%
/£ —
ÜSKÜP'TE DÜĞON A
\
V
Çiğdem ÜLKER
Avrupa’nın doğu amiri, Asya'nın Batı'ya açılan kapısı Balkanlar'da en az altı millet birbirine girmiş halde yaşar, Şıplar, Bulgar- lar, Türkler, Amavutlar, Ulahlar,.Makedon- lar. Balkanlar; konuyl^ hiç ilgilenmeyenlerin bile ilgisini çekecek kadar ilginç bir bölgedir kanşık, kompleks, esrarlı, cazip bir yöredir. Yüzlerce yıldır bir arada yaşayan Balkan mil letleri, ortak tesirlerle öylesine birbirine ben zemiş, yaşama alışkanlıklarında birbirlerine o kadar yaklaşmışlardır ki ortak bir "Balkan İnsanı" portresinden söz edilebilse bile, gerü- ekte yine de her millet kendi kültürünü ken dine has değerleriyle ayakta tutmayı başar mıştır.
Balkanlar, bu çok dilli, çok dinli mozaik yöre, bölgeye tarihi, siyasi, ve iktisadi bağlar la bağlı olan biz Türkler için ise daha da önemlidir. Makedonya ise, bu denli kozmopo lit olduğu için, belki de Balkanlar'ın en ka rakteristik yeridir.
Eski Yugoslavya'nın, yeni Makedonya Cumhuriyetinin resmi tarihi bu topraklarda yaşayan Türk topluluklarının tarihini 1292'ye kadar indiriyor, yeni tarih araştırma ları ise, Balkan Yarımadasındaki Türk varlı ğının köklerini, Osmanlı Türkleri'nden çok önceye, M.S. 350'den İtibaren buralara akın yapan Avar (565-602) ve Peçenek (1063) Türklerine kadar götürüyor.
1912'den itibaren neredeyse yüzyıla yakın bir süredir Türkiye ile bağlan kesilen ve res mi makamlarca sayıları 200.000 olarak belir tilen Türk cemaati arasında, Makedonya'da Üsküp ve çevresinde milli kimliği oluşturan bütün değerler önemini vecanlılığım korur.
UNESCO'hun tanımıyla "Bir insan top luluğunun kendi tarihî gelişimi konusunda
sahip olduğu şuUr olan kültür" Makedonya Türk azınlığı arasında 'milli bir kültür' olma derecesine yükseliyor. Şüphesiz tarihi ve kül tür kavramlarını bilmek başka, onu şuur ko nusu düşünce konusu yapma başkadır. Bir topluluğa millî kimlik kazandıran unsurlar dan biri de, halk kültürünün ve yaşama alış kanlıklarının onların yaratıcı olan topluluk larda değerlerinin bilinmesidir. Folklor ürün lerinin ve sosyal kültürel unsurların yaşatı- lamsı, gelecek kuşaklara süreklilik şuuru ka zandıran bağlayıcı bir köprüdür.
Makedonya Tü'rkleri, Adetleri, örfleri, ge lenekleri olabildiğince canlı tutarak 'kültürel kimliklerinin' devamını ve aktarımını da sağ lıyorlar.
özellikle her düğün, sanki buradaki Türk varlığının bir kez daha zenginleştiğini duyu ran renkli bir folklorik gösteriye dönüşüyor.
Heyecan, gelinin çehizinin ku evinde ser gilenmesiyle başlıyor. Bir Üsküp deyiminde evlilik,
"El kapısı demirden leblebi
Çiğneyene aşkolsun"
şeklinde tanımlansa da, genç gelinin bu leblebiyi pek kolay çiğneyebileceği kız anası nın hazırladığı çehizden bellidir. Hayatın ya kıcı pahalılığına ve çok yakında yaşanan sa vaşa rağmen, ümitli ve güvenli bir mdydan okumadır, sanki bu çehiz sergilemesi. Ümidin ve gelecek güzel günlere inanmanın sergilen mesidir.
Çeyiz Sergilenmesi
Bohçalar şeffaf Belofan kağıtlarla zarf bi çiminde katlanırlar, bohçanın içindeki her şe yi, onu açmadan görebilirsiniz, sadece üst ka pak beyaz, işlemeli bohçanın üst yanıyla kapanır. Onlarca şeffaf bohça kız evinde sıra
sıra dizilirler. Erkek evinin her ferdine ada letli bir dikkatle hazırlanan bohçaların en gösterişlimi ise damadadır. Duvarlarda gelin kıza ait hiç kullanılmamış gündüz, ve gece kı yafetleri asılıdır. Masa Üstlerinde ayakkabı lar, çantalar akla gelmedik bir sürü küçük abrattı dizilidir. Yılların emeği ve göz nurü dantellerde ışıldar. Çeyiz perşembe günü oğ lan evine gidecektir. Bohça aralarına atılan pirinç ve şeker bereket ve şans sembolleridir.
Hoca Nikahı ve Çeyizin Alınması Ailenin yaşlı erkekleri ve damat perşem be günü çeyiz almaya giderler ve erkek tarafı sembolik mahiyette bir miktar para verme- ' den çeyiz verilmez. İki yaşlı erkeğin şahitli
ğiyle dinî nikah kıyılır. Bu esnada erkek tara fı geline altın armağan eder, altınların sayısı pazarlıkla belli olur.
Oğlan evine getirilen çeyize, o gece kimse dokunmaz. Ertesi gün (cuma) kız ailesinin ge lip çeyizi sermesi beklenir. Cuma gününden itibaren çeyiz oğlan evinde de aynı titizlikle sergilenir.
Koçalkive Düğün ,
Düğün gününün en karakteristik anı Ko- çalki'nin gelin almaya gitmesidir. Koçal- ki»Koç'un halkı, delikanlının ailesi ve dostla- ^ n yakalarına yeşil bir çam dalım takarak kız evine giderler. (Çam uzun ömrün, yeşil, barış, huzur ve muradın semboleri değil midir?)
Kız evinde kadınlar ayrı, erkekler ayn odalara alınırlar. Ailenin bir yaşlı kadını geli ni sorar ve artık beyaz gelinliğini giymiş gelin kız odasından çıkar bu sırada bir küçük er kek çocuk gelinin üzerine leblebiler atmakta dır. Bu leblebileri bekarlar şans ve kısmet açıklığı dileğiyle toplarlar.
Horo başlar ki Üsküp'te horo, bütün mil liyetlerin çok sevdikleri vp yaptıklan bir ma halli danstır. Ritmi hiç değiştirmeden, Üs- küplüler saatlerce horo yaparlar.
Tutilmışın o horoya, brag«masw”
veya
'v
"Verirsin bir pare ginrsın horoya
Sonra venrsın beş pare, çikamasın
horodan"
tarzında atasözlerine konu olan horoya gelin kız katılmaz. Misafirlere lokum ve
şer-*
bet ikram edilir ve her alan tepsiye para bıra kır ancak Koçalki'nin bir ferdi bardağı geri vermez ve saklar, tft ki gelini alıp evden çı kınca, bardağı herkese göstererek taşa atar ve kırar. Bunun manası 'kızın annesi değil bardak patlaşın'dır.
Gelin ata binmiş,
ya kısmet demiş
Gelin kızın ağabeyi, O'nu damadın ağabe yine teslim eder. Arabaya biıien gelin asla dö nüp arkasına bakmamalıdır. önce resmî ni kaha gidilir ve geçilen yolardan değil de baş ka bir yoldan oğlan evine gelinirç Eve ulaman ilk kişiye kayınvalide, bir bohça ve pa?a ar mağan eder, bu 'Müjdelik'tir.
Düğün
Kayınvalidenin getirdiği bir ayna karşılar gelini. Gelin ve damat aynada birbirlerine ba karak kapıya doğru yürürler. Eşikten geçen • gelinin bir koltuğuna Kufan, diğerine ekmek konulur. Gelin parmaklarına bir tabak bala batırarak, evin giriş kapısının üstüne üç kez sürecektir.
Küçük bir erkek çocuğun yatağın üstüne bırakıldığı odasına giren gelin beş dakika sonra çıkar ve el öper, Artık bütün gün ve ge ce sürecek olan düğün başlamıştır. Şimdiler de gece eğlenceleri lüks otellerde yapılır. Ama töre de aynen muhafaza edilir. Düğün gecesi kızın, ailenin genç kızlanyla aynı odada kal ması da törenin gereğidir.
Akşamlık
Pazar-akşamı en yakınlar yemeğe davetli dir, ertesi sabah, kız ailesine damat bir tepsi 'simitpoğça' yollar.
Dernek
Sah günü yeni gelinin annesi oğlan evine gelir ve bir süre kızıyla yalnız kalır.
îlk Cuma
Gelin, çeyizinde getirdiği hediyelik eşya- lan 'ilk Cuma'da aileye dağıtır.
Aynı gece, gelin damat ve aile kızın evine yemeğe giderler. Damat yemek tabağının altı na bir miktar para bırakır.
Düğünden üç hafta sonra gelin baba-evi- ne gider ve üç gece kalır. Düğünden beş hafta sonra yine gider ve bu sefer beş gece kalır.