• Sonuç bulunamadı

Türk Halk Bilgisine ait maddeler V:Baba Salim

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türk Halk Bilgisine ait maddeler V:Baba Salim"

Copied!
22
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk Halk Bilgisine ait maddeler

v

BABA SALİM

Hamamizade İhsan

H. B. D. azasından ( İstanbul )

H. B. D. İlim Encümeni kararile neşrolunmuştur.

İSTANBUL

İktisat Matbaası

(2)

Türk Halk Bilgisine ait maddeler

v

BABA SALİM

Hamamizade İhsan

H. B. D. azasından ( İstanbul)

H. B. D İlim Encümeni kararile neşrolunmuştur.

İSTANBUL

İktisat Matbaası

1930

(3)

BABA SALİM

Halkın öz dili ve duygusile gene halka söyliyen, ilham­

larının temellerini

kendi ırklarının heyecanlı rularmdan,

eski varlıklarile âdet ve ananelerinden alan halk şairlerinden

biri de: «Trabzon’iu Mehmet Salim

Efendi»dir-Kendisi «Baba», bazan da «Âşık»diye anılır. Pederi «Yüzbaşı

Abdürrezzak Efendi »ye «Vaizoğlu» derlerdi.

«Baba Salim» hicri 1304 tarihinde «Trabzon»un «İmaret

mahalle*sinde doğdu. Daha on beş yaşında iken çalışnjağa

başlamıştı- Sey

3»ar satıcılık, ara sıra karnalcılık [ 1 ] yapar,

bazan

dondurma kutusu kezdirir

satardı,

o vakittenberi

bellemeğe başladığı'm ani ve türküleri, gezdiği j^erlerde,

mesirelerde bazan şuna buna, kadınlara söylerdi. Kendisinin

bağlama [2 ] çalmakta mehareti vardır Okuduğu şiirler gibi

bunu da gelgeç «Aşık»lardan, «Sazşairleri»nden öğrenmişti.

İlk önce «Trabzon'da «Zanos caddesi’nde bir dükkân aça­

rak alış verişe başladı- 1326 da gene burada ve iki defa

« Kaleiçi mahallesi »nde tuttuğu küçük furunlarda Çörek,

kurabiye yapup satmakla meşgul

oldu-«Cihan harbi»nde asker olarak «Trabzon Menzil furunları»

hizmetinde bulunmuştu. « Trabzon »un işgali üzerine « Ordu

kazası»na gitti. İhtisası olduğu için orada da bu hizmetle tavzif

edildi. O sırada «Ordu'da gazin okkası dört yüz kuruşa çıkmıştı.

Mum imal etmeğe başladı, «Belediyemin, «Muhacir idaresimin

«Ekmek müteahhitliğimde

bulundu-[1] Karnal ( Trabzon Lehçesi ) yarım daire şeklini gösteren ve sapından kola takılıp gezdirilen bir nevi sepet, Karnalcılık yapmak: içine eşya koyarak karnalla gezdirip satmak.

(4)

— 4 —

Daima kendi say ile, eli emeğile geçinen « Salim Efendi »

askerlikten terhis edilince düşmandan geri alınan memleketine

dönmüştü-

Rundan sonra muhtelif zamanlarda «Trabzonmn

«Şark meydanımda Tatlıcı, Şekerci, Helvacı, Kadayıfçı dük­

kânları açtı, yaptığı işlerin hep kendi elinin meharetidi- Bin

bir hünerli «Salim Baba» şeker kalıplarile çok güzel âlet ve

hayvan resimleri döküyordu, bir aralık «Belediye dairesi» için

-ramazana mahsus- fişekler imal etti. Sonra «Sünlıa caddesi»

üzerinde yeni açılan furunda ekmekçilikle meşgul oldu; şimdi

de «Zanos köprüsü başımda açtığı dükkânda meyva, şeker,

kurabiye gibi şeyler satarak geçimini temine çalışıyor.

«Salim Babamın muayyen bir işde devam ettiği görülme­

miştir. Yaptığı mevsimlik işler neticesindeki kazancını bir

suretle yer, içer, hadiselerden yeniden yeniye doğacak işler

bekler- Son zamanlarda açtığı bu dükkânda devamlı surette

oturduğunu gören yoktur-

Derler ki müşterileri mahtut ve

muayyendir. Bunlar dükkâna gelir «Baba»yı ortada göremeyince

alacakları şeyi kendileri arar bulur, kendileri tartarak alır,

parasını bırakıp giderler !

«Babamın tahsili daha on iiç, on dört yaşında iken dayısı

«Arzuhalci Hafız Osman Efendimden bir kaç ay kadar « Yazı

meşki» almaktan ibaret gibidir. 1323 tarihinde «Muallim Ali

Efendiden bir aralık arapça okumağa kalkmıştı- Türkçeden

«Güldeste» denilen inşa kitabını okumak istedi. Matbu yazı­

lardan daha dürüst mana çıkarabilen «Salim Efendimin oku­

mayı sökmesi, eskidenberi Âşık kitaplarına, Klasik masal ve

hikâyelerle bazı beyit ve manzumelere olan düşkünlüğü dola-

yısiledir- Halk şairlerinden daha ziyade şunları okur:

Kerem, Â ık Garip, Âşık Ömer, Derdli, Şem’i, Emrah v-s.

«Yeni Nerves» ve « Bayburt’lu Zihni» divanlarile « Ziya Paşa »

nın şiirlerini, « Muallim Naci Efendi » nin kitaplarını da biraz

karıştırmıştır-Daha dokuz, on yaşında iken kafiyeli söz konuşmak âdeti

idi. Sonra yaşlı şairlerle görüşerek, yazılmış şeyleri işiterek,

okuyup dinliyerek tabiatını vezinli sözlere alıştırdı. «Sazşairleri»

(5)

- 5 _

ıstılahmca « Tekerleme »

ve « Tekellüm » tarzında; gitgide

«Mani», «Koşma» ve « Destan » yollarında şeyler söylemeğe

başladı- Daha sonra «Aruz» veznile «Semai», «Divan», «Kalen­

deri» şekillerinde manzumeler yazdı, yahut söyleyip yazdırdı,

ve bunlardan bazılarını «Trabzon»da çıkan «Yeni yol gazete­

sin d e bastırdı.

«Baba Salim», «Trabzon»da, «Kararı», «Sadayî» gibi babalarla

ve bazı emsalile «Tekerleme» söyliyen meşhur «Kafiyeci Ali

Bey» le söyleşirlerdi; maruf tabiri üzere bazan «Tekellüm »

söylerlerdi- Hatta « Kararî Baba» 1322 tarihinde «Zanos*da

yeni açılan kahvehanede saz çalarken bir gece «Baba Salim»i

ona tavsiye etmişle,r orada «Tekellüm »lere başlanılmış, kendi

- pek genç olduğu halde - rivayetine göre o meşhur sazşairiı i

matedec^k [

1] hale getirmiş.

«Tarikat»lardan birine mensup olmıyan, mektep, medrese

görmiyen « Salim Baba »nm yazısı yok gibidir, munfasıl

(Mukatta^ harflere yakın ve garip bir şekildedir; yazdığını

güçlükle kendi okuyabilir.

Tabiatı, « aruz »un

« Halk Şairleri » tarafından hemen

daima kullanılan vezinlerine alışıktır. « Baba » bu vezinlerde

- taklit ettiği şairler gibi - eskiden caiz görülen « Zihaf »1ar,

« İmale »

1er yapar, böyle yazılarında yerinde kullanılmıyan

kelimeler, kafiye, rabit ve mana noksanları daha çok göze

çarpar. Eskiden terviç edilmişken şimdi menus olmıyan

kelime ve tabirleri bazan aynen kullandığı görülür.

«Baba»nm perişan varakalara, dükkânındaki sargı kâğıtları

üzerine yazdığı, çok defa söyliyerek birine yazdırdığı şeyler

basmakalıp tabirler dolayısile mükerrer,

hudutlu fikir ve

hisserle birer klişe halindedir- Emsalinin asırlardan kalma

manzumelerine o kadar çok benzer, bununla beraber bazı Divan

şairlerinin eserlerinden geri kalmıyan parçaları da yok değildir.

On sekiz yaşında iken söylediği ilk mevzuu « Divandan »

şimdi şu iki beyti hatırlamaktadır:

(6)

6

-Arzııhal eyler beni gör çeşmi cellâdım benim Âlemi taciz eder ahımla feryadım benim Yâre bilmem neyledim aya suçum ne bilmedim Merhametsiz kalmaz elbette sana dadım benim.

« Babam ın gene divan yolunda:

Nerde olsa âşıkın cananesi gönlündedir Matrahı sakisi hem meyhanesi gönlündedir Bülbülü herdem terane sinei “Salim» dedir Giryezarı aşk olan gam lânesi gönlündedir.

gibi «tasavvuf »a doğru giden ve :

Arif isen kesme payın meclisi meyhaneden Bade iç mahrum kalma vuslatı cananeden

Kem nazarla bakma taş atma sakın mestane kim Cevheri nadidedir hazan çıkan viraneden.

Beyitleri ayarında rindane sayılan, yahut :

Yaya koydun ok gibi dağdan dağa attın beni Dostluk hiç yok gibi düşmanlara kattın beni Ben bilirken dürrü gevher kıymeti sarraf gibi Ey vefasız yok bahaya sen niçün sattın beni.

*

Ol meleksima bugün gördüm gezer ağyar ile Âşıka amma çok istiğnalar icat etmede Çektiğim cevrü cefanın haddi yok payanı yok Zulmü canandan gönül dadetmede dadetmede

*

Merhamet kıl nazlı cananım bu hali zarıma Gamla dolmuş gönlüme gam katma canım ağlama “Salim» i kurbanı aşketmekse kastin sevdiğim Ben senin kurbanınım kaşı kemanım ağlama

gibi âşıkane denilen şikâyetlerile niyazları vardır.

« Baba » bazı münasetetlerle ara sıra vatanî şeyler de yazar,

« Divan edebiyatı» şekillerinden « muhammes > e benziyen

aşağıdaki « semai * bunlardandır:

(7)

Bugün bir idi ekberdir bugün bir idi millettir Bu gün hep nura mustağrak vatan gülzan cennettir Bugüm duydukların ey kahraman millet meserrettir Senin efkârın ey Gazi bütün nun hakikattir

Senin şahsındaki kudret cihan fevkinde kuddettir. Bugün Gazi gibi nurlu güneş etti tulü mülke Bugün düşman hücumundan halâs oldu bütün ülke Silindi defolup gitti vatandan bir siyah gölge Senin efkârın ey Gazi bütün nun hakikattir Senin şahsındaki kudret cihan fevkında kudrettir. Bugün döndü vatan bir ravzai ridvanı alâya Yaşa ey müneei millet çıkardın Türkü balâya Seni millet emanet eyledi bari tealâya Senin efkârın ey Gazi bütü nun hakikattir Senin şahsındaki kudret cihan fevkuıda kudrettir.

« Baban » ln bazı hadiseler ve şahsiyetler üzerine mizahî

manzumeleri de vardır; bunlar muhitten ve hadiselerden aldığı

ilhamların mahsulü sayılabilir,

aynı yazılarda memlekette

şiirle, gazetecilikle,

yazı işlerile uğraşanlara, arkadaşlara,

onların hallerine uygun temaslar, iğneler, latifeler bulunur;

« Baba S a lim », kendi halinde, saf, kani, temiz yürekli ve

uysal bir adamdır. Onu öyle tanıyanlar sözlerinden içlenmez­

ler; zaten yazılarında kimsenin kalbini incitecek söz bulunmaz.

Böyle parçaların çoğunda benim adım geçer; bazı divanlarında:

Gezermiş şimdi ağyarın kolunda bezmi ülfette O şuhı mahı tabanı kızar hammamî gördükçe

Ve:

Meclisi mahbup sakıt aheder üftadeler Sen de geç hammamî zade suhbeti eananeden

gibi beyitler bulunur- Bazan da — şu iki manzumede görül­

düğü gibi — müstakil şeyler yazıp bastırır:

— irabzonda « Bar ” m açıldığı gece — Dansederken seyret üstada ne hal olmuş bu şep olkadar eylemiş ki bimecal olmuş bu şep

Hep süzülmüş badeler abüzülâl olmuş yine Memlekette olmamış bir kilükal olmuş bu şep

(8)

Olkadar mestü harap olmuş ki kendinden geçip Neş’esinden incelenmiş bir hayal olmuş bu şep Çınlamış tutmuş nevayı buse bezmi serteser Leblerinde âşıkın her buse bal olmuş bu şep “ Salima „ sordum bu cuşacuş sevdalar nedir Dediler üstadı azam hemvisal olmuş bu şep

*

Şebi yeldada ey üstat bilmem sohbetin var mı Güzellerle senin hiç ülfetin ünsiyyetin var mı Bana huban vefa etmez riyakâr oldular şimdi Senin de bivefa yaran ağyar ülfetin var mı Heman meydan okursun cümleye bazan aşk içre Bu rahın pehlivanısın bilinmez kisbetin var mı Haber aldım güzeller cümleten taksim edilmişmiş Aman bir tanecik olsun senin de kısmetin var mı Hazetmez Salima kâşaneden hiç zümrei uşşak Sual eyler ki divan yıkık bir halvetin var mı.

Yahut bazı arkadaşların isimlerini — şu «kalenderi» de oldu­

ğu gibi — hallerine münasip birer beyit ile zikreder:

Rüyada bile sen bana her an görünürsün gölgemle gezer çeşmime sen can görürsün Bilmem ki neden susmadadır şiiri nefisin Aylar geçer üstadımız “İhsan,, görünürsün Nutkunda da ilminde de lıerşeyde de mahir Bayram günü balkonda “Süleyman,, görünürsün Gayretle sebat üzere «Celâl” ufku vatanda Yıldızlara benzer gibi taban görünürsün Tahsin sana yüzlerce «Cemal” im yine Tahsin Her ankete billâhi stthandan görünürsün «Asri Babamız” ! bezmi muhabbette gezerken Bilmem ki neden gözlere yan yan görünürsün «Sahir” seni ben bil ki bu dünyada unutmam Her kim ki inanmaz ona bürhan görünürsün Her an girerek meclisi rindana “Cenap,, ım Destinde ya peymane ya fincan görünürsün Matem mi sana bilmiyorum şimdi bugünler “Cevdet» ne için didesi giryan görünürsün “Veysel» ne güzel terbiyevî yazı yazarsın Bu aklile sen dehrii devran görünürsün Biçmekte felek âleme kostümü hariri “ Salim Baba „ sen çakigiriban görünürsün

(9)

-«Baba Salim» yazılarından, kendinden bahsedilmekten çok

hoşlanır ve ehemmiyet vererek bahs eder; benim de kendisile

bazan şifahî latifeler yaptığım olur:

. Bir cuma gecesi «Trabzon’da «Uzun sokaksan geçiyordum,

« Konak camii »nin önünde ellerinde mumlar bekliyen bir

kalabalık gördüm; meğer camide - namaz kılan - bir güveği

varmış. « Baba Salim »de bekliyenler arasında bulunuyordu,

çünkü; güveği « ilahiler »le evine götürülecekti, ve « Baba *

ilahi okuyanlara iştirak eder; hatt â önayak oludu Kendisile

şöyle söyleştik :

— O -- Babacan sende burada mısın?

— Helbettel 1 lya

Ben «Trabzan»un [2] bubası 131 değil-

m iy im .

— Kanbersiz düğün olmaz diyeydin bu, doğru olurdu

- dedim - fakat sen Trabzanm babasımısm , yoksa « Trabzan

Babası » mısın . Bunu pek bilemem

9

(10)

KOŞMALAR

Ay gibin [1] parlayan o gül yanaklar Aklumi başumadan aidi sevduğum 0 ahu bakışlar -pembe dudaklar Başumi sevdaya saldi sevduğum Karşımda parlayı [2] sabah yulduzi Sevgillim dünyanuıı en güzel kızi Suzuldi koynuma sevda hırsızı Goğlumı [3] yeniden çaldı sevduğum Altundan dizilmiş kumral saşlarun [4] Öldürür insanı siyah kaşlarun Sineme toktuğun [5] o göz yaşlarun Ta kalbigâhuma daldı sevduğum Sevindur Salim’i nevar bir gece Gülüb oynayalum gel de gizlice Bu kadar emeğiirn [6] gitmesun hiçe Gözlerum yollarda kaldı sevduğum

— 2 —

Hep bağa [7] vermişler dünya gamını Başumi sevdaya saldum ağlarum Güzeller elinden aşkum camini İçince hicrana daldum ağlarum. Yok midur bu benum derdumi bilen Gamh gözlerumun yaşını silen Ey siyah saşli kız olayım kölen Elemler içinde kaidum ağlarum. Duşince goğlume o giizel melek Ahumdan sarsılur kubbei felek Mecnun gibin sehra sehra gezerek İnleyen sazumi çaldum ağlarum.

[1] Gibi. [2] Parlıyor. [3] Gönlümü [4] Saçların. [5] Döktüğüm. [6] Emeğim.

[7] Bana

Salim ayrılınca nazlı yarundan Cihan hep tutuşdi ahu zarundan Elemli gurbetun yolcilannadan Yaramdan bir mektub aldum ağlarum

— 3 —

Haluma insaf et gel mürüvvet et Mahvoldum yolunda nazlı eananum Günahum sevmekse sen merhemet et Mecnun gibin şimdi dağlar mekânum. Gözlerum senunçün daym kan ağlar Ahumdan yanub da tutuşdi dağlar Haniya o demler, geçdi o çağlar Geçeyi [8] mihnetlan şimdi zamanum. Omudi [9] sonukdur [10] goğlumun işte Ateşi aşkunlan olmişim hasta

Anarum ismini ben son nefesde Sevgilli eananum, nazh sultanum Sermayem gam oldi metaum cefa Soni yok dünyada sürmedum sefa Sevduğum sözunda etmedun vefa Haniya senunlan ahdü peymanum Mecnunum sehrada şasırdum yoli Ey Salim yüreğum ateşlan doli Goğlumun yuvadan uçdi [11] bülbüli Şimdi biçareyim didegiryanum.

— 4 —

Nice yıldur ben o yan ararum Söyle seba söyle can ,num nerde Sarsdi Semalan ah ilân zarum Uğratdi başumi bir beyük [12] derde

[8] Geçiyor. [9] Ümidi. [10] Sönüktür. [11] Uçtu. [12] Büyük.

(11)

-

12

-Yanayi yuregum yâr ateşinde Sanki bir mecnun’um Leylâ peşinde Sevduğumya on dört ya on beşinde Bilemem yerde mi, yoksa goğlerde [13] Ben bu dilber içiin yanar gezerum Adım her yerde anar gezerum Bülbülim tikene konar gezerum Göremem gonçemi gözümde perde Güzel kuş namemi getur ver yare Sabretmez yureğum hiç intizare Kapdurdum goğ[umı bir inkisare Döniyi [14] yavrimun hayali serde. Bulunmaz cihanda anun bir eşi Sevduğum dünyanun akşam güneşi Goğlumi her demde yakar ateşi Ararum gezerum oni her yerde Ey Salim hicranlan ağlama yeter Kavuşman yakiudur olma mükedder Kurbet yolciları verdiler haber Dediler sevduğun çimendiferde.

— 5 —

Gam yemem ölürsem artuk hicranla Bu gece yaruıni gördüm rüyada Öpüşdük sevişdük nazh cananlan O tumbul ellerden sundi bir bade. Sandum ki semadan endi mahitab Yarumun yüzinde oldi bir nikab Bin nazla sevduğum eyledi hitab Görüşmek istedi şöyle tenhada. Goğul bir perinun oldi meftuni Elemle geçürdum ay ilan güni Ey olan sehrayı aşkun Mecnun’i Söyle bu gözelluk var mi Leylâ’da Şirin’um ararum ben bir Ferhad’um Şerabı aşk ilan mestim berbadum Ateşler içinde kalbi naşadum Yetiş ey sevgilli yetiş imdada

[13] Göklerde. [14] Dönüyor.

Ey Salim durmayi gözümün yaşı Hayretde pırakdun dağ îlan[15]daşı Sineme sarmazsam o hilal kaşı Olur mi goğıum hiç gamdan azade.

— 6 —

Çevrinden eananun bikdum usandum Yok mudur î avuşmak vusletı yare Ateşi aşk ilan yandukee yandum Asla bulamadum derdume çare Rahmetmez halume o kaşı hilal Ne yârde vefa var ne bende mecal Alursam cananlan bir gün hemvisal Minnetum olur mi yâru ağyare. Sanki uyanmışım datlı rüyadan Sanurum vadaldum o dilrübadan Bir yeşil kuşcuğaz [16] indi semadan Götürdü namemi uçup dildare. Sevda mevsiminim iikbaharunda Gezerek cananlan çay kenarında Otutsak bir gülün sayezarında Söylesem derdumi o dilizara. Ey Salim kaybettum zülfi siyahı Sarsarsun dünyayı çektukçe nhi Ayrılmaz bu goğlum yârden billahi Ölüp bu dert ilan girsem mezara.

— 7 —

Nedeııdur elinden hiç kurtulmazsun Diişersun her zaman hicrana goğul Bivefa yarundaıı vefa buhnazsun Olursun aşk ilan divane goğul. Elinden eananun câm almak içun Her dem bu yolda kâm almak içuıı Yetmez mi gamum ki gam almak içun Gezersun meyhane meyhane goğul Hayali gözümde kaşı karamın Salim devası yok böyle yaranım

[15] İle [16] Kuşcağız.

(12)

- 1 3

-Bir meleksimanun bir mahparanun Yanarsun şemine pervane goğul.

8

ilkbaharım aşdı [17] gönce gülleri Güeller kolkola seyran ederler Neğmeye getürdi hep bülbüllri Aşk ehlini şimdi heyran ederler. Sanursun semadan inmiş melekler Çiçekler iistinde hep kepelekier[18] Her kuş yuvasında eşini pekler[19] ötüşür havada teyran ederler. Kurtuldi matemden goğde yulduzlar Kayboldi soğuklar eridi buzlar Kırlarda gezinur gelinler kızlar Âşıklara sine üryan ederler. Dilberler salınur dii li naz ilen Meclisler dunanur meylen saz ilen Her âşık oturnıiş bir şehbaz ilen Yıkar goğullari viran ederler. Ey Salim feleğun [20] vadine kanma Güzeli sevmeden bezme usanma içerden dışardan ateşe yanma Bir gün gelür seni şadan ederler.

— 9 —

içerden yakduğun yetmezm idi ah l işardan da beni yakdun ey 'felek Alevler içinde kaltuişim eyvah

Neden bağahayin [21] bakdun ey felek. Rehmilen yüzüme asla bakınadun Ben gibi kimseyi nare yakmanun

Topladun dünyada gam bırakmadan Yarali sineme çakdun ey felek. Elemden goğlumi etmedun azad Ağlar um eylerum ahilen feryad Ateşden zencirler eyledun iead Geturdun boynuma takdun ey felek. Ey Salim gel etme ah ilen nale Fedayı can eyle ruhsan ale Zehirli oklarun ettun havale Bu yanuk bağruma kattun ey felek.

— 10 —

Necip evlâdunun azmi öninde Atdun matemini boğun [22] Adana istiklâl devrinun şanlı güninde Kavuşdun vetene mezun [23] Adana. Ezan seslerilen ruhun uyansun Açuk ufuklerun nura boyunsun Al sancak sinende hep dalgalansun Sinesi hicranlan meşhun Adana. Şenlensun yuvalar ötsün bülbüller Issuz bağlarunda açılsun güller Şadoldi vaslunlan bütün goğuller Çağlasuıı Seyha’un coşkun Adana. Ta arşs titretdi figanu ahun Semalar olmuşdı hem nalegâhun Abibet rahmetti beyük Allah’ın Kavuşdun vetene dilhun Adana. Yükselsün ufkunda Allahü ekber Sağa tekbir aisun goğde melekler

Evladun hicranlan vaslunu pekler O masum sinene meftun Adana.

*

[17] Açtı. [18] Kelebekler. [19] Bekler. [20] Feleğin

[21] Hain

(13)

DESTANLAR

Bin üç yüz yiğirmi [24] sekizde temam Balkan devletleri etdiler kıyam

Çok zulum yapdılar nice bir eyam[25] Bilmediler bunun soğu [26] ziyandur. Fitneyi fesadı etdiler tecdid

İngiliz, Fransuz, Rus oldi bedid Nice bigünahı kildiler şehid Yapdukları işler hep heziyandur. Aheri bu işe böyle yettiler Doğriyi koyarak eğri gitdiler Sırp’ı ara yerde alet etdiler Dediler Urus’a [27] sen oni kandur. Urus dedi Sırp’a saldum Lemse’ye [28] Sakun sen bu sırrı deme kimseye Bir saatda ordum girer Bosna’ya Moskoflar arkamda hep pasıbandur. Bu söze Sırp’lıler gayet inandı Katletdi zevcesin hem Ferdinand’ı Bütün kâinatun yüreği yandı Dediler ki bunlar hep rezilandur. Bildureyim dedi Lemse haddini Nahak katleyledi veliahtumi Yıkayım başına tacü tabtuni Başı ezilecek bu bir yilandur. Dedi Rus dayısı tokunma Sırp’a Yoğ ise girerum senunlen harba [29] Yoktur düvellerde ben gibin zorba Impiratorluğum hayli zamandur. Lemse ordusini aldı yürüdi Sırp da korkısmden kani kuridi Belgrad üstini düman böridi

Dedi Urus korkma bombardumandur.

[24] Yirmi. [25] eyyam. [26] sonu. [27] Rus. [28] Nemse [29] Harbe.

Hileyle geydurur o ters terlugı Urus yapdi gizli seferberluği Gördi Alaman’dan sonra erluği Anladı gendini nice nağd ndur. [30] Dedi Alamanya çabalama hiç Bişur pilavuni şerbetuni iç Ko terbiye olsun arada bu piç Yoksa senun halun pek perişandur. Hindenburg aslanlar gibin bindurdi Rus’a koskoca bir darbe endurdi Fransuz’lıya da yüzin döndürdi Dedi senun dahi halun yamandur. Dedi Fransuz ki diğle [31] sen sozi Müttefik bulmişim kendume Rus’i Gayet ziyadedur onun ordusi Onunlan cenkeden çok gafilandur. Aslan Alamanya ona da daldi Paris kapısına süvari saldi Fransuz bu işe hayretde kaldi Dedi bu ne acip şiri cihandur. Dedi Alamanya Belçika kardaş Olalum senunlan güzel arkdaş Yol ver geçeyin ben etme hiç savaş Ömrüm biteceği böyle zamandur. Dedi Belçika ki baksana bağa

Elürsam [32] da asla yol vermem sağa[33] Ben senden hiç korkmam atla meydana Bu meydanda duğun [34]bir imtahandur-Haman Alamanya şamarı attı

Hem yerun dibine Belçika battı Kral Londura’da yanma yattı Tarihi âlemden şimdi nihandur.

[30] Nadan [31] Dinle.

(14)

15

Osmanlı hakanı Sultan Reşad Han Devletli şevketli sevğilli sultan Bitarafluğini eyledi ilan Dedi Osmanlıluk dariilahıandur. Bayramun ikinci güniydi henüz Talime çıkmışdi Torgut, Barbarus İki kuruvazur hem dahi Yağuz [35] Oularun meskeni ruyi ummandur.

Urns donanması etti taarruz

Hemen harba girdi Torgut Barbarus Yİğirmi sekizluk salladı Yağuz Rus Sıvastopol’a kaşdi limandur. Gösterdi setvetin şanlı donanma Urus yalanma sakun inanma Hilekârdur onun sözine kanma Hem insan düşman! hem kaltabandur. Baba Salim böyle bir destan demiş

_ Varise ağyardan kızılcuk yemiş Cübbesi limonli zeytini bitmiş Doslara yadigâr bu dasitandur.

(15)

MİZAHÎ KOŞMALAR

— ı —

Hemamizade’ye Zaman değişerek herşey değişdi üyalum bizler de zamana flstad Köhne gidişlerden kamumuz şişdi Yeni iş bulalum bir tane östad. Terkedehım eski hurufatı biz Sürelu " meydana yeni atı biz Keselum dibinden bu halatı biz Atalum zevrekı ummana üstad. Görürüz milleti hep asrileşdi Çiçekler bile hep başka renk aşdi Denizler kabardi dereler taşdi Niçün biz kalalum bigâne üstad. Cennetten kaçarak geldi huriler Göründi kalbumuz çalan periler Taze kumaş buldi hep müşteriler Letafet dağıldı cihane üstad. Bülbülün değişdi baharı yazı Dilberun başkadur cilvesi nazı Berlin’de çalar da dinletur sazı Gel olma bakalum divane üstad. Çok şükür girmişsun bir bezmi şansa Havada insanlar başladi dansa Sen baki kalursun bu dünya yansa Serteser olsada virana üstad.

Gezmezuk [36J biz artuk eski çaruklan Fikri parlaturuk hamsi baluklan Girilmez bu bezme yeşil saruklan Giyeruk [37] kısbeti merd ine üstad.

[36] Gezmeyiz. [37] Giyeriz.

Bozuldi düzenler gözi yaş kalduk Eski yerumuzde demirbaş kalduk Bu kara baht ilan arkadaş kalduk Bazan ters dönermiş pervane üstad.

2

Züğürtlük [38] temamen çökdi yakama Ne aksuata [39] var ne de bir kâr var Cepte yok mangizum bakma cakama Bağa yaz gelmedi dağumda kar var. Sen olda bu işe eyleme keder Yok bu Trabzan’da neşeden eser Bul bakalum bir tek eğlenecek yer Eğlenceye düşkün bunca kibar var. Başka bir yere gel gitme deyiler Zehir şerbetini yutma deyiler [40] Limana demiri atma deyiler Torpile çatarsun torpitalar var. Eğlenmek istersen git meyhaneye Buz gibin şerabı dök peymaneye Girilmez bu şartlan umumhaneye On beş sermaye var on bin bekâr var. Dökül eğlenceye ye, iç varuni Gün bu gün düşünme Salim yaruni Kullan git dünyanın ruzigârini Hayatun sonunde yahu mezar var.

— 3 —

- Hamsiname münase. etile-Bir yıl görünmezsen artar kederum Yetiş imdaduma imanum hamsi

[38] Züğürtlük . [39] ahzü ita [40] diyorlar.

(16)

17 —

Yüzuni görinee bayram ederum

Sen olursun banum kurbanum hamsi. Maraza öğrarum hamsi demesem İçerim tutuşur hamsi yemesem Üstini bir var el pekmez lemesem Çıkar asumana dumamun hamsi. Kuyruğun tutarum merd oğli merdum Olsa da bir batman bişirub yerdun; Çok yeyüp içince artarsa derdum Olursun derdume dermamun hamsi. Hamsisun gezersun uii deryade itişince başlarsun ahü feryiide Aşkunlan yanarunı yetiş imdade Kurbaııun olayım civanum hamsi. Sâlim hamsi yerum ben seve seve Kamyonet yüklerimi yetmese deve Düşürdüm mi seni bir gece eve O gece keyfumden şadanum hamsi.

— 4 —

— Kış hediyyeleri — Aitundan bir neşter Doktor Necdet’e Süleyman Mahir’e bir demet lâle Bir kıravat bir de baston Cevdet’e Açılmış bir zambak Avni Celâi’e. Rıfkı kulaç beğe [41] bir yazıhane Emsali gelmemiş ola cihane Aferumler varol derim Nıhan’e Bir deste karanfil Ahmed Kemal’e. Stikûtî beğume bir altun haine Cemal Rıza beğe seyahatname Hususi bir doktor Kami’i karne Bir şişe ilaç da ola nevale. Metini yazarsam şığımaz kitaba Ey Orhan Rıza Beğ bak bu hitaba Sakii muhabhet heyük Cenab’a Şarabı aşk ilan dolu piyale.

Narnuk Buba’muza bir beyfik fıçı Bin batman {42] rakıyı aimaiı içi Elmas kakıl: bir altun kılıcı Hacı Haşan Beğe etduın İhale Mötebassı-ına bir çuval funduk Altun saat versen o da azueuk Bayram zadeye ben ;ıe versem layuk Ketmediip hakkını girme vebale. Rıza Röstem Beğe çifte telli saz Ben muallimlere ne verursam az Veysel Faik Beğe bir altun makas Yazsıın terbiyevt güze! mekale. Hemamî üstada eimas bir masa Üstine koymalı ziimıiidden kasa Doldurmali oni hem basa basa Cemil şüaradan birer risale

İdman Ocağı’na [43] aitundan bir top Gültekin’e çanta gayetie de hop Asrt Buba’muza bir güzel mahbup Bilmem ki Hemamî ne der bu hale. Belediyemuze hep millet meftün Bak ha bu Trabzan böyle miydi dün Karga kaçuran’a [44] bir kanat kuzgun Kaldursunlar oni kat kat cibale. Teyyare yuröi’na elmas madalyon Ticaret Evi’ne bin çuvai aitun Azmtt sebatundan millet hep memnun Yüksek Necmiatl [45] yetiş hilâle. Cemal Azmi Beye mücevher nişan Versün bu gidişleıı memlekete şan Tik yetmiş batmanluk mum derdinne yan Ey Salim sağa da iiganü nale.

[41] Beye. [42] Batman: Altı okka. [43] Trabzon’da bir spor kulübü. [43]Trabzon’da bir spor kulübü [44] Trabzon Belediyö dairesinin altında bir kahvehane; kargaları kaçırmak ü- zere önündeki büyük ocağa bir çıngı­ rak takılmıştı. [45] Trabzon’da bir gençlik kulübü.

(17)

-

18

-— Hıdırellez şakaları -— İşitdum doldurmış Hemanıi zade Hıdrellez içün yüz dene [46] kuzi Cevdet Beğ alınca bin şişe bade Celal Beğ de kesmiş koca öküzi Süleyman Mahir’e etmişler mekal Demişler ki sen de beş bin ekmek al Elli batman elma on bin portakal Boylece diyerek kesmişler sozi. Sora da demişler Kemal Ahmed’e Yüz çuval pirinç al kalma zahmete Kırda tutulursak şayed rahmete Acaba alur mi bin çadır bizi Haber göndermişler Sükflti Beğe Elli varel yağ al yükle deveye Tuzlice olmasun uysun mideye Kalmasun yürekde ufak bir sızı. Yuz batman turub da Osman Cuöi Beğ Bir kayık hamsi lan hem kemilen ey Veysel Faik Beğ de çalacakmış ney Çınlatacak imiş bayırı düzi.

— 5 —

Bin sanduk yumurta Cansuz zade’ye Eyi meze olur buzlı badeye

Haves etme sakun çokçe sadeye Unutma zeytini, biberi duzi. Bin çömlek yoğurdi alacak kâzım Yüz deste çatalla kaşık da lâzım Cemal Rıza deyi var beııum sazım Çalaruk [47] zeybeği [48] vururuk dizi. Mesut’la Haşan Beğ çok salataluk Hem de almışlar bin okka bıııuk Yüz varel zeytin yağ hem de Ayvaluk Demişler doyurur bu cümlemizi. Kokunca kırların çiçeği [49] oti Kızarub gelince öküzün budi Rıfkı Kulaç Beğ de çalınca uti Atarak [50] ozaman meydana kızi. Ey Salim sen de al yüz bağ samınsak Aman bu meclisden hiç kalma uzak Bırakub giderler yaparlar duzak Ayrılma peşinden birakma izi.

[47] Çalarız. [48] Zeybek havası [49] Çiçeği [50] Atarız

(18)

5AKİNAM E

Gece gündüz meskenura olsun meyhane saki Güzellerim aşkına doldur bir dene saki

Doldur doldur içeyim batman ile şerabı Koy desunler bu adam oldi divane saki Hurilerden çok güzel tumbul beyaz ellerden

Doldur içsün Hemamî dönsün kftllıane saki

O alevli kartalım, dalgalanın aşkına

Kemal, Ahmed’e de ver doldur peymane saki Söyleslinler Celal’e ııiçün yazmaz mekale

Olsada bülbül gibin şenlense İane saki

O alevli kaseden bir de ver sükûti’ye O da artuk susmasun yansun hicrana saki Doldur yine sağerı şerabı aşk ilan sun

Ver kana kana içsün ver Süleyman’e saki

Mehmed Boba ne deyi: [51] bütün ömrüm gidiyi [52] Zamaııenun güzeli gelmez imane saki

Bir akşam hep şairlar gitsek kemerkaya’ya [53] Memduh Necdet’de kalmaz bize bigâne saki

Sersek yine bir hasır kursak yine bir meclis Katre katre badeyi töksek fincane saki Toplansa hep güzeller böyle güzel meclise

Hey hey diye nareler dolsa cihane saki

Kimi çalsa ut, keman, kimi söylese gazel Ustadumun feryadi gider İrane saki Doldur saki dembedem ver bütün şairlara

Sarhoş olsunlar yine hep kana kana saki

Ettuğumuz âlemi sakun duymasun felek Kâşanemuz yıkar da eyler virane saki Boğdi bizi bu tozlar itfaiye yetişmiş

Şeherde su yoksa sen dayan ummane saki

Kesdi mevlâm yağmuri sız de sııyı kesdunuz Dünya yandı kavruldi oldi kestane [54] saki [51] Diyor [52] Gidiyor. [53] Trabzon’da sahilde bir mahalle. [54] Kestane

(19)

- 2 0

Nekadar yazarsan yaz kira dinler kim aldurur Söyle cine istegen ister insane saki

Ne yağmur var ne güneş açılan şemsiyeden [55] Başdan başa memleket döndi ormane saki Doktor iki isteyi [56] bir papelun yerine

Beş de lâzım veresun derde dermrne saki

İki daha lâzımdur otomobil parası Hayırhdur bu bence ölsan merdane saki Verdi Allah rahmeti bulduk hep selâmeti

Yoksa hasret kalurduk bir tek bostane [57] saki

Otomobil tozmdan kurtulamazsa millet Bu yaz olur memleket bir lıastahane saki Benum kara bahtumi niçün felek parlatmaz

Köşkler verur âleme bağa gamhane saki

Böyle nazmi Sallm’e zuğurtlukdur yazduran Tökdum işsuz kahnca İsi deştane saki

[55] Meclisi umumi kararile Trabzon’da peçe istimalinin men’i üzerine kadınların lüzumsuz şemsiye kullanmaları garibesi [56] İstiyor. [57] hıyar.

(20)

21

-MİZAHÎ DESTAN

Ustadumuz bizum Boba Efendi Güzel sevmekde hiç yokdur menendi Şöhret vermîşdur namı bölendi Güzelum sevindur ol derdimendi Alarak dilberi bezmi lubide [58] Boş yere savaşmış düşraiş omude Okumış yüzine yöz bin kaside Yakmış da mehvetmiş gendini gendi Meclisde o volkan misali yanar Ruyına bakmakla eyler ahü zar İsmi cemilini her yerde anar Bilmez ki gendinun ani elendi Başını bir beyilk sevdaya saldı Aşkun ateşinden deryaya daldı Diin gecö yârini yanma aldı Takılmış boymna uşkun kemendi Sora [59] o dilberlan oyoradi kâat [60] Zavallı goğlini eyledi raat [61] Bu derd ezelidur deyil kabaat [62] Cemiı âşıklar sevda dilendi

[58] Oyun meclisinde [59] Sonra [60] Kâğıt [61] Rahat [62] Kabahat.

Bir gözini yumub işmar edişi Bin bir mazeyleyüb hem söylenişi Mesteder insanı her bir cümböşi Yüzine bakdukce dil baste'endi, Riga işmarında çeynesî [63] oynar İnsan melek olsa yüreği kaynar Şiveler, cilveler nazuk [64] lisanlar Sanki bir şiirdi ki tazelendi Kızun işmarında gösterur dili Gönce?; en çıkarur sanursuıı giili Siınü zer kafesde goğul büibüli Bir seher vaktında hanendelendi Bacak işmarında omuzm atar Tiri ebrulan canlara batar

Sanki bir sultandur tahtında yatar Perçemin sallayub yelpazelendi Güzeli sevmeğe çokdan alışdum Ey Salim bu işde kavruldun bişdun O mebun vaslına bu şeb çakşdun Goğul harab oldi derd tazelendi.

[63] Çene [64] Nazik

(21)

/.

FİHRİST

Sahife

Mukaddeme

3

Koşmalar

11

Destanlar

14

Mizahî koşmalar

16

Saki name

1 9

Mizahi destan

21

^---/

(22)

Fiatı ( 1 5 ) kuruştur

H. B. D. İstanbul Merkezi tarafından çıkarılır

aylık mecmua

Sayısı [10] kuruştur

Senelik abonesi 11201 altı aylığı 1601 kuruştur. Yazı ve idare

işleri için müracaat yeri:

(Halk Bilgisi Darneği Merkezi; İstanbul

Beyazıt)

Halk Bilgisi Derneğinin

kitapları

ÇIKANLAR

Halk Bilgisi Rehberi

Seçme Halk şiirleri

Halk Bilgisi Mecmuası

Seçme Memleket şiirleri

Yunus

Emre

Erzurum Oyunları ve Oyun Havalan Türkistan san’atkârları loncasının risalesi

Türkçede Daş Lahikası

Bilmeceler

Rapor

(Derneğin birinci İlmî seyahatine

Baba Salim

İkinci basılışı

Mevcudu azdır

Birinci Cilt : 1928

Mevcudu yoktur

***

Sırrı Numan Bey

Profesör Samoyloviçten tercüme

Caferoğlu Ahmet B.

Hamamizade İhsan B.

ait)

Abdlkadir B-

İhsan

Referanslar

Benzer Belgeler

Adaları daha canlı hale getirmek, bu ara­ da onun turistik değerini de arttırmak için onun karakteristiğine eğilmek ve öteden beri güzellik ve özellikleri ile ün

MH tan›s› konulan has- talar›n ameliyat öncesi dönemde ayr›nt›l› olarak de¤erlendirilmesi ve intratorasik haya- ti organlara olabilecek yap›fl›kl›klar, doku-

Viranelerden toplanan ay- landoz dallan, çalı Çırpılar tıkılır, hızı saman alevi gibi çabucak geçer, kızar- masile kararması bir olur, sanki ateş yüzü

[r]

anlaşamayacağımızı, daha doğrusu beni -ve daha pek çok kişiyi- anlayamayacağım düşündüğüm, ama zamanla onu yaşlı ve dalgın görenlerin tavır ve sözlerini,

1) Yalvaç Ural’ın “Sincap” Adlı Eserinde Hayvan Sevgisi Değeri Yazar “Sincap” adlı şiiriyle hayvan sevgisi evrensel değerini dolaylı olarak ak- tarmaktadır (s.1):..

States with a higher proportion of multidimensional poor also have lower access to improved drinking water, sanitation and cooking fuel.. Focusing on states with a

Koza Madencilik, 60 milyon lira olan sermayesinin ek satış hakkı dahil, toplam yüzde 34.50'sine tekabül eden toplam 20 milyon 700 bin lira nominal de ğerdeki payını, ortak