• Sonuç bulunamadı

Osmanlı saltanatı göçerken:mütareke devrinin tarihi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Osmanlı saltanatı göçerken:mütareke devrinin tarihi"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

11 Temmuz

SON P O S T A

Celâl Beyin Sözleri, Mecliste Mühim

Bir Heyecan

Husule

Getirmişti..

Bu necip gaye ortada durur­ ken bu şayianın çıkarılması, düşmanlar tarafından cemiyetin mesaisini söndürmek gibi acı bir hakikata istinat etmekte idi.

Cemiyet, bu hainane propa­ gandalara ehemmiyet vermemiş, mesaisine devam eylemişti. Ve hattâ, belediye salonunda ter­ tip edilen urnumı bir içtimaa, - başta, sabık ittihat ve Terakki Kâtibi Mes’u’.ü Celâl Bey [1] olduğu halde - bazı münevver ittihatçılarla beraber Hürriyet ve itilâf fırkasına mensup bazı zevatı da davet etmişler, bu suretle bl taradıklarını göstermek iste­ mişlerdi.

Kazalardaki teşkilâtım ikmal etmiş olan cemiyet, milletin tam manasile itimadına mazhar olabil­ mek için İzmir’de umumî bir kongre akline karar vermişti. Bu ^••arın şubelere tebliği üzerine;

Denizli, Muğla, Saruhan, sancaklarile mülhak ^an beşer kişilik birer gelmiş; yüzü müte- murahhasîarm işti- linema ) salonunda yiemişti. Bu içti- eyeü merkeziyenin raporu okunmuş; sonra da cemi­ yetin ne suretle mesaisine devam

edeceği izah edilmişti. Verilen

bu izahata nazaran cem iyet,

sncak neşriyat ve propaganda sahasında işine devam edecekti.

Kongrede bulunan Celâl Bey söz istemiş:

— Efendiler!.. Memleketi teh­ dit eden felâket okadar büyük­ tür ki, sadece, yazıp çizmelerle, kitap ve saire neşretmelerle, böyle İçtimalar yaparak söz söylemekle bu felâketin önüne geçmek müm­ kün olamaz. Yunanlılar burayı filen işgal etmeseler bile, Maki

1

donyadaki siyasetlerini takip et­ meleri, komiteciler vasıtasiie çe­ teler teşkil ettirerek Türk köyle­ rini mütemadiyen izaç eylemeleri ve Türk varlığını tedricen sön­ dürmek için bir çok teşebbüslere girişmeleri muhtemeldir. İzmir civarında sık sık tekerrür eden hâdiselerde, bu ihtimale kuvvet vermektedir. Bugünkü hükümetin bu vaziyeti ıslah edebilmesini beklemek abestir. Hükümeti kuv­ vetlendirmek ise, maddeten im­ kânsızdır. Şu halde yapılacak yal­ nız bir şey vardır. O da, bir taraftan bu şekilde İlmî müda­ faaya devam edilirken, diğer ta­ raftan da silâhına dayanan milli bir kuvvet hazırlamaktır. Şunu İyi bilmek lâzımdır ki İzmirli varlığını koruyacak yazılar \e nutuklar değil, ancak silâhtır.

Demişti.

Celâl Beyin bu sözleri, mec­ liste mühim bir heyecan husule getirmişti. Murahhaslardan bir çokları, Celâl Beye hak vermiş­ lerdi. Fakat vaziyeti mutlaka ilm! cepheden görenler ise; bu tek­ liften büyük bir ürküntü hisset inişlerdi.’

Halbuki vaziyet, Celâl Beyin fikrini tatbik mevkiine koyrmya

[1] Şimdi, ekonomi bakanı Bay Celâl Bayar.

çok müsaitti. Italyanlar, İzmir! Yunanlılara kaptırmamak için maddî ve manevi fedakârlık vait- lerinde devam ediyorlar; istenil­ diği kadar silâh cephane ve hat­ tâ para vereceklerini Büyüyorlar­ dı. İzmir ve cıvan halkı, cessur ve vatanperverdi. Elinde bol si­ lâh ve cephanesi olduktan sonra, -hükümet kuvvetleri hiç bir yar­ dımda bulunmasa bile - uzun müddet Izmiri müdafaa edebilir­ di. Bu mülâhazaya binaen dü­ şündüğünü büyük bir safiyetle söyliyen Ce âl Bey, ümit ettiği neticeyi elde edememiş; hattâ bunun üzerine, fikrini bu kadar açık söylediğine de nedamet ede­ rek bu mütereddit kitleden biraz geri çekilmek lüzumunu hissey- lemişti.

Bu sıralarda İtalya Konsolosu Muvaffak Beye acı bir haber vermiş:

— itilâf devletleri, Izmirin Yunanlılar tarafından işgaline karar verdiler. Bu karar, yakında tatbik edilecek.

Demişti. Bu müessif haber, pek acı bir tesir husule getirmiş; Celâl Bejdi teklifindeki isabete hak vermişti. Fakat bu hakkı teslim edenler, derhal millî ve müsellâh bir müdafaa teşkilâtına girişebilecek imkân ve zamana malik oldukları bnlde, bu cihete temayül etmemişler; daha hâlâ, siyasî teşebbüslerle Izmiri kurta­ rabilmek fikrinden de ümitlerini kesmemişîerdi.

Izmirin münevver Türk mah- fellerinde büyük bir heyecan içinde bu meseleler münakaşa edilirken, Istanbuldau bir Italyan torpitosu gelmiş; İtalya Hüküme­ tinin - o zaman Avlonya Muta­ sarrıfı olan Avlonyalı (Ahmet Bey

Dino) isminde bir zatı Izmire getirmişti.

Bu zata, müdafaai hukuk eza­ larından Halit ve Cami Beyler de refakat etmekte idi.

Ahmet Dino Bey, İtalya hü­ kümeti tarafından sureti mahsu­ sa da gönderilmişti. Vazifesi: (Müdafaai hukuk cemiyeti) erkâ- nüe temas etmek, onlara (İtalya hükümetinin noktai nazarı) nı bildirmektir.

O gece cemiyet tarafından Ahmet Dino Beyin şerefine bir ziyafet verilmiş, uzun uzadıya fikirler beyan edilmişti. Bu hu­ susu İtalya murahhası, İtalya hü­ kümeti namına, şu sözleri söy­ lemişti:

— İtalya hükümeti, Izmirin Yunan işgali askerisi altına ter- kedilmemesi için çok uğraştı;

Fakat müttefiklerine söz anlata­ madı. Bu karar, filen verilmiştir. İtalya hükümeti müttefiklerinden ayrılamamak mecburiyetinde kal­ mıştır. Fakat bütün ümitler, he­ nüz büsbütün kaybolmamıştır.

Eğer müdafaai hukuk cemiyeti, Izmirin, ancak ve ancak Italyanlar tarafından işgaline muvafakat edilebileceğine dair mazbata şek­ linde bir talepname tanzim eder ve bunu da vesika olarak İtalya hükümetine verirse; O zaman İtalya hükümeti bu kuvvetli silâ­ ha dayanarak müttefiklerine karşı

daha enerjik bir surette harekat*

g eçe cek , ve fetciriR Yunanlrrar

tarafından işgaline mani olabi­ lecektir.

Ahmet Dino beyle beraber Istanbuldan gelen Halit ve Câmi beyler de, İsianbulda sadrazam Tevfik paşa ile yaptıkları mblâ- katı izah etmişler; Tevfik paşa­ nın reyile yapılan bir formül da­ hilinde İtalya işgaline muvafakat edilebileceğini söylemişlerdi.

[ Arkası var ]

D en izy o lları

i ş l e t m e s i

Acenteleri t Karaköy Köprübaşı Tel. 42362 - Sirkeci Mühürdarrade

Haa Tel. 22740

Trabzon

YoSu

CUMHURİYET vapuru II i emır.uz PERŞEMBE günü saat 20 de Hopaya kadar. “ 3889,,

"""T fV IR O Z Y O L U

KOCAELİ vapuru 11 Temmuz PERŞEMBE günü saat 10 da mroza kadar. “ 3890,,

İngiliz Hava

Kuvvetleri

Islahat Plânı Tatbik

Ec’il'yor

Londra, 10 ( A .A ) — Hava Ba­ kanlığı yedek uçman yetiştirmek için yakında keş yeni Pilot mektebi aça­ cağını Lüdirmektedir. Bu suretle İngiliz hava kuvvetleri plânının ilk partisi meydana getirilmiş olacaktır. Y u g o s la v y a y a G ir m e le r in »

İzin V e r ile n Italyan G a z e t e le r Belgrat, 10 ( A .A ) — İç Bakanı, uzun zamandan beri yasak edilen İtalyan “ Stamp „ “ Korrieradella Snra „ “ Tribuna „ ve “ Popolo d’ttalya „ gazetelerinin Yugoslavyada tekrar satılmasına izin vermiştir.

Y e n i A lm a n T a n k la r ı Londra, 10 (A .A )— Daily Telegraf gazetesi, Alman tanklarının ilk fo ­ toğraflarını neşretmektedir. Bu fotoğ­ raflar Berlin civarında Göbelitz kam­ pında alınmıştır.

Alman tankları hafif ve son sis­ tem o’up İki mitralyöz ile mücehhss bulunmakta ve İki kişi tarafından idare edilmektedir.

■*ıı*ı:u*ı«ıiH»n<*«mıııııı»tııı«ıııiii«ı«tnı*ıııı*ıtn»mı«Miisı>Msım«iH»ıın«mı»ıııısmı»nıı«mıitm«iHi»ııiMh«itiHisım»ıı

Ç

Toplantılar,

D a v e t le r

Güzel S a n ’atlar

A kadem isinden

Güzel san’atlar akademisi 15 tem muz pazartesi günü saat 14 de aka- demi salonlarında 1934-1935 yılı ta lebe iflori sergisini açacaktır*

(2)

Temmuz

SON P O S T A

SMJtNLI SALTANATI GÖÇERKEN

[er hakkı mahfuzdur.

(Mütareke devrinin tarihi)

I» Yazan: Zigm Şakir

No. 81

12/7/85

J

drlerin Münakaşası Celâl Beyle A r­

kadaşlarına Hak Verdirmişti*

dardan bazıları da her iki

s mütalâayı reddetmişler:

B iz; itilâf devletlerinden ııgi birinin, diğeri de tercihi » ve isim tasrihi ile bir n İzmir! işgal etmesi hak- hiç bir arzu beslemeyiz ve r kâğıt imza edemeyiz. Eğer os mütarekenamesi ahkft- evfikan İzmir askeri mav­ in addediliyorsa, ve bu se- ı dolayı da işgal edilmek eliyorsa: içinde bir tek ı neferi bulunmamak şar- lâf devletlerinden her hangi rafından işgal edilmelidir, inişlerdir.

âl beyle arkadaşları, bu s mütalâaların hepsini bir- ddetmişler:

İzmir; ırkan ve tarlhen r. Bunu reddetmek, gayrı

ndür.

ada bütün dünyanla kabul ir (Vilson prensipleri) var. cak bu prensipler muci­ zeni bir formül buluruz,

zerinde dururuz, bmı vermişlerdi,

er birhaylı çarpışmış; galebe, Celâl Beyle ar-

ı tarafında kalmıştı. gün, yeniden müzake- işilmiş; nihayet Izmirm iarn ve unvan altında, hükümetin himaye ve kabul edemiyeceğine; ekil ve surette olursa ubulacak işgali şiddetle ıceğine; İzmir ve hin- j , ana vatandan hiç bir afİkâklne meydan verü- ne dair bir mazbata ilmiş, bu da Celâl Bey n Belediye dairesinde vatanperverlere imza

et-Alaca karanlıkta Yunan filosu İzmir limanına girerken

m lar, kendi arzularının i vatanperverler tarafın- suretle reddedildiğini [örmez, artık geri çekil- para, silâh ve cephane inden vazgeçmişlerdi. Nureddin Paşa, Müdafaai

Cemiyetinin teşekkülü niyet tarafından yapılan leri, pek iyi bir gözle gör- i. Fakat yapılan işlere, an doğruya mani olmak i de göstermişti. Fakat, inin sonlarına doğru Izmiro yeni vali ( Kambur ) izzet mir rıhtımına ayak basar

ı, işin şekli değişmişti,

riyet ve itilâf fırkası men- *ı, Vali izzet Beyin etrafını nişlerdi. Bu fırkanın en mü- elemanlarından dava vekili

ı, muharrir - Süreyya Beyle e dava vekillerinden Sadık r, İzmir Belediye reisi Haşan fa, köylü gazetesi sahibi Refet

a; Vali izzet Beyin en has, en

hrem müşavir ve icra vasıtaları ilmişlerdi. Vali odasının en efli mevkiinde sık sık görülen iafirlerin başlıcası ise, Rum trepolidi idi.

Vali izzet Bey, müşavirlerin- ı aldığı ilham üzerine ilk iş rak Müdafaai Hukuk Cemiye- [ dağıtmak istedi. Fakat cemi- kanuna gayet muvafık bir

surette teşekkül etmişti. Buna binaen cemiyet merkezi umumisi­ nin kuvvetli müdafaasına mukave­ met edemedi; ve cemiyetin hayatı­ na, nihayet vermedi. Lâkin artık cemiyetin bütün her hareketine, bir engel kesilmişti ve hattâ ce­ miyet mensupları arasına tefrika düşürerek kuvveti zayıflatmak ve bu suretle de her türlü vatan- perverane hareketleri akim bırak­ mak teşebbüslerine girişmişti.

Vatanperverler, bu hal kar­ şısında şaşırmışlardı. Bir taraftan Yunan işgaline mani olmıya çalı­ şırlarken : şimdi bir de, - vatan hislerinden mahrum olan - bu vali ile uğraşmıya mecbur kalmış­ lardı.

Celâl B e y ; vaktile söylediği sözlerde, hak kazanmıştı. Silâha istinat edecek olan milli bir kuv­ vetin, kıymeti şimdi anlaşılmıştı. Hiçbir teyit kudretine malik olmı- yan nutuklar ve kararlar, artık yavaş yavaş inhilâle başlamıştı. Kalpleri vatan endişesiie çarpan­ ları, pek acı bir düşünce almıştı. Mayısın 10 uncu günü Muvaffak Bey Müdafaai Hukuk Cemiyeti merkezine gelmiş ; İtalya konso­

losundan aldığı meş’ um bir ha­ beri büyük bir teessürle arka­ daşlarına söylemişti. İtalya kon­ solosu, mühim miktarda Yunan askerinin gemilere bindirildiğini, bir iki güne kadar da bu asker tarafından îzmirln işgal edilece­

ğini haber vermişti.

Bu kara haber, vatanperver­ lerin üzerinde yıldırım gibi acı bir tesir husule getirmişti. Derhal vali İzzet Beye bir murahhas gön­ derilmiş; böyle bir işgal vukuunda hükümetin ne gibi bir tedbir itti • haz edeceği sual edilmişti. Vali izzet Bey, bu rivayetin kat’iyen asılsız olduğunu söylemiş; ve bu sözlerini de yemin ile teyit et­ mişti.

izzet Beyein bu kat’l teminatı, vatanperverlerin endişesini biraz hafifletmişti. Fakat o gün akşama doğru ( Amiral Galtrop ) , bir zırhlı ile Istanbuldan İzmir lima­ nına gelmişti. Ingiltere hükümeti fevkalâde komiseri ve itilâf dev­ letleri İstanbul mümessili olan bu zatın böyle ansızın Izmire gelmesi; artık fevkalâde hâdisatm başla­ mak üzere olduğunu hissettir­ mekte idi.

[ Ark? sı var ]

Çinde

Felâket

Sarı Nehir Setlerini Yıkm akta D evam

Ediyor,

3 0 0 0 Ö lü V ar

Harkov, 11 ( A. A, ) — Sarı nehir fimdi da Honan kuzeyindeki sedlerini jr kiniştir. Birçok şehir ve kentler suların altındadır. Yalnız tek bir köyde, ahalinin üçte ikisi boğulmuş­ tur. Ağaçlı fin ve damların tepelerine sığınmış olan bin'.erce kişi kurtarıl­ mıştır.

Geniş alanlar şimdi bir göl halini almıştır. Sular n üzerinde yüzlerce leş yüzüyor. Ölenlerin sayısı 8 bin kadar kestirilmektedir.

A m e r ik a d d a S a y iâ p V a r

Nevyork, 11 ( A. A. ) — Nevyork eyaletindeki bu baskm nda ( 36 ) kişi boğulmuştur. Ziyan 25 milyon dolar tahmin edilmektedir, sular alçalmıya

başlamıştır.

Am erikanın Deniz

Hankeou, 11 (A.A) — İehang şeh­ rindeki feyezanlar yüzünden 400 ki­ şinin ö’ miiş olduğu söylenmektedir. Vangetse nehri devamlı surette yük­ selmektedir.

Suchov, 11 (A.A) — Yensze böl­ gesinde feyezanlar yüzünden bir çok kasaba tamemiyle harap olmuştur. Feyezan kurbanlarının hakiki sayısı belli olmamakla beraber ölenlerin beş

bine vardığı sanılmaktadır.

Şanghay, 11 (A.A) — Yungting nehri sttr’rttle yükselmekte olduğun­ dan Pekin’in 200 mil uzağında yeni­ den bir feyezan olmasından korkul­ maktadır.

Çankayşek, felâketzedelere yardım etmek üzere eyaletlerde özel komis­ yonlar kurulmasını emretmiştir.

Programı

Vcşington, 11 ( A. A . ) — Deniz Fakanl ğı 1936-37 yılları içerisinde yapılacak gem ler hakk ndaki prog­ ramını bili ir m iştir.

Amerika 12 parça torpido ile altı tane denizaltı gemisi yapacaktır.

Deniz Bakanı, ileride eskimiş bir geminin yerini tutmak üzere birde zırhlı yapılmasının bu programa ilâvesi ihtimali bulunduğuğu söylemiştir.

B r e z ily a d a B ir A lm a n ın T e v k ifi

Rio de Jenaro, 11 (A .A .) — Polis limanın koruma sistemine ait fotoğ­ raflar almakta olr.n bir Alman uçak sosyetesi pilotlarından birini tevkif etmiştir.

S o v y e t R u s y a - B e lç ik a Brüksel 11 (A.A) — Belçika siya­ sal çevcıılerinden haber alındığına göre Sovyetlerle Belçika arasında diplomatik ilgilerin yeni baştan ku­ rulması için cereyan etmekte olan konuşmalar iyice ilerlemiştir.

In g ilte re V e H a v a P a k tı Londra 11 (A.A) — Daili Telegraf gazetesinlı diplomatik nytarı, İngil- terenin, bir hava paktının imzalan­ ması için elinden geldiği kadar çalış­ maya karar verdiğini yazmaktadır. K û b a d a Ş id d e t li B ir Y a n g ın

Santiyago 11 (A.A) — Kübanm doğusunda kâin Barakova limanında büyük bir yangın vardır. Bir çok ev­ ler yanmıştır. Tafsilât yoktur.

(3)

!5 Temmuz

S O N P O S T A

Izmir işgal Edilirken Hürriyet Ve

Iti-lâfçıîar Zevk içindeydiler

Büyüklü küçüklü halk kütleleri, ! zifiri bir karanlık içinde rğlaşa ağlaşa Yahudi maşatlığına dcğru kayıyor; minarelerde yanık sesli müezzinlerin verdikleri (salâ)

1

ar, okudukları hazin münacatlar; tit- reye titreye semaya yükseliyordu. Kadın, erkek, çocuk; şu anda ağlamayan hiçbir Türk ve müslü- man yoktu. Yurdunun yarın ya­ bancı ellere geçeceğini düşünen her Türkün kalbi, dayanılmaz bir ateş içinde cayır cayır yanı­ yordu.

Sine sine yağmur yağmaya başlamıştı. Bu da, Izmirin bu j

matemli gecesine şahit olan tabi- ! atin göz yaşıydı. Bu muazzam haileden zerre kadar müteessir olmayan bir gürûh varsa, o da vali izzet beyin etrafında topla­ nan (Hürriyet ve ihtilâf) cılardı. Yahudi maşatlığında, öbek öbek ateşler yakılmış; Izmirin hamiyetli gençleri yanık bağırla­ rından kopan hıçkırıklarla feryada başlamışlardı.

— Vermeyiz.. Izmirl vermeyiz.. Sevgili yurdumuzu vermeyiz!.. Binlerce ağızdan çıkan bu sözler, o zifirî karanlıklar içinde bir mahşer figanı gibi dalga dalga yükseliyor; matemi bir uğultu g b i ufuklara dağılarak itilâf donanmasının hissiz ve çelik kütleleri üzerinde sönüyordu.

Bir aralık pek zayıf bir ümit­

le valiye bir heyet gönderilmiş; hükümetin en son aldığı vaziyet Öğrenilmek istenilmişti.

Valiye gidenler, yarım saat sonra geri gelmişler; izzet Beyin ( işgal esnasında sükûnet ve iti­ dal muhafaza edilmeli, itilâf dev­ letlerini gücendirecek hiçbir nümayişe meydan verilmemeli. Oraya toplananları, derhal dağı­ tınız. Eğer kısa bir müddet zar­ fında dağıtmazsanız ve böyle bağırıp çağırmakta devam ede­ cek olursanız, ben zabıta kuvve- tile dağıtacağım. )

Dediğini haber vermişlerdi. Vali izzet Bey hakikaten bi­ raz sonra maşatlığa toplanan ( mitingciler ) in dağılması için zabıtaya emir verdi. Fakat, Izmİ- rin cidden hamiyeü ve vatanper­ ver zabıta memurları, Valinin bu emrine itaat etmemişler, bilâkis kendileri de mitinge iştirak eyle­

mişlerdi.

Saatler bu suretle geçiyor, sabah yaklaşıyordu. Gecenin zifiri karanlıklarında denizden uzanan projöktör ziyaları, sinsi ve hain bir ejder gibi Izmirin üstünde dolaşıyordu.

Vali ve kumandan - daha doğ­ rusu, hükümetten - tamamen ümit kesildikten sonra, Artık ( millet namına ) karar ı erilmek mecbu­ riyeti hissedilmişti. Mitinğe iştirak edenler arasında bir heyet seçil­ miş ve şu karar verilmişti:

1

— Valinin ve kolordunun ver­ diği emirlere, sureti katiyede itaat edilmiyecekti.

2

— Yunan işgaline, silâhla mukavemet edilecekti.

3 — İhtiyat zabitleri, millî ve vatani vazifeleri başına geçirilecek

bunlar silâha sarılacak olan va­ tanperverleri idare edecektir.

4

— Hükümetin bu ihanetine tahammül edemiyerek, milletin hak'ı davasına iştirak edecek olan zabit, asker ve zabıta memurları müdafaa hatlarının başına geçi­ rilecekti.]

5 — Yunanlıların karaya as­ ker çıkarmaları muhtemel olan iskeleler, derhal işgal edilecekti.

6

— Vaziyet, derhal kazalara bildirilecek, milletin hamiyetinden istimdat edilecekti.

7 — Silâh depoları yağma, hapishaneler tahliye edilecek; Millî müdafaa namına ne müm­ künse yapılacaktı.

8

— Hülâsa; Izmirin Yunan*

( Baştarrfı

1

inci yüzde ) bıadlînin kanlı, mermer masası üzerinde rastlanabilir.

Meselâ birisi çıksada bir er­ keğin, hemde ölü bir erkeğin bir çocuk doğurabileceğini iddia et­ se, oynattığına hökmeder, ve gırt­ lağınızı bir meczup saldı­ rışından korumak için ka­ çarsınız. Fakat işte size Mi-

şonaçi adında bir ölü de­ likanlı ki, Tıbbı Adlî masasında hamile kalıyor.

Ve işte size bir hâdise ki, yal­ nız Tıbbı Adlînin geçmişinde, ve geleceğinde değil, bütün dünyada, garabetin eşi duyulmiyacak bir şaheseri kalacaktır.

Bu biraz eskice hâdisenin aşa­ ğıda okuyacağınız tafsilâtı bütün merakınızı çözecek, ve size, bir erkek ölüsünün nasıl çocuk do­ ğurabileceğini anlatacaktır.

Bir buçuk yıl önce, hahamha­ neye bir ceset getiriliyor. Bu ceget Mişonaçi adında bir delikanlıya aittir.

Museviler, teçhiz ve tekfin es­ nasında eski ananelerinden katiyen ayrılamazlar.

Gömülecek cesetlerin bağır­ saklarını, böbreklerini çıkarırlar, dezenfekte ederler.

Bu maksatla Mişonaçinin ce­ sedinin karnını deşen Hahamın gözleri çanak gibi büyüyor ve bîçarenin sık sakallarındaki her tel, bir kirpi oku gibi dikiliyor; Zira bu taze erkek cesedinin karnından sade bağırsak, böbrek, işkenbe değil bir de çocuk ölüsü çıkıyor.

Bu hâdise muhitte derhal du­ yulup yayılıyor, ve haber alanlar, Mişonaçinin kerametine, azizliği­ ne hükmediyorlar.

içlerinde bunu kıyamete alâ­ met sayanlar bile çıkıyor.

İşin asıl garip taraflarından biri de, Mişonaçi nin cesedinin Hahamhaneye Morkdan gönderil­ miş olmasındadır.

Çünkü Mişonaçi’nin ölümü, müddeiumumîlikçe şüpheli görül­ müş ve hahamhaneden önce Mor­ ga yollanmıştır.

Bu vaziyet karşısında Haham­ başı, cesedin müddeiumumiye

lılar tarafından işgal ve ilhakım red için her vasıtaya müracaat olunacak; mümkün olan herşey yapılacak.

Bu kararların son maddesi, yeni bir teşekkül vücuda getirmiş; buna (Reddi İlhak) heyeti denil­ mişti.

Gün doğarken, artık bu ka­ rarların tatbikine girişilmişti. Yal­ nız, şehir dahilinde muvaffakiyet­ li bir müdafaaya imkân görüle­ mediği için şehir haricinde bir mukavemet hattı tesisi takarrür etmişti. Vatanperverlerden bazı- larıda, kazalarda sür’atle teşkilât yaparak ilk müdafaa hattını tak­ viye etmek için en kestirme yol­ lardan geri çekilmişlerdi.

sorulmadan gömülmesini mahzur­ lu görüyor ve yeniden Morga yolluyor.

Morkda cesetleri kesip biçen­ ler usta hademelerdir. Doktorlar sadece bakarlar ve kesilip biçil­ miş, hazırlanmış cesetler üzerinde tetkikatta bulunurlar.

Mork doktoru bu garip vazi­ yetin iç yüzünü anlayabilmek ümidile, Mişonaçinin cesedini par­ çalayan hademeyi bulduruyor:

Geçen sene ölen hademe Hü­ seyin ağa, verdiği Uç satır cevap­ la, Mork doktorunu gülmekten katıltıycr, ve bu işin harikulâde esrarengiz görünen basit sebebini meydana vuruyor:

— Efendim, Mişonaçinin c e ­ sedini parçaladığım sırada Mork­ da, otopsiye gönderilmiş bir ço­ cuk cesedi vardı, ikisinin ayrı ayrı arabalara, ayrı ayrı ta­ butlara konması masraflı, külfetli olacaktı. ^ Hazır Mişonaçinin karnı açıl­ mışken çocuğun cesedini de içine

koyup yollayıverdim.

Yaş Sebze Ve Meyva

( Baştarafı 1 inci yüzde )

fiata gidecek, aynı zamanda mey­ va ve sebze vagonları seyriserl katarlarla gönderilip, istasyonlar­ da beklettirilmiyecektir. Tayyare şirketi de her mevsimde gönderi­ len her turfanda malın ilk otuz kilosunu eşantiyon olarak Viya- naya kadar bedava götürmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.

Erkek San’at Okulunun Sergisi

İstanbul Erkek san’at okulu talebesinin sergisi bugün açılmak­ tadır. 28 temmuza kadar devam edecektir.

(Arkan var )

Karomdan Çocuk Çıkan

Bir Erkek Cesedi

(4)

16 Temmuz

S O N P O S T A

ANLISALI

Her hakkı mahfuzdur.

(Mütareke devrisin tariki

I» Yazan: Ziya Şakir

ÖÇERKENİ

k i ) No. 8 5

m m o » 16/7/35

îzmirde içten îçe

Bir Y

urt Severlik

Kaynaşması

Vardı

Bu cümleden olarak Cel&l Bey [

1

] (Manisa) ya, miralay Kâzım Bey [

2

] de (Menemen) e hareket etmişlerdi.

Ortalık tamamen ağardığı za­ man, şehirdeki heyecan son rad­ deye gelmişti. Kahvelerde, sokak başlarında ateşli nutuklar söyle­ niyor; halk vazifeye davet edili­ yordu. İhtiyat zabitleri, ortaya atılmışlar, kendilerinden bekleni­ len vazifeye başlamışlardı. Hapi- sanelerin kapıları açılmış, mah­ puslar çıkarılmıştı. Izmirin en hararetli vatanperverlerinden (bolşevik Tahsin) [3] denilen genç başına topladığı bir halk kütle- sile silâh deposuna hücum etmiş ele geçen silâhları, silâhsız halk ile mahpuslara vermişti.

(Reddilhak) heyetini vücuda getirenler, (Anadolu gazetesi) matbaasında toplanmışlar, harıl harıl çalışıyorlar; davavekillerin- den Manastırlı Hasip Beyin yaz­ dığı ateşin beyannameleri bastırıp her tarafa dağtıyorlar; en sür’atli vasıtalarla kazalara yolluyorlardı.

Vali ve kumandan, halkın bu galeyan ve heyecanından korkmuşlar; hiçbir müdâhale te­ şebbüsüne geçmemek mecburiyeti karşısında kalmışlardı.

Saat yedi buçuğa doğru,

h alkttı iroyecttm b ir a z h a fifle m iş ,

İzmir körfezinin derin ufukların­ dan gözlerini ayıramayanların kalbine küçük bir ümit gelmişti. Çünkü ozamana kadar,! Yunan istilâ kuvvetleri henüz görünme­ mişti. Halkın büyük bir kısmı, Kordon boyuna dökülmüş; hükü­ met civarına da hayli kalabalık birikmişti. Şu anda herkesin hissi şu dua ve temenni üzerinde te­ merküz etmişti:

— inşallah, gelemiyecekler. Fakat bir az sonra, bu dua ve temenilerin aksi zuhur etmişti. Saat kulesindeki çan, tam se­ kizi çalarken, lâcivert İzmir görfezininin derinliklerinden, siyah dumanlar yükselmişti.

Saat kulesinden ağır ağır yük­ selen o çan sadası, orada bulu­ nanlara Izmirin matemini ilân et­ mişti. Artık her şey bitmiş; sıra, yurdu yaşatmak için ölmiye gel­ mişti.

O anda; ( İzmir Müdafaa! hu­ kuk cemiyeti) bir beyanname ile halka son vazifesini ihtar etmişti. Bu son beyanname, şu satırları,

[1] Ekonomi Bakanı, Bay Calâl Bayar.

[2] Sii Bakanı Ceneral Kâzım Özalp.

[3] Izmiı hailesinin ilk şehidi olan bu zatın, ( Bolşeviklik ) ile hiçbir alâ­ kası yoktur. Bu zat, Ermeni komite­ cilerini himaye eden ve onların yap­ tıkları cinayetlerin en menfur birer avukatı kesilen meşhur ( Bokston ) biraderlere kurşun atan büyük bir Türk hamiyetperveridlr. Harbi umumî içinde Romanya zindanlarında mahpus idi. Romanya, Türk ordusu tarafından istilâ edildiği zaman erkânı harp kay­ makamlarından hamiyetli bir zat vasi- fasile tahlls edilmişti. O zamandanberi îzmirde ikamet etmekte idi. Vatan ve stilist aşkı pek yüksek olan bu genç; al6g sırasında, tam kendisine yanşan Uh Himle hayata veda etnlgtt.

ihtiva etmekte idi: [ Ey Türk!.

Senin hakkını gasbetmek, se­ nin öz yurdunu başkasına ver­ mek istiyorlar* Metin ol. Yalnız, dışarı çık. Gösterki ekseriyeti- kahire şendedir. Maşatlığa topla­ nan cemiyetin kararını bekle.]

İzmir önünde demirleyen Yu nan nakliye filosu, tam yirmi sekiz gemiden ibaretti. ( Kılkış ) zırhlısı ile torpitolar, bu filoya refakat etmekte idî. Şehrin Rum­ ları sükûnetlerini muhafaza cdi- yorla, sessiz sedasız kiliselere toplanıyorlardı. Birdenbire nere­ den çıktığı belli olmıyan bir be­ yanname dağılmıya başlamıştı. Rumca ve Türkçe olan ve altında (Miralay Zafiryos) imzası bulunan bu beyannamede takriben şu satırlar vardı:

[ İzmiri işgalden maksadımız, adi bir kontrol vazmdan ibarettir. Hükümet ve Osmanlı hakimiyeti, eskisi gibi bakidir, işgal esnasın­ da herkes sükûnetini muhafaza etmelidir. Aksi takdirde pek mühim bâdisat zuhura gelebilir. Sükûneti ihlâl edenler hakkında, en ağır ceza tertip edilecektir. ]

Hiç şüphesiz ki bu beyanna­ me îzmirde bulunan Rum komi­ tecileri tarafından. ( işgal kuvvet­ leri kumandanı Miralay Niko Zafiryos ) hesabına hazırlattırıl­ mış; Yunan gemileri limana de­ mir atar atmaz, yine kendi vasıtaları ile dağıtılmıştı. Fa­ kat bu beyanname, vatanperver Türklerin hissettikleri heyecanı

teskin etmek yu tarafa dursun, bilâkis artırmıştı.

Gemilerden büyük sandallara indirilen Yunan askerleri, sahile doğru yaklaşmaya başlamıştı, işte o zaman, bir velvele kopmuş; ki­ liselerde toplanan komiteci Rumlar:

— Zito!.. — YasuL

— Kato türko!,..

Yaygaralarile birdenbire sahile boşanmışlardı. Kordonboyu bir anda mavi - beyaz renkli bayrak­ larla boyanmıştı.

Bu coşkun velvele arasında, kumandan gemisinden ok gibi gelen küçük bir muş pasaport iskelesine yanaşmış; Rum komite­ cilerinden mürekkep bir heyet bu muştan çıkan, kumandan yaveri ( topçu yüzbaşısı, Panayot Kera- karis ) i karşılamıştı,

Bu heyet, yunan zabitine en evvel şu sözleri söylemişti:

— Hoşgeldiniz, büyük halâs- kârlar!.. Fakat dikkat ediniz; Türkler pusudadır. Sizi ateşle karşılamaları ihtimali vardır. Ona göre tedbirli davranınız.

Zabit, yüksek sesle derhal yu cevabı vermişti:

— Bizim tedbirimiz alınmıştır. Hele bir tek silâh patlasın.. Bü­ tün şehri kana boyar, yakarız.

B u gözler, b ir ( paruta ) dan

başka bir şey değildi. Bu sözle­ rin bir tek manası var idi ki, o da:

— Sİ*, bîr tek silâh patlatın.. Gerisine karışmayın.

Demekti.

{ Arkası yar J

İstanbul Belediye»! İlânları

|

Hepsine 250 lira kıymet biçilen Yenibahçede Arpaemini ma­ hallesinde Çayır sokağında eski 19 yeni

4

No. Iı evin enkazı pa­ zarlıkla satılacaktır, istekli olanlar şeraiti anlamak üzere Levazım Müdürlüğüne müracaat etmelidir.

Pazarlığa girmek için de 18 Ura 75 kuruş muvakkat teminat makbuz veya mektubile beraber 17/7/935 Çarşamba günü saat 15 de Daimi encümende bulunmalıdır. (B.) “ 3724,,

ir

Senelik

muhammen Muvakkat Arnavutköy Lütflye mahallesi ö n sokak yeni

7/9 No. lı 2 katlı 3 odalı ev.

kirası teminatı 72 5,40 Beylerbeyinde çamlıca caddesinde 3/5 yeni

No. lı 3 odalı eski Hamidiye mektebi. 60 4,50 Yukarda semti, senelik kiraları ve muvakkat teminatı yazık olan mahaller 936 sekesi Mayısın sonuna kadar kiraya verilmek üzere açık arttırmaya konulmuştur, istekli olanlar şeraiti anlamak üzere Levazım Müdürlüğüne müracaat etmelidir. Arttırmaya gir­ mek için de hizalarında gösterilen muvakkat teminat makbuz veya mektubu ile beraber 17/7/935 Çarşamba günü saat 15 de Daimî Encümende bulunmalıdır. (I.) *'3682,,

İstanbul İnhisarlar Başmüdürlüğünden:

8/7/1935 de açık arttırma ile ihale edileceği ilân edilen 2992 şişe levantaya verilen bedel haddi lâyikte görülmediğinden sözü geçen lavantalar 22/7/1935 Pazartesi günü saat 10 da pazarlıkla satılacaktır.

isteklilerin gösterilen günde saat

10

dan evvel %

7,5

teminat­ ları olan

18

On sekiz lirayı vezneye yatırarak alacakları makbuz­ larla Kabataşta inhisarlar Başmüdüriyotluda toplanacak komisyona golmolorl "3881,,

(5)

10 Agüito*

S O N P O S T A

O Sırada Manisanın Müdafaa Vasi

tası iki Taburdan ibaretti. .

Bekir Sami Bey, o gün Ban­ dırmada kalmıştı. Maksadı, İzmir vaziyeti hakkında esaslı malûmat toplamaktı. Bandırmada işgal esnasında Yunan süngüleri altından kurtulup gelen bir hayli zevat ve memur vardı, Bunlar arasında bulunan (Bornova) ilkmektep muallimlerinden ( Mus­ tafa Necati Bey ) isminde hara­ retli bir genç [lj kalbi yana yana İzmir faciasını naklediyor; yurdun bu bîbedel köşesini kurtarmak İçin her fedakârlığı ihtiyar etmiye hazır bulunduğunu söylüyordu.

Bu sırada Balıkesİrden bir tren gelmişti. Bu trende (Köprü- lülü, miralay Kâzım Bey ) in bulunduğu, Bekir Samiye haber verilmişti. Bekir Sami, derhal istasyona gitmiş, miralay Kâzımia temas etmişti. Bu iki kumandan, biribirlerine lâzımgalen malûmat ve izahatı vermişlerdi.

işgal esnasında Izmirden ne suretle ve ne maksatla çıktığını - o esnada cereyan eden hâdisat arasında - yazdığımız Miralay Kâzım yalnız değildi. Yanında, biraderi (Fethi Bey) ile (Bornuva ilkmektep muallimlerinden Vasıf Bey [

2

] bulunmakta idi.

iki kumandan arasında cere­ yan eden müzakere neticesinde beraberce İzmir havalisine hare­ kete ve Yunan istilâsının önüne geçmek için tedbirler ittihazına karar verilmişti.

Miralay Kâzım, Miralay Bekir Sami, Miralay Kâzımın biraderi Fethi, Bekir Saminin yaveri yüz­ başı Salâaddin, muallim Vasıf ve mülâzim Faruk [3] dan mürekkep olan bu kafile ( Balıkesir ) e gel­ dikleri zaman acı bir haberle karşılaşmışlardı. Bütün kasabada, Yunanlıların ( Manisa) ya girdik­ lerine dair kuvvetli bir şayia vardı.

Bu şayia, iki kumandanı pek çok müteessir etmişti. Çünkü Yu­ nan istilâ kuvvetlerine karşı alı­ nacak tedbirler arasında, (Manisa) hakkında büyük ümitler beslenil­

mekte idi. O sırada (Manisa) da bulunan müdafaa vasıtaları, şun­ lardan ibaretti:

1

— Manisada bir topçu alayı. 2 — Bir piyade taburu.

3 — Bir kaç milyon fişek ve top mermisi.

4 — Yüz binlerce tüfek me­ kanizması ve saire.

Buna binaen kumandanlar, te­ lâş etmekte haksız değillerdi. Şa­ yet Manisa düşman eline geçmiş­ se, bütün bu müdafaa malzemssi mahvolmuş demekti. Asıl telâş ve teessürü mucip olan cihet ise

[1] Sonraları, ( Maarif Vekili ) olan ( merhum Necati Bey ) dir. Bu zat, Izmirin ateşli gençlerinden idi. İşgale tekaddiim eden gün ve saatlerde, arkadaşlarından (Türkocağı kâtibiumu- mîsi Ragıp Nurettin ) ve somaları (Denizli meb’ usu) olan Haydar Rüştü ile büyük faaliyet göstermiş, (Anadolu) gazetesi matbaasında ( Reddi İlhak ) cemiyeti namına beyannameler bastırıp dağıtmak ve lıalkm heyecanını bir noktaya toplamak için, hakikaten hiçbir fedakârlıktan çekinmemişti.

[2] Geçenlerde vefat eden Moskova büyük elçisi (Vasıf Çınar).

[3] Sonraları askerlikten tardedil- miştir.

bu kuvvet ve vasıtalardan başka, artık Garbı Anadoluda hiç bir kuvvet ve silâh mevcut değildi.

Bu küçük kafile, derin bir ıs­ tırap içinde tirene binmişlerdi. Manisaya daha ziyade takarrüp edecekler, vaziyeti daha yakından tetkik eyliyeceklerdi. Tabi dir ki, vazife ve memuriyetleri do’ayısile, kendileri bizzat Manisaya giremez- isr; ve kendilerini esir ettiremez­ lerdi. Halbuki kumandan Bekir Saminin, Manisadaki alay kuman­ danı ile irtibat tesis etmesi el­ zemdi.

Bu vazifeyi, Balıkesirde mira­ lay Kâzıma iltihak eden, (K ara Osman z a d e ) lerden bir genç der’uhde etmişti. Bu zat, Yunan­ lılar Manisayı işgai etmiş olsalar bile kasabaya girebilecek, Bekir Saminin yazdığı emirnameyi, alay kumandanına verecekii. Milli mü­ cadele harp tarihinin ilk emri olmak hasebile, şüphesiz büyük bir tarihi kıymeti olan bu emir­ name, aynen şundan ibaretti:

M a n is a d a , A la y T o p ç u K u m a n d a n lığ ın a

1 — Yunanlılar şehre

girme-

---*---den, topçu alay ve piyade taburu Şarka, (Salihli - Alaşehir) e doğru çekilecekler; ve düşmanla temas etmiyeceklerdir.

2 — Bu alay ve bu tabur, memleketin müdafaası İçin bir nüve teşkil edecektir. Buna bi­ naen zedelenmemelidir. Yakında vücûde gelecek millî teşkilât için de (Manisa) depolarında ne kadar silâh, cephane vesair harp mal­ zemesi varsa, ne kadarını bera­ ber getirmek kabilse okadarı beraberce getirilecektir.

3 —- Halktan toplanabilecek bütün vesaiti nakliye ile mümkün olduğu kadar fazla silâh ve cep­ hane ve malzemenin şarka nakli temin edilecektir.

4 — Bu emri dinlemeyenler bilâmuhakeme kurşuna dizilecektir.

17 inci Kolordu Kumandan Vekili Miralay: B e k ir S a m i

Bu emri, elbisesinin içine bü­ yük bir itina ile saklayan ( Kara Osman zade ), kumandanlarla ay­ nı trene binmişti. Tren. ( 2 2 / 2 3 mayıs 335 ) sabahına karşı Ak- hisara gelmişti.

_________ ( Arkaaı var)

Y Ü K S E K

ZİRAAT

Enstitüsü Rektörlüğünden:

Bu yıl Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsünün Ziraat, Baytar Fakültesine Kız ve Erkek ve Orman Fakültesine yalnız Erkek pa­ rasız Leyli paralı Leyli ve niharl talebe alınacaktır. Enstitüye ya­ zılabilmek için aşağıdaki şartlara uymak gerektir.

1 — Lise mezuniyet imtihanını vererek Bakaloryasını yapmış veya Lise Olgunluk diplomasını almış olmak ( Bakaloryasını yap­ mamış veya olgunluk diplomasını almamış olanlar Enstitüye alına­ maz ) ve Türk Tabiyetlnde bulunmak lâzımdır.

2 — İstanbul Üniversitesinin Fen Fakültesinden naklen gelecek olanlar orada okudukları sömestrelerden, muvaffak olmuşlar ise, ikisi kabul edilerek Baytar, Ziraat ve Orman Fakültelerinin üçüncü sömestrelerine alınırlar. Ancak Baytar Fakültesine girenlerin bu Fakültenin birinci ikinci sömestrelerinde okunan Anatomi dersine de ayrıca devam etmeleri ve Ziraat Fakültesine girenlerin Ziraat stajını yapmaları gerektir.

3 — Enstitüye girecek talebenin yaşı 17 den aşağı ve 25 den yakarı olamaz. Niharl talebe yüksek yaş kaydına bağlı değildir.

4 — Parasız Leyi! talebeden mesleklerinin lüzum gösterdiği eden kabiliyeti ve sağlamlıkları hakkında tam teşekküllü bir has­ ta evi kurulunun raporu lâzımdır.

5 — Enstitüye yazılan talebe iki ay içinde, yeniden sağlık ve sağlamlık muayenesinden geçirilerek ertiklerinin lüzum gösterdiği beden kabiliyetini gösteremeyenlerin Enstitüden ilişiği kesilir.

6 — Ziraat Fakültesine girecek talabe Ankarada Orman Çift­ liğinde 10 ay staj görmeğe mecburdurlar. Bu staj müddetince ta- labeye 30 lira aylık verilir. Yatacak yer Çiftlikte parasız sağlanır. ( Stajiyer talebenin yemesi ve içmesi de Enstitüce sağlandığı tak­ dirde kendilerine bu 30 lira verilmez)

7 — Parasız yatı talebesinden staj veya okuma devresi içinde, sonradan meydana gelen mücbir haller dışında olmak üzere, ken­ diliğinden stajını veya okumasını bırakanlardan veya cezel olarak çıkarılanlardan Hükümetçe yapılan masrafları ödeyecekleri hakkın­ da verilecek numuneye göre Noterlikten tasdikli bir kefaletname alınır.

8 — Enstitüye girmek isteyenler yukarda yazılı rapordan baş­ ka nüfus kâğıdını, aşı kâğıdını, polis veya Urbaylardan alacakları Uzgidim kâğıdını, Orta mektep ve liselerde görmüş oldukları süel dersler hakkındaki ehliyetnameleri iliştirerek el yazıları İle yaza­ cakları pullu bir dilekçe ile ve altı tane fotoğrafı ile birlikte doğruca Ankarada Yüksek Ziraat Enstitüsü Rektörlüğüne baş vururlar.

9 — Pulsuz olan ve 8 inci maddede yazılı kâğıtların İlişik olmadığı dilekçeler gelmemiş sayılır.

10 — Vaktinde tam kâğıtlarile başvuranlar arasından kabul edilecek talebe diploma derecesine ve başvurma tarihine göre

seçilirler.

İ l — Cevap isteyenler ayrıca pul göndermelidirler.

12 — Başvurma zamanı Temmuzun on beşinci gününden Eylü­ lün 30 uncu günü akşamına kadardır. Bundan sonraki başvuranlar kabul edilmez. “ 1757,, “ 4080,,

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Erzurum Kongresi‟nde menafi„-i umumiye-i memlekete mugayir ittihaz olunan mukarrerata aid tatbikata müsaade edilmemesi ve İttihad ve Terakki Cemiyeti‟nin sabık

işportalar, &#34;sedyelerle gayetle ka­ labalık bîr esnaf grupu yokuşun başından, eteklerine kadar uza­ n ırdı.'Bunlar sokağın tam orta. Bilhassa

Mithras at üzerinde sa~a yürüyor; Phrygia ba~l~~~, chiton ve chlamys (pelerin) giymi~; arkada, a~aç; önde, alevli sunak ve onun önünde, tepesinde karga olan

Selânik vilâyeti mebuslarından Rah­ mi, Mithat Şükrü, Derviş, Agâh bey­ lerle Karasu, Artas, Vlâhof, Dalçef efendiler, vali İbrahim bey, Selânik Belediye

Bu nedenle, sadece anne-baba veya sadece öðretmen görüþüne dayanmak, çocuðun veya gencin sorununu tam olarak yansýtmayabilmektedir (Conners 1997, Conners ve ark.

Thc fragmentation amorrg the political cadres reflected to a larSe extent the fragmentation and polarization laking place in society at large. Law ard order had to

(150) milyon liralık mebaniyi ihtiva eden bu kısma imar plânının bahşettiği geniş yol ve müsait arsa tevziatından geri kalacak sahaya eski yekûnun nısfı derecesinde bir

Bu çalışmada İtalya’nın Paris Barış Konferansı boyunca üzerinde en çok durduğu meseleler, hedeflerinin gerekçeleri, diğer üç büyüğün (ABD,