KERKÜK
5CZT
İLE BİR
ŞİİR
Ümit TOKATLI
Irak T ürklerinin yetiştirdiği genç ku şak sairlerinden D r. S abah A bdullah K er küklü, 1957 yılında K erk ü k ’ün Ç ukur M a- hallesin’de doğdu. Tahsiline M ahalle m ek tebinde M olla M ehm ed’den K u r’an dersleri ala ra k başlayan K erküklü, daha ilkokulda iken h o y rat ve ortaokulda değerli şair ve h a tta t M ehm et İzzet H a tta t’tan H ece ve A ruz kalıplarını öğrenerek şiir yazm aya baş lar. 1977 yılında M usalla lisesi ve 1982 yı lında da Basra Ü niversitesi Tıp F ak ü lte s in d e n m ezun olur.
K erküklü, b ü tü n şiirlerini H ece ve A ruz kalıplarıyla yazm ıştır. A yrıca M ehm ed Sa
dık ve O sm an M azlum ’dan sonra divan ede biyatı geleneğini, (özellikle G azel’de) en iyi sürdüren şairlerden biridir. M üşterek edebî dili büyük b ir ustalıkla kullandığı gibi, h alk ağzı ile yazdığı şiirlerinde de oldukça başarılı örnekler verm iştir. B unla rın arasında m üstesna b ir yeri olan Şehri- yar’m H ay d ar B aba’ya Selam ’m a yazdığı naziresidir. «G özlü Baba» adını taşıyan bu m ahzum enin ilk beşliği şöyle :
Gözlü Baba yoluv doyağ tutaydı Yar dudağı bayaz kaymağ tutaydı Keşke bir gün gevil ayağ tutaydı
Onda doğru aşık olan bilini Çoh aşıkın adı aşkten silini
Ş airin basılm akta olan «V atan D esta nı» ve «Büyük Sevgi» adlı iki şiir kitabı vardır. S unm akta olduğum parça V atan D es- ta n ı’ndan alınm ıştır.
K U TSA L Y U R D U M
Kutsal yurdum sende güneş açaydı Işığını gögde reng reng saçaydı Bağlı bilbil kanat açıb uçaydı
Onda hayat cennet misli olurdı Çöken bağnv saf neşeyle dolurdı Sen de güneş sarı altun rengi var > Tellerinde andelibin dengi var
Her çıhışta cihanın ahengi var
Korhma sönmez mavi gögde güneşiiv Burkan kimi yangın kail ataşuv Kare gecev parlağ gttnnerden şirin Yıldızların rengi yıldızdan derin Çıhan hilal sanki gögde bir gelin
Sona kim i gögde yavaş y&rür mü Naznaz gülen gözyaşları kurur mu Kutsal yurdum kum torpağuv öpeller Onda yüz bin dava darman tapallar Çoh korhum var seni elden kapallar
Bekçi olub gece gündüz beklerem Sert sinemnen yad süngüsün teklerem
Kare altun toprağuvnan coşar mı Sağdan soldan sene karvan koşar mı Sende gece gündüz kimi yaşar mı
Güneş söner sönmez Gurgur çırağı Parlağ üzle karşılar dost konağı Gah da seven sevgiliden darını Uzağ uzağ koyub gider yarını Gah heste olı gah tapmaz çannı
Sende össem ölüm inene hoş geli Kırar canım sevdadan bihoş geli Kutsal yurdum ay nene doğan yerim Kurban işte men canım kurban verim Su yerine koy lebüve kan verim
İnsan ölüb yurddan uzağ olmasın Gurbet elde gözü nemli kalmasın Kutsal yurdum her diyardan şirinsen Kışta sıcağ yaz baharda serinsen K afes alta bağrım üste derinsen
Ruh çıhınca çıhmaz sevgiiv bağrımdan Hah bitince bitmez sevgüv bağırdan
y o lu v : yolun (iyelik) doyağ tu t-: buz tutmak b a y a z : beyaz
kaymağ t u t : kaymak tutmak; olgunluk, çağına girmek
g e v il: gönül
ayağ tu t-: yürümeye başlamak o n d a : o zaman
b ilin i: bilinir ç o h : çok s ilin i: silinir
güneş açayd ı: güneş doğmuş olsun saçaydt: saçmış olsun
u ça y d ı: uçmuş olsun b ilb il: bülbül m is li: gibi, misali
çöken bağ : bakımsız, çökmüş bostan andelibin d en g i: güzel sesli bu kuşun çok
benzeri (var) çıhış : çıkış
c ih a n : cihan, dünya k orhm a: korkma!
m a v i: mavi
gögde : gökte, semada gü n eşü v: güneşin (iyelik) burkan: volkan
k im i: gibi kah : kalır
ataşuv : ateşin (iyelik) kare : kara, siyah p arlağ: parlak günnerden: günlerden çıhan : çıkan
sona : ördek
n a zn a z: bir çeşit sabah açan akşam solan çiçek, nazlı çiçek
torp ağ: toprak öp eller: öperler dava darm an: ilaç, çare tapallar: bulurlar
elden k a lp -: başkasının sahip olması olup : olmuş
beklerem : beklerim, gözlerim sineınnen: sinem ile, göğsüm ile y a d : yabancı, düşman
t e k le : geri çevirmek kare a ltu n : petrol torpağuvnan: toprağından
Gurgur çırağı: Kerkük dolaylarında yanan ezeli ateş
iiz le : yüz (surat) ile gah d a : bazı, bazen d arın ı: darılır, küser h e ste : hasta o l ı : olur ç a rın ı: çaresini ö sse m : ölürsem m ene: bana g e li : gelir b ih o ş : kendinden geçmiş
ny n e n e : (çocuk dilinde) dolunay v erim : vereyim
leb ü v e: dudağına sıc a ğ : sıcak
kafes a lta : göğüs kafesi altında ü s t e : üstünde
ç ıh ın ca : çıkıncaya kadar h a h : halk, insanlar