M esleğe h izm et eden ler:
T t
Hem ikram, hem dava!
Denize dökülen kitaplar
—Kerem
ile Aslî ne kadar satıldı?
—Nas-
raitin Hoca fıkraları
—Üç hatıra
—
Bir dava, bir ihtar.
ikbal kütküphanesi sahibi BayHüseyin ile şöyle konuştuk:
— Mesleğe gireli ne kadar olu yor?
— Otuz beş yıldır... 1901 de başladım, Babıâli caddesinde Şems kütüphanesi vardı, orada bir sene kadar çalıştım, gördüm ki kitapçdık iyi meslektir, bu sanatta iyi, temiz, terbiyeli insanlarla temas ediliyor; bu yüzden kitapçdığa heves ettim. Bayazıtta Hakkâklar çarşısında bir dükkân açtım, kendi başıma kitap çılığa başladım. Bu kütüphaneme Zafer adını koymuştum; sonra köp rü başında İstanbul tarafında yeni dükkânlar yaptırıldı; bunlardan biri sini kiralayıp taşındım ve bu sefer kütüphaneye ikbal ismini koydum; bu dükkân o zamanki ahşap köprü nün üstünde idi; birgün büyük bir Italyan vapuru köprüye çarpmış, tahribat yapmış; mühendisler bizim dükkâna da baktdar; “Merak etme yiniz; bir şey yok, oturabilirsiniz!,, dediler, akşam olunca dükkânı ka payıp evimize gittik, ertesi sabah gelince dükkânı yerinde bulamadık; tahtalarla beraber kitaplarımız da denizin üstünde yüzüyordu!
Ondan sonra bu şimdiki yerimizi ald:k buraya taşındık, yirmi beş yıldır işte buradayız.
18
Bay Hüseyin
— Mesleğinizden memnun mu sunuz?
— Memnunum; temiz bir iştir; ben kazandım, geçindim. Gayet kesir bir aile besliyorum ve oldukça rahat yaşıyorum. Eskiye nazaran son za manlarda kitap satışları çok artmış tır; sebebi okuyucuların gitgide art masıdır. ilk zamanlarda bir kitap tan 2000 nüsha basınca pek çok za manlar elimizde kalırdı. Bugün iyi kitaplar, halkın istediği gibi eserler çıkarılırsa tekrar tekrak bitip basılı yor.
— İlk bastığınız eser nedir? — Şimdi üniversite de profesör olan Bay Şerefettinin bir eseridir; îbni Esir hakkında yedi sekiz for malık bir kiaptı. İkinci bastığım e
ser de Bay Haşan Tahsinin Gülzarı musiki kitabıdır.
— Neşriyatınız bilhassa hangi sa halarda olmuştur?
— Mühim bir kısmı mektep ki taplarıdır; bir kısmı askerî eserler dir, hukukî eserler ve kanun metin leri de mühim bir yekûn tutar. Be nim kütüphanemin bir hususiyeti de tıbbî eserler tab’ı ve neşretmesi ve umumiyetle tıbbî kitapları bulundur masıdır. Tarihî eserler, edebî eser ler, haritalar, ecnebi dillerine ve Türkçeye ait lügat kitapları ve mü- kâleme kitapları bastım. Bir de halk kitapları adım verdiğimiz neş riyatımız çoktur. Ayni zamanda din kitapları da tab ve neşrettik. Piyes neşriyatınızın da mühim bir yekûn tuttuğunu bilirsiniz.
— Bastığınız kitaplar arasında belli başlı hangilerini hatırlıyorsu nuz?
— Ahmet Rasimin dört cildlik Osmanlı tarihi mühimdir. Bunları Önce beher cildden onar bin nüsha basmağa başlamıştık; üçüncü cild basılırken birincinin mevcudu bitti, tekrar on bin nüsha bastık; dör düncü cild basılırken ikinci cildin birinci on bini bitti, ondan da tek rar on bin bastık; sonra harp araya karıştı, öteki cildlerin tab’ılarını tek rarlamadık. Fakat hepsi satıldı. En çok sattığım eserler arasında bu ki tabı ve Reşat Nurinin Çalıkuşunu sayabilirim; “Çalıkuşu,, romanından on dört bin nüsha bastık. Mektep ki taplarını mevzuu bahsetmiyorum. Halk kitapları arasında da çok sat tıklarımız vardır; Velet Çelebinin hazırladığı Nasrattin hoca kitabı bu
K İ T A P
V E
K
aradadır, Kerem ile Aslî hikâyesin den eski ve yeni harflerle pek çok defalar bastık ve sattık; yekûnu yet miş seksen bin kadar olmuştur. En çok sattığım kitap budur .
Neşrettiğim eserler arasında Ha- lit Ziyanın Aşkı Memnu, Kırık Ha yatlar romanları, Reşat Nurinin muh telif romanları, Nedim Divani var dır. Ömer Hayyam Rubaiyyatını bastık ki biri Abdullah Cevdet ter cümesi, biri Hüseyin Daniş tercümesi olmak üzere iki ayrı kitaptır. İhtifalcı Ziyanın Kariye camii, Mehmet Zeki nin Maktul şehzadeler, Ali Rıza Sey rinin Barbaros Hayrettin, Turgut reis isimli eserleri, Bulgurluzade Rıza nın Bedayii Edebiyesi, Enis Behiçin şiir mecmuası, Abdullah Ziyanın es ki Türk hayatını canlandıran roman ları, Dr. Tevfik Salimin, Galip Ata nın, İhsanın tıbbî eserleri şimdi hatı rıma geliyor.
Tercüme vadisinde Haşan Bed- rettinin, Ragıp Rıfkının, eski ga zetecilerden mütercim Halidin, Ham- di Nüzhetin eserlerini bastık; bilir siniz, Hamdi Nüzhet şimdi îzmirde eczacılık ediyor; burada Sabah gaze tesinde idi; Salime Servet imzasiy- le yazardı. Mişel Zevakonun bü tün eserleriyle Şarlok Holmes, Nat- pinkerton, Nik Karter gibi cinai ro manlar da bastık; neşrettiğim kanun metinleri o zaman mustantik olan Tevfik Tarık tarafından hazırlan mıştı. Piyes neşriyatımız arasında Reşat Nurinin, Mahmut Yasarinin, Halit Fahrinin; Ahmet Nurinin eser leri vardır; Yenilerden M. Kemal Küçüğün Çınar isimi piyesini neş rettik. Yeni harflerle neşriyatımız
İ T A P
ç i l i kda çoktur; bunlar bilhassa halk ki taplarıdır, edebî ve İçtimaî eserler de vardır. Eski eserlerimize ait kataloglarımız kalmamıştır, maalesef birçok kıymetli muharrirlerin bastı ğımız eserlerini şimdi bir hamlede isimleriyle hatırlayıp size söyleye miyorum.
— Mesleğe ait bazı hatıralarınızı söyler misiniz?
— Üç tanesini söyliyeyim: Lû- gatçı Bahanın Türkçe lügat isimli eserini Trablusugarp harbi sıraların da basmıştık; muharrir bu esere o za manki Osmanlılık gürültüsü içinde bilhssa bu unvanı koymuştu. Bu ki tabı çıkarıp gönderdiğimiz zaman birçok yerlerden bir takım gafiller bize “Osmanhca lügat isteriz!,, diye mektuplar yazdılar; kendilerine ayrı ayrı cevap vererek dilin Türk dili olduğunu anlattık; eski bir hatıram da Nasrattin hocaya aittir. Bu eseri neşrettiğimiz zaman ilânını dercet- tirmek için Karagöz gazetesi idare hanesine gittim; Allah rahmet eyle sin, o zaman Mahmut Beyle Ali Fu at Bey Karagözü çıkarıyorlardı.
İkisile de tanışır, sevişirdik; Mah mut Bey beni karşıladı; “Size Nas rattin hoca için reklâm yaptırmak is tiyorum,, dedim, “hay hay, buyurun, bir kahve için; size hem reklâm yapa
cağız, hem de sizi dava edeceğiz!,, dedi. “Öyle ise reklâmdan vazgeç tim; dava ediniz, o bizim için çok reklâmdan daha faydalı olur, demek ki birçok defa aleyhimizde yazacak sınız ; bu eserden bahsetmiş olacak sınız!,, dedim. Kahveyi içmedim, reklâmı da vermedim. Dava ettiler. Meğer Koca Nasrattin diye bir mec-
L.1
K î T A P V E K
mua imtiyazı almışlar, bizim Nas rattin Hoca isimli kitabı neşretmemi zin kendilerini 889 lira 60 kuruş za rara soktuğunu iddia ettiler; Mahke mede Servet Yesari reis idi, avukat- sız gittim, kendimi müdafaa ettim; onlarnki mecmua, bizimki kitap; on larınki henüz çıkmamış, bizimki in tişar etmiş, isimleri bile başka.. İd diaları esassızdı; tabiî davayı kaybet tiler. Aleyhimize birçok yazıp çizdi ler, eserimiz bu yüzden şöhret bul du; sonra Ali Fuat merhum geldi. “Mahmut yaptı, benim haberim yok tu,, dedi, özür diledi, estağfurullah!,, dedim.
Bir de umumî harp yıllarında Ha- şim Nahidin Sahipzuhur isimli eseri ni basmıştık; o zaman memleketimi zi hemen hemen istilâ etmiş gibi olan Almanlar aleyhine bir eserdi; matbu at müdürü Hikmet Bey beni çağırt tı, gittim. “Siz ne yapmışsınız? bü tün Almanya yerinden oynamış, A l man gazeteleri bu eserden bahsedi yorlar; Almanlar Türkiyeden gitsin, demişsiniz? Bu ne demek? Bunlar bizim müttefikimiz değil mi?„ dedi; “Doğru değil mi? Elbette gitmeleri lâzım! Burası Türkiye değil mi, A l manlar niçin yerleşiyor?,, dedim. Ya nındaki memurlar dışarıya çıktıktan sonra Hikmet Bey kapyı kapadı; “Hüseyin efendi, pek iyi yapmışsı nız; Almanlar gitmelidirer, bu ese ri neşrettiğinize memnun oldum, resmî ihtarlarımıza bakmayınız !„ dedi.
— Şimdiye kadar neşrettiğiniz eserler kaç çeşittir?
— Beş yüz olmalı. — Kaç yaşındas:nız?
— Altmış dört.
— Kitapçılığın bugünkü halini nasıl görüyorsunuz?
Kitapçılık noktai nazarından yeni harfin istikbalini daha çok par lak görüyorum. Eski harf zaman nda neşriyat mahduttu şimdi fen, edebi yat, ilim sahasında türlü bilgilere ait eserler çıkıyor. Memleket terak ki ettikçe ilim ve irfan sevgisi ve irfan yolundaki mesai artmaktadır. Ben kendim kitap basmasam yalnız muhtelif bahislere dair çıkan kitap ları alıp satsam geçinebilirim; hep- s nin alıcısı vardır. Fikir hayatının ilerisi parlaktır.
i t a p ç i l i k
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi