SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
RESİM ANASANAT DALI
RESİM SANAT DALI
ÇAĞDAŞ TÜRK RESMİNDE İÇ MEKÂN
Ayşe Gül GÜNDÜZ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Danışman
Dr. Öğr. Üyesi Hafize PEKTAŞ
ÖNSÖZ
Sanat insanoğlunun var olduğu sürece hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Değişen zaman ve şartlara göre sanat ve mekân birbirini etkilemiştir. Resimlerdeki mekanlar eserin yapıldığı dönemin coğrafyasını, kültürünü, tarihini yansıtan ipuçları içermektedir.
Mekân, nesneler birbiriyle ilişkilendirildiğinde zihnimizde yarattığımız bazen soyut bazen de somut bir kavramdır. Resimde nesnelerin mekân ile ilişkilendirilmesi kompozisyonda bütünlüğü sağlar. İster dış mekân olsun ister iç mekân konuyla bü-tünleşen plastik ögelerle anlatımı güçlendiren bir etkiye sahiptir. Mekânda kullanılan figürleri ne kadar güçlü bir anlatım içerirse içersin mekân figürü desteklemiyorsa resimde anlatım zayıflamaktadır.
Bu çalışmada resim sanatı tarihinde mekân kavramı incelenmiş, her dönemin başlıca eserleri üzerinden iç mekân analizleri yapılarak tarihsel perspektife bakış sağlanmıştır. Türk resminde iç mekân kavramı da tarihsel süreci içinde ele alınarak incelenmiş, 1950 sonrası sanatçıların eserlerinde iç mekânı ele alış biçimlerine odak-lanılmıştır.
Lisans ve Yüksek Lisans eğitim sürecinde ders aldığım tüm hocalarıma, başın-dan sonuna kadar teorik ve uygulama aşamalarında yönlendirmeleriyle öneri ve des-teği ile yanımda olan ayrıca akademik alanda gelişmemi sağlayan değerli danışma-nım Sayın Dr. Öğr. Üyesi Hafize PEKTAŞ’a teşekkür ederim.
Ayrıca araştırama sürecinde hep yanımda olan, maddi ve manevi desteklerin-den dolayı aileme teşekkürlerimi sunarım.
Ayşe Gül GÜNDÜZ
T. C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Ö ğr en ci ni n
Adı Soyadı Ayşe Gül GÜNDÜZ
Numarası 144256001006
Anasanat/ Sanat
Dalı Resim / Resim
Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Hafize PEKTAŞ
Tezin Adı ÇAĞDAŞ TÜRK RESMİNDE İÇ MEKÂN
ÖZET
“Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” konulu tez çalışmasında iç mekân kav-ramının 1950’den günümüze kadar ortaya konulan yaklaşımların ve resim sanatında-ki kullanımına dair örneklerin araştırılması amaçlanmıştır.
Çağdaş Türk Resim Sanatının dönemleri içinde gelişen ve değişen toplumsal yapıyla birlikte mekân kavranın zaman bakımından insanlık tarihi sosyolojik, psiko-lojik, ekonomik, kültürel, bilimsel ve teknolojik değişimlere yönelik farklılık gös-termiştir. Tarih boyunca sanatçılar mekânı dönemin şartlarına göre algıladıkları gibi resimlerine yansıtmışlardır. Çağdaş Türk Resminde İç Mekân konulu tez çalışmasın-da resim sanatınçalışmasın-da iç mekân kavramının tarihsel değişim süreci ve eserlerinde iç mekâna yer veren sanatçılara ait eserler analiz edilerek, elde edilen sonuçların bir kaynakta toplanması sanat literatürüne katkı sağlamak açısından önemli bulunmuş-tur.
İç mekân resimleri oda içi, bina içi gibi kapalı resimsel mekanlardan oluş-maktadır. Yaşadığımız ev içi, koridorlar, eğlence mekanları, restoran, cami içi, toplu
taşıt içleri, okul, atölye gibi alanları sanatçılar eserlerine konu edinmişlerdir. Sanatçı-lar kendi yaşadıkSanatçı-ları dönemlerin getirdiği gereksinimlerle birlikte sanatta yaşanan değişim ve gelişimlerle iç mekânı farklı açıdan ele almışlardır.
Birinci Bölümde kavramsal çerçeve altında mekân ve iç mekân, resim sanatın-da mekân kavramları açıklanarak Rönesans’tan günümüze iç mekân değişimleri, İkinci Bölümde bulgular ve yorumda Türk Resminde İç Mekân ve Çağdaş Türk Resminde 1950 sonrası dönem iç mekân değişimleri açıklanmıştır. Bu başlıklar alt başlıklara ayrılmış ve grupların dönem özellikleri ile birlikte Eşref Üren, Neşe Erdok, Adnan Turani, Fikret Mualla, Cihat Burak, Mehmet Güleryüz, Selim Cebeci, Musta-fa Ayaz, Aydın Ayan, Şeref Bigalı, Turgut Atalay, Balkan Naci İslimyeli, Bedri Baykam, İbrahim Balaban, İrfan Önürmen, İsmet Birsel, Hasan Nazım Balaban, Se-zai Özdemir, Gülsün Karamustafa, Hikmet Karabucak, Nejat Melih Devrim, Neşet Günal, Filiz Başaran’ın, iç mekân içeren resimleri incelenerek analiz edilmiştir. Üçüncü bölüm uygulama çalışmalarında ise Ayşe Gül Gündüz’ün eserlerine yer ve-rerek on çalışmanın eser analiz yapılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde ise bul-gular analiz edilmiştir. Son olarak kaynakça ve sanatçı özgeçmişler yer verilmiştir.
Mekân başlangıçta sanatçıların algıladıkları şekilde yüzeysel olarak uygulan-mış. Daha sonra perspektifin kullanılmaya başlanmasıyla üç boyutlu mekanlar geliş-tirilmiştir. Zamanla mekân kavramı değişiklik göstermeye başlamış kimi zaman ya-şanılan döneme kimi zaman resmin konusuna göre şekillenmiştir. İlk zamandan beri mekânın farklılaşması değişen zamanla toplumun kültürü, ekonomisi ve siyaseti hakkında bilgi edinmemizi sağlamaktadır. Değişen zamanla mekân sanatçıların ese-rine dönüştürdüğü alan olurken izleyiciyi de bu sanat eserin içine dahil olunmasını sağlamıştır. Eskiden içinde yaşadığı mekânı yapıtlarına yansıtan sanatçılar günümüz-de artık yapıtların mekanını yaratmakta yani tuvalgünümüz-deki plastikle mekânı belirlemek-tedir. Çağımızda sanatçılar nasıl algılıyorsa ya da algılatmak istiyorlarsa resimlerinde iç mekânı bireysel tarzlarıyla uygulayarak ifade etmektedirler.
1950 sonrası Türk Resminde ele alınan yirmi iki ressamın iç mekân eserlerinde genel olarak modern ve kırsal ev içi çalışmaları görülmektedir. Bazı sanatçılarda restoran, eğlence mekânı, atölyelerin iç mekanlarıyla resimler bütünleşmiştir.
Genel-likle iç mekân resimleri klasik perspektif anlayışıyla yapılmıştır. Hemen hemen bü-tün eserlerde Anlatımcı, Yansıtmacı kuram görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Resim Tarihi, Mekân, İç Mekân
Ayşe Gül GÜNDÜZ Konya-2019
T. C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Ö ğr en ci ni n
Adı Soyadı Ayşe Gül GÜNDÜZ
Numarası 144256001006
Anasanat/ Sanat
Dalı Resim / Resim
Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Hafize PEKTAŞ
Tezin İngilizce Adı
INTERIOR SPACE IN CONTEMPORARY TURKISH PAIN-TING
SUMMARY
In the thesis study titled "Interior in Space ın Contemporary Turkish Painting", it was aimed to investigate examples of the concepts of interior and its use in pain-ting art from 1950 to present.
In terms of the time of the contemporary Turkish painting, with its evolving and changing social structure, the history of human beings has shown a difference in sociological, psychological, economic, cultural, scientific and technological changes. Throughout its history, artists have reflected the space according to the conditions of the period and reflected it to their paintings.
In the thesis of "Interior in Space ın Contemporary Turkish Painting", the his-torical change process of the concept of interior place in the art of painting and the works belonging to the artists involved in the interior place were analyzed and gather the results in a source that is important for contributing to the art literature.
The interior paintings consist pictorial places such as in-room and in-house. The areas we live in, in the corridors, entertainment venues, restaurants, interior of the mosque, public transport, schools, workshops, such as the subject areas of the
artists have taken the subject. The artists have taken the interior space from a diffe-rent perspective with the changes and developments experienced in the arts with the requirements brought by the periods they lived.
In the first part, place, interior place and the concepts of place in painting art contexts explained under the conceptual framework. In the second part, the interior of the Turkish painting and the changes in the interior of the contemporary Turkish painting after 1950 is explained. These headings are divided into sub-headings and analyzed by examining the period features of the groups along with the interior place paintings of Eşref Üren, Neşe Erdok, Adnan Turani, Fikret Mualla, Cihat Burak, Mehmet Güleryüz, Selim Cebeci, Mustafa Ayaz, Aydın Ayan, Şeref Bigalı, Turgut Atalay, Balkan Naci İslimyeli, Bedri Baykam, İbrahim Balaban, İrfan Önürmen, İs-met Birsel, Hasan Nazım Balaban, Sezai Özdemir, Gülsün Karamustafa, Hikİs-met Karabucak, Nejat Melih Devrim, Neşet Günal, Filiz Başaran. The third part which is the practical work, the works of Ayşe Gül Gündüz were given and her ten works analysed.
The space was initially applied superficially as perceived by artists. Then, with the started to be use perspective, three-dimensional spaces were developed. In time, the concept of space started to change and sometimes shaped according to the subject of painting. The differentiation of space from the first time enables us to learn about the culture, economy and politics of the society with changing times. As time chan-ged, space became the area that artists transformed into a work of art, while the au-dience became involved in this work. Artists reflecting the space they used to live in their works now create the space of the works, in other words, they determine the space with the medium on the canvas. In our era, artists express the interior space in their paintings by applying their individual styles, as they perceive or want to percei-ve.
In the interior works of twenty-two painters taken in Turkish painting after 1950, modern and rural domestic works are generally seen. In some artists, the inte-riors of restaurants, entertainment venues and workshops are integrated with
pain-tings. Generally, interior paintings are made with classical perspective. In almost all works, Expressivity and Reflective theory is seen.
Keywords: Art History, Place, Interior.
Ayşe Gül GÜNDÜZ
KISALTMALAR
ABD : Amerika Birleşik Devletleri
CM : Santimetre
G. : Görsel
İRHM : İstanbul Resim Heykel Müzesi K.Ü.G. B : Kâğıt Üzerine Guaj Boya K.Ü.K. T : Kâğıt Üzerine Karışık Teknik MSGSÜ : İstanbul Resim Heykel Müzesi
S. : Sayfa
T.Ü. A : Tuval Üzerine Akrilik T.Ü.Y. B : Tuval Üzeri Yağlı Boya
VD : Ve Diğerleri
GÖRSELLER LİSTESİ
Sayfa -No
G 1: Van Gogh "Vincent'nin Arles'deki Odası",1989, Louvre-Orsay Müzesi Paris 8
G 2: Hoca Ali Rıza "Peyzaj" 9
G 3: Pablo Picasso "Üç Müzisyen",1927, T.Ü.Y.B, 2000.7x222.9cm Museum of
Modern Art, New York 10
G 4: Henri Matisse, "Dans", 1910, T.Ü.Y.B, 260x391cm, Ermitaj Müzesi, St.
Peterburg, Rusya 11
G 5: Salvodar Dali, “Belleğin Sürekliliği”, 1931 T.Ü.Y.B, 24x33cm, Museum of
Modern Art, New York, ABD 12
G 6: Giotto Di Bondone, "Anna'ya Müjde”, 1304-1308, Fresk, Arena Şapeli,
Padova, İtalya 13
G 7: Masaccio, "Kutsal Teslis", 1427 civarı, Fresk, 680x475cm, Santa Maria
Novella, Floransa 14
G 8: Masaccio, “Kutsal Teslis”, 1427 civarı, Fresk, 680x475cm Santa Maria
Novella, Floransa 14
G 9: Leonardo Da Vıncı, “Son Akşam Yemeği”, 1495-98, Sıva Üstüne Tempera ve Yağlıboya, 460x880cm. Santa Maria Delle Grazie (Yemekhane), Milano 16 G 10: Tiziano, “Urbinolu Venüs”, 1538 civarı, T.Ü.Y.B, 119,5x165 cm, Galleria
Degli Uffizi, Floransa 16
G 11: Jan Van Eyck, “Arnolfini Düğünü”, 1390-1441, Meşe Panel Üzerine Yağlı Boya, 82 x60cm, National Gallery, Londra, Birleşik Krallık 17 G 12: Tintoretto, “Son Akşam Yemeği”, 1591-94, T.Ü.Y.B, 365x568cm, S. Giorgio
Kilisesi, Venedik 19
G 13: Diego Velazoues, “Las Meninas”, 1656, T.Ü.Y.B, 320x276 cm, Museo del
G14: William Hogarth, “Moda Evlilik”, T.Ü.Y.B, 70 x91cm, Londra Ulusal Galeri 22 G15:Jean Auguste Dominique İngres, “Türk Hamamı”, 1862, Ahşap Panel Üzerine
Yer-Leştirilmiş Tuval, 108 x 110cm, Louvre, Paris, Fransa 23 G 16:Francisco Goya, Iv. “Carlos Ve Ailesi”, 1800- 1801, T.Ü.Y.B, 280 x336 cm,
Museo del Prado, Madrid 25
G 17: Jean François Millet, “Ekmek Yapan Kadın”,1856, T.Ü.Y.B, 55x46 cm,
Kröller Muller Museum Otterla 26
G 18: Gustav Klimt, “Fritza Riedler’in Portresi”,1906, T.Ü.Y.B, 153x133cm,
Viyana, Avusturya 27
G19: Edgar Degas, “Bale Sınıfı”, 1871-74, T.Ü.Y.B, 85 x 75cm, Musee D Orsay,
Paris, Fransa 28
G 20: Max Beckmann, “Gece”, 1918-19, T.Ü.Y.B, 133x154cm, Kuzey Ren
Vestfalya Sanat Koleksiyonu 29
G 21: Henri Matisse, “Kırmızılı Armoni”, 1908, 180x220 cm, T.Ü.Y.B, St.
Peters-Burg, Hermitaj 31
G 22: Pablo Pıcasso, “Les Demoiselles D’avignon (Avingon’lu Kızlar)”,1907
T.Ü.Y.B, 243,9 x 233,7 cm, Modern Sanat Müzesi, 32
G 23: Gino Severini, “Bal Tabarin’in Dinamik Hiyeroglifi”, T.Ü.Y.B, 161,6 x 156,2
cm, 1912, Modern Sanat Müzesi/ New York 34
G 24: Marcel Duchamp, “Bisiklet Tekerleği”,1951, Modern Sanatlar Müzesi, New
York 35
G 25: Carlo Carra, “Fizikötesi Esin Perisi”, 1917, T.Ü.Y.B, 89x65cm, Pinacotea di
Brera, Milano, İtalya 36
G 26: Salvador Dali, “Yatak Ve Komidinlerin Çelloya Saldırışı”, 1983, T.Ü. Y.B,
73x 92cm, Ulu-Sal Reina Sofia Müzesi, Madrid 37
G 27: Jackson Pollock, “32 Numara”,1950, Tuvale Lake Boya, 269x457,5cm,
G 28: Richard Hamilton, Günümüz Evlerini Bu Kadar Farklı Ve Cazip Kılan Nedir?
(1956), Kolaj, 26 X 25cm, Kunsthale Tubling, Almanya 39
G 29: Victor Vasarely ‘’Yuh”, 1978, T.Ü.A.B, 200x200 cm, Özel Koleksiyon 40 G 30: Dan Flaving, Adsız (Wheeling Peachblow’un “Mucidine”), 1968, Pembe,
Altın, Günışığı Ve Floresan Işık, 245 X244,5 x154,5 cm, New York, Modern
Sanat Müzesi 41
G 31: Ilya Kabakov, “Gömme Dolapta”, Enstalasyon, 1998 42 G. 32: Yves Klein,, The Void/Boşluk, 1958, Galerie Iris Clert/Paris 43 G 33: “Elinde Lotus Çiçeği Tutan Uygur Prensi”, Duvar Resmi, 8-9. Y.Y 44 G 34: “Gülşah Bayılması”, XIII. Yüzyıl İlk Yarısı 45 G 35: “Kitab El Tiryâk”, Viyana Ulusal Kütüphanesi 46 G 36: Arifi, “Süleymannâme, Barbaros Hayreddin Sultan Süleyman’ın Huzurunda”,
1558 47
G 37: “Kanuni Sultan Süleyman’ın Erdel Prensini Kabulü”, 1568-69 Tarihli 48
G 38: “Konaklayan Yolcular” 49
G 39: Nadirî, “Divan, Gazanfer Ağa’nın Kendi Yaptırdığı Medreseye Gelmesi” 50 G 40: Levnî, “Sultan I. Selim”, 1703-30, 15,9x22,1cm, (Kebir Musavver Silsilename
Portreleri, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi 51
G 41: III. Mustafa ve Şehzadesi, Silsilenameİ Osmaniye, Refail’e Atfedilir, 1757
-1789 (Mahir) 52
G 42: Şehzade Abdülmecit, “Harem’de Beethoven”, 1915, T.Ü.Y.B, 211x 154cm 53 G 43: Darüşşafakalı Şefik, “Sarayda Ziyafet Sofrası”, T.Ü.Y.B, 73x92cm, İstanbul
Resim Heykel Müzesi 54
G 44: Osman Hamdi Bey, “Kahve Sunan Halayık/Kahve Ocağı”, 1879, T.Ü.Y.B,
G 45: Hüseyin Zekai Paşa, “Ayasofya Camii Hünkâr Mahfili”,1905-06, T.Ü.Y.B,
100x81cm 56
G 46: Şevket Dağ, “Rüstem Paşa Cami”,1927 57
G 47: Ruhi Arel, “Hilali Amer’e Yardım”,1917 T.Ü.Y.B, 46x38cm 58 G 48: İbrahim Çallı, “Dikiş Diken Kadın”, 1927, T.Ü.Y.B 58 G 49: Ali Avni Çelebi, “Maskeli Balo”,1928, T.Ü.Y.B, 139x187 cm, İstanbul Devlet
Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu 59
G 50: Nurullah Berk, “Ütü Yapan Kadın”, T.Ü.Y.B ,60x91.5cm, Msgsü İrhm 60 G 51: Turgut Zaim, “Hamur Açan Yörük Kadın”, D.Ü.Y.B, 75,5x 67 cm 61 G 52: Elif Naci, “Saklanan Çocuk”, 54x73 cm T.Ü.Y.B, İstanbul Resim 62 G 53: Nuri İyem, “Deden Toruna”, T.Ü.Y.B, 100x200cm ARHM 63 G 54: Nedim Günsur, “Denize Bakış”, 1988, 50x40cm, T.Ü.Y.B 64 G 55: Eşref Üren, “Ev İçi”, 1952, T.Ü.Y.B, 60x51 cm 67
G 56: Şeref Bigalı, Aile, T.Ü.Y.B,53x 65 cm, 68
G 57: Fikret Mualla, “Restoran”, 1960-1963, K.Ü.G.B., 53x 64 cm 69 G 58: Adnan Turani, “Müzisyenler”, 2005, T.Ü.Y.B, 135x155cm, 70 G 59: Neşe Erdok, “Zaman Kuşu”, 1990, T.Ü.Y.B, 200x150cm, 71 G 60: Mehmet Güleryüz, “Tam Anlayamadım”, 2015, T.Ü.Y.B, 73x 60 cm 72 G 61: Balkan Naci İslimyeli, “Hırsız”, 1976, K.Ü.K.T, 50x50cm 73 G 62: Turgut Atalay, “Dansçılar”, 1998, T.Ü.Y.B, 100x80cm 74 G 63: Aydın Ayan, “Fırıncı”, 1976, T.Ü.Y.B, 81x100cm 75 G 64: İbrahim Balaban, “Özlem”, 1997, T.Ü.Y.B, 40x50cm 77 G 65: Bedri Baykam, “Le Café De Nuit – 1990”, Tuval Üzerine Karışık Teknik,
160x210cm, 78
G 67: İsmet Birsel, “Figüratif Kompozisyon”, 1994, T.Ü.Y.B, 80x60cm 80 G 68: Sezai Özdemir, “Kulaktan Duman Çıkarma”, 2005, Keten Tuval Üzerine
Yağlıboya, 230x262cm 81
G 69: Filiz Başaran, “Sünnet”, 1975, T.Ü.Y.B, 75x50 Cm 83 G 70: Hasan Nazım Balaban, “Yufka Açanlar”, 2011, T.Ü.Y.B, 60x 50cm 84 G 71: Selim Cebeci, “Evden Notlar”, 2008-2012, T.Ü.Y.B, 135x200cm 86 G 72: İrfan Önürmen,” Figürlü Kompozisyon”, 2000, T.Ü.Y.B, 195x140 cm 87 G 73: Hikmet Karabucak, “Gelin Hamamı”, 2014, T.Ü.Y.B, 50x65cm 88 G 74: Cihat Burak, “Kapalı Çarşı”, T.Ü.Y.B, 46,5 X64 cm, Özel Koleksiyon 89 G 75: Nejat Melih Devrim, “Ayasofya”, 1947, 97x72cm, T.Ü.Y.B,Santral,İstanbul
Koleksiyonu 90
G 76: Neşet Günal, “Çocuklar”, 1996, T.Ü.Y.B, 130.00x 97.00cm 91 G 77: Ayşe Gül Gündüz, “Teknoloji”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 94 G 78: Ayşe Gül Gündüz, “Yolculuk 1”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 95 G 79: Ayşe Gül Gündüz, “Şiddet”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 96 G 80: Ayşe Gül Gündüz, “Sevgi”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 97 G 81: Ayşe Gül Gündüz, “Vicdan”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 98 G 82: Ayşe Gül Gündüz, “Sohbet”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 99 G 83: Ayşe Gül Gündüz, “Yolculuk 2”, 2019, 100x140cm, T.Ü.Y.B 100 G 84: Ayşe Gül Gündüz, “Yolculuk 3”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 101 G 85: Ayşe Gül Gündüz, “Yolculuk 4”, 2019, 100x140cm, T.Ü.A.B 102 G 86: Ayşe Gül Gündüz, “Yolculuk 5”, 2019, 100x120cm, T.Ü.A.B 103
TANIMLAR
Perspektif: Üç boyutlu gerçeklikleri iki boyutlu bir düzlemi üzerinde betimleyerek, üçüncü boyut yanılsaması yaratma işine yarayan bir resim ve çizim tekniği (Sözen ve
Tanyeli, 2011: 243)
Kompozisyon: Sanatsal yapıtı oluşturan ögelerin belirli düzen bağlantıları içinde bir araya getirilmesi ve bu çalışma sonucunda ortaya çıkan yapıtın kendisi (Sözen ve
Tanyeli, 2011:174)
Kontrast: Her tür sanatsal kompozisyonda renk değerleri ya da diğer nitelikler açı-sından ögeler arasındaki karşıtlık (Sözen ve Tanyeli, 2011:175)
Kaligrafi: Harfler arasındaki boşlukları belli estetik ve tasarım kurallarına göre düzenleyerek, kâğıt ya da benzeri malzeme üstüne kalem ya da fırça ile güzel, zarif yazı yazma sanatıdır.(Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, 2008: 810).
Geometri Non- Figüratif: Figüratif anlayışı bir kenara bırakarak geometrik bir anlayışın olduğu sanat akımıdır (Kaya Pınar, 2016: 68).
Lirik Non- Figüratif: Lirik non-figüratif resme, içinde lirizmin olduğu renkçi anla-yışa dayanan figürsüz resim diyebiliriz. Sanatçı genellikle doğadaki bir motiften ha-reket etmektedir (Öztütüncü, 2013: 65).
Simetrik Denge: Biçimlerin eşit miktarda ve karşılıklı olarak yerleştirilmesine denir (Üner, 2010:134).
Asimetrik Denge: Biçimlerin farklı miktarlarda ve farklı yönlerde düzenlemesidir (Üner, 2010: 135).
Soyut Resim: Somut varlık ve objelerin oluşturduğu dünyamıza ait hiçbir örneği içermeyen, sadece soyut formlar kullanılarak oluşturulan bir resim türüdür (Üner,
2010:182).
Açık Kompozisyon: Resmin konusunu oluşturan elemanların resim yüzeyinin dışın-da dışın-da devam ediyormuşçasına sınırsız hareket ettiği kompozisyon türüdür (Üner,
2010:114).
Kapalı Kompozisyon: Bir yapıtta işlenen konunun resmin merkezinde odaklanması ve resmin çerçevesi içinde sınırlandırılarak oluşturulmasıdır (Üner, 2010: 116).
Yansıtmacı Kuram: Sanatçılar eserlerinde konuyu doğru ve kesin bir biçimde an-latmaya çalıştığı, gerçekçi niteliklere yer verdiği kuramdır (Boydaş, 2004: 290). Biçimci Kuram: Sanatçıların eserlerinde görsel niteliklere önem verir, sanat ele-man ve ilkelerini farklı kullandığı kuramdır (Boydaş, 2004: 290).
Anlatımcı Kuram: Bu kuramda dışavurumcu nitelikler önemlidir. Sanatçı ruhsal durumu ve sembolleri vurgular (Boydaş, 2004: 290).
İşlevsel Kuram: Sanatçı eserinde dini, siyasi, milli, ekonomik vb. nitelikleri ön pla-na çıkarır (Boydaş, 2004: 290).
İÇİNDEKİLER
Sayfa- No
Bilimsel Etik Sayfası ... i
Yüksek Lisans Tezi Kabul Formu... ii
Önsöz ... iii Özet ... iv Summary ... vii Kısaltmalar ... x Görseller Listesi ... xi Tanımlar ... xvi BİRİNCİ BÖLÜM- GİRİŞ 1.1 Araştırmanın Problem Durumu ... 1
1.2. Araştırmanın Amaç ... 2
1.3. Araştırmanın Önemi ... 2
1.4. Araştırmanın Ön Kabulleri ... 2
1.5. Araştırmanın Sınırlılığı ... 3
1.6. Araştırmanın Evren ve Örneklemi ... 3
1.7. Araştırmanın Yöntemi ... 3
1.8. Konu ile İlgili Yapılan Çalışmalar ... 4
İKİNCİ BÖLÜM- KAVRAMSAL ÇERÇEVE 2.1. Mekân ve İç Mekân Nedir? ... 6
2.2. Resim Sanatında Mekân ... 7
2.3. Rönesans Günümüze Resim Sanatında İç Mekân ... 12
2.3.1. Rönesans Dönemi İç Mekân ... 12
2.3.2. Yüksek Rönesans Dönemi İç Mekân ... 15
2.3.3. Maniyerizm Dönemi İç Mekân ... 18
2.3.4. Barok Dönemi İç Mekân ... 19
2.3.6. Neoklasizm (Yeni Klasikçilik) Dönemi İç Mekân ... 23
2.3.7. Romantizm Dönemi İç Mekân ... 24
2.3.8. Realizm Dönemi İç Mekân ... 25
2.3.9. Sembolizm (Simgecilik) Dönemi İç Mekân ... 27
2.3.10. Empresyonizm (İzlenimcilik) Dönemi İç Mekân ... 28
2.3.11. Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) Dönemi İç Mekân ... 29
2.3.11. Fovizm Dönemi İç Mekân ... 30
2.3.12. Kübizm Dönemi İç Mekân ... 31
2.3.12. Fütürizm Dönemi (Gelecekçilik) İç Mekân ... 33
2.3.13. Dadaizm Dönemi İç Mekân ... 34
2.3.15. Metafizik Dönemi İç Mekân ... 35
2.3.16. Sürrealizm (Gelecekçilik) Dönemi İç Mekân ... 37
2.3.17. Soyut Sanat Dönemi İç Mekân ... 38
2.3.18. Pop Art Dönemi İç Mekân ... 39
2.3.19. Op Art Dönemi İç Mekân ... 40
2.3.20. Minimalizm Dönemi İç Mekân ... 41
2.3.21. Enstalasyon (Yerleştirme) Dönemi İç Mekân ... 42
2.3.13. Kavramsal Sanat İç Mekân ... 43
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM- BULGULAR VE YORUM 3.1. Türk Resminde İç Mekân ... 44
3.2. Çağdaş Türk Resminde 1950 Sonrası Dönem İç Mekân ... 64
3.2.1. Eşref ÜREN ... 67 3.2.2. Şeref BİGALI ... 68 3.2.3. Fikret MUALLA ... 69 3.2.4. Adnan TURANİ ... 70 3.2.5 Neşe ERDOK ... 71 3.2.6. Mehmet GÜLERYÜZ... 72
3.2.7. Balkan Naci İSLİMYELİ ... 73
3.2.8. Turgut ATALAY ... 74
3.2.9. Aydın AYAN ... 75
3.2.10. İbrahim BALABAN ... 77
3.2.12. Gülsün KARAMUSTAFA ... 79 3.2.13. İsmet BİRSEL ... 80 3.2.14. Sezai ÖZDEMİR ... 81 3.2.15. Filiz BAŞARAN ... 83 3.2.16. Hasan Nazım BALABAN ... 84 3.2.17. Selim CEBECİ ... 86 3.2.18. İrfan ÖNÜRMEN ... 87 3.2.19 Hikmet KARABUCAK ... 88 3.2.20. Cihat BURAK ... 89 3.2.21. Nejat Melih DEVRİM ... 90 3.2.22. Neşet GÜNAL ... 91 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM- UYGULAMA ÇALIŞMALARI
4.1. Ayşe Gül Gündüz’ün Resimlerinde İç Mekân Yaklaşımı ... 93 SONUÇ ... 105 KAYNAKÇA ... 111 ELEKTRONİK KAYNAKÇA ... 120 GÖRSEL KAYNAKÇA ... 122 EK- 1 ... 134 SANATÇI BİYOGRAGİLERİ ... 134 ÖZGEÇMİŞ ... 153
BİRİNCİ BÖLÜM- GİRİŞ
1.1 Araştırmanın Problem Durumu
Yüksek lisans tezi konusu “Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” olarak belirlen-miştir. Mekân birçok alanın konusu olduğu gibi resim sanatının da incelediği bir un-surdur. Mekân hem resmin konusu olabilmekte hem de resme ev sahipliği yapabil-mektedir. Resimde mekân üç boyutlu olabildiği gibi iki boyutluda olabilyapabil-mektedir. Resim sanatında resme derinlik kazandıran mekândır. Mekân kavramını gerçek mekân ve resimsel mekân olarak düşünüldüğünde; gerçek mekân üç boyutlu ve belir-li bir hacme sahiptir. Gerçek mekân; kavramsal olarak bir alanın belbelir-li sınırlar ile
çevrelenmesi olarak tanımlanabilir (Sanal 1, 2019). Resimde mekân; Resim sanatın-da mekân, nesneyi görme biçimidir. Her türlü biçim ve form çalışması, bir mekân düzenlemesi olarak nitelendirilebilir (Taşören vd., 2017: 97). Resimde nesnelerin
mekân ile ilişkilendirilmesi kompozisyonda bütünlüğü sağlamaktadır. Mekân üç bo-yutlu olmasıyla birlikte sınırsız boşlukta sınırlandırılmasıyla gerçek anlamda görünür hale gelir. Eskiden içinde yaşadığı mekânı yapıtlarında aktaran sanatçı, günümüzde artık yapıtlarının mekanını yaratmakta yani tuvaldeki plastik değerle mekânı belirle-mektedir. Çağımızda mekân anlayışı, sanatçının göstermek istediğiyle şekillenmek-tedir.
Yüksek lisans tez çalışmasında “Çağdaş Türk Resminde İç Mekân nasıl uygu-lanmıştır? Konusu problem olarak ele alınmıştır. Araştırma da söz konusu problem durumuna yönelik aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır.
1. Resim Sanatında İç mekân ve tarihsel gelişimi nedir?
2. Çağdaş Türk Resminde İç Mekân kavramının 1950’ye kadar ki değişimle-ri nasıl olmuştur?
3. 1950’den günümüze kadar Çağdaş Türk resminde iç mekân kavramı sa-natçılar tarafından nasıl uygulanmıştır?
1.2. Araştırmanın Amaç
Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” konulu yüksek lisans tez çalışmasında amaç:
1. Resim Sanatında İç mekân kavramının Rönesans’tan günümüze deği-şimini tespit etmek.
2. Çağdaş Türk Resim sanatında iç mekân uygulamalarını ortaya koymak. 3. 1950’den günümüze kadar Çağdaş Türk resminde iç mekân kavramı
sanatçılar tarafından nasıl uygulandığını belirlemektir. 1.3. Araştırmanın Önemi
Resim sanatında mekân kavramı ilkel kaya- mağara resimlerinden başlayarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Sanatçılar dünyaya ve hayata bakışını, yaşa-nanları yorumlamasını, düşünme biçimini, bütün duyuları ile algılayarak resme yan-sıtmışlardır. Özellikle figüratif resimde figürlerin ifade ettikleri kavramlar mekanla bütünleşmiş ve anlam pekiştirilmiştir. Çağımız resimde her ne kadar düşünceler so-yut biçimlerle ifade bulmuşsa da Dünya ve Türk resim sanatında birçok sanatçı eser-lerinde resmin bütünlüğü için mekânı önemsemekte plastik ve estetik değer olarak işlemektedir. Resme başlayan birçok sanatçı adayı başarılı insan figürü çalışırken figürü destekleyecek, anlamı pekiştirecek kompozisyonun bütünlüğünü sağlayacak arka plan veya mekân kurgulamakta sancı çekmektedir. 1950 sonrası Türk resminde figürlerini iç mekânda tasarlayan ressamların eserlerinin incelenmesi, buldukları çö-zümlerin analiz edilmesi sanatçı adaylarına yol göstermesi açısından ve Türk resim sanatı tarihi literatürüne katkı sağlaması bakımından “Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” konusu önemli bulunmuştur.
1.4. Araştırmanın Ön Kabulleri
Basılı kaynaklarda ve sanal kaynaklarda ulaşılan ilgili görsellerin tarihleme, ai-diyet gibi eser künye bilgilerinin doğru olduğu kabul edilmiştir. Bu araştırmada, ko-nu ile ilgili literatür için kitap, dergi, makale ve elektronik kaynaklardan elde edilen bilgilerin doğruyu yansıttığı kabul edilmiştir.
1.5. Araştırmanın Sınırlılığı
Tez konusu “Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” olarak belirlenmiştir. Daha önce İlkay Canan Okkalı tarafından “Türk Resminde İç Mekân Resimleri (1880 ve 1950’li Yıllar)” konulu Doktora çalışması yapılmıştır. Bu araştırmada Çağdaş Türk resminde iç mekân kavramının 1950’den günümüze kadar ortaya konulan yaklaşım-ların araştırılması ve eserlerini iç mekân konusu ile bütünleştiren 20 ressamın eserle-rinin analiz ile sınırlandırılmıştır. 1950’den günümüze kadar Çağdaş Türk Resminde İç Mekân konusunda uygun eserler verdiği tespit edilen ressamlardan Eşref Üren, Neşe Erdok, Adnan Turani, Fikret Mualla, Cihat Burak, Mehmet Güleryüz, Selim Cebeci, Mustafa Ayaz, Aydın Ayan, Şeref Bigalı, Turgut Atalay, Balkan Naci İslim-yeli, Bedri Baykam, İbrahim Balaban, İrfan Önürmen, İsmet Birsel, Hasan Nazım Balaban, Sezai Özdemir, Gülsün Karamustafa, Hikmet Karabucak, Filiz Başaran, Nejat Melih Devrim, Nedim Günsur ’un, eserleri incelenmiş ve analiz yapılmıştır. 1.6. Araştırmanın Evren ve Örneklemi
Çağdaş Türk Resminde iç mekân eğilimleri kapsamında iç mekân resimlerine ait etkiler görülen sanatçılar araştırmanın evrenini oluşturmaktadır.
Araştırmanın evreni içerisinden, araştırma konusunda istikrarlı tutumları ne-deniyle seçilen Eşref Üren, Şeref Bigalı, Fikret Mualla, Adnan Turani, Neşe Erdok, Mehmet Güleryüz, Balkan Naci İslimyeli, Turgut Atalay, Aydın Ayan, İbrahim Ba-laban, Bedri Baykam, Gülsüm Karamustafa, İsmet Birsel, Sezai Özdemir, Filiz Başa-ran, Hasan Nazım Balaban, Selim Cebeci, İrfan Önürmen, Hikmet Karabucak, Cihat Burak, Nejat Melih Devrim, Neşet Günal’ın Çağdaş Türk Resim bağlamında iç mekân etkileri taşıyan eser örnekleri Çağdaş Türk Resim sanatındaki örneklemi oluş-turmaktadır.
1.7. Araştırmanın Yöntemi
Tez çalışmasında konu ile ilgili literatür taraması albümler, müzeler, katalog ve kitaplarından yararlanılarak, uygun metinler, örnek resimler belirlenmiştir. Tez veri merkezinde benzeri tez örneklerine bakılarak konu ile ilgili analizler sonucu destek-leyici bilgiler araştırılmıştır. Elektronik kaynaklardan da ilgili taramalar yapılmıştır. Elde edilen veri ve bilgiler analiz edilerek amaca uygun metin haline getirilmiştir.
Konu araştırmanın üç ana bölümden oluşmuştur. İlk bölümde giriş, birinci bö-lümde kavramsal çerçeve, mekân, iç mekân ve Rönesans’tan günümüze iç mekân değişimleri, ikinci bölümde bulgular ve yorum kısmında Türk Resminde İç Mekân ve Çağdaş Türk Resminde 1950 sonrası dönem iç mekân değişimleri açıklanmıştır. Bu başlıklar alt başlıklara ayrılmış ve grupların dönem özellikleri ile birlikte sanat eserleri analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde uygulama çalışmalarında kendi eserim olan on çalışma analiz edilmiştir.
Konu ile ilişkilendirilen resimler sanat eseri analiz yöntemiyle incelenerek Çağdaş Türk Resminde İç Mekân konusuna açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
Örneğin; Resim nasıl bir teknik kullanılarak yapılmıştır. Eserin ön plan yapısı kompozisyon düzeni, resimdeki imgelerin yerleri belirlenerek anlatılmıştır. Sanatçı-nın hangi üslup kullandığı belirlenmiştir. Eserde en yakın ve en uzak değerler ne olduğu açıklanmıştır. Işık ve renk değerleri nasıl oluşturulmuştur. Nesneler ve figür-ler gerçek büyüklüğünde kullanılıp, kullanılmadığına bakılmıştır. Sanat eserinde farklı anlamlar taşıyan simgeler olup olmadığına bakılmıştır. Son olarak eserin yo-rumlama kısmında bize ne ifade ettiği sanatçının ne anlatmak istediği yorumlanmış-tır. Eserlerin hangi kuram bağlamında değerlendirildiği belirtilmiştir.
1.8. Konu ile İlgili Yapılan Çalışmalar
“Çağdaş Türk Resminde İç Mekân” olarak belirlenen tez çalışmasında daha önceden İlkay Canan Okkalı tarafından Türk Resminde İç Mekân Resimleri (1880-1950’li Yıllar) Doktora Tez çalışması yapılmıştır.
“Türk Resminde İç Mekân Resimleri” adlı çalışmasında, Türk resminin baş-langıcından itibaren 1950’li yıllara kadar olan süreçte yer alan iç mekân resimleri incelenmiştir. Türk resminin gelişim evrelerindeki üslup özellikleriyle birlikte top-lumsal ve psikolojik değişimlerin iç mekân resimlerine nasıl yansıdığı da incelenmiş-tir.
Sevil Öztürk Yalım tarafından İç Mekânda Ayrıtılar Üzerine Plastik Çözümle-meler adlı Yüksek Lisans Tez çalışması yapılmıştır.
“İç Mekânda Ayrıtılar Üzerine Plastik Çözümlemeler” adlı çalışmada
başlan-gıcından günümüze mekân olgusu kavram olarak iç mekân, iç mekânda nesne birey incelenmiş. Daha sonra iç mekân resmini konu olarak resim sanatındaki yeri ve sa-natçıların örnek çalışmaları incelenmiştir.
Şule Erim tarafından Resim Sanatında İç Mekân Olarak “Ev İçi Konulu Resim-ler” adlı Yüksek Lisans Eser Metni çalışması yapılmıştır.
Resim Sanatında İç Mekân Olarak “Ev İçi Konulu Resimler” adlı çalışmada Batı resminde, 11. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar geçen süreçte, ev içlerinin resme ko-nu oluşturması ve sanatçıların yasam alanına bakışları, resimsel anlatım özellikleriyle beraber saptanırken Batı resminde ve Türk resim sanatında ev içi konulu eser örnek-leri, resimsel anlatım özellikleri açısından analiz edilmiş, uygulanan ev içi resim ça-lışmalarıyla konu sonuçlandırılmıştır.
Ü. Ilgaz Özgen Topçuoğlu tarafından Çağdaş Kent Yaşamından İnsan- İç Mekân İlişkisinin Plastik, Ögeleri Sanatta Yeterlik Eseri Raporu çalışma yapılmıştır.
“Çağdaş Kent Yaşamından İnsan- İç Mekân İlişkisinin Plastik” adlı çalışmada kavram olarak iç mekân resmi, iç mekân yeri, gelişimi ve konuyla ilgili sanatçıların çalışmaları incelenmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM- KAVRAMSAL ÇERÇEVE
2.1. Mekân ve İç Mekân Nedir?
Mekân: Uzayın insan eliyle sınırlanmış parçası (Eczacıbaşı, 2008: 1018). Mi-mari terimler sözlüğünde mekân, “insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk,’’ olarak tanımlanmıştır (Morkoç, 2013: 3).
Bilimsel olarak da “Eni, boyu ve derinliği olan üç boyutlu bir kavram.” şeklin-de ifaşeklin-de edilir.
Resim sanatında mekân; nesneyi görme biçimidir. Her türlü biçim ve form ça-lışması, bir mekân düzenlemesi olarak nitelendirilebilir. Mekân bir bakıma içinde görülen ve görülmeyen fakat ne olursa olsun duyulan renk, biçim ve form unsurları-nın etkili oldukları birbirleri ile bağlantılı bulundukları ve zaman birbirlerine tesir ettikleri yerdir (Taşören vd., 2017:97).
Ancak, mekân kavramının bu sözlük tanımı onun sanatsal olguları arasındaki yerini açıklığa kavuşturmadığı gibi, mekân yaratma sorunu, sanat dallarından her birinde farklı nitelik ve ağırlıkta yer tutmaktadır. Dolayısıyla genel bir mekân tanımı yapmak aydınlatıcı olmadığı düşünülebiliriz.
Tam bir tanım yapılamasa da mekânın insanlar tarafından sınırlı olarak algı-lanması veya sınırlandırılması mekân kavramının oluşmasında yeterince ipucu verdi-ği söylenebilir.
Mekân birçok alanın konusu olduğu gibi resim sanatında incelediği bir unsur olmuştur. Mekân hem resmin konuğu olabildiği gibi hem de resme ev sahipliği yapa-bilmektedir. Resimde mekân üçboyutlu olabildiği gibi iki boyutluda olayapa-bilmektedir. Resim sanatında resme derinlik kazandıran mekandır. Mekân kavramını gerçek mekân ve resimsel mekân olarak düşünüldüğünde; gerçek mekân üç boyutlu ve belir-li bir hacme sahiptir. Resimde nesnelerin mekân ile ibelir-lişkilendirilmesi kompozisyonda bütünlüğü sağlamaktadır. Bu bütünlüğü sağlamak içinde nesnelerin görünür hale getirilmesi gerekmektedir. Mekân doğrudan resmedilemez ancak nesnelerin görünür
hale getirilmesiyle mekân elde edilir. Nesnelerin büyüklük, küçüklük ilişkisi, ön-orta-arka plan özellikleriyle derinlik etkisi oluşmaktadır. Nesnelerin konumlarına göre algılayabilmemiz için orta-açık tonlar ve kalın-aorta-ince çizgilerin doğru şekil-de kullanılması gerekmektedir. Resimsel mekân ise seyircişekil-de mekân etkisi oluşturan yüzeylerdir. Resimde ağır ve hafif değerleri kullanarak düz bir yüzeyde mekân oluş-turulabilir. Ağır değerler gözü daha fazla etkilediği için öne doğru çıkmakta, hafif değerler ise gözden uzaklaşarak mekân etkisi sağlamaktadır. Aynı uzunlukta olan keskin ve kalın çizgilerin net olmayan ince çizgiye göre daha ağır olması gibi diyebi-liriz. Eserde doku, çizgi, biçim, leke, valör, aralık, ton, ölçü, perspektif, ışık- gölge, renk vb. elemanlarda seyircide mekân etkisi oluşturmaktadır. Mekân üç boyutlu ol-masıyla birlikte sınırsız boşlukta sınırlandırılol-masıyla gerçek anlamda görünür hale gelmektedir. Mekân içindeki nesnelerin mekâna değdiği hissi algılanmasıyla sınırla-nır. Eskiden içinde yaşadığı mekânı yapıtlarına aktaran sanatçı, günümüzde artık yapıtlarının mekânını yaratmakta yani tuvaldeki plastikle mekânı belirlemektedir. Çağımızda mekân anlayışı, sanatçının göstermek istediğiyle şekillenir.
2.2. Resim Sanatında Mekân
Mekân duyularımızın araştırma alanı ile sınırlıdır ve mekânı algılama birincil organımız olan gözdür. Göz, bir çizgiyi ya da eğriyi takip etme eğilimindedir. Sonra işitme, dokunma, koklama, tat alma duyularımızla da mekânı algılamada önemli bir yere sahiptirler. Resim sanatında ise ressam sezgileri ve görsel algısı sayesinde ağır ve hafif değerleri kullanarak mekânı oluşturur. Resimde mekân bir algı gösterisi so-nucudur. Bazen tek renge boyalı bir yüzey mekânı temsil edebilmektedir.
Çizgi mekân konusu içerisinde biçimleri sınırlandırmak mekân içerisinde yer alan bölümleri ayırmak, konturları yumuşatarak ya da sertleştirerek çeşitli amaçlar için kullanmaktadır. Mekânda hareket duygusunu eğri çizgilerle sağlanır. Mekân içerisinde yatay dikey, çapraz, seyrek, sert gibi çizgiler kullanılabilir. Mekânda bulu-nan nesnelerin derinliği sık, ince, kalın çizgiler kullanarak oluşturulur.
Resimde mekânın yaratılması, sanatçının kendi yaşam deneyimleriyle oluştur-duğu bakış açısı ve edindiği bilgiler sentezi ile sağlamaktadır. Bu durumda dönemin
estetik anlayışının da oluşturulan mekânı etkilediği görülmektedir. Bu durumda mekânın yaratılması, sanatçıyı içinde bulunduğu zamanı araştırmasını sağlar.
Mekânın sonsuzluğu ve sınırları, sanatçıların çalışmalarını gerçekleştirmede her zaman belirleyici olmuştur. Yüzyılın başından beri gelişen ve değişen sanat uy-gulamaları ile mekân boyutu derinlemesine irdelenmiş ve mekân olgusu yeni anlam-lar kazanarak yeni uygulama alananlam-ları bulmuştur. Sanatın temel formanlam-ları zaman ve mekânın hareketi ile elde edilmeye başlanmış ve soyut sanatın temelleri oluşturul-muştur.
Resimde iç mekân; oda içi, bina içi gibi kapalı mekanları konu alır. İlk iç mekân resimleri arka plan olarak sembolik çizgi ve biçimlerle ifade edilmeye çalı-şılmış.
Roma, Antik Yunan ve resimlerde olduğu gibi. İlk kez 14. yüzyılda perspekti-fin gelişmesiyle mekanlar daha gerçekçi bir yapıya kavuşmuştur. İç mekanlarda ba-zen yaşadığımız evin odaları, merdivenleri, pençeleri ya da kapı aralarında görünen koridorlar konu olmuştur. İç mekân resimlerde dikkat edilmesi gereken kural pers-pektifin ve ışığın doğru kullanılmasıdır.
Görsel 1: Van Gogh "Vincent'nin Arles'deki Odası",1989, Louvre-Orsay Müzesi Paris
Açık Mekân, İç mekânın tam tersidir. İnsanın barındığı yerin dışında kalan alandır. Doğada gözlemlediğimiz her şey açık mekân kapsamına girmektedir. Dış mekân üzeri kapalı zorunlu olmayan, çoğunlukla yapıların duvar ve heykel gibi
öge-lerin, bazen de ağaç, kaya vb. doğal ögeöge-lerin, çevrelediği bir hacimdir (Beyoğlu,
2016:79). Mekânı sınırlayan yatay ve dikey eleman çakışması söz konusu değildir. Denizin ortasında bulunan küçük bir bot bile, bir mekânı oluşturabilir.
Görsel 2: Hoca Ali Rıza "Peyzaj"
Derin Mekân; Yüzeyin ön planına yalnızca tek ağır değer konulup, çevresinin hafif renk ve çizgilerle kuşatılmasıyla oluşturulan mekâna denir. Resimde yakında olanlar açıkça seçilirken uzakta olanlar her şey sis içinde gibi net görünmez. Resimde soyut ve somut biçimde bir mekân içinde gösterilecek yüzeyde üçüncü bir boyut oluşturulması derinlik kavramını ortaya çıkarmıştır. Resim sanatında mekân düşün-cesiyle özleşen derinlik kavramı 18. Yüzyıla kadar her şey gerçekte olduğu gibi gös-terilmiştir. Bu tür resim anlayışına resimde klasik espas olarak nitelendirilir.
‘’Frsızca kökeni olan espas dilimizde boşluk, mesafe, mekân, uzay, uzam, aralık gibi an-lamlar taşır” (Üner, 2010: 120). İki biçimin yan yana ya da arka arkaya
yerleştiril-mesiyle arada oluşan boşluk resimde espas duygusunu oluşturur.
Klasik Espas; Görünen gerçekliğin resim yüzeyine olduğu gibi yansıtılmasıyla elde edilen derinlik klasik espas olarak adlandırılır. Bu derinlik ise perspektif kural-larının uygulanmasıyla gerçekleşir. Nesneler resim yüzeyinde içeri doğru küçülerek, arka arkaya sıralanır uzaklık duygusu yaratır (Üner, 2010: 121).
Soyut Espas; Modern resim sanatı geliştirilmeye başlanmasıyla 20.yüzyılda ressamlar klasik resim kurallarını terk etmeye başlamışlardır. Soyut espasta
mekânda derinlik oluşturma olgusu modern resim akımlarıyla ortaya çıkmıştır. Do-ğayı taklit eden bir anlayış yoktur; görüntüler gereceğe aitmiş gibi görünebilirler ancak gerçekte oldukları gibi değildirler. Gerçek formlar deformasyon ve stilize edi-lerek modern bir anlatımla düzenlenir. Klasik espasta olduğu gibi oluşan boşluk ve mesafe aralıkları perspektif kurallarına bağlı değildir. Soyut espasta oluşan mesafe ve boşluklar somut ya da soyut formların yan yana arka arkaya sıralanarak arala-rında oluşan boşluklardır. Kullanılan form ve biçimler yüzeyseldir ancak soyut re-simde oluşan boşluk ve mesafelerin oluşturduğu derinlik duygusunu hissettirir. Bu tür espasa planimetrik espas denir. Biçimlerin arka arkaya sıralanışına “Süperpo-zisyon”, yan yana sıralanışına ise “Jükstapozisyon” denir (Üner, 2010:125).
Örne-ğin (Görsel 3) Picasso’nun soyut resminde hem süperpoze hem jükstapoze olarak, yan yana ve ard arda yerleştirilmiştir.
Görsel 3: Pablo Picasso "Üç Müzisyen",1927, Tuval Üzeri Yağlıboya, 2000.7x222.9cm, Museum of
Modern Art, New York
Yüzeysel Mekân; Bu mekân tipinde yüzey korunur. Artık resimlerin yüzeyin-de yüzeyin-derinlik söz konusu yüzeyin-değildir. Ressam, renkle biçimleri hafifçe ileriye ve geriye doğru kaydırıp ötesine daha fazla gitmez.
Yüzeysel mekân pozitif kontrole daha çok izin verir ve çalışma yüzeyinin düzlü-ğüne daha fazla uyar. Sanatçının soyutlamalarına ve anlama yönelmesine daha fazla olanak tanır. Günümüz resim sanatında yüzeysel mekân anlayışının egemen olduğu rahatlıkla söylenebilir (Kınalı, 2006: 20).
“Yüzeysel mekân genellikle perspektif kuralların ihmal edildiği ya da bozuk uygulandığı resimlerden oluşmaktadır. Yüzeysel mekânı en iyi şekilde kullanan sa-natçılarda birisi de Matisse dir. Sanatçı “Dans” çalışmasında mekânı yüzeysel olarak iki renkle yansıtmıştır” (Kınalı, 2006: 20).
Görsel 4: Henri Matisse, "Dans", 1910, Tuval Üzeri Yağlıboya, 260x391 cm, Ermitaj Müzesi, St.
Peterburg, Rusya
Gerçeküstücü Mekân; Gerçeküstücülük, duygu ve düşüncelerin aklın deneti-mine hapsolmasına karşı çıkarak, akıl ve mantığı reddetmenin verdiği özgürlükle bilinçaltındaki sembolleri, bastırılmış güdüleri, çoğunlukla anlamlandırmaya çalış-madığımız rüyaları irdeleyen, kişiyi bunlar üzerine sevk eden sıra dışı ve karmaşık bir akımdır (Beyoğlu, 2016: 32).
Gerçeküstücü Sanatçılar, mekân içerisinde yaratıcı biçimde boşluğu kullanmış, mekân içerisinde derinlik yaratmışlardır. Eserlerdeki mekânlarda, boşluklar ışıkla doldurulmuş düşüncesini uyandırmıştır. Saydam biçimler üst üste binerek mekân bir
uzay boşluğu biçimine dönüşmüştür. Eserlerde biçimler uzayda hareket ediyor gibi gösterilmiştir. Bazı sanatçılar ise, düşselliğe dayanan eserlerinde nesneleri ve figürle-ri tüm gerçekliği ve ayrıntılarıyla çalışarak farklı çalışmalar yapmışlardır.
Görsel 5: Salvodar Dali,” Belleğin Sürekliliği”, 1931 Tuval Üzeri Yağlıboya, 24x33cm, Museum of
Modern Art, New York, ABD
2.3. Rönesans Günümüze Resim Sanatında İç Mekân 2.3.1. Rönesans Dönemi İç Mekân
Rönesans, Avrupa tarihinde, Orta Çağ’ın sona ermesinden modern dünyanın şafağına geçişi temsil eder. Rönesans terimi “yeniden doğuş” anlamına gelir
(Farthıng, 2017: 150). Rönesans resim sanatı, Antik Yunan ve Roma sanatından
etki-lenmiş olsa da uzun süre Bizans mozaik ve fresklerin etkisinde kalmıştır (Yaman
ve-Sungur, 2009: 83).
Rönesans resim sanatı çizgisel bir anlayışa sahip. Nesneler ve figürleri sınırla-yan dış çizgiler (kontur) belirgin olup mekânın belirlenmesinde de etki etmektedir. Resimde dini konuların yanı sıra doğaya ait motifler stilize edilmeden tuvallere ta-şınmıştır. Bu dönemde doğa manzaraları, iç mekân resimler resmedilmeye başlan-mış. Resimde figürler önemli bir yere sahip olmasıyla birlikte figürler ve kumaş kıv-rımları doğal bir şekilde yansıtılmıştır.Rönesans sanatında gerçeği olduğu gibi
yansı-tılma olanağı perspektifin kullanılmaya başlanması ile sağlanmıştır. Perspektif öncesi resimde derinlik verilmediği için resmin önemli ögesi büyük yapılarak diğer ögeler ise önemliliklerine göre küçültülerek etrafa yerleştirilmiştir (Şenyapılı, 2004: 58-59) (Üstünipek ve Üstünipek, 2012: 235; Krausse, 2005: 6-11).
Görsel 6: Giotto Di Bondone, "Anna'ya Müjde”, 1304-1308, Fresk, Arena Şapeli, Padova, İtalya 14.yüzyılda Giotto geleneksel betimleme tarzını terk ederek anlatımcı ve ger-çekçi bir yol izlemiştir. Anna’ya Müjde çalışmasında mekân gösterimi simgesel özelliklerden sıyrılıp doğalcı bir anlatım kazanmıştır. Mekânda geçen olay bir tiyatro sahnesinde gibi ele alınmıştır. Evin içine tam girilmemesine rağmen dört duvardan birini kaldırarak iç mekân kısmını görünür kılmıştır. Mekân figür ve eşyalarla sınır-landırılmış ve perspektifle derinlik sağlanmıştır. Giotto evin hem iç hem dış kısmını göstererek sembolik bütünleşmesini sağlamıştır.
Pencereden sarkan baş meleklerden Cebrail, ibadet eden Anna’ya Meryem’ hamile kalacağı müjdesi vermektedir. Duvara asılı yün eğirme aletleri ve dışardaki kadının yün eğirmesi kadınların erdemine işarettir. İç mekân geleneksel perspektif kullanılarak betimlenmiştir.
Görsel 7: Masaccio, "Kutsal Teslis", 1427 civarı, Fresk, 680x475cm, Santa Maria Novella, Floransa
Görsel 8: Masaccio, “Kutsal Teslis”, 1427 civarı, Fresk, 680 x 475 cm Santa Maria Novella, Floransa Erken Rönesans’ın ustası olan Masaccio, Giotto’nun resim alanındaki yenilik-leri geliştirerek “çizgisel perspektifi” matematiksel temeller oluşturacak şekilde önemli aşamalar kaydederek mekânda derinliği sağlamıştır. Rönesans resmin doğal tutumu olan çizgisel bir anlayışla figürleri bu doğal ortam içinde formlarına dikkat ederek yerleştirmiştir. 1427 yılında Floransa’daki Santa Maria Novella Kilisesi’nde,
“Kutsal Teslis” (Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) freski ile ziyaretçileri şaşırtmıştır (Kra-usse, 2005: 9).
Ziyaretçiler ilk bakışta ressamın duvara delik açtığını ve yan taraftaki başka bir kilisenin içini gösterdiğini zannetmelerini sağlamıştır. Resimdeki mekânın perspekti-fine aşırı vurgu yapılmış, figürlerin bedenleri adeta birer heykel gibi üç boyutlu işle-nerek ön plana çıkmıştır. Kaçış çizgileri yoluyla üç boyutluluğun sağlandığı ve bü-tünsel bir gölge-ışık oyunlarıyla sistemli bir mekânın yaratıldığı ilk perspektif resmi olarak bilinmektedir. Bu nedenle Masaccio Rönesans resmin öncüsü ve kurucusu sayılmıştır (Krausse, 2005: 9). İç mekân geleneksel perspektif kullanılarak betim-lenmiştir.
2.3.2. Yüksek Rönesans Dönemi İç Mekân
Yüksek Rönesans 15.yüzyılda İtalya, Floransa ve Roma da ortaya çıkmıştır. Yunan ve Roma eserlerinin seviyesini yakalayıp onları geçmek için gerçekçi yorum-lamalara, dengeli kompozisyonlara, armoni ve dramatik unsurlara odaklanmışlardır.
Yüksek Rönesans’ın sanatçıları Yunan felsefesini olan hümanizmi benimseye-rek her şeyin merkezine insan ve insan edimini yerleştirmişlerdir. Hümanistler,
in-sanların rasyonel düşünce kabiliyetleri olduğunu, öğrenmenin ve dünyayı geliştirme-nin, kişinin hayatını ölümde sonraki yaşama hazırlık yaparak geçirmesinden daha önemli kaygılar olduğunu savundular. Matbaanın bulunuşu bu döneme rastlamasıyla
birlikte bu düşünce kolay yayılmıştır. Erken Rönesans detaycı ve keskin çizgilerin yerini güzellik, ihtişam, derinlik anlam taşıyan daha yumuşak hatlı basit çizgiler yer almıştır. Sanat günlük hayatın önemli parçası haline gelmiş, sanatçılar dini temalar-dan uzaklaşmıştır. Yüksek Rönesans’ın dehası olan Leonardo da Vinci sfumato ve hava perspektifi gibi tekniklerle resim sanatına hacim ve derinlik konusunda yenilik-ler getirmiştir. Sanatçı resimyenilik-lerinde sert hatları ve keskin konturları yumuşatarak, ışık ve gölgeye verdiği önemle yeni bir gelişime katkı sağlamıştır. Daha önce resimde gerçek anlamda olmayan mekân, Leanorda ile gerçek mekân yansıması kullanılmaya başlamıştır. Gerçeği algılamak yeniden yaratmak yönündeki bu arzusu “Son Akşam Yemeği” adlı duvar resminde ortaya koymuştur (Krausse, 2005, 18-19; Farthıng: 2017,173-174).
Görsel 9: Resim-9: Leonardo Da Vıncı, “Son Akşam Yemeği”, 1495-98, Sıva Üstüne Tempera
ve-Yağlıboya, 460 x 880cm. Santa Maria delle Grazie (Yemekhane), Milano
Son Akşam Yemeği adlı eserde Hz. İsa’nın on iki havariler ile yediği son ak-şam yemeği tasvir edilmiştir. İsa resmin merkezi kısmında yer almaktadır. Sağ ve sol kısmında ikişerli üçerli grup halinde havariler bulunmaktadır. Resimde yatay bir
çiz-gi oluşturan beyaz masa üzerinde geometrik form oluşturan yiyecekler betimlenmiş-tir. Figürlerin kıyafetleri sıcak ve soğuk renklerle zıtlık oluşturarak denge sağlanmış-tır. Yemek odası, yemek masasının arkasındaki alan ve pencereden dışarıya açılan manzara ile sınırlandırılmıştır. Basık tavanın olduğu mekân içerisi loş bir aydınlık hakimdir. İtalya-Milan’da Santa Maria Della Grazie Manastırının yemek salonun iç mekânı betimlenmiştir. İç mekân geleneksel perspektif kullanılarak betimlenmiştir.
Görsel 10: Tiziano, “Urbinolu Venüs”, 1538 civarı, Tuval Üzerine Yağlıboya,119,5 x 165 cm,
Bu dönemde iç mekân genellikle arka plan olarak kullanılmıştır. Tiziano Urbi-nolu Venüs eserine baktığımızda iç mekân daha gerçekçi betimlenmiştir. Mekânın ön kısmında yatağında çıplak uzanan Venüs bulunmaktadır. Yatağın kırmızı rengi ile çarşafın beyaz rengi figürü daha çekici kılmıştır. Yatağında uzanan figürü açık tenli vücudu arka plandan net bir şekilde ayrılmaktadır. Figürün arka kısmından sarkan çarşaf odayı iki kısma bölmüştür. Arka kısımda büyük sandıklar ve ona hizmet eden hizmetkarlar bulunmaktadır. Hizmetkarlar Venüs’ün giyeceği kıyafetleri aramakta-dırlar. Arka tarafa derinlik hissi veren pencere de güneşin battığını görmekteyiz. Ay-rıca hizmetkârlarında küçük çizilmesi mekâna derinlik hissi vermiştir.
İç mekân geleneksel perspektif kullanılarak betimlenmiştir. Dönemin modern yatak odasının iç mekânı yansıtılmıştır.
Görsel 11: Jan Van Eyck, “Arnolfini Düğünü”, 1390-1441, Meşe Panel Üzerine Yağlı Boya, 82 x
Jan Van Eyck’in Arnolfini Düğünü adlı resminde günlük yaşama ait bir konu olan evlilik törenini ele almıştır. Resimde iç mekân kısmı seyirciye daha da yakınlaş-tırılmıştır. Ressam iç mekânın ön ve arka kısmını olağan üstü detayla betimlemiştir. Kompozisyonun bütünlüğünde ışık ve rengi uyumlu kullanan ressam renklerin koyu-dan açığa geçişleriyle mekânda üç boyutluluğu sağlamıştır. Dönemi yansıtan
Anado-lu kilimi, mobilyalar, figürlerin kıyafetleri, duvardaki ayna ve avizede yana tek mum mekânı daha gerçekçi kılmıştır. Kadın ve erkek tam boy iki figürün simetrik eksenine rastlayan bir yerde asılı bulunan dışbükey bir aynadan gerçek mekânı ve orada bu-lunanları görürüz. Jan Van Eyck çağdaşlarının doğayı göstermek için kullandıkları arka düzlemi, ayna yoluyla ön planı göstermek için kullanır (Okkalı, 214: 15).
Resimde dönemin yatak odasını yansıtan geleneksel perspektifin kullanıldığı bir iç mekân betimlenmiştir.
2.3.3. Maniyerizm Dönemi İç Mekân
Maniyerizm İtalya’da Yüksek Rönesans ile Barok akım arasındaki geçiş döne-midir (Yaman, 2009: 95). Gerçekçilik ve akılcılığın geri plana itildiği, hayal gücünün
ön plana çıktığı bu dönemde Tanrıya ulaşma anlayışı ortaya çıkmıştır. Doğa ve doğa gözlemciliği bir kenara bırakılmış, dış gerçekçiliğin yerini iç gerçekçiliğin aldığı, duyulara dayanan imgesel bir anlatım anlayışı hâkim olmuştur. Anlatımcı estetik ön plana çıkmıştır. Bu sebeple Maniyerizm, dışavurumculuğun öncüsü olmuştur (Şen-türk, 2012: 122-123; Çelik, 199:16-17).
Bu dönemde klasik eserler yeniden incelenerek kurallar yıkılmış ve resimdeki mekân anlayışı değişmiştir. Manzara yerini artık birden fazla mekân almıştır. Mani-yerizm resimde perspektif oyunlarından yararlanarak, gerçek dışı mekân yaratılmış. Ayrıca mekânda karanlık alanlar belirsiz bir derinlik oluşturmuştur. İnsan birinci plana alınmış ancak doğal halleri inkâr edilmiştir. İnsan figürü de çizgiye has bir özellik kazanarak “S” formlarıyla dinamik, hareketli bir görünüm oluşturulmuştur. Renklerin gölgesiz ışıkların içerisinde parlak bir etki bırakarak mekânda figürlerin öne çıkmasını sağlamıştır. Mat ve soğuk renklerin kullanıldığı alanlarda açık- koyu tonlar arasında ani değişmeler görülür. Bu ani değişmelerde çizgi olarak algılanmak-tadır. Karanlık mekanlar içerisinde figürler hareketli, abartılı ifadelerle hava
uçuşu-yormuş gibi his uyandırmaktadır. Figürlerin vücut oranlarında bozulmalar dikkat çeker, boyu, el, kol ve beden ölçüleri uzatılarak betimlenmiştir (Krausse, 2005, 23-24; İbrahimgil, 2008: 82).
Görsel 12: Tintoretto, Son Akşam Yemeği, 1591-94, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 365x568cm, S.
Gior-gio Kilisesi, Venedik
Tintoretto’nun Son Akşam Yemeği karamsar olmasına rağmen mekân ışık- göl-ge oyunlarıyla etkileyici bir hale dönüşmüştür. Resmin arka karanlık kısmı mekâna derinlik hissi uyandırmaktadır. Mekânın ön kısmı geniş ele alınarak izleyiciyi de resmin içine çekmektedir. Figürler mekânın dört bir yanına yayılmış, kendi başlarına hareket ediyorlar gibi betimlenmiştir.
Geleneksel perspektifin kullanıldığı yarı aydınlık yarı karanlık bir iç mekân be-timlenmiştir.
2.3.4. Barok Dönemi İç Mekân
Barok sanatı resimlerde dini konu, mitoloji, günlük yaşamdan alınan sahneler konu edinmiş, manzaralara önemsenmiştir. Ressamlar da yapıtlarında hareketliliği ve kütleleri belirme de ışık-gölgeyi kullanmışlardır (Yaman: 2009, 99).
Barok resim sanatı insanı ve insanı konu alan olaylara önem vermesiyle mekânda kurgusal olayları yaratmışlardır. Sanatçılar perspektife iyi hâkim oldukları için gerçek mekân ile resimsel mekân ayırt edilemez hale gelmiştir. Mekân içerisinde havada uçuşan, savrulan figürler yerleştirerek mekânda hareketliliği ve derinliği sağ-lamışlardır. Barok resmine tenselliğin girmesiyle birlikte insan figürünün ruhani din-sel boyut dışında mekânda maddi bir varlık olarak algılanmasını sağlamıştır. Kuvvet-li ışık-gölgeler oluşturularak mekânda hareketKuvvet-li ve duygulu anlatımı güçlendirmiştir. Işığın kullanılmasıyla mekânda karanlık alanlarla birlikte derinlik oluşturulmuştur (Krausse, 2005: 34; Yaman: 2009, 99).
Görsel 13: Diego Velazoues, Las Meninas, 1656, Tuval Üzerine Yağlıboya, 320x276 cm, Museo del
Prado, Madrid, İspanya
Barok üslubunu en iyi şekilde yansıtan Velazquez, Las Meninas (Nedimeler) adlı eserinde ışık ve gölgeyi kullanarak gerçekçi bir mekân algısı yaratmıştır. Mekân oldukça geniş ele alınarak perspektifle derinlik sağlanmıştır. Mekânın ön kısmında prenses, ona eşlik eden nedimler ve bir köpek bulunmaktadır. Mekânın sol kısmında sanatçı kendisini bir tablonun önünde betimlemiştir. Nedimeler arka kısmında iki
kadın figür görülmektedir. Resmin arka planda bulunan açık kapı ve figür mekâna derinlik katmıştır. Kapının üst ve yan kısımları tablo ve aynadan oluşmaktadır Ayna-da bize doğru bakan Kral ve Kraliçe’nin yansıması vardır.
Geleneksel perspektifin kullanıldığı resimde sarayın büyük bir odasının iç mekânı yansıtılmıştır.
2.3.5. Rokoko Dönemi İç Mekân
18.yüzyıl ilk yarısında Paris’te başlayıp bütün Fransa ve Avrupa’da yaygınla-şan bezeme üslubu. Fransa’da çakıl taşı anlamına gelen rocaille (Rokay) barocca (Barok) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur (Eczacıbaşı, 2008: 1326). Baroğa
tepki olarak doğan rokoko resim sanatı küçük boyutlarda, konuları gönül açıcı, eğ-lenceli, duygusal yönüyle öne çıkan eserler bırakmıştır. Rokoko sanatı kişilerin zevk beğenileriyle şekillenen ve mekanları süsleyen bir yapıya bürünmüştür.
Hafiflik duygusu veren, zarif çizgiler, marifetli fırça darbeleri, çoğunlukla hoşa giden duygular uyandıran sahneler, hassaslıkla seçilen renkler ve ışık etkileriyle re-simler düşünceden çok duygusal algı yaratmaya yönelmiştir. Bu rere-simlerin konuları ve bu konulara sahne olan mekanlar, çoğunlukla saray çevrelerinin beğenilerine ce-vap veren ve onların yaşam tarzlarını açıklayan, eğlenceli ortamlar, parklar ve bahçe-ler olmuştur. Bu ortamlarda güzel ve şık insanların bir araya geldiği günlük yaşam sahneleri, kadın ve erkek bedeninin cinselliğini vurgulayan anlatımları ve çoğunlukla yaşamın eğlenceli ve hoş taraflarını yansıtma kaygıları ön planda olmuştur. Bu
ne-denle rokoko, sadece izleyicide hoşa giden duygular uyanmasına aracı olan, yaşamın kolay ve hoş taraflarını gözle önüne seren, göze hoş gelen, ancak içerikte bir sorun-sal bulundurmayan ve tinsellik kaygıları taşımayan bir beğeni üslubudur (Şentürk,
2012: 158). Günlük yaşam sahneleri konu alan mekân içerisinde figürler şatafatlı giysiler içerisinde gösterilirken yatak odaları mahremiyetin olduğu bu alanlar çoğu zaman iç mekân olarak gösterilmiş. Dış mekanlarda ise daha çok süslü, manzaralar, gerçekte var olmayan şehir görüntüleri ya da gerçek mekanla hayali mekanlar birleş-tirilerek kurgusal mekanlar oluşturularak bir düşler alemi algısı yaratılmıştır (Kraus-se, 2005, 50).
Görsel 14: William Hogarth, “Moda Evlilik”, Tuval Üzerine Yağlıboya, 70 x 91cm, Londra Ulusal
Galeri
Eserlerinde ev içi güncel konular işleyen William Hogarth Moda Evlilik eserinde dönemin yapısını ortaya koyan ve mutsuz bir evliliği betimlemiştir. Resim oldukça gösterişli ancak dağınık bir iç mekanda mutsuz ve hayattından bezmiş bir çift bulunmaktadır. Resmin ön kısmında yere düşmüş bir sandalye ve hemen üzerinde kılıfından çıkmış bir keman bulunmaktadır. Sandalyenin hemen yanında ayakta duran koltuk altında ve elinde senetler tutan figür bulunmaktadır. Bir eli yukarda duran figürün memnuniyetsiz tavırları ve mimikleri bir şeylerden şikayetçi gibi duruyor. Hemen arka kısmında iki ayrı sandalyede oturan çift bulunmaktadır. İki kolu havada duran kadın figürün rahat tavırları dikkat çekmektedir. Yanında oturan adam oldukça bitkin, mutsuz, hayattan sıkılmış, omuzları aşağı düşmüş asık suratladurmaktadır. Yan odada duvarda asılı tablolar ve yan yana sıralanmış sandalyeler bulunmaktadır. Ayrıca sandalyeleri düzelten, bir eliyle kafasını tutan ve ağzı açık olan kalfa esniyor mu, şaşırmış mı anlaşılmıyor. Kalfanın bulunduğu bu oda mekan derinlik hissi katmıştır.
Bu resim de dönemin zengin eşyalarla döşenmiş modern bir evin iç mekanı betimlenmiştir.
2.3.6. Neoklasizm (Yeni Klasikçilik) Dönemi İç Mekân
18. yüzyılın sonunda 1830’lu yıllara kadar Avrupa’yı etkisi altına alan üslup-tur Barok ve Rokoko tarzlarının yapaylığına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır.
An-tik çağ sanatına karşı bir hayranlık duymuştur(Farthıng: 2017, 260).
Neoklasik resimde sanatçılar yalın ve çizgisel bir anlatım benimsemişlerdir. Önemli olan çizgi ve form olup, ışık ve gölgeyi ikinci planda yer almaktadır. Renk ve ışık etkileri, çizgi ve form bütününe bağlantılı olmaktadır (Beksaç, 1995: 78). Ne-oklasik resmin abartılı sahnesi kasvetli mekanlardan oluşmaktadır. Mekân içerisinde bazen soğuk, karanlık renkler bazen de parlak renkler, sert konturlar, durağan kom-pozisyonlar oluşturmaktadır. Genellikle karanlık mekanlar içerisinde ışık eşit bir şekilde dağılmaktadır. Sanatçılar yanılsamacı mekanlardan uzak durmuşlardır. Kah-ramanlık ve maneviyata önem verildiği için mekanlarda bu temalara uygun bir şekil-de betimlenmiştir(Krausse, 2005: 53).
Görsel 15: Jean Auguste Dominique İngres, “Türk Hamamı”, 1862, Ahşap Panel üzerine
İngres’in Türk hamamı adlı çalışmasına baktığımızda kapalı mekânda çıplak kadın figürlerini görürüz. Mekân ön kısımda açık alan ve arka kısımda karanlık alan-dan oluşmuştur. Her ne kadar mekânda derinlik ve en arka planda koyu renkler kul-lanılmış olsa da en arkadaki figürün parlak ten rengini çabuk algılarız. Bu kadın fi-gürlerin vücut çizgileri arabesk uyumlu eğrilerle sağlanmıştır. Eğrilerin uyumu için vücutta deformasyon yapılmıştır. Sanatçı, bu güzel bedenleri çekiciliklerini vurgula-yan her türlü pozda çizmiştir; sırttan, vurgula-yandan, profilden, ayakta, yatar hâlde, Zengin beden çizgilerini öne çıkartacak şekilde, eğilmiş durumda olan kadınlar rahat tavırla-rıyla dikkat çekmektedir. Kadınların bir kısmı birbirine sarılmış kimisi de tek başına uzanmış dinleniyor. Hepsinin yüzü görülüyor. Ancak en önde ut çalan bir kadın sır-tından görünüyor.
Hamamda kadınların müzik eşliğinde eğleniyor gibi algı oluşturan sanatçı ha-mamların iç yapısını olay örgüsünü başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Kalabalık kom-pozisyon olmasına karşın resim gayet dengelidir. Mekânda yatay ve dikey çizgi oluş-turan figürlerle dengeyi sağlanmıştır.
Bu resim dönemin geleneksel yapıya ait bir hamamın iç mekânı yansıtılmıştır.
2.3.7. Romantizm Dönemi İç Mekân
18. yüzyılda Aydınlanma hareketinin rasyonel düşüncesine tepki olarak ortaya çıkmıştır. Romantik sanat da sezgiler, coşkulu duygulara, hayal gücüne, insan psiko-lojisine ve doğanın hayranlık uyandıran gücüne önem verilmiştir. Doğaya duyulan hayranlık manzara resmini yaygınlaştırmıştır.
Romantik resimde çizgiler önemini yitirmiş olup, renk ön plana çıkmıştır. Duygu odaklı romantik resimlerde mekanlar gerçeklikten biraz uzaklaşarak düşsel mekanlara dönüşmüştür. Ressamlar yarı hayali, yarı gerçek yansıttığı mekân içerisine izleyiciyi etkilemeye çalışmışlardır(Yaman :2009, 100; Doğan vd., 2017: 108).
Görsel 16:Francisco Goya, IV. “Carlos ve Ailesi”, 1800- 1801, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 280 x 336
cm, Museo del Prado, Madrid
Francisco Goya, IV. Carlos ve Ailesi adlı eserinde iç mekân, duvarda asılı iki büyük tuval ve yan yana sıralanmış kraliyet ailesinden oluşmaktadır. Sol tarafta ar-kada gördüğümüz tuval üzerinde çalışan sanatçının oto portresini gölgeler arasında görmekteyiz. Mekân içerişimde duran Kral ve Kraliçeyi doğrudan seyirce bakmakta-dır. Figürlerin yüzleri ve duruşları idealize edilmiş fakat Kral ve Kraliçe’nin yüzleri gerçeğe yakın çizilmiştir. Sanatçı yüzlerin her birinde kişilerin özgünlüğü ve kişiliği-ni yansıtmıştır. Yarı gölge mekân içerisine figürlerin kıyafetleri ve takıları ışık altın-da parlıyor. Resimde tabloların yarısı gözükmesi mekânın devam ediyormuş gibi izlenim yaratmaktadır.
Resimde büyük tablolardan oluşan bir sarayın iç mekânı yansıtılmıştır. 2.3.8. Realizm Dönemi İç Mekân
19. yüzyılın ikincisi yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak or-taya çıkan bu sanat akımı gözle görülür, elle tutulur gerçekliğe yönelmişlerdir
(Ya-man, 2009: 113).
Realizm sanatçıları gündelik hayatı olduğu gibi doğal ve nesnel bir şekilde tas-vir etmişlerdir. Yapmacıklığa karşı bir duruş sergileyen sanatçılar eserlerine