• Sonuç bulunamadı

Eğitim Tarihimizde Okuma Toplantılarının Yeri ve Okunan Kitaplar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Eğitim Tarihimizde Okuma Toplantılarının Yeri ve Okunan Kitaplar"

Copied!
25
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

E¤itim Tarihimizde Okuma Toplant›lar›n›n

Yeri ve Okunan Kitaplar

Zehra ÖZTÜRK, Dr.

At›f/©– Öztürk, Z. (2003). E¤itim tarihimizde okuma toplant›lar›n›n yeri ve okunan kitaplar. De¤erler E¤itimi Dergisi, 1 (4), 131-155.

Özet– Bu makalede önce “okuma toplant›lar›”n›n çerçevesi belirlenmifl,

geçirdi¤i tarihî evrelere de¤inilmifl ve icra edildi¤i mekânlar, halk aras›n-daki yay›lma alanlar› tan›t›larak kültür ve e¤itim tarihimizdeki önemi orta-ya konulmufltur. Dünden bugüne toplant›larda okundu¤u için “halk kitap-lar›” olarak adland›r›lan kitaplar›n özellikleri belirtilmifl, örnekler verilmifl-tir. Okuma toplant›lar›n›n toplumumuza ait tarihî ve sosyolojik bir olgu, kültürel bir de¤er oldu¤u belirlenmifl ve bir dinleyici toplulu¤una belirle-nen bir zaman dilimi içinde ve periyodik olarak kitap okuman›n bir kitle e¤itim metodu olarak kabul edilmesi, bunun yan›nda “okuma toplant›la-r›”n›n tarihimizde var olan bir yayg›n e¤itim ve ö¤retim kurumu olarak de-¤erlendirilmesi gerekti¤i sonucuna ulafl›lm›flt›r.

Anahtar Kelimeler– Okuma Toplant›lar›, Anlat›c›, Toplulu¤a Okuyucu,

Okuma Toplant›lar›nda Okunan Kitaplar, Halk E¤itimi, Yayg›n E¤itim, Halk Kitaplar›.

–&—

Toplumumuzun “bir kiflinin bir kitab› k›raat ederken çevresindekilerin onu dinlemesi” fleklinde gelifltirdi¤i “okuma toplant›lar›” geçmiflten günümüze süregelen bir gelenektir. Periyodik olarak düzenlenen bu toplant›lar, gelifli-güzel insanlar›n oluflturdu¤u kalabal›klar de¤il, bilâkis bir okuyucu etraf›n-da toplanm›fl kiflilerin, kendine özgü bir disiplin içinde gerçeklefltirdikleri

de¤erler e¤itimi dergisi

(2)

de¤erler e¤itimi dergisi

bilinçli toplant›lard›r. Okunan kitaplar da bir dinleyici toplulu¤una hitap eder bir üslûpla kaleme al›nm›flt›r. Nitekim Türkçede “okumak” denildi-¤inde yaz›y› sadece gözle takip edip içinden okumak, yüksek sesle oku-mak, flark› söylemek ve benzeri anlamlar kastedilir. Kur’an-› Kerim’in okunuflunu konu alan ilme k›raat (okumak) denildi¤i gibi, genel olarak yüksek sesle kitap okumaya da k › r a a t d e n i l m e k t e d i r .

Sosyal ve kültürel bir disiplin, gelenekselleflmifl bir merasim olan okuma toplant›lar›n›n kökeni sözlü edebiyat gelene¤ine, destan devrine dayan›r.1 ‹slâmiyet’ten önceki Türk toplumlar›nda kam,flaman,ozan,baks›gibi isim-lerle adland›r›lan ve din adam›,hekimve bilge olarak kabul edilen kiflilerce kopuzeflli¤inde sözlü olarak nakledilen O¤uz Ka¤an Destan›,Alp Er Tun-ga Destan›vb. destanlar, ‹slâm’dan sonra yerlerini ‹slâmî idealler ve temler tafl›yan Hamzaname,Battalname,Daniflmendname,Gazavat-› Hz. Ali vb. yeni destanlara ve zamanla halk masal ve hikâyelerine b›rakm›fllard›r. Aç›kça görülen fludur ki, yaz›l› kültür yayg›nlaflt›ktan sonra da sözlü anlat›-ma dayanan bir tür ümmî kültürvarl›¤›n› sürdürmüfl, koflma, destan gibi saz eflli¤inde söylenen fliirlerle, atasözleriyle, halk hikâyesi, masal gibi anlat› tür-leriyle eserlerini vermeye devam etmifltir. Halk hikâyelerini anlatanlar, içlerin-den gelen bir merak ve heves saikiyle bu ifli önce dinleyici olarak ö¤renmeye bafllam›fllar, sonra da kendilerini bu yolda yetifltirerek a n l a t › c › l › ¤ › m e s l e k edinmifllerdir. Sözlü metinler anlat›c›lar vas›tas›yla kulaktan kula¤a, kuflaktan kufla¤a nakledilmifl ve tarihî süreç içinde yaz›ya geçirilmifltir. Sözlü ürünler yaz›ya geçirilmeye baflland›ktan sonra toplulu¤a anlatman›n yan›nda y a z › l › bir metinden okumagelene¤i oluflmaya bafllad›. Yani burada, bir yol ay›r›m›n-dan iki kola ayr›lan iki farkl› icra süreciortaya ç›km›flt›r: (i) bir çeflit h a l k t i-y a t r o s una yönelifl, (i i) bir sosyal kurum olarak okuma toplant›lar›n›n ortaya ç›k›fl›. Bu çal›flmada ikinci icra süreci incelenecektir: Yüksek sesle bir toplulu-¤a kitap okuma gelene¤inin ortaya ç›kmas› ve bu amaç do¤rultusunda yaz›-lan kitaplar›n günümüze kadar halk aras›nda var olagelmesi.

1 Sözlü kültürün önemli ürünlerinden olan destanlar, tarihin henüz yaz›ya geçirilmedi¤i ça¤lar›n bir ürünü olarak, bir anlat›c›n›n saz› eflli¤inde kendisine mahsus bir ezgi ile an-latt›¤› o toplumun tarihine ait din ve kahramanl›k konular›n› içeren uzun manzum efsa-nelerdir (Kabakl›, 1994. Sözlü kültür ve yaz›l› kültürün benzerlik ve farkl›l›klar› eksenin-de bir tart›flma için bkz. Lings, 1991 ve Ong, 1995). Homeros’un lir eflli¤ineksenin-de söyledi¤i ‹lyada ve Odysseia Firdevsi’nin yaz›ya geçirdi¤i fiehname ve Manasç› diye adland›r›lan anlat›c›lar›n bugün dahi K›rg›zistan’da anlatt›klar› Manas dünyaca tan›nm›fl destanlar-dan birkaç›d›r (Destan ve Türk kültüründe destan hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Ço-bano¤lu, 2000; Elçin, 1995 ve 1997; Köksal, 1985; Radloff, 1995).

(3)

de¤erler e¤itimi dergisi

Adlar›, Sanlar› ve Benzerlikleri–Benzemezlikleriyle “Anlat›c›” ve “Okuyucu”

‹slâm’dan önceki Türklerde herkes destan anlatamazd›; destan anlat›c›lar toplum içinde sayg›n bir konuma sahip olan kiflilerdi ve kam,flaman,oyun, ozan,baks›, manasgibi isimlerle an›l›rlard›.2‹slâm’dan sonra eski Türkler-deki “ozan”›n yerini “âfl›k” alm›flt›r (Köprülü, 1989; Nutku, 1995). ‹ran’da fiehnameokumakla meflhur olan kiflilere flehnamehandenilmifl; daha sonra da hikâye anlatan kiflilere genel olarak k›ssahan, flehnamehan adlar› veril-mifltir. Araplar aras›nda da kass,kussas (kass›n ço¤ulu) gibi adlarla an›lan hikâyeciler ve müzekkir ad› verilen vaiz/anlat›c›lar mevcuttu. ‹slâmiyetten sonra bu kifliler peygamber k›ssalar› ve dinî nasihat verici hikâyeler anlat-maya bafllam›fllard›r (Bayraktar, 1997). Türkler Anadolu’ya geldikten sonra çeflitli kentleri gezerek dinî hikâyeler anlatan kifliler hakk›nda bu kelimeler-den baflka meddah,fleyyadgibi adlar da kullanm›fllar, zamanla meddahismi yayg›nlaflarak hepsinin yerini tutmufltur.3

Halk ‹slâmiyet’i, medrese ö¤renimi görmüfl din âlimlerinden de¤il, ken-dini d›flar›dan yetifltirmifl kussas veya m e d d a h adl› bu tip gezici vaizler-den ö¤renmifltir (Bayraktar, 1997; Macdonald, 1988). Yani meddahlar bu dönemlerde okuma yazmas› olmayan genifl kitleler için e¤itimci konumu-nu üstlenmifllerdir; dinî bilginin yan› s›ra halk aras›ndaki baz› hurafeler de onlardan yay›lm›flt›r.4

Anadolu Selçuklu Devleti ve Türk Beylikleri döneminde meddahlar ken-dilerini dine hizmet etmek üzere yetifltirmifller, herkesin anlayaca¤› basit-likte kitaplar da yazm›fllard›r. A n l a t › c ›olan meddahlar hikâyelerini anla-t›rken -ana tema sabit kalmak flart›yla- kendi üslûplar› do¤rultusunda hi-kâyeyi âdeta yeniden kurarlar. Hem anlat›c› hem y a z a r olan meddahlar 2 Nitekim Radloff’un Manasç›larla ilgili verdi¤i bilgiler bu tespitimizi desteklemektedir: “Manas ad›,

bu destan›n kahraman›n›n ad›d›r; destan, kahraman›n›n ad›yla an›l›r, destan› söyleyen ozanlara da Manasç› ad› verilir. Manasç›lar çocuk yaflta talime girerler. Manas destan›n› okumak bir sanat, bir meslek say›l›r. Bu edebiyat abidesini gözle okuyarak duyulan heyecan ve takdirin yan› s›ra bir de bir manasç›dan dinlemek ve o ses ahenginin büyüsünü tatmak gerekir” (Radloff, 1995: 9).

3 Bu kelime “övücü” anlam›na gelmekte olup toplant›larda Hz. Muhammed’in hayat›n› anlatan veya

toplant›larda okunmak üzere Hz. Muhammed’le ilgili kitap yazan ya da bu tarz kitaplar› okuyan ki-fliler için kullan›l›yordu. Yusuf-› Meddah, Kirdeci Ali, fieyyad Hamza dönemlerinin bilinen meddah-lar›ndand›r (Heise, 2001; Kocatürk, 1970).

4 Zaman›n âlimleri bu tarz bilgileri ve bu bilgileri yayan kussas, müzekkir ve meddahlar›

elefltirmifl-lerdir (Bayraktar, 1997; Köprülü, 1966; Öztürk, 1993). Bu ba¤lamda özellikle kussas ve müzekkirle-re yönelik elefltiri mahiyetindeki eserlemüzekkirle-re örnek olarak bkz. ‹bnu’l-Cevzî, tsiz; ‹bn Teymiye, 1392; Suyûtî, 1984.

(4)

de¤erler e¤itimi dergisi

ise anlatt›klar› hikâyeyi yaz›ya geçirirler, fakat kendi yazd›klar› hikâyeleri bile farkl› biçimlerde anlatabilirler.5

Meddahlar baz› durumlarda farkl› adlarla an›l›rlar; goygoycular bunlardan birisidir. Diyar diyar gezerek Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da flehit ediliflini an-latan ve bu arada dilenen baz› dervifl meddahlar, hikâyenin aras›nda s›k s›k “Hey kaygulu cân›m!” derlerdi. Zamanla bu “Hey goy goy cân›m!”a dönüfl-müfltür. Tarih içinde bu tip meddahlar goygoycular olarak adland›r›lm›fllar-d›r (Türk Dili ve Edebiyat› Ansiklopedisi, 1979: III/345).

Bunlardan baflka dinî toplant›larda ve camilerde münacatlar ve naatlar oku-yan, devrin hükümdar›n› metheden m u ’ a r r e f l e rve hükümdar saraylar›n-da Hz. Peygamber ve arkasaraylar›n-dafllar›n›n hayat›nsaraylar›n-dan ve gazalar›nsaraylar›n-dan bahse-den siyerciler vard› (Köprülü, 1989). Bu arada, saraylarda hükümdar› e¤-lendiren n e d i m, m u s a h i p ve komiklik yaparak güldüren m u k a l l i d - k › s s a-h a ndenilen kiflileri de hat›rlamak gerekir. Bunlar hikâyeleri sadece anlat-makla yetinmiyorlar, kiflilerin yan›nda muhtelif hayvanlar›n da taklitleri-ni yap›yorlard› (Köprülü, 1989).

Kimi toplant›larda da okuyucular, okuduklar› metinlere göre de¤iflik isimler al›rlar. Peygamber efendimizin do¤umunu anlatan –ki en ünlüsü Süleyman Çelebi’nin yazd›¤› Vesîletu'n-Necât’t›r– yüzy›llar içinde anonim olarak geli-flip yerleflmifl olan mevlidleri kendine mahsus edas› ile okuyan kiflilere mev-lidhan, Mevlâna’n›n Mesnevî’sini okuyan ve aç›klayan kiflilere kaari-i mes-nevîveya mesnevîhandenilmifltir.

Yirminci yüzy›l bafllar›na kadar bir yandan meddah hikâyelerinin anlat›m› sürerken öte yandan okuma toplant›lar› devam etmifltir. Art›k okuyucular›n bir ad› yoktur. Fakat bir dinleyici toplulu¤una kitap okuma ifllemi ve bunun için haz›rlanm›fl halk kitaplar›vard›r.

Dinleyiciler, Mekânlar ve Toplant› Çeflitleri

Türklerin gruplar hâlinde Müslüman olduklar› dönemlerde, ana dili Arapça olmayan ve okuma yazma bilmeyen bu insanlara dinî bilgileri ö¤retmek k u s s as ve m e d d a hlara düflmüfltü. O z a n ve b a k s ›lar›n k o p u z eflli¤inde söyledikleri d e s t a nlar› dinleme gelene¤ine sahip olan Türkler,

5 Bu flekilde ayn› kifli taraf›ndan yaz›lm›fl oldu¤u hâlde yazma nüshalar› birbirinden farkl› olan hikâye

kitaplar› vard›r. Meselâ Yusuf-› Meddah’›n yazd›¤› Varka ve Gülflah mesnevîsinin üç yazma nüsha-s›n›n ars›nda büyük farklar vard›r (Ertaylan, 1945; 1946).

(5)

yeni dinlerini ö¤renmek için dinleyici olarak meddahlar›n çevresini al-makta gecikmediler. Bu tarz toplant›lar için camilerin çevresi, askerle-rin topland›klar› mekânlar, tekkeler, kahvehaneler en uygun ortamlar› sa¤lam›flt›r. Bilginlerin evleri, kitapç›lar ve sahaflar da zaman›n entelek-tüellerine uygun sohbet ve okuma mekânlar›yd›. Süreç içerisinde dinle-yicilere, mekâna ve okunan eserlere göre birbirinden farkl› toplant› gruplar›n›n da ortaya ç›kt›¤›n› görüyoruz (Çelebi, 1998).

Hükümdar Huzurunda Okuma

‹slâm tarihine bak›ld›¤›nda Emevî ve Abbasî halifelerinin, M›s›r ve Suriye atabeylerinin saraylar›na bilgin ve flairleri toplayarak ilmî, edebî sohbetler düzenledikleri, her gece yats› namaz›ndan sonra Arap, ‹ran ve di¤er millet-lerin tarihleri ve devlet yönetimi ile ilgili kitaplar okutmufl ve dinlemifl ol-duklar› görülmektedir (Kaz›c›,1983).6

Ak-Koyunlu hükümdar› Uzun Hasan Be¤, âlim ve flairleri çevresinde topla-yarak çeflitli dillerden Türkçeye tercümeler yapt›rm›fl ve bu arada Kur’an-› Kerim’in Türkçe mealini de haz›rlatt›rarak huzurunda okutturmufltur ( Bü-yük Türk Klâsikleri, 1985: II/97). Ayr›ca, her cuma gecesi Tebriz âlimlerini huzurunda toplayarak Buharî okutturuyordu (Uzunçarfl›l›, 1984).

On beflinci yüzy›l Ça¤atay hükümdar› Hüseyin Baykara saray›nda ilmî, ede-bî toplant›lar düzenliyordu. Pek çok âlim ve sanatkâr onun meclisine kat›l-m›flt›r (Akyüz, 1982; Refik, 2000; Türk Ansiklopedisi, 1983: 97). Erzurumlu Mustafa Darîr M›s›r’a giderek Memlûk Sultan›’n›n sohbetinde bulunmufl ve onun siyercisi olmufltur. Geceleri hükümdar›n meclisinde Hz. Peygamber ve ashab›n›n hayat›n›, çeflitli tarihî k›ssalar› anlatm›flt›r. Haz›rlad›¤› Türkçe Si-retu’n-Nebî (Kitab-› Siyer-i Nebî) isimli eserini M›s›r Sultan› Berkuk’a (790/1388) sunmufltur (Darîr, 1977; Erkan, 1993; Korkmaz, 1983).

de¤erler e¤itimi dergisi

6 Anadolu Selçuklu hükümdar› ‹zzettin Keykavus II., o devir Anadolu halk› aras›nda yayg›n ve

sevilen bir destanî eser olan Daniflmendname’yi kendi yaz›c›s› ‹bn Alâ’ya Türkçe olarak yaz-d›rm›flt›r. Ayn› eser, Osmanl› hükümdar› II. Murat’›n emriyle on beflinci yüzy›lda Tokat diz-dar› Ârif Ali taraf›ndan tekrar yaz›lm›flt›r (Banarl›, 1971). Daha sonraki y›llarda Anadolu Bey-leri, M›s›r’da Memlûk sultanlar› Kur’an tefsirBey-leri, ilmihâl, peygamber hikâyeBey-leri, ahlâkî ö¤üt kitaplar› ve benzeri dinî eserleri Türkçe olarak yazd›rm›fllar veya Türkçeye çevirtmifller, huzur-lar›nda okutmufllard›r (genifl bilgi için bkz. Büyük Türk Klâsikleri, 1985: I/253-255, 372-373 & II/338-342; Çelebio¤lu, 1998 & 1999; Türk Ansiklopedisi, 1983: XXXII/82-101; Uzunçarfl›l›, 1984; Wittek, 1944).

(6)

Zaman›nda okuma toplant›lar›nda çok ra¤bet gören Varka ve Gülflah isimli mesnevîsiyle meflhur Yusuf-› Meddah’›n 1361’de Farsçadan tercü-me etti¤i Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da flehit ediliflini konu edinen üç bin küsur beyitlik Maktel-i Hüseyin isimli manzum eserini Candar hüküm-dar› Celâlüddin Bayezid’e sundu¤u rivayet edilmektedir (Banarl›, 1971; Ertaylan, 1946; Uzunçarfl›l›, 1984).

Hükümdar huzurunda düzenlenen toplant›lardan özel öneme sahip birisi d ehuzur-i hümayun dersleridir. Osmanl› padiflahlar›n›n her sene ramazan ay›nda tertip ettikleri bu huzur dersleri esas olarak padiflah huzurunda münazaral› tarzda yap›lan tefsir derslerine dayanmaktad›r. Daha önceki padiflahlar taraf›ndan uygulanagelen bir âdet iken Sultan Mustafa III. ta-raf›ndan resmî bir hüviyete kavuflturulup düzene sokulmufltur. Bu uygu-lama sonra gelen padiflahlarca da sürdürülmüfltür. Bu dersler her sene ra-mazan ay›n›n ilk günü bafllar, haftada iki gün olmak üzere toplam sekiz günde biterdi. M u k a r r i rdenilen bir âlim Kur’an-› Kerim’i tefsir eder, ge-nellikle Beydavî tefsirinden k›raat ederdi. M u h a t a p ad› verilen yedi sekiz kiflilik bir heyet de münazara eder, buna da ders takriri denirdi (Kaz›c›, 1983; Mardin, 1951 & 1966; Refik, 2000; Sakao¤lu, 1994).

Konaklarda ve Âlimlerin Evlerinde Okuma

Konaklarda, e¤itim görmüfl kiflilerin ve âlimlerin evlerinde yar› ilmî tart›flma tarz›nda toplant›lar yap›l›r, önemli eserler okunurdu. Örne¤in ‹bn Sina, ak-flamlar› evinde eserleri fiifâ ve Kanun’u okumay› âdet hâline getirmifltir (Ka-z›c›, 1983). Kitaba aflina olan insanlar için bilginlerin evleri, kütüphane ve kitapç›lar vazgeçilmez mekânlard›.

Osmanl› Devleti’nin geniflleme ve yükselme döneminden sonra özellikle konaklardaki toplant›lar sadece dinî kitaplar›n okundu¤u meclisler olmak-tan ç›km›fl, art›k buralarda aflk, macera, kahramanl›k gibi konular› içeren ki-taplar da okunmaya bafllanm›flt›r.Yusuf ve Zeliha,Leylâ ile Mecnun,Ferhat ile fiirin gibi aflk hikâyelerinin yan›nda savafllar› ve fetihleri anlatan yi¤itlik destanlar› da okunmufltur.

On dokuzuncu yüzy›ldan sonra Bat› kültürü yavafl yavafl saray ve konaklara girmeye bafllay›nca, geleneksel tarzda kitap okumalar›n yerini sohbet ve ente-lektüel tart›flmalar alm›flt›r. Bugünkü ‹stanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakül-tesi binas›n›n yerinde olan Zeynep Han›m Kona¤› zaman›n ayd›nlar›n›n bir

de¤erler e¤itimi dergisi

(7)

araya geldi¤i, edebî toplant›lar›n yap›l›p kitaplar›n tart›fl›ld›¤› bir yerdi. fiair Ni-gâr Han›m Rumeli Hisar›’ndaki yal›s›nda ve fiiflli’deki evinde, her sal› fliir, mü-zik, sanat ve edebiyat tart›flmalar› yapmak üzere, Osmanl› ve yabanc› edebiyat-ç›larla sanatç›lardan seçilmifl bir dost toplulu¤unu kabul ederdi (Strauss, 2000). Kahvehanelerde Okuma

‹lk kahvehaneler camilerin yak›nlar›nda bulunurdu (Ünver, 1962; Kaz›c›, 1983) ve camiye erken gelenler namaz vaktine kadar burada beklerlerdi. Bo-fla vakit harcamamak için de kahvecinin sahaBo-flardan kira ile al›p getirdi¤i kitaplar okunurdu. Genellikle akflamla yats› aras›nda Hz. Ali’nin ve Hz. Hamza’n›n gazalar›, Kan Kalesi,Hamzaname, Battal Gazi Destan›,Ebu Muslim Destan› gibi kitaplar› bir müflteri okur, di¤erleri dinlerdi. Kahveci de k›raat eden müflteriden kahve paras› almazd› (Aç›kgöz, 1999; Alç›n, 2002; Kaz›c›, 1983; Toros, 1998; Ünver, 1962). K›raathanediye de adland›-r›lan kahvehanelerde muhakkak bir kitapl›k bulunurdu (Baltac›, 1980). Özellikle yeniçerilerin devam etti¤i kahvehanelerde kahramanl›k konular›n› iflleyen kitaplar› okutup dinlemek çok revaçta idi. Destan devrinin bir uzan-t›s› olarak halk hikâyecilerinin hikâye anlatt›klar› kahvehaneler zamanla yayg›nlaflt›. Semaî kahvelerine âfl›klar sazlar› ile gelir, fliir okurlard›. Entelek-tüel kiflilerin devam etti¤i kahvelerde ise en son ç›kan bütün gazete ve der-gileri bulmak mümkündü (Birsel, 1975).

Dinî Amaçl› Toplant›larda Okuma

Genellikle ilmihâl, siyer ve ahlâk konular›n› içeren çeflitli kitaplar›n okun-du¤u toplant›lard›r. Bu toplant›larda son zamanlara kadar en çok Sîret, M›z-rakl› ‹lmihâl, Kara Davut (Delâilu'l-Hayrât fierhi), Muzekkî'n-Nufûs, Ah-mediyye,Muhammediyye,Envâru'l-Âfl›kîngibi eserler okunmufl ve bu eser-lerin matbu nüshalar› pek çok evde bulunur olmufltur.

a ) Mesnevî ve onun aç›klamas› mahiyetindeki kitaplar›n okundu¤u top-l a n t › top-l a r :Mevlevî dergâhlar›nda Mevlevî fleyhleri M e s n e v î ’yi okuyup aç›k-lamak görevini yüklenmekle beraber, baz› dergâhlarda M e s n e v î h a nl›k ay-r› bir vazifeydi (Gölp›narl›, 1963). On sekizinci yüzy›lda M e s n e v î ’nin oku-tulmas› için Daru'l-Mesnevîler kurulmufl, k a l e n d e r h a n e l e r aç›lm›flt›r (Ak-yüz, 1982). M e s n e v î’nin okunup flerhedilmesi sadece Mevlevî dergâhlar›-na mahsus bir gelenek de¤ildi. Baz› Nakflibendî fleyhleri de M e s n e v îo k u t-mufllard›r (Ifl›n, 1994; Öcalan, 2002).

de¤erler e¤itimi dergisi

(8)

de¤erler e¤itimi dergisi

b ) Mevlid toplant›lar›: Süleyman Çelebi’nin Vesîletu'n-Necât (Mevlid) isimli manzum eseri halk aras›nda çok ra¤bet görmüfl ve okunmufltur. Baflka flairlerin yazd›¤› m e v l i dler de baz› bölgelerde okunmas›na ra¤men hiçbiri Süleyman Çelebi’nin eseri kadar yayg›n ve popüler olmam›fl, za-manla unutulup gitmifllerdir (Çelebio¤lu, 1983).

Kad›n Toplant›lar›nda Okuma

Geçmiflte yüzy›llarca, Türk toplumuna haremlik-selâml›k tarz› bir sos-yal yap›n›n hâkim oldu¤u, kad›n erkek kar›fl›k toplant› düzenlemenin uygun görülmedi¤i düflünülürse bahsedilen okuma toplant›lar›n›n er-kek meclisleri oldu¤u anlafl›l›r. Dolay›s›yla kad›nlar›n da kendi arala-r›nda periyodik olarak düzenledikleri okuma toplant›lar› mevcuttu. Ka-d›nlar da evlerde bir hoca han›m›n okudu¤u kitab› dinlerlerdi. M › z r a k-l› ‹lmihâl yüzy›llarca kad›nlar›n dini ö¤rendikleri – belki de– tek kay-nak olmufltur. Kad›nlar›n ra¤bet etti¤i kitaplardan biri de M u h a m m e d i-y e’dir. Neredeyse her evde bulunan matbu nüshalar›ndan baflka, kü-tüphanelerde de yazma nüshalar›na çokça rastlanmaktad›r. Hattâ Sü-leymaniye Kütüphanesi’nde iki kad›n hattat taraf›ndan yaz›ya geçiril-mifl el yazmas› iki nüshas› mevcuttur (Öztürk, 2000). Tabiî ki kad›n m e v l i d h a nlar›n okudu¤u M e v l i dler de kad›nlar›n kendi aralar›nda dü-zenledikleri meclislerin önemli unsuru olmufltur.7 Kad›nlar aras›ndan m e d d a hç›kmam›fl olmakla beraber masal anlatan masalc› analara rast-lanmaktad›r (Çelebi, 1998).

Aile ‹çi Toplant›larda Okuma

Evlerde, okuma bilen bir aile büyü¤ünün etraf›nda onu dinleyen fert-lerin oluflturdu¤u okuma toplant›lar› genellikle uzun k›fl gecefert-lerinin vazgeçilmez etkinli¤i olmufltur. Evin ninesi ya da dedesi masalc› ana-l › kyapm›fl (Çelebi, 1998), çocuklar ilk dinî tahassüslerini bu akflam an-lat›lar›ndan edinmifllerdir. “Babam›n uzun k›fl geceleri haz›rlad›¤› cenklerde / Binmifl gelirdi Ali bir k›rata / Babam lamban›n ›fl›¤›nda okurdu / Kaleler kuflat›rd›k, bir mümin ölse a¤lard›k / Fetihlerde bay-ram yapard›k / ‹slam bir sevinçti kaplard› içimizi / Peygamberin günü-müzde küçük sahabileri biz çocuklard›k / Bediri, Hayberi, Mekkeyi öz-7 Sinekli Bakkal’da H. Edip Ad›var, bir kad›n mevlidhan› ifllemifltir. Roman›n kahraman› Rabia,

toplant›larda mevlid okuyan bir mevlidhand›r. Romanda bu toplant›lar›n tasvir edildi¤i bö-lümler vard›r (Ad›var, 1936).

(9)

de¤erler e¤itimi dergisi

lerdik, sabaha kadar uyumazd›k” diyen flair bunun cumhuriyet döne-minde süren gelene¤ine flahitlik etmektedir (Karakoç, 2002).

Amaçl› Kitaplar: Tekil Okuma, Ço¤ul Okuma, Toplu Okuma On üçüncü ve on dördüncü yüzy›llar Anadolu Selçuklu Devleti’nden arta kalan beyliklerin hâkim oldu¤u dönemdir. Büyük Selçuklu ‹mpa-ratorlu¤u ve Anadolu Selçuklu ‹mpa‹mpa-ratorlu¤u döneminde Arapça ve Farsça revaçtayd› ve bir çok eser bu dillerde yaz›lm›flt›. Anadolu bey-lerinin büyük bir k›sm› ise Türkçeden baflka dil bilmiyordu. Beyler, Türkçe eserler yaz›lmas›n› ve Arapça Farsça eserlerin Türkçeye tercü-me ediltercü-mesini teflvik etmifller; saraylarda ve halka aç›k tercü-mekânlarda Türkçe dersler verdirmifllerdir.

Anadolu’da Türkçe olarak yaz›lan ilk manzum eserler, okur yazar olma-yan halka dinî bilgiler ö¤retmek için yaz›lm›fl kitaplard›. Kitap hâline ge-tirilen nüshalar›n baz›s› bizzat kussaslar taraf›ndan baz›s› da kussastan ifliten kifliler taraf›ndan kaleme al›nm›flt›.8

Bu kitaplar› (i) Hz. Muhammed’in hayat›n› konu edinen kitaplar, (i i) kah-ramanl›k kitaplar› (gazavatnameler), (i i i) peygamber k›ssalar› ile çeflitli kahramanlara ait aflk ve macera kitaplar›, (i v) dinî bilgiler ve ahlâkî ö¤üt-ler veren kitaplar olarak gruplamak mümkün.

Hz. Muhammed’in hayat›n› konu edinen kitaplar

Hz. Muhammed’in (AS) hayat›n› anlatan kitaplardan Erzurumlu Darîr’in Sîretu'n-Nebî (Kitâb-› Siyer-i Nebî)9isimli kitab› ve Abdurrahman’›n S i-yer-i Nebi’ s i1 0 uzun y›llar meclislerde okunmufl, sonra yaz›lacak olan si-yerlere örnek olmufltur. Bu kitaplar ve ard›llar› genellikle Ebu’l-Hasan el-B e k r î ’nin ve ‹bn Hiflam’›n siyerleri gibi Arapça yaz›lm›fl tarih kitaplar›-8 Örne¤in Kocatürk’ün (1970) bahsetti¤i Süli Fakih’in Yusuf ve Zeliha mesnevîsi.

9 Erzurumlu Darîr’in 790/1388’de tamamlay›p M›s›r sultan›na sundu¤u meflhur eseridir. Bu

mensur eser uzun y›llar toplant›larda okunmufl, kendisinden sonra Türkçede yaz›lacak olan di¤er siyerlere örnek olmufl (Erkan, 1993; Kocatürk, 1970) ve içindeki manzum parçalar Süley-man Çelebi’nin Mevlid'ine zemin teflkil etmifltir (Karahan, 1994).

10 On beflinci yüzy›lda yaflad›¤› tahmin edilen Abdurrahman isimli bir kifli taraf›ndan yaz›lm›fl

olan bu eser büyüklü küçüklü 115 manzumeden meydana gelmektedir. Yazar› hakk›nda pek fazla bilgi yoktur. 1892 y›l›nda bas›lm›fl matbu nüshalar› mevcuttur (Kocatürk, 1970; Türk Di-li ve Edebiyat› Ansiklopedisi, VIII/31).

(10)

de¤erler e¤itimi dergisi

n›n tercümeleri veya onlardan faydalan›larak yaz›lm›fl eserlerdir. M u h a m-m e d i y y e1 1 ve Envâru’l- Âfl›kîn1 2bu kitaplar aras›nda say›labilir.

Peygamber Efendimizin do¤umunu ve hayat›ndan baz› bölümleri anlatan pek çok manzum eser de kaleme al›nm›flt›r. Örne¤in Bursal› Yahya ibn Mus-tafa, M e v l i d’i örnek alarak E n v â r u ’ l - K u l û bisimli eserini yazm›fl, onun gibi toplant›larda okunmas›n› arzu etmifltir (Üsküdar Hac› Selim A¤a Kütüpha-nesi, Kemankefl, No.184; Öztürk, 1982). Ancak bu türde yaz›lan tüm eserler gibi Süleyman Çelebi’nin eserinin sahip oldu¤u flöhrete ulaflamam›flt›r. Hz. Muhammed’in çeflitli savafllar›n› ve mucizelerini konu edinen K › s-sa-i Mukaffaa1 3, Kesikbafl Destan›,1 4 Dâsitan-› Hamame (Güvercin D e s t a n › )1 5, Ejderha Destan›1 6 ve Geyik Destan›1 7bu bafll›k alt›nda ha-t›rlanabilecek di¤er eserlerdir.

Kahramanl›k kitaplar› (Gazavatnameler)

On üçüncü yüzy›ldan itibaren Türk toplumunda Tursun Fak›, Kirdeci Ali, Meddah Yusuf, fieyyad ‹sa gibi meddahlar taraf›ndan anlat›lm›fl, zaman

za-11 Gelibolulu Yaz›c›o¤lu Mehmed’in yazd›¤› bu meflhur eser (telif tarihi: 853/1449), daha önce

Arap-ça olarak yazd›¤› Me¤aribu’z-Zaman li Gurûbi’l-Eflyâ fi’l-Ayn ve’l-Iyân isimli eserinin Türkçeye manzum çevirisidir. Eserin dili di¤er halk kitaplar›n›n diline göre oldukça a¤›rd›r; ancak klâsik ede-biyat›n bütün özelliklerine sahip olmas›na ra¤men çok tabiî ve halka yak›n bir havas› vard›r. Eser Hz. Muhammed’in hayat›n› anlat›rken dinî ve ahlâkî bilgi vererek halk› e¤itti¤i gibi dilinin kalite-siyle de okundu¤u dönemlerde halk›n kültür seviyesini yükseltmifltir (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Çelebio¤lu, 1998; Kocatürk, 1970. Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Çelebio¤lu, 1996).

12 Ahmed-i Bîcan diye bilinen GeliboluluYaz›c›o¤lu Ahmed’in (öl.871/1466) eseridir. A¤abeyi

Yaz›-c›o¤lu Mehmed’in Me¤aribu’z-Zaman isimli Arapça eserini Envâru'l-Âfl›kîn ad›yla mensur olarak Türkçeye tercüme etmifltir. Böylece iki kardeflin ayn› kitab›n tercümesi olarak haz›rlad›klar› man-zum Muhammediyye ve mensur Envâru’l- Âfl›kîn on beflinci yüzy›ldan beri Türk halk›n›n vazge-çemedi¤i iki baflucu kitab› olmufltur (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Çelebio¤lu, 1989, 1998; Ko-catürk, 1970; Uzun, 1995. Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Yaz›c›o¤lu Ahmed Bican, 1403/1983). 13 On üçüncü yüzy›l flairlerinden Tursun Fak›’n›n kaleme ald›¤› bu eser Yemen taraflar›ndaki Mukaf-faa Kalesinin fethini anlat›r (Beyaz›t Devlet Kütüphanesi, Millet Ktp. Ali Emiri, No. 1222/3; Çetin, 1997).

14 Kirdeci Ali’ye ait olan bu küçük mesnevî on dördüncü yüzy›l eserlerindendir. Hz. Peygamber ve Hz. Ali’nin bafl›ndan geçti¤i rivayet edilen ola¤anüstü olaylar› anlatan bir destand›r (Hakk›nda ay-r›nt›l› bilgi için bkz. Çelebio¤lu, 1999; Çetin, 1997b; Elçin, 1995; Kocatürk, 1970)

15 Kirdeci Ali’nin yazd›¤› bu küçük dinî-destanî eserde Hz. Peygamber’in mucizesi ve onun örnek

ahlâk› konu edilmektedir (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Çelebio¤lu, 1999; Çetin, 1997b; Koca-türk, 1970).

16 On dördüncü yüzy›l flairlerinden Sadreddin’in yazd›¤› dinî-destanî bir eserdir (Hakk›nda ayr›nt›l›

bilgi için bkz. Çelebio¤lu, 1999; Çetin, 1997b; Kocatürk, 1970).

17 Kirdeci Ali’nin yazd›¤› halk tipi bir mesnevî olup burada da Hz. Peygamber ve Hz. Ali’nin

bafl›n-dan geçen ola¤anüstü olaylar anlat›l›r (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz.. Çelebio¤lu, 1999; Çetin, 1997a & 1997b; Kocatürk, 1970)

(11)

man da yaz›ya geçirilmifl olan manzum, mensur ve naz›m-nesir kar›fl›k fle-killerde Hz. Ali Cenknâmeleri vard›r (Çetin, 1997).18Benzer bir içeri¤e sa-hip olan Hz. Muhammed’in amcas› Hz. Hamza’n›n kahramanl›klar›n› anla-tan Hamzanameler,19 Emevîlerin Bizansl›lara karfl› yapt›klar› savafllar› ve Battal Gazi isimli kahraman›n gazalar›n› anlatan ço¤unlu¤u mensur Battal Gazi Destanlar›,20Abbasîler döneminde yaflam›fl olan ve Hz. Ali’nin so-yundan geldi¤i rivayet edilen Ebu Müslim adl› kahraman›n mücadelelerini anlatan Ebu Müslim Destan›,21Bizansl›larla yap›lan savafllar› konu edinen ve on ikinci yüzy›ldan itibaren Türkçe olarak de¤iflik kifliler taraf›ndan ka-leme al›nm›fl Daniflmendname,22 Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da flehit ediliflini anlatan Maktel-i Hüseyin’ler23bu bafll›k alt›nda zikredilebilecek eserlerdir. Di¤er Peygamber K›ssalar› ile Çeflitli Kahramanlara Ait Aflk ve Macera Kitaplar›

Antere isimli bir Arap flairinin bafl›ndan geçenleri anlatan A n t e r n a m e (Muhtar, 1991) isimli uzun seri hikâye yüzy›llarca okuma toplant›lar›nda, özellikle yeniçeri kahvelerinde H a m z a n a m e ile birlikte çokça okunmufl-tur. Yusuf-› Meddah’›n, 770/1368’de sade bir Türkçe ile yazd›¤› Varka ve G ü l fl a h mesnevîsi de bu amaçla, bir seri okuma toplant›s›nda halka her

de¤erler e¤itimi dergisi 18 Gazavat-› Hazret-i Ali tipinde eserler olarak Kan Kalesi, Cenâdil Kalesi, Selâsil Kalesi, Hayber’in

Fethi an›labilir (Yazma nüsha için bkz. Süleymaniye kütüphanesi Hac› Mahmut Efendi no: 1692; Be-yaz›t Devlet Kütüphanesi, Millet Ktp. Ali Emiri, No. 1222. Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Çele-bio¤lu, 1999; Çetin, 1997a & 1997b; Kocatürk, 1970).

19 Daha önce Arap ve ‹ran hikâyecilerinin iflledikleri bu konu daha sonra Türkler taraf›ndan

benim-senip yüzy›llarca okunagelmifltir. Bu konuyu Türkçe olarak kaleme ald›¤› bilinen ilk müellif on dör-düncü yüzy›l›n ikinci yar›s›nda yaflam›fl olan Hamzavî’dir (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Banar-l›, 1971; Kocatürk, 1970. Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Sezen, 1991).

20 Genellikle mensur dinî kahramanl›k destan› olan Battal Gazi Destanlar›n›n de¤iflik kifliler

taraf›n-dan kaleme al›nm›fl yazma ve matbu pek çok nüshas› vard›r. On ikinci yüzy›ltaraf›n-dan itibaren meddah-lar taraf›ndan kâh okunarak kâh ezberden anlat›meddah-larak toplant›meddah-larda insanmeddah-lara nakledilmifltir. Sadece Darendeli Bakaî’nin Manzum Battal Gazi Destan› vard›r. Eser, Mustafa III zaman›nda yaz›lm›fl olup Sadrazam Silahtar Mehmet Pafla’ya sunulmufltur (Köksal, 1984).

21 On ikinci yüzy›ldan itibaren meddahlar›n nakletti¤i anonim bu destan hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için

(Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Mélikof, 1962. Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Albayrak, 1994; Kocatürk, 1970).

22 On ikinci yüzy›ldan itibaren Türkçe olarak de¤iflik kifliler taraf›ndan kaleme al›nm›flt›r. On beflinci

as›rda yaflam›fl olan Arif Ali, eski nüshalardan faydalanarak bu destan› naz›m-nesir kar›fl›k olarak yeniden yazm›flt›r (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Banarl›, 1971; Demir, 2002; Kocatürk, 1970; Ocak, 1993).

23 Toplant›larda sesli olarak okunmak üzere kaleme al›nm›fl olanlardan bugüne kalm›fl iki eser

zikre-dilebilir: Kastamonulu fiâzî’nin 763/1362’de yaz›p Candar hükümdar› Celâleddin fiah Bayezid’e sun-du¤u Dâsitan-› Maktel-i Hüseyin mesnevîsi Türkçede bu türün ilk manzum örne¤idir. Yahya b. Bah-flî’nin 905/1499’da yazd›¤› Maktel-i Hüseyin de bu çerçevede yaz›lm›fl ikinci eserdir (Fuzûlî, 1987).

(12)

de¤erler e¤itimi dergisi

gece bir bölümünü okuyabilmek maksad›yla alt› meclis hâlinde düzenle-mifltir (Banarl›, 1971; Çelebio¤lu, 1999; Ertaylan, 1945, 1946; Yusuf-› Med-dah, 1976). Yusuf Peygamber’in bafl›ndan geçenleri anlatan kitaplar da halk aras›nda tutulmufltur. Nitekim Anadolu’da okuma toplant›lar› için yaz›lan ilk kitaplar bu konuya aittir (fieyyad Hamza, Süli Fakih, Halilo¤-lu Ali gibi yazarlara ait manzum Yusuf ve Zeliha’lar gibi). Akflemseddin-zade Hamdullah Hamdi’nin Yusuf ve Zeliha Mesnevîsi (897/1492) bu yol-da yaz›lm›fl ilk Türkçe edebî eserdir (Öztürk, 1993).

Dinî Bilgiler ve Ahlâkî Ö¤ütler Veren Kitaplar

Vikâye Tercümesi,2 4M u z e k k i ’ n - N u f û s,2 5Kara Davut (Delâilu'l-Hayrât fier-h i) ,2 6M›zrakl› ‹lmihâl,2 7A h m e d i y y e ,2 8Bahr-i ‹rfân,2 9bu ba¤lamda de¤er-lendirilebilecek kitaplard›r. Bu eserler d›fl›nda konular›n› Kur’an-› Kerim’den

2 4 Vikaye Tercümesi (Manzume fi’l-F›kh): Devleto¤lu Yusuf'’un Farsçadan 828/1425’te tercüme edip Sultan

II. Murat’a ithaf etti¤i Vikaye Tercümesi ad›yla meflhur olan manzum f›k›h kitab› halk aras›nda oldukça revaç bulmufl, çok okunmufltur. Bunun bir göstergesi olarak hâlihaz›rda kütüphanelerde yüze yak›n el yaz-mas› nüshas› mevcuttur. Kitapta sulardan bafllanarak taharet ve abdest bahisleri anlat›lm›fl, sonra namaz ve di¤er ibadetlerle ilgili günlük hayatta gerekli olan bütün bilgiler manzum olarak verilmifltir. Kitab›n bu tertibi bu yolda yaz›lan daha sonraki eserlere örnek olmufltur. Bu eser, Türkçede mevcut ilk f›k›h kitab›-d›r (Yazma nüsha için bkz. Üsküdar Hac› Selim A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, 133. Hakk›nda ayr›nt›l› bil-gi için bkz. Çelebio¤lu, 1998, 1999; Karahan, 1980; Kocatürk, 1970; Öztürk, 1982).

2 5 Eflrefo¤lu Rumî’nin 1448’de yazd›¤› bu mensur eser, tasavvufî ahlâk kitab›d›r. Çok say›da yazma ve

mat-bu nüshas› mat-bulunmaktad›r (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Pekolcay & Uçman, 1995).

2 6 Türkler aras›nda Delâil-i fierif diye de bilinen bu kitap Kara Davudzade Mehmet Efendi’nin

(1170/1756) haz›rlad›¤› bir flerhtir. Delâilu’l-Hayrât, Kuzey Afrika’da fiazeliyye tarikat›n›n Cezûliyye kolunun kurucusu olan fieyh Abdullah Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin (öl.870/1465) haz›rlad›¤› bir vird kitab›d›r. Kara Davudzade bu kitab› flerhetmekle beraber di¤er kaynaklardan aktard›¤› tasavvufî menk›be ve bilgilerle eserin hacmini oldukça geniflletmifltir (ayr›nt›l› bilgi için bkz. Uluda¤, 1994; güncel bir yay›n› için bkz. Cezûlî, 1977).

2 7 M›zrakl› ‹lmihâl: Müellifi ve telif tarihi bilinmeyen bu kitab›n içinde birkaç yerde ‹mam Birgivî’nin ad›

geçmektedir. Bu bak›mdan on alt›nc› ve on yedinci yüzy›llarda yaz›lm›fl oldu¤u tahmin edilebilir. Uzun bir zaman dilimi içerisinde halk›n vazgeçilmez kitaplar›ndan biri olan bu mensur eser, defalarca harekeli olarak bas›lm›flt›r. ‹man ve ibadet ile ilgili bilgileri sade bir dille k›sa ve aç›k olarak verir (Hakk›nda ayr›n-t›l› bilgi için bkz. Bayram, 1981. Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Anonim, 1999).

28 Ahmediyye (Kitâb-› Mürflid-i Pend-i Ahmediyye): Ahmed Mürflidî olarak da bilinen es-Seyyid

Ah-med Diyâr-› Bekrî’nin 1159/1746’da yazd›¤› dinî didaktik bir mesnevîdir. On sekizinci yüzy›lda yaz›l-m›fl olmas›na ra¤men dili on beflinci yüzy›l Türkçesidir. Kitapta di¤er peygamberlerle ilgili k›ssalar anlat›l›p her birinin sonunda dinleyiciye bir ders verilmektedir. Ayr›ca Hz. Muhammed’e övgü, ahiret hayat›, hesap günü gibi konular da ifllenmektedir (Hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Kocatürk, 1970; Türk Dili ve Edebiyat› Ansiklopedisi, 1977: I/80. Günümüzdeki bir yay›n› için bkz. Esseyyid Ahmed-i Diyâr-› Bekrî, 1976-1977).

2 9 Bahr-i ‹rfân: Levâyî, Attar’›n Farsça Pendname isimli eserini okuduktan sonra çok be¤enmifl ve tercüme

maksad›yla bu eserini kaleme alm›fl, toplant›larda rahat okunsun diye üç bab ve on sekiz meclis fleklinde düzenlemifltir (Üsküdar Hac› Selim A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, No. 185; Öztürk, 1982).

(13)

alan k›sas-› enbiyalar, velilerin ve din büyüklerinin hayat›n› anlatan ibretli hikâyeler, nasihat ve ahlâk kitaplar› da toplant›larda okunmufltur.

Toplant›larda Okunmak Üzere Yaz›lan Kitaplar›n Genel Özellikleri

Toplant›larda okunmak üzere yaz›lan halk kitaplar›n› di¤er kitaplardan ay›-ran baz› özellikler bulunmaktad›r. Her fleyden önce di¤er kitaplardan farkl› olarak yazar ile okuyucu aras›nda bire bir iliflkinin bulunmamas› üslûpta da baz› farkl›l›klar› gerektirir. Topluluk huzurunda okunmak üzere kaleme al›-nan bu kitaplar›n ortak özellikleri flöyle s›ralanabilir:

(i) Yazar, kitab›n›n bafl›nda eserini “okunsun” diye yazd›¤›n› beyan eder ve dinleyiciye hitap eder. Örne¤in “Yine bir destâna â¤âz idelüm / Tanr› Arslan› sözine gidelüm / Hofl gazâvatdur Ali dinler isen / Dinleyüp söz ma’nîsin anlar›san” (Nakibo¤lu, varak 34a).30

(ii) Bölümler, her biri bir toplant› süresince okunup bitirilecek flekilde dü-zenlenir ve genellikle meclisveya fas›ldiye adland›r›l›r.31

de¤erler e¤itimi dergisi 30 Benzer örnekler: “‹fl bu sözden maksûdum dinliyene / Cân ü dilden bu sözüm anl›yana / … / Ol

Ali’den dinlegil bir dâsitân / Gör ne mu’cize gösterür Fahr-i Cihân” (Dâsitân-› Gazavat-› ‹mam Ali, varak 225b). “Gör ne meclisden haberdâr ideyin / Niçe sengîn dilleri zâr ideyin” (Levâyî, varak 35b).

3 1 Arif Ali, Daniflmendname’nin daha önceki nüshalar›n›n bölümlere ayr›lm›fl olmad›¤›n›, kendisinin

manzum-mensur kar›fl›k olarak yazd›¤› eserini okuma toplant›lar›nda okuyucuya ve dinleyiciye kolayl›k olsun diye on yedi fas›l hâlinde düzenledi¤ini flu cümle ve beyitlerle aç›kl›yor:

“Bu k›ssay› fiah ‹zzeddin kat›nda böyle rivayet iderler ve bu k›ssay› andan yazup yadigâr kod›lar. Biz dahi bunda meclis eyleyelüm, ta kim ok›yup dinleyenler incinmeyüp safa üzre olalar. “Yazd›m an› on yidi fasl eyledüm / Okuyana an› kolay eyledüm / Dinleyenler ta safa bula an› / Yadigâr itdüm düzetdüm hem an› /……/ Zeyn oluban yiniden buld› necat / Okunan meclisde ol virür hayat / Buna ben oldum sebeb ihya ola / Okunup meclislere flöhret ola” (Demir, 2002: 28-29).

On dördüncü yüzy›ldan kalma manzum bir eser olan, fiazî’nin Maktel-i Hüseyin b. Ali (Dâsitân-› Maktel-i Hüseyin)’ini de örnek olarak gösterebiliriz (Öztürk, 1982). On meclisten ibaret olan bu eserin meclislerinin ilk ve son beyitlerinde flairin bu eseri cemaat aras›nda okunsun diye yazd›¤›n› görüyoruz. Yedinci meclisin sonu: “Ufl temam old› yidinci destan / Sekizinci iflidün iy dostan / Yine yar›n siz gelesiz iy aziz / Kalan›n›n eyidevüz iflidesiz” (varak 71a). Sekizinci meclisin bafl›: “Sekizinci meclise bafllayalum / Ma’rifet a¤ac›n› afllayalum / fiimdiden girü ol›sar mu’cizat / Kim ne gösterdi Hüseyin ba-s›fat / Can-›la dinlegil iy pak- ü i’tikad / Ne alas›n hazretinde intikad” (varak 71b).

Yusuf-› Meddah’›n Varka ve Gülflah’›nda okuyuculara/dinleyicilere toplant›n›n bitti¤ini söy-leyerek esenlikler dilemesi de konuyla ilgili baflka bir örnektir: “Sa¤l›¤-›la Hak ömür virür ise / Yâ cemâ’at bu sözü yar›n size, / Eydevüz key ta ki meclisde yar›n / Kim ne k›ld›lar bu kez biri birin.” Üçüncü meclisin sonunda: “Tiz gelün bu meclise Hak'dan size / Ger ola tevfîk hem sohbet bize, / fieb be hayr olsun hemifle hâlinüz / Hofl yar›n girü tiz gelünüz” (Ertaylan, 1945: 3).

(14)

de¤erler e¤itimi dergisi

(iii) Kitab›n muhtelif yerlerinde dinleyiciye yönelik kardeflim, can›m, ey can, ey hoca, ey imam, dinle, iflitgil, müstemi’ olfleklinde hitaplar bulunur.32 (i v) Kitab›n sonunda yazan›n ve okuyan›n yan›nda dinleyene de dua edilir.3 3 (v) On üç ve on dördüncü yüzy›llarda yaz›lm›fl olan halk kitaplar›

genellik-le okuma yazmas› olmayan halka dinî telkinde bulunmak ve bilgi ver-mek maksad›yla meddahlar taraf›ndan veya onlar› dinleyen birileri tara-f›ndan yaz›ya geçirildi¤i için fazla özen gösterilmifl kitaplar de¤illerdir. Bu sebeple de bu tarz eserlerin dil ve anlat›m bak›m›ndan fazla bir ede-bî de¤eri yoktur.

(vi) On üç ve on dördüncü yüzy›llarda yaz›lm›fl olan halk kitaplar›n›n bir baflka özelli¤i de çok okunanlar›n zamanla dil ve anlat›mlar›nda de¤ifl-meler ve bozulmalar olmas›d›r.34

32 Örne¤in “Mal-i dünyan›n ziyan› ya hoca, / Bir hikâyet söyleyim dinle nice / …/ Bir misalim var

seni idem ikaz / Dinle ey can, k›l hulus ile niyaz (Seyyid Ahmed-i Diyar-› Bekrî, 1977: I/6; II/49). “Ya’ni niyyet flöyle ide iy dedem / Kim bu vaktün farz›dur k›ldug› hem / …. / Dinle erkân-› salât› iy imam / Zikr idelüm hem an› dahi temam” (Vikaye Tercümesi, varak 23b ve 24a, Üsküdar Hac› Selim A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, No. 133). “Müstemi’ ol bir dem uhtî benden yana / fierh idelüm ben bu gazay› sana” (Nakibo¤lu, varak 34a). “Dinle imdi bir hikâyet iy güzîn / Kim sana dinle ne söyler ne derin” (Levâyî, Varak 33a,). “Rivayet iderler dinle iy bahtiyar / Kim ol ahiret hatun› Fat›ma gül’izar” (Muhammediye, beyit 4505). “Çü söz bu gayete irdi flehâ sen / ‹flit bari diyem gayetde ahsen” (Muhammediye, beyit 7338) (Çelebio¤lu, 1996: I/29).

33 Örne¤in: “Okuyan› dinleyeni yazan› / Rahmetünle yarl›¤a¤›l ya Gani” (Dedes, 1996: 96).

“Okuyan› dinleyeni yazan› / Rahmetinle yarl›ga Sen, ya Gani” (Seyyid Ahmed-i Diyar-› Bek-rî, 1977: II/46, 106, 122). “Uflbu sûrüti eydeni dinleyeni / Rahmet idüp yarl›¤a anlayan›” (Beypazarl› Maazo¤lu Hasan, varak 33b).

3 4 Hüsam Kâtip’in Feridüddin Attar’dan çevirdi¤i Cümcümename isimli eser, K›pçak sahas›nda

halk aras›nda çok okundu¤u için gerek yazmalar›n› gerek Kazan bask›s›n›n (Hikâyet-i Cüm-cüme Sultan fi Nübüvveti ‹lyas Aleyhisselâm) dili çok bozulmufltur (Türk Ansiklopedisi, 1983: XXXII/88). As›rlarca çok okunan, çok kopya edilen yazma eserler ayn› zamanda elden ele gez-mekten çok y›pranm›fllard›r, de¤iflik müstensihlerin elinde yer yer kitaplar›n içindeki kelimeler ve müellif adlar› de¤ifltirilmifltir (Kocatürk, 1970; Çetin, 1997). Bilhassa Hz. Ali’nin savafllar›n› konu eden dinî-destanî kahramanl›k kitaplar›n›n yazma nüshalar›nda farkl› isimler vard›r. Meselâ Ejderha Cengi hikâyesi bir kaynakta Kirdeci Ali’ye, bir baflka kaynakta K›rflehirli ‹sa’ya, bir di¤erinde ise ‹brahim’e ve Sadreddin’e ait görünür (Türk Ansiklopedisi, 1983: XXXII/89, 92-93; Çetin, 1997). Bazen yazar, anlat›c›ysa kendi yazd›¤› kitapta ara s›ra de¤ifliklikler yapabilir, bu bak›mdan ayn› kiflininin yazd›¤› kitab›n yazma nüshalar› da birbirinden farkl› olabilmek-tedir. Yusuf-› Meddah’›n Varka ve Gülflah Mesnevîsi’nin yazmalar› aras›nda farkl›l›klar vard›r (Banarl›, 1971; Çelebio¤lu, 1998; Ertaylan, 1945; Ertaylan 1946). Toplant› ve törenlerde yüzy›l-larca okunan Mevlid’de de baz› de¤ifliklikler olmufltur. Bugün halk aras›nda okunan Mevlid ile Süleyman Çelebi’nin eserinin asl› aras›nda bir tak›m farkl›l›klar vard›r. Örne¤in “Susad›m su diledim içmeklige / Verdiler bir k›f ki dolu flerbeti” beyitleri de¤iflmifl ve “Susad›m gayet hararet-ten kati / Sundular bir cam dolusu flerbeti” olmufltur. “Geldi bir ak kufl kanad›yla benim / Ar-kam› s›¤ad› kuvvetle kati” beyti de “Geldi bir ak kufl kanad›yla revan / ArAr-kam› s›¤ad› kuvvetle hemân” hâline dönüflmüfltür (Benekay, 1976: 36).

(15)

Ayd›nlar›n Okuma Toplant›lar› ve

Buralarda Okunan Kitaplar Hakk›ndaki Görüflleri

Toplant›larda okunan kitaplar›n anlat›m›n›n çok sade ve basit olmas›, baz›lar›-n›n afl›r› derecede uzun olmas›, anlat›lan hikâyelerin yer yer abart›l›, hattâ ina-n›lmaz derecede hayalî olmas› tahsil görmüfl insanlar›n bu kitaplara karfl› tepki göstermelerine yol açm›flt›r. Örne¤in yeniçeri oca¤›nda ve halk kahvelerinde as›rlarca okunan H a m z a n a m eve A n t e r n a m ehakk›nda, on dokuzuncu yüzy›l ri-calinden Süleyman Fâik Efendi flu elefltirileri yapmaktad›r: “Hamzaname ve An-tername deyü maruf ve meflhur olan efsane-i kâzibeye mübtelâ olanlar› Hak Te'âlâ kurtars›n... Zira Hamzanâme denilen kitab› istikrâen sahaflardan getirip baz› mahallerde okurlar... Bakal›m, flu Hamzanâme ne imifl deyü mürekkep ya-lam›fl ukalâdan biri bir kerre dinlese, ne oldu¤unu anlay›p terkeder ve ibtilâs›n-da meymenet olmamak üzre meflhurdur. Gelelim Hamzanâme’nin asl›na. Bu gö-rülen on befl cilt kadar, evvel ve âhiri yok ve sebeb-i te’lifi nâ-ma’lûm bir tak›m ef-sâne-i kâzibe olup.. dinleyen ve gören ukalâ, bir tak›m yalan diyerek geçip asl›n› aramad›klar› emr-i gayr-› mevhumdur” (Köprülü, 1966: 202). H a m z a n â m eg i b i halk aras›nda çok ra¤bet gören, hatta matbu M e v l i d ’lerin bile ço¤unun sonun-da yer alan Geyik Destan›da zaman›n okumufllar› aras›nda tenkit konusu ol-mufl, halk aras›nda yayg›n olan fakat edebî de¤eri olmayan eserler için alay edi-ci bir örnek olarak gösterilmifltir. Örne¤in flair Safayî kendi D i v a n› ile ilgili gö-rüfllerini, fliirden anlayan kiflilerin ilgilerinin nas›l oldu¤unu flair Likaî’ye sormufl ve flu cevab› alm›flt›r: “Sizin Divan’›n›z destan olupdur / fiehirli köylü okur flöh-reti var / Gözü âhûlar›n vasf›yla flimdi / Geyik Destan› denlü ra¤beti var.” Gu-ruru incinen Safayî’nin karfl› cevab› “Senin gibi diyeydim fli’ri ben de / Meze olup ile flöhret bulurdu / Eger evsâf›n› Divan’a yazsam / Geyik Destan› ol vaktin olur-d u” fleklinde olmufltur (Köprülü, 1966: 205; Latifi, 1990: 294-295).

Okuma Toplant›lar›n›n ve Okunan Halk Kitaplar›n›n E¤iticilik ve Ö¤reticilik Yönü

E¤itim ve ö¤retim formel olandan ibaret say›lamaz. E¤itimin zorunlu sonu-cu da diploma almak de¤ildir. Her yafltan ve her konumdan insan› bir bilgi ve anlay›fl ortam›nda buluflturan okuma toplant›lar› halk aras›nda ortak bir payda sa¤lam›flt›r. Bu kitaplar Anadolu insan›n›n karakterinin oluflmas›nda da önemli rol oynam›flt›r. Bu toplant› gelene¤i halk içinde birlik, beraberlik, d a y a n › fl m agibi hasletleri gelifltirmifltir. Okunan kitaplar ise, âdeta halk vic-dan›nda üzerinde ittifak edilmifl de¤erler hâline gelmifltir. Bu kitaplar›n

yüz-de¤erler e¤itimi dergisi

(16)

y›llarca kitlelere okunmas› halk aras›nda ortak bir düflünce, duyufl ve zevkin geliflmesine yol açm›flt›r. Bu kitaplar›n okundu¤u toplant›lar bir nevi kitle e¤itim ö¤retim alanlar›yd›.3 5Bu e¤itimin bileflenlerine bak›ld›¤›nda Allah ve Peygamber sevgisinin, ahiret endiflesinin gönüllere yerlefltirilmeye çal›fl›ld›-¤›, di¤er peygamberlerden k›ssalar anlat›larak dinleyiciye ahlâkî ö¤ütler ve-rildi¤i, Allah yolunda gaza iste¤inin gelifltirildi¤i ay›rt edilmektedir.3 6

Toplant›larda Uyulmas› Gereken Görgü Kurallar› ve ‹lgili Kitaplar ‹nsanlar›n toplum içinde çeflitli durum ve flartlarda nas›l davranacaklar› ko-nusu bir kültür meselesidir. Toplumlar›n de¤er yarg›lar›n› dinî inan›fllar› ve bu do¤rultuda uzun zaman içinde meydana gelen anlay›fl, zevk ve bak›fl aç›-s› oluflturur. Türk toplumunun adab-› muafleret kurallar› (yeme, içme, otur-ma, kalkotur-ma, insan iliflkileri) da yine bu kitaplar taraf›ndan oluflturulmufltur. Edep, terbiye, iz’an gibi muaflerete mahsus terimlerin kayna¤› okuma kitap-lar›n›n kayna¤› olan Hz. Muhammed’in hadis ve sünnetleridir.37

Okuma toplant›lar›nda nas›l davran›laca¤› bir görgü kurallar› manzu-mesi olarak zaman içinde teflekkül etmifl, söze ve davran›fla dayal› bir bilgi olarak her yafltan insana ö¤retilmifl, bu konuda bir toplum bilinci teflekkül etmifltir.

de¤erler e¤itimi dergisi

3 5 On beflinci yüzy›l flairlerinden Devleto¤lu Yusuf, Vikaye Tercümesi ad›yla meflhur olan f›k›h kitab›n›

niçin manzum olarak tercüme etti¤ini kitab›n›n bafl›nda aç›kl›yor: “Dinle imdi Türkçe bir manzûm kitâb / ‹tdügümçün siz bana itmen itâb / Pes bularunla benüm özrüm yiter / Nazmum içün dahi man-zûme yiter / Manman-zûme dirler kitâb vardur ayân / Mes’elesin nazm›la k›lm›fl beyân /… / Türkî olmak manzum olmak pes kelâm / Ana hiç ayb olmaz imifl ve’s-selâm” (varak 2a). Ayn› kitaptan örnek olarak ald›¤›m›z afla¤›daki m›sralarda ibadetle ilgili bilgilerin verilifli görülmektedir: “Ol namazdan öndin olan flartlar› / Vacib olm›fldur eflitgil anlar› / Kendüyi hem ton›n› hem yirini / Tahir itmeklik gerek her birini / Bir dahi hem setr-i avret eyleye / Bir dahi ta'yin-i niyyet eyleye / …. Dinle erkân-› salât› iy imam / Zikr idelüm hem an› dahi temam / Evvel tekbir ikincisi k›yam / Okuya Kur’an bir ayet temam” (varak 23b, 24a). Türk insan›n›n dinini ö¤rendi¤i temel kaynaklardan biri olan mensur M›zrakl› ‹lmihâl’de bilgilerilerin verilifli aç›k, kesin ve ak›lda kal›c›d›r. Bilgilerin yan›nda formüle edil-mifl baz› cümle kal›plar› bugün bile zihinlerde yaflamaktad›r: “Ve dahi Hazreti Âdem aleyhi's-selâm zürriyetindenim ve âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi's-salâtü ve's-selâm dinindenim ve üm-metindenim; elhamdülillah.” (Anonim, 1999: 9-10).

36 “Bir münasip var hikâyet dinleyin / Fânî mülküne benimdir demeyin” (Seyyid Ahmed-i Diyâr-›

Bek-rî, 1977: I/17). “Hayr idenler hayra ulafl›r / fier idenün ayag›na dolaflur / Yiter gücün hayr idegör / Gazada Hak yol›na gidegör / Gaziler dîdâr görürler bî-hicâb / Ahiretde yokdur bunlara hisâb / Anunçün fedâ k›lurlar cân› / Gör Ali neyler Tanr› Arslan›” (Çetin, 1997: 132). “Daima âdil ol güç it-megil / Kal’ay› ›ss›z koyup gitit-megil” (Çetin, 1997b: 134). “Kim ki keflfe irdi ise kâinât› terk ider / Kim ki Hakka irdi ise derd ile meflhur olur” (Çelebio¤lu, 1996: I/130).

37 “Girdim ilim meclisine, k›ld›m ilim taleb / ‹lim nerede kald› illâ edeb, illâ edeb” m›sralar› bir

atasözü olarak kültürümüzde yer etmifltir. Yine ayn› flekilde “Edeb ya hu” ifadesi geleneksel kül-türümüzde temel bir düsturu ifade eder. “Göz var, iz’an var” da bu cümledendir.

(17)

Toplant›larda okuman›n ve dinlemenin de bir adab› vard›r. Örne¤in p e n d n a-m etürü kitaplar›n içinde toplant› adab› ile ilgili yaz›lm›fl bölümler vard›r.3 8 Bu türden eserlerde zikredilen en önemli düstur, okuyucu veya anlat›c›dan baflka kimsenin sesinin duyulmamas›d›r.39Gelibolulu Mustafa Ali’ye göre “sözü dinlenecek halk›n ileri gelenlerinden biri, bir toplumda konuflurken di¤er meclis halk› pür dikkat onu dinlerken, afla¤›l›k kiflilerden birinin sözü kar›flt›rarak konu d›fl› bir söz söylemesi meclisten kovulmas›n› gerektirir. Bi-ri zevk ile anlat›lan olay› dinlerken, di¤eBi-ri de bütün dikkatini samimiyetle anlat›lana vermiflken o münasebetsiz muhterem; ya hizmetkârlar›ndan biri-ne söz söyler, ya da “Geçende filân meclisteki musahebete biri-ne dersin?” di-ye birisine afl›r› düflkünlük gösterir. Böylelerine sohbet adab›n› ö¤retip ra-hatlamal›d›r” (fieker, 1997: 197). Bu flekilde okuma toplant›s›nda dinleyici-ler, gelifligüzel insanlar›n oluflturdu¤u bir kalabal›k de¤il, her yafl ve konum-dan kiflilerin belli bir amaca yönelik flekilde okuyucu etraf›nda çevrelendi¤i bir cemaat olmak zorundad›r. 40

Dinleyici ve okuyucular d›fl›nda, “toplant›larda dinleyiciye okunsun” diye kitap yazanlar›n da uymas› gereken kurallar vard›r. Örne¤in Arif Ali, D a n i fl-m e n d n a fl-m eisimli eserini meclisler hâlinde düzenlerken her bölümü dengeli olarak ayarlam›fl, bir toplant› süresince okunup bitirilecek flekilde düzenle-mifl ve eserinin bafl›nda, bu konuda kitap yazanlara ve okuyuculara “Top-lant›da okunan eser fazla uzun olmamal›, dinleyiciyi s›kmamal›d›r” fleklinde ö¤üt vermektedir: “fiöyle kim k›ssa uzun ola iy can / Aciz olur dinleyen hem ok›yan / Yig-dürür ki k›ssa uzun olmaya / Dinleyen an› kasavet olmaya.4 1

de¤erler e¤itimi dergisi 38 Kitap okunan bir mecliste dinleyenlerin nas›l davranmas› gerekti¤i konusunda, Gelibolulu Mustafa

Âlî’nin Mevaidü'n-Nefais fî Kavaidi'l Mecalis’inden al›nm›fl bir kaç m›sra: “Merd-i fâz›l okurken âsâr›n / Be¤enüp âferîn dime zinhâr / An› ta’zîr ider pes ol tahsîn / Ana düflnâm olur hem ol güftâr / Bâreke’llah sözü sana besdür / Bana sor bu tarîk› ey gam-hâr”

39 “Camideki dinî sessizlik Türklerin flölenlerinde de hüküm sürer” sözü Osmanl› döneminde

‹stan-bul ve Anadolu’yu gezen ve sosyal hayat› inceleyen Bat›l› gözlemcilere aittir. Bu gelenek “Türk ses-sizli¤i” ifadesine zemin haz›rlam›flt›r (Strauss, 2000: 334-335).

40 Kabusname’den okuyucu veya anlat›c›ya nasihat: “Her zaman o mecliste seni dinleyen halka

dik-katle bir bak. Ferasetle ve kararl›l›kla gör, bunlara a¤›r nükteler hofl gelse mutber nükteler söyle. Ve e¤er basit, baya¤› isteseler, sen de basit söyle. Bir kürsüde otururken birisi sana bir fley sorsa biliyor-san cevap ver. Bir toplant›da söylediklerini akl›nda tut ki ertesi toplant›da ayn› sözleri tekrar et-meyesin. Her zaman güler yüzlü ol, as›k suratl› olma. Sözün tatl›, dilin anlafl›l›r olsun.”

(18)

Sonuç

Selçuklular’dan Osmanl›’n›n son zamanlar›na dek toplumumuzda kitap okuma toplant›lar› bir gelenek olarak gelmifltir. Bu toplant›larda okunma-s› mutad olan baz› kitaplar ortaya ç›km›fl, halk baz› kitaplara teveccüh göstermifl, tekrar tekrar dinlemek istemifltir.

Selçuklular ve Beylikler zaman›nda bu kitaplar› meddahlar okuyorlard›. Bu dönemlerdeki toplu okumalar› e¤itimi seferberli¤i gibi de¤erlendirebi-liriz. Osmanl› Devleti’nin yükselme devrinden sonra meddahlar e¤iticilik ve ö¤reticilik vasf›n› kaybedip baflka bir hüviyete büründüler. Fakat ki-tap okuma toplant›lar› son zamanlara kadar devam etmifltir.

Bu eserler edebî gayeden ziyade ö¤retici bir gaye gütmüfllerdir. Manzum olufllar› ak›lda kolay kals›n, kolay ezberlenebilsin diyedir. Bu metotla okuryazar olmayan bir kifliye pek çok bilgi kolayl›kla ö¤retilebilmifltir. E¤itim ve ö¤retimin gayesi sadece baz› bilgileri ö¤renmek ve diploma sa-hibi olmak de¤ildir. As›l hedef fertlerde kiflili¤in oluflmas› ve kimlik bi-lincinin sa¤lanmas›d›r.

Kitap okuma taplant›lar› yüzy›llar›n birikimi olarak dünden bugüne var olagelen bir toplumsal de¤er, gelenek, bir sosyal aktivitedir. Ayn› zaman-da bir halk e¤itim metodud u r .

Kaynakça

Aç›kgöz, N. (1999). K a h v e n â m e. Ankara: Akça¤ Yay›nlar›.

Ad›var, H. E. (1936). Sinekli bakkal. ‹stanbul: Ahmet Halit Kitap Evi.

Akp›nar, T. (1991). Türk dili ve edebiyat›nda ‹slâmiyetin etkileri. Tarih ve Toplum,

87, 14-15.

Akyüz, Y. (1982). Türk e¤itim tarihi: Bafllang›çtan 1982’ ye. Ankara: Ankara

Üniver-sitesi Dil ve Tarih-Co¤rafya Fakültesi yay›nlar›

Albayrak, N. (1994). Ebu Muslim destan›. ‹slam Ansiklopedisi içinde (c.10

s.195-196) ‹stanbul: Türkiye Diyanet Vakf›.

Alç›n, S. (2002). 19. yüzy›l Osmanl› kahvehanelerinin e¤itim aç›s›ndan fonksiyonu.

Yay›mlanmam›fl yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi E¤itim Bilimleri Enstitüsü, A n k a r a .

Amasî, A. b. H. (tarihsiz). Kitâb-› tâcü'l- edeb [Yazma Eser]. Beyaz›t Devlet

Kütüp-hanesi, Millet Ktp. Ali Emiri, No. 129. de¤erler

e¤itimi dergisi

(19)

Atay, H. (1983). Osmanl›larda yüksek din e¤itimi. ‹stanbul: Dergâh Yay›nlar›.

Baltac›, C. (1980). Maarif sistemimiz. ‹stanbul: ‹slâm Medeniyeti Vakf› Yay›nlar›.

Banarl›, N. S. (1971). Resimli Türk edebiyât› tarihi. ‹stanbul: Millî E¤itim Bas›mevi.

Bayraktar, M. F. (1997). Türkiye’de vaizlik: Tarihçesi ve problemleri. ‹stanbul: Marmara

Üniversitesi ‹lâhiyat Fakültesi Vakf› Yay›nlar›.

Bayram, M. (1981). Anadolu Selçuklular›ndan günümüze din e¤itimi. Türkiye I. Din E¤itimi Semineri (s. 49-53.). Ankara: ‹lâhiyat Vakf› Yay›nlar›.

Benekay, Y. (1976). Yaflayan mevlit. Uluslararas› Folklor ve Halk Edebiyat› Semineri Bil-dirileri (s. 34-37). Ankara: Güven Matbaas›.

Beypazarl›, M. H. (tarihsiz). Cenâdil kal'as› manzûmesi. Beyaz›t Devlet Kütüphanesi,

Millet Ktp. Ali Emiri, No. 1222/1. Birsel, S. (1975). Kahveler kitab›. ‹stanbul.

Boratav, P. N. (1946). Halk hikâyeleri ve halk hikâyecili¤i. Ankara: Millî E¤itim Bas›mevi.

Boratav, P. N. (1992). 100 soruda Türk halk edebiyat›. ‹stanbul: Gerçek Yay›nlar›.

Boratav, P. N. (2000). Halk edebiyat› dersleri. ‹stanbul: Tarih Vakf› Yay›nlar›.

Bursal› Yahya ibn Mustafa (tarihsiz). Envâru’l-kulûb [Yazma Eser]. Üsküdar Hac›

Se-lim A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, No. 184.

Büyük Türk Klasikleri (1985-1986). (c.I. ss.196, 246-249, 374. c.II. ss.12, 15, 37-38,

92-93, 353-357. c.III. ss.200) ‹stanbul: Ötüken-Sö¤üt Yay›nevi.

Cezûlî, A. M. ‹bn S. (1977). Kara Davud delâil-i hayrât flerhi (Hazr. M. F. Gürtunca).

‹stanbul: Sa¤lam Kitabevi.

Çelebi, A. H. (1998). Bütün yaz›lar› (Hazr. H. Sazyek). ‹stanbul: Yap› Kredi Yay›nlar›.

Çelebio¤lu, A. (1978). Kabus-name tercümesi Murad-Name’ye dair. Türk Kültürü. 192, 719-728

Çelebio¤lu, A. (1983). Türk edebiyat›nda manzum dinî eserler. U. Günay (Ed.), fiükrü Elçin Arma¤an› içinde Ankara: Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi.

Çelebio¤lu, A. (1989). Ahmed Bîcan. TDV ‹slâm Ansiklapedisi içinde (c.2, s. 49-51)

‹s-tanbul: Türkiye Diyanet Vakf› Yay›n›.

Çelebio¤lu, A. (1996). Muhammediye I. ‹stanbul: Millî E¤itim Bakanl›¤› Yay›nlar›.

Çelebio¤lu, A. (1998). Eski Türk edebiyat› araflt›rmalar›. ‹stanbul: Millî E¤itim

Ba-kanl›¤› Yay›nlar›.

Çelebio¤lu, A. (1999). Türk Edebiyat›nde mesnevî: XV. yy. 'a kadar. ‹stanbul: Kitabevi.

Çetin, ‹. (1997a). Hazret-i Ali cenknamelerinde tipler. Türk Halk Kültürü Halk Edebi-yat› Seksiyon Bildirileri. Ankara: Kültür Bakanl›¤›.

de¤erler e¤itimi dergisi

(20)

Çetin, ‹. (1997b). Türk Edebiyat›nda Hz. Alî Cenknameleri. Ankara: Kültür Bakanl›¤›.

Çobano¤lu, Ö. (2000). Âfl›k tarz› kültür gelene¤i ve destan türü. Ankara: Akça¤ Yay›nlar›.

Darîr, M. (1977). Kitâb-› siyer-i nebî ( H a z r . M. F. Gürtunca). ‹stanbul: Sa¤lam Kitabevi. Dasitân-› gazavat-› ‹mâm Alî (tarihsiz.). [Yazma Eser]. Süleymaniye Kütüphanesi,

Ha-c› Mahmud Ef. No.1692/2.

Dedes, Y. (1996). Battalname. I. fi. Tekin & G. A. Tekin (Eds.), The Department of

Near Easter Languages and Civilizations Harvard University.

Demir, N. (2002). Daniflmend-name. fi.Tekin & G. A. Tekin. (Eds.), The Department

of Near Easter Languages and Civilizations Harvard University.

Demir, Y. (1995). ‹lk dönem hikâyecilerinde anlat›c›lar tipolojisi. Ankara: Akça¤ Yay›nlar›.

Devellio¤lu, F. (1970). Osmanl›ca-Türkçe ansiklopedik lûgat. Ankara: Do¤ufl Matbaas›.

Devleto¤lu Y. (900/1494-95). Manzûme fi'l- f›kh: Vikaye tercümesi. Üsküdar Hac› Selim

A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, No.133.

Do¤an, M. (1996). Büyük Türkçe sözlük. ‹stanbul: Bahar Yay›nlar›.

D'Ohsson, M. de M. tarihsiz XVIII: Yüzy›l Türkiye'sinde örf ve âdetler. (Çev. Z.

Yük-sel). ‹stanbul: Tercüman Yay›nlar›.

Ekinci, Y. (1989). Ahîlik ve meslek e¤itimi. Ankara: Milli E¤itim Bakanl›¤› Elçin, fi. (1995). Kirdeci Ali'nin Kesik Bafl destan›. Türk Dili, 517, .64-68

Elçin, fi. (1997). Halk edebiyat› araflt›rmalar›. Ankara: Akça¤ Yay›nlar›.

Erkan, M. (1993). Darîr. ‹slâm Ansiklopedisi içinde (c.8, s.498-499). ‹stanbul: Türkiye

Diyanet Vakf›.

Ertaylan, ‹. H. (1945). Varaka ve Gülflah. ‹stanbul: ‹stanbul Üniversitesi Yay›nlar›.

Ertaylan, ‹. H. (1946). Yûsufî-i meddah. ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat› Dergisi, 2 (1-2), 105-121.

Eski Türk Edebiyat› (1983). Türk Ansiklopedisi içinde (c.32, s. 82-121). Ankara: Millî

E¤itim Bas›mevi.

Esseyyid Ahmed-i Diyâr-› Bekrî. (1976-1977). Ahmediyye: Kitâb-› mürflid-i pend-i Ahme-diyye (Hazr. M. F. Gürtunca). ‹stanbul: Ülkü Kitapyurdu.

Evliya Çelebi b. Dervifl Muhammed Z›llî (1996). Evliya Çelebi Seyahatnamesi transkrip-siyonu-dizini. (Hazr. O. fi. Gökyay). ‹stanbul: Yap› Kredi Yay›nlar›.

Fuzulî (1987). Hadikatü's-süeda. (Hazr. fi. Güngör). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanl›¤›.

Gelibolulu Mustafa Âlî (1975). Mevâidü'n- nefâis fî kavâidi'l- mecâlis 16. yüzy›l Osmanl› ‹mparatorlu¤unda gelenekler görenekler ve sosyal hayat (Hazr. C. Yener).

‹stanbul: Hünkâr Yay›nevi. de¤erler

e¤itimi dergisi

(21)

Gelibolulu Mustafa Âlî (1978). Mevâidü'n- nefâis fî kavâidi'l- mecâlis:Görgü ve top-lum kurallar› üzerinde ziyafet sofralar› (Hazr. O. fi. Gökyay). ‹stanbul: Tercüman.

Gölp›narl›, A. (1963). Mevlevî âdâb ve erkân›. ‹stanbul: ‹nk›lâp ve Aka Kitabevleri.

Hal›c›, F. (1977). Seyyid Battal Gazi. Eskiflehir I. Seyyid Battal Gazi Bilimsel Seminer

Bildirileri. Eskiflehir.

Hattox, R. S. (1996). Kahve ve kahvehaneler: Bir toplumsal içece¤in yak›ndo¤udaki köken-leri (Çev. N. Elhüseyni). ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›.

Heise, U. (2001). Kahve ve kahvehane (Çev. M. Tüzel). Ankara: Dost Kitabevi.

Ifl›n, E. (1994). Nakflibendilik. Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi içinde (c.6, s.

31-39). ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›.

‹bn Teymiye (1392). Ahâdîs el-kussâs. (Muhammed es-Sabbâ¤, tahkik). Beyrut,

D›-maflk: el-Mektebu’l-‹slâmî.

‹bnu’l-Cevzî (tarihsiz). el-Kussâs ve’l-muzekkirîn. (Muhammed es-Sabb⤠tahkik).

Bey-rut, D›maflk: el-Mektebu’l-‹slâmî.

Kabakl›, A. (1994). Türk edebiyat›. ‹stanbul: Türk Edebiyat› Vakf› Yay›nlar›.

Karakoç, S. (2003). Gün do¤madan: fiiirler. Üçüncü bask›. ‹stanbul: Dirilifl Yay›nlar›.

Karahan, A. (1980). Eski Türk edebiyat› incelemeleri: XV. Yüzy›l Türk edebiyat› ve Devleto¤-lu Yusuf'un vikaye tercümesi. ‹stanbul: ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay›nlar›.

Karahan, L. (1994). Erzurumlu darîr k›ssa-i Yûsuf. Ankara: TDK Yay›nlar›.

Kayg›l›, O. C. (1937). ‹stanbul'da semaî kahveleri ve meydan flairleri. ‹stanbul: Eminönü

Halkevi Dil Tarih.

Kaz›c›, Z. (1983). Anahatlar› ile ‹slâm e¤itim tarihi. ‹stanbul: Bir Yay›nc›l›k.

Keykavus (1974). Kabusname. (Çev. M. Ahmet; Haz O. fi. Gökyay). ‹stanbul: Millî

E¤itim Bas›mevi.

K›rz›o¤lu, M. F. (1977). Do¤u serhaddimizde Battal Gazi kitab›' n›n okunma gelene¤i ve tesirleri. I. Seyyid Battal Gazi Bilimsel Seminer Bildiriler. Eskiflehir.

Kocatürk, V. M. (1970). Türk edebiyat› tarihi. Ankara: Edebiyat Yay›nevi.

Korkmaz, Z. (1983). Erzurumlu Darîr ve Memlûk Türkçesinin O¤uzcalaflmas›ndaki yeri. U. Günay (Ed.), fiükrü Elçin Arma¤an› içinde Ankara: Hacettepe Üniversitesi

Edebiyat Fakültesi.

Köksal, H. (1984). Battalnâmelerde tip ve motif yap›s›. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanl›¤›.

Köksal, H. (1985). Millî destanlar›m›z ve Türk halk edebiyat›. ‹stanbul: Üçdal Neflriyat.

Köprülü, M. F. (1925). Meddahlar. Türkiyat Mecmuas›, 1, 1-45.

Köprülü, M. F. (1966). Edebiyat araflt›rmalar›. Ankara: TTK Bas›mevi.

de¤erler e¤itimi dergisi

(22)

Köprülü, M. F. (1989). Edebiyat Araflt›rmalar› I. ‹stanbul: Ötüken Yay›nevi.

Kunos, I. (1978).Türk halk edebiyat›. T. Gülensoy (Haz.), ‹stanbul: Tercüman.

Latifî. (1990). Latifî tezkiresi.( Hazr. M. ‹sen). Ankara: Kültür Bakanl›¤›.

Levâyî (1026 / 1617). Bahr-i irfân. Hac› Selim A¤a Kütüphanesi, Kemankefl, No.185.

Levend, A. S.(1988). Türk edebiyat› tarihi I . Ankara: TTK Bas›mevi.

Lings, M. (1991). Antik inançlar modern hurafeler. (Çev. N. Avc› & U. Uyan).

‹stan-bul: A¤aç Yay›nc›l›k.

Macdonald, D. B. (1988). K›ssa. (Çev. kurul) ‹slâm Ansiklopedisi içinde (c.6, s.

771-774). ‹stanbul: Milli E¤itim Bakanl›¤› Yay›nlar›.

Mardin, E. (1966). Huzur Dersleri II-III. (Hazr. ‹. Sungurbey). ‹stanbul: ‹stanbul

Üni-versitesi Hukuk Fakültesi.

Mardin, E. (1951). Huzur Dersleri I. ‹stanbul: ‹smail Akgün Matbaas›.

Mélikof, ‹. (1962). Abu Muslim Le “Porte-Hache” du Khorassan dans la tradition épique turco-iranienne. Paris.

Meriç, N. (2000). Osmanl›'da gündelik hayat›n de¤iflimi âdâb-› muafleret. ‹stanbul:

Kak-nüs Yay›nlar›.

Mevlânâ (1982). Mesnevî-i Muradiyye (çev. Muînî; hazr. K. Yavuz). Ankara: Kültür ve

Turizm Bakanl›¤› Yay›nlar›.

M›zrakl› ilmihâl (1999). (Hazr. ‹. Kara). ‹stanbul: Kitabevi Yay›nlar›.

Muhtar, C. (1991). Antere K›ssas›. ‹stanbul Ansiklopedisi içinde (c.3, s.237-238).

‹stan-bul: Türk Diyanet Vakf›.

Nakibo¤lu (tarihsiz). Selâsil kal'as› manzûmesi [Yazma Eser]. Beyaz›t Devlet

Kütüp-hanesi. Millet Ktp. Ali Emiri, No. 1222/2.

Nutku, Ö. (1995). Tarihimizden kültür manzaralar›. ‹stanbul: Kabalc› Yay›nevi.

Ocak, Y. (1981). Selçuk ve Osmanl› dönemi tekkelerinde dînî-tasavvufî e¤itime genel bak›fl.

Ocak, Y. (1993). Daniflmendnâme. ‹slâm Ansiklopedisi içinde (c.8, s.478-480) ‹stanbul:

Türkiye Diyanet Vakf›.

Okiç, M. T. (1981). ‹slâmiyette kad›n ö¤retimi. Ankara: Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›

Y a y › n l a r › .

Ong, W. J. (1995). Sözlü ve yaz›l› kültür: Sözün teknolojileflmesi (çev. S. P. Banon).

‹s-tanbul: Metis Yay›nlar›.

Öcalan, H. B. (2002). Bursa'da bir mesnevîhan: Mehmed Emin Kerkükî. Emrehan Kü-ey (Ed.),I. Uluslararas› Mevlânâ, Mesnevî ve Mevlevîhâneler Sempozyumu Bildirileri

için-de (s.147-160.). Manisa: Celâl Bayar Üniversitesi Matbaas›. de¤erler

e¤itimi dergisi

(23)

Öztürk, Z. (1982). Hac› Selim A¤a kütüphanesi Türkçe Mesnevi yazmalar› katalo¤u.

Ya-y›nlanmam›fl doktora semineri, ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat› Bölümü, ‹stanbul.

Öztürk, Z. (1993). Hamdullah Hamdi’nin Yusuf ve Zeliha mesnevisinde tipler ve motifler.

Yay›mlanmam›fl doktora tezi, ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat› Bölümü Eski Türk Edebiyat› Ana Bilim Dal›, ‹stanbul.

Öztürk, Z. (2000). Muhammediyye'nin iki yazma nüshas› ve iki kad›n müstensih.

Türk Kültürü ‹ncelemeleri Dergisi, 1 (1), 333-338.

Pekolcay, N. & Uçman, A. (1995). Eflrefo¤lu rûmî. ‹slâm Ansiklopedisi içinde (c. 11 s.480-482). ‹stanbul: Türkiye Diyanet Vakf›

Radloff, W. (1995). Manas Destan› (hazr. E. G. Naskali). Ankara: Türksoy Yay›nlar›.

Refik, ‹. (2000). Ramazan medeniyeti. ‹stanbul: Albatros Yay›nc›l›k.

Sa¤man, A. R. (1951). Mevlid nas›l okunur ve mevlidhanlar. ‹stanbul: Fakülteler Matbaas›.

Sakao¤lu, N. (1994). Huzur Dersleri. Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi içinde

(c.4, s. 98) ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›.

Sarar, ‹. A. (1989). Seyyit Battal Gazi Bildiriler. Eskiflehir: Hatibo¤lu Yay›nlar›.

Seyyid Ahmed-i Diyar-› Bekrî (1976-1977). Ahmediyye: Kitâb-› mürflid-i pend-i Ahmediy-ye. I-II. (Hazr. M. F. Gürtunca). ‹stanbul: Ülkü Kitapyurdu.

Sezen, Lütfi (1991). Halk edebiyat›nda hamzanâmeler. Ankara: Kültür Bakanl›¤›.

Strauss, J. (2000). Konuflma(Çev. M. Selen). F. Georgeon & P Dumont (Hazr.), Os-manl› ‹mparatorlu¤u’nda yaflamak içinde. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.

Suyûtî (1984). Tahzîru’l-havâs min ekâzîb el-kussâs. Muhammed ibn Lutfî es-Sabbâ¤

(Tahkik, 2. Bas›m). Beyrut, D›maflk: el-Mektebu’l-‹slâmî.

fiâzî, tarihsiz. Dâsitân-› maktel-i Hüseyin [Yazma Eser]. Üsküdar Hac› Selim A¤a Kütüphanesi.

fieker, M. (1981). Tarîku'l-Edeb'de E¤itim. Türkiye 1. Din E¤itimi Semineri içinde (s.

81-89). Ankara: ‹lâhiyat Vakf› Yay›nlar›.

fieker, M. (1997). Gelibolulu Mustafa Âlî ve Mevaidü’n- Nefâis fî Kavâidi’l-Mecâlis.

An-kara: Türk Tarih Kurumu Bas›mevi.

Tanede sakl› keyif, kahve (2001). ‹stanbul: Yap› Kredi Kültür Sanat Yay›nc›l›k.

Tanman, M. (1994). Mesnevîhane Tekkesi. Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi

için-de ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›.

Tanman, M. B. (1994). Hatuniye Tekkesi. Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi

için-de (c. 4, s.20-21). ‹stanbul: Tarih Vakf› Yurt Yay›nlar›. Tanp›nar, A. H. (1987). Befl flehir. ‹stanbul: Dergâh Yay›nlar›.

de¤erler e¤itimi dergisi

Referanslar

Benzer Belgeler

Allah sizden, sadece günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” (Ahzâb Sur. 33) âyetinin tefsirinde, Peygamberimiz'in (sallallahu aleyhi vesellem) “Size iki önemli

MADDE 21 – (1) Noterler a?a??daki i? ve i?lemlerle yükümlüdür:.. a) ?kinci el motorlu kara ta??t? ticaretiyle i?tigal eden i?letme ad?na tescilli ta??tlar?n sat??? ile bu

H.: Kuzey Anadolu ve Trakya Bölgesi Bufo viridis (Bufonidae, Anura) Populasyonlar›n›n Taksonomik bir Arafl- t›rmas›. Çaydam, Ö.: ‹zmir’de Bulunan Anura Türlerinden Bufo

Kale ürünleri için özel olarak üretilen hammadeler, ürün güvenirli÷inin önemli unsurlarÕndan

Bu hüküm ve aç›klamalara göre fatura karfl›l›¤› Amerika Birleflik Devletleri mukimi firmaya data aktar›m hizmeti (Bloomberg Terminal) ve mobil ve/veya sabit yerden

Fizik muayenesinde mekanik kapak sesleri do¤al olan hastan›n ekokardiyografisinde normal mekanik kapak hareketleri, hafif mitral darl›¤›, 1.. derece mitral yetmezli¤i ve 75

(‹ki tip iletifli- min birlikte kullan›ld›¤› durumlar da var.) Bu farkl› iletiflim tiplerininin daha çok hangi durumlarda kullan›ld›¤›n› da kay- deden

Ancak izin verilen düzey öylesi- ne düflük ki, düzenli olarak en yüksek düzeyde pestisit art›¤› içeren besinleri tüketsek bile, bu- nun bize zarar vermesi mümkün