• Sonuç bulunamadı

Halit Ziya Uşaklıgil’in Ali Fuat Türkgeldi’ye Yazdığı Mektuplar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Halit Ziya Uşaklıgil’in Ali Fuat Türkgeldi’ye Yazdığı Mektuplar"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yeni Türk Edebiyatı Dergisi, Sayı 6, Ekim 2012, s. 235-244

YAZDIĞI MEKTUPLAR

Sabahattin Çağın

*

-Siraciye Şaşmaz

LETTERS FROM HALİT ZİYA UŞAKLIGİL TO ALİ FUAT TÜRKGELDİ

Halit Ziya Uşaklıgil ile ilgili yaptığımız arşiv çalışmaları esnasında Ali Fuat Türkgeldi’nin evrakı arasında ona ait sekiz mektuba rastladık.1 Yazarın edebî

ha-yatından ziyade özel hayatını ilgilendiren bu mektupları araştırmacıların bilgisine sunmak istedik.

Bilindiği gibi İttihat ve Terakki’nin iktidara gelmesinden sonra Halit Ziya Ma-beyn Başkâtipliğine atanır ve uzun yıllar bu görevini sürdürür. Bu görevi bittiğinde ise Ali Fuat Türkgeldi onun yerine atanır. Halit Ziya bu görevden ayrılışını Saray ve

Ötesi’nde uzun uzun anlattıktan sonra Ali Fuat Türkgeldi’den de bahseder:2

… Başkitâbete tayin edilen Sadaret Müsteşarı Ali Fuat Bey henüz saraya gelmemişti. Pek ziyade nazik ve zarif olan, herkes tarafından hürmet ve muhabbetle karşılanan bu zat selefler tamamıyla terk-i mevki etmeden yeni makamına geçmekte teehhürü münasip bulmuştu.

Bu satırların biraz altında Halit Ziya, görevden ayrıldıktan bir süre sonra padişa-hın kendisini davet etmesi üzerine gittiği sarayda yerine atanan Ali Fuat Bey’i ziyaret edişini anlatır:3

* Yrd. Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

1 BOA. HSD.AFT (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Satın Alınan, Hibe Edilen, Değiştirilen Evrak, Ali Fuat

Türkgeldi Evrakı), DOSYA NO: 11, GÖMLEK NO: 57, TARİH: 1363. C. 19. 2 Saray ve Ötesi, (Haz. Nur Özmel Akın), Özgür Yayınları, İstanbul, 2003, s.609.

(2)

Ali Fuat Bey yerinden fırladı, ta kapıda beni istikbal etti, önünü ilikleyerek ve bir türlü makamında oturmak istemeyerek küçük bir sandalyede karşıma geçti. Bu derece nazikâ-ne başlayan mülakat hep o kibaranazikâ-ne eda ile devam etti ve ben ayrılırken beni dış sofaya kadar teşyi etti.

Halit Ziya, Saray ve Ötesi’nde Ali Fuat’tan sadece bu kadar bahseder.4 Ancak

daha sonra kaleme aldığı Bir Acı Hikâye5 ve burada yayımladığımız mektuplardan

aralarındaki ilişkinin devam ettiğini anlıyoruz. Bilindiği gibi Bir Acı Hikâye Halit Ziya’nın, oğlu Halil Vedat için yazdığı kitaptır. Halit Ziya’nın iki oğlu Vedat ve Bü-lent Hariciye’de çalışmaktadır ve mektuplardan ve kitaplardan anlaşıldığına göre on-ların en önemli hamilerinden biri de Ali Fuat Türkgeldi’dir. Ancak onun hamîliği, Vedat’ın Ankara’daki düşmanları kadar kuvvetli değildir ve sonunda –Servet-i Fünun romanlarından fırlayıp gelmiş diyebileceğimiz– Halil Vedat kendisine sürekli haksız-lık yapıldığını düşünerek intihar eder. Bu sırada Tiran Büyükelçiliği Başkâtibidir ve Büyükelçi de Ali Fuat Türkgeldi’dir.

Mektuplar 26 Aralık 1932 ile 10 Mayıs 1955 yolları arasında yazılmıştır. İlk mek-tubunda Halit Ziya, Ali Fuat Türkgeldi’nin ona bir eserini yollaması nedeniyle eser hakkındaki düşüncelerini dile getirir. Böyle bir değerlendirme beşinci mektubunda da vardır. İkincisi ise oğlu Vedat’a gösterdiği ilgiden dolayı bir teşekkür mektubudur. Üçüncü mektupta ise Ali Fuat Türkgeldi’nin terfi almasını tebrik etmekte ve torunu Rüşdan’ın Ankara’da yeni bir göreve başladığını haber vermektedir. 1939’dan sonra-ki mektuplarında artık –oğlu Vedat’ı kaybetmenin verdiği üzüntünün yol açtığı– ka-ramsarlık ve hastalıklar öne çıkar. Nitekim son mektubunda artık iyileşmekten bile şikâyet eden bir Halit Ziya ile karşı karşıya kalıyoruz: “Uzun süren, fakat ıztırapsız geçen bir hastalıktan sonra tekrar afiyete ulaştım. Türlü elemlerle geçen hele son yedi sene içinde onulmaz bir dertle zehirlenen hayatımın bir kez daha uzayacağını haber veren bir afiyetten sonra daha ne kadar bir zaman şu perişan ömrü sürükleyeceğimi bilmiyorum.” Altıncı mektupta adı geçen Numan, Bir Acı Hikâye’de adı sık sık geçen ve Vedat’ın önünün kesilmesinde önemli rolü olduğu iddia edilen Hariciyecilerdendir.

Bu mektupları Halit Ziya’nın bir insan, bir baba olarak okurlara önemli ipuçları vereceğini umarak yayımlıyoruz. Büyük ihtimalle Ali Fuat Türkgeldi’nin de Halit Ziya’ya yazdığı mektuplar vardır. Bunların Halit Ziya’nın varislerinde olması müm-kündür ve ortaya çıkarılması bu çalışmayı tamamlayacaktır.

4 Buna karşılık Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim (4. b., Ankara 1987) adlı hatıratında Halit

Zi-ya’dan birkaç yerde bahseder, fakat bunlar çok önemli bilgiler değildir.

(3)

Yeşilköy 26/12/1932 Muhterem Beyefendi

Brezilya hakkında telif ve bir nüshasını bendenize ihdâ buyurmak sûretiyle hatırımı taltif ettiğiniz kıymetdar eseri büyük bir dikkat ve lezzetle okudum. Koca bir memleketi bütün safahat ve tecelliyatında yaşatacak ve muhtelif nikat-ı nazardan mütenevvi’ mevzûları bir arada mirat-ı ibret ve istifadede canlandıracak surette istihsal buyurmuş olduğunuz muvaffakiyeti pek derin bir hiss-i takdir ile tebrik eylemekliğime müsaadenizi rica ede-rim. Eserin ihtiva eylediği füsul ve mebahisin tenevvüüne rağmen aralarında mevcut olan irtibat ve tenasüb ve hele kitabı baştan başa lebriz eyleyen letafet ve tabiiyet-i üslup ve beyan bendenize pek müfit ve aynı zamanda pek leziz saatler geçirtti. Çocuklarım hakkında daima ibzal buyurduğunuz büyük biraderlik lütufkârlığından mütevellid şükr- güzârlığıma doğrudan doğruya nefsime taalluk eden bu lütfunuz ayrıca bir minnettarlık ilâve etti.

Ne kadar şâyân-ı temennidir ki marifet ve medeniyet, terakkî ve tealî sahalarında dolaşan fikir ve nazar sahipleri hep zat-ı âlîleri gibi vatana avdet ederken memleketin kütüphâne-i irfanına ve milletin dide-i intibah ve im’anına böyle kıymetdâr bir armağan ihda eylesin-ler. Eseriniz başkaları için şayan-ı taklit bir hisse misal teşkil edeceğinden bu itibar ile de başkaca haiz-i ehemmiyettir. Teşekkürat-ı mahsusamı ve pek samimi olan ihtiramat ve tazimatımı kabul buyurunuz muhterem Beyefendi.

Uşşakizâde: Halit Ziya (imza)

Yeşilköy 30/10/1935 Pek muhterem ve pek muazzez muhibbim efendim

Bugün şu satırları yazmak için kalemimi elime alırken kalbimi lebrîz eden şükran his-siyatını nasıl ifade edebileceğimde mütehayyirim, hatta buna hacet var mıydı sualini kendi kendime tevcih ederek biraz da mütereddidim. Vedat hakkında öteden beri göster-diğiniz büyük biraderliğin lütufkâr hamîliğe bir zeyl-i tabiî olan son lütfunuz başlamış olduğunuz bir küçük kardeş yetiştirmek eserine öyle bir lahika-i zaruriye teşkîl ediyor ki mütehallik olduğunuz seciye-i âliyenin bir semeresi olmaktan başka bir şey olmayan inayetinize karşı tercüme-i tahassüsata kalkışmayı hatta zaid görüyorum. Vedat benim oğlum ise sizin de bir küçük kardeşiniz ve daimâ himayenize ve sahabetinize muhtaç olan bir yetiştirmenizdir.

Bu hakikati şu tabiî şeklinde telakki ederken aynı zamanda refikamın da hissiyatına ter-cüman olmuş oluyorum. Lâ-yezâl hissiyat-ı ihtiraamkâranemin kabul-ı teyidatını niyaz ederek gözlerinizden öperim. Âlîcenap, vefâ-şiar, mürüvvetkâr efendim.

(4)

Yeşilköy 9/2/1936 Pek Muhterem ve Pek Muazzez Muhibbim Beyefendi

Zat-ı âlînize şu satırları takdim etmek fırsatını veren iki vesile zuhur etti. Bunlardan biri şu son günlerde öğrendiğim terfi haberinizdir. Kadir ve kıymetinizi baremle değil, hakkınızda bî-payan olan himmet ve takdir ile ölçen bendeniz gibi dostlarınız için bu olsa olsa sizi lâyık olduğunuz yüksek makamlara bir derece daha takrib eden mesut bir hadiseden ibarettir. Ve o itibar ile tebrike şayandır. İkinci vesile hafidim Rüşdan’ın ni-hayet nasılsa girmiş olduğu bir meslekten kurtularak şimdi kendisinin tefeyyüzüne daha ziyade hadim olabilecek bir yere ilişmek üzere Ankara’ya gitmiş olmasıdır. Bittabiî gelip ellerinizi öpmeyi kendisi için mukaddes bir vazife bilecek olan bu oğlunuza da şayan-ı iltifat evladınızdan biri nazarıyla bakacağınıza şüphe etmiyorum. Oğlunuz ve mahmîle-riniz olan Vedad’la Bülent, biri Brüksel’de diğeri Londra’da çalışmaktadırlar. Hakk-ı ke-rimanelerinin mütehassis oldukları şükran ve merbutiyet duygularına tercüman olmaya çalışmak için bir lüzum görmüyorum. Bunu pek iyi tahmin buyurursunuz. Yine pek iyi takdir buyuracağınız, bendenizin bütün ihtiramlarıma hakim olan halisiyet ve samimi-yettir muhterem beyefendi.

Halit Ziya Uşaklıgil (imza)

Yeşilköy 15/03/1939 Pek Muhterem, Pek Muazzez, Muhibb-i Vefa-şiarımız Efendim;

Bugün on hafta oluyor ki Yeşilköy dârü’l-agzanının yukarı kat odalarından lodos cihe-tindekilerde mahpusum. Size tafsilat veren olmuş mudur bilmiyorum. Evvela bir grip şeklinde başlayan hastalık bir bronköpnomoni, pnömoni, prölezi safhalarında geçen ve bir yandan da mesane, karaciğer, em’â ve safra kesesi isyanları ile müz’ic bir hal kesb etmiş idi. Tabîb-i müdâvî –ki belediye sıhhiye müdürü Doktor Osman Sait’tir ve Yeşil-köy’de mukimdir– vaktinde telaşa düşerek Akil Muhtar ve Abdullah Beyleri mükerreren istishab edip sıkı bir tedavi neticesiyle beni kurtardılar. İyi mi ettiler?.. Orası câ-yı sual. Her neyse. Kurtardılar, ama anlaşılan ihtiyat dairesinden çıkacak olursam ve hastalığın tekerrür etmesine sebep verirsem avâkıb-ı vahime zuhur edebilirmiş. Bunun için beni hâlâ mahbusiyette tutuyorlar. Eğer çıkmak mümkün olsa tahmin edersiniz ki ilk işlerim-den biri sizi gidip görmek olacaktır. Esat İstanbul’da iken onun vasıtasıyla haber alıyor-dum ki ahval-i sıhhiyenizde büyük bir salah olmakla beraber yaralar hâla işlemekte imiş. Bugün ne haldesiniz bilmiyorum. Köyüne, sılaya giden bahçıvanım devlethaneyi tanıyan yegâne adamdı. Torunum Neyyir Rüşdan’ı göndermeyi düşündüm, onun da sıhhati pek müsait değildi. Velhasıl epeyce bir zamandan beri sizi düşünerek üzülmekteyim. Bu son günlerde köyünden avdet eden bahçıvanı, şu varakpareyi size takdim ederek bana iyi haberler getirmeye müşavir ettim. Ümit ediyorum ki artık yaralar kapanmıştır; siz de günden güne; iktisab-ı kuvvet etmektesinizdir. Gelecek iyilik haberlerine nâ-şekîbane intizar ederek gözlerinizden öper ve size daima sıhhat, selamet ve saadet dualarını tekrar eylerim efendim hazretleri.

(5)

Yeşilköy 22 Mayıs 1939 Beyefendi Hazretleri

Servet-i Fünun’da tefrika olarak intişârı esnasında büyük bir telezzüz ve istifade ile

ta-kip ettiğim nefis eserinizi bu defa topluca olarak bir hamlede tekrar okudum. Uzlet-i hayatımda bendenizi lütfen düşünerek bu güzide ve müstesna hatır ve zevki tahsin bu-yurduğunuza cidden minnettarım. Her sahifesi türlü nikat-ı zarife ile müzeyyen kita-bınız nefâis-sencân-ı edebin en kıymetdar müzeyyenat-ı kütüphanesinden birini teşkil edecektir. Bendenizi üslubunuzun rikkat ve zarafeti müşahedat ve hatıratınızın kıymet ve ehemmiyeti meftun etti. Hele tarihin nâ-küşâde perdelerini kaldırması itibarıyla kitabın bizde tamamen yeni bir hususiyeti var ki bu itibar ile memleketin zemin-i irfanında bir pişva olmaktasınız.

Öteden beri meclub-i kemalat-ı âlîleri olan bir birader-i vicdanın teşekkürat-ı amikasıyla beraber ihtiramat-ı fevkaladesini lütfen kabul buyurunuz beyefendi hazretleri.

(6)

Yeşilköy 17/10/1939 Pek Muazzez Muhibb-i Vefaşiarımız Beyefendi Hazretleri

Uzun zaman oluyor ki afiyetiniz hakkında malumat alamamaktan münbais büyük bir merak içindeyim. Müşterek muhibbler bana mülakî oldukça her şeyden evvel bu merakın halli için çare arıyor ve onlardan bir dereceye kadar itminan-bahş havadis aldıkça müs-terih oluyorum. Ben geçen kış geçirdiğim büyük hastalıktan sonra vücutça toplanmakla beraber o derece bî-mecal kaldım ki geçen gün mücbir bir sebeple bir iki saat için şehre indikten sonra eve baygınlıklarla avdet edebildim. Evden istasyona kadar hatta araba ile gitmek, bahçeye beş dakika bir göz atmak için indikten sonra köşeciğime sığınmak üze-re on beş kadar merdiven çıkmak, beni yıkacak kadar azim yorgunluklar tevlid ediyor. Cismanî kuvvetimin bu izmihlaline mukabil manevî bir mukavemet olsa belki bu sıhhat buhranlarını geçiştirebileceğim; fakat manevî kuvvetlerimin derece-i iflâsını tahmin ede-bilirsiniz. İşte bütün bu sebeplerle gelip sizi bizzat ziyarete ve sıhhatinize dair bi’l-mü-şahede kanaat peydasına imkân bulamadım. Ne haldesiniz? Ne yapıyorsunuz? Bana dört satırla malumat verseniz ve vereceğiniz malumat meraklarımı sükûna tahvil mahiyetinde olsa ne iyi olurdu.

Elbette Bülent’i de merak edersiniz. Biliyorsunuz ki o, Bükreş’ten avdet eder etmez Nu-man Beyefendi’nin aldığı anif bir emir üzerine hemen, hiçbir ziyarete ve bu meyanda en büyük emeli olan sizi gidip görmeye vakit bulamadan Ankara’ya azimet mecburiye-tinde kalmıştı. Onun dünyayı nazarında boş bırakan, bütün dünyadan ziyade Ankara’da hayalinden başka bir şeyi kalmayan Vedatçığımdan sonra Ankara’da ne büyük bir elem duymuş olduğuna işaret etmek fazladır. Buna mesken tedariki, bin küsura mal olan eş-yanın nakli külfeti ve her şeyden ziyade, vekâlette on seneden fazla bir zamana ait olan mevkiine tekrar düşmüş olmak füturu inzimam edince pek perişan bir halde olduğu ko-laylıkla anlaşılır. Hâlâ bin müşkilat ile bulabildiği apartmana ancak bugün geçebilecek. Karısıyla çocuğuyla ablasında misafir, göçebe halinde… Bana mektup bile yazamayarak ara sıra telefon ediyor. Son defasında da hakkınızda malumat istedi. Onu tervih etmek için sıhhatte olduğunuzu söyledim. Dua ediyorum ki sizden gelecek cevap beni tekzip etmesin. İşte pek sevgili, pek siyanetli dostumuz efendimiz, size bir hayli söz… Araya her ikimizce istenmiş olmaksızın giren sükût fasılasından sonra şu kadar hamdolsun söy-leşmiş olmakla bir inşirah duydum. Derin hürmetlerimle muhabbetlerimi takdim ederim.

(7)
(8)

Yeşilköy 19/01/1942 Muhibb-i muhterem ve muazzezimiz Ali Beyefendi Hazretlerine;

Üç aydan beri göğsüme de inen muannid bir nezle sebebiyle şehre inmek değil, hat-ta köyde gezmek imkânını bulamıyorum. Siz de bizleri lütufkâr iltifatlarınıza alıştır-dığınız halde ne vakitten beri Yeşilköy’ü unuttunuz. Bizi unutmadığınıza emin ol-makla beraber sizi merak etmekten de hâlî değiliz. Mevsimin bu şiddetli hengâmında sizi yormak cüretinde bulunamayacağım aşikârdır. Fakat üç beş satırla ahvalinize dair malumat vererek gönlümüzü tatyib etmenizi rica edeceğim.

Gözlerinizden öper ve afiyet ve selameti-nize dualar ederim beyim efendim.

Hürmetkârınız: Halit Ziya (imza)

(9)

Yeşilköy 10/05/1944 Pek muhterem Ali Türkgeldi Beyefendi Hazretlerine

Vefa-şiar ve keremkâr muhibb-i muazzez

Doğum günüm vesilesi ile aldığım iltifatnameleri bende şükran ve teessürle dolu muhte-lif haller uyandırdı teşekkürler ederim. Uzun süren, fakat ıztırapsız geçen bir hastalıktan sonra tekrar afiyete ulaştım. Türlü elemlerle geçen hele son yedi sene içinde onulmaz bir dertle zehirlenen hayatımın bir kez daha uzayacağını haber veren bir afiyetten sonra daha ne kadar bir zaman şu perişan ömrü sürükleyeceğimi bilmiyorum. Mukadderata boyun eğmekten başka ne yapılabilir?

Esat Beyefendi ile son mülâkâtımızda zat-ı âlîleri hakkında bir hayli malumat aldım. Ankara’da pek iyi bir vaziyette dem-güzâr olduklarını büyük memnuniyetle anladım. Bittabii müsterih oldum. Bizleri dilşâd edecek surette bir neticenin tecelli-sâz olmasına intizaren saadet ve ikbal-i âlîleri hakkında temenniyat ile lâ-yezâl hürmetlerimin te’yi-datını takdim ederim.

Halit Ziya (İmza) Refîkam ve kızım hürmetlerini gönderirler.

(10)

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Bunun için gerekli malzemelerse flun- lar: temiz bir bardak, yemek tuzu, temiz çay kafl›¤›, 5 ml s›v› saydam sabun ya da flampuan, 15 ml musluk suyu, alkol ve bir a¤›z

Bu çal›flmam›zla, alanda mevcut olan tüm bitki ve hayvan envanterinin yap›l›rken, tüm türlerin resimlenmesi ve sonucunda K›z›l›rmak Deltas›’yla ilgili

Nefesiniz hakkınızda tahmininizden daha çok şey söylüyor Technion-Israel Teknoloji Enstitüsü’ndeki bilim insanları Nano Letters dergisinde yayımlanan çalışmalarının

Güçlüklerine gelince... Bu konuda, çocukken yaşadığım bazı olumsuzluklar anımsıyorum. Ör­ neğin; ben beş, kardeşim de dört yaşındayken sün­ net olduk. O zaman

yılında büyük önder Ata­ türk’ü anmak, O’nun ilke ve devrimle­ rini sonsuza kadar yaşatmak için Anıt­ kabir’de buluşan binlerce yurttaş, mozo­ leyi çiçek ve

A tatürk’ün vasiyetini yok sayarak Türk Tarih ve Dil K urum lan’nm ödeneklerini kesip, birer kapalı dem eğe dönüştürmek­ le yetinmeyerek Türkiye Cumhuriyeti Ana-

Belden yukarısı kısa, belden aşağı­ sı uzun olan erkek çocuğa kıymet ver mezlerdi.. Deliormanlılar, böyle belden aşağı­ sı uzun olan çocuklara şu