— 1 —
Türkler
denize
çıkıyorlar
Anadoluda ya- yaşayan ufak Türk beylikleri nin, Bizans, Ve nedik ve Kata- lan korsanların dan çektikleri büyüktü. Marma ra sahillerine ulaşan bu kor sanlar Anadolu- i nun içlerine kadar akınlar ya pıp Türk beylik lerinin varını yo ğunu alıp götü rüyorlardı. Kara ticaretinin deniz ticaretine intikal ettiği tmir, Sam sun, Trabzon gibi limanlar da Ve nediklilerin hük müne girdiklerin den Türkler için ticaret yapmak da, güçleşmişti,
Osmanlı Türk- leri böyle güç bir durum içinde Anadoluya gelip, ne de ni yet le rin jöçüp gittiği bu güzel topraklar da yepyeni, tap taze ve çok kuv vetli bir devlet kurmak istediler. Sultan Orhan,
devletin sağlam Donanma, İstanbnldan İzmite büyük bir gelin alayı tertibledi. temeller üzerine kurulabilmesi i- çok faydalı olmuştu. Karamürsel
çin, çok düşünmüş ve Anadolunun donanmasının görünmesi, korsan- tarihine kısaca bakmıştı: bu güzel iarın mücadele etmeden kaçması-topraklarda bir kaç medeniyetin
kurulmuş ve yıkılmış olması, A- nadolunun dünya içindeki ehem miyetini gösteriyordu. Medeniyet lerin yıkılmasına da kurulmasına da hep denizler âmil oluyordu. Denizlere önem vermiyen millet Anadoluda tutunamamıştı (•).
Sutan Orhan bu düşünce ile de nizlere atılmak istedi; ülkeyi İç Anadoludan Marmara sahillerine doğru genişletmek, hedefi idi. Ya kın dostu Karamürsel Bey ile şa yanı dikkat konuşmaları oldu. Mevzu cidden alâka çekici idi:
«Acaba evvelâ Anadoludaki u- fak Türk beyliklerini birleştirip sonra mı denize çıkmalı; yoksa evvelâ denizlere çıkıp sonra mı Anadoluda büyük Türk devletini kurmalı?»
' V K J R i x ^ , f
Orhan, derin derin düşünmeğe daldıktan sonra, dostuna Türk mil letine asırlar boyu saadet sağlıya- cak olan kararını açıkladı:
«Karamürsel Bey dedi; her şey den evvel kuvvetlenmemiz lâzım. Gereken kuvveti ancak denizler de bulabiliriz. Denize çıkarsak, ya bancı korsanların Türk beylikleri ne yaptıkları akınları durdurmak la kardeş milletlerin sevgi ve say gısını kazanırız! Sonra denize çı karacağımız Türk korsanlarının getireceği servetle de kuvvetlenir, kuvvetli bir millet haline geliriz.' Bundan sonra Türk milleti önünde dayanabilecek hiç bir kale kal maz...»
Karamürsel donanması
Bu fikir Sultan Orhanı İzmit kör fezine doğru itmiş ve Türkleri de l denizlere çıkarmıştı. İlk Türk: tersanesi Karamürselde kurulmuş ve süratle zamanın kudretli gemi lerinin inşasına başlanmıştı.
Karamürsel Bey donanmasının birdenbire Marmarada görünmesi, Venediklileri o kadar şaşırttı ki asırlardan sonra zamanımıza ka dar gelen ve bugün bile Italyada aileler arasında sık sık kullanılan , »Mamma i Turchi — Anneciğim j Türkler!» cümlesi daha o günden kullanılmaya başlandı. Bugün I talyan çocuklarını terbiye etmeğe ve uyutmağa yarıyan bu cümle, o günlerde de Venediklileri Marma ra denizinden dışarı çıkarmak için 1
na kâfi gelmeğe başlamıştı.
I
Türkler İstanbul önünde
Karamürsel donanmasının Mar | marada görünmesi, ordunun deni- j ze dayanan yanmı emniyete almış ' ve bu suretle Türklerin Üsküdara 1 çabuk gelmesini sağlamıştı. Fakat J Boğazdan karşı sahile atlamak ko lay olmıyacaktı. Boğazın her iki | sahilinde de, karşılaşılan müşkül- ■ leri düşünen ve zorlukların yenil me çarelerini araştıran harb mec lisi toplandı.
i Üsküdara gelen Sultan Orhan Boğazları, büyük bir alâka ile de nizleri seyrediyordu. Venedikliler bu denizlerden geçen ticaret ge milerinden taşıdıkları ticaret malı nın değerlerine yakın vergi alıyor lardı. Kara yoluyla Üsküdara geti rilen ticaret.malını ls*anbı>la ge çirmek için yalnız Venedik gemi- ı lerini kullanmak şarttı; bu geçiş de, büyük ücretle yapılıyordu. Bo ğaz demek, deniz nimetlerini böv- lece yakından gören ve bilen mil letler için en büyük ^ervet demek ti.
Fakat Boğaz nasıl geçilecekti? Bu servet nasıl Türk milletine mal edilecekti? Sultan Orhan bu mühim vazifenin yapılmasını ar kasından gelen nesillere bıraktı.
Karşı tarafta da Bizans İmpara toru Türklerin nasıl bir tehlike ol duklarını yakından görmüş ve ça reyi Sultan Orhana aile bağı kur makta bulmuştu. Karamürsel do nanması îstanbuldan İzmite doğru büyük bir gelin alayı tertipledi. Bizans İmparatoru kızını, Sarav- burnuna kadar getirmiş ve selâ- metlemişti.
Tarihin en büyük çevirme
hareketi
Denizler, Istanbulun süratle iş gal edilmesine engel oluyordu. Zi ra Bizans başşehrini besîiyen de nizlerden geçmek müşkül olacak tı. BizanslIlar, Venediklilerden büyük yardım alıyorlardı.
Sultan Murada Boğazı geçip Is- tanbulun alınmasını teklif edenler çok oldu. Fakat Sultan Murat, da ha derin görüşleriyle onlara cevap verdi:
«Denizlere hâkim olmadıkça, îs- tanbulu almak mümkün
olmıya-caktır. Her şeyden evvel Istanbu- lu besîiyen deniz yollarını Kesmek ve orduyu Çanakkale Boğazından karşı tarafa geçirerek Edirneyi al mak suretiyle, kara yollarına hâ kim olmak lâzımdır...»
Türkleri Istanbuldan evvel Eğri- boz adasını ve Edirneyi almağa sevkeden sebep işte bu oldu.
(T) Runciman: Türk Tarih Kon gresine verdiği bildiri.
İSTANBUL
7.27 Açılış — 7.30 Melodiden melodiye — 8.00 Haberler — 8.15 Türküler — 8.30 Operetlerden seçmeler — 9.00 Kapanış. 1L57 Açılış — 12.00 Şarkılar — 12.20. Sevilen melodiler — ' 13.00Saz eserleri — 13.15 Haberler — 13.30 Şarkılar — 13.50 Dans mü ziği — 14.10 Türküler — 14.25 Ünlü senfoniler — 15.00
Kapa-16.57 Açılış — 17.00 Çay saati — 17.30 Yurdun sesi — 17.50 Ko nuşma — 18.00 Hafif melodiler — 18.15 Radyo Karma Faslı — 18.45 Haberler — 19.40 Şarkılar — 20.00 Hafif müzik — 20.15 O- laylar ve yankıları — 20.30 Ama törler saati — 20.45 Silâhlı Kuv vetlerin Sesi — 21.00 Fehmi Ege Orkestrası — 21.15 Şiir dünya mız — 21.30 Şarkılar — 21.50 E- ğitım saati — 22.30 Ayın sanat hareketleri — 22.45 Klâsik Türk musikisi — 23.00 Haberler — 23.15 Konserto saati — 23.40 Gece me lodileri — 24.00 Kapanış.
İSTANBUL IL RADYOSU 17.58 «îyi Akşamlar» — 18.00 Çeşitli orkestralar — 18.45 Sen foni Orkestrası — 19.15 Radyo ile Almanca — 19.30 Yemek müziği — 20.00 Piyanist Julian Von Ka- rolyi — 20.15 Plâklar arasında — 20.45 Çigan melodileri — 21.00 Bale müziği — 21.40 ispanyadan müzik — 22.00 Ünlü icracılar — 22.40 Çeşitli müzik — 24.00 «İyi Geceler».
ANKARA
6.57 Açılış — 7.00 Güngydm — 7.20 Müzikle jimnastik — 7.30 Haberler — 7.45 Türk müziği — 8.15 Solistlerimizden ikisi — 9.15 Sabah konseri — 9.45 Beraberşarkılar — 10.00 Devamı yarın sabah — 10.20 Domenico Modug- no söylüyor — 10.30 Kapanış.
11.57 Açılış — 12.00 Orkestra lar — 12.30 Hüseyin Gökmen’den şarkılar — 12.50 Saz eserleri — 13.00 Haberler — 13.15 Küçük konser — 13.40 Dündar Balkan’ dan şarkılar — 14.00 Rock’n Roll’ ler — 14.15 Türküler — '.'.30 Connie Francis — 14.45 F ■■ e
Aksoy’dan y ık ılar -- ' Ka panış.
16.57 Açıl'ş — 17.0 Mefharet Yıldırım’dan şarkılar — 17.15 Güney Amerika müziği — 17.30 Turhan Karabulut’t-an türküler — 17.45 Tarım konuşması — 17.50 Oyun havaları — 18.00 Öğretme nin sesi — 18.15 Ahmet Melik’ ten şarkılar — 19.00 Haberler — 19.15 Yaşadığımız günler — 19.30 Nermin Demirçay’dan şarkılar — 19.55 Küçük dinleyicilere ma sal — 20.00 Erol Pekcan Caz Top luluğu — 20.15 Olaylar ve yan kıları — 20.30 Nevzat Güyer’den şarkılar — 20.50 Büyük Nutuk — 21.00 Mikrofonda tiyatro — 22.00 T.B.M.M. saati — 22.15 is teğinize göre — 22.45 Haberler — 23.00 Gece konseri — 23.30 Geç yatanlar için müzik — 00.30 Kapanış.
ANKARA İL RADYOSU 17.57 Açılış — 18.00 Radyo ile Almanca — 18.15 Perry Como — 18.30 Haff müzik — 18.45 Dima- ra Kardeşler söylüyor — 19.00 Orkestralar bir arada — 19.30 Se vilen melodiler — 20.00 Bu ak şamın konseri — 20.30 Karma müzik — 21.00 «Party Time» al bümünde Russ Conway — 21.15 Melodi yağmuru — 21.45 George Jenkins ve Orkestrası — 22.00 İzahlı müzik — 23.00 Kapanış.
VAZAU: AMİRAL AFİF BÜVÜKTUGKUL
resîmlem
.MÜNİF FBHÎM
---
2
---Büyük Fatih
Deniz hâkimiyeti
için çalışıyor
Rumelıhisarının ya pılması, sadece aske rî değil, aynı zaman da İktisadî maksat ta şıyordu. Bu sayede Boğazlardan geçen ti caret gemileri durdu rulacak ve onlardan, Türk hâzinesine ehem miyetli bir servet sağlıyacak olan ver giler alınacaktı. Hisa rın bir gece içinde ya pilmiş olması bir ef sane idi; fakat mu azzam kale, Anadolu- hisarı ile birlikte, Türk milletine çok fa ideli bir iktisat kale si teşkil etmişti.Fatih Sultan Meh met bu kalelere rağ men, donanma yapma dan îstanbulun alına bileceğine kani değil di. Bundan ötürü teş kilâtlı bir donanma kurmak kararı bu bü yük ve uzun görüşlü hükümdar zamanında verildi.
Edirne camisinde o- kunan hutbe bu tari hi dönüm noktasının en mühim vesikası oldu. O zamana ka dar «Sültan - ül - Ber- reyn» diye okunan hutbe «Hakan - ül -
Bahreyn ve Sultan - Büyük hükümdarın emrinde donanma, yalnız denizleri değil, dağlan bile aşan bir kudret oldu. ül - Berreyn» diye okunmağa baş
landı (•). Bununla Fâtih demek istiyordu; ki «İmparatorluğun ku rulması, yaşaması, uzun ömürlü olması denizlere bağlıdır. Denizle re Hâkan olmak, topraklara Sul tan olmağı sağlıyacaktır.
Fâtihin bu fikri, kısa zamanda, Türk milletine en büyük kuvve ti temin eden bir hakikat haline geldi. Donanma, yalnız denizleri değil; fakat büyük komutanın yük sek emrinde dağları bile aşan bir kudret oldu ve Îstanbulun en za yıf yerinden vurulmasını hazırla dı.
Papa denizleri taksim
ediyordu
Fâtihin donanma yapma devri, İspanyol ve Portekizlerin dünya nın bütün denizlerine sahip olmak uğruna yaptıkları mücadeleye rast lar. Deniz aşırı kıt'aları keşfeden bu iki millet, dünya denizlerine sahip çıkıvermişleı-di. Papa ise Hı ristiyan dünyanın önüne dikilen Türk tehlikesi karşısında bu iki devletin birbirine silâh çekmesine hiç razı olmuyordu. Her iki devle tin sefirlerini çağırtmıştı:
— «Nedir bu mücadeleniz?» diye soruyordu.
Tartışma uzun sürdü; fakat Pa
pa hal tarzını kolaylıkla bulmuş, tu: «110 derece tul dairesinin batı sındaki denizler İspanyolların, do ğusundaki denizler Portekizlerin olacaktır!»
Papanın bu hal tarzı Ispanya ve Portekizi memnun etmişti ama; başta Ingiltere ve Holânda olmak üzere diğer Avrupa devletleri de nizlere böylece tek veya bir kaç devletin sahip çıkmasına razı ola mamışlardı. Papanın bu sakat em ri, korsan hareketlerinin büyüme sine sebep olmuş, cebinde bir kaç kuruşu olan her tüccar, korsan ge mileri meydana getirerek denizler de anormal servet peşinde koşma ğa başlamıştı (**)
Venedikliler
Mücadele endirekt olarak Akde- nize de intikal etmişti. Denizlerin böylece fethedildiğini gören Ve nedik Cumhuriyeti, Adriyatik de nizinin yalnız Venediğe ait bir de niz olduğunu ilân ediverdi. Bilâ hare Mussolini’nin «More Nos- trom — Bizim deniz» addetmesi buradan geliyordu. Adriyatik de nizi Venedikliler için More Nos- trom idi. Yabancı ticaret gemileri, Venedikten izin almadan, ona bü yük vergi vermeden bu denizde dolaşamazlardı.
Bugün dünya turistlerinin bü yük bir takdirle gfezdikleri ve sey rettikleri Venedik şehri esasen Türk korkusu ile nehirler üzerin de inşa edilmiş bir şehirdif***) Fa kat korsanlık ve deniz hâkimiyeti bu ufak Cumhuriyeti dünyanın en zengin memleketi haline getirmiş, şehirde milyonlar, milyarlar sar- fiyle saraylar, şatolar ve müzeler yapılmıştı.
Şehrin kurulduğu devirde Türk- ler karadan gelmişlerdi. Fakat şimdi aynı Türkler denizden doğ ru Venediğe yaklaşacaklardı.
Bundan ötürü Tiirklerin denize çıkmasına baş düşman Venedikli ler oluyordu. Onlar kolaylıkla Cumhuriyet ve servetlerinin yok olabileceğini görüyor ve tedbir dü şüyorlardı.
«Aman Çanakkale Boğazını geri alalım!»
«Aman Türklerle harb yapan milletlere yardım edelim!»
«Aman Akdeniz korsanlarını Tiirklere karşı besliyelim!»
Bunlar Venediklilerin günlük korkusu ve münakaşa mevzuu ve karârı idi. Boğazlar önünde asra yaklaşan uzun bir devre Türk - Venedik deniz mücadelesi olmuş, kâh Venedik kâh Türk donanması
; zarara uğramış; fakat netice Türk- ' lere gülmüştü. Artık Türkler Bo- ] gazların mutlak hâkimi idiler.
Donanma ve Boğaz
hâkimiye
Lalası, Büyük Fatihin deniz hâ- | kimiyetı peşinde koşmasına hayret etmiş ve bir gün dayanamıyarak sormuştu: «Hakanım, şu Boğazla-" rı tahkim edip kurtulmak dumur ken neden donanma peşinde koşu yorsun?»
Hükümdar buna büyük bir vu kufla cevap verdi: «Bana lâzım olan Boğazları kapayıp kurtulmak değildir Harbde bile Boğazları bi taraf ticaret gemilerine açık tu tarsam milletimi zengin eder ve yapacağım harbleri besliyerelr im paratorları dize getiririm. Donan ma bu maksadı sağladığı gibi, dün ya denizlerine adalet getirecektir. Bir taraftan hâzinemi zenginleşti* rirken diğer taraftan da Avrupa tücearlarır.m âdil T„ , ",* > 1 e* nizinde serbestçe dolaşmalarını sağlıyacaktır.
(*) Kâmil Paşa: Siyasî Tarih. (**) Fioravanza: La liberta dei mari.
(***) Guderian: Avrupa böyle müdafa edilmez.
_____
____
#
♦
MIAU: AMİRAL AFİF BÜYÜK Tuh ft UL
e £ S ¡M L E v e u :M V N IF F B H Ib t
---
3
---Büyük Kanunî
ve
Büyük Barbaros
Türk donanması, Yavuz Sultan Selimin Mısır’ı almasında en j büyük hizmeti gördü,
j
Korsanlan uzak tut- i muş, ordunun bir kıs- 1 mı 'ile, cenge yanya- | cak para ve malzeme yi denizden taşımıştı. Fakat donanma en büyük kudreti Kanu nî devrinde gösterdi. Yavuz’un Istanbu'a getirdiği Mısır’ın devI let ve ilim adamları
nı, Sultan Süleyman’ ın iade etmesi bu nü- kümdarın dünya ça pında bir ün alması na hizmet etti. Sultan Süleyman’ın «Kanu nî» oluşu; sadece dev let içinde kurduğu ni zamlardan dolavı de ğildi. Büyük Hüküm dar dünyaya da ni zam vermeğe azimli idi. Denizleri, Papa’- nın yaptığı şekilde, muayyen milletlere^ mal olmaktan kurta racak, her milleti ser bestçe denizlerden fay dalandıracaktı. Bunun için de kendi kanaat
lerine uyan bir bü yük denizci bulmak
ve tekmil Akdenize hâkim olmak lâzımdı.
Büyük Barbaros
Kanunî devrinde Cezayire daya narak korsanlık yapan büyük bir Türk denizcisi vardı. Venediklile rin bir seyahat esnasında, kendi gözü önünde öldürdükleri ağabeyi- sine pek üzülmüş ve âdeta bu dev leti haritadan silmeğe azmetmişti. Kendi emeğiyle yaptığı filolarla Akdenizde dolaşıyor; yakaladığı Venedik gemisini batırmadan ve yükünü almadan bırakmıyordu. O devirde gemiler rüzgâr kuvvetiy le gittiği için korsanlık yapmak şahısların ferdî imkânları dahilin
de idi. Filolar herhangi bir de niz üssüne ihtiyacı olmazdı; kö mür ve cephane almak zorluğu
yoktu. *
Bu hal her cesaretli insanın, milletlerin menfaatine dokunsa dahi, denizden servet kazanmasını temin ediyordu. Bundan dolayı
hü
kümetler bir araya gelerek kor sanlığa bir çare bulmak istiyor lardı. Herhangi bir devletin res mî tezkeresini haiz olacak filolar korsan addedilmiyecek;
olmıyan-Barbaros saraya gelirken, yirmi birinci sınıf okçu, düşmanların Istanbula soktukları casusların
suikastlefinden onu muhafaza ederlerdi...
rindeki billûr içki takımları; kö lelerin taşıdığı küple altınlar ta kip etmişti.
Bu hediyeler deniz nimetlerinin ilk akislerini Padişaha göstermiş ti. Kanunî bu hediyelerden deniz hâkimiyetinin devlet üzerindeki büyük yapıcı tesirini gördü. Ken di kendine karar veriyordu: «Mem leketin deniz vasıtaları; deniz a- damları çok büyük yetkiler veri lecek olan kaptan paşanın emrine verilmelidir. Kaptan paşaya sade ce Türk ordusunun yapacağı hare kâtın umumî istikametleri anlatıl malı; bundan sonra kaptan paşa bütün hareketlerinde serbest bı rakılmalıdır.»
Filhakika böyle de yapıldı. Şim di Barbaros çok muhteşem bir donanma ile denizlere açılıyor; yaptığı harekâttan dönerken de tekmil Ege adalarındaki Venedik lileri bastırarak onların Türk Hü kümdarına vermekle mükellef ol dukları vergileri toplıyarak îstan- bula dönüyordu.
Denizde vakalanamıyan Kaptan Paşav, suikastle şehirde öldürmek için hem Papalık, hem de Venedik
neve şehrinde muazzam saraylar vücude getirmişti 1).
Zengin heykelleri, tarihî tabola- rı, zümrüt bahçeleriyle bugün da hi Doria sarayı Cenevenin en zen gin köşesini teşkil eder.
Andrea Doria’nın Venedik ve Türk donanması olmak üzere iki mühim rakibi vardı. Türkler Bal kanları alıp da Adriyatik denizi nin kapısı olan Otranto kanalına gelince Venedik donanması bu de nizde hapsolmak tehlikesiyle kar
şı karşıya kalmıştı. Bundan dola yı Venedik, eskisi gibi Türklere karşı şiddetli davranamıyor; za man zaman sulh yapmağa; zaman zaman da onlarla müttefik olma ğa çalışıyordu.
Bundan dolayı Andrea Doria’nın en kuvvetli rakibi Türklerdi; Türk denizcisine komuta eden Bü yük Amiral Barbaros’tu.
(1) İtalyan Deniz Mecmuası: La Marina Genevese.
Iarın içindekiler de deniz haydu-' üler hir çok fedaî hazırlayıp ts- du diye kabul edilip yakalandığı j tanbula göndermişlerdi. Bundan resmî donanmalar tarafından sor- 1 dolayı Kaptan Paşa da at üzerin-gusuz idam olunacaklardı.
Barbaros’un filosu esasen âdil
de Hükümdara hürmetlerini sun mağa ve hükümdarın ■ emirlerini esaslara göre hareket eden bir j almağa giderken çok tedbirli bu- kuvvetti. Bu yüzden Barbaros, Ve j lunuyordu. Attıkları okları iğne- nedikli, Cenevizli, Yunanlı, Ispan-i nin gözünden geçiren on, yirmi yol ve Portekiz olmak üzere bol
miktarda mürettebat da bulmuş tu. Denizlerde çalışmak istiyen in sanlar, büyük Amiralin yalnız kud reti karşısında değil, adaletli ida resi karşısında seve seve gelip filo ya kaydolunuyorlardı.
Âdil olmak vasfı Sultan Süley man ile Barbarosu çabuk birleştir di. Barbaros filosuyla Istanbula gelerek Hükümdarı selâmladı ve onun hizmetine girdi.
Göz kamaştıran hediyeler
Istanbulda hükümdarların en büyük ve muhteşem kabul mera simi yapılıyordu. İhtişam bir ta raftan Hükümdarın kendine hâs vakur kabul hazırlığı; diğer ta raftan da Barbaros’un maiyette getirdiği esir prens ve hediyeler den doğuyordu. Kırk esir prens birbirlerine altın zincirler le bağlı olarak Barbaros tarafın dan huzura sokulmuş; bunu kırk prensesin taşıdığı altın tepsi üze
birinci sınıf okçu. Kaptan Paşanın atı yanında yürüyerek etrafı dik katle tarassut eder ve oklarını her an atmak için hazır dururlar dı.
Büyük Barbaros sadece cesur bir deniz adamı değildi. Harb kai- j deleri koymuş, nesillere intikal e- decek sözler söylemiş ve topve- kûn bütün insanlığa denizlere hâ- I kim olanın dünyaya da hâkim ola- | cağını öğretmişti. Bulduğu kaide- j ler yarınki yazımızda anlatılacaa I tır.
Andrea Doria
Andrea Doria Cenevizli bir de nizci idi; daha doğrusu bir kor-, sandı. Donanması olmıyan devlet-i ler filosuyla beraber hu zatı kira- ■ lıyor ve yaptıkları harb müddetin-' ce ondan istifade ediyorlardı. Böy lelikle bu büyük Cenevizli" deniz ci, Korsika, Fransa Kıratlığı, Pa-i pa hükümeti emrinde para ile ça -! lışmış ve kazandığı servetle Ce-!
İSTANBUL
7.27 Açılış — 7.30 Melodiden melodiye — 8.00 Haberler — 8.15 Türküler — 8.30 Ünlü besteciler — 9.00 Kapanış. 11.57 Açılış — 12.00 Şarkılar — 12.20 Sevilen melodiler — 13.00 Türküler — 13.15 Haberler — 13.30 Valsler — 13.40 Şarkılar — 14.00 1959 Holânda Festivalin den — 14.30 Kadın saati — 14.40 Hafif müzik — 15.00 Kapanış.16.57 Açılış — 17.00 Diskotek ten mikrofona — 17.20 Caz mü ziği — 17.30 Yurdun sesi — 17.50 Çeşitli müzik — 18.15 Radyo Er kekler Faslı — 18.45 Haberler — 19.40 Radyo Salon Orkestrası — 20.00 Şarkılar — 20.15 Olaylar ve yankıları —- 20.30 Saz eserleri — 20.45 Hukuk sohbetleri — 21.00 Radyo Tiyatrosu — 22.30 Oda müziği — 22.45 Hafif müzik — 23.00 Haberler — 23.15 Dans ve caz müziği — 24.00 Kapanış.
İSTANBUL İL RADYOSU 17.58 «İyi Akşamlar» — 18.00 Sevilen sesler — 18.20 Dans mü ziği — 19.00 Operet melodileri — 19.30 Yemek müziği — 20.00 Kü çük konser — 20.20 Plâklar ara sında — 21.00 Çağımızın beste cileri — 21.30 Caz dünyasından — 22.00 Oda müziği — 22.20 Me lodiler ülkesinde gezi — 23.00 Çeşitli dans orkestraları — 24.00 «İyi Geceler».
ANKARA
6.57 Açılış — 7.00 Günaydın — 7.20 Müzikle jimnastik — 7.30 Haberler — 7.45 Karışık şarkılar — 8.15 Çeşitli melodiler — 8.45 Türk müziği — 9.15 Sabah kon seri — 9.45 Karışık şarkılar — 10.00 Devamı yarın sabah
—-10.30 10.20 Trio Los Panchos Kapanış.
11.57 Açılış — 12.00 Melodiler — 12.30 Fikret Kozinoğlu’dan şarkılar — 12.50 Saz eserleri — 13.00 Haberler — 13.1 ^ Küçük konser — 13.40 Nevin l emirdö- ven’den şarkılar — 14.00 Kitar kuarteti — 14.15 Nurettin Çam- lıdağ’dan türküler — 14.30 Fehmi Ege Orkestrası — 14.45 Sevim Sütçü’den şarkılar — 15.00 Ka panış.
16.57 Açılış — 17.00 Solmaz Teğmen’den şarkılar — 17.20 Çe şitli müzik — 17.40 Şarkılar — 19.00 Haberler — 19.15 Yaşadığı mız günler — 19.30 Mediha Fi- dan'dan şarkılar — 19.45 Din ve ahlâk üzerine konuşma — 19.55 Küçük dinleyicilere masal — 20.00 Hava Kuvvetleri Dans ve Caz Orkestrası — 20.15 Olaylar ve yankılan — 20.30 Kemal Ön- can’dan şarkılar — 20.50 Büyük Nutuk — 21.00 Donanma günü özel programı — 21.20 Klâsik Türk Müziği Korosu — 22.00 T. B.M.M. saati — 22.15 Bizim so listler — 22.45 Haberler — 23.00 Bir besteci ve eseri — 24.00 Geç yatanlar için müzik — 00.30 Ka panış.
ANKARA IL RADYOSU 17.57 Açılış — 18.00 Karma mü zik — 18.30 Bir plâk albümünden — 19.00 Hugo Winterhalter Or kestrası — 19.30 Melodi yağmuru — 20.00 Bu akşamın konseri — 20.30 Vic Damone söylüyor — 20.45 Maria Luisa Anido ve gi tarı — 21.00 Caz — 21.30 Ray Conniff ve Orkestrası — 21.45 Melodiler geçidi — 22.00 Opera lardan kısımlar — 22.50 Küçük konser — 23.00 Kapanış.
—
---Barbaros ve
Andrea Doria
mücadelesi
Cenevizli denizci Barbarosu yakalamak la büyük menfaat sağ lıyacaktı. Bunun için gece gündüz demeden denizlerde dolaşıyor. Hasmını büyük bir iştaha ile arıyordu. Fakat Boğazlara ka dar gelip beklemeğe ve Türk donanmasını daha denize çıkarken yakalamağa cesareti yoktu. O daha ziyade batı Akdenizde dola şıyor; Barbarosun bu sulara gelmesini bek liyordu.Barbaros batı Ak- denize sık sık girdi. Fakat büyük bir mu harebe yapmadan mak şadına ulaşmak için güzel bir çare bul muştu. Emrine ufak ve sür’atli bir filo ver diği Turgut Reisi al datıcı bir hedefe sev- kederek, yakar yıkar ve Andrea Doria’ya bizzat kendisinin bu hedef civarında bu lunduğu kanısını ve rirdi. Böylelikle An drea Doria Turgut Re isin üzerine gidince de kendi asıl filosuy la Napoli, Sicilya ada sı ve diğer servet men baı şehirleri vurur;
topladığı servet ve in Girit adasında Raııdiye kalesinin fethi sanları alıp Türkiyeye getirirdi.
Bu bakımdan Amiral Turgut, Büyük Amiral Barbarosun sağ ko lu oluyor ve aynı cesaret ve atıl ganlıkla büyük hizmetler görü yordu. Aldığı vazifeden coşan Tur gut Reisi itidale sevketmek müm kün değildi. Bazan Andrea Doria karşısında vecde gelir, aldığı va zifenin düşmanı oyalamak olduğu nu unutur ve ufacık filosuyla mu azzam donanmalara taarruz eder di. Böyle cesur bir hareket neti cesinde esir düşmüş ve fakat kur tulma yolunu bularak tekrar de nizlerde çalışmağa başlamıştı. Cerbe adasında yine düşmana ya kalanmak tehlikesiyle karşılaştığı zaman, donanmasını karalardan aşırıp açık denize çıkan ve düş manı arkadan vuran yine Turgut Reis idi.
Türk sancağı Rodos ve diğer
Ege adalarına çekiliyor
Barbarosun Türk hizmetine gir mesi ve hükümdardan büyük yet kiler alarak Kaptan Paşalık mev kiine gelmesi Papayı, Hıristiyan ların mukadderatını alâkadar et mesi bakımından, oldukça fazla düşündürmüştü Daha evvel Türk- lerin, korsan yatağı olan Rodos a- dasını almış olAıaları Papayı esa sen üzüntüler içinde kıvrandırıp
durmakta idi. O devirde Korsanlık, âdeta milletleri yaşatan birinci â- mil olarak mütalâa edildiği için, korsan yatağı Rodosun Türkler e- line geçmesi, Papa tarafından, «Hıristiyanların Müslümanlara kar şı en son kalesi düştü» şeklinde mütalâa edilmişti.
Papa en son tedbir olarak, Türk- lere karşı denizde mücadele et mek şartiyle Rodos Şövalyelerine Malta adasını vermişti; ama bu çareden kendisi de memnun ol muyor; tekmil Hıristiyanları, Türklerin aleyhine bir ittifaka dâvet ediyordu.
Barbarostan yılan Ispanya böy le bir ittifaka girmeğe çok he veslendi. Bizzat Papalık da bir do nanma yapıp Andrea Doria’nın emrine verecekti. Papa Türk do nanmasından daha büyük bir do nanma yapmak suretiyle gemi sa yısı fazlalığının Barbaros’u yen meğe kâfi geleceğini zannetmişti. Fakat Venedik, barış halinde ya şamakta olduğu, Türklerin tekrar karşısına çıkmağa pek cesaret ede miyordu. Nitekim Türk deniz kuv vetleri Güney Italyaya çıkarma yaptığı zaman da Andrea Doria’- nın heyecanla çağırmasına rağ men Venedik donanması denize çıkmamış ve çıkarmaya müdaha
le etmemişti.
Andrea Doria’nın oyunıı
Barbarosun denizde savaş kaide leri bulmakta gösterdiği mahare te karşı Andrea Doria’nın da mü- bah oljnıyan yollardan üstünlük sağlamak hususunda kendisine has bir mahareti vardı. Italyanlar bu maharete bir politika oyunu şek lini vermişler ve Amirallerini bü yük siyaset adamı olarak görmüş lerdi.
Andrea Doria Venediklileri ken di taraflarında harbe sokmak için çareler düşünmüştü. Fakat Türk- lerden çok yılan Venediklileri doğru yoldan karara sevketmek mümkün olamıyordu. Şu halde bii yük bir hile hazırlayıp onları kan dırmak lâzımdı;
Türklerin Venediklilere karşı haıb açmak kararında olduğuna dair Türkçe ve sahte bir mektup vazdırarak bir Ceneviz gemisine verdi. O devirde Venedik Cenevi- zin başlıca rakiplerinden biri idi. Böylece Ceneviz gemisi Veriedik filosuna yakalanacak ve sahte nıek tup Venediklilerin eline geçecek ti.
Venedikliler bu mektubun ifa desine kolaylıkla kandılar. Tesa düf o sırada hır Türk filosu da bir Prens tarafından komuta edilmek
te olan Venedik filosuna rastla mış; deniz nizamlarının icabı ola rak. yelkenlerini boş bırakarak Prensi topla selâmlamak istemiş ti.
Kürek devrinde denizdeki se lâm kürekleri havaya kaldırmak suretiyle yapılırdı. Bunun mânası «Seninle muharebe yapmıyacağım, görüyorsun tekneleri durdurmak üzere kürekleri havaya kaldırdım seni selâmlıyorum!» demekti. Y e » ken devrinde de aynı mânayı ifa de etsin diye yelkenlerin ipleri bı rakılır ve bu suretle tekneler dur durulurdu. Bu hâl denizci âdeti olarak zamanımıza bile intikal et miştir. Harb gemilerinin kürekli sandalları, âmirlerini gördüğü za man küreklerini havaya kaldırır lar, yelkenli sandalları yelkenle ri boş bırakırlar; motörlü vasıta ları da makinelerini durdururlar. Karşı tarafın da aynı şekilde ha- rekei etmesi lâzımdır.
Fakat Venedikliler, Andrea Do- ria'ııın gönderdiği sahte mektuba kanarak, Türklerin kendilerine karşı harb açacağına inandıkları için selâma, hakiki top gülleleriy
le mukabele edip, yelkenleri şişir diler ve kaçtılar. Artık Türkiye Papa, Ispanya, Ceneviz ve Vene dik ittifakına karşı harb halinde idi.
---
5
---Preveze
için yapılan
büyük hazırlıklar
j Türk donanmasının | batı Akdenizde ken- ! dini göstermesi Papa Üçüncü Pohl kadar îs j panya Kıralı Beşinci i Charl ve Fransa Kı- i ralı Birinci Francois’- j yı telâşa düşürmüştü. | Çünkü Akdenizde be- ' liren bu dehşetli kuv j vet sağlam sahil şeh
ri, yüzen tüccar ge- | misi bırakmıyordu. | Türk ticaret gemileri nin sulhta yaşaması- I na rağmen Venedik ! filoları tarafından ya kalanması Kaptan Pa şayi daha büyük öl çüde misilleme hare ketine mecbur etmiş ti. Müşterek tehlike, Hıristiyan devletlerin ! kolaylıkla Papanın dâ vetine koşmalarını sağladı. Fakat Türk donanmasının Avrupa devletlerine saldığı korku içinde, açık bir politika anlaşması yapmak mümkün gö rülmedi. Papa, gizli gizli Ispanya ve Fran sa Kıralları ile tema- ! sa geliyor ve ittifak j esasları hazırlıyordu.
Papa, Türk hüküm- | darından nasıl kork
mazdı. Türklerin ya
kın bir mazide İtalyan yarımada sının güneyine gelip de Puglia e- i yaletindeki kaleleri yıkması ve i Napoli’ye kadar, ilerlemesi hâlâ ak ! Iında idi. Türkler bir defa da Na- j poli şehrinin kuzeyindeki Gaeta
kasabasına baskın yaparak bura nın servet ve prenlerini alıp gö türmüştü. Bugün dahi Gaeta ka sabasına giden meraklı turistler Türk denizcisinin bu bölgeye sal d ı ğ ı dehşet ve korkunun izlerini görmektedirler.
Yine Italyanlar tarafından yara tılan efsaneye göre Türkler bura ya çıktıkları zaman Gaeta dağı, İlâhî bir kuvvetle Türkleri mah vetmek üzere evvelâ ikiye ayrıl mış ve sonra da kapanarak içer deki Türk denizcilerini mahvet mek istemiştir. Fakat kudretli Türk eli, dağın her iki kanadını iterek denizcilerin imha olunma sını önlemiştir. Bu elin izleri, sey- vahlara, bugün dahi gösterilmek tedir.
Müşterek korku Ispanya, Fran sa, Papa. Venedik ve küçük Ital yan devletlerini kolaylıkla bir a- raya getirdi. Ispanya ve Fransa Kıralları, kendi aralarındaki mü cadeleyi on sene müddetle müta rekeye bağlıyarak, Türklere karşı cephe aldılar. Artık Türk donan masının Akdenizdeki satvetine karşı tarihin en büyük suikasdı hazırlanıyordu.
Tıirk donanmasının hazırlığı
Hıristiyanlar bu suretle ittifak hazırlarken Büyük Amiral Barba ros Istanbulda kendi görüş ve düşünüşlerine göre yepyeni bir donanma hazırlamakla meşguldü. Kaptanlarını denize çıksıarak Mı sıra ticaret malı götüren Türk ti caret gemilerini, yabancı korsan lara karşı himaye ettirirken, ken disi de bizzat inşa olunan gemile rin başında bulunuyor; donanma nın çabuk hazırlanması için sabır sızlanıyordu. Gemilerine büyük
Barbaros Istanbulda kendi görüş toplar koydurmuş; bunun için de büyük gemiler yapmıştı. Büyük Amiral «Büyük gemi — Büyük top» nazariyesini burada kura cak ve bu nazariye zamanımıza kadar deniz harbi esaslarının te melini teşkil edecekti.
Barbaros’un karşısında en bü yük mücadele vasıtası zamanın Başvekili İbrahim Paşa olmuştu. Pargalı bir gemici yamağından Sadrâzamlığa kadar yükselen bu zat, aslında Venedikli olması do- layısiyle, Barbaros’un deniz hazır lığından pek hoşlanmamıştı (*). Mütemadiyen:
— Ne lüzum var? diyordu. Barbaros bu soruya hiddetlen miş ve açık konuşmaktan çekin memişti.
— Asıl senin bu suali sormana ne lüzum var?
Kudretli Amiral Sadrâzamın ce vabını beklemeden devam etti:
— Venediklilerin, bizimle barış halinde yaşamalarına rağmen, Mı sırdaki gemilerimize saldırmaları na göz yumdun... Buğday almak üzere Adriyatiğe giden iki gemi- .mizin Venedikliler tarafından ya
kalanıp götürülmelerine de aldır madın...
ve düşünüşüne göre yepyeni bir donanma hazırlatıyordu
Barbaros Sadrâzamı, hükümda ra şikâyet etmiş ve onun verdiği büyük yetki ile donanmasını Ha liçten çıkarmıştı. Fakat Sadrâzam, bu sçfer de Barbaros’a istediği kudretli kürekçileri vermiyordu. Kürekçi, o devirde gemilere ha reket ve manevra kabiliyeti veren en büyük kudretti. Bugünün maki nesi ne ise o zamanın kürekçisi o idi.
B*rbaros kudretli kürekçi sağla mak için Sadrâzam ile mücadele ederken, Mısıra giden ticaret gemi lerini filosuyla himaye eden Salih Reis Istanbula döndü. Salih Reis, Girit sularında rastladığı yabancı bir filoyu gözetlemiş ve bu filo nun Andrea Doria tarafından ko
muta edilen bir teşekkül olduğu nu zannetmişti.
Salih Reis o kadar kuvvetli ko nuşmuştu ki; bu ifadeden Cene vizli denizcinin Girit sularında, Türk donanmasına karşı, âdeta tuzak kurduğu mânası çıkarılmış tı. Çünkü Girit adası, tam da Türk donanmasının geçeceği bir deniz geçidine hâkim yerde du ruyordu.
Barbarbs maiyeti ile günün me- selelerni konuşmaktan zevk alan bir Amiraldi. Galata Kethüdası İbrahim Beye sordu:
— Ne dersin?
— Kürekçilerimizi tamamlayıp
denize açılalım!
Kürekçi toplamak ve bilhassa onları büyük gemide kürek çek meğe alıştırmak bir zaman mese lesi idi. Kaptan Paşa Andrea Do- ria’nın Türk sahil ve ticaret gemi
lerine zarar vermesinden endişe- ediyordu. Karar ve emir vermek te tereddüt etmedi:
— Ben kırk gemi ile derhal An drea Doria’nın üzerine gidiyorum. Sen en kısa zamanda kalan dok san gemiyi hazırla ve Girit sula rında bana yetiş!
(*) 350 sayılı Deniz Mecmuası: Barbaros Hayrettin — Preveze.
İSTANBUL
7.27 Açılış — 7.30 Melodiden melodiye — 8.00 Haberler — 8.15 Oyun havaları — 8.30 Sabah kon seri — 9.00 Kapanış.
11.57 Açılış — 12.00 Şarkılar — 12.20 Piyanist Peter Kreuder — 12.30 Küçük Orkestra — 12.50 Lâtin Amerika müziği — 13.00 Saz eserleri — 13.15 Haberler — 13.30 Hans Conzelmann Orkes trası — 13.40 Şarkılar — 14.00 Sevilen eserler — 14.40 Türküler — 15.00 Gençler için — 15.25 Ka yıp mektupları — 15.30 Şarkılar — 15.50 Hafif müzik — 16.00 Caz sanatı — 16.30 Şarkılar — 17.00 Dans müziği — 17.15 Bir varmış bir yokmuş — 17.30 Türküler — 17.50 Çeşitli müzik — 18.15 Rad yo Karma Faslı — 18.45 Haber ler — 19.40 Şarkılar — 20.00 Dans müziği — 20.15 Olaylar ve yan kılan — 20.30 Her zaman sevi len plâklar — 20.45 Ana dilimiz — 21.00 Şarkılar — 21.20 Caz mü ziği — 21.30 Orhan Boran ve haf tanın plâkları — 22.30 Saz eser leri — 22.45 Hafif melodiler —
ziği — 8.15 Karışık hafif müzik — 8.45 Solistlerimizden ikisi — 9.15 Sabah konseri — 9.45 Bera ber şarkılar — 10.00 Devamı ya rın sabah — 10.20 Frank Sinatra — 10.30 Kapanış.
11.57 Açılış — 12.00 Filim mü zikleri — 12.30 Ulviye Taşkent’ ten şarkılar — 12.50 Saz eserle ri — 13.00 Haberler — 13.15 Cha cha’lar — 13.30 Radyo Kadınlar Topluluğu — 14.00 Gençliğin kö şesi — 14.10 Kayıp mektupları — 14.15 Çeşitli melodiler — 14.40 Mustafa Sağyaşar’dan şarkılar — 15.00 Orkestralar ve solistler — 15.30 Ayten Ivigüngör’den şar kılar — 15.45 Aliye Akkılıç’tan türküler — 16.00 Radyo kitaplı ğı — 16.20 ismet Nedim’den şar kılar — 16.40 Radyo Öğrenci Or kestrası — 17.00 Çocuk saati — 18.00 Spor sayfası — 19.00 Haber ler — 19.15 Yaşadığımız günler — 19.30 Turhan Toper’den şarkı lar — 19.55 Küçük dinleyicilere masal — 20.00 Yaşar Güvenir ve Arkadaşları — 20.15 Olaylar ve yankıları — 20 3P a —ıa n,-;—
İki donanma
muharebeye
başlarken
Kaptan Paşa, Giride doğru gelirken boş durmamıştı. Süratli bir hareketle Eğedeki Venedik adalarından on üç tanesini vur muş; bunları Türk devletine mal etmiş ve bol miktarda ver gi almıştı. Bu hareket lerde Salib Reisin Kaptan Paşaya çok büyük yardımları do kundu. Barbaros, bir birinden çok uzak me safelerde bulunan bu adaları, yelken devri nin kısır imkânlarına rağmen, çabuk almak için filosunu ikiye böl müştü. Kendisi bir kısım adalar üzerine giderken; Salih Reis de diğer adaları almış tı,
Colas adasına geldi ği zaman Galata Ket hüdasının komuta et tiği 90 gemi de Barba ros donanmasına ka tıldı, Artık Andrea Doria’yı bulup hesap laşmak zamanı gelmiş ti. Fakat îbrahim Bey, Venedik asıllı Sadrıâ- zam ile mücadele et mek imkânını bulama dığı için, zayıf bir kü
rekçi kitlesiyle denize çıkmıştı. Barbaros bu hali, daha îbrahim Bey filosunun kendisine yaklaş ması şırasında anlamıştı.
Şimdi Barbaros’un bir tarafında düşman; diğer tarafında da kü rekçisi zayıf bir filo vardı: İbra him Bey filosu. Acaba bu durum da gidip Andrea Doria ile muhare be mi yapmak; yoksa îstanbula dönüp donanmayı kuvvetlendir mek mi lâzımdı?
Her iki şeklin de fayda ve mah zurları vardı. Fakat Barbaros, Tur gut Reis, îbrahim Bey ve Salih Reis verilecek en doğru kararda ittifak ettiler:
— Giride baskın yapalım! Kara ya asker çıkararak adadaki kud retli kürekçileri toplıyalım ve vakit kaybetmeden düşman üzeri ne atılalım.
Karar Türk filosunu kamçıla mıştı. Donanma bir anda Giride
Turgut Reis, Barbarosu durmadan haberdar edince...
atıldı; adanın mühim kalelerini yıktı ve kürekçileri topladı.
Barbarosa gelen mühim haber
Büyük Amiral bu hareketi ya parken Turgut Reis komutasında ki yirmi süratli kadırgayı Andrea Doria’yı aramağa göndermişti. Tur gudun yapacağı bu keşif hareketi, aynı zamanda Giritte yapılan ka
ra harekâtının emniyetini teşkil e- diyordu. Bu suretle Barbaros dün ya deniz harbi esaslarına «emni yet» diye bir kaide de ilâve etmiş ti.
Turgut Reis filosu düşmanı ya kalayıp Kaptan Paşaya haber ge tirmek için oraya buraya saldırdı. Ortalıkta Türk donanmasına tu zak kurmuş bir düşman yoktu. Sa dece denizde yakalanan bir tica ret gemisi, müttefik donanmanın Korfu adasında bulunmakta oldu ğunu ve muhtemelen Prevezeye 1 bir baskın yapacağını haber ver
di.
Hem Korfu • adasının; hem de Prevezenin mühim bir stratejik mevkie sahip bulunması, Turgut Reisi, ticaret gemisi kaptanından aldığı malûmatın doğru olacağı kanaatine götürdü; yelkenlerini a- çarak gelip Barbarosu durumdan haberdar etti.
Müttefik donanma ne
yapıyor?
Müttefik donanmanın komutanla rı da değerli idi. Bütün donanma ya Fransa Kıralı emrinde şahsî filosuyla çalışan Andrea Doria ko muta ediyor ve bunun emrinde milli filolariyle Venedikli Amiral Capello Vincenyo, Papa hüküme tine mensup Amiral Marco Grima ni bulunuyorladı.
Müttefik donanmada İspanya ve Ceneve’ye mensup 130, Venedik Cumhuriyetine mensup 80, Papa hükümetine mensup 30, Napoli ve Sicilya küçük hükümetlerine men sup 50 ve Malta şövalyelerine ait 10 gemi vardı. Böylelikle müttefiK donanmayı 300 gemi teşkil ediyor du. Bu donanma, Türk donanma sından tekne olarak üç misli, top kuvvetinden yana da on altı misli üstündü.
Kara muharebelerinde dağlar, dereler, bataklıklar az kuvvetle, daha kudretli bir düşmanı .pyala- : maya büyük fayda sağlar, i Bundan '' (Sılayı bir alayift, i bir taburun düşmana ait kol- : orduları bile oyaladığı çok ol- f muştur.
; Fakat göğüs göğüse muhare be edilen deniz savaşlarında adet üstünlüğü ve silâh üstünlüğü mü cadelenin neticesine kuvvetle te sir eder.
Muharebeden evvel yapılan kuv vet mukayeselerinde çok defa, «ar şı tarafın adedi üstünlüğü, donan ma komutanlarını muharebe yap maktan vazgeçirir veya kuvvet e- şitliği sağlıyaeak tedbirler alma ğa sevkeder. Fakat Kaptan Paşa, uzun müddet Andrea Doria ile mü cadele ettiği için onun hakiki ka rakter ve tecrübesi hakkında tam bilgi sahibi olmuş ve emrindeki kuvvetin az olmasına rağmen, mu harebe yapmağa karar vermişti. Yapılacak olan bir deniz muhare besi idi; fakat muharebenin neti cesi Türk devletinin mukadderatı ile çok sıkı alâkalı olacaktı.
Andrea Doria’nm malik olduğu büyük üstünlük müttefik donan mayı da muharebe yapmak kara rına götürmüştü. Böylelikle heri iki taraf da tarihin en büyük de niz muharebesini yapacaktı. Filo-I
lar birbirine doğru yaklaşmak ü- zere Mesina ve Giritten hareket etmişti.
Andrea Doria menfaat
peşinde
Evvelce de belirttiğimiz gibi An drea Doria, âdeta, menfaat muka bilinde başka devletler hesabına çalışan bir müteahhit durumunda idi. Bundan dolayı aldığı vazife leri ve giriştiği taahhütleri kendi gemilerine mümkün olduğu kadar az zarar verdirmek suretiyle, yap. mak isterdi. Bundan dolayı sene lerce Barbaros’un önünden kaç mış ve daha fazla ticaret gemisi kafilelerine taarruz etmeyi kendi ne meslek edinmişti.
Cenevizli denizci yine hu düşün cenin tesiri altında yaşıyor ve ya pılacak muharebeden büyük men faat sağlamak istiyordu. Harb mec lisinde çok cesur karar ve emirler verdikten sonra kamarasına çekil miş ve kendi kendisiyle konuşma ğa başlamıştı:
«Donanmam Türk donanmasın dan hem sayıca; hem de tekne ve top cesameti bakımından üstün... Bu donanmanın yarısı bile Türk donanmasını yok etmeğe yeter... O halde ben bu durumdan istifa de edip başka türlü bir muharebe yaparım... öyle bir muharebe ya payım ki; neticede Türk donanma sı imha olduğu gibi Venedik do nanması da büyük zararlar görür ve Cenevizliler karşısında bir kud ret olmak halinden çıkar...»
Böylelikle Andrea Doria Türk lerle ilk önce Venedik ve Pa palık donanmalarını çarpıştıra cak; kendisi de mücadeleye seyir ci kalacaktı. Ancak Türk donan masının Venediklileri mağlûp et mek üzere olduğunu farkederse, o zaman koşup silâhlı mücadele ye katılacaktı (1).
Muharebeye çıkış
26 eylül 1538 günü müttefik do nanma, Preveze kalesini bombar dıman ederek civarda Avamavro adasına çekilmişti. Kalenin arka sında da Türk donanması yatıyor du. Andrea Doria’nm hazırladığı plâna göre müttefik donanmadan ufak bir kısım İnebahtı (Lepanto) .kalesini bombardıman etmek sure tiyle Kaptan Paşayı denize çık mağa zorlıyacak ve böylelikle Türk donanması tuzağa düşürüle cekti. Çünkü Cenevizli kaptan. Barbaros’un, malik olduğu pek az kuvvetle, denize çıkıp kendisiyle döğüşeceğini pek zannetmiyordu.
(1) îvazati: Andrea Doria sahi- fe: 245.
VAZAHi A M İR A L A F İF BÜYÜKTUGHUL RES
ím
l e w
.M Ü N ÍF F£H tM
--- 7
---Andrea Doria
mağlûp ve perişan
kaçmıya mecbur
k a l d ı
Barbaros, kendisinden kat kat üstün o -lan Müttefik donan ■ mayı dize getirmek i çin, ona baskın yap ■ mak zorunu duyuyor du. Donanmasını gece yarısı Preveze’den ha reket ettirdi ve Pakso adasına kadar getirdi. Daha evvel keşfine gi den Turgut Reis de yelkenlerini şişirerek Barbaros’un bulundu ğu gemiye yaklaşmış ve düşman donanma - sının tam mevcudü i- le Ayamavro adasın da bulunduğunu ha - ber vermişti. Barbaros tam yelkene, o tarafa doğru yol verdi. Ko - unutanlarına inanan mürettebat, düşman ne kadar üstün olur sa olsun muhakkak bir zafer kazanacak - larından emin idiler.Komutanın yüksek kabiliyetine inanmak deniz harbinde, kara harbinden daha çok mühimdi. Çünkü, ka - ra harbinde subay ve er, Büyük Allah, in sanı sadece karalarda yaşamak üzere yarat - tığı için, kendi kader lerini kendileri tâyin etmek imkânlarına sa
hiptiler. Bundan başka, bölük ko mutanı ne kadar az kabiliyetli o - lursa olsun, icabında, alay komu tanı bizzat gelip bölük komutanına yardım edebilirdi. Denizde bu im kânlar yoktu. Bundan dolayı tâ Roma deniz an’anelerinden o g ü ne gelen bir gelenek olarak devlet ler, donanma komutanını uzun müddet mürettebatın başında tu - tarlar ve onların kendisini yakın - dan tanımasına imkân verirlerdi.
Mürettebatı ve kaptanları, Kap tan Paşayı o kadar tanımışlardı ki onun peşinden gitmekte ve sonuna kadar dövüşmekte daima büyük bir hayır olduğuna candan inan - mışlardı. Buna mukabil, Barbaros da kaptanlarına büyük bir inanç içinde yaşıyordu. Baskın kararını da bu inanç içinde vermişti.
Aynı gece, Müttefik donanma da Ayamavro adasında bir harb mec
Türk kadırgaları cesaretle düşman kalyonları üzerine atılıy or, gülleleriyle direkleri al aşağı edip teknelerde yangın çıkarıyor, kalyonları ile rampa muharebesi yaparak düşman kuvvetlerini vuruyordu.
lisi kurmuştu. İnebahtı kalesini bombardıman ederek Türk donan masını muharebeye icbar etmek kararı burada verilmişti. İlk evve lâ Venedik ve Papalık donanmala rı denize çıkacak; onları Andrea Doria emrindeki İspanya ve Cene viz donanmaları takip edecekti.
27 Eylül 1538
Daha ortalık aydınlanmadan ev vel sert rüzgârlar tamamiyle ke - silmişti. Türk donanması neredey se Ayamavro adasına yaklaşacak tı. Barbaros, gemilerine daha faz la sürat kazandırmak için hemen yelkenlerini sardırdı ve direklerin müteharrik olan üst çubuklarını a- şağı indirdi; donanma gemilerinin tekmil mürettebatı kürekbaşı et ti; ağızdan dolma olan toplara gül leler yerleştirildi; okçular da mev kilerini aldılar.
Ortalık aydınlanırken Türk filo- 1 Barbaros; Turgut Reis, İbrahim sunun böylece Venedik ve Papalık
donanmasının karşısına çıkıverme-| si, bu donanmaya komuta eden A- miral Capello Vincenzo’yu, bir hayli şaşkına uğratmıştı. Amiral hemen Andrea Doria’ya haber u- laştırdı: «Türkler, çok yakında; hemen donanmanızla bana iltihak ediniz!»
Cenevizli denizci, soğuk davranı yordu. Daha doğrusu istediği olu - yor diye sevinç içinde idi. Ona gö re, Venedikliler, ile Türkler çar - pışacaklar, Türk donanması imha olunurken, Venedik donanması da çok zayıf bir kuvvet haline gelecek derecede sakatlanacaktı. Andrea Doria hayallerini hakikat gibi gö rüyor ; daha şimdiden kendisini Akdenizin yegâne sahibi zannedi - yordu.
Kurduğu plâna uygun olarak a- ğır davrandı ve hemen Venedik donanmasının yanma gitmedi. Bu nunla beraber, çok yavaş bir şe - kilde Venediklilere yaklaşıyordu. Bahanesi de hazırdı: Rüzgâr din di, böyle oldu.
tik çarpışma
Venedik filosu ilerlerken «Vene dik» isimli kalyon geri kalmış ve böylece Türk taarruzuna çok mü - sait bir durum almıştı. Amiral Ca pello da bu geminin içinde idi. Amiral, Türk kadırgalarının kö pükler saçarak kendisine doğru geldiklerini gördükçe sinirleniyor ve Andrea Doria’ya çabuk yardı ma koşması için işaret çekiyordu. Cenevizli kaptanda ise hiçbir ha - reket yoktu.
Türk kadirgalarınıp ilk ateşi, Ve nedik kalyonunun direklerini kır dı. Amiral Capello, derhal bir san dala atlıyarak Doria’nın gemisine gitti. Doria’ya, yanmakta olan Ve nedik gemisini göstererek hiddetle çıkıştı.:
— Ne yapmak istiyorsun? Cenevizli kaptan sert şekilde I mukabele etti:
— Komutan benim, süratle ge - minize dönün ve donanmanızla be- | nim hareketlerimi takip edin.
Böylece Türklerden üç misli üs tün olan düşman donanması daha muharebenin başında başsız kal - mıştı. Durumu kolaylıkla farkeden
Bey ve Salih Reise filoları ile müs takilen düşmana taarruz etmek emrini vermiş; kendisi de Andrea Doria’nm peşine düşmüştü. Türk kadırgaları cesaretle düşman kal yonları üzerine atlıyor; gülleleriy le direkleri al aşağı edip tekneler de yangın çıkarıyor, kalyonlar ile rampa muharebesi yaparak d ü ş man kuvvetlerini vuruyordu.
Kaptan Paşa kaptanlarına «yaka ladığınız tek gemi ile sonuna k a dar uğraşmayın; bir gemiyi batı racağım derken diğerlerini kaçırır siniz» demişti; «bir gemiyi hare ket edemiyecek hale getirdiniz mi hemen ikinci bir sağlam gemiye taarruz ediniz! Böylece çok gemi sakatlayınız... Sonra sakat gemi - leri nasıl olsa toplarız!»
Türk kadırga ve kalyonları böy le hareket ediyorlardı. Andrea Do ria ve Capello, gördükleri dehşet karşısında çareyi Puglia sahilleri ne doğru kaçmakta buldular; Bar baros da peşlerinde idi!
Ortalık karardığı zaman Mütte fik filo, Türk dehşetinden kurtul muş; fakat yek diğeri arasındaki irtibatı da kaybetmişti.
Mânevi tesir
Artık Müttefik filoda komuta di ye bir unsur kalmamıştı. Başını a- lan kaptan, İtalyan sahillerine doğ ru gidiyordu. Geceleyin birdenbi - re sağanaklı bir fırtına çıktı. Şim şekler de çakıyordu. Cenevizli kap tanın gemileri, uzaktan gördük - leri bu şimşekleri Türk kalyonla rının hâlâ Venedik filosu ile mu harebe etmesine veriyor ve heye - canlanıyorlardı. Gecenin zifiri ka ranlığında birbirini gören Ceneviz li gemiler de dost gemileri düş - man zannettiler; topçu ateş açarak birbirlerini sakatladılar. Artık her iki donanma da bilmeden Bar baros hesabına çalışıyor ve kendi gemilerini batırıyordu.
Türkler, bu muharebede Mütte fik donanmadan 7 kalyon batırmış, 29 tane de esir almıştı. Barbaros, Adriyatik sahillerindeki Türk as - j kerî nakliyatını korumak vazifesi I ile Turgut Reisi, 20 kadırgası ile Avlonya’da bıraktı; kendisi de d o nanmasını tazelemek üzere Istan - bula döndü.
İmparatorluktan
Türkiye
Cumhuriyetine
Preveze muharebesi, Türklerin Akdeniz hâki miyetlerini perçinlemiş- ti. Papanın aleyhte bu lunmasına rağmen, Türk lerin bu hâkimiyetinden memnun olan devlet ve milletler de çoktu. Çün kü Akdenizin yeni hâ kimi devlet, kendisinden evvelkiler gibi denizler de dolaşan gemilerden bol miktarda vergi allıp onların mahvolmalarını hazırlamıyacaktı. Nite kim Türklerden evvel, denizci devletlerin insaf sız hareket etmeleri bir çok devletlerin tarihten silinmesine sebep olmuş tu.
Türkler, denizlere tam hâkim olduktan sonra, Fransa Kıralı Birinci Francois’nm yalvarma ları üzerine, denizleri a- şarak Tulon’a ulaştılar. Kıralı Türklere başvur mağa sevkeden sebep, sa dece Ispanyollar karşı sındaki zayıf durumu de ğildi. Türklerin, denizle re hâkim olur olmaz, sı- rasiyle Fransa ve îngil- tereye denizlerde istedi ği gibi dolaşıp serbest ticaret yapmak müsaade sini vermesi bütün in sanlığı birden Kanunl’ye bağlamıştı.
Kaptan Paşa büyük Türk donan- masiyle Tulon’a ulaştı; beraberin de karada çarpışacak olan levent leri taşıyan nakliye gemileri de vardı.
Fransaya nasıl yardım edildi?
Türk donanmasının limana giri şini şehir halkı sevinçle selâmlı yordu. Fransız Başkomutanı Kap tan Paşanın gemisine kadar gelerek Kaptan Paşayı selâmlarken Fran sız donanmasının da kendi emrin de olduğunu bildiriyordu. Tarihte, devletlerarası münasebetlerde ilk ve son defa olarak bir millet, mü- zakeresiz olarak, ordusunu başka bir devlet emrindeki komutana ve riyordu. Denizcilerin yaptığı kah ramanca dövüşmeler, böylece Türk şerefini denizleraşırı bölgelere de götürmüştü. Şerefli Türk bayrağı, Fransız topraklarına hürriyet ha vası getirmişti.
Kaptan Paşa karaya çıktığı za man, Fransız halkının tezahüratı arasında şehirden geçerek Fransız
ordusunu teftiş etti. Beğenmemiş ti; Fransız Başkomutanına baktı:
— Askerinizi yetiştirememişsi- niz! Bu askerle vatanınızı kurtara
mazsınız! dedi. Kaptan Paşa, hü kümdarın verdiği büyük yetki ile konuşuyordu.
— Bırakın bu askeri dedi; ben leventlerimle sizin derdinize çare bulur ve milletinizi yabancı bas kıdan kurtarırım.
Türk leventleri, denizlerde olduğu gibi, Fransız topraklarında da cesaretle dövüştüler; Fransanın Kiralını kurtarıp memleketlerine döndüler.
İngiltere de yardım istiyor
Seneler geçmişti; İngiltere İspan yolların kendi adalarını işgal et mek tehlikesiyle karşı karşıya idi. Amerikayı keşfeden îspanyollar, bu kıtayı müstemleke yapmışlar ve îngilterenin Amerikan toprak larından faydalanmasına razı ola mamışlardı. İspanya Kıralı İngil tere anavatan adasını işgal ederek meseleyi kökünden halletmek is tiyordu. Hakikî şekliyle tamamen
Hamıdıye gemisi
esası İktisadî menfaat olan bu mü cadele, ortalığa bir «Katolik - Pro testan» mücadelesi halinde göste riliyordu.
İspanyolların donanması, İngiliz i filosundan, çok kudretli olduğu i- çin Birinci Elizabeth çareyi Türk Hükümdarı ve Kaptan Paşasına baş vurmakta buldu. Zamanın İngiliz Elçisi William Harborne, Hüküm dar ve Kaptan Paşayı ziyaret e- derek, Kıraliçenin Türk adaletine sığındığını bildirdi.
Türk donanması derhal Batı Ak denize hareket etti. Kaptan Paşa, Kılıç Ali, Barbaros ve Turgudun yokluğunu aratmamıştı. Onun İs panyol sularında gözükmesi bile Îngilterenin kurtulmasına tesir et ti. Bundan faydalanan îngilizlerj büyük bir donanma yaparak biz- 1
zat İspanyolları yendiler. Türk | donanması, Kıraliçenin büyük he-j diyeleriyle Istanbula döndü.
Deniz hâkimiyetinden
ne kaldı?
Donanma, Türklerin üç kıtada büyük ve adaletli bir İmparator luk kurmasına yardım etmişti. Bu İmparatorluğun ömrü de uzun ol du. Fakat denizcilerin elinde ol- mıyan sebeplerden ötürü deniz hâkimiyetinin kaybedilmiş olması yabancı kudreti anavatan toprak larının kapısına kadar getirdi ve İmparatorluğu ölüme mahkûm et ti.
İstiklâl mücadelesi Türklerin a- navatanında başladı ve Türkiye Cumhuriyeti de bu topraklarda doğdu. Barbaros torunlarının İs tiklâl Harbine hizmeti büyük ol du. Çünkü cepheleri besliyecek o- lan silâh, cephane, para ve mal zeme düşman ve büyük deniz dev-j letlerinin fiili kontrolunda olan ; denizlerden geçiyordu.
Türk denizcileri başlarında tek j top veya makineli tüfek olan ufa-1 cık teknelerle aldıkları büyük va zifeyi başarı ile yaptılar. Yalnız malzeme taşımakla kalmayıp düş-
mandan gemi bile zaptettiler.
Atatürk ve Türkiye denizciliği j
Büyük Ata, Türk denizcilerinin | yaptığı bu büyük hizmeti Millet Meclisi kürsüsünden takdir etmiş-1
ti. Cumhuriyetin muhtaç olduğu deniz menfaatlerini açıklamak i- çin Hamidiyeye kadar geldi ve bu gemi ile Mudanyadan Samsuna doğru bir seyahat yaptı. O günkü donanma da Hamidiye ve Peyk-i Şevket gemilerinden ibaretti; di ğer gemiler tamire muhtaç bir halde Haliçte ve İzmitte yatmak ta idi. Seyahat sonunda Türkiye- nin denizlerle olan münasebetle rine dair fikirlerini bu geminin hâ tıra defterine yazdığı gibi Büyük Millet Meclisinin 1925 - 26 açış nut kunda da millete ilân etti.
Büyük Ata. «Türkiye Cumhuri yeti donanmasız olamaz» diyordu. Buradaki donanma kelimesi sade ce harb gemileri olmayıp deniz ti caret filosu ve milletin tekmil de niz menfaatleri olarak ifade edil mişti. Hamidiyenin hâtıra defterin deki cümleler de, deniz subayla rına hitap etmekten, daha büyük mânalar taşıyordu. Hükümet ve parlâmento âzaları, eğitim mües- seseleri sorumluları, ferdi teşeb büs sahibi denizcilere, Büyük Ata, milletin geleceği için mesut yolları işaret etmişti. «Ey Türk genci, bi rinci vazifen Cumhuriyeti koru maktır» büyük emrinin içinde de denizler büyük yeri işgal ediyor du. Çünkü Türk milleti, deniz ni metlerinden faydalanmayı bilme dikçe, Cumhuriyetini koruyamıya- caktı. Çünkü tarih boyunca deniz lere ehemmiyet vermiyen, deniz ticareti ve deniz kuvveti yapamı- yan milletler bu güzel vatanda tu tunamamıştı.
Türk harb ve ticaret denizcisi, kendisine verilen mali ve idari imkânlar derecesinde, Büyük Ata nın arzularını yerine getirmekle iftihar eder. Bundan daha fazlası nı yapmak hükümet, parlâmento ve milletin yüksek irade, arzu ve emirlerine bağlıdır.
Yakın günlerde eski muharipler sınıfına geçmiş bir amiral olarak Türk milletinin çok büyük bir do nanmaya kavuşmasını temenni e- derken; bugün deniz savunma ve ticareti sorumluluğunu omuzların da taşıyan arkadaşlarıma başarı lar diiarim.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha T oros Arşivi