• Sonuç bulunamadı

"Eşimi Atatürk düşmanları öldürdü"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share ""Eşimi Atatürk düşmanları öldürdü""

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

I

MİLLİYETTEN HER EVE 15 CİLTLİK

O

4

--- A

4

-Abdi Ipekçi’ye saygı

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Abdi İpekçi, menfur bir suikast sonucu öldürülmesinin 1 1 . yıldönümün­ de rahmet ve saygı İle anıldı. Ipekçl’ nln Zlnclrlikuyu’ dakl kabri başında düzenlenen törende terör bir kez daha lanetlendi.

HABERİ 15. SAYFADA

Artık tuzaklara düşmeyelim

Karanlık güçlerin oyununa gelmemek için topyekün uyanık ve

bilinçli olmamız gereken günlerden geçiyoruz

Demokrasi için dikkat!

Son günlerde tırmanışa geçen terör, tüm de­

mokratik güçlerin ve vatandaşın demokrasi için dayanışması zorunluluğunu gözler önüne serdi. Prof. Muammer Aksoy'un öldürülmesi, ülkenin huzurunu, demokrasinin varlığını tehlikeye atacak sonuçlardan duyulan kaygıyı artırdı

Bu oyunlara karşı ilk adım, cinayetlerin fail ya da faillerinin mutlaka, evet mutlaka ve bir an önce, evet bir an önce yakalanmasıdır. Polis me­ muru Kâzım çakmakçı yı öldürenler de, hukuk adamı Muammer Aksoy'u öldürenler de cezala­ rını bulmalıdır

, Siyasal partileriyle, üniversiteleriyle, basınıyla, sendikalarıyla, dernekleriyle, tüm demokratik kuruluşların görevlerini yapmaları isteniyor. Hü­ kümetin, olayların üzerine gitmesi, parlamento­ nun tehlikeye karşı, duruma el koyması bekle­

niyor 14. SAYFADA

D e m o krasiyi sa vu n m a d a ü ç partinin g ö rü ş ü , alkışlarla birleşti

M e clis’te anlamlı oturum

İNÖNÜ:

“Bizi öldürseler de,

kalanlar, öldürenleri yargıya

teslim edip, demokrasi için­

de kalacaklar”

14. s a y f a d a

D Y P

TOPTAN:

“Bunlar demokrasi

katilleri, demokrasi cellatları­

dır. Türkiye, sorunlarını de­

mokrasi içinde çözecektir”

L mse ..J

ELDEM:

“Maceracıların heves­

leri kursaklarında kalacak. Ay­

nı inançları paylaşarak demok­

rasiden taviz vermeyeceğiz”

BU SON OLSUN

TERÖR, İPEKÇİ VE A K İF

A L B A Y .. Polis.. Profesör..

/ I Onları hangi örgütler öldürdü?.

i T l Hangileri olursa olsun, hepsinin kökeni de, he­

defi de aynıdır: Kökenleri terör canavarlığı.. Hedefleri, ül­ kemizi yeniden, kanlı bir anarşi çıkmazına sürüklemek..

1979‘daki, 1980’deki gibi..

Türkiye, bu oy una bir kere daha gelmemelidir.. Arka­ sında o kadar acı bir tecrübe birikimi varken..

Ve hele bugünkü gibi, çığ gibi büyüyen dış sorunlarla karşı karşıyayken..

Dün, rahmetli Başyazarımız ve Genel Yönetmenimiz A bdilpekçi’y ia n d ık.. ölüm ünün 11 ’inciyılında.. Zincir- likuyu ’daki kabri, sadece onun saygın anısını yaşatmakla kalmıyor. A ynı zamanda, ülkemizin bütün sorumlu güç­ leri için, bir uyarı işaretidir.

Abdi İpekçi daha terörün ilk kıpırdanış döneminde, tehlikenin büyüklüğünü vurgulamaya başlamıştı. Bazı ya­ ğıları, bugün yazılmış gibidir:

îşs:

m

..si:

İ

Ş İN D E N dönerken önceki akşam evinin gi­ rişinde silahlı bir saldırganın çok kısa m e­ safeden açtığı ateş sonucu hayatını kaybe­ den Prof. M uam m er A k s o y ’ u n , sağ şa kağ ın d an , sağ şakağıyla burnunun birleştiği yerden ve göğ­ sünden Uç kurşun yarası aldığı anlaşıldı. A k - soy'a yapılan otopside, başa isabet eden k u rşu n ­ ların kafatasını parçalayıp dışarı çıktığı, göğse sı­ kılanın İse içeride kaldığı belirlendi. 7 .6 5 çapın­ daki silahın balistik raporunda, silahın tem iz ol­ duğu ve başka bir olayda kullanılmadığı kaydedildi. (Fo toğraf: Gökhan E R E N - A N K A R A )

Ç o k kişi korumaya alındı

Prof. Aksoy

dosyasında

iz arayışı

Yalçın DOfiAN

A Profesör M uam m er Aksoy'ialigi- w lldosyadündevletarşlvlndençı- karılıp içişleri Bakaniığı'ndakl özel toplantıda elealındı. Yurt İçinde Azerbaycan mitingleri yasaklandı A Başbakan Yıldırım Akbulut, içlş- w ierl Bakanı Aksu'yu telefonla arayarak 5 sorunun karşılığı­ nın bulunm ası talim atını verdi

HABERİ 14. SAYFADA

Kırmızı karanfiller

M um am m er A k s o y ’ un iğrenç saldırıda hayatını kaybettiği A n k a ra B ah-çelievler’ deki evinin girişine dün m illetvekilleri, b azı siyasiler ve vatandaşlarla çocuklar tarafından yü zle r­ ce kırm ızı karanfil bırakıldı. Eşinin öldürüldüğü gece fenalaşarak hastaneye yatırılan Ü lk e A k s o y ’ a sürekli serum veriliyor. Tedavi altında Milliyet m uhabirinin sorularını yanıtlayan Bayan A k s o y , ‘ ‘ Onu A ta tü rk d ü ş ­ manları öldürdü. Her gün telefon ve mektupla tehdit ediyorlardı” d e d i.(Fo to ğ ra f: Y a v u z Y Ü K S E L , A N K A R A )

Cinayeti tek

kişinin işlediği

yargısı güçleniyor

İpucu

yok

Cesedi gördükleri söy­ lenen 11 ve 13 yaşla­ rındaki iki çocuğun ci­ nayete tanık olmadık­ ları anlaşıldı. "Devletin iç güvenliğini ilgi­ lendirdiği" gerekçe­ siyle Aksoy cinayet dosyası DGM’ye gön­ derildi. Aksoy'un ce­ nazesi cumartesi gü­ nü Maltepe Camii'nde kılınacak namazdan sonra Cebeci'de top­ rağa verilecek

HABERİ 14. SAYFADA

M i

ıyı

birine saldırtan tertipler düzenleniyor.

Yazının tarihi 16 Şubat 1975 ’tir. Daha o günlerden baş- ... lamıştı İpekçi, siyasal partilerin bu konuda bir dayanışma ' } içine girmesini dilemeye..

Tam tersi oldu.. Tehlikeyi bütünüyle görüp ona karşı ||| ortak bir tedbir aramak şöyle dursun, partiler, birbirine karşı cepheleşti. Parlamentonun itibarı sarsıntılara uğra­ tıldı. Hükümetler zayıflaştı..

Ve terör, istediği noktaya ulaştı..

Mehmet A k if’in ünlü beytini zaman zaman, Haşan Pu- lur da sütununa alır. Biz de alırız. Bugünkü durumu da, ondan daha iyi ifade edebilecek başka bir söz bulamıyoruz:

“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”

Evet. .Zaman, yakın tarihimizden ibret alma zamanıdır. 11

M U A M M E R A K SO Y

İL İM adamı, hukukçu, yazar, araştırmacı, politi- .

kaçı.. Bu niteliklerinin her biriyle, ülkem ize *

J L J

ve ulusumuza büyük hizmetleri geçmiştir Profe­ sör Muammer A k s o y ’un. . İnandığı ilkelerin mücadelesi­ ni, sarsılmaz bir irade ve çalışma gücüyle sonuna kadar ya­ pardı. İlkelerinin başında da “demokratik, laik, sosyal hu­ k u k devleti”mizin gereklerini savunmak vardı.

Kitaplığıma bakıyorum: M uammer A kso y imzalı ki­ taplara: 1950’lerde radyonun tarafsızlığının gerçekleşmesi için dar imkânlar içinde bastırdığı kapaksız kitapçıklardan, 1960’larda katıldığı “millipetrol hareketi”nin broşürle- * rine, 1970’liyıllardakiöğretmen kıyımlarını belgeleyen ko­ ca koca ciltlere kadar.. Bütün bunları bitmez-tükenmez bir enerjiyle ve büyük bir titizlikle hazırlardı..

Dilimizde “Boş Vakit" diye bir deyim var. M uamm er-M A kso y’un “boş vakti’’olmazdı. Daha doğrusu bir şey üret­ mediği bir vakti.. Ya bir fik ir, ya bir yazı, ya bir kitap.. i

Tatilde, yolculukta, katıldığı toplantıların yemek va da ■ - - • - - - - .O T

kahve aralarında, üzerinde çalıştığı metinler, elinden hiç eksik olmazdı.

Son sıralardaki çalışmalarını laik devlet düzeninin ko- *. runması üzerinde yoğunlaştırmıştı. O düzene yönelik teh­ likelere karşı uyarı görevini, aldığı tehdit mektuplarına al­ dırış bile etmeden, sürdürüyordu.

A kso y’la anlaşamadığınız noktalar olabilirdi. Aramz- da şiddetli tartışmalar da geçebilirdi. A m a o durumda bi­ le, onun fik ir haysiyetine ve samimiyetine olan hayranlı- * ğınız, sadece artardı.

Yazdığının, söylediğinin riski varmış.. İşsiz kalabilir- * miş (zaten kalmıştı), tutuklanabilirmiş (tutuklanmıştı), sal­ dırıya uğrayabilirmiş (uğramıştı), umurunda olmazdı.

Muammer Aksoy, yıl­ maz bir fik ir savaşçısıydı.

(2)

Vuran tek kişi ama ‘iz yok9

haberler

:

t

f . / 2 Ş U B A T 1990 ANKARA, ÖZEL NKARA’da önceki gün iğrenç saldırı sonucu öl­ dürülen Türk Hukuk Kurumu ve Atatürkçü Düşün­ ce Derneği Başkanı, Anayasa Profesörü Muammer Aksoy’- un cenazesi yarın kaldırılacak. Cenaze töreninde hukukçular siyah cüppe giyecek. Prof. Ak- soy’un evi MİT tarafından kontrol altına alındı, soruştur­ ma dosyası da DGM Başsavcı­ lığına devredildi. Ankara Em­ niyet Müdürlüğü’nde dün sal­ dırının görüşüldüğü iki toplan­ tı yapıldı.

Prof. ' Aksoy’a Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsiye Ankara Cumhuriyet Başsavcısı

Akın öncül ile ilk soruşturma­

yı yapan Cumhuriyet Savcısı

Kemal Özer ve görevli doktor­ lar katıldı,

Prof. Aksoy’un biri sağ şa­ kak, biri sağ şakacın burunla birleştiği yer, diğeri de göğüs­ ten olmak üzere toplam üç kur­ şunla vurulduğu, kafasına isa­ bet eden kurşunların kafatası­ nı delerek dışarı çıktığı, göğüs­ teki mermi çekirdeğinin vücut­ ta kaldığı belirlendi.

Ankara Cumhuriyet Baş­ savcısı Akın ö n cü l, saldırı ye­ rinde üç boş kovan ile bir mer­ mi çekirdeği bulunduğunu, di­ ğer mermi çekirdeklerinin bu­ lunması için araştırmaların de­ vam ettiğini bildirdi.

Akın Öncül, dün düzenle­ diği basın toplantısında, Prof.

Muammer A ksoy'a yapılan

saldırının ‘‘devletin İç güvenli-

ğl” ni ilgilendirdiği için dosya­ yı DGM Başsavcılığına tebliğ ettiklerini söyledi. Öncül, şöyle

konuştu:

“ Şu ana kadar olayla ilgili olarak kişileri tespit etme im­ kânı hasıl olmamıştır. DGM Kuruluş Yasası’mn 9 /1 . mad­ desine göre olay, doğrudan devletin iç güvenliğini ilgilen­ dirmesi nedeni ile Ankara DGM Başsavcılığının talebi üzerine hazırlanan evrakı ken­ dilerine tebliğ ettik.

O topsi raporuna göre, Prof. Muammer Aksoy’a 40 cm ve daha uzak bir mesafeden ateş edilmiştir. Olayda başka tabanca kullanılıp

kullanılma-Karanlıkta kalan sorular

1- Prof. Muammer Aksoy’u kim öldürdü, bu eylemle neyi amaçladı?

2- Prof. Aksoy’un öldürülmesinin, İstanbul’­ da öldürülen polis ve emekli albay ile bağlantısı var mı?

3- Cinayeti, Türkiye’nin gelişmesini isteme­ yen ya da gelişmesiyle çıkarı bozulan dış güçler mi gerçekleştirdi, yoksa 12 Eylül sonrasının ye­ ni cinayet örgütü mafya mı yaptı?

4- Bazı komşu ülkelerdeki gelişmelere ilgi gös­ teren Türkiye’yi kendi sorunlarıyla başbaşa bı­ rakmak isteyenlerin cinayetle bağlantısı var mı?

3- Cinayeti, hangi eğilimdeki terör örgütü planladı? İslamcılar mı, ırkçılar mı? Yoksa he­ def saptırmak için sol örgütler mi?

6-12 Eylül öncesi cinayetler, öğrenci ve işçi­ lerden başlayarak, doruk noktasında toplumun

büyük bir bölümünün tanıdığı insanlara yönlen­ dirilmişken, bu kez cinayetlere toplumun geniş kesiminin tepkisini çekebilecek isimlerden başlan­ ması tesadüf mü? Yoksa planlı bir eylem sonu­ cu mu?

7- önce albay, ardından polis, ardından eski milletvekili bir profesörün öldürülmesi, cinayet­ lerin tırmandırılacağına işaret midir?

8- Terör odaklarının en son kurbanı bir pro­ fesör olduğuna göre, yeni hedefleri daha “ etkili" kişiler mi?

9- Terörle demokrasiden umut kestirilerek, başka güçlere çağrı mı yapılmak isteniyor?

10- Cinayeti işleyenlerin amacı ne? Ortado­ ğu’da demokratik sistemle idare edilen tek ülke olan Türkiye’de de dine dayalı bir rejim mi isti­ yorlar?

“Eşimi Atatürk

düşmanlan öldürdü”

o

• Soner GÜREL

• ankara

INCEKİ akşam evine girerken apartma­ nın holünde kimliği belirsiz kişi veya ı kişilerce tabanca ile 3 el ateş edilerek öldürülen Türk Hukuk Kurumu Başkanı, Ata­ türkçü Düşünce Derneği Başkanı ve eski Mil­ letvekili Prof. Muammer A k soy’un eşi Ülke

Aksoy, “ şok” tan kurtulduktan sonra ilk ko­ nuşmayı “ Ml!liyet” e yaptı. Ülke Aksoy, eşi

Prof. Muammer Aksoy’un son günlerde tür­ bana, 163. maddeye ve diğer olaylara karşı açıkladığı düşüncelerinden dolayı her gün ölümle tehdit edildiğini belirterek, “ Akşam evimize çeşitli telefonlar geliyordu. Beni üz­ memek için Muammer, bir şey söylemiyordu. Ama ben seziyordum kötü şeylerin olduğu­ nu” dedi.

Prof. Muammer Aksoy’un öldürüldüğü gece fenalaşarak, lbni Sina Hastanesi Genel Cerrahi Servisi’ne yatırılan Ülke Aksoy, de­ vamlı olarak, 2 doktor ve 1 hemşire gözetimin­ de tutuluyor. Ülke Aksoy’a önceki geceden bu yana serum veriliyor.

Bayan Aksoy, hastanedeki odasında bit­ kin bir durumda bizi kabul ederken, gözyaş­ ları arasında, “ Muammer’! Atatürk düşman­ lan katletti. Katillerinin bir an önce yakala­ narak adalete teslim edilmesini bekliyoruz”

dedi.

“ Sayın Aksoy, niçin öldürülmüş olabilir?”

şeklindeki sorumuza Ülke Aksoy, şu yanıtı verdi: “ Biliyorsunuz, eşim kendisi gibi düşü­ nen arkadaştan İle birlikte Atatürkçü Düşün­ ce Deraeği'ni kurmuştu. Bu dernek kurulur­ ken, bazı kişiler çok rahatsız olmuş ve bu ra- hatsızlıklannı da belli etmişlerdi. Bu ilk ihti­ mal olabilir. Aynca Muammer, TCK’nın 163. maddesinin kaldınlmaması yolunda görüş be­ yan ederdi. Bu maddenin laikliği korumakla bir kalkan olduğunu söylerdi. Bu konuda da birtakım çevreler büyük tepki göstermiş ama eşim buna rağmen bildiği yoldan bir adım da­ hi geri atmamıştı.”

Prof. Aksoy’un türban olaylanna da sıcak bakmadığını belirten Ülke Aksoy, “ Muam­ mer, türban bahane edilerek yapılan gösteri­ lerin amacının başka olduğunu söylerdi. Tür­ ban olayının arkasında irtica gruplarının ol­ duğunu belirtirdi. Bunu da çeşitli gazetelerde çok söylemiştir. Zaten kurum ve dernek de kendisi ile aynı görüşte idi. Hatta bu konuda bir açıklama bile yapmışlardı. Bu konuda da çok sert tepkiler almıştı” dedi.

Ülke Aksoy, kendilerine tehdit gelip gel­ mediği sorusuna da şu yanıtı verdi:

“ Belirttiğim gibi, Muammer, söz konusu konulardaki tavrı nedeniyle tehdit de alıyor­ du. Bazı akşamlar eve telefon geliyordu geç saatlerde. Buna rağmen ben üzülmeyeyim di­ ye bir şey belli etmek istemezdi. Ben üstele­ yince de adlatırdı. Bu türban olayı nedeniy­ le hem eve, hem de kuram ve derneğe kendi­ sini ölümle tehdit eden mektuplar da geliyor­ du. Bu mektupları bana ve oğlumuz A n n ’a okutmak istemezdi. İşiyle olan hiçbir sorununu eve yansıtmak istemezdi. Ama son günlerde biraz morali bozuktu.”

e ş i h a s t a n e d e Muammer Aksoy’un Öldürülmesinden sonra önceki gece ge­ çirdiği rahatsızlık nedeniyle lbni Sina Has- tanesl’ne kaldırılanve tedaviye alınan eşi

Ülke Aksoy kendisini hastanede ziyaret eden Milllyat’e, "Onu Atatürk düşmanla­ rı öldürdü" dedi.

(Fotoğraf: Yavuz YÜKSEUANKARA) Ülke Aksoy, eşini öldürenlerin bir an ön­ ce ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, herkesi güvenlik kuvvetlerine yardımcı olma­ ya çağırdı.

» OĞLU ZİYARET ETTİ ~

P rof. Dr. Muammer A ksoy’un oğlu Arın Aksoy, eşinin öldürülmesinden sonra hasta­ neye kaldırılan annesi Ülke Aksoy’u hastanede ziyaret etti.

Çok üzgün olduğu görülen A n n Aksoy, MUliyet’e “ ö z e l bir örgüt düşünemiyorum. Babamın çok düşmanı vardı. Aksak gördüğü her konuda çıkar konuşur, görüşlerini açık­ lardı. Her açıdan mükemmel bir insandı” de­ di.

Daha önce iki kez evlerinin bombalandı­ ğını söyleyen Ann Aksoy, gelen tehdit mek­ tuplarından bir kısmını çocukluğunda gördü­ ğünü, ancak babasının gelen mektupları mo­ ralleri bozulmasın diye kendilerine gösterme­ diğini, büyük bir olasılıkla yırttığını söyledi.

Bu arada lbni Sina Hastanesi Gene! Cer­ rahi Servisi’nde kontrol altında tutuları Ülke Aksoy’a bir şey yiyemediği için, içinde sakin­ leştirici bulunan serum takıldı.

Aksoy’un yakın dostu Prof. Dr. İbrahim Ceylan, Bayan Aksoy’un birkaç gün daha hastanede tutulacağım söyledi.

SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün eşi

Sevinç İnönü, dün saat 14.00 civarında Ülke A ksoy’u ziyaret etti. SHP İzmir Milletvekili

Türkân A kyol’un da katıldığı ziyarete gaze­ teciler alınmadı. Yaklaşık yirmi dakika sonra odadan çıkan Bayan İnönü’nün gözleri ıslak­ tı.

dıgı halen devam etmekte otan balistik raporundan sonra belli olacaktır. Tabancaya susturu­ cu takılıp iakıimadığı da henüz kesinlik kazanmadı. Henüz ifade için bize başvuran yok.”

Öncül, bir soru üzerine de Prof. Muammer Aksoy’un da­ ha önce tehdit edilip edilmedi­ ğinin araştırıldığını söyledi.

« MİT ÇEMBERİ ~

Prof. Muammer Aksoy’un evinin önündeki güvenlik ön­ lemleri devam ediyor. MlT personelinin de çevrede güven­ lik önlemleri aldığı gözleniyor. Emniyet yetkilileri, Prof.

Muammer Aksoy’u bir kişinin öldürdüğü yolundaki olasılık­ ların güçlendiğini söylediler.

MUliyet’e bilgi veren üst düzey­ deki bir emniyet yetkilisi,

“ Otopsi yapıldıktan sonra an­ laşıldı ki, Prof. Muammer A k­ soy’a hep sağ taraftan ve düz

at;ş yapılmış, bu, cinayeti bir kişinin gerçekleştirdiği yolun­ daki kuşkularımızı doğruluyor. Ancak çevrede gözcüler var mıdır, yok mudur, o konu he­ nüz aydınlanmış değil” dedi.

Aynı yetkili, Aksoy’un evi­ nin çevresinde yapılan ilk araş­ tırmada, ayak izi veya başka bir ipucu elde edilemediğini de belirtti ve şöyle konuştu:

“ Olayla ilgili olarak şu ana kadar bir kişinin ifadesi alın­ dı. Aksoy’u evinin girişinde yerde yatarken bulan 10 yaşla­ rındaki bir kız çoğu. Ama fazla bir şey elde edemedik. Çünkü cinayeti işleyenleri görememiş.

Biz kendi yönümüzden her noktayı araştırıyoruz. Aksoy’­ un evinin fotoğraflarını çeklik. Bürosn ile evinin arasındaki yapılan ölçüme göre yürüyerek 7-8 dakikalık bir yol. Başka ta­ nıklar konusunda bir şey söy­ lemek şimdilik mümkün değil. Biliyorsunuz, bu eylem örgüt İşi ise tanıklan teşhir etmek doğra olm az.”

Ankara Emniyet Müdürü

Mehmet Ağar da soruşturma­ nın çok yönlü sürdürüldüğünü söyledi.

« ÇİÇEKÇİ HİN İFADESİ ALİNDİ

ö te yandan Prof. Muam­ mer Aksoy'un oturduğu apart­ manın altındaki çiçekçi dün emniyete götürüldü.

Emniyet yetkilileri, çiçekçi

Sedat Altıntaş’ın ifadesinin alındıktan sonra salıverilip ve­ rilmeyeceğinin belli olacağını söylediler. Altınlaş, daha ön­ ce polise verdiği kısa ifadede, tabanca sesini duymadığını be­ lirterek, “ O sırada karşı dük­ kândan sigara almaya gitmiş­ tim. Kaçarken de kimseyi görmedim” demişti.

» EMNİYETTE İKİ TOPLANTI ~

Ankara Emniyet Müdürlü­ ğü’ nde dün biri sabah olmak üzere iki toplantı yapıldı. Sa­ bah yapılan ilk toplantıda du­ rum değerlendirmesi yapıldı. Akşam saatlerindeki toplantı­ ya Ankara DGM Savcısı Bin­ başı Ülkü Coşkun da katıldı. Bu arada, DGM Savcılığı soruşturmayı yürüten Asayiş Şubesi’nden tüm tahkikat dos­ yalarını istedi.

Saldırıda kullanılan silah üzerinde yapılan balistik mua­ yene sonucunda silahın daha Cnce hiçbir yerde kullanılma­ dığı ve kurşunlann tek silahtan çıktığı belirlendi. Emniyet yet­ kilileri, bunun önemli bir ay­ rıntı olduğunu söylediler.

« KARANFİLLİ PROTESTO ~

Prof. Muammer Aksoy’un

öldürülmesini protesto eden yaklaşık 200 kişilik grup, olay yerine gelerek, kırmızı karan­ filler bıraktı.

Yaşlı gözlerle yapılan pro­ testo eylemine siyasi partiler, çeşitli demek temsilcileri, Prof. Aksoy’un çalışma arkadaşları­ nın yanı sıra vatandaşlar da ka­ tıldı. Aksoy ailesinin evi dün başsağlığı dileyenlerle doldu taştı.

Olay yerine kırmızı karan­ fil koyarak olayı protesto eden siyasi parti, dernek ve kişilerin isimleri şöyle:

Sosyalist Parti, Yeşiller Partisi, Fikri Sağlar, Aydın Güven Gürkan, Abdullah Baş- türk, Cüneyt Canver, Kâmil Ateşoğullan, İbrahim Çiftçi,

Prof. Muammer Aksoy'a hain pusu evinin girişinde kurul­ du. Kimlikleri henüz bilinmeyen kişi veya kişiler Prof. Ak­ soy'a çok yakın mesafeden üç el ateş ettiler. Muammer Hoca üç kurşun yarasıyla yere yığıldı... Düştüğü yer kan gölüne dönmüştü...

Ankara Barosu stajyer avukat­ ları, Uğur M umcu, Ankara Tabip Odası yöneticileri, Çan­ kaya Belediye Başkan Yardım­ cısı Mahmut Bayram ve mec­ lis üyeleri, insan H aklan Der­ neği yöneticileri, Ankara Baro­ su Yönetim Kurulu, Çağdaş Demokratik Hukukçular Der­ neği, Nükleer Savaşın ö n len ­ mesi İçin Hekimler Derneği, Atatürkçü Düşünceler Derne­ ği, Prof. Aksoy’un çalışma ar­ kadaşları.

» ANI DEFTERİ

Türk Hukuk Kurumu’nda Aksoy’un anısına bir defter açıldı.

SHP lideri Erdal İnönü,

dün Genel Sekreter Deniz Bay-

kal olduğu halde Türk Hukuk Kurumu’na gelerek, defteri im­ zaladı. Yetkililere başsağlığı di­ lediğinde bulundu. İnönü, Ak­

soy’un anısına açılan deftere şunları yazdı:

“ Türk Hukuk Kunımu'- nun 33 yıllık başkanı, Atatürk­ çü Düşünce Derneği Başkanı, partimizin seçkin üyesi ve Ana­ yasa Komisyonu Başkanı, ül­ kemizin ve dünyanın tanınmış hukukçuları arasında üstün ye­ rini almış, Türkiye’de Atatürk devrimleıine dayalı çağdaş bir demokrasinin kurulması ve yerleşmesi yolunda bütün ha- yatım a hiç ydmadan uğraş ver­ miş, laik toplum idealinin öz­ gür düşünce ilkesinin yılmaz savunucusu, değerli arkadaşım Profesör Muammer Aksoy’un hatırası önünde saygı ile eğili­ yorum. Tanrt’dan rahmet dili­ yorum. SHP olarak, A ksoy’­ un demokrasi ve Atatürk ide­ alleri yolundaki uğraşını başa­ rıya götüreceğimiz inancımızı bir daba belirtiyorum.”

DYP lideri Süleyman De- mirel de, Grup Başkanvekili

Koksal Toptan, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Dülger ile birlikte Türk Hukuk Kurumu’­ na gelerek açılan defteri imza­ ladı. Demirel, deftere şunları yazdı:

“ Değerli hukuk bilgini, Prof. Dr. Muammer A ksoy’­ un bir hain kurşuna hedef olup hayatını kaybetmesinden bü­ yük üzüntü duydum. Bu men­ fur olayı şiddetle kınıyoruz. Ailesine, arkadaşlarına, Hu­ kuk Kurumu’na, bütün men­ suplarına, kendisini sevenlere ve miietimize başsağlığı diliyo­ ruz. Acısı bütün vicdanları ka­ natacak çokluktadır. Bu, yeri doldurulmaz değerli ilim ve si­ yaset adamına, aziz dostuma rahmet diliyorum .”

DYP lideri Süleyman De­

mire!, terörle ilgili bir soruyu yanıtlarken şöyle dedi:

“ Bu olayı bir çılgınlık ola­ rak değerlendiriyorum. U m a­ rım ki, münferit olay olmaktan ileriye geçmez. Terörle kimse­ nin eline bir şey geçmediği ön­ ceden görüldü. Şimdi ne geçe­ cek ki? Muammer Aksoy’u öl­ dürebilirsiniz ama inandığı şe­ yi ortadan kaldıramazsınız ki. Bunlar görüldü hep. Fevkala­ de günah olmuştur.”

» ÖĞRENCİLERİN PROTESTOSU

Prof. Dr. Muammer A k­ soy’un öldürülmesi dün İÜ Hukuk Fakültesi bahçesinde

düzenlenen bir gösteriyle öğ­ renciler tarafından protesto edildi. Protesto gösterisine ka­ tılan öğrenciler, Hukuk Fakül­ tesi bahçesinde yapılan konuş­ malardan sonra kortej oluştu­ rarak Beyazıt Meydanı’na doğ­ ru yürüyüşe geçtiler. Yüzlerini kaşkollanyla örten öğrenciler­ den bazıları iki elektrik direği­ ne “ A k soy’ların, Tütengil’le- rin ve tpekçi’lerin katili faşizm­ dir” yazan büyük boy bir pan­ kart asarken, diğerlerinin de önceden hazırladıkları taş ve sopalarla Beyazıt Meydanı’nda önlem almış olan Çevik Kuv­ vet birliklerine doğru yöneldik­ leri görüldü. Polis ekiplerinin üzerlerine gelmediğini gören eylemciler, püskürtme boyay­ la yere “ Faşist katillerden he­ sap soracağız” yazdıktan son­ ra üniversiteye döndüler, ö ğ ­ rencilerin çekilmesinden sonra Siyasi Şube’ye bağlı polisler asılı olan pankartı toplayarak götürdü.

COŞKUN BİNBAŞI

Prof. Muammer Aksoy’la ilgili soruşturmayı DGM Sav­ cısı Binbaşı Ülkü Coşkun’un sürdüreceği öğrenildi. Coş­ kun’un dün olayı Siyasi Şube M üdürlüğü’nde görevli polis şefleri ile birlikte değerlendir­ diği ve önümüzdeki günlerde çalışmaları yoğunlaştıracağı bildirildi.

Savcı Ülkü Coşkun, “ Olay mutlaka aydınlatılacak" dedi.

Coşkun, Atatürkçü bir derne­ ğin başkanına yapılan saldırı­ nın dikkat çekici olduğunu be­ lirterek, son günlerde bazı odakların terörü tırmandırma­ yı amaçladığını söyledi.

^CENAZE YARIN

Muammer H oca’nm cena­

zesi yarın Türk Hukuk Kuru­ mu ile Türkiye Barolar Birliği’- nin ortaklaşa hazırladığı prog­ ram uyarınca kaldırılacak. Prof. Aksoy için ilk tören TBMM önünde düzenlenecek. Cenaze buradan Türk Hukuk Kurumu ve Atatürkçü Düşün­ ce Derneği önüne götürülecek. Buradaki törenlerden sonra ce­ naze, Maltepe Camii’nde öğle­ yin kılınacak namazdan sonra toprağa verilecek.

Bu arada UBA’nın haberi­ ne göre hukukçular, cenaze tö­ renine siyah cüppeleriyle katı­ lacaklar.

« AKSOY KİMİ

SUÇLUYORDU?-Prof. Aksoy’un Atatürkçü düşünce konusunda hazırladı­ ğı bir basın bildirisinde türban ve tesettürün bazı kaynaklar tarafından desteklendiğini öne sürüyordu. A tatürkçü Düşün­ ce Derneği tarafından hazırla­ nan ve A nkara Valiliği’nce onaylanan 2.5 sayfalık bildiri­ de Aksoy, “ Türban ve tesettür olaylarının arkasında yabancı emirlere hizmet eden, din istis­ marı ve petrol kokan bazı fi- nans kaynaklarının olduğu tahmin edilmektedir” diyordu. Bu bildirinin altında Prof. Ak­

soy’la birlikte dernek yönetici­ lerinden emekli Orgeneral Çe­ lil Gürkan, Prof. Mustafa A l­ tıntaş, Doç. Dr. Anıl Çeçen, Ahmet Boyacıoğlu, Mustafa Coşkunoğlu’nun imzaları yer alıyordu.

Aksoy, bunalımı önceden haber vermişti

Tayfun TALİPOĞLU

• a n k a r a

P

ROF. Muammer Aksoy, cumhurbaş­ kanlığı seçiminden önce yazdığı son ki- --- tabında bugünkü bunalımın nedenleri­ ni ve sonuçlarını yazmıştı. Aksoy, “ Rejim Bu­ nalımına ve Kötü Sonuçlarına Doğru Pupa Yel­ ken Gidiş” isimli kitabında Türkiye’nin çözüm bekleyen pek çok sorunu bulunduğunu hatır­ latarak, bunlardan en önemlisinin arkasında halk desteği bulunmayan bir parlamento çoğun­ luğunun cumhurbaşkanı seçmesi ile ortaya çı­ kacak bunalımın olduğuna dikkat çekmişti.

Aksoy, kitabının önsözünde sağduyu sahi­ bi yazarların, hukukçuların, siyaset bilimcile­ rinin “ rejim için tehlike var diye haykırmala­ rının müdahaleye davetiye çıkarmak anlamına gelmediğini” belirtiyor. Aksoy, mücadelesini anlatırken de, “ Kişisel hırslardan çok uzak bir siyasetçinin demokrasiyi katletmeyelim ya da demokrasi gemisini yine siyasal ihtiraslar yüzün­ den karaya oturtmayalım diye çırpınışından başka bir şey değil” diyor.

Prof. Aksoy rejimi tehlikeye sokacak giri­ şimler konusunda yaşamının her döneminde söylenmesi gerekenleri söylediğini ifade ettiği kitabında, “ 1980’de de cumhurbaşkanı seçimi bunalımını çözmezsek, rejim elden gidecek di­ ye feryat edenlere aldırmamıştık. Bu kez olsun kulaklarımızı tıkayıp gözlerimizi kapamayalım, onun sesine kulak verelim” sözleriyle herkesi uyarıyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin tüm kesimle­ rin anlaşarak üzerinde uzlaşacakları bir

aday-ıProf. M uammer Aksoy, cumhurba w kanlığı seçiminden önce yazdığı

son kitabında, Anavatan Partisi’nin Meclis ço ğ u n lu ğu n a dayanarak cumhurbaşkanı seçmesinin buna­ lım doğuracağını, bu seçimden ik­ tidar kadar muhalefetin de sorum ­ lu olduğunu söylemişti

# Atatürkçü Düşünce Dem eği Genel Başkanı Prof. Aksoy son günlerde laikliğe karşı yapılan saldırıların sis­ tem li olduğu İnanandaydı.

la olacağım kitaplarında ve yazılarında vurgu­ layan Aksoy, doğacak bunalımdan iktidar ka­ dar muhalefetin de sorumlu olacağım be­ lirtmişti.

Bugün Meciis’te çoğunluğa sahip olan an­ cak seçmenin sadece yüzde 21.8’ini temsil etti­ ği saptanan ANAP milletvekillerinin cumhur­ başkanını yalnız başlarına seçmelerinin en azın­ dan demokrasinin felsefesine ters düşeceğini ve bir rejim bunalımı yaratacağını bildiren Aksoy,

kitabını ANAP milletvekillerine önerilerde bu­ lunan şu cümlelerle tamamlamıştı:

“ Liderinizin uzlaşma yoluna gitmesini sağ­ layınız. Daha sonra bir ‘büyük koalisyon’ ku­ rarak ülkenin halen ivedi çözüm bekleyen so­ runlarını ortadan kaldırabilmek dahi şu anda büyük ölçüde sizin elinizde. Kaderin karşınıza çıkardığı bu tarihsel fırsatı iyi kullanarak adı­ nızı demokrasl'tarihlmize altın harflerle yazdı­ rabilirsiniz. Aksi halde sizin de adınız tarihe kapkara harflerle kazınacak ve sorumluluktan asla karınlamayacaksınız.”

^ * TÜRBAN VE AYASOFYA

Prof. Muammer Aksoy, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı olarak 25 Ocak günü yaptığı açıklamada, “ türban ve Ayasofya” ba­ hane edilerek laikliğe karşı son günlerde girişi­ len eylemlerin sistemli saldırılara dönüştürül­ mek istendiğini söylemişti.

Aksoy, dernek adına yaptığı açıklamada,

“ Üniversitede başörtüsü (türban) taşımaya, Aya- sofya’yı müze olmaktan çıkarmaya ve laiklik ilkesini baltalayarak yok etmeye yönelik gerici eylemlerin asıl amaçlan şeriat devleti doğrultu­ sunda bir öncü savaş başlatmak” demişti.

Aksoy, üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasının hoşgörü ile karşılanması duru­ munda, kamu hizmeti görülen her yerde, hat­ ta liselerde önce türban, sonra çarşaf, takke ve fes giyme gibi isteklerin geleceğini belirterek,

“ Bu, hoşgörü İle karşılanırsa Atatürk devrlm- lerini yok etmeyi hedef alan çeşitli çabalar da­

vet edilmiş olacaktır” demişti.

Ayasofya Müzesi’nin cami haline getirilme­ sine yönelik çabaların da “ namaz kılacak yer arayışı” olmadığını belirten Aksoy, bunun la­ iklik ilkesine “ bir tokat atmak” amacını güt­ tüğünü savunmuştu.

Açıklamada bütün bu eylemlerin Atatürk il­ kelerine yönelik olduğunu savunan Aksoy, bu girişimlerin 163. maddenin gerekliliğini orta­ ya koyduğunu, bu yüzden dernek olarak 163. maddenin kaldırılmasına karşı olduklarını açık­ lamıştı.

Prof. Dr. MUAMMER AKSOY

ÖNÜMÜZDEKİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

REJİM BUNALIMINA VE

KÖTÜ SONUÇLARINA DOĞRU

PUPA YELKEN GİDİŞ

S o n h i t a b ı Muammer Aksoy, "ö n ü ­ müzdeki Cumhurbaşkanlığı Seçimi / Re­ lim Bunalımına ve Kötü Sonuçlarına Doğru Pupa Yelken G id iş"adlı kitabında, halk desteğini yitiren TBM M A N A P gru­ bunun tek başına cumhurbaşkanı seçm e­ s in in ülkeye bunalım g e tire ce ğin i savunuyordu.

Artık tuzağa düşmeyelim

K

A RAN LIK güçler, karanlık emelle­rine zemin hazırlayacak bir saldırı hedefi aradılar ve demokrasinin,

hukuk devleti anlayışının, İnsan hakları İdealinin sembollerinden birini, Muammer

Aksoy’u öldürdüler.

12 Eylül öncesindeki birçok cinayet­ te olduğu gibi, son on gün içinde bir al­ bay ve Dlr polis memurunun öldürülme­ sinde olduğu gibi, Aksoy’un katledilme­ si de, “ faili meçhul” cinayetler listesine yazılma tehlikesiyle karşı karşıya. Tıpkı, dün andığımız Abdi Ipekçl’nln öldürülme­ sindeki gibi... Tıpkı onlarca bilim, düşün­ ce ve siyaset adamının, binlerce yurttaşın 1980 öncesinde öldürülmesinde olduğu gibi...

Milleti, ‘ya canını, ya demokrasini’ se­ çeneğiyle sıkıştırmak isteyen odakların, son günlerde terörü tırmandırmayı amaç­ ladığını siyasal partilerin sözcüleri söylü­ yor, yetkililer söylüyor, savcılar söylüyor. Vatandaş görüyor.

Kurulmak istenen felaket tezgâhları­ na karşı ilk adım, cinayetlerin fail ya da faillerinin mutlaka, evet mutlaka, bir an önce, evet bir an önce yakalanıp ortaya çıkarılmasıdır. Polis memuru Kâzım Çak-

makçı’yı öldürenler de, hukuk adamı Mu­

ammer Aksoy’u öldürenler de cezalarını bulmalıdır. Bunlar kimlerdir, bunların ar­ kasında kimler vardır, bilinmelidir. Bu

yapılmazsa, emin olunabilir ki, bu birkaç cinayeti yenileri izleyecek, toplumu yeni­ den korku ve dehşet içinde sindirerek, ül­ keyi kan gölüne çevirmek İsteyenler, bu kâbusun tek alternatifi olarak demokrasi­ nin feda edilmesini gündeme getirecek­ lerdir.

A ksoy’un öldürülmesinden sonra, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere birçok kurum, kuruluş ve kişi, sahnelen­ mek istenen senaryoya dikkati çekerek, teröre karşı olanları, demokrasi savunu­ cularım göreve çağırmıştır.

Siyasal partileriyle, üniversiteleriyle, basınıyla, sendikalarıyla, dernekleriyle tüm demokratik kuruluşlar, kurulmak İs­ tenen tuzağa karşı, görevlerini ihmal et­ meden yerine getirmek zorundadırlar.

Unutmayalım kİ, bu tuzağa bir kez da­ ha düşülürse, 12 Eylül öncesi dönemi bi­ le aramak mukadderdir. Herkes, üstüne düşeni eksiksiz yapmalı, hepsinden önce ve hepsinden önde parlamento, seyirci konumuna düşmemeli, tehlikeye karşı, duruma el koymalıdır.

Vatandaşın huzurunu bozmak, korku ve terörle ülkeyi 1980 öncesine götürmek İsteyenlerin hevesi, bu kez kursaklarında kalmalıdır. Ve asla kuşku duyulmamalıdır ki, Türk halkı demokrasiden yanadır ve de­ mokrasiyi yaşatmak İsteyenlerin

yanında-d"

M illiy e t

İçişleri’nden Azerbaycan

mitinglerine yasak

Yalçın DOfiAN

• i n I AZI yerler 12 Eylül öncesindeki şart- I D lan >aratmaya çalışıyorlar yeniden” di-'--->ye büyük bir üzüntüyle söze giriyor devletin en üst katında görev yapan yetkililer­ den, siyasal sorumluluk taşıyanlardan biri...

“ Neresi bu bazı yerler?” sorumuz üzeri­ ne, aynı yetkili, “ Zaten bir bulabilsek, mese­ le kalmayacak” karşılığım veriyor.

Sevgili Muammer H oca’nın ardından ne yazılsa, azdır. Bilimsel tutkusunu, devrimci inadını, akıl almaz ölçüde ayrıntılara girme­ sini, bitmez tükenmez enerjisini, yaşama se­ vincini... Neyini yazalım hocam?.. Neyini di­ le getirelim senin?..

İşte, kitaplara sığmayan, tarihin oluşma­ sına katkıda bulunan Muammer Hoca ile il­ gili “ devlet arşivindeki dosya” dün sabah içiş­ leri Bakanlığı’nda düzenlenen “ özel toplantı­ da” tozlu raflardan çıkartılıyor. Cumhurbaş­ kanı ö z a l birkaç kez Başbakan Yıldırım Ak- buiut’u telefonla arıyor, ö z a l ayrıca Ankara Valisi Saffet Ankan Bedük’ten de bilgi alıyor.

Akbulut toplantı sırasında İçişleri Bakanı Ab- dülkadir A ksu’yu arıyor sık sık. Konu dün başkentte sadece “ Muammer H oca’nın alçak­ ça öldürülmesi” çevresinde dönüyor.

Bakanlıktaki toplantıda Muammer Hoca’- mn dosyası arşivden getirildikten sonra, çeşitli sorular üzerinde duruluyor ve inceleme yapı­ lıyor. Devlet, inceleme sonucunda Muammer

H oca ile ilgili şu noktaların altını çiziyor:

“ Kişisel olarak hiç kimsenin husumetini çekmiş değildir.

—Sadece ilmi ve dernek faaliyetleri yap­ mıştır.

— 1960’iann mücadeleci bilim adamıdır. Ancak, son yıllarda herhangi bir kişi ya da ku­ ruluşun hedefi olacak eylemlerin içinde yer al­ mış değildir.

—Herhangi bir partiye mensup değildir. —Bugüne kadar herhangi bir biçimde teh­ dit edilmiş değildir.

— Kendi halinde bir bilim ve düşün ada­ mıdır.”

Rahmetli hocanın dosyasının incelenmesi, bakanlık yetkililerini özetlenen sonuçlara gö­ türüyor. Bu nitelikler bir başka düşünceyi daha akla getiriyor: “ Hedefi vurmakta kolay ve ris­ ki az, buna karşılık toplumda büyük yankı uyandıracak bir cinayet planlaması var orta­ d a.” Bir başka deyimle, hangi alçak eller çek- tiyse tetiği, onlara göre, “ Muammer H oca’- mn öldürülmesi kolay, buna karşılık yarata­ cağı sonuçlar siyasal boyutlara uzanabilecek”

nitelikler taşıyor.

Bu arada Aksoy H oca’nm “ hangi dava­ ları aldığı” sorusu da ortaya atılıyor. Bu da­ valar arasında “ Horzum davası” da var. Bu­ nun üzerine dün belli bir polis timi araştırmay­ la görevlendirilerek, “ Horzum davası ve uzantısı” konusunda incelemeye yöneliyor.

Başbakan Akbulut da, İçişleri Bakanı A k­ su’ya telefonunda şu soruların karşılıklarının bulunmasım istiyor:

“ Daha önce hangi davaları almış ve bu da­ valar nasıl sonuçlanmış?”

“ Tanıklar arasında kimler var ve ne gibi ifadeler veriyor bunlar?”

“ Yakalanan kimse var mı?” “ Ne gibi deliller var elde?”

“ Cinayette kullanılan kurşunlann balistik muayenesi nasıl bir sonuç verdi?”

ilk bulgulara göre, cinayette kullanılan si­ lah, "daha önce herhangi bir olayda kullanı­ lan silah değil” . Dolayısıyla, silahtan yola çı­

karak canileri bulmak kolay görünmüyor. Ay­ rıca, şu ana dek “ teşhis edilmiş bir sanık yok” . Cinayeti işleyenlerin değişik yerlere ettik­ leri telefonlar da inceleniyor dünkü toplantı­ da. Değişik yerlere farklı laflar ediyor katil­ ler. O rtada düzenli ve tek bir cümle yok. Do­ layısıyla, “ telefonlarda söylenen sözlerin yanlış olduğu” kanısı doğuyor yavaş yavaş. Telefon­ larda belirtilen “ İslam! intikam örg ü tü ” gi­ bi bir örgüt yok Türkiye’de. Adımn içinde

“ İslam” geçen tek bir örgüte rastlanıyor. O da Almanya’da faaliyet gösteriyor. 1987 yılın­ da bu örgüt bildiri dağıtıyor ve Türkiye’ye de gönderiyor Almanya’dan bildirileri. Ama, o kadar. Dolayısıyla, telefonların “ yanıltıcı olabileceği” üzerinde duruluyor.

SOĞUKKANLI DÜŞÜNÜNCE

Tüm bu bulgular bir araya getirildiğinde, devletin çok üst düzeyindeki yetkili şunları söy­ lüyor dün bize:

‘Türkiye tıpkı 12 Eylül öncesinde olduğu gibi, iki avn cepheye ayrılmak isteniyor. İki gün önce İstanbul’da bir polisimizin öldürül­ mesini sol bir örgüt üstleniyor. Bugün de Mu­ ammer Aksoy cinayetini bir sağ örgüt üstle­ niyor. İki cephe yaratılmak isteniyor açıkça­ sı. On yıldır iki cephe oluşturmayı başarama­ dılar. Şimdi bunu başarmayı deniyorlar. Olay çeşitli yönleriyle incelendiğinde, tam bir pro­ vokasyon... Halkın evine giderken bile tedir­ gin olmasını tezgâhlayan, bir cinayet. Altın­ da yatan belli: 12 Eylül öncesi şartlan yarat­

m ak.” ,

Devletin en üst düzeyindeki yetkili bu so ­ nuca varıyor son günlerde tırmanan terörü de dikkate alarak.

Ve dünkü toplantıda bir başka önlem alı­ nıyor. Tıpkı Muammer H oca’da olduğu gibi, vurulması kolay, ancak yankısı geniş olabile­ cek bazı kişileri —onlara hissettirmeden— ko­ rumaya alm ak... Bu uygulama dünden itiba­ ren başlıyor.

içişleri Bakanlığındaki toplantıda bir baş­ ka konu daha karara bağlanıyor: “ Yurt için­ de düzenlenen Azerbaycan mitingleri yasak­ lanıyor.” Bu mitinglere vali ve kaymakamla­ rın izin vermemesi için dün sabah içişleri Ba­ kanlığından tüm Türkiye’ye emir gönderili­ yor.

“ Diğer ülkelere Azerbaycan olayları nede­ niyle duyduğumuz üzüntüyü belli etmek ister­ ken, içerde gerginlik yaratmaktan kaçınmak gerek” düşüncesi ağır basıyor ve bir süredir yaygınlaşan mitinglere son veriliyor. Dolayı­ sıyla, yarın Ankara’da düzenlenmesi öngörü­ len miting de iptal ediliyor.

Kısaca, herkes demokrasi çerçevesinde duygularını kontrol etmeye karar veriyor. Her­ kes soğukkanlılığını koruyor.

1960’larda yeni anayasayı hazırlarken de,

“ ulusal petrol kampanyasını” başlatırken de, sınıfta ders verirken de Muammer H oca bir niteliğini hiçbir zaman yitirmiyor: Enerjisini, bitmez tükenmez uğraşını, tek tek insanları ik­ na ederek, karıncayı ezmeden toplumu dev­ rimci bir bilince kavuşturmayı...

Ama, sevgili hocamızı en çok simgeleye­ cek dizeler, Nâzım ’a ait: “ Yetmişinde bile me­ sela zeytin dikeceksin. / Hem öyle çocuklara filan kalır diye değil / Yaşamak yanı ağır bas­ tığından” .

Binlerce insanın binlerce anısıyla kaynaş­ mış olan Muammer H oca, “ yetmişinde bile zeytin diken” bir kişiliğe sahipti. Bıkmadan, usanmadan, yılmadan ürün veren bir bilim adam ı...

Demokrasiye vazgeçilmez bir inançla hay­ kırırken, sevgili hocam, anın önünde saygıy­ la, bilinçle eğiliyoruz.

7 bilim adamının

katilleri bulunamadı

P j n 2 Eylül rinda, ı L— -J si, bilir İSTİHBARAT SERVİSİ

! Eylül öncesinde arala- öğretim görevli- , bilim adamı, gazete­ ci ve emniyet görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda insan öl­ dürülmüş ve katilleri buluna­ mamıştı. Bunlardan bazıları şöyle:

• 17 Haziran 1977’de Erzu­ rum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Yavuz kampus için­ de bıçaklanarak öldürüldü.

• 24 Mart 1978 günü An­ kara Cumhuriyet Savcı Yar­ dımcısı Doğan ö z evinden çı­ kıp otomobiline bindiği sırada ateş açan iki kişi tarafından vu­ rularak öldürüldü.

• 20 Ekim 1978 günü l.T .Ü eski Rektörü Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu, Bakırköy Genç­ ler Caddesi’nde yürürken bir otomobilden açılan yayhm ateş sonucu olay yerinde öldü.

• 26 Kasım 1978’de Kara­

deniz Teknik Üniversitesi öğ­ retim görevlisi Dr. Necdet Bu­ lut kampusa giderken açılan yaylım ateş sonucu öldü.

• 1 Şubat 1979 günü gaze­ temiz Başyazarı ve Genel Ya­ yın Yönetmeni Abdi İpekçi ga­ zeteden çıktıktan sonra evine giderken Maçka Karakol Soka- ğı'na arabasıyla gireceği sırada silahlı saldırıya uğradı, kalbin­ den İki, göğsüyle vucudunun çeşitli yerlerinden aldığı yara­ larla bayatını kaybetti.

• 11 Temmuz 1979 günü Hacettepe Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Bedrettin Cö­

mert, A nkara’da evinden üni­ versiteye giderken silahlı kişi­ lerce kurşunlanarak öldürüldü.

• 11 Ağustos 1979’da, Çu­ kurova üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi De­ kan Vekili Prof. Dr. Fikret Ünsal, üniversitede özel oto­ mobiline bindikten sonra kur­ şunlanarak öldürüldü.

• 28 Ağustos 1979 günü Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, evinden çıktıktan sonra 50 metre ileride kendisi­ ne pusu kuran silahlı dört kişi tarafından kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü.

• 20 Kasım 1979 günü İs­ tanbul Üniversitesi Siyasal Bi­ limler Fakültesi Dekan Yardım­ cısı ve Hukuk Fakültesi ö ğ re­ tim Üyesi P rof. Dr. Ümit Do- ğanay evinden çıktıktan sonra cadde üzerinde kurşunlanarak öldürüldü.

• 7 Aralık 1979 günü İstan­ bul Üniversitesi İktisat Fakül­ tesi öğretim Üyesi P rof. Dr.

Cavit Orhan Tütengil, Levent’­ teki evinden çıkıp otobüs du­ rağına giderken açılan yayhm ateşiyle öldürüldü.

• 11 Nisan 1980 günü ya­ zar Ümit Kaftancıoglu sabah saatlerinde evden çıktığında uğradığı silahlı saldın sonucu olay yerinde öldü. •Mİ ısı -sİ .01 id i 3«S ni> ıs? ini f ü »fRl <$u JA lüç *¡w Itj* *iti M •¡h İ S İ .ne %n sh *tet Jİ2 m ö* ifO H İÜ bv Mİ «rç in fi d »h »*j| İri jit Í6D *$3 IS'f uf .m L'*b K İ) ¿2! îtt# •>cı i**« •il inf Tin vs ♦ lif I

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Türk resminin peyzaj alanında ve akademi­ nin eski atölye hocaları arasında en büyük adla­ rından biri olan Nazmi Ziya, Fransız izlenimci akımını, Türkiye’de

Nullipar kadınlar arasında, geç fetal ölüm riski zayıf kadınlarla kıyaslandığında normal VKİ olan kadınlarda 2 kat fazla, kilolu kadınlarda 3 kat fazla,

Köylüler tarafından bulunarak an­ tikacılara satılan ve onların da Burdur Müzesine sat­ tıkları heykellerin bulunduğu bina meydana

Cesur ve pa dişaha sadık bir adam olan Şemsi Paşa takibe memur oldu, fakat teğ men Atıf onu Manastırda, sokakta, bir kurşunla yere serdi; hürriyet fo

Ondan sonra «Benliyan» «Vefalı Emin Bey» isminde bir zatın maddî yardımıyla yine «Kirkor Çuhacıyan»m en meşhûr eseri olan «Leblebici Horhor Ağa»yı

Oysaki sunulan çalışmada, kan biyo- kimyasal parametreleri cinsiyete göre incelendiğin- de, genç erkeklerde genç dişilere göre plazma GGT aktivitesi ve albumin

Pazar günü ABD Başkanı Bush'un &#34;giderayak&#34; yaptığı Irak ziyareti sırasında Irak Başbakanı El Maliki ile birlikte düzenledikleri bas ın toplantısında

Öte yandan, yangının etkisi altında kalan Kavakoluğu, Korucuk, Tepe ve Delikkaya köylerinde ise Tar ım ilçe Müdürlüğünce şu ana kadar yapılan hasar tesbit çalışmalarına