bütün

faydalı tedbirleri almak yetkisin­

de olacaktır.

Daily Express diyor ki:

Beş büyüklerin toplantısından

önce Attlee ile Truman’m Stalin

ile müzakere edecekleri muhak­

kak gibidir ve bir çok iyi malû­

mat alan diplomatlar bu buluş­

manın yakın bir gelecekte olabi­

leceğini tahmin ediyorlar. Başkan

Truman gibi Attlee’nin de atom

bombasımn sırlarım emanet et­

mezden önce dünya teşkilâtının

kâğıt üzerinde teşkilât olmaktan

çıkması lüzumuna kani

olduğu

G Ü N Ü N F İ K R İ S İ :

Millî

sa

İstanbul şehrinde bilhassa

Boğaziçini siisliyen sarayların bu

millete pek pahalıya mal oldukla­

rı, çilukü Abdülmecid ve Abtlül-

âziz devirlerinde eu ağır şartları

kabul ederek yapılmış istikrazlar­

la elde edilen paralardan mühim

bir kısının bunları, ifrath süslere

ga kolmuş bir şekilde, vüeude ge­

tirmeğe tahsis edildiği herkesin

malûmudur. İkinci Meşrutiyetin

İkinci Abdülkamidden tam

ola­

rak devraldığı bu saraylardan

biri, yani Çırağa n, iâzımgclen ko­

ruma tedbîrleri tamamen alın­

maksızın Ayan ve Mebusan Mec­

lislerine tahsis edildiği için bir

yangınla iskelet haline gelmiş bu­

lunarak hâlâ bir iskeletini teşhir

ediyor. Kalenderle Jiâğıthanede-

ki köşkler bakımsızlıktan çöküp

yıkılmış bulunuyor, fakat Dolma-

jbahçe başta olmak üzere bunun

haricindekiler, (millî saraylar) a-

aı altında vüeude getirilen idare­

nin dikkat ve ihiimamile muha­

faza edilmektedirler. Ancak bun­

ların cümlesi de millet için eski

devirlerde olduğu kadar esrarlı,

meçhuîiyetler dolu mahiyetlerini

niçin muhafaza ediyorlar? İç ve

dış turizm bakımından şehrin ca­

zibe ve değerlerini arttırmak ü-

zere çare ve tedbirler aranırken,

uğruna milyonlar sarfedilroiş bu­

lunan Dolmabahçe, Beylerbeyi,

Göksu sarayları gibi binaların

haftanın muayyen gün ve saat­

lerinde halka açılmaları bu çare

ve tedbirlerin başında yer almalı

değil miydi? Kaldı İd, hususî şa­

hıslar elinde bulunan ve yüksek

mimarî değerine yahut zengin

sanat koHeksiyonlarına sahip ko­

nakların da, meselâ Roma ve Vi­

yana gibi eski bir medeniyet tari­

hine sahip şehirlerde halka hafta­

da bir iki kere açılması âdettir.

Hattâ hükümdarlık rejimi al­

tında bulunan memleketlerde bile

hükümdar saraylarının bazı mü­

him kısımları halka

gösterilir.

Nitekim, birer ihtilâlle süpürüle-

cekîeri hatır ve hayallerinden he­

nüz geçmediği seralarda, yani Bi­

rinci Cihan Harbinin ilk yıllarında

Alman ve Avusturya imparator­

larının Berlin, Potsdam, Viyana

ve Şönbrün saraylarım kalabalık

bir halk kütlesi içinde, nefis par­

kelerin bozulmaması için muvak­

katen serilmiş yol bezlerine basa

basa ve sert bakışlı muhafızların

önünden geçe geçe gezip gördü­

ğümü pek güzel hatırlarını.

Millete intikal etmiş oian saray­

larımızı da ayni ihtiyat ve takay­

yüt tedbirleri alınmak şartile ve

en yakın zamanda haftanın muay­

yen günleri halka açıp göstermek,

tekrar edelim ki gelirimizin kıy­

met ve cazibelerini arttıran bir

keyfiyet teşkil edecektir. Mal sa­

hibine karşı ödenmesi icap eden

bir nevi borç olduğu da muhak­

kaktır.

Nated Sır»

söylenmektedir. Netice olarak Va- *

şingtoıı görüşmesinden sonra bu

teşkilâtın kurulmasında bir hız.

Jonma ümit edilmektedir.

ÜÇ BÜYÜKLER TOPLANACAK

Londra, 9 (A.A.) — Başbakan

Attlee’nin Başkan Trumanla ya­

pacağı görüşmede, Rusya ile mü

nasebetlerin bugünkü kısmen dur

gun ve kısmen de endişeli duru­

muna son vermek için Stalin ile

bir buluşma teklifinde bulunnlaca

ğı Lahrnin olunmaktadır.

Burada birçok salahiyetli kim­

seler de yeni bir üçler buluşması­

nın uzak olmadığı kanaatindedir-

ler.

Diğer taraftan Attlee - Truman

buluşmasının arifesinde Bevin’in

Ingiliz parlâmentosunda söylediği

nutkun ifadesi burada siyasî mah

fillerde söylevlerde bir yenilik gi

bi telâkki edilmektedir. Bununla

beraber yine bu mahfillerde dü­

rüst görüşülmeyi tercih ettiği söy

lenen Rusyamn, bu söylevi

iyi

karşılaması icabettiği de belirtil­

mektedir.

KUŞLARA BİRKAÇ BOMBA MI

VERİLECEK?

Londra, 9 (A.A.)

Daily

Sketc’e göre, bu hafta sonundaki

buluşmalarında, Attlee ve Tru -

man, Sovyet hükümeti emrine bir

kaç tane atom bombası verilmesi

teklifini tetkik edeceklerdir. Böy

le bir karar, Ruslara bir tâviz ve

imal sırnnı muhafaza etmek isti-

yen Amerikalılar için de bir mem

nuniyet vesilesi olacaktır:

New-York 9 (A.A.) — Siyasî

ilimler akademisinin bir ziyafetin

de söz alan San Francisco Birleş­

miş Milletler konferansındaki A-

merikan delegesi yüzbaşı Harold

Stassen,

mahdut sayıda

atom

bombası ile teçhiz edilecek olaıı,

bir Birleşmiş Milletler hava ordu­

su kurulmasını ve dünyanın beş

noktasında, birer atom bombası

ile teçhiz edilecek beş bombardı­

man ve altı avcı filosu teşkilini is­

temiştir. Amerika Birleşik Dev­

letleri bu maksatla 25 atom bom­

bası imaline mezun olacak ve on­

dan sonra bu bombanın imali “ İn

sanlığa karşı bir suç” sayılarak

bütün Birleşik milletlerce yasak

edilecektir.

Bilginlerin fikirleri

Washington 9 (A.A.) — A-

tom bombasının keşfinde yardım­

ları dokunmuş olan bilginlerin kur

muş oldukları cemiyet, Amerikan

efkârını “ atom bombası imalâtı­

nın, milletlerarası sahada atom

silâhlarının icadı için bir müsaba­

kaya müncer olacağı,” na ikna et­

meğe çalışacaktır.

Bu âlimlerin sözcüsü olan

Dr. Lile “ Milletlerarası bir kon­

trol teessüs edilmedikçe hiç bir

milletin emniyette olmadığını ve

atom bombasının imali yolunda

diğer milletlerin bizim kullandığı

mızdan daha iyi usuller bulabile­

ceklerini” söylemiştir.

T ürk İrak dostluğu

Münasebetlerin yeniden takviyesi için

Ankarada hususî bir komisyon kuruldu

Ankara, 9 (Taniıı) — Memle­

ketimizle Irak arasında malî, ik­

tisadi, siyasî ve iyi komşuluk mü­

nasebetlerinin takviyesi ve inki­

şafı bakımından ne gibi tedbirler

alınabileceği hakkında tetkikler

yapılmaktadır, ilgili Bakanlıklar

mümessillerinden mürekkep bir

komisyon ilk toplantısını yapmış,

ne gibi imkânlar üzerinde durmak

icap ettiği hakkında müzakereler

! de

bulunmuştur.

Söylendiğine

göre bu müzakereler daha

çok

İktisadî meyzulara inhisar etmek

te, gümrük meseleleri iki memle­

ket arasında bir ticaret mukave­

lesi akdi üzerinde bilhassa durul­

maktadır. Bu hususta bir karara

varıldıktan sonra Iraktan geniş

selâhiyetli bir heyetin buraya ge­

leceği hazırlanmış olan esaslar da

iresinde anlaşmalar imzalanacağı

söylenmektedir. •

Rusyadaki sansü­

rün sebebi nedir?

New-York Times gazetesi ya­

zıyor :

Moskovadaki Amerikan ve İngiliz gazetecilerinin Sovyet sansürü aley­ hindeki protestoları Rusyaya karşı bir suiniyet eseri değildir. Bunun tanı zıddıdır. Sulh zamanında, Rusyadan çekilecek bütün telgrafların sansüre ta bi tutulması hür bir dünyada Rusya­ dan geimiş haberlerin kıymetini dü­ şürür ve Sovyetler Birliği ile dünya­ nın sair kısımları arasında daha İyi bir anlaşmaya mani olur. Bu sözlerin doğruluğu o kadür aşikârdır ki Rus hükümetini idare eden mahir insanlar tarafından da muhakkak ki teslim e- dilmektedir. Binaenaleyh, öyle tahmin ediyoruz ki Rusya dahilinde sansürün devamı ve dışarıya gönderilen ha « • berjerin sansüre tabi tutulması Rus hükümetinin bir dereceye kadar istik­ rardan mahranı olduğunu gösterir. Hükümet istikrar buldukça sansürün de o nisbette gevşiyeceği ümit edile­ bilir.

Alman Mareşali Mackensen

öldü

Berlin, 9 (A.A.) — Alman or­

dusunun babası diye anılan ve bi­

rinci Cihan harbinde Doğu cephe­

lerinde ve Balkanlarda Alman or

dularına kumanda etmiş bulunan

Mareşal Von Mackensen Ölmüş­

tür. Von Mackensen 86 yaşında

idi.

İstanbul Parti idare

Kurulu Başkanlığına

---

o---Kütahya Milletvekili Alcettin

Tiritoğlu tayin edildi

Ankara, 9 (A.A.) — Açık bu­

lunan Cumhuriyet Halk Partisi

İstanbul Î1 idare Kurulu Başkan­

lığına Kütahya Milletvekili Alâ-

ettin Tiritoğlunun tayini hakkm­

daki Genel idare kurulu

karan

Farti Genel Başkanlık divanınca

onanmıştır.

Genera! Sir Alan Gordon

Filistin Yüksek Komiser­

liğine tâyin olundu

Londra 9 (U. S. İ. S.) — Ku­

zey Afrikadaki 8 nci Ingiliz ordu­

sunun eski komutam General Sir

Alan Gordon Cunningham, Lord

Gort’un yerine Filistin ve Mave-

raünııehir İngiliz yüksek komiser­

liğine tayin olunmuştur.

Amerika İziandada hava üsleri

kuracak

Londra, 9 (A.A.) — Times’in

diplomatik yazarına göre, Ameri

ka hükümeti bu memlekette ha­

va üsleri elde etmek maksadiyle

İzlanda hükümetiyle temasa geç­

miştir

Boğazlar bakkııda talih

teklifi etrafında tefsirler

Reuter Ajansına göre

Nota, Boğazlar üzerindeki Türk hükümranlığında ehemmi­

yetli tahditler ihtiva etmekte ise de bu hükümlerin Sovyet

isteklerini ne dereceye kadar tatmin etmekte olduğu malûm

değildir.

Londra, 9 (A.A.) — Reuter'in si­ yasî muharriri yazıyor:

Türkiyenin yeni Londra Büyük Elçisi Gevad Açıkalımn dün akşam bu raya gelişi, Boğaziar hakkmdaki Ame rikan notasının Ankara hükümetine tevdiile ayni zamana tesadüf etmekte­ dir.

Londradaki resmî çevrelere göre, bu hususta Ingiliz hükümeti tarafın­ dan hiç bir nota gönderilmiş değil­ dir.

1936 Montreux andlaşmasımn tek rar gözden geçirilmesi bahsinde Va- şingtonun siyaseti Amerikan notasında izah edilmiş bulunmaktadır. Nota, Lon dranm yetkili mahfillerinin mütaîea- larına göre Türk - Sovyet güvenliğinin icaplarına daha uygun bulunan bir ta­ kım «ehemmiyetli değişiklikler ihtiva etmektedir.

r S T A L İ N ^

N E R E D E ?

Hâkim rolü artık Molo-

tov un alacağı kanaati

ileri sürülüyor

Londra 9 (A.A.) — M. Sta-

lin’iıı bugün bulunduğu yer me­

selesi büyük bir sır perdesi altın­

dadır. Fakat itimada şayan Ingi­

liz mahfillerine göre, kendisinin

ağır hasta olduğunu zannettirecek

hiç bir sebep yoktur.

Stalin muamması

New-York 9 (A.A,) — Ame­

rikalı gazeteci Drew Pearson a

göre, bir kalb krizinden sonra Ma

reşal Stalin, tam bir istirahat

kürü yapmaktadır. Gazeteci, bu

haberi Avrupadaıı Washington’a

yeni gelen bir Amerikan genera­

linden aldığını söylüyor.

Resmî mahfillerde söylendi­

ğine göre, bundan 15 gün evvel

Harrimann Mareşali gördüğü za­

man kendisini hafif bir nezleden

muztarip,

fakat sıhhatte bul­

muştur. Buna rağmen Washing-

tonda Stalin’in bazı görevlerini

terk edeceği ve Dışişleri Komise­

ri Molotov’un

gitgide Sovyetler

Birliğinde hâkim bir duruma sa­

hip olacağı kanaati

hâkim gibi

görünüyor. Stalin’in, Moskovadaki

resmî şenliklerde gözükmemesi

bir takım söylentilere yol açmış­

tır. Bu meyanda yüksek memur­

ların Kızılordunun kontrc

"ı el­

de etmeğe uğraştıkları söyleniyor.

Stalin’in, komünist partisi şefi kal

nıakla beraber, üç büyükler ara­

sındaki konferanslara iştirak et-

miyeceği. ve bu

konferanslarda

Molotof tarafından temsil edile­

ceği söyleniyor.

Bir Paris haberine göre, Sta­

lin bir

Karadeniz

limanı olan

Sochi yakınındaki

Gagri’de bir

hastanededir.

Paris gazetelerinde

Paris 9 (A.A.) —- Bugünkü

Paris gazeteleri komünist gazete­

si “L ’humanite”

hariç, şu baş­

lıklarla çıkmışlardır :

Stalin’in esrarı, Stalin nere­

de? Moskovada, Sochi’de veya A-

merikada mı?

“ La Nation” gazetesi başlıca

şunları yazmaktadır:

Sovyet makamları daha faz­

la susamazlar.

Bugünkü vaziyet garip görün

mekte ve şüphesiz ki, esrar per­

desinin tesirini çoğaltmaktadır.

Rus halkında fazla endişe yok

Moskova 9 (A.A.) — Reuter-

in muhabiri yazıyor:

Burada zannedildiğine göre,

Mareşal Stalin, Rus ihtilâlinin yıl­

dönümünü, Karadeniz kıyılarında

tnvhınan Sochi’de geçirmiştir.

Boğazlar statüsünün esas meselesi ticaret ve haib gemilerinin geçit hak­ ları meselesidir.

Boğazların kullanılması halikında ki herhangi hir milletlerarası anlaşma, Karadenizde sahili bulunan ve bulun­ mayan devletlere ait ticaret ve harp gemilerinin banş veya savaş zamanın­ da ve Türkiyenin muharip veya taraf sız olması hallerinde hangi şartlar al­ tında Boğazlardan geçebileceğini tes­ tât etmelidir.

Birleşik Amerikanın teklifinde ba zı esaslı tadiller görülmektedir, ileri­ de çıkacak bir harpte eğer Türkiye muharip bulunursa, düşman ticaret ge nülerinin geçmesine mâni olmak husu­ sundaki şimdi mevcut hakkı kendisine tanınmıyacaktır. Bundan başka, Birle­ şik Amerika, Türkiye ister tarafsız ister muharip olsun, Karadenizde sa­ hili bulunan devletlerin harb gemileri­ nin geçişlerinin teminat altına alınma­ sını teklif etmektedir.

Amerikan notası, barış zamanın­ da harb gemilerinin Boğazlardan geç meleri hakkında mevcut bazı tahditler de ortadan kaldırmaktadır.

Bu nota, Boğazlar üzerindeki Türk hükümranlığında da ehemmiyetli tahditler, teklif etmekte ise de, bu hükümlerin Sovyet isteklerini ne de­ receye kadar tatmin etmekte olduğu malûm değildir.

Bazı Ingiliz siyasî çevreleri, harb zamanında Boğazlardan geçit hakkına dair her türlü ha! şeklinin zarurî ola­ rak nazarî sahada kalması icabedeceği mütaleasıııdadırlar.

Belirtildiğine göre, harb zamanın da kuvvet mülâhazaları hâkim olacak ve bu takdirde esas meseleyi, alâka­ lı taraftarların zorla girip çıkabilme­ leri meselesi teşkil edecektir.

Bu bakımdan, üsler ve Boğazların tahkimi meselesi, buraların kullanılış şeklini tanzim gayesini güden kâğıt üzerindeki plânlardan daha hayatî te­ lâkki edilmektedir. Şurası muhakkak­ tır ki, Montreux mukavelesi meselesi iki taraflı müzakere safhasından mil­ letlerarası müzakere safhasına intikal ettiği zaman, bu gözden geçirme işi­ nin Türk - Sovyet münasebetlerinin genel bir tanziminin ışığı altında mı incelenmesi icabedeceği meselesi ba­ his mevzuu olacaktır. Türk - Sovyet dostluk paktının sona ermesi dolayısile böyle bir tanzim işi günün meselesi­ dir.

YORKSHİRE POST GAZETESİNE GÖRE

Lond a, 9 (A.A.) — Ingiliz sanayi merkezlerini ihtiva eden kuzey Ingflte- renin Muhafazakâr gazetesi Yorkshire Post, bugünkü başmakalesinde, Boğaz­ lar meselesinde beynelmilel bir işbir­ liği lüzumu üzerinde duraıaktsdır.

Gazete, Birleşik Amerika Dışişleri Bakanı M. Byrnes’in, Montreux andlaş- masının tâdili hakkmdaki tekliflerinin, Karadenizde sahili olan devletlere - ki hakikatte bu Rusya demektir - ait harb gemilerinin Boğazlardan geçmesini ka­ bul etmesi itibariyle mezkûr antlaşma­ da ehemmiyetli bir değişikliği tazanı- mun ettiğine işaret eylemektedir.

Fiiliyatta Boğazlardan geçmek mü saadesini yalnız Kızıl donanmaya men­ sup harb gemilerine tanıyan bu teldi ­ ler Rusyaya güvenlikle beraber hare­ ket serbestisin! de verecektir. Bu tek­ lifler ancak makul olarak telâkki edi­ lebilecek isteklere uygun olmakla be­ raber sulh dâvasına da hizmet edecek­ tir.

Gazete şöyle devam ediyor: Boğazlan:! Karadenizde salıiil bu- lunmıyan devletlerin gemilerine kapalı kalacağı hakkmdaki hükme ilâve edi­ lecek ehemmiyetli bir kayıt ile Boğaz­ lar, Birleşmiş milletlerin yani üç bü­ yük devletin emrindeki harb gemilerine de açık tutulabilir.

Başka b'r ifade ile denebilir ki her meselenin, büyük devletler arasında iş­ birliği azminin mevcudiyetine dayan­ mış olması keyfiyeti kabul edilmekte­ dir. Büyük devletler arasında bertaraf edilemiyecek ihtilâflar bırakıldığı tak dirde hiç bir mekanizma sulhu koru­ yamaz. Boğazlar için olduğu kadar dün yanın herhangi diğer Bir bölgesi için de bu, böyledir.

T A K V İ M

Rumî 1361 £ K İ M

Kasım

Hicrî 1364 Zilhicce

2 8

3

5

Vakit Vasatı Ezani Y IL : 19-15 SD. Sİ). A Y: 11 Güneş : 6,-12 1,46 öğle : 11.58 7.02 İkindi : 14,39 9,43 Akşam: 16,56 12,00 KASIM

1 0

Yatsı : 18,30 1,34 îmsâk : 5,01 12,04 Cumartesi

1

A

(3)

'SAYFA ; 3

10 KASIM 1945

.---->—^îiıssg«i»»as»sii3Ri»www»«a»^ ^ ım m m T A N I N

Âtatürkiin ölüm yıldönümünde

M

odern Türldyeııin kurucusu

Atatürk'ün ölüm yıldönü­

münü her yıl derin bir acı île ha­

tırlıyoruz.

Şimdi yeni türeyen bazı mu-

Iıaîifler ona diktatör diyorlar. A-

tatürk bir diktatör müydü?

Birleşik Amerikanın banisi

George Washington ne kadar dik­

tatör idiyse, o da o kadar dikta­

tördü.

Atatürk eğer bütün iktidar­

ları nefsinde toplayıp bizi bugün­

kü lıale getiren kararları azimle

almasaydı, her

inkılâbı yapma­

dan evvel halkın reyini sorsay-

dı, harf inkılâbım, kıyafet inkılâ­

bını, kültür inkılâbım yapabilir

miydik?

Padişahı

başımızdan atabi­

lir, tekkeleri ve medreseleri kapa­

tabilir miydik?

Kadınlar çarşaftan çıkabilir­

ler, hırsızlık yapanın kolunu ke­

sen şer’iye mahkemeleri yerine

modern kanunlarla adalet tevzi e-

deu bugünkü mahkemeler kurula­

bilir miydi?

Rıhtım yapmayı bile “ Sun -

uilahı tağyir” dir diye tekfir eden

ve aleyhinde fetva veren yobaz

müftüler susturulabilir ve bugün­

kü ilim müesseseler!, modern okul­

lar ve Üniversiteler tesis edilebi­

lir miydi?

Türkiyenin bütün iktisadiya­

tını emen yabancı teşekküller u-

zrklaştınlabilir, bunca demiryolu,

şose yapılabilir miydi?

Ruhlarda ve görüşlerdeki bu­

günkü inkılâbı yapabilir miydik?

Türkiyeye dünyada

bugün elde

etmiş olduğu yüksek mevkii sağ-

Iıyabilir miydik?

Hayır!

Çünkü asırlardanberi müte­

madiyen ifsat edilen, tefessüh e-

den fikirlerle uyuşturulan halk

V

\

kütlesi, inkılâba kadar tamamile

gözü kapab idi.

Hele mütareke

devirlerinde düşmanlara muhte­

lif şekillerde âlet olan insanlar ve

kalemler onu büsbütün şaşırtmış

bulunuyordu. Anane olarak âdeta

bir Zıllullah gibi kendisine itaat

etmek terbiyesini almış olduğu

padişah,

memleketi

satıyordu.

Memleketin en münevver kalem­

leri yabancı himayesini özlüyor,

bunu propaganda ediyordu. Ana-

dolunun ortasında üç, dört mil­

yonluk bir Kürdistan kurmayı,

Şark! Anadoluyu Ermenilere ver­

meyi tavsiye eden yine Türk mü­

nevveri diye tanınıyordu.

işte Atatürk ve arkadaşları

eğer o müşkül yıllarda azimli dav­

ranmamış olsalardı, Türkiye as­

la bugünkü vaziyete gelemezdi.

Bngün Cumhuriyettenberi 22

yıl geçmiş bulunuyor. Bu müddet

zarfında yurdun her tarafında

yetişen inkılâp çocukları artık ek­

seriyeti kazanmışlardır. Padişahın

geri dönmesini, şapka yerine fes

giymeyi, şer’î mahkemelerin ye­

niden kurulmasını, yabancı bir

memleketin mandasına girmeyi

isteyeceklerin nisbeti hiç mesabe­

sine inmiştir. Nitekim bunu tak­

dir eden hükümet de demokrasiye

doğru en geniş adımları atmış bu­

lunuyor. Tam basın hürriyeti bu­

nun en büyük işaretidir. Yar m se­

çimler de bir derecek olacak ve

yine Atatürk’ün inkılâp arkadaş­

ları tam bir ekseriyet kazanarak

büyük vazifelerine devam edecek­

lerdir.

işte Atatürk bütün bu iyi ve

güzel şeylerin kurucusudur, ölü ­

münün yedinci yıldönümü olan bu-,

gün onu rahmetle anarken, yap­

tığı büyük eserleri şükranla ya-

detmek hepimizin borcudur.

Murad SERTOÖLU

Mersin vapuru

diin geldi

i*

-

---o---- ■«

.~fc

Vapurda 30 Amerikalı

yolcu var

Devlet Denizyolları İdaresinin Mer sin vapuru dün Yunanistandan saat 11 de gelmiştir.

Vapurda 30 Amerikalı yolcu ve 80 ton kadar ticari eşya vardır.

Bir müddet evvel Marsilyaya git­ miş bulunan “Necat,, şilebi de bugün limanımıza gelecektir.

---

---Ucuz mangal

I «a •• II

komuru

Perakendecilere 14 kuruştan

satış başladı

----

-—o---Yapılan hesaplara göre, bu yıl or­ man işletmeleri ihtiyacı karşılıyaeak ■ kadar, bol miktarda mangal kömürü istihsal etmeğe muvaffak olmuşlardır.

Ancak bunların şehre nakli ve stok işi ile depolara yerleştirilmesi ve satış işinin düzene konulması, muvaffaki­ yetle yapıldığı takdirde, kış mevsimin­ de ve bütün semtlerde bugünkü fiyat­ lardan daha müsait fiyatla satılacağı söylenmektedir.

Bu işin arızasız ve istifadeli bir şekilde, cereyan edebilmesi için, Bele­ diye lâzımgelen bütün tedbirleri al­ mıştır.

Bununla beraber, daha şimdiden şehrin birçok yerlerindeki perakende­ cilere 14 kuruştan kömür satışına baş lanmıştır.

Böylece, depoların yerleri bulun­ dukça adetleri arttırılacaktır.

o ---

-—---D. -—---D. T. hamamlarda

kullanılıyor

Vilâyet Sıhhat Müdürlüğü D. D. T. yi kullanmaya başlamıştır. Sıhhat Mü­ dürü Faik Yargıcın başkanlığındaki bir heyet dün Fener Halicindeki Haik hamamlarında yapılan ilk D.D.T. tec­ rübesinde bulunmuşlardır. Bu yıl bü­ tün sâri hastalık müesseselerinde D. D. T. kullanılacaktır.

Piyasaya bol miktarda

kavurma çıktı

Bu sene hazırlanmış olan kavur­ ma, son hafta içinde piyasaya bol mik tarda sürülmüştür.

Bu yıl istihsal miktarının geçen seneye nazaran, yüzde yirmi fazla ol­ duğu tahmin edilmekte ve bu sebeple de, geçen seneye nazaran fiyatlarda düşüklük bulunmaktadır.

Geçen sene bu ayda kilosu 190, 220 kuruşa satılan kavurma bu sene 160, 180 kuruşa satılmaktadır.

Bununla beraber piyasada talep çok az olduğundan, fiyatların daha dü­ şeceği de tahmin edilmektedir.

Tramvayla kamyon

çarpıştı

Vatman Recebin idaresindeki tram vay arabası dün Kadıköyden Üsküdara gelmekte iken şoför Niyazının idare­ sindeki bir kamyonla çarpışmış, her i- kisi de hasara uğramıştır. Tahkikat ya pılm aktadır.

Kumaş tevziatı 1945 sonunda

bitecek

Sümerbank Yerli Mallar Pazarları­ nın dar ve değişmez gelirlilerle, emek­ li, dul ve yetimlere yaptığı kumaş tev­ ziatına 1945 yılının son günü nihayet verilecektir.

Bugüne kadar kullanılmıyan ku­ ponların sahipleri haklarını kaybede­ ceklerdir.

Fabrikalara ampul tevzi

ediliyor

Böige Sanayi Birliği şehrimizde ampul ihtiyacı olan fabrikaların mikta rını tesbit etmiştir.

Önümüzdeki haftadan itibaren bu fabrikalara 5500 ampul dağıtılacaktır.

Bol kesim hayvanı geliyor

Bu sene ekim ayı içinde şehrimize 65 bin adet küçük ve 9500 e yakın da büyük baş hayvan gelerek kesilmiştir. Bu et istihlâki, geçen yılın ayni ayma nisbetle müsavidir.

Yalnız bu sene malûm olduğu üze re canlı hayvan fiyatlarının düşük ol­ ması dolayısiyle et fiyatları düşmüştür.

Dünkü yangınlar

Dün Tahtakalede Karakol sokağın da Kâzım ı Tahin helvası imalâthane­ siyle, Üski.darda İhsaniyede Nuriyeye ait bir evde yangın çıkmış, kısmen yan dıkları halde itfaiye tarafından söndü rülnıüştür.

Âdapazarında altı yankesici

yakalandı

Adapazarmdan bildirildiğine göre, köylü yurttaşların pazar kurduğu gün olan salı günü, Adapazarı Yerli Mal­ lar Pazarından 6 köylünün cebinden pa ra çalınmıştı. Sıkı bir araştırma so­ nunda bu işi yapanların üçü kadın, ü- çü erkek olmak üzere İstanbuldan o gün için gelen altı yankesici olduğu tesbit edilmiştir. Hırsızlar savcılığa verilmiştir.

Kızlara soz atmak yüzünden

mahkûm olan genç

On sekiz yaşında Yusuf adında bir genç evvelki gece Fatihte iki genç kıza lâf atmakta iken Bekçi Ahmet, buna mâni olmak istemiş, Yusuf da bu vaziyete hırslanarak bekçiye haka­ ret'- âmiz sözler sarfetmiştir.

Yusuf, bu işten dolayı meşhut suç lar kanununa tevfikan dün Adliyeye verilmiş ve Sekizinci Asliye Ceza mah kemesinde yargılanarak yirmi beş gün hapse, kırk dokuz lira para cezasına mahkûm edilmiştir.

f —

İstanbul Borsası

fiyatları

9-11-945 Rendra 1 Sterlin 5,20 New-York — 100 Dolar 132,— Cenevre — 100 İsviçre fr. 30.675 Madrid — 100 Pezeta 12.84 Stokholm — 100 İsveç kr. 31.1325 ARTIN FİYATLARI Reşat 35,10 İngiliz 42,40 Golden 33,60 İsviçre 31,40 Külçe 5,17 ESHAM VE TAHVİLÂT % 5 İkramiyeli B. M.M. 21.1C % 7 Tertip II M. M. 20.— % 7 Tertip III M. M. 20.26 Anadolu Demiryolu I ve H 63.—

Yapı ve Kredi Bankası A 10.50 Yapı ve Kredi Bankası B 5.25

Zeytinyağı satışları

Ticaret Bakanlığının bir sir­

küler neşretmesi ■ b zkleniyor

Zeytinyağlarm perakende ve top­ tan satışlarına ait yakında Ticaret Ba­ kanlığının bir sirküler neşretmesi bek­ lenmektedir.

Sirkülerde bilhassa satışlarda ser bestiyet yoluna gidileceği ümit edili­ yor.

Galatada bir umumî

3v sahibi öldürüldü

Zabıta, bir kişiyi yakaladı

tahkikat derinleştiriliyor

Evveiki gece yangı Galatada Şer- betlıane sokağında bir cinayet işlen­ miş ve bir umumî ev sahibi kadın bı-

akla öldürülmüştür. Hâdisenin tafsi- âtı şöyledir:

Şerbethane sokağında 44 numaralı umumi evi işleten elli yaşlannda Zeh­ ra, saat yirmi dörde doğru, idaresinde­ ki kadmlann istirahatlerini temin et­ tikten sonra bir aralık sokak kapısının önüne inmiş, bu sırada kendisine yak­ laşan bir adamla aralarında kısa bir muhavere geçmiştir.

Bu muhavere uzamamış ve ziyaret çi birdenbire bıçağım çekerek Zehranm üzerine atılmış, ve kalbi de dahil oimak üzere yedi yerinden yaralayıp öldürdük ten sonra ortadan savuşup gitmiştir.

Kadının sadece feryadım duyanlar vaka yerine gittikleri zaman ancak Zeh ranın ölüsiyle karşılaşmışlardır.

Vakadan savcılık haberdar edilmiş nöbetçi savcı Hilmi Arca ve adalet dok toru Kâmil Ünsalan işe el koymuşlar­ dır.

Diğer taraftan Emniyet Müdürlü­ ğü Cinayet Masası memurları da taki­ bata girişmişlerdir.

Zabıta, dün geç vakit kırk yaşla­ rında bir adamı sorgu altına almıştır. Tahkikatın ikmali için soruşturmalara ehemmiyetle devam edilmektedir.

o--

----Yün ipliği ihtikârı dâvasına

devam edildi

İngiliz menşeli Merinos yün iplik­ leri satışı işinde sahte fatura tanzimi vesair şekillerle ihtikâr yapmak suçun dan sanık Atabek müessesesi sahibi Fevzi Atabek ile Recai Korkut, Rıd­ van, Ömer adlarındaki şahısların İkin ci Toplu Milli Korunmadaki muhake­ melerine dün devam edilmiş ve ehlivu­ kuf raporu okunmuştur. Diğer bazı ci­ hetlerin tahkiki için duruşma talik o- lunmuştur.

Filistin ve Suriyeye

tütün satıyoruz

Amerika, Mısır, İngiltere gibi tü­ tün alıcı memleketlerden başka şimdi başka memleketlere tütün satışları için temaslar ilerlemektedir. Tütün is­ teyenler arasında Filistin Suriye de vardır.

Aldığımız malûmata göre bir bü­ yük firma ile anlaşma hasıl olmuştur.

Tütünler kilosu 450 kuruştan al­ mak üzere ihraç edilecektir.

Otomobil kazası

Flanel satışları

serbest bırakıldı

—O

-Kumaş karaborsacıları

telâşta

Sümerbank Yerli Mallar Pazarları İdaresi flânel kumaşların satışını ser­ best bırakmıştır.

Flânel kumaş satışlarının serbest bırakılması kumaş karaborsacıları ara smda telâş uyandırmıştır. Yünlü ku­ maşların karaborsasının hayli düşece­ ği söylenmektedir.

---

o---Bir kamyon

tramvaya r a ptı

Dün saat 17 de Türbede bir tram­ vay - kamyon çarpışması olmuştur. Vatman Hulûsi Karatepenin idaresin­ de Aksaraya gitmekte olan Harbiye Aksaray tramvayı Türbe durağından hareket ederken arkadan gelmekte o- lan bir kamyon yandan öne geçmek is­ temiş fakat karşısına aksi istikamet­ ten gelmekte olan Edimekapı - Bahçe- kapı arabası çıkınca aradan geçeme­ miş ve Harbiye Aksaray tramvayına çarpmıştır. İnsanca zayiat yoksa da tramvayın vatman mahalli tamamen harap olmuştur.

---o---- — .— —

Mahkûm edilen karaborsacı

kadınlar

Kadıköydeki Yerli Mallar Pazarı civarında tuhafiye eşyası üzerinde ka­ raborsacılık yaparlarken yakalanan Fatma, Aliye, Safder ve Ayşe isimle­ rindeki kadınlar ikinci Millî Korunma mahkemesinde muhakeme edilerek o- nar gün hapse, yirmi beşer lira para cezasına mahkûm edilmişlerdir.

Rüştü Yazıcının iki dâvası

Toplu Millî Korunma mahkemele­ rinde şimdiye kadar on defa mahkûm edilmiş bulunan sahte faturacı Rüştü Yazıcının bu mahkûmiyetlerinden iki­ si Temyiz mahkemesince bozulmuştur. Yeniden muhakemesi yapılacaktır.

Bir İngiliz

gemisi geliyor

Ingilterenin Liverpoül limanından 4000 ton ticaret eşyası yükliyeıek mem ieketimize getimek üzere yolda bulu­ nan “ City of Lorcester,, vapurunun bugün limanımıza girebileceği söylen­ mektedir. .

"City of Lorcester,, Türkiyeye ge­ tirdiği ticaret eşyasını boşalttıktan son ra, Türk limanlarından çok miktarda ihraç malı alarak dönecektir.

Alman tabiyetindeki

profesörler

Üniversitedeki kürsülerine

tekrar dönüyor

--- o—--- —

Nazi Aimanyasına karşı harb ilâ­ nımız üzerine İstanbul Üniversitesinde ki Alman profesörlerinden Alman tâbiiyetli alanlar enterne edilmek sü­

itiyle vazifelerinden çıkarılmışlardı. Millî Eğitim Bakanlığı yeni bir ka ı-aria bu profesörleri tekrar kürsüleri­ ne iade etmiştir.

■—- — —o--- --- ’

Bir çocuğu köpek ısırdı

Kaıılıcada Fıstıklı yokuşunda oturan 9 yaşında Mehmet Metin isminde bir çocuk, ayni semtte Mehmet Kalayın kö peği tarafından ısınlmış, çocuk ve kö­ pek Kuduz hastanesinde müşahede al- * tına alınmışlardır.

KÜÇÜK HABERLER

Dün İstanbul Erkek Lisesinde Mii lî Eğitim Müdürü Halil Vedat Fıratlı- nın başkanlığında orta öğretim müdür­ leri bir toplantı yaparak tedris işleri etrafında görüşmelerde bulunmuşlar­ dır.

Ö L Ü M

Haydarpaşa hastanesi sertabibi merhum Hacı Mehmet Paşa Hafidi Nisaiye mütehassısı merhum Mustafa kızı, Harp Okulu Rusça, Fransızca muallimi Yarbay Nazmi Osm a eşi, Pi­ yade yüzbaşısı Sabrı Osma validesi, Beşiktaş Kırtasiye deposu Müdürü Yusuf Kora ve Iş Bankası memurların­ dan Keskin Ülkmenin kaymvaldeleri Güzide Kora, Sadiye Ülkmen ve Sel- ma Osma’nm anneleri

b a y a n m ü r ş i d e o s m a

vefat etmiştir. Cenazesi 10-11-945 gü­ nü Suadiye Bağdat caddesi 366 No. da köşkünden kaldırılarak Erenköy cami­ inde öğle namazını müteakip Sahrayı Çediddeki aile kabrine defnedilecek­ tir.

Ö L Ü M

Güven sigorta sosyetesi fen mü­ şaviri Ziyaeddin Cimilii, Kimyager Nebile Cimilii, Yüksek mühendis Sadi Cimilili Lâmi Cimilii ve Teknik Üni­ versite son sınıf öğrencilerinden Vamık Cimillinin babalan.

Emekli General Erzurumlu ALAEDDtN CtMÎLRl

8/9 Kasım gecesi Tanrının rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 10-11-945 Cu­ martesi günü öğle namazını mütea­ kip Fatih camii şerifinden kaldırılarak Edimekapı şehitliğindeki hususî m ak- beresine tevdi olunacaktır.

Tanrıdan mağfiret dileriz.

Ruhanî âyin v

Müteveffa Bay ARMENAK ŞEKERClYAN'ııı ölümünün kırkıncı günü münasebetile yarın Pazar 11 Kasım 1945 saat 10 da Beyoğlu Balıkpazar Üç Horan Ermeni kilisesinde ruhanî âyin icra e- dileceği ilân olunur.

Cenaze levazımatı Becidyan Şoför Mehmet Alinin idaresindeki

2286 numaralı otomobil, Üsküdarda, Solak Sinan mahallesinde Arabacı so­ kağında oturan yedi yaşında Hüseyin Aydemir adında bir çocuğa çarparak ağır surette yaralanmasına sebep ol­ muştur.

Yaralı çocuk Nümune hastanesine yatırılmıştır.

Bir çocuk pencereden düştü

Kadıköyde Yelıîeğirmeninde Taşlı ba yır sokağında oturan on bir yaşında Elvan isminde bir çocuk, evin ikinci kat penceresinden düşerek yaralanmış, berayi tedavi Nümune hastanesine ya­ tırılmıştır.

Ebedî Şef ATATÜRK IIN

Hayatlarında alın;nış kıymetli hatıralarla dolu filmlerile

İstanbul ve Ânkarada yapılan cenaze merasimleri ve nu­

tukları.

Bütün hasılatı İstanbul Verem Cemiyetine oimak üzere bu­

gün saat 2,30 - 4.30 - 6.30 ve 9 da.

İ P E K

Sinemasında

Gösterilecektir.

X fy jQ t'n iß e U a n A

— T H E G R E E N D O L P H İ N S T R E E T ___

Y a z a n : Elizabeth GOUDGE

Çeviren: Şule Nuri PINAR

— 21 — içeriye dönüp kendini tetkik etmek için aynaya baktı. Son senelerde bir­ denbire büyüdüğü için aynaya her ba­ kışta kendi haline hayret ederdi. Her- haliyle güzel, ince, uzup bir kadın ol­ muştu Aynaya bir müddet daha bak­ tıktan sonra:

— Güzelim galiba, dedi.

Maryan ayağım yataktan uzatır­ ken:

— O kadar gururlanma! dedi. Neden? Güzelsem marifet ben-3e değii, bu Allahın bir lûtfu,

— Farkında isen terbiyesizlik edi­ yorsun.

— Hayır, allaha borçlu olduğum teşekkürü söylüyorum.

Margörit gülerek odada dolaşırken ablası ona baktı. Güzelliği cidden insa­ na zevl veriyordu.

— Aman, bu kadar dolaşma!. Sen

deli gibi dönerken ben nasıl giyinebi­ lirim?

Margörit elbiselerini alarak oda­ dan çıktı. Maryan derin bir nefes al­ dı, kapıyı arkasından kilitledi. Onun süslenmesi bir meseleydi. Kendine ya­ kışacak kiyafeti bulmak için uğraşma­ sı lâzımdı. Adanın en şık ve en iyi gi­ yinen kadını sıfatım kaybetmemesi lâ­ zımdı.

Bir saatte hazırlanabildi. Kahval- tıya çağırıldığı halde inmedi. Hazır o- lunca da aynanın önünde uzun zaman kendini tetkik etti. Genç kızların be­ yaz giymesi âdet olduğu halde o yeşil­ lere bürünmüş, kulağına da meşhur küplerini takmıştı. Yakası, yeni Lon­ dra modasına uygun olarak biraz a- çık, iıalın korsesinin içinde beli de in­ cecikti. Dimdik duran vilcudü o kadar

azametliydi ki boyunun kısalığı fark edilmiyordu.

Sofi ile Margörit aşağıdan Marya nın merdiveni inişini seyrediyorlardı. Maryan yirmi yaşını bitirdikten sonra annesinin giyinişine karışmasına mü­ saade etmemişti. Sofi bu kıyafeti ilk. defa görüyordu.

•—• Yakan! diye kekeledi. Maryan gündüz için çok açık. Genç kızlara yakışır mı!..

— Modayı tetkik etmedinizse ga­ rip gelir.

Margörit güldü:

— Çok tuhafsın Maryan. Çenemin altına kadar düğmelenen bir gecelikle sokağa baktığım için beni ayıplarsın, sonra da güpegündüz bu şekilde soka­ ğa çıkarsın!.. Fakat elbiseni heğen- dim, bütün kadınliar kıskançlıktan kendilerinden geçecekler. Erkekler de arı sürüsü gibi etrafını saracaklar.

Margörit hiç kıskanmazdı, o zaten fazla süslü elbiselerden hiç hoşlanmaz- dı. Sofi içini çekti. Maryanla bu vâdide münakaşa etmenin fayda vermiyece- ğini düşündü, arabaya doğru yürüdü.

Margörit müteessir ciarak:

— Maryan bu korsenle nasıl ye- f ruok yiyeceksin! dedi. Öyle güzel şey-

j

ler de hazırlamıştım ki! Sen giyinir­ ken istakozlu sandviçleri elimle yap­ tım. Wilyam İstakozu çok sever,

îki kız gözgöze geldiler, fakat bu bakışlarında kin yoktu. İkisi de bir­ birlerinin Wilyamı sevdiklerini bili­ yorlardı. îki kız da WUyamın kendisini sevdiğinden o kadar emindi ki, kızkar- deşine ancak acıyordu. Birbirlerini de sonsuz bir muhabbetle seviyorlardı.

Adanın en büyük meydanı olan Tuzes tepesine gittiler. Askerler uzun sıralar halinde dizilmiş, kızıl ve altın renkli üniformaları çimenlerin yeşilliği ile karışarak âdetâ canlı bir tablo teş­ kil ediyordu.

Sert bir komut işitildi, vali geli­ yordu. Halk alkışlamağa başladı. A - raba ilerlerken vali ile« karısı sağa sola selâm veriyordu. Valinin arabasında ziyaretçi iki harb gemisinin süvarileri vardı. Arkalarından gelen altı araba da valinin misafirleri ile diğer deniz subayları vardı. Valinin arabası mey­ danda ilerlerken, öteki arabalar diğer seyirci arabalarının yanında kaldılar.

Maryan ile Margörit bu anda res­ mi geçitle bütün alâkalarını kaybetti­ ler, çünkü Wilyanı o arabalardan bi­

rinde, valinin yeğeni olan pembeler gi­ yinmiş bir kızla samimî bir şekilde kol kola duruyordu.

Wilyam kolundaki kızla konuşur­ ken, Paturellerin arabasını arıyordu. Onu gördükten sonra yeni ahbapların­ dan yavaş yavaş ayrılarak, Maryanla Margörite asırlar kadar uzun süren bir zamandan sonra, arabalarının yanma geldi. Maryan, her zamanki gibi et­ rafım saran gençlerle konuşurken Wil- yama müstehzi baktı, sonra konuşma­ sına devam etti. Margörit ise elini ha­ raretle sıktı.

— istakozlu sandviçlerimiz var diye fısıldadı.

— Ben de onun için geldim, koku­ sunu tâ oradan aldım.

Saat on iki olmuştu. Top sesleri tekrar ortalığı çınlattı. Uzun kızıl sı­ ralar birden yarıldı, herkes neşe ile a- ilesini aramaya koyuldu.

Margörit:

— Ah! diye bağırdı, resmigeçit bitmiş! Ben görmedim!..

Etraftakiler gülmeğe başladı, o aldırmadı; Wilyam elini hâ’ıâ bırak­ mamıştı, bu ona her şeyi unutturuyor­ du.

Yemeklerini bitirdikten «oara do­

laşmağa başladılar. Kırk kırk beş yaş­ larında bir İrlandalI, Maryanın zor saklıyabildiği asabiyetine rağmen et­ rafında pervane gibi dalaşıyordu.. Wilyam orada olmasaydı, Maryan böyle birinin kendisine iltifat etmesin­ den iftihar edecekti. Fakat Wüyam varken başka biriyle meşgul olmaya tahammül edemezdi. Adamın bugünkü hâdiseler hakkında sorduğu suallere gayet soğuk cevap verdi,

— Bugün senenin en tatlı geçen günüdür. Kahvelerle birahaneler ağzı­ na kadar dolar. Köylerde ise halk es­ ki ananelere riayet eder. Her köy e- vinde, bir nevi divan vardır, onlar şim­ di taze otlar ve çiçeklerle süslenmiş­ tir, bunlardan hangisi en güzel süslen­ mişse ona, köyün güzeli seçilen kız oturtulur. Kraliçe kadar riayet edilen bu kıza La Mome denir, ve sevgilisi­ nin de onu orada öpmesine müsaade e- dilir. Bundan sonra köy yamaçlarında ateş yakmak zamanı gelinciye kadar da herkes kırlarda dans eder,

— Adada dolaşıp bu eğlenceleri görmek isteVdim. Arabam da var. Ba­ na refakat etmek şerefini bahşeder mi­ siniz?

Referanslar

Benzer Belgeler

Şüphesiz sezonun izleyenleri ikiye bölen filmleri arasında başı 'Yüzük­ lerin Efendisi' çekiyordu.. Film kadar, filmle ilgili olarak Fatih Özgüven, Tuna Erdem,

Çoğumuzun TÜBİTAK kısaltılı adıyla bildiği Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu 24 Tem- muz 1963’te, başka bir deyişle Türki- ye Cumhuriyeti’nin 40..

Cenazesi 18 Ocak 1999 Pazartesi günü sabah saat 10.30’da Cumhuriyet gazetesi bahçesinde gerçekleştirilecek törenin ardından,.. Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle

Oysa evinde bir kav oluşturmak, şarap yıl­ landırmak, farklı rekoltelerin tatlarıyla ilgili söyleşiler yapmak, meraklılar arasında kavdan kava şarap değiş

• Bir çocuğun hayatının ilk yıllarında beyninin sağ yarı küresinin daha çok çalıştığını ve sol yarı kürenin dil bece- rileri, sözcükler, anlamlar gibi görevler için

tarlılığı*, hayatla ödeşmemizdeki “sahtekârİıklanmı- z/” gerçekten yazınsal, hem de sonuna kadar yazın­ sal bir dille ifade eden Tuhaf Bir Kadın şimdi daha çok

Questionnaire: A history of occupational noise exposure: mean noise for per hour (MN), max- imum exposed noise (MEN), daily noise exposure time (DNET) and total noise

Oral kavite yerleşimli bu iki geriatrik piyojenik granülom olgusu; geriatrik hastalarda malign lezyonlarla karışabilmesi nedeni ile güncel literatür eşliğinde