• Sonuç bulunamadı

Atatürk'ün hayatı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Atatürk'ün hayatı"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

PAZARTESİ

Çankırı Caddesi, Ankara

U L U S B asım evi

1 0

Telgraf: ULUS Ankara

TELEFO N

Sonteşrin

; Yazı İşleri Müdürü . . 1061

Başyazarlık...1871

1 9 4 1

Müessese Müdürü . . . 1144

5 KURUŞ

j tdare

. « • • • « • • 1064

U

L U

9

n

İ M

İ Z

İ

M

İ

Z

D

İ

R

3 üncü OLUM YILDı

Millî Şef’in

Türk milletine

beyannamesi

ANKARA: 21/X I/1938

Büyük Türk M illetine :

Bütün ömrünü hizmetine vak­

fettiği sevgili milletinin ihtiram

kolları üstünde Ulu Atatürk’ün

fâni vücudu istirahat yerine tev­

di edilm iştir. Hakikatte yattığı

yer, Türk Milletinin onun için

aşk ve iftiharla dolu olan kah -

raman ve vefalı göğsüdür.

Atatürk, tarihte uğradığımız

en zalim ve haksız ittiham gü •

nünde meydana atılm ış,

Türk

Milletinin masum ve haklı oldu­

ğunu iddia ve ilân etmiştir. İlk

önce ehemiyeti kavranmamış o-

lan gür sesi, asla yıpranmıyan bir

küvetle nihayet bütün cihanın

şuuruna nüfuz etmiştir.

En büyük zaferleri kazandık­

tan sonra da Atatürk, ömrünü,

yalnız Türk Milletinin haklarım,

insaniyete ezelî hizmetlerini ve

tarihe hâkettiği meziyetlerini is­

pat etmekle geçirmiştir. Milleti­

mizin büyüklüğüne, kudretine,

[ faziletine, medeniyet istidadına

¿e mükellef olduğu insaniyet va­

zifelerine sarsılmaz itikadı vardı.

“Ne mutlu Türküm diyene” de -

d iği zaman, kendi engin ruhu -

nun, hiç sönmiyen aşkını en' ma­

nalı bir surette hülâsa etmişti.

Fena zihniyet ve idare ile geri

bırakılmış Türk cemiyetini, en

kısa yoldan insanlığın en müte -

kâmil ve en tem iz zihniyetleriyle

mücehhez modern bir devlet ha­

line getirmek, O ’nun başlıca

kaygusu olmuştur. Teşkilâtı esa-

siyemizde ve bugün bütün vatan­

daşların vicdanlarında yerleşmiş

olan lâik, milliyetçi, halkçı, in -

kılâpçt, devletçi cümhuriyet, bi­

ze bütün ev saf iyi e Atatürk’ün

en kıym etli emanetidir.

Üfulündenberi Atatürk’ün a-

ziz adı ve hatırası, bütün halkı­

mızın en candan duygulariyle

sarılmıştır. Memleketimizin bir

köşesinde ve bütün milletçe ken­

disine gösterdiğimiz samimî bağ­

lılık, devlet ve m illetimiz için

kudret ve vefanın beliğ misali •

dir. Türk Milletinin aziz Ata •

türk’e gösterdiği sevgi ve saygı

onun niçin Atatürk gibi bir ev -

lât yetiştirebilir bir kaynak ol -

duğunu bütün dünyaya göster -

miştir.

Atatürk’e tazim

vazifemizi

ifa ettiğim iz bu anda, halkımıza,

kalbimden gelen şükran duygu­

larımı ifade etm eyi,

ödenmesi

lâzım bir borç saydım.

Milletler arasında kardeşçe

bir insanlık hayatı Atatürk’ün

en kıymetli ideali idi. Bütün

dünyada ölümünün gördüğü ih­

tiramı, insanlığın âtisi için ümit

verici bir müjde olarak selâmla­

rım. Bu sözlerim, yazılariyle ve

toprağımızda şövalye askerleri

ve mümtaz şahsiyetleriyle yası -

m iza iştirâk eden büyük millet -

lere, Türk Milleti adına şükran­

larımın ifadesidir.

D evletim izin bânisi ve mille -

timizin fedakâr, sadık hâdimi,

•Mİ m m l l l t i i l l l

:

mm

.

I

i ' 4

1 í Wmá s' ' < m m &&

mm ■

Ebedî Ş e f A T A T Ü R K

'

>

İ S K İ W * M

Tarihî bir hâtıra: EBEDÎ ŞEF veMlLLÎ ŞEF bir Cümhuriyet Bayramı günü birbirlerini kutluyorlar

insanlık idealinin

âşık ve

mümtaz siması,

Eşsiz kahraman Atatürk !

Vatan sana minnettardır.

Bütün ömrünü hizmetine ver­

diğin Türk Milleti île beraber se­

nin huzurunda tazim ile eğiliyo­

ruz. Bütün hayatında bize ru -

hundaki ateşten canlılık verdin.

Emin ol, aziz hâtıran sönmez

meşale olarak ruhlarımızı daima

ateşli ve uyanık tutacaktır.

Reisicümhur

İSMET İNÖNÜ

D

Buğun

v

I

d ır v t in a n ıy o ru z . o te m a k i n , d e a k ıl k a y rb ır m u ş tu r. A t a t ü r k a d e d ir . O n d a k e m £ iı____„ _____ Ö n c e si v a r d ı, so? . *sı v a r d ır . O n a u la ş m a k , o n u n gib i o lm a k , T ü r k ç o c u ğ u n u n ir a d e s in e y e n i b ir a ş k m a y a s ı k a tm ış tır . G e n ç le r s o k a k ­ l a r d a n a k tığ ı z a m a n , b a ş l a r ın d ik d u r u ş u n a , g ö z le r in p e k b a k ış m a , g ö ğ ü s le rin e r k a b a r ı ş ın a d i k k a t e- d in iz . S a n k i b ir S a n c a k ta ş r m a k ta , b ir z a f e r tü r k ü s ü ç a ğ ı r m a k t a d ı r ­ l a r . A t a t ü r k ’ü n a sıl ö lm e z liğ i, b ö y ­ le y a ş a m a s m d a d r r . B u n u n la b e r a b e r n e U lu b ir T ü r k - t ü ; e s e ri n e k a d a r ta m , n e k a d a r to p lu v e n e k a d a r , b u a s r m ü s t ü n ­ d e n g e le c e k z a m a n l a r a a ş ıy o r. B u h a lk , ki T ü r k ta r ih in in ş a f a k s ız b ir g e c e s in d e n b e r i, b ir k u r tu lu ş , b ir s ilk in ip k a lk ın m a r ü y a s ı ile a v u n - m u ş tu r ; k e n d in i, a d ım ad rm , t e v e k ­ k ü le , k a d e r c iliğ e d o ğ r u s ü rü y e n k a r a b a h t a k a r ş ı, y e n ic i, y ık ıc ı v e a ç ıc ı b ir k ü v e t, b i r a k ıl, r u h v e a h ­ l â k k ü v e ti a r a y ı p s o rm u ş tu r. A t a ­ t ü r k , ir a d e s in i, iş te h a l k b a ğ r ın ı y a k a n b u a t e ş t e ıs ıttı. B ü tü n öz k a h r a m a n l a r g ib i, h a l k a n a s ın d a n d o ğ d u ; a c ı v e h a s r e t l e r k u c a ğ ın d a , h e lâ l s ü tle b ü y ü d ü . B aşı d u m a n lı d a ğ ın h e n ü z e te k - le r in d e y iz . O n u , e n g in u f u k l a r o r ­ ta s ın d a , t a m y ü c e liğ i ile ö lç e b ile ­ c e k k a d a r m e s a f e a lm a d ık . Z a f e r ­ le b u g ü n k ü h ü r v e ş a n lı d e v le tin , in k ılâ p la , a s ı r l a r b o y u g e liş e c e k b ir y e n i z a m a n l a r c e m iy e tin in te m e ­ lini a tm ış tır. B u c e m iy e t o lu ş h â lin - d e d ir . V e ta m a m la n m a ğ a d o ğ ru g ittiğ i k a d a r , A t a t ü r k ’ü n a d ı s a n ı b ü y ü m e k te , y a y ılm a k ta v e y ü k s e l­ m e k te d e v a m e d e c e k tir . Y a ş a r k e n b ir e s e r b ı r a k t ı : o n u ö v e lim v e k o ru y a lım . Ö lü m ü ile y ü ­ r e k l e r e s ığ m ıy a n b ir a c ı b ı r a k t ı : o n u n la y a n a lım v e s ız la n a lım . B ir d e r s b ı r a k t ı : u n u tm ıy a lım . B u d e rs , h a l k ı se v m e k , h a l k a in a n m a k , h a lk ile k a y g ıla n m a k , h a l k ile g u r u r l a n ­ m a k , h a lk u ğ r u n a f e d a o lm a k , M il­ lî Ş e f’in d ö k tü ğ ü ç e lik h a m l e ile “ B izi, h iz m e ti ile ş e r e f l e n d i r e n b ü ­ y ü k m ille tin e m a n e tin i, h e p im iz c a ­ n ım ız d a n ü s tü n t u t a r a k v a z if e y a ­ p a lım .” A t a t ü r k a n ıd ı n e tu n ç ta n , n e t a ş t a n d ı r : h e r s ü r ü le n to p r a k , h e r k u r u la n y u v a , h e r t ü te n b a c a , h e r işliy e n te z g â h , h a y a lle r im i z d e ­ k i T ü r k iy e ’y e v ü c u t v e r e n h e r şey, b ü tü n v a ta n ı, t e k b ir k a y a gib i, o n u n a d ın a o y m a k ta d ır . B u s e b e p ­ le , 10 S o n te şrin , n e y a s la n m a , n e d ö v ü n m e g ü n ü d ü r ; n e o n u n k a b i r ta ş ı ü s tü n e b a ş k o y u p el b a ğ l ı y a ­ c a ğ ız ; n e d e e t r a f ı n a g ö z y a ş ı ç a - [ Sonu 4 üncü sayfada ] V V : i M .

ü s ■

(2)

10/11/1941

t l ' Z T Yakl Kadri*Ain ‘‘A T A T Ü R K ’* . d q!r yaZm,t olduğu henüz in,nur

tari- miş r t başımıza

"ır.” gelm

ıyanet-k-

•3faşı-i mn i ;ini

1 w

'du.

Fakat, o, her şeyden evel bir asker ve bir vatanperverdi ¡ kendisine verilen va­ zifeyi kabulden imtina edemezdi. Bun­ dan başka, Mustafa Kemal, en güç ve en tehlikeli vaziyetlerin adamıdır. İşin a- ğırlığı nisbetinde iradesi artar ve

tehli-GUNUN GÖLGESİ

... ...

Yıllanmış acı

H e r g e ç e n y ıl, b iz i s a n a b ir a z d a h a y a k la ş tır d ı. İlk 10 S o n te şri- n in ü s tü n d e n ta m ü ç yıl g e ç ti. F a ­ k a t b ü y ü k a c ın g ü n lü m ü z d e h â l â , k o r gibi s ıc a k , y a k ıc ı v e ö ld ü r ü c ü ­ d ü r . H e r g e ç e n y d , fâ n i M u s ta fa K e m a l’i b i r a z d a h a u z a ğ a g ö t ü r ­ d ü ; f a k a t , h e r g e ç e n yıl b a k i v e e b e d î M u s ta f a K e m a l, iç im iz in ve v a r lığ ım ız ın d e r in liğ in e İşliyor. H e r g ü n ü m ü z v e h e r e s e rim iz s e ­ n in h â t ı r a l a r ı n l a d o lu d u r. D a h a b i r k a ç g ü n ö n ce , e v lâ tla r ın , a d ın ın

B ugün, üçüncü ölüm yıld ö n ü m ü n d e

EBEDÎ ŞEF

IIIIIIIIIII9II1IIIIIIIIİIIIIIIIIIIIIIII1IIIIIIIIIII

Atatürk'ün aziz

hatırasını

anacağız

a .p Cemil j adamı değildir, un, akıl ve mantık öter. Onun için, iş- asmış, küskün susuyor­

sa ne vakte kadar? Ba-

Fsı* a 1 tükeniyor; kendisine

sa-beye a» 'eP! .x bildiği silâh arkadaşlarına dert

harbinden sonra e Ter. yanıyordu. Bunlar arasında, sözünü

yük-ileri gelenlerinde bazı mühin sek makamlara geçirebilecek salahiyetli

erkânından müteşekkil bir heyet 1>- fırka kumandanları, ordu erkânıharp

reis-toka’da bir daire odasında toplanmıştır,^ lerj veya nafuz sahibi politikacılar var- Edirne henüz istirdat edilmiştir ve bu is- ’ dl- Mustafa Kemal, arada bir. bunları tirdat vakası İttihat ve Terakki partisin­

de Enver’in tek büyük zaferidir. Meclis- tekilerin bu sevinçli bahis etrafında taş­ kın bir neşe ve hattâ biraz da çalımla konuşması lâzımgelirdi. Fakat, odanın bir köşesinde oturan sarışın, asık çeh- reli ve sükuti bir zabit, yalnız oradaki huzuriyle hepsinin şevkini kırıyor gibi­ dir. İtiraz mı ediyor? Bir küstahlık mı yapıyor? Hayır. Sadece susuyor. Ve bu susuş, bu ağır susuş, hiçbirinde, serbest­ çe, rahatça hasbihale imkân bırakmıyor, sanki, bu güzide heyetin (merkezi sıkle­ ti) bu küçük rütbeli, sessiz ve mütevazi zabitin kapı kenarına çekilmiş sandalye- sindedir. Kolağası Mustafa Kemal susu­ yordu. Çünkü, mevzuubahs olan zaferin hiçbir askerî kıymeti olmadığını ve Bal­ kan harbi hezimeti yüzkarasının bununla silinmiş addedilmekten çok uzak kalaca­ ğım biliyordu. Biliyordu ki, karşısındaki bu adamlar bir takım demagoglardır ve Londra sulh muahedesiyle Türk milleti­ nin bünyesinde yapılan acrklr ameliya­ tın canhıraş ıstırabını avutmak için bura­

da halka bir avuç afyon hazırlamakla

meşguldürler.

Kolağası Mustafa Kemal, susuyordu.

Kimbilir, belki, ®nun ıstırabı, hiçbir

müsekkinle avunmıyaeak kadar derin mi idi? Doğduğu yer* ilk gençliğinin en tat­ lı demlerinin geçtiği güzel şehir elden gideli henüz birkaç ay oluyordu. Belki ihtiyar anası, genç hemşiresi henüz düş­ man elinde esir idi ve yahut cesetlerle, viranelerle tıkanan uzun muhaceret yol­ larında bir mahreç bulmak için sürünüp duruyorlardı. Fakat, Kolağası Mustafa

Kemal o adamdır ki, şahsî dertler ve

kendi ailesine ait felâketler üzerinde

durmaz; bütün hâdiselere, daima, millet ve memleket zaviyesinden bakar. Fran-

sızcada ( s e n s i b l e r i e ) keli­

mesiyle ifade edilen bir nevi yumuşak içliliğin ne olduğunu bilmemiştir. O, E- dirne’nin ’’istirdadının tesidi” için yapı­ lan hazırlıklar içinde, böyle küskün ve mahzun susuyorsa, bunun sebebi, Balkan

harbinde yapılan hataların birer birer

gözü önünden geçmesindedir. (1) Ona

göre bu harbi sevk ve idare edenler, ken­ dilerine düşen vazifeyi hakkiyle ifa

et-( 1 ) Atatürk’ün o zamanlara ait bu psi­ kolojik tahlilini, bir takım hayali tahmin- İare göre değil, bizzat, kendi ağzındar. dinlediğim ve yakınlarının O’na dair söy­ ledikleri hâtıralardan ilham alarak yapı­ yorum.

öne sürmekle maksatlarından hiç olmaz­ sa bir kısmını yaptırabileceğine zahip o- luyordu. Hattâ, bazan, zekâ ve dirayet-' lerinden değilse bile namuslarından emin , bulunduğu paşalara, âmirlere hulul ede­ rek, onları kendi çizdiği hat üzerinde yü­ rütmeğe çalışıyordu. Fakat, heyhat, bun­ ların hiçbiri yürümesini bilmedi. Hattâ bazısı patavatsızhklariyle onu ele verdi.-

Mustafa Kemal’in, Sofya elçiliğine

”ataşemiliter”# tayini, belki bu gizli ve sinsi teşebbüslerinin bir neticesidir; zi­ ra, biz, bu tayine ancak bir sürgün na­ zariyle bakabiliriz

Lâkin, binbaşı Mustafa Kemal Beyin, memleketten uzaklaşmakla, memleket iş­ lerine alâka göstermekten vazgeçtiğine hükmedilemez. Bu, onun, bütün fikirler rini, tenkitlerini hususî muhabere halin­

de ve büyük bir (tact) ile memlekete

neşrettiği bir devirdir. Bazılarını kendi gözümle okumak fırsatına nail odluğum bu mektuplar, diyebilirim ki, peygam- berane v i s i o n’larla doludur. Hele, Osmanlı Devletinin merkezî imparator­ lukların yanısıra harbe iştirâk etmemesi için yazdığı bir mektubundaki deliller ve müşahedeler gerek bîr büyük kumanda­ nın, gerek bir büyük diplomatın biyoğ- rafyasına şeref verecek kiyasetlerdendir. Hele (Marne) taarruzundan şbnra Al­

manya’nın tarafını tutmağı bir delilik

telâkki ediyordu. Demek ki, binbaşı Mus­ tafa Kemal (Bey) Çanakkale müdafaa­ sında vazife alırken, bizim tarafın her hangi bir nihaî zafere erebileceğini çok­

tan imkân haricinde telâkki ediyordu.

C ü m h u riy e t b a ş a r ıla r ın ı b i r e r b ir e r b iz e h a t ı r l a t ı p iç im iz e ö- ğ ü n ç ve s e v in ç v e r e n y ıld ö n ü m - le ri, yılın h e m e n h e m e n , h e r m ev sim in e r a s t l a r . O n u n için y ıl­ d ö n ü m ü te rk ib in i h e r z a m a n k a ­ le m ö ğ ü n e re k v e s e v in e r e k y a z ­ m a ğ a alışm ıştır. Y a ln ız , n e y a z ık k i, b ir t e k y ıl­ d ö n ü m ü n ü b e n z im iz s a r a r a k , g ö z le r im iz d o la r a k v e k a le m i­ m iz t itr iy e r e k a n ıy o r v e y a z ıy o ­ r u z : 10 S o n te şrin !

O g ü n , o s a b a h , b ü tü n y u r t u f u k l a r ın a b e k le n e n b ir y a sın b u lu t la r ı b ir ik m iş ti; g ö z le rim iz y a p ıla r ın ü z e r in d e d ik ili ,d u r a n g ö n d e r le r e d ik ilm iş gibi id i. O n ­ la r ı ç ıp la k g ö rd ü k ç e o y a la n ıy o r, g eç ic i b ir te s e lli d u y u y o rd u k . O o y a la n m a , o geçici te s e lli, n e y a z ık k i, ç o k sü rm e m iş ti: T ü r k b a y r a ğ ı ilk d e f a o la r a k m e ­ c a lsiz m e c a ls iz , d ire ğ in in a n c a k y a r ıs ın a k a d a r tır m a n a b ild i. O d a k ik a d a n b e r i , y ılın b ir ay ı v e b ir a y ın b ir g ü n ü T ü r k m ille ­ tin e , y a ln ız T ü r k m ille tin e d e

-kenin büyüklüğü nisbetinde cüret ve ce­ sareti galeyana gelirdi. Onun için taze bir şevk ile ilk ateş hatlarına atıldı.

Hiç şüphesiz ki, onu, oraya gönde­

renler, bu iddialı ve ihtiraslı zabitin bir

facialı çıkmazda mahvolup gideceğini

tahmin ediyorlardı. Fakat, bu zabit

kendini ucuza şatmıyacak; kendini yok /ere kurban vermiyecektir. Önçe salâ- iyet ve mesuliyeti kendi eline alıp teh- ;eye ondan sonra atılacaktır. Bu hare- t, bir cüretin değil, korkunç ve endi- verici bir zekâ 1 u c i a i t i ’sinin

metidir. Bunun aydınlığında, şimdi-

1, kendi alın yazısını okuyor ve kendi

dliyet ve iktidarının hudutlarım öl- 'or. Artık, hayatında, çoktanberi bek- *i karar saati çalmıştır. Devrin kara '->rı arasında bir batıp bir çıkan şu

parlak yıldız onun' yıldızıdır

'.dine emrediyor: yürü!.. Ve so- ete dayanan şan ve şeref şeh-

adımını atıyor.

u kararı vermek için tam otuz beş yıl bekledi. Dehâ, uzun bir sabır­ dır.

at, sadece sabır neye yarar? ”Ma- ' a Gandhi” de sabırlı bir adamdır. '.Ş yıldanberi, yosun tutmuş bir ka-

arçası ataletiyle Büyük Britanya

»ratorluğunun ummanı ortasında, ses- hareketsiz duruyor. Ne vakte kadar? vapmak için? Kendisi- de bilmiyor, uursuz, gayesiz ve pasif bir sabır- e bizim bildiğimiz eski şark" tevek- ıden farkı, devranın dinamizmâsını ye uğratacak kadar camit ve kesif ıdadır. Buna mukabil bir de termit .alarmın faal ve konstruktlf sabrı ir. Hint Okyanosunda, bazı »dalarda

insanların dinamitlerle ancak delmeğe

muvaffak oldukları betondan karınca yu­ vaları bunların eseridir. Evet, uzun, yı­

lankavi dehlizleri, kubbeli divanhan

leri, bodrumları, zahire anbarlariyle es&, masallardaki ecnebî saraylarını andıran ve bütün seyyahların parmağım ağzında bırakan bu harikulâde inşaatı "uzun ve inatçı bir ceht ile bir takım kızıl renkli, küçükkartncalar yapmıştır.

Genç Mustafa Kemal'in İlâhî inste^^ti

denilebilir ki, tıpkı bu termitler gibi

sessiz bir yeraltı faaliyetiyle durmaksı­ zın çalışarak kendi dehâsının emsalsiz ve sağlam mimarisini kurdu. Yani, fıt­ rattan aldığı müstesna malzeme ile ken­ di kendini yeniden yarattı.

B

uraya kadar, dehânın nasıl tekevvün,

ve teşekkül ettiğini gördük. Bun.

dan sonra, onun fiil sahasındaki

gelişmelerine şahit olacağız. F iil ve ha­ reket sahası, yani o b j e k t i T âlim, hiçbir hesap ve kitaba sığmıyan ır^çhul d,o n n â e ’1er ve insanı gafil avlıyart hâdiselerle doludur.

Büyük Yunan filozofu, (Hikmet - Sa- gesse) in yegâne düsturu olarak ’’kendi' kendini öğren, bil” vecizesini söylemiş, Mustafa Kemal Paşa, hassaten ’’Çanak­ kale” imtihanından sonra kendini çok iyi öğrenmiş; nefsine emniyeti azamî had­ dine ermişti. Muharip kabiliyetinin ne­ lere kadir olduğunu denemişti. Bundan başka Türk askerinin fedakârlığına, kah­ ramanlığına da büyük bir itimadı vardı.

Fakat, bu iki ’’malûm” dan yüzlerce

’’meçhul” ün keşfine giden yollar epey­

ce dolaşıktı. Bahusus ki 1919 yılmda

mevzuubahs olan dâva, yalnız askerî ve stratejik bir dâva olmaktan çok uzaktı. Türk milleti yalnız bir harp kaybetmiş değil; politik, ekonomik ve sosyal bir

inhidama da uğramıştır; mukadderatı

galip imparatorlukların haşin ve çetin

pençesinde bir kırık oyuncak haline gir­ miştir. Avrupa’nın diğer iki büyük im­ paratorluğu, (bizim eski müttefiklerimiz)

[ Sona 6 inci sayfada ]

v e o n l a r a e m a n e t e ttiğ in b ü y ü k e s e rin in ö n ü n d e , y e m in le rin i t e k r a r e t tile r . Y e m in im iz i, b u g ü n s e n in e b e d iy e tle r e g ö ç ü ş ü n ü n ü ç ü n c ü y ılı s o n u n d a m e r m e r s a n d u k a n ın ö n ü n d e y e n ile m e y i b o rç b iliy o r u z : a d m , d ü n y a l a r d u r d u k ç a b a y r a ğ ı ­ m ız k a l a c a k tı r . K u r t a r d ı ğ ın v e b ı­ r a k tığ ı n v a ta n ın e b e d i n ö b e tç ile ri k a la c a ğ ı z . A t a t ü r k ’ü, b u v a ta n ın ta ş ın d a v e to p ra ğ ım d a , e b e d iy e tle ­ r e k a d a r y a ş a tm a k n a m u s b o rc u - m u z d u r. B ü y ü k A t a t ü r k , 10 S o n te ş rin le r- d e , ilk işim iz, se n i t a v a f e tm e k , ve a r d ın d a n , b ü y ü k v a z if e m iz in b a ş ı­ n a d ö n m e k tir. S e n in y a r a t t ığ ı n , s e ­ n in k u r d u ğ u n , te m e l h a r c ın ı se n in k o y d u ğ u n b u v a t a n ı s e n in g ö s te r ­ d iğ in y o ld a n ,' s e n in v a r d ır m a k is­ te d iğ in h e d e f e g ö tü re c e ğ iz . V e b ü y ü k T ü rk iy e , » enin d ilin ­ d e n d ü ş ü rm e d iğ in , y a r ın ın b ü y ü k T ü r k iy e ’sin i y a r a t a c a ğ ı z . H e r ö lü m y ıld ö n ü m ü n d e , y o lu m u z u d a h a k ı­ s a lm ış b u la c a k s ın . G e n ç M u s ta fa K e m a lle r, ö n ü n ­ d e e ğ iliy o rla r, B ü y ü k A t a !

Kemal Zeki GENCOSMAN

Afyon belediyesi

29 ağustos tarihini

İnönü günü

olarak kabul etti

«

Afyon, 9 a.a. — Belediye m eclisim iz M illi

şef İn ö n ü 'y e Afyon h a lk ın ın d e rin sevgi ve say g ısın ı b e lirtm e k iem h e r yıl 29 a ğ u sto s g ü n ü n ü n İn ö n ü g ü n ü o la r a k k u tla n m a s ın a k a r a r ı^ rm ig tlr. Belediye m eclisin in bu k a r a ­ r ı a lm a sın d a sebep, M illî Şef’ln 922 yılı 29 a ğ u sto s g ü n ü a k şa m ı cep h e k o m u ta n ı s ıla

-suVurl-cize g em ilerid ir. --- . ’H a tır la r d a d ır kİ is m e t İn ö n ü Ebedi Ş ef A ta tü r k ve M a re ş a l F evzi Ç a k m a k Ue b irlik ­ te o geceyi beled iy e b in as ın d a g e çirm iş le r ve hep b irlik te D u m lu p m a r m ey d an m u h a re b e s i­ n in p lâ n la rın ı h a z ırla m ış la rd ı. C ü m h u riy et m ey d an ın ı sü slly en Z a fe r a n ıtı k a id e sin d e bu ü c b ü y ü k b asın h a r ta ü z e rin d e ç a lış m a la rın ı g ö s te re n k a b artım a d a b u h a tır a y ı te s b lt ey ­ le m e k te d ir.

Zonguldak'la kömür

bayramı kutlandı

Z o n g u ld ak , 9 a .a . — Z o n g u ld ak ’ta k ö m ü ­ r ü n Uzun M eh m et ta r a f ın d a n b u lu n m a sın ın 112 n cl y ıld ö n ü m ü o lan dün b u ra d a k ö m ü r b a y ra m ı o la r a k k u tla n m ış v e b ü tü n şeh ir b a y r a k la r la d o n a tılm ıştır. Bu m ü n a s e b e tle s a a t 12.30 d a Uzun M eh m et p a r k ın d a y a p ıla n to p la n tıy a m ad e n tek n isy e n o k u lu ile lise ve İlk o k u lla r ta le b e si, g e n çlik k u lü p le ri m e n ­ s u p la rı, v ali, C ü m h u riy e t H a lk P a rtis i, H a lk ­ ev i re isi ve id a re h e y e tle ri ü y eleri, s iv il ve a s k e ri erk ân , m e m u rla r, u m u m i m eclis ve beled iy e m ec lisi â z a la rı, k ö m ü r isle tm e le ri m e n s u p la n ve m ad en o c a k la rın d a n g elen isçi g r u p l a n ve h a lk İ ş tira k e y le m iştir.

T ö ren e is tik lâ l m a rs ı ile b a şla n m ış ve U zun M ehm et a n ıtın a P a r t i, b elediye ve k u - « ru m la rla o k u lla r â d ın a c e le n k le r k o n m u ştu r.

U zun M eh m et’in h a tır a s ın ı v e b u lu şu n u n ö n em in i b e lirte n sö y le v le rd en s o n ra m ad en o k u lu o k u rla rı Uzun M eh m et ve M aden m a r s ­ l a r ı n ı Söylem işlerdir. G ene b u m ü n aseb e tle d ü n m ad en m ü h e n d is le ri cem iy eti ta r a f ın d a n b ir. cay z iy a feti v e rild iğ i gibi gece de m aden i o k u lu b ir fe n e r a la y ı t e r t i p ey lem iştir.

Yas günümüzde

ğ il, k e n d in i b ile n b ü tü n in * an lı-ğ a b i r y a s g ü n ü o lm u ş tu r. O y a s g ü n ü n d e s ıc a ğ ı s ıc a ğ m a d u y d u ğ u m d u y g u la r, şim d i u f a ­ c ık b i r k ita b ın iç in d e v e m a s a ­ m ın ü z e r in d e d ir . B u k ır ık v e p e ­ r iş a n s a t ı r l a r ilk ö n c e b a y r a ğ ım a b a ş s a ğ lığ ı d iliy o r:

“B a şın sağolsun b a y ra ğ ım , y a ­

rın o n u n ta b u tu n u

bir ‘k a rd e ş,

bir y o ld a ş gibi sa rd ığ ın

z a m a n

h a tır la k i:

O , e n genfş m â n a siy le bir b a y ­

r a k tı; b a yra kla r ö lm e z.

V e g e n e h a tırla k i:

E tte n ve k a n d a n M u sta fa K e ­

m a l, d izim iz d e ö ld ü ;

ira d e v e

k u d r e tin lifle riy le ö rü lm ü ş b a y ­

r a k A ta tü r k ’ün ise b iz , her

z a ­

m a n izin d e ö le c e ğ iz

/ ” O a c ı g ü n ü n ü z e r in d e n g e ç e n üç y ılı b u g ü n ta m a m la d ık . Y u r ­ d u n h e r y ö n ü n d e b u g ü n y a s için -d e y iz . G ö n -d e rin e y a r ım ç e k ile n b a y r a ğ ım ız la b ü y ü k k a r d e ş in in m e z a rı ö n ü n d e e ğ ile n M illî Ş e f’i- m iz d e n y e n i e m e k liy e n v a ta n ç o c u k la r ın a k a d a r h e p im iz b u ­ g ü n , b ü y ü k A t a t ü r k ’ün ö lüm g ü ­ n ü n d e ö lm e z h â t ır a s iy le b a ş b a - şay ız. G e ç e n y a s g ü n ü m ü z d e n b u g ü ­ n e k a d a r g e ç e n z a m a n iç in d e fâ n i M u s ta f a K e m a l, v a t a n to p ­ r a k la r ı n a b ir a z d a h a k a rışm ış, f a k a t E b e d î A t a t ü r k b i r ü lk ü , b ir in a n ç o la r a k m ille t g ö n lü n ­ d e e n a z ü ç y ü z a ltm ış b e ş d e f a d a h a y e r le ş m iş tir. V a ta n ç iç e k le ri o n u n m e z a rı ü z e r in d e d ir ? M ille t b a y r a ğ ı, o n u n h â t ı r a s ı ­ n ı a n a r a k b a ş ın ı s ilâ h ın ın ü z e ­ r in e e ğ m iş b ir a s k e r g ib i, d ire ğ i­ n in y a r ıs m d a d ır . i

B ü tü n y a ş a y ış ın ı u lu s h ız m e

-■

ih tilâ l programı aşağıdadır

B u g ü n Ebedi Şef A ta tü r k ’ü k a y b e ttiğ im iz günün ü c ü n cü y ıld ö n ü m ü d ü r. Gecen ljrt yıl­ d a o ld u ğ u gibi, b u gün de b ü tü n y u r tta v e y u r t d ışın d ak i v a ta n d a ş la r a r a s ın d a ih tif a l­ le r y a p ıla c a k ve d e v le tim izin b ü y ü k k u r u c u s u aziz A ta tü r k ’ü n y ası tu tu la c a k tır .

C ü m h u riy e t H alk P a rtis i, bu İh tifa l g ü n ü için bir p ro g ra m te r tip e tm iş ve h e r t a r a f a y o lla m ış tır. H a lk ev leri ve H a .k o d a ıa rly le , o k u lla ra , b asın a ve rad y o y a sıt p ro g ra m la v a z ife le r v e rilm iş tir.

Bugün yapılacak ihtifalin programını

aynen yazıyoruz:

Halkevinde ve halkodalarında

A) Ebedî Şef Atatürk'ün ölüm gün ve saatine rastlıyan saat 9.05 te bütün Halkev­

lerinde ve Halkodalarında, Halkevi ve

Halkodasj olmıyan yerlerde bilûmum Par­ ti merkezlerinde, bir ihtifal toplantısı ya­ pılacaktır.

B) Bu toplantıyı, Halkevi ve Halkodası olan yerlerde Halkevi ve Halkodası reisle­ ri, olmıyan yerlerde o kademenin Parti re­ isleri tanzim ve idare edeceklerdir. Halke­ vi ve Halkodası olmıyan ve C. H. P. teş- kilâtı bulunmıyan yerlerde bu toplantı, o mahallin münasip bir binasında yapılacak ve bu yerlerdeki toplantıları mahallin en büyük hükümet âmiri tanzim ve idare ede­ cektir.

C) Bu toplantı umum için olmakla be­ raber; bilhassa o şehir ve kasabadaki en büyük mülkiye memuru başta olmak üzere, askerî makam âmirleriyle, daireler resile- ri, Parti, Halkevi ve Halkodası mensupla­ rı, resmî ve hususî teşekküllerin mümes - silleri davet edilecektir.

D) Toplanılan yerin münasip mahallihe Atatürk’ün bir büstü, yoksa bir fotoğrafı konacak ve bu köşe Türk ve Parti bay - raklariyle ve çiçeklerle süslenecektir. Tam o saatte, vazifeli kılınacak bir zat, Ata - türk’ün o gün o saatte öldüğünü kısa ve ve- ciz bir ifade ile anlatarak, hazır bulunan­ ları .ayakta beş dakika saygı susmasına da­ vet- edecektir.

E) Bundan sonra, bîr hatip Atatürk’ün

hayatı, memleket ve millet için yaptığı

Büyük hizmetler ve kahramanlıklar hakkın­ da bir hitabede bulunacak ve bunu müte -

akıp TAUIî Şef İsmet İnönü’nün Atatürk

îıakkjndaki beyannamesi okunarak toplan­

tıya son verilecektir.

F ) Toplantı bu suretle bittikten sonra, varsa Atatürk’ün heykeli veya büstü olan

meydana, yoksa Cumhuriyet meydanına

topluca gidilerek bir çelenk konacak ve

merasime nihayet verilecektir.

Okullarda

Bugün bütün okullarda saat 9.05 te

talebe ve öğretmenler okulun mü­

nasip bir salonunda toplanacak ve aynı

şekilde beş dakika ayakta saygı susması yapacak, bundan sonra bir öğretmen tara­ fından Atatürkün hayatı, memleket ve mil­ let için yaptığı büyük hizmetleri ve kahra­ manlıkları hakkında kısa bir hitabede bu­

lunulacak ve M illî Şef İsmet İnönü’nün

beyannamesi okunarak, merasime nihayet verilecektir.

. Basında

Bugün bütün Türk basını baş

sayfalarım siyah çerçeve içine ala­

caklar ve Atatürk’ün hayat ve eserlerini

canlandıran, ölümünün mucip olduğu bü­ yük teessürü ifade eden ve Kemalizmin i- lelebet yaşatılacağım tebarüz, ettiren yazı­ lar yazacaklardır.

Radyoda

Bugün Türkiye radyosu sabah

neşriyatında ajans haberlerinden son­

ra (Aziz yurttaşlar: Bugün Ebedî Şef Ata­

türk’ün ölümünün üçüncü yıldönümüdür.

Türkiye radyosu şimdi, o gün bu büyük a-

cı dolayısiyle M illî Şef İsmet İnönü’nn

büyük Türk Milletine yaydığı

beyanname-j . . . ... . . . ı

Bugün

| Ankara Halkevinde i

1 yapılacak tören

\

; Ebedi Şefimiz Atatürk’ün üfulle- 5

2 rinin üçüncü yıldönümü münasebe - S

2 tiyle, bugün saat 9.05 te Ankara ;

2 Halkevinde tertip edilen ihtifalin 2

m programını yazıyoruz: ;

; 1 — Açılış sözü: Ankara Halkevi 2

2 Reisi Ferit Celâl Güven tarafından. »

; 2 — Ebedî Şefin mânevi huzurun- 2

Z da 5 dakika saygı ve ihtiram.

2 3 — 1 tatürk’Un hayatı: inkılâp ;

; ve kahramanlıkları: Enver Ziya Ka- 2

2 ran.

2 4 —- Atatürk’e (şiir) Kâmıran

2 Bozkır.

2 5 — Ebedî Şef Atatürk’ün Uful - 2

; leri dolayısiyle Millî Şefimiz İsmet 2 2 İnönü tarafından ’ 1-11-1938 de Türk ■ * Milletine beyannamesi: Nakl Tezei. 2

2 6 — Atatürk’ün 10 uncu yıl hita- 2

2 besi: Sinemada. 2

7 — İhtifalde hazır bulunanların «

2 iştirakiyle Ebedi Şef Atatürk’ün 2

; muvakkat kabrini ziyaret ve çelenk ;

2 konması,. . 2

V...,..C

yi okuyacak ve milletin bu büyük elemine katılarak tâzimen susacaktır.) diyecek ve

beyannameyi okuyacaktır, öğle neşriyatında:

Gene yalnız ajans haberlerini söyliyecek ve ajans haberlerini müteakip (Aziz yurt­ taşlar, bugüp Ebedi Şef Atatürk’ün ölü­

münün uçuncu yıiatinu,n.u<m,,. * » , -

radyosu Türk milletinin büyüle elemine

katılarak tâzimen susuyor) sözü ile neşri­ yatım tatil edecektir.

Akşam neşriyatında:

Gene evelâ ajans haberleri söylenecek ye ajans haberlerini müteakip (Aziz yurt­ taşlar: Bugün Ebedî Şef Atatürk’ün ölü­

münün üçüncü yıldönümüdür. Türkiye

radyosu şimdi, o gün bu büyük acı dolayı- siyle Millî Şef İsmet İnönü’nün Türk mil­ letine yaydığı beyannameyi okuyacak ve

müteakiben Aziz Atamızın Cumhuriyetin

onuncu yılında necip milletimize yaptığı

tarihî hitabeyi kendi sesleriyle nakledecek, Türk milletinin bu büyük elemine katıla­ rak tâzimen susacaktır) diyecek ve evelâ beyannameyi okuyup, müteakiben hitabe­

yi nakledecektir. Bugünkü konuşmalar

muhtelif yabancı dillerle tekrarlanacak­

tır.

“Radyo bugünkü sabah neşriyatını, ih­ tifal kısmı 9.05 e gelecek şekilde tanzim edecektir,”

Yurt dışında

Yabancı memleketlerde bulunan yurt­

taşlar o gün aynı saatte bulundukları yer­ lerdeki Elçilik veya konsolosluk binaların­ da toplanarak, aynı merasimi yapacaklar­ dır. Bu toplantıları Elçiler veya Konsolos­ lar tanzim ve idare edeceklerdir.

Muvakkat kahirde

Bugün Ankara Halkevinde ya­

pılacak merasimi müteakip, Ata­

türk’ün muvakkat kabirlerinin bulunduğu bina umumun ziyaretine açık bulunduru­ lacaktır. tin e v e in s a n lık s e v g is in e v e rm iş eşsiz k a h r a m a n ı b iz d e n a l a n ö- lü m e k a r ş ı d o lu g ö z le r le b a k ı­ y o ru z . G ö n ü lle rim iz , d u y g u la rım ız b ü ­ y ü k ö lü n ü n t o p r a k l a r ı ü z e r in d e y a s ç iç e k le r in d e n ç e le n k le r ö r ü ­ y o r; F a k a t o n u n • d a im a y a ş ıy a n , d a im a d ir i v e d ir ik ü lk ü s iy le , o- n u n z a f e r d e v e d e v r im d e k a r d e ­ şi v e a r k a d a ş iy le b e r a b e r iz v e o z a m a n , iç im iz d e n v e b a ş ım ız d a n b iç k im s e ö lm e m iş tir; h iç b ir şey ö lm iy e c e k tir gibi g e liy o r b iz e .

*** , 1 0 S o n te ş rin ! S o n su z m ille t, s o n s u z lu ğ a u- la ş m ış v e y ü c e lm iş b ü y ü k ç o c u ­ ğ u n u n h â tır a s ı ö n ü n d e b a ş ın ı e ğ ­ m iş v e b a y r a ğ ın ı y a r ıy a in d ir ­ m iş tir. B u asî! d u y g u d u r k i o b a ş l a r a h e r z a m a n d ik d u r m a k , o b a y r a ­ ğ a h e r z a m a n g ö n d e r in in ü s t b a ­ ş ın d a , u f u k l a r d a ve k a le le r d e s o n s u z lu ğ a k a d a r d a lg a la n m a k g ü c ü n ü v e h ız ın ı v e r e c e k tir .

N u r e ttin A R T A M

K ü ç ü k Y o z g a t C .H .P .

n ah iye kongresi

Küçük Yozgat nahiyesinin parti kongre­ si dün saat 15 te nahiye merkezinde top­ lanmıştır. Toplantıda 12 köyden gelen de­ legelerden kalabalık bir dinleyici kütlesi de hazır bulunmuştur. Kongrede C. H. P. müfettişi Amasya mebusu Esat Uraz, ka­ za idare heyetinden - Haşan Alemdar ve

nahiye^ müdürü Adnan öztrak da hazır

bulunuyorlardı.

Kongre ruznameşindeki bütün işleri bü­ yük bir samimiyet havası içinde görüş - tükten sonra B. Esat Uraz bugünkü millî birliğimizin dışarda uyandırdığı saygı hak­ kında bir konferans vermiş, partililerin va­ zifelerini tebarüz ettirmiş ve bu konfe­ ranstan duygulanan dinleyiciler Millî Şefe

ve büyüklerimize bağlılık tezahürlerinde

bulunmuşlardı?.

Bizim ilham menbaımız

doğrudan doğruya büyük

Türk milletinin

vicdanı

olmuştur ve daima da

öyle olacaktır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Eğitime erişim, öğrencinin eğitim faaliyetine erişmesi ve tamamlamasına ilişkin süreçleri; Eğitimde kalite, öğrencinin akademik başarısı, sosyal ve

 Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları’nın kaderini değiştirmişlerdir5. Burada geçen her saniye, kullanılan her

Engeliler merkezi Çevresinde Çim bicimi sulanması ve cevre düzenlemesi faliyetlerinde bulunuldu. Seramızdaki Biberiye bitkilerinden aldığımız çelikleri toprakla buluĢturduk

İki çarpı bir Altının beş katı Dört kere yedi Birin sekiz katı Beş çarpı dört Üç kere dokuz Üç çarpı beş İkinin beş katı Dört kere yedi Altının iki katı Dört çarpı

a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak. b) Kanunların belediyeye verdiği

Cumhuriyet idaresiyle yönetim, Fransız îhtilali ’ nden sonra Avrupa'da ortaya çıkmış ve sadece Fransa'da değil Avrupa'nın diğer pek çok dev ­ letinde bizden çok

Genel merkezi İstanbul’da olmak üzere doğuda Erzu- rum ve Elazığ’da Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti kurulmuştu. Trabzon’da Muhafaza-i Hukuk adında

Stratejik planın temel yapısı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından önerilen format temelinde, okulumuz Stratejik Planlama Üst Kurulu, eğitimin üç temel bölümü