• Sonuç bulunamadı

[Nazmi Ziya Güran]

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "[Nazmi Ziya Güran]"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

(80) 1881 yılında İstanbul’da'doğan Nazmi Ziya Güran. Muhasebat Mümeyyizi ve ilk Nüfus Ge­ nel Müdürlerinden olup '1884’tc Dahiliye Ne­ zareti Muhasebeciliğine getirilen Ziya Bey’in oğludur. Ailesi, Fatih Sultan Mehnıed’in hocası Molla Güranî’nin (Ahmed Şemseddin) soyun­ dan gelmedir. Vefa’daki Şcmsü'l-Maarif Rüşti- yesi'ni. Vefa İdadisi’ni ve Mekteb-i Mülkiyc-i Şâhâne’yi (Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi. Ay­ nı yıl Sadaret Mektubi Kalem Hulcfâlığı’yla devlet hizmetine girdi (1901). On yıla yakın bir süre kalıp İkinci Hulcfahğa yükseldiği bu görevi sırasında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin (Güzel Sanatlar Akademisi) Resim Bölümü’ne yazıldı (1902). Önce Hoca Ali Rıza Bey’in ar­ dından da Varma Valery ve Oskan Efendi’nin öğrencisi olduğu bu okuldan da diploma aldı (1908). Maarif Nezareti’nin açtığı burs sınavını kazanarak (Ekim 1909) Paris’e gitti. Julian Aka­

demisinde önce portre ressamı Marcel Bachet ile Royer’in atölyesinde bir süre çalıştı, sonra Paris Yüksek Güzel Sanatlar Okulu’na girdi. Fernaııd Corıııon’un atölyesinde dört yıl çalıştı (1909-1913). Paris’te bir eseri sergiye kabul edil­ di (1912). Almanya ve Avusturya'ya gidip ora­ lardaki resim galerileriyle müzelerde inceleme­ ler yaptı. Paris’te en çok dikkatini çeken res­ samlar Claudc Monet, Cezanııe gibi empresyo­ nistler oldu. I. Dünya Savaşı’nın başlamasından önce Türkiye’ye döndüğünde (1913) İzmir Dârülmuallimin (Erkek Öğretmen Okulu) Mii- dürlüğü'nc getirildi (8 Kasım 1914). Ayrıca bu okulda, psikoloji (ilm-i rttlı) ve pedagoji (fenn-i terbiye) dersleri okuttu. Maarif Nezareti Tedri- sat-ı İptidaiye (İlköğretim) İstanbul Bölgesi Mü­ fettişi oldu (25 Mart 1915). Maarif Nezareti Sa­ nayi-i Nefise Encümeni Başkâtipliği görevi ve­ rildi (7 Mayıs 1917). Çanakkale Ccphcsi’ndcki

(2)

Türk kahramanlığının çeşitli sanat dallarıyla saptanmasını İsteyen Harbiye Nazırı ve Başko­ mutan vekili Enver Paşa tarafından, şair Meh­ met) Emin (Yurdakul), Hamdullah Subhi (Tan- rıöver), Ağaoğlu Ahıııed, şair Enis Betıiç (Kor- yiirek), Orhan Scyfi (Orhun), İbrahim Alâeddin (Gövsa), besteci Ahıııed Yekta, Ali Caııib (Yön­ tem) ile birlikte Çanakkale'ye gönderildi. Ora­ dan 4 tablo eskiziyle dönen Nazmi Ziya Güran, Sanayi-i Nefise Mektcb-i Âlisi Müdürlüğü ve Resim Bölümü Müderrisliğine getirildi (V Ara­ lık 1913). Başka bir görev verileceği gerekçesiy­ le işinden alındı (9 Mayıs 1921). Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Maarif Vckâleti'ncc yeni­ den Güzel Sanatlar Akademisi Müdürlüğüne atandı (Ocak 1923). Geçici görevle Paris’te re­ sim öğrenimi yapan Türk öğrencilerine teftişe gönderildi (Ekim 1926). Bir yıl orada kalıp Tür­ kiye'ye döndü (Eylül 1927). Akademi Müdürlü­

ğünü ressam Namık İsmail’e bırakıp (Kasım 1927)resim öğretmenliğini sürdürdü. Güzel Sa­ natlar Akademisi'ııdc üçyüz. kadar tablosunu biraraya getiren kişisel bir sergi açtı (17Ağustos 1937), aynı yıl evinde kalb sektesinden öldü (10 Eylül 1937). Erenköy Sahra-i Ccdid Mezarlı­ ğına gömüldü (12 Eylül). Başlangıçta bütün empresyonist ressamlar gibi açık havada çalış­ mış ve resimlerinde doğanın anlık ışık ve renk değişimlerini sıcak renklerle yansıtmayı amaç­ lamış olan Nazmi Ziya’nın, ömrünün son yılla­ rına doğru verdiği eserlerde güneş ışığı etkisinin azaldığı, doğu minyatürlerine duyduğu yakınlık nedeniyle bunun yerini süslü motiflerin almaya başladığı görülmektedir.

Sanayi-i Nefise Mektebi öğrcncisiykcn çalış­ malarıyla hocası Valeri'nin tepkilerine yol açan Nazmi Ziya, modeli çizgise! dilin dışında tuşlar­ la etüd etmeyi denedi. Arkadaşlarından farklı

olan bu .özelliği onu, gelecekte Türkiye’de izle­ nimciliğin en iyi uygulayıcılarından biri duru­ muna gelirdi.

Türk resminin peyzaj alanında ve akademi­ nin eski atölye hocaları arasında en büyük adla­ rından biri olan Nazmi Ziya, Fransız izlenimci akımını, Türkiye’de gerçek anlamda yerel bir ışık ve renk duyarlığı ile yorumlamıştır. Bir Türk sanatçısının ışık ve renk izlenimlerini, Fransa’daki kaynak akımın etkinliğini yitirişin­ den çok sonra ülkede ortaya koyması, Batı’nm geç kalmış bir izleyicisi olduğunu göstermez. Türkiye'nin sosyo-ekonomik koşulları Türk sa­ natçılarının sanat ve üslûp eğilimlerini belirt­ mekte asıl etkendirler.

Nazmi Ziya, teknik ustalığının yanısıra kom­ pozisyonda yer ve gök dengesini sağlam, sağlık­ lı bir yönde gerçekleştirir. Uzay (mekan) ilişki­ leri içinde doğal bir kişi yöresi, onun için ruhsal

(3)

bir dışa vurma, ya da fiziksel oplik doyumla ye­ linden bir tema oluşturmakla kalmaz, plastik biçimde defterlerine lüm yönleriyle kavuşturu­ lur. Nazmi Ziya’nın “Aralürk" portresinde şim­ şek gibi kararlı bakışları ve kumandan dehası­ nın tüm karakteriyle. Türkiye ve emperyaliz­ me karşı savaşan tum dünya uluslarının önderi Gazi MustaTa Kemal Atatürk'ün portresi, Ga- zi’nin sömürüyü yenmeye azmetmiş bakışı, Türkiye halkı ve bağımsızlığı için savaşan tüm dünya uluslarının yoksul insanlarına duyduğu derin bir sevgi ve şefkatin anlatımıyla belirgin­ dir.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Dynamic base of calculations is the Glauber-Sitenko theory of multiply scattering (GSDMST) [1-4], which is used successfully for description of interaction between high-energy

Senin tünel diye hatırında kalan yer “ Bozantı,, ile “ Hacıkırı,, istasyonları arası olmasın ; ve Toroslarm meşhur tüne lini yedi senelik hasretin do-

Borçlar hukuku öğretisi, karşılık ilişkisinin sona erdirilmesi, borcun nitelik ve kapsamının değiştirilmesi ve savunmalar konusunda, kanunun ters yorumu yanında (TBK

Bu çalışma sonucunda, TSE-ISO-EN 9386-2 “hakeket engelliler için xxxx“ standartlarına uygun, modüler, montaj kolaylığı, hızı 0.15 m/sn olan tekerlekli

İkinci grup hakkında ki düşüncelerimizi sona bırakarak günümüzün idealist akımını yürüten Munis Faik Ozansoy’dan söz edelim ilk önce.. Onun şiirlerinde

Sonuç olarak, baş, boyun bölgesinde görülen kitleler arasında kulak, burun, boğaz uzmanları tarafından ayırıcı tanıda pilomatriksomalar da düşünülmeli ve böylece doğru

Polonezköy’de yaşayan Dohoda ailesi seksen yü önce dedeleri Leonardo Dohoda’nm inşa ettirdiği köy evini 1993 yılında yenileyerek köy lokantasına

Comparison of oral and intravenous hydration strategies for the prevention of contrast-induced nephropathy in patients undergoing coronary angiography or angioplasty: a