• Sonuç bulunamadı

Liderler, seçimi uzatırlarsa, doğacak ihtilatları da göze almak zorunda kalırlar!

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Liderler, seçimi uzatırlarsa, doğacak ihtilatları da göze almak zorunda kalırlar!"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

( S a y f a

S

j^nfe-(

MEHMET

BARLAS

sorular ve sorunlar

Liderler, seçimi uzatırlarsa, doğacak

ihtilafları da göze almak zorunda kalırlar!..!

B A R L A S—Türk basın ve politika yaşa­ mına, yıllarınızı verdiniz... Ve siz de. bütün Türk ulusu gibi, yeni bir cumhurbaşkanı aranmasının izleyicilerden birisisiniz şu anda... İsterseniz, günlerdir tartışılan soru ile sohbetimize başlayalım... Cumhurbaşkanı “ asker kökenli” mi yoksa "sivil kökenli mi" olsun, benzeri bir arayış, neden bizim toplumda çok geçerli oluyor?

BABAN — Bu tartışmanın bir esaslı

sebebi var. Çünkü ne zaman asker

kökenli bir cumhurbaşkanımız olduysa,

rejim kazaya uğramadı. Vaktaki sivil

kökenden bir cumhurbaşkanı geldi, o

zaman da rejim bir kazaya uğradı. Şimdi bu bir tesadüf müdür, yoksa bir başka türlü denge mi gerekir siyasal yapımızda, bilemiyorum. Ama bir gerçek var burada...

Rejimin kazaya uğraması ve uğramaması gerçeği!..

B A R LA S—Ancak bir de şu gerçek var... Demirel'in Başbakanlık ettiği dönemlerin ikisinde de asker kökenli cumhurbaşkanları vardı. Sayını Sunay ve Sayın Korutürk... Ve Sayın Demirel iki kez ordudan "Muhtıra” aldı. Üstelik birinci muhtıra sonunda, görevini de terketti.

BABAN — Ama bu 12 Mart da, bir ara dönemle ya da ara tedbirle geldi geçti...

BA R LA S—Yine 1960’lann başında asker cumhurbaşkanı vardı... Rahmetli Gürsel... O zaman da, iki darbe girişimine tanık olmuştuk... Talat Aydemir’i hatırlarsınız... Yani, asker kökenli cumhurbaşkanları, top­ lumdaki Bonapartist eğilimleri pek yok

I

İ

Politikacılar nasıl bir kişi ister?

BARLAS— Kendimi Demirel’in

yerine koyuyorum. Nasıl bir cum­ hurbaşkanı adayı arardım?.. İki kez muhtıra aldığına göre, herhalde, öncelikle bu noktayı düşünüyor­ dur... Yani öyle bir kişi olsun kirv demokratik rejime bağlı ve bazı ge­ lişmelere siper olabilecek yetenek­ te...

BABAN— Asıl mesele, böyle bir

kişinin aranmasından ziyade, parla­ mento dışı müdahalelerin, par- tilerarası ilişkilerin sağlamlığı sonunda gündemden dışarı çıkartıl­ masını temin etmektedir. Ama her konuda kavga sürerse, sözler ve. vaadler sadece hayalleri yansıtır­ sa... Suçlamalar, “Katil iktidar” ve “Komünist muhalefet" çizgisi için­ de devam ederse... Bu durumda, çaresiz sarsılır demokratik rejim!..

BARLAS— Doğru tabiî söyledik­

leriniz... Eğer demokratik çok partili rejimi böylesine çarpıtarak ve hiçbir asgarî müşterek plmaksızın yürüt­ meye kalkarlarsa, cumhurbaşkanı sihirbaz da olsa bir şey gelmez elin­ den...

BABAN— Ancak cumhurbaşkanı

çok da önemli... Devletin reisi!.. Bir çok kötü ahvalde, bazı şeyleri ön­ leyebilir. Rejimi ayakta tutmakta hizmeti mutlaka olur. Ama bu, bir dereceye kadardır...

BARLAS— Galiba Demirel de

Ecevit de, bu cumhurbaşkanlığı konusunda, alışkanlıklarının dışın­ da davransalar iyi olacak... Bula­ cakları isim, kendilerine ne kadar yararlı olur hesabından çok, ken­ dileri olmasa da rejime ve devlete ne kadar yararlı olur hesabına

gir-S 6İ6T

BABAN— İkisi de, kuvvetli kişi­

liği olan, tarafsız olabilecek bir kişi­ yi aramalılar. Demokrasimizin has­ talıklarından bir kısmı, büyük ölçü­ de, yaptığımız seçimlere yansıyor. Dileğim, hiç olmazsa cumhurbaş­

kanı seçiminde, bu hastalıklar

etkili olmasın....

BARLAS— Yani p a rtile r, bazı

konuları günlük hesaplarına dayalı pazarlıkların dışına itebilmeliler. Bazı işlerin, beraberce yapılması gerektiğini kavramalılar. Bugün için de, bu, cumhurbaşkanının seçimi­ dir!..

edemiyor!..

BABAN — Doğru... Aslında cumhur­ başkanının asker ya da sivil kökenli olmasında değil anahtar!.. Demokratik müesseselerin işleyiş tarzındaki aksaklık­ lar, bu konuda daha ağır basıyor. İyisi mi, 27 Mayıs’ı bir daha hatırlayalım... Neden oldu 27 Mayıs? Hızlı bir erjflasyon vardı... Alışılmamış bir boyuta varmıştı bu... İkincisi, o zaman meydana çıkan memnu­ niyetsizlikleri, günün iktidarı, birtakım zorlayıcı tedbirlerle bastırmaya kalktı... Böylece Türkiye 27 Mayıs’ın,gelip çattığını gördü... Aradan yıllar geçtikten sonra, 12 Mart olayını da yaşadık...

B A R LA S—Kısacası; Ugi çekici dersler almak gerekir bu olaylardan!..

BABAN — Zaten bu dersler fazlası ile alındı... Gerek 27 Mayıs'ın gerekse 12 Mart’ın sonuçları görüldükten sonra, bu yöndeki hevesler gittikçe azaldı... Top­ lumun yaşadığı şartlar daha ağırdır bugün. Ama, çözüm yolunu demokrasi dışında arayanlar da pek yoktur!..

BA R LA S—Bu noktada, cumhurbaşkan­ lığı seçiminin kendisine gelebiliriz... Bütün yetkisizlik tartışmalarına rağmen, cumhur­ başkanı, gerek devlet gerekse siyasal yapı için, çok önemli bir kişi!.. Ülkenin bütünlü­ ğünün simgesi... Ancak içinde bulunduğu­ muz aday arayışı döneminde, öncelik, bu önemden çok, iki siyasî liderin büemediğimiz hesaplarına ve bu hesaplara dayalı pazarlık­ lara verilmiyor mu?

BABAN — Bu bizdeki demokratik anla­ yışın sakat neticeleridir!.. Birçok mesele­ ler var ki, bunlar üzerinde ayrı ayrı ittifak ediyorlar. Fakat karşı karşıya geldikleri zaman da, bu itfifakı yürütmüyorlar.

BA RLA S—Böylece, bir anda çözülebile­ cek, tartışılmasına bile gerek olmayan konular sürüncemede bırakılıyor... Günlük sorunlar, toplumu temelinden sarsan kronik bunalımlara dönüşüyor. Bu açıdan bakınca, KIT lerin zararları, iç petrol fiyatları gibi konularla, cumhurbaşkanı adayı arayışı arasında fazla fark yok!..

BABAN — Herkes kendi konjonktürünü hesaplamaya çalışıyor. Parlamento dü­ ğümleniyor. Seçim gerekil diyorsunuz mesela... Birinden birinin hesabı tutma­ dığı için seçim yapılamıyor. Böylece

hükü-CİHAT BABAN

1911'de İstanbul'da doğdu.

19341e, İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra, çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürü ve fıkra yazarı olarak çalıştı. "Tasvir" gazetesinin sahibi, "Tercüman" gazetesinin ku­

rucu ortağı ve başyazarıydı.

1948’de, Demokrat Parti'den m illet­ vekili s e çild i. DP’nin son dönemin­ de, iktidann gidişine karşı yer aldı. 1961'de Kurucu Meclis, üyesi ve

Turizm Tanıtma Bakanıydı.

CHP'den 1961-69 yılları arasında iki dönem milletvekilliği yaptı.

metler ya kurulamıyor ya da zayıf daya­ naklı kuruluyor. Halbuki çözülmesi gerekli problemler, çok ağır ve giderek ağırlaşan hüviyette!..

BA RLA S—Şimdi tüm bu hesaplar içinde cumhurbaşkanı aranırken, size göre bu kişinin hangi özelliklerine bakmaları gere­ kir...

BABAN — Tarafsız kişiliğinin yanında zeki ve dünya ahvalini iyi kavrayan bir adam olması lâzım!.

BA R LA S—Çok zeki ve dünyayı yakından izleyen kişiler var. Ama bunlar evlerinden yapıyorlar bu işi. Edindikleri bilgileri toplu­ ma aktarmazlar. Düşünce biçimlerinin insan­ lar üzerinde yaratacağı etkiyi denemeye gerek görmezler. Böyle bir pasif aydın zekâsı mı aramalıyız?

BABAN — Bu tür aydını toplum dene­ memiş olabilir, ama ortaya çıkınca değeri anlaşılır. Kendisi de netice alır!.. İyi çıkmazsa da, toplumun şaıissızlığı olur!..

BA R LA S—Yani denenmiş, bilinen insan­ ları seçmek daha güvenli değil mi?

BABAN — Eğer tarafsız kişilikli, bilgili, zeki bir adam hem de denenmiş ve başarı

3

HİSSE SENEDİ TAHVİL VE BANKERLER

MEBAN

MENKUL DEĞERLER

BANKERLİK vt FİNANSMAN A.$.

ECZACIBASI . * f 2 1

25

YATIRIM HOLDING 4773B7 ORTAKLIĞI A S 402150Uhat) K U R U L U Ş L A R A S U

**-j

C banket ka/telK

»v O f 6 f *« r a Y f t A U r t * 3 2 2 3 6 4 4 - 2 0 5 3 2 0 / 4 H A T

24 MART 1980

Cumhurbaşkanı ve

politik geçmişi!..

BARLAS — Sayın Baban... Yıl­ ların ötesinden baktığınızda, ideal bir cumhurbaşkanının tanımını ya­ par mısınız? Cumhurbaşkanı nasıl bir kişi olmalı? Ya da nasıl bir kişi olmamalı?

BABAN — Cumhurbaşkanının

tarafsız olması birinci şarttır... BARLAS — Târafsız olmak de­

mek, partisiz olmak mı demektir? BABAN — İyi Bir adam politika­

nın içindedir ve bir partiye de üye­ dir. Ama, bu partinin haksızlığını da görebilir. Yani, bir partiden gelme­ sine rağmen görebilir bunu!., önemli olan, kendi partisinin, yahut kendi eski partisinin fanatik fikirle­ rine kapılmamalıdır. Bir cum­ hurbaşkanının hadiseler karşısında­ ki objektif tarafsızlığı şarttır.

BARLAS — Yalnız, cumhurbaş­

kanı arayışı içinde, aday adayları ele alınırken, bir partinin üyesi olması aleyhinde puan verilmesine neden oluyor...

BABAN — Burada sübjektif kriterlere dayanmak lâzım. Bir parti­ li vardır ki, partisine bağlıdır, ama objektifdir de kararlarında... Başka bir adam ise, ne olursa olsun, kendi partisini haklı çıkartmak niyetinde­ dir. Böyle adam, tabiî ki cum­ hurbaşkanı olamaz!..

BARLAS — Meselâ, aklıma ge­

len bir örnek... Ihsan Ataöv, cum­ hurbaşkanı olamaz, gibi!..

BABAN — Bu şekilde, siyasî

partilerde görev almış insanların, tarafsız cumhurbaşkanı olabilecek­ lerini kabul etmeliyiz! Çünkü, hiç politikaya karışmamış insanları dı­ şarıdan arayıp bulmanın da ken­ dine göre, mahzurları vardır. Girdiği havanın yabancısı ve acemisi olabi­ lir.

BARLAS — ö y le b ir gelenek

yerleşiyor ki toplumda... Ülkenin yönetimini politikacılara bırakmışız. Siyasî partiler, rejimin temelini oluşturuyor. Ve iş son noktaya ge­ lince, yani cumhurbaşkanı olmaya, bu noktada "Aman cumhurbaşkanı p o litik a c ı olm asın!.." diyoruz. Üstelik bu düşüncenin uygulaması­ nı da, parlamento üyelerine, yani politikacılara bırakıyoruz. Seçimi onlar yapıyor... Ve bu gelenekleşi­ yor...

BABAN — Bu bir gelenek ola­

maz!..

BARLAS — Türkiye’de bazı du­

rum ların gelenekleşm esi, daha doğrusu kurumlaşması çok kolay!.. Meselâ, Celâl Bayar'ın tanımla­ dığınız objektif tarafsızlığa sahip olmaması sonucu, 1961 Anayasası, ortaya çok az yetkili bir cumhurbaş­ kanı çıkarttı.

BABAN — Doğru... 1961 Ana­

yasası, bir tepki anayasası oldu. Evet, özel durumlar bizde kurumlar yaratıyor ama. Bunlar ne kadar uzun sürer? Bakın Faruk Gürler aday ol­ du... Ordudan geliyor diye... Sonra ne oldu?

kazanmışsa, tabii ki böylesini seçmek daha iyi.

RARL A S—Geçmişte bir Celal Bayar olayı var... Hem denenmişti... Hem de politikacıydı. Bu şekilde, 1950 yılında cumhurbaşkanlığına seçildi. Siz hem Bayar’- ın partisinde milletvekilliği yaptınız, hem de onu deviren 27 Mayıs rejiminin bakanı oldunuz... Bayar’ın on yıllık cumhurbaşkan­ lığını nasıl değerlendirirsiniz şimdi?

BABAN — Ben Celal Bayar'ı severim. Fakat Celal Bayar'ın iktidarı bir başkasına devretmiş olmasını tasvip etmiyorum. Yani kendi eline gelen iktidarı, Menderes'e devretmiş olmasını!.. Bu hem Menderes'e fenalık oldu, hem de kendisine... Bayar, devletin İtibarını yüksek tutmasını bilen bir insandı. Haliyle, tavrıyla!.. Fakat bir nokta geldi ki, sinirleri mukavemet etmedi ve demokratlığını Hân etti. Geçmiş dö­ nemde İsmet Paşa'nın tarafsız olmasını isteyen bir adam olarak, kendisi taraflı cumhurbaşkanı oldu. Kendisi İle çelişkiye düştü.

BA R LA S—Bundan sonrası için de, alın­ ması gerekli bir ders çıkıyor bu olaydan...

BABAN — Onun için diyorum ki, cum­ hurbaşkanının tarafsız olmaması, bütün dengeleri alt-üst ediyor.

BA RLA S—Sonra bir Cemal Gürsel dö­ nemi var...

BABAN — Cemal GOrsel'in cumhurbaş­ kanı olması, kendi şahsî meziyetlerinin üzerinde veya yanında, bir devrimi yapmış olan adamın, o devrimi korumak çabala­ rının sürdürûlmesiydi...

i ŞK jjggRg gj V

B A R L A S —Gürsel'in rahatsızlanm ası üzerine, Sayın Sunay’ın cumhurbaşkanı seçildiğini gördük arkasından...

BABAN — Gürsel'den sonra onun gel­ mesi, cumhuriyeti ve rejimi bir nevi ordu­ ya emanet etmek manasına geliyordu. Se­ çilmesi de o suretle oldu..'.

BA R LA S—Saym Korutürk 6 nisanda görevinden ayrılırken, görev yıllarını siz nasıl hatırlayacaksınız?

BABAN — Sayın Korutürk, demokrasiye el sürdürmedi. Dayandı... Ayrıca, partile­ rin iyice sertleştiği bir dönemde cumhur­ başkanlığı yaptı. Zaman zaman, iki parti de, hatta MSP'yi de katarsak, üç partinin de, Korutürk'ten memnun olmadıkları zamanlar yaşandı. Bu memnuniyetsizlik­ leri, onun tarafsızlığı lehinde bir şahadet gibi kabul edebiliriz.

BA RLA S—Bir diğer soruna da geçelim burada... Cumhurbaşkanlığı seçimini partile­ rin bir yıpratma aracı olarak almaması gerekir... Uzayan turlar... İleri dönük sayı hesapları...

BABAN — Cumhurbaşkanlığı seçimi de, pek çok konu gibi uzlaşmaya dayalı olarak çözülmelidir. Bir kavga, bir yıprat­ ma vesilesi olmamalıdır. Çünkü zaten sayısız problemi var memleketin. Bir de bu seçimle yeni bir problem doğmasın ve rejim bu vesile İle de yıpranmasın../. Fakat bir tahmin yapılırsa, durum şöyle çıkıyor... iki partinin adayları ilk turlarda seçile­ meyince, o zaman oturacaklar... Bir ortak aday bulmaya çalışacaklar. Ancak çok uzatırlarsa işi, bundan doğacak ihtilafları da göze almaları gerekiyor.

Referanslar

Benzer Belgeler

Van’ın müzik kültüründeki en önemli kişilerinden biri olan Faik Erener hakkında bilgilere geçmeden önce “Mıtrıp” ifadesi ile ilgili çok kısa bazı

1965 genel seçimlerinden tek başına iktidar olarak çıkan AP, kendi belirleyeceği sivil bir ismi cumhurbaşkanı adayı olarak belirlemek yerine, Cevdet Sunay’ı aday

Kudüs şehrinde mutasarrıflık, Mehmet Ali Paşa’nın çekilmesiyle yapılan düzen- leme ile 1841 yılında oluşturulmuş, ilk mutasarrıf olarak da Mehmet Tayyar Paşa

Mısır Hidivi Tevfik Paşa’nın (1852-1892) küçük oğlu olan Emîr Mehmet Ali Paşa, uzun yıllar veliaht olmasına rağmen siyasetten uzak bir hayat yaşamış ve daha çok

Mahmiyye-i Konya hummiyet ani'l-âfât ve'l-beliyye mahallâtından merhûm Galle-i Harb Sultan Mahallesi sâkinelerinden olup Maraş Beylerbeyisi iken bundan akdem katl olunan Rum Mehmed

Hacı Mustafa Kaplan’ın oğlu Hafız Kâmil Bey ile Hasene Hanım’ın evliliğinden ise; Nuri’nin babası Hacı Ahmet Bey (Paşa) doğar (1860-1947). Nuri Paşa’nın; biri

Brioche ekmeği, ızgara tavuk dilimleri, hellim peyniri, domates, hardal sos, Akdeniz yeşilliği, patates kızartması..

- Yani Allah’ın yeniden yaratışı, öldükten sonra tekrar dirilişi Allah’a bile çok gören bu insanlar şöyle kafalarını kaldırıp yukarı doğru baksalar ya.. - ma leha