12 . ISTANBUL KİTAP FUARI
T Ü Y A P İstanbul Kitap Fuarının bu yılki onur yazarı Rıfat İlgaz
Kitaplarında bir söyleşi
Temmuz ayının başlarında Sivas’ta
yaşadığımız toplu kıyımın hemen ardından
yitirdiğimiz Rıfat İlgaz fuarın bu yılki onur
yazarı olarak seçilmişti. Kendisi fuara
gelemeyecek ama kitapları orada
olacak.Sennur Sezer arkadaşımız
kitaplarından yararlanarak bir söyleşi
gerçekleştirdi Rıfat İlgaz’la.
SENNUR SEZER
« I ğer çarşı ortasında eşek yü- L kü odun satanların arasın- da, birkaç kuruş eksiğine kadın yükü odun da satıl dığını görmeseydim gerçekçi toplum cu bir yazar olacak gücü bulabilir miy dim? Daha sonraları kadına sırtındaki odunla birlikte paha biçmeye kalkışan memur bozuntusu kişilere de rastla mış, paranın nerelerde kullanılabilece ğini görmüş, paradan da paralılardan da tiksinmiştim.”
TÜYAP iki gün sonra açılıyor. TÜ- YAP’ın bu yıl onur yazarı Rıfat İlgaz. Onun için de bir kitap hazırlanmıştır. Biliyorum hiç sözünü etmese de, nasıl bekledi o bugünü. O kur bakımından değil. O nun geldiği günler, standın önü kuyruk olurdu nasılsa. Hababam sınıfının yeni öğrencileri, Nasrettin Hoca’nın taze çömezleri sıralanırdı bir bir. Hatta, Apartıman çocukları, Sosyal kadınlar partisi üyeleri. (Onun kimi kadın gruplarına eleştiriden çok alaylı bakışından her incinişimde, Sarı Yazmadan o satırları hatırlayıp yatışı yorum: “Eşek yükü odun satanların arasında, birkaç kuruş eksiğine kadın yükü odun da satıldığını görmesey dim ...”
Bu yıl TÜYAP’taki konuşmalarda Rıfat İlgaz’ı göremeyeceğiz, ilk kez bu kutlamalarda yazarı olmuyor. Rıfat İl gaz, bu kutlamaları yaşasaydı, bir de ğerbilirlik sayardı belki. Biraz gönenir miydi? Kimbilir. İstese yaşardı biliyo rum. Asım Bezirci nin öldürülmesine dayanamadı. Daha doğrusu artık ya şamak, dayanmak istemedi.
Benim için bir ustaydı Rıfat İlgaz. Benden önceki tüm ozanlar gibi us- tamdı. Ama yalnız yazmada değil ya şamada da bir usta. Yaşarken serüve nini şiirleştirdiğim üç beş kişiden biri. (Öyle gırgıra almıştı ki, Yasak’taki Üçüncü Adam şiirini, kitabın yeni baskısına alma gücünü bulamadım: “Tebeşiri yerde kalmadı/ Adı kitapçı vitrininde/ Sınıf tez günde toplandı”) Övgülerden hoşlanmazdı, belki de kuşkulanırdı. Başka ayrıntılarda b u lurdu övgülerin tadını. Evimize geldi ğinde, kitaplığımızdaki bir sıra kitabı
nı görünce, hiç saklamamıştı sevincini. Kızıma oğluma, bir keyifle imzalamıştı yeni kitaplarını: “Oku bakalım garibin horozunu iyi öttürmüş müyüz?”
Kitaplarla Söyleşi
Özlemin en kötü yanı dinmeyeceği ni bilmek. Bir kez daha konuşamaya
cağını bilmek ölenlerle. Hep son rast lantıyı hatırlamak. Asım Bezirci’nin “Sivas’a gidiyorum” acelesiyle Cum- huriyet’te içmediği bir bardak çayı ha tırlamak. Rıfat İlgaz'ın Nâzım H ik met’e Yurttaşlık Hakkı Yürüyü- şü’ndeki yüzünü hatırlamak. “Çok yo ruldum” deyişimize sitemli yanıtını
“H ep dikkatli olmak, her sorulana doğru dürüst yanıt vermek gerekli (Bir yarım gülüşle) Kocadı derler kolayca.. (Bir susuş) Bunadı.”
Hangi yazarı özlesem kitabını açıyo rum şimdilerde. Söyleşi yapmadığım yazarlarla, kitaplarında söyleşiyorum. Yanıtını merak ettiğim soruları kitap lara soruyorum. Rıfat İlgaz’a da.
- Şiire Açıksöz gazetesinde başladığı
nızı biliyorum. Henüz onaltı yaşındaydi niz. Öğretmenlerinizin sizin edebiyata il ginize tepkileri nasıldı?
- Yıl 1927’ydi. İstanbul’da yayımla
nan Güneş adlı bir dergide bir şiirim çıkmıştı. Gececi şairlerden Orhan Sey- fi’nin çıkardığı aylık bir dergiydi bu. Edebiyat kitaplarında yaşlı genç ne ka dar yaşayan sanatçı varsa düz yazıları, şiirleri Güneş’te yayımlanırdı. Bir gün M üdür Nuri Bey beni çekmişti odası na: “Oğlum evladım” diye başlamıştı, “Bunlar karın doyurmaz... Vazgeç; bu boş hevesten! Bütün derslerden on ala cak durumda bir öğrencimizsin sen! Biraz da öbür derslere göz gezdiriver. Ben kimyadan geçecek numarayı veri rim ama her öğretmen benim gösterdi ğim bu cömertliği göstermeyebilir sa na, kalırsın sınıfta sonra!” Ben önüme bakmış, sesimi çıkarmamıştım.
- Peki bütün öğretmenlerinizin tavrı,
Nuri Bey’inkigibi m i oldu?
- Açıksöz gazetesine gidip gelirken
Rafet Bey’i tanımıştım. Lisenin felsefe öğretmeniyken Öğretmen Okulu’nun • Müdürlüğüne verilmişti. Bir gün karşı sına almıştı beni. Bir arkadaş gibi şiirle rimi eleştirmiş, şiirin yalnız gençlik duygularıyla beslenemeyeceğini, şiiri güçlendirecek bir kültürün, bir yaşam anlayışının gerekli olduğunu da sözle rine, öğütlerine eklemişti. Güzel konu şuyordu Rafet Bey. Anatol France’ın Thais’ini, Thais’teki insan anlayışını, onun iç savaşımını uzun uzun anlat mıştı bana. Ne demek istediğini anla mıyordum ama, şiirin yalnız sevgilinin gözleriyle kaşları için yazılmaması ge rektiğini, büyük tutkularla, kültürle beslendiğini belirtmek istediğini çok iyi anlıyordum.
- Şiirinizde hep alaycı bir yan var. M i
zah yazarlığınız da şiiriniz kadar eski ta rihlere uzanıyor. Öğrencilik yıllarınıza. Şiirde mizah öğesini ne zaman kullanma ya başladınız? Şiirinizde Nâzım H ik met ‘in etkisi oldu mu?
- Kentin (Kastamonu’nun) Çalçene
adlı resimli bir mizah dergisinde çıkan yazılarım mizaha yatkın bir yanımın da bulunduğunu göstermişti. Şiiri kendi me daha da yakın buluyordum, düzya zıya bakarak. Yedi Meşaleciler’in
kardığı Meşale dergisinde, Sabri Esat’ın yayımlanan şiirleri bende şiir sel mizah eğilimi uyandırmıştı. Fante zi sınırlarını aşmayan bu tür şiirleri be ni etkileyen örneklerdi. Faruk Na- fiz’in dizeleri abartılmış gibi geliyordu bana. Tam bu yıllarda karşılaşmıştım Nâzım Hikm et’in şiirleriyle. Ancak biçimi üzerinde duruyor, içeriğini an layacak kültürden yoksun olduğum için yapıtlarına söz olarak, biçim ola rak, söyleyiş olarak bakıyor, getirdiği yeniliklere kendimi alıştırmaya çalışı yordum. O güne kadar aruzuyla, hece siyle bütün bilgi yanlarıyla şiiri öğren miştim. Nâzım Hikmet, bütün bu bil diklerimi edindiklerimi altüst etmişti. Ne var ki içeriğine varamadığım süre ce benim için gene de sarsıcı, yıkıcı de ğildi. Yüzeyde bir şair için, içeriği gö ze görünmüyordu. Ancak içeriğine ulaşınca toplumcu şiirin ne olduğunu anlayabilmiştim. Benim de öz, biçim olarak yeni bir şiir sorunum olmalıydı kendimce. Ne olmalıydı kendime öz gü bu içi kavrayıp bütünleyen? Dışar dan mı bulmalı, yaşayışımdan mı çı karmalıydım? Yaşım bakımından ko layca edinebileceğim duyarlılıklarla besleniyor, şiirime içeriktir diye bun ları yeterli buluyordum bugüne kadar. Toplumcu bir bilinç gerekirdi bana. Buna sanat kültürü, dil ustalığı yeni bir biçim becerisi de eklenmeliydi. Bu gereği duyuyordum, hele Nâzım Hik- met’in 835 Sanr’ını okuduktan son ra... Gel gelelim son sınıfa geçtiğim yıl, aradığım şiirin başka, yazdığım şii rin başka olduğunu, duygularımın doğrultusunda çok bireysel, bireysel olduğu kadar da kişisel bir şiire yönel diğimi anlıyordum. Ne yapmalıydım? - Siz yaşamınızı kolaylaştırabilecek
pek çok olanağı, inançlarınız uğruna eli nizin tersiyle itmiş birisiniz Rıfat İlgaz. Kuşaktaşlarınız da öyle.. Biraz daha y u muşak olamaz mıydınız, hiç değilse bir takım aydınlara karşı...
- O dönemin aydın geçinenlerine
karşı ne yapmamız gerekirdi? İlk işi miz, bu gibilerin Özden Pastanelerin de, Karpiç’lerde, Külkahvelerinde karşılarına geçip kavuk sallamamaktı. Vereceğimiz bir selam bile onları yü reklendirir, cüretlerini arttırırdı. Halk Partisi’nin, Milli Şef döneminin en baskılı günleriydi. Aydınlar arasında bile saflar kurulmuş, savaşımlar başla mıştı. İş yalnız şiir anlayışı, biçim tar tışması, folklordan yararlanıp yarar lanmamak sorunu, şiirin şairaneliği değildi. Yönetenlerden yana mı ola caktın, yönetilenlerden yana mı? So
run buraya gelip dayanmıştı. - Sanat nedir sizin için ?
- Kendimizi yeryüzünün, yeryüzü
insanlarının arasında görebilmek için sanattan başka sığınacak neyimiz var?
Bir Kucak Kitap
Ben dağınık bir insanım. Kimin fo toğrafını arasam bulamam. Hem fo toğraflara da güvenmem bir türlü. Me zarlıkları da sevmem. Ne az gömme tö renine gittim. Bir dostu uğurlamaktan çok bir gövde gösterisi olanlara. Ya saklananlara. Cami avlusunda vedalaş tım daha çok. Ne zaman elimi uzatsam oradaydılar çoğu çünkü. Bir iki ciltte. Bir kucak kitapta.
Biliyorum sizin de soracaklarınız vardı Rıfat İlgaz’a, sorun. İşte orda du
ruyor. Yaşamının tüm ayrıntıları: Sarı Yazma, Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra.. Neden toplandığını merak ediyorsunuz Sınıf adlı kitabı nın.. O nu da yanıtlar. Sınıf m başında ki raporlarla. Sınıf, öteki kitaplarıyla bir kutunun içinde: Bütün Şiirleri. Re simde ağız dolusu gülüyor Rıfat Us ta...
Bir kucak kitap. Okudukça “çeki lenlerin boşa gitmediği” gerçeğine ina nan biriyle yanyana olacaksın. “Sana tın kuşaklardan kuşaklara geçip birleş tiren gücünü.” Rıfat İlgaz, ne kadar az yaşamış diyeceksiniz. O, her ölenle bir kez daha ölüp “Çok yaşamanın en kö tü yanı bir mezarlık kadar korkulu, ge ne bir mezarlık kadar da taş yürekli ol ma zorunluluğu. Daha bir hafta önce
12 . İSTANBUL KİTAP FUARI
aldım ablamın ölüm haberini. Daha ni ce ölüler, kuşağımın sanatçıları. Sa it’ler, Sabahattin’ler, Orhan Kemal’ler, Niyazi’ler, Faruk’lar Cahit’ler” dese de. Onlar da bir kucak kitap olarak ya nında. Açıp bakın Sabahattin Ali’nin Kurtla Kuzu adlı öyküsüne...
TÜYAP’tabu yıl
TÜYAP’ta bu yıl her şey yarım kala cak. Standın arkasında Rıfat İlgaz yok. Azım Bezirci, Metin Altıok, Behçet Aysan... Asaf da. Kimbilir, Rıfat İl gaz’la neler konuşurlar şimdi. Deve kuşları üstüne. Yeni kitabını Asaf re simlemek ister belki. Ölmediler, bili yorum. Bir yazar son okuruyla birlikte ölür ancak. Onlar: Rıfat İlgaz gibi, bir avuç toprak değil, bir kucak kitap. ■
Çınar Yayınları
1993 TÜYAP 12. İSTANBUL KİTAP FUARI ONUR YAZARI EDEBİYATIMIZIN KOCA ÇINARI
RIFAT ILGAZ’ın
tüm yapıtları ÇINAR YAYINLARI’nda RIFAT ILGAZ’ın sevilen yapıtlarından bazıları
KARARTMA GECELERİ * HABABAM SINIFI * SARI YAZMA
HABABAM SINIFI BASKINDA * YILDIZ KARAYEL * HABABAM SINIFI UYANIYOR PİJAMALILAR * HABABAM SINIFI SINIFTA KALDI * AP ARTI MAN ÇOCUKLARI
HABABAM SINIFI İCRAATIN İÇİNDE * KARADENİZİN KIYICIĞINDA BACAKSIZ ÇOCUK KİTAPLARI DİZİSİ
Şiir Kitapları
YARENLİK * SINIF * YAŞADIKÇA * DEVAM * ÜSKÜDAR 'DA SABAH OLDU SOLUK SOLUĞA - KARAKILÇIK - UZAK DEĞİL * GÜVERCİNİM UYUR MU
KULAĞIMIZ KİRİŞTE * OCAK KATIRI ALAGÖZ
YENİ KİTAPLAR
R IFA T İLG A Z /FEDAİLER MANGASI
Yayına hazırlayan Öner Yağcı
M. EM İN D EĞ ER /O LTA D A K İ BALIK TÜRKİYE
ASIM BEZİR C İ/TEM ELE GÜL DİKENLER
ASIM B E Z İR C İ/G Ü L E DİL VERENLER
T A N A SİS V A LT İN O S/A Ğ IZ DALAŞI
Türkçesi Panayot Abacı
JU T TA R İC H T E R /İPE K AYAKLI KEDİ SATEMİN
Türkçesi Deniz Kavukçuoğlu
V IV E C A SU N D W A L L /M İM İ ve DOLAPTAKİ HORTLAK
Türkçesi Deniz Kavukçuoğlu
A İSO PO S/E Z O P MASALLARI
Yayına hazırlayan Atilla Birkiye
Rıfat İlgaz’ın yapıtlanm taksitle set olarak almak isteyenler Kitap Fuarı'ndaki stantlanmıza ya da Rıfat İlgaz Kültür Merkezi’ne başvurabilirler.
Rıfat İlgaz’ın çalışma odasının, özel eşyalarının, yapıtlanm yer aldığı sergi 16 Kasım 1993 Salı akşamına kadar gezilebilir.
RIFAT İLGAZ KÜLTÜR MERKEZİ
Çınar Yayınları Küçükparmakkapı Sok. No:23 Beyoğlu-İSTANBUL