TOKAT YÖRESİNDE ÜRETİLEN SALAMURALIK ASMA YAPRAKLARINDA PESTİSİT KALINTI
DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Kayhan ÖZATA
Y.Lisans Tezi
Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı Prof. Dr. Rüstem CANGİ
2012
Y.LİSANS TEZİ
TOKAT YÖRESİNDE ÜRETİLEN SALAMURALIK ASMA
YAPRAKLARINDA PESTİSİT KALINTI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ
Kayhan ÖZATA
TOKAT 2012
Tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu tezin yazılmasında bilimsel ahlak kurallarına uyulduğunu, başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunulduğunu, tezin içerdiği yenilik ve sonuçların başka bir yerden alınmadığını, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadığını , tezin he rha n gi b i r kı s m ı nı n bu üniversite veya başka bir üniversitedeki başka bir tez çalışması olarak sunulmadığını beyan ederim.
15.06.2012
i ÖZET Y. Lisans Tezi
TOKAT YÖRESİNDE ÜRETİLEN SALAMURALIK ASMA
YAPRAKLARINDA PESTİSİT KALINTI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Kayhan ÖZATA
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı
Danışman: Prof. Dr. Rüstem CANGİ
Bu araştırmada, Tokat ilinin değişik bölgelerinde (Tokat Merkez, Erbaa, Niksar, Pazar, Zile, Turhal) yetiştirilen salamuralık asma yapraklarında (Narince üzüm çeşidi) pestisit ve bakır kalıntı miktarları araştırılmıştır. Rezidü analizleri LC-MS/MS Waters marka Acquity UPLC-TQD(MS/MS) sistemi ve Perkin Elmer marka Clarus 500 MS sistemleri ile gerçekleştirilmiştir. Pestisit ve bakır analizleri, üretici bağlarından alınan taze (16),
salamura yapılmış yapraklarda (21) ve 11 ticari firmaya ait yaprak örneklerinde belirlenmiştir. Kalıntı miktarları Türk Gıda Kodeksine göre değerlendirilmiştir. Toplanan yaprak örneklerinde 11 fungusit ve 12 insektisit etken maddeye rastlanmıştır. Yaprak örneklerinin % 50,0’ de pestisit, % 41,6’da ise bakır kalıntı miktarları Maksimum Rezidü Limitileri değerlerinin üzerinde çıkmıştır. Örneklerde Triadimenol, Azoxystrobin ve Metalaxyl kalıntısına daha fazla rastlanmıştır. Asma yaprağı üreticilerinin sistemik pestisit kullanmamaları tavsiye edilmiştir. Ticari firmaların üreticilerden aldıkları yapraklarda kalıntı analizi yaptırmaları ayrıca önerilmiştir.
Anahtar kelimeler: Tokat, Narince, salamuralık asma yaprağı, bakır, pestisit kalıntısı
ii ABSTRACT
Ms Thesis
THE DETERMINATION OF PESTİCİDE RESIDUE LEVELS IN BRINED VINE LEAVES PRODUCED IN TOKAT PROVINCE
Kayhan ÖZATA Gaziosmanpaşa University
Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Horticulture
Supervisor : Prof. Dr. Rüstem CANGİ
In this study, pesticide and cupper residues in brined vine leaves (Narince grape cv.) grown on different regions of Tokat (Tokat centre, Erbaa, Niksar, Pazar, Zile, Turhal) were investigated. Residue analysis were done by use of Liquid chromatography– tandem mass spectrometry (LC–MS/MS) LC-MS/MS Waters model Acquity UPLC-TQD(MS/MS) system and Perkin Elmer model Clarus 500 MS system. The residues of pesticide and cupper were determined in the fresh (16) and brined vine leaves (21) provided from producers and collected samples from 11 commercial market. Detectable pesticide residues are found, pesticide residues are compared according to Turkish Food Codex (TGC). In provided samples were found 11 fungucide and 12 insectiside active ingredients. The detected residues amounts at pesticides (50,0 %) and cuppers (41,6 %) of brined vine leaves were higher than maximum residue limits (MRL) declared in TGC. The residues of Triadimenol, Azoxystrobin and Metalaxyl were detected in most of brined vine leaf samples. It is proposed not to use systemic pesticide of brined vine leaves producer. Commercial firms, at brined leaves purchased from producer have been proposed take out the residue analysis
Keywords : Tokat, Narince, brined vine leaves, cupper, pesticide residue 2012, 37 pages
iii TEŞEKKÜR
Bu tezin her aşamasında bilgi, öneri, yardım ve desteğini esirgemeyen danışman hocalarım Sayın Prof. Dr. Dr. Rüstem CANGİ ve Sayın Prof. Dr. Yusuf YANAR’a, ayrıca arazi ve laboratuar çalışmalarında bana yardımcı olan Yrd. Doç. Dr. Adem YAĞCI, Araş. Gör. Seda SUCU, Araş. Gör. Neval TOPÇU’ya teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, analizlerin yapıldığı Manisa İl Özel İdaresi Gıda Kontrol Laboratuarı çalışanlarına ve tüm hayatım boyunca attığım her adımda benden hiçbir fedakarlığı esirgemeyen ve çalışmalarımın her aşamasında manevi desteğini gördüğüm aileme teşekkür ederim.
Bu araştırmanın yürütülmesi ve gerçekleştirilmesinde bana ekonomik destek sağlayan Gaziosmanpaşa Üniversitesi BAP komisyonuna teşekkürü bir borç bilirim.
5 Haziran 2012
iv İÇİNDEKİLER ÖZET……… i ABSTRACT………. ii TEŞEKKÜR……… iii İÇİNDEKİLER……… iv SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ……….. v ÇİZELGELER LİSTESİ……… vi 1. GİRİŞ………..……… 1 2. KAYNAK ÖZETLERİ………..……... 5 3. MATERYAL VE YÖNTEM………... 17 3.1. Materyal………...……...….. 17 3.2. Yöntem………..……….………... 18 4. BULGULAR VE TARTIŞMA……….……….…… 20 5. SONUÇ VE ÖNERİLER……….. 29 TEŞEKKÜR……….. 31 KAYNAKLAR………... 32 ÖZGEÇMİŞ ... 37
v
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ
MRL: Maksimum Kalıntı Limiti TGK: Türk Gıda Kodeksi K: Kontrol
vi
ÇİZELGELER DİZİNİ
Çizelge Sayfa
Çizelge 3.1. Salamuralık Asma Yaprak Numunesi Alınan Yerler ve Sayıları.. 18 Çizelge 3.2. Türk Gıda Kodeksine Göre Bazı Pestisitlerin Üzüm ve Asma
Yapraklarındaki Maksimum Kalıntı Limitleri (ppm)………..… 19 Çizelge 4.1. Tokat Bölgesinde Bağ Üreticileri İçin Satışa Sunulan Pesisitlere
Ait Etken Maddeler………..… 20 Çizelge 4.2. Tokat Bölgesinde Üretici Bağlarından Temin Edilen Taze Asma
Yaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)………... 25 Çizelge 4.3.Üreticilerden Temin Edilen Salamura Yaprak Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)……….… 26 Çizelge 4.4. Ticari İşletmeler Tarafından Paketlenerek Satışa Sunulan
SalamuraYaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)…. 27 Çizelge 4.5. Üreticilerden ve Ticari İşletmelerden Temin Edilen AsmaYaprağı Örneklerinde Bakır Kalıntı Miktarları (ppm)……… 28
vii ŞEKİLLER DİZİNİ
Çizelge Sayfa
Şekil 4.1.Üreticilerden Temin Edilen Taze Asma Yaprağı Örneklerinde MRL Üzerinde Kalıntı Saptanan Pestisit Oranı 23 Şekil 4.2.Üreticilerden Temin Edilen Salamura Asma Yaprağı
Örneklerinde Pestisit Kalıntı Durumu………... 23 Şekil 4.3.Ticari Firmalardan Temin Edilen Salamura Asma Yaprağı
Örneklerinde Pestisit Kalıntı Durumu …….………..…..…. 23 Şekil 4.4. Üretici ve Firmalardan Temin Edilen Asma Yaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Durumu……….… 24 Şekil 4.5. Analiz Yapılan Asma Yaprak Numunelerinde Bakır Kalıntı
Durumu……….. 27
Şekil 4.6. Analiz Yapılan Asma Yaprak Numunelerinde Bakır Kalıntı Miktarları………..……… 28
1. GİRİŞ
Türkiye çok eski ve köklü bağcılık kültürüne sahip ülkelerden birisi olup, ülkemizde 2010 yılında 4 777 860 dekar bağ alanından 4 255 000 ton yaş üzüm üretilmiştir (FAO, 2011). Üzümden sucuk, pestil, pekmez vb. çeşitli ürünler yaparak yararlanan Türkler, asmanın yapraklarından da yararlanmayı düşünerek zeka ve kültürlerinin yüksekliğini bir kez daha göstermiş ve mutfaklarına yeni bir ürün katarak zenginleştirmişlerdir. Bu kültürü zamanla dünyanın değişik bölgelerine taşıyarak, özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere salamuralık yaprak ihracatı ile hatırı sayılır bir gelir kapısı ortaya çıkmıştır. Ülkemizde yaklaşık 30’u Ege Bölgesinde, 15’i Tokat ilinde olmak üzere kayıtlı 45 adet salamura yaprak işletmesi mevcuttur. Bu işletmelerde işlenen yaprağın mali değeri ise tahmini; 40.000.000 TL’dir (Anonim, 2012a).
Ülkemizde salamuralık asma yaprağı üretimi özellikle Manisa ve Tokat illerinde çok eskiden beri yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Asma yaprağının ticari getirisinin yüksek olmasıyla beraber, Tekirdağ, Denizli ve Mersin yörelerinde de asma yaprağı ticari olarak değerlendirilmeye başlamıştır (Anonim, 2005; Cangi ve ark., 2012).
Ülkemiz üzüm üretimi açısından dünyada önemli bir paya sahip olup, ihracat açısından kurutmalık üzümde durum istenilen düzeyde iken, sofralık üzüm ihracatı açısından istenilen düzeyde değildir. Sınırlı olan ihracat da yaşanan sorunların başında pestisit kalıntısı gelmektedir. Bu durum, özellikle Almanyada Greenpeace tarafından hazırlanan “Pestisitsiz Gıda: Meyve ve sebze için alışveriş rehberi” raporda ülkemizden Almanya’ya ihraç edilen ürünler içerisinde üzümün tehlikeli, riskli ve sakıncalı ürünlerden ilk sıralarda yer almasıyla durumun ciddiyetini göstermektedir (Anonim, 2012b).
Bağcılık yoğun zirai mücadele programı uygulanan tarım kollarının başında gelmektedir. İlaçlama programı esas ürün olan üzüme göre yapılmakta, gelişme dönemi boyunca etken maddesi farklı çok değişik zirai ilaçlar bağlarda kullanılmaktadır. Salamuralık yaprak Tokat yöresinde esas ürün olan üzümden daha fazla getirisi olan ürün olmasına rağmen, bölge üreticileri asmada kalan üzümleri de ekonomik anlamda
değerlendirmek istemektedir. Bu üreticilerin büyük bir kısmı, yaprak hasadı döneminde asmalara sistemik pestisit uygulamakta, bu ise asma yapraklarında kalıntı sorunu yaşanmasına neden olmaktadır.
Dünya nüfusunun hızla artması, gelişen teknolojiye bağlı olarak çevre kirliliği ve ülkeler arası ekonomik dengesizlikler çeşitli aşırılıklara yol açmakta, bu da güvenli gıda teminini ve bu konudaki denetimleri zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra dünyadaki diğer gelişmelerle birlikte, tüketicileri bilinçlenmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve beklentilerinin artması, işletmelerin ürün kalitesini iyileştirmeye yönlendirmektedir. Güvenli gıda, işletmelerde, kontrolun ele alındığı noktadan, kontrolün bırakıldığı noktaya kadarki tüm süreçleri kapsayan ve olası tehlikelerin oluşmadan önlenmesini hedefleyen, gıda güvenlik siteminin uygulanması ve yetkili kurumlarca etkin bir şekilde denetlemesiyle gerçekleşecektir (Çopur ve ark., 2012).
İnsan, hayvan ve çevre sağılığını tehdit eden en önemli etkenlerden birisitüketilen gıdalardaki pestisit kalıntılarıdır. Gıda güvenliği kapsamında tarım ürünlerinde pestisit kalıntıları analizlerle saptanmakta, limitin üzerinde olan ürünlerin tüketimi yasaklanmaktadır.
Ülkemizde yaş üzüm ve kuru üzümlerde (Kaya ve ark., 2000; Pire, 2001), pestisit kalıntısı ile ilgili çok sayıda araştırma yapmış olup pekmez topraklarında (Battaloğlu, 2009), ve şarapta (Şen, 2005) pestisit kalıntısı ile ilgili çalışmalar da yapılmıştır.
Ziraat Mühendisleri Odası tarafından 28 Mart 2012 tarihinde “Asma Yaprağında Kalıntı ve Kodeks Değerlerinin Belirlenmesine Dair Rapor” yayınlanmıştır. Raporda; AB ülkelerinde asma yaprağında Kodeks değerlerinin belirlenmesiyle birlikte ülkemiz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da asma yapraklarında bulunmasına izin verilen MRL değerlerini açıkladığını bildirmekte; AB mevzuatında da olduğu gibi asma yaprağındaki MRL değerlerini araştırmadan, cihazların en düşük tespit değeri olarak kodekse alındığı bildirilmektedir. Yeni ruhsat alan veya AB’de yaprak MRL değerleri belirlenmiş 10 adet etkili madde dışındaki pestisitlerin tamamının MRL değeri en düşük tespit limitinde bulunduğu kaydedilmiştir. Kodeks değerlerinin mevcut haliyle
uygulanması durumunda, ülkemizde yaprak işleyen işletmelerin çalışmasının imkansız olduğu ileri sürülmektedir. Bu durumun sektörün tamamen kayıt dışına, sağlıksız, merdiven altı üretime yöneleceğini bildirilmiştir (Anonim, 2012a).
Ülkemizde salamuralık yapraklarda pestisit kalıntısı ile ilgili bugüne kadar fazla çalışma yapılmamıştır. Tekirdağ ilinin Merkez ve Şarköy ilçelerinde yetiştirilen Yapıncak üzüm çeşidinde yapılan bir çalışmada; taze yaprak örneklerinin çoğunluğunda Triadimenole rastlanmış olup, az sayıda yaprak örneğinde ise Dichlofluanid ve Folpet kalıntısı belirlenmiştir. Bazı salamura yapraklardaki Triadimenol kalıntısı maksimum kalıntı sınırının üzerinde olmuştur. Araştırmada Yapıncak üzüm çeşidinde külleme hastalığına karşı savaşımda Triadimenol etkili maddeli fungisitlerin kullanımında dikkatli olunması gerektiği bildirilmiştir (Ertürk, 2009).
Ege İhracatçılar Birliği, Dış Ticaret Müsteşarlığının 10 şubat 2012 tarihli yazısında, Türkiye’den Almanya’ya ihraç edilen salamura asma yapraklarında bulunan ilaç kalıntılarının yarattığı sorunlardan dolayı asma yaprak satışlarının durma noktasına geldiği, bu itibarla asma yaprak sezonuna girilmeden yetkililerce önlem alınmasının talep edildiği belirtilerek bu tür sorunların yaşanmaması için gerekli hassasiyetin gösterilmesini teminen firmaların uyarılmasını talep etmiştir. Ülkemizin en önemli ihracatçı birliklerinin asma yaprağında pestisit kalıntısı ile ilgili yaklaşımları durumun ciddiyetini göstermektedir. (Anonim, 2012c).
Akdeniz İhracatçılar Birliği ise, Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü' nden alınan 26/04/2012 tarih ve 4016 sayılı yazıda; "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığın 03 Nisan 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ülkemizden Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirilecek olan salamura asma yaprağı ihracatında zirai ilaç kalıntısı kontrolleri kapsamında %100 analiz sıklığı uygulamasının başlatıldığı ifade ettiğini bildirmiştir (Anonim, 2012d).
Asma yaprağı üretiminin yoğun olarak yapıldığı Manisa bölgesinde tarım teşkilatları, bağlarda kullanılan zirai ilaçların bekleme süresi dolmadan Sarmalık Asma Yaprağı toplamamaları ve ilaç kalıntısı toplum sağlığı için tehdit ihracata engel olduğu yönünde üreticileri uyarmaya başlamıştır (Anonim, 2012e)
Cangi ve ark. (2005) tarafından Tokat bölgesinde yapılan bir anket çalışmasında, Tokat yöresindeki bağların genel özellikleri, salamuralık asma yaprağı üretimi ve işlemede karşılaşılan sorunlar araştırılmıştır. Asma yapraklarına pestisit, bakır ve kükürt kalıntıları salamura yaprakçılığında karşılaşılan en önemli sorun olduğu bildirilmiştir. Yine, 2007 yılında bölgeden Almanya’ya gönderilen salamuralık yapraklarda, pestisit kalıntılarının ortaya çıkması ihracatta sorun yaşanmasına neden olmuştur (Anonim, 2005; Spiro, 2006; Kılıç ve ark., 2007). Salamuralık asma yapraklarının büyük bir kısmı bölgede ve iç piyasada tüketilmektedir. Ülkemiz insanının gerek daha güvenli bir gıda tüketmesi, gerekse çok iyi getirisi olan bu ürünün daha fazla üretilerek gelirin daha da artması açısından da bu sorunun çözülmesi önem arz etmektedir.
Tokat yöresinde salamuralık asma yaprağında pestisit kalıntısı ile ilgili yaşanan sorunun, üretici ve firma düzeyinde araştırılması, soruna çözüm üretme noktasında önemli katkı sağlayacaktır.
Bu araştırmada, Tokat yöresinde salamuralık yaprak üretiminin yoğun olduğu bölgelerde üreticilerden temin edilen taze ve salamura asma yaprağı numunelerinde ve ticari olarak firmalar tarafından piyasada satışa sunulan ürünlerde pestisit kalıntı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sonuçta salamuralık asma yapraklarında hangi pestisit türlerinin ne miktarlarda oldukları belirlenmiştir. Bölgenin en önemli tarımsal ürünü olan salamuralık asma yaprağında yaşanan kalıntı soruna yönelik çözüm önerileri ayrıca sunulmuştur.
2. KAYNAK ÖZETLERİ
Üzümün insan sağlığı ve beslenmesindeki öneminin yanı sıra, değerlendirme şekillerinin de çok yönlü oluşu üzümün değerini daha da artırmaktadır. Bağcılıkla uğraşan birçok çiftçi ailesine geçim kaynağı olduğu gibi, farklı değerlendirme şekilleriyle tarımsal ürünlerimiz içinde önemli bir yer alarak ulusal ekonomiye de katkı sağlamaktadır (Yavaş ve Fidan, 1986).
Bağcılık, çok sayıda çiftçi ailesine geçim kaynağı olduğu gibi, farklı değerlendirme şekilleriyle tarımsal ürünlerimiz içinde önemli bir yer alarak ulusal ekonomiye de katkı sağlamaktadır (Yavaş ve Fidan, 1986). Üzüm ülkemizde sofralık, kurutmalık ve şaraplık olarak tüketim şekillerinin dışında hiç bir ülkede görülemeyecek kadar farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Bunlar üzüm suyu, papara, koruk suyu, pelverde, pekmez, köme, köfter, dilme, bastık, çek çek, rakı, konserve, sirke, turşu, tarhana, pestil, vb. şeklinde sıralanabilir (Adınır, 2011).
Asmanın bir diğer ürünü olan yaprağı ise dolma, cevizli bat, pide iç harcı yapımı yanında özütü de geleneksel tıpta kullanılmaktadır. Yine asmanın koruk meyvesi, taze sülük ve filizleri de son zamanlarda ticari olarak turşu yapımında kullanılmakta ve piyasada satılmaktadır (Anonim 2011a,b).
Ülkemizde asma yaprağı, geleneksel olarak önemli bir tüketim potansiyeline sahiptir. İlkbaharda, sürgünlerin henüz taze olduğu dönemlerde toplanan asma yaprakları, hem taze hem de salamura yapılarak sarma yapımında değerlendirilmektedir. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılmakta olan birçok üzüm çeşidinin yaprakları salamura ya da konserveye işlenerek değerlendirilmektedir. Sarmalık yaprak üretimi için ince, tüysüz, lifsiz, ince damarlı, az dilimli ve damakta ekşimsi bir tat bırakan çeşitler tercih edilmektedir. Bu nitelikleri ile en önemli sarmalık çeşidimiz Sultani Çekirdeksiz çeşididir. Bu nedenle, sarmalık yaprak üretimi, Ege Bölgesi için önemli bir ek gelir kaynağıdır. Manisa yöresinde yaklaşık yılda 15000 ton civarında salamuralık yaprak hasat edilmektedir. Aynı durum, Tokat yöresi için de geçerlidir. Hatta bu yörenin en önemli şaraplık ve şıralık üzüm çeşidi olan Narince’nin, daha çok yaprakları için
yetiştirildiği bile söylenebilir. Bunların yanı sıra, Trakya’da özellikle Tekirdağ ilinde yetiştirilen Yapıncak üzüm çeşidinin yaprakları da yaygın olarak bu amaçla değerlendirilmektedir. Son zamanlarda Mersin, Denizli gibi illerde de bağ alanlarında salamuralık yapraktan yararlanılmaktadır. Manisa ve Tokat gibi illerde bazı vatandaşların salamuralık yaprak pazarlama işini geliştirerek kendi tesislerini kurması sektörün geleceği açısından ümit vericidir (Göktürk ve ark., 1997; Çelik ve ark., 2010; Gülcü, 2010; Anonim, 2011c,d).
Ege Bölgesi, Tokat ve Mersin yöresi başta olmak üzere yaprak üretimini amaçlayan çok sık dikim sistemlerinin uygulandığı yeni bağlar kurulmakta, hatta bazı tesislerde üzüm geliri ikinci plana atılmaktadır (Ağaoğlu ve ark., 1988). Tokat bölgesinde bulunan eski bağ alanlarında, omcaların dikim mesafeleri çok dar olup, dekardaki asma sayısı normalin çok üzerindedir. Bu durum, yöredeki salamuralık asma yaprağı üretiminin üzüm üretimi kadar önem taşımasındandır. Narince üzüm çeşidinin salamuralık yaprağı iç ve dış piyasada aranan ve hatta marka olmuş Tokat yöresinin en önemli çeşididir (Yağcı ve Odabaş, 2002). Özellikle, Haziran-Temmuz aylarında asmalarda 1/3-2/3 büyüklüğe erişmiş olan genç yapraklar toplanarak pazarlanmaktadır. Mayıs ayı başlarına rastlayan bu işlem belli periyotlarla Ağustos ayı sonlarına kadar devam etmektedir (Ağaoğlu ve ark., 1988; Dalgıç ve Akbulut, 1988). Bölgede salamuralık yaprak üreticiler tarafından toplandıktan sonra genellikle salamuraya işlenmekte ve toptan veya parakende olarak satılmaktadır.
Tokat ilinde 2009 verilerine göre 34 325 dekar alandan 23 223 ton şaraplık üzüm, 23 627 dekarlık alandan ise 10 795 ton sofralık üzüm üretimi gerçekleşmiştir. İl genelinde 12 000 ton civarında salamuralık yaprak üretildiği, ilde 13 adet bağ yaprağı işleme tesisinin bulunduğu bildirilmektedir (Anonim, 2010).
Salamuralık yaprak üretimi yapılan bağların büyük bir kısmında hem üzüm hem de yaprak değerlendirilmektedir. Tokat ilinde ise bağlarda ana ürün olarak yaprağı, yan ürün olarak ise üzüm üretimini esas alan bir yetiştiricilik yapılmaktadır. Aşırı miktarda yaprak toplama asmada kalan üzümlerin istenilen olgunluk seviyesine ulaşmamasına ve dolayısıyla üzümün kalitesinin düşük olmasına neden olduğu bildirilmiştir (Cangi ve ark., 2005). Tokat’ta yapılan bir araştırmada, salamuralık yaprak ve üzüm üretim
modellerini ekonomik açıdan değerlendirmiştir. Çalışmada, Narince üzüm çeşidinde iki farklı düzeyde (üç ve beş dönem) salamuralık yaprak ve farklı dönemlerde üzüm (olgun ve koruk) hasadını içeren altı farklı üretim modeli araştırılmıştır. En yüksek brüt ve net kar üç dönem salamuralık yaprak + olgun üzüm yetiştiriciliğinden saptanmıştır (Cangi ve ark., 2011).
Ülkemizde henüz sadece salamuralık yaprak üretimine yönelik bağ tesisi mevcut değildir. Ülkemizde üzüm yetiştiren vatandaşlarımız genellikle ev ihtiyaçlarını karşılamak veya gelir elde etmek amacıyla çoğunlukla bağlarda yaprak toplamaktadır. Yurt içi ve yurt dışında salamuralık asma yaprağına olan talebin her geçen gün artması, birim alandan getirisinin yüksek olması, aile işletmeciliğine uygun bir üretim dalı olması, üzüm yetiştiriciliğine göre bakım ve masrafının düşük olması, bağcılık için ekolojinin çok uygun olmadığı bölgelerde yaprak üretimin mümkün olması
“ salamuralık asma yaprak üretim” ine yönelik bağcılığın yeni bir üretim modeli olarak karşımıza çıkarmaktadır (Cangi ve ark., 2012)
İnsan beslenmesinde üzüm kadar önemli olan sarmalık asma yaprakları salamura yapıldığında yaprakta bulunan karbonhidrat, protein, ve diğer organik maddeler mikroorganizmalar tarafından biyokimyasal değişime uğratılmakta ve fermentasyon meydana gelmektedir (Gülcü ve ark., 2009).
Ülkemizde yaklaşık 30 yıldır salamuralık asma yaprağı ile ilgili araştırmalar yapılmaktadır. Dalgıç ve ark. (1988) yaptıkları bir çalışmada; Çekirdeksiz üzüm yaprakları için en uygun salamura özelliklerini belirlemek amacı ile farklı oranlarda tuz ve sitrik asit içeren 4 farklı salamura kullanarak yaprak konservelerindeki kalite değişimlerini belirlemişlerdir. Sonuç olarak; sürgün ucundan itibaren 5. yaprakların %8 tuz konsantrasyonunda salamura yapılması ile en yüksek kalite değerlerine ulaşmışlardır.
Altındişli ve ark. (1994) bağlarda kurşun kalıntısı ile ilgili yaptıkları çalışmada, kurşun kalıntısı içermeyen üretim için karayollarından en az 30 metre içerideki bağlardan yaprak toplanmasının faydalı olacağını belirlemişlerdir.
Odabaş ve ark. (1995), Karadeniz Bölgesi sahil kesiminde salamuralık yaprak elde etmek amacıyla asma yetiştiriciliği isimli çalışmasında; sık dikilerek, yüksek ve yarı yüksek telli terbiye sistemlerinden kordon, yarım yay veya baş sistemi seçilerek yaprak üretim bağlarının kurulabileceği, ayrıca oluşturulan terbiye sisteminde yaprak sayısını arttırmak için tepe alma, bol azotlu gübreleme ve salkımların koparılması gerektiğini belirtmişlerdir.
Başoğlu ve ark. (1996), Sultani Çekirdeksiz, Alphonse ve Erenköy Beyazı asma yaprakları ile yaptıkları bir çalışmada; %5 tuz içeren salamuralı ve starter katkılı uygulama ile en yüksek asit derecesine ulaşılmış, fermantasyondan sonra plastik torbalarda 65 ºC, 75 ºC ve 85 ºC de 15 dakika süreyle pastörize edilen yapraklarda 75 ºC deki uygulamanın uzun süre bozulmadan muhafaza için yeterli olduğunu belirlemişlerdir.
Göktürk ve ark. (1997), bazı üzüm çeşitleri ve asma anacı yapraklarının yaprak konservesi olarak değerlendirilme olanaklarının belirlenmesine yönelik yaptıkları çalışmada ; Narince ve Hamburg Misketi üzüm çeşitleri ile 41B ve Kober 5BB anaçlarına ait yapraklar kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede Narince ve Hamburg Misketi üzüm çeşitleri ile 41B asma anacına ait yaprakların başarı ile konserveye işlenebileceği belirlenmiştir.
Yapılan bir çalışmada 100 g zeytinyağlı dolmada 2,68 g protein, 11,19 g yağ, 3,80 g karbonhidrat, 21,68 mg kalsiyum, 341 mg sodyum, 1,90 g C vitamini ve 1041 IU A vitaminin bulunduğu tespit edilmiştir (El Nehir ve ark., 1997).
İç ve Denli (1997)'nin yaptıkları çalışmada; Çekirdeksiz asma yapraklarından salamura yaprak üretimi ile ilgili uygun şartların belirlenmesi hedeflenmiştir. Yapılan çalışmada yaprak örnekleri %5 NaCl ve %0,25 laktik asit içeren salamura içerisinde 4 ile 8 hafta süreyle doğal fermantasyona bırakılmıştır. İki yıllık çalışma sonuçlarının değerlendirilmesinde; denemenin gerçekleştirildiği koşullardaki 4 hafta süreli fermentasyonun yaprak salamurası üretiminde istenilen özelliklerin sağlanması için yeterli olduğu belirlenmiştir.
Sivritepe ve Rehber (1997), bağcılıkta aylara göre iç ve dış pazarlarda meydana gelen fiyat değişimleri ile bu değişimler bakımından muhafaza ve erkenci ürün yetiştiriciliğinin önemini belirlemek amacı ile piyasaya yönelik bir çalışma yapmışlardır. Elde edilen sonuçlara göre; gerek iç ve gerekse dış pazarlar açısından asma yaprağı satışlarının büyük bir kısmının vegetatif gelişme boyunca sınırlı bir süreçte olduğunun buna karşılık fiyatların daha yüksek olduğu sezon başı ve sezon sonu dönemlerinin değerlendirilemediği belirlenmiştir.
Erzurum’da yapılan bir çalışmada, Hacıtesbihi, Karaerik, Kabayufga ve Agrazaki üzüm çeşitlerine ait yapraklar konserveye işlenmiştir. Kimyasal ve fiziksel değerlendirmeler bakımından Karaerik çeşidinin diğer çeşitlerden daha iyi sonuç verdiği bildirilmektedir (Sat ve ark., 2002).
Konya’da, Ekşikara, Hesapali ve Siyah Pekmezlik çeşitlerine ait yapraklar % 10’luk salamura ve % 10’luk salamura +% 1’lik sitrik asit ilaveli salamurada 5 ay fermente edilmişlerdir. Taze yapraklarda, kuru madde ortalama ağırlık, protein ve dimetil sülift içerikleri belirlenmiştir. En yüksek kuru madde (%31,69) Ekşikara çeşidinde saptanırken, proetein içeriğinin fermantasyon sonrasında % 50 oranında azaldığı belirlenmiştir. Taze yapraklarda dimeti sülfit içeriği Ekşikara, Hesapali ve Siyah Pekmezlik çeşitlerinde, sırasıyla 671, 0; 19,0 ve 344,0 mgc/kg olarak saptanmıştır (Ünver ve ark., 2005).
Sultani Çekirdeksiz üzüm üretim bağında; çiçek öncesi ve tane tutum döneminde bir defa, aynı dönemlerde salamuralık yaprak buluncaya kadar 10'ar gün arayla yaprak alma ve kontrol (hiç salamuralık yaprak almama) olmak üzere 5 farklı uygulama yapılmıştır. Her uygulama için; alınan yaprak örneklerinde, yaş ve kuru üzümlerde ve iki farklı şekilde konserve edilen yapraklarda kaliteyi belirleyen ölçüm ve değerlendirmeler yapılmıştır (Özcan ve ark., 2004).
Kılıç (2007), Narince üzüm çeşidinde, farklı budama seviyesi ve azot dozlarının salamuralık yaprak verim ve kalitesi üzerine etkisinin belirlemek amacıyla yapmış
olduğu çalışmada; Sonuç olarak, budamada yükleme seviyesinin artması ve azot uygulamalarının yaprak verimini, yaprak sayısını ve üzüm verimini artırdığı, 100 grama giren yaprak sayısı, yaprak kalınlığı, klorofil içeriği, kuru madde oranı ve renk değerlerini etkilemediği, yaprak alanını ise azalttığı saptanmıştır (Kılıç, 2007).
Ülkemizde konserve gıdalarda iz elementlerin içeriği ile ilgili çalışmada; salamuralık yapraklarda Cu, Zn, Mn, Fe, Se, Al, Cr, Ni, Co içerikleri saptanmış olup, Fe, Mn, Zn ve Cu içeriği sırasıyla 74,9, 15,6, 9,22, 5,33µ7g olarak saptanmıştır (Tuzen ve Soylak, 2007).
Günümüzde teknolojik gelişmeler, toplumları kıyasıya bir rekabete ve her geçen gün yeni değişimlerin yaşandığ ekonomik bir yarışa itmektedir. Dünya nüfusunun hızla artması, gelişen teknolojiye bağlı olarak çevre kirliliği ve ülkeler arası ekonomik dengesizliklere yol açmakta, güvenli gıda teminini ve bu konudaki denetimleri zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra dünyadaki diğer gelişmelerle birlikte, tüketicileri bilinçlenmesi, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve beklentilerinin artması, işletmelerin ürün kalitesini iyileştirmeye yönlendirmektedir. Oluşan bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek, tüm sektörlerde müşteri ihtiyaç ve beklenitilerine uygun mal ve hizmet üretiminin sağlanmasıyla mümkündür. Bu da ancak, işletmelerde, kontrolün başlangıçtan son noktaya kadarki tüm süreçleri kapsayan ve olası tehlikelerin oluşmadan önlenmesini hedefleyen, gıda güvenlik siteminin uygulanması ve yetkili kurumlarca etkin bir şekilde denetlemesiyle gerçekleşecektir (Çopur ve ark., 2012). Tarımsal üretimde daha yüksek verim ve kaliteye ulaşmak, hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele ile mümkündür. Bu mücadelenin de ekonomik olması arzu edilen bir durumdur. Tarımsal savaşım değişik yöntemleri içermekle birlikte, en fazla kullanılan kimyasal mücadeledir. Ticari üzüm yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlılarla yoğun mücadele yetiştiricilikte kültürel işlemlerin başında gelmektedir. Yapılan tüm uygulamalarda hedef sofralık, şaraplık veya kurutmalık amaçla yetiştirilen üzümü hastalık ve zararlılardan korumak veya hasarı minimuma indirmektir. Bağlarda kışın asmalar uyanmadan önce başlayan ilaçlamalar belirli aralıklarla hasattan 15 gün öncesine kadar devam etmekte, bazen tek etkili madde bazen birden fazla etkili madde içeren ilaçlama programı uygulanmaktadır.
Pestisitler, tarımsal ürünlerin yetiştiriciliği, depolanması, taşınması, dağıtımı, sırasında veya gıdaların, zirai ürünlere işlenmesi sırasında istenmeyen zararlıları ve türlerini önlemek, yok etmek veya kontrol etmek amacıyla kullanılan kimyasal maddelerdir. Pestisit kalıntıları; bir gıda, zirai ürün veya hayvan yeminde pestisit kullanımı sonucu kalan herhangi bir madde veya maddeler gurubudur. Bu terim, pestisitlerin dönüşüm ürünleri, metabolitleri, reaksiyon ürünleri ve toksikolojik önemi olan safsızlıklar gibi tüm pestisit türevlerini içerir (Tatlı, 2006)
Fungusitlerin akut toksite yönünden ciddi bir tehlikeleri bulunmamakla birilikte, kronik toksite yönünden oldukça önemlidir. Özellikle dithiocarbomate grubu olan fungusitlerden, mancozeb, probinep, thiram ve maneb sağlık ve çevre açısından ciddi riskleri taşımaktadır. Bu pestisitlerin insanlarda kanser yapma riski vardır (Delen ve ark., 2005; Durmuşoğlu ve ark., 2010).
Pestisit kalıntılarının en önemli kaynağı gıdalardır. Bu nedenle 1960 yılında FAO ve WHO “Pestisit Kalıntıları Kodeks Komitesi”ni kurmuşlardır (Joint Meeting of Pesticide Residues Comittee, JMPR). JMPR iki değeri belirlemektedir. Günlük alınabilir maksimum doz (Acceptable daily intake = ADI) ve gıdalarda bulunabilecek maksimum kalıntı değerleri (Maksimum kalıntı sınırı = MRL). Tarımsal ürünlerde ve hayvansal yemlerde bulunması kabul edilmiş, iyi bir tarımsal uygulama sonucu kalan pestisit kalıntısının MRL değerleri ppm veya ppb olarak gösterilir. Günümüzde tarımsal ürünlerde pestisit kalıntı düzeylerinin araştırılması oldukça önem kazanmıştır.
Pestisitlerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanılmalarının uygulandıkları organizmalarda dayanıklılık oluşturabilme riskleri ve kalıntılar yoluyla insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri göz ardı edilmemelidir. Söz konusu riskler nedeniyle gelişmiş ülkelerde pestisitler daha bilinçli ve kontrollü kullanılmaktadır. AB ve ABD de konu ile ilgili çok sayıda yasa çıkarılmış, resmi örgütler kadar sivil toplum örgütleri de bu yönde söz sahibi duruma gelmişlerdir (Durmuşoğlu ve ark., 2010).
Ülkemizde değişik ürünlerde pestisit kalıntıları ile ilgi araştırmalar yapılmıştır. Bunlar; limon (Azar, 2008), şeftali (Öztekin, 2005), turunçgiller (Tağa, 2007), üzüm (Yıldız, 2009), çilek, greyfurt, kırmızı biber, yeni dünya, erik, domates, kayısı, (Tunur, 2009) örnek verilebilir.
Üzüm ve üzüm ürünlerinde pestisit kalıntısı ile ilgili yapılmış çalışma sayısı sınırlı olup, salamuralık yapraklarda pestisit kalıntısı ile ilgili çalışmalar ise çok daha sınırlı sayıdadır.
Slovakya’da bağlarda metalaxyl etkili fungusit uygulamasında kalıntı miktarları belirlenmiş, 0,25 kg/ha ve 2,5 kg/ha doz uygulamalarından 1 ay sonra yapraklarda kalıntı bulunmadığını saptamışlardır (Vasilieva ve ark., 1991).
Garcia-Cazorla ve Xirau-Vayreda (1994), üzüm tanelerinde, şırada ve şaraplarda iprodione, procymidone ve vinclozolin’in kalıntı miktarlarını saptamışlardır. Bir ay aralıklarla 3 kez söz konusu fungusitlerle uygulama yaptıklarında üzüm tanelerinde kalıntı miktarları iprodione 1,01; procymidone için 0,78 ve vinclozolin için 0,37 mg/kg olarak belirlemişlerdir.
Cabras ve ark. (1997), bağda cyprodinil, fludioxonil, pyrimethanil ve tebuconazole etkili fungusitlerin uygulandığı üzümlerden elde edilen şaraplarda cyprodinil, fludioxonil ve tebuconazole etkili maddelerinde kalıntı miktarları sırasıyla % 80, % 70 ve % 50 oranlarında azaldığı, ancak pyrimenthanil etkili maddesinde kalıntı miktarında azalma olmadığı belirlenmiştir.
Viviani-Nauer ve ark. (1997), taze olarak preslenmiş şırada folpet’in yüksek miktarlarda, folpet’in metoboliti olan phtalamide’in düşük miktarlarda olduğunu saptamışlardır.
Cabras ve ark. (1998), azoxystrobin, fluazinam, kresoxim-methyl, mepanipyrim ve tatraconazole etkili fungusitlerin uygulandığı bağlardaki üzümlerden yapılan şaraplarda, taneye göre daha az kalıntı saptandığını bildirmişleridir.
Allinson ve ark. (1999), Güney Avustralya’da yetiştirilen Pinot Noir, Moscato, Rkaziteli ve Semillon çeşitlerinde dithianon uygulamasından 8 gün sonra üzümleri hasat ederek şaraba işlemişlerdir. Üzüm tanelerinde önemli düzeyde kalıntı belirlediklerini, üzüm suyunda, tane parçalama sonrası kabukta, üzüm tortusunda, şarapta ve genç omcada kalıntı bulunmadığını saptamışlardır.
Scarponi ve Martinetti (1999), Barbera, Caberner Sauvignon, Grumello, Moscato, Tocai Friulano ve Verdicchio şaraplık üzüm çeşitleirnde hasattan 4 hafta önce cyprodinil+flidioxonil etkili madde içeren fungusit uygualaması sonrası yapılan şaraplarda fludioxonil’in <0,00, ppm’den 0,07 ppm’e ve cyprodinil’in <0,01 ppm’den 0,05 ppm’e kadar değişen miktarlarda kalıntı bıraktığını, değerlerin üzüm tanesindeki maksimum kalıntı sınırından düşük olduğunu, değerlerin herhangi bir tehlike oluşturmadığını bildirmişlerdir.
Cabras ve ark. (2001). İtalya’da üzüm ve elde edilen şaraplarda fenhaxamid kalıntı düzeyi ile ilgili çalışmada, hasat sonrasında kabuklu ve kabuksuz üzümlerden elde edilen şaraplarda kalıntı miktarının sırasıyla % 49 ve % 62 oranlarında azaldığını saptamışlardır.
Zambonin ve ark. (2002), triadimefon ve propiconazole ile muamele edilen üzümlerden yapılan şaraplarda kalıntı miktarları propiconazole için 30 ng/kg, triadimefon için 100 ng/kg olarak saptamışlardır.
Di Bella ve ark. (2003), İtalya’da şarap yapım süresince azoxystrobin, dinocap, fenarimol, penconazole, ve qunoxyfen isimli etkili maddelerin gaz kromotogrofisi ile tespitine yönelik çalışmalarında, saptanan kalıntı miktarlarının İtalya’da bildirilen sınır değerlerinden düşük olduğunu belirlemişlerdir.
Nasr ve ark. (2003)., bağda 25 mL/100 L su oranında penconazole etkili maddeli fungusitle ilaçlama yapmışlar, uygulamadan 1, 3, 5, 12, 15 ve 18 gün sonra yaprakları, 120 gün sonra ise taneleri toplayarak kaynatma, ısıya ve ultraviyole ışığa maruz bırakarak söz konusu fungusutin kalıntı miktarlarını belirlemişlerdir. Kaynatılmış yapraklarda, kalıntı miktarının azaldığını, direkt güneş ışığına maruz kalmış örneklerdeki kalıntı kayıplarının UV radyasyonuna tabi tutulanlardan daha fazla olduğunu tespit etmişleridir.
Ahmad Sama’neh tarafından (2004) Filistin’de yapılan bir araştırmada, bağda gelişme sezonunda chloryrifos ve penconazole etken maddeleri ile yapılan ilaçlama sonrasında asma yaprak ve üzümlerde kalıntı analizi yapılmıştır. Yapılan analzilerde chloryrifos kalıntısına penconazole den daha fazla rastlandığı, uygulamadan 2 hafta sonra hasat
edilen ürünlerde yıkansa da pestisit kalıntılarının gitmediği belirlenmiştir. Uygulamadan 9 ve 14 gün sonra toplanan asma yapraklarında, her iki pestisitte saptanan kalıntı miktarlarının MRL değerinin altında olduğu bildirilmiştir.
Batta ve ark. (2005), bağ mildiyösüne karşı fomoxadone etkili maddeyi uygulamışlar, üzüm tanesi ve şaraplarda kalıntı miktarlarını tespit etmişlerdir. Araştırmacılar üzümde saptanan kalıntı miktarının Avrupa için belirlenen MRL değerinden (2 mg/kg) düşük olduğunu, şaraplarda ise teşhis limitlerinin altında bulunduğunu bildirmişlerdir.
Calhella ve ark. (2006), Portekiz’dek iki şarap üretim alanından aldıkları kırmızı ve beyaz şarap örneklerinde dichlofluanid, benomyl, iprodione, procymidone ve vinczolin’in varlığını saptamışlardır.
Cus ve ark. (2007), hasat edilmiş ve 20 gün önce hasat edilen üzüm tanelerinde, şırada, presleme işlemi sonrası üzüm kabuklarında, duru şırada, şarapta, tortuda, inceltme işlemi yapılan şarapta ve filtre edilmiş şarapta fenhexamid, primethanil, metalaxyl, cyprodinil, folpet, fludioxonil ve trifloxystrobin etkili madde içeren fungusitlerin kalıntı miktarları belirlemişlerdir. Tüm üzüm örneklerinde cyprodinil (0.32 mg/kg) ve fludioxonil (0,06 mg/kg) dışında diğer fungusitlerin kalıntı miktarlarının MRL değerlerinin altında olduğu, şarap yapma işlemi esnasında fungusit kalıntılarının azaldığı ancak düşük miktarda da olsa fenhezamid’in varlığı saptanmıştır.
Vinas ve ark. (2008), üzüm suyu ve şarapta test edilen 6 fungusitten (famoxoden, chlozolinate, hymexazol, vinclozolin ve oxadixyl) sadece drazoxolon’un kalıntı bıraktığını bildirmişlerdir.
İzmir, Denizli ve Manisa illerinde konvansiyonel, entegre ve organik bağ alanlarından 99 adet yaş üzüm, 74 adet kuru üzüm örneği toplanmış olup, 27 etken maddenin analizi GC/MS ile yapılmıştır. Analiz sonucunda 17 yaş, 7 kuru üzüm örneğinde MRL’nin üstünde kalıntı saptanmıştır (Örnek, 2008).
Tekirdağ’da yetiştirilen Yapıncak üzüm çeşidinin yapraklarında salamura öncesi ve sonrası fungusit kalıntı miktarları araştırılmış, yapraklarda küllemeye karşı kullanılan triadimenol kalıntısı maksimumun üzerinde bulunmuştur. (Ertürk, 2009). Tokat
yöresinin marka ürünlerinden birisi olan salamuralık yaprak henüz organik tescille üretilmemekte, pestisit kalıntısı ile ilgili bir denetim de gerçekleştirilememektedir. Salamuralık yaprak üretiminin yoğun olarak yapıldığı Manisa ve Tokat yöresinde, pestisit kalıntısı ile ilgili bu güne kadar hiçbir çalışma yapılmamıştır. Son yıllarda gıda güvenliği ile ilgili basında çıkan haberler ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın aldığı tedbirlerden asma yaprağında pestisit sorununun dikkat çekecek düzeyde olduğu görülmektedir (Anonim, 2012b; Anonim, 2012c;Anonim, 2012d).
Ziraat Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan raporda, asma yaprağı ülkemiz ve Yunanistan dışında ticari bir ürün olarak değerlendirilmediği için, zirai ilaç üreten firmaların bu konuda bir MRL limit belirleme çalışmasının olmadığı bildirilmektedir. Son yıllarda insan sağlığında gıda güvenliğinin öneminin öne çıkmasıyla, toplum ve yönetimlerin konuya duyarlılığının arttığı ileri sürülmüştür. Asma yaprakları için izin verilen MRL mevcut haliyle uygulanması durumunda, ülkemizde yaprak işleyen işletmelerin büyük sorun yaşayacağı ifade edilmiştir (Anonim, 2012a). Danışma kurulu raporunda çözüm olarak;
1-Türk Gıda Kodeksinde üzümde MRL değerleri bulunan bağ da ruhsatlı pestisitleri üreten veya pazarlayan firmalara; asma yaprağındaki MRL değerlerini ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreyi tespit edebilmeleri için 2–3 yıllık makul bir süre verilmesi,
2- Bu süre zarfında asma yaprağında kalıntı değeri olarak taze üzüm için kabul edilmiş MRL değerlerinin uygulanması,
3- Eğer Asma yaprağı sebze olarak görülüyor, üzüm meyvesi uygun bir örnek olarak kabul edilemiyorsa Bağ da ruhsatlı pestisitlerin yaprağı yenen sebzelerdeki MRL değerleri aynen kabul edilmesi,
4-Yeni ruhsat başvurusunda bulunulan pestisitlerde, asma yaprağında bulunmasına izin verilen MRL değerleri belirlenmeden bağda ruhsat verilmemesi gerektiği bildirilmiştir. Ülkemizin en önemli asma yaprak üretim merkezlerinden birisi olan Tokat bölgesinde, asma yapraklarında pestisit kalıntı problemi üretici ve konu ile ilgili firmaların karşılaştıkları en önemli sorundur. Bu durum, özellikle Almanya’ya ihraç edilen salamuralık yapraklarda sıkça yaşanmakta olup bölgeden salamuralık asma yaprağı
ihracatını durma noktasına getirmiştir (Anonim, 2005; Spiro, 2006; Kılıç ve ark., 2007). Yediden yetmişyediye değişik yaş ve sınıfta birçok insanın severek tükettiği asma yaprağının, daha güvenli bir ürün olarak üretilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Güvenli bir ürün üretimi ise, yapılacak araştırma sonuçlarının pratiğe intikal etmesi ile mümkün olacaktır.
3. MATERYAL ve YÖNTEM
3.1. Materyal
Bu çalışma 2011 yılında yürütülmüş olup, araştırma materyalini Tokat ili genelinde üretilen salamuralık asma yaprak örnekleri oluşturmuştur. Tokat ve ilçelerinde (Merkez, Erbaa, Niksar, Pazar, Turhal ve Zile) salamuralık yaprak üretimi yapan üreticilerden temin edilen taze ve salamura yaprak numuneleri ile bölgede değişik firmalarca piyasada satışa sunulan ambalajlanmış yaprak örnekleri denemede değerlendirmeye alınmıştır.
Örneklerin toplanması ve saklanması: Bölgede üreticilerden ve işletmelerden temin edilen numune sayısı Çizelge 3’de gösterilmiştir. Çalışmada toplam 48 asma yaprak numunesi toplanmış olup, üreticilerden 16 taze, 21 salamura yaprak numunesi ile ticari işletmelere ait ambalajlanarak marketlerde satışa sunulan 11 numune analiz için toplanmıştır. Ayrıca kontrollü pestisit uygulaması yapılmış bağdan alınan 2 adet asma yaprak örneğinde de analiz yaptırılmıştır.
Salamuralık yaprak numunesi alınacak bölge ve sayılar üretimin yapılma yoğunluğu dikkate alınmıştır. Üreticilerden alınan salamuralık yapraklar, 2. yaprak hasad dönemindeki ürünlerden temin edilmiştir. Üreticilerden örnek alınırken yaprak üretimi en az 1 ton olan üreticilerden numune alınmıştır. Salamura yapılmış yapraklar üreticiden alındıktan sonra plastik bidonlar (500 g’lık, 3 bidon) içerisine konularak, üreticilerin kendi salamura suyu ile tamamlanmıştır. Salamura halde alınan bu yapraklar güneş görmeyen serin bir odada muhafaza edilmiştir. Taze yaprak numuneleri bağlardan hasat edildikten sonra, analiz yapılacağı zamana kadar – 18 0
C de muhafaza edilmiştir. Tüm örnekler 3 tekerrürlü olarak alınmıştır.
Kontrol yaprak örnekleri, Tokat merkezde zirai mücadelesi kontrollü şekilde yapılan bağdan alınmıştır. Bu bağda ilk ilaçlama (sürgünler 20 cm olduğunda) asmalara külleme için trifloxysitrobin ve mildiyöye için propineb (16 Haziran 2011) kullanılmıştır. Asmalardan ikinci kırımda (13 temmuz 2011) hasad edilen yapraklar
denemede kontrol uygulama örneği olarak kullnılmıştır. Taze yaprakların bir kısmı –18 0
C de muhafaza edilmiş olup, bir kısmı ise % 10 tuz (NaCL) içeren sıcak suda haşlanarak, salamura edilmiş ve cam kavanzolarda analiz dönemine kadar muhafaza edilmiştir.
Tokat bölgesinde bağ yaprağı ticareti ile iştigal eden 11 firmaya ait 2011 yılı ürünlerinden satışa sunulan numuneler marketlerden satın alınmıştır. Ticari işletmeler Tokat Merkez, Erbaa, Zile ve Niksar ilçelerinde faaliyet gösteren işletmelerdir. Marketlerden alınan numuneler, analiz yapılıncaya kadar serin ortamda muhafaza edilmişlerdir.
Çizelge 3.1. Salamuralık asma yaprak numunesi alınan yerler ve örnek sayıları Numune
alınan Yer
Taze Yaprak Örnek
Sayısı Salamura Yaprak Örnek Sayısı
Kontrol 1 1 Merkez 4 6 Erbaa 3 8 Pazar 2 2 Niksar 3 2 Turhal 2 2 Zile 2 1 Ticari İşletme 0 11 Toplam 17 33 3.2. Yöntem
Salamuralık asma yapraklarında kalıntı analizleri akredite laboratuarda (Manisa İl Özel İdaresi Gıda Kontrol Laboratuarı) hizmet alımı ile yaptırılmıştır. Örnekler Manisa İline soğuk zincir kurallarına uyularak özel araç ile götürülmüştür. Asma yapraklarında numune ekstraksiyonları Lehotay (2005) e göre laboratuarda hazırlanmıştır. Hazırlanan ekstraktlarda analizler LC-GS/MS Waters marka Acquity UPLC-TQD(MS/MS) sistemi ve Perkin Elmer marka Clarus 500 GS- MS sistemleri ile gerçekleştirilmiştir.
Araştırmada, asma yapraklarında saptanan pestisitler Türk Gıda Kodeksi (TGK) MRL değerlerine göre değerlendirilmiştir (Anonim, 2012f). Bizim çalışmamızda asma
yapraklarında saptanan pestisitlerin TGK’nin üzüm ve asma yapraklarında dikkate alınan MRL değerleri Çizelge 3.2.’de sunulmuştur.
Çizelge 3.2. Araştırma Örneklerinde Saptanan Pestisitlerin Türk Gıda Kodeksine Göre Üzüm ve Asma Yapraklarındaki Maksimum Kalıntı Limitleri (ppm)
Etken maddeler Sofralık şaraplık
Üzüm Şaraplık Üzüm Asma Yaprağı FU N G U SİT L E R Azoxystrobin 2 2 0,05 Carbendazim+Benomyl 0,3 0,5 0,1 Dichlofluanid 0,01 0,01 0,01 Dinocap 0,05 1 Dithianon 3 3 0,1 Famoxadone 2 2 0,02 Metalaxyl 2 1 0,05 Penconazole 0,2 0,2 0,05 Triadimenol, Triadimefon 2 2 0,1 Trifloxysitrobin 5 5 0,02 İNSE KT İS İT L E R Alpha+Beta+Theta+Zeta Cypermethrin 0,5 0,5 - Carbaryl 0,05 0,05 0,05 Chlorpyrifos 0,5 0,5 0,05 Cyprodinil 5 5 - Deltamethrin 0,2 0,2 - Dichlorvos 0,01 0,01 0,01* Fenthion 0,2 0,2 - Hexythiazox 0,01 0,01 Imidacloprid 1 1 2 Iprodione 10 10 0,02 Lambda-Cyhalothrin 0,2 0,2 0,02 Phosalone 0,05 0,05 0,05* Trichlorfon 0,2 0,2 -
4. BULGULAR ve TARTIŞMA
Bu çalışmada, asma yaprak örnekleri toplamadan önce bölge bağlarında hangi zirai ilaçların kullanıldığını saptamak için bir ön araştırma yapılmıştır. Tokat ilinde bağcılığın yoğun olarak yapıldığı yörelerde faaliyet gösteren zirai ilaç satan kuruluş ve firmalar dolaşılmış olup, bölgede yoğun olarak bağ üreticilerine satılan pestisitlerin etken maddeleri Çizelge 4.1’de verilmiştir. Bölgede yaprak hasadı döneminde daha çok fungusit kullanıldığı için, burada fungusit etken maddelere yer verilmiştir.
Çizelge 4.1. Tokat Bölgesinde Bağ Üreticileri İçin Satışa Sunulan Zirai İlaçlara Ait Etken Maddeler
Hastalık Etken madde Ticari isim
1 Külleme / Uyuz Penconazole-100 EC Topas 2
“
Azoxystrobin Quadris 3“
Trifloxystrobin Flint 4“
Myclobutanil Supersystane 5“
Difenocazole Score 6“
Triadimefon Bayleton 7“
Fenarimol Rubigan 8“
Triadimenol Byfidan 9“
Metrafenone 500 Vivando 10“
Mikronize kükürt Thiovit 11 Külleme+mildiyö Antraknoz %55 metiram + %5 pyraclostrobin Cabrio12 Mildiyö Bakır oksiklorür Cupravit
13
“
Metalaxyl + mancozeb Ridomil veya planet14
“
Mancozeb Tri-miltox15
“
Propineb Antracol16
“
Mandipropamid Pergado17 Mildiyö+ölü kol
N-(trichloromethylhio)cyclohex-4-ene-1,2-dicarboximide Captan
Ticari işletmelerin satışa sunduğu pestisitlerin dışında değişik şekillerde piyasada satışa sunulan pestisitlere burada yer verilmemiştir.
Taze Yaprak Örneklerindeki Analiz Sonuçları;
Tokat bölgesinde bağlardan toplanan taze asma yaprak örneklerinde yapılan analiz sonucunda, bazı örneklerde pestisit kalıntısı çıkarken bazı örneklerde çıkmamıştır.
Kontrol asmasında herhangi bir pestisit kalıntısına rastlanmamıştır. Üreticilerden temin edilen 16 taze yaprak örneğinden 2 örnekte ( 2,14 nolu örnekler) pestisit kalıntısına rastlanmezken, 14 örnekte (% 87,5) pestisit kalıntısına rastlanmıştır. 16 örnekten 4 tanesinde (% 25,0) MRL değerlerinin üzerinde pestisit kalıntısına rastlanmıştır (Şekil 4.1.). Taze yaprak örneklerinde 5 fungusit, 8 insektisite ait etken maddeye rastlanmıştır. Dithianon en fazla rastlanan fungusit etken maddesi olurken, Trichlorfon ve Alpha+Beta+Theta+Zeta Cypermethrin en fazla rastlanan insektisit etken maddeleri olmuştur (Çizelge 4.2). Bölgede yoğun olarak kullanılan etken maddelerden Metalaxyl, Propineb ve Triadimenol taze asma yaprak örneklerinde rastlanmamıştır. 6 nolu taze örnekte azoxystrobin kalıntı miktarı MRL değerinin 120 katı üzerinde (6,79 ppm) saptanmıştır. Taze yapraklarda trifloxysitrobin 11 nolu örnekte MRL değerinin 100 katı oranında çıkmıştır. Fungusit etken maddelerinden Dithianon , Carbendazim+Benomyl ve Dinocap (üzüm MRL’ye göre) etken maddelerine 9 numunede rastlanırken, saptanan değerler MRL sınırları altında çıkmıştır (Çizelge 4.2).
Taze asma yapraklarından 12 numunede (%75) insektisit kalıntısına rastlanmıştır. İki örnekte (3, 13 nolu örnekler) saptanan insektisit kalıntı miktarı MRL değerinin üzerinde (Dichlorvos, Lambda-Cyhalothrin) olduğu belirlenmiştir. Taze asma yapraklarında Trichlorfon, Alpha+Beta+Theta+Zeta Cypermethrin, Fenthion, Chlorpyrifos, Phosalone ve Deltamethrin etken maddelerinde saptanan kalıntı miktarları, MRL değerlerinin altında çıkmıştır (Çizelge 4.2).
Üreticilerden Alınan Salamura Yaprak Örneklerindeki Analiz Sonçları;
Üreticilerin temin edilen salamura yaprak örneklerinde saptanan pestisit analiz sonuçları Çizelge 4.3.’ de sunulmuştur. 18 nolu kontrol örneğinde taze örnekte olduğu gibi pestisit kalıntısına rastlanmamıştır. 21 üretici örneğinden 3 örnekte (31, 34 ve 38) pestisit kalıntısına rastlanmazken 18 örnekte (% 85) de pestisit kalıntısına rastlanmıştır. 10 salamura yaprak örneğinde (% 47,6) ise analiz sonucu saptanan 16 farklı pestisit kalıntı miktarları MRL değerlerinin üzerinde çıkmıştır (Şekil 4.2.). Salamura yaprak örneklerinde 10 farklı fungusit, 7 farklı insektisit etken maddeye rastlanmıştır. Salamura asma yapraklarında fungusit kalıntısı, insektisit kalıntısından daha fazla çıkmıştır. Triadimenol, Azoxystrobin en fazla rastlanan fungusit etken maddeleri olurken,
carbaryl en fazla rastlanan insektisit etken maddesi olmuştur. Üreticilerden alınan salamura yapraklarda pestisit kalıntısı taze yapraklara göre daha fazla çıkmıştır.
Firmalardan Alınan Salamura Yaprak Örneklerindeki Analiz Sonuçları;
Ticari işletmelerin piyasada satışa sundukları ürünlerde yapılan pestisit kalıntı analiz sonuçları Çizelge 4.4.’de verilmiştir. 11 firmaya ait tüm asma yapraklarında pestisit kalıntısına rastlanmıştır. Bu firmaların 9 tanesinde (% 81,8) saptanan 16 farklı pestisit kalıntı miktarları MRL değerlerinin üzerinde çıkarken, sadece 2 firmada pestisit kalıntı miktarları MRL altında belirlenmiştir (Şekil 4.3). Yine, 4 örnekte 6 farklı analiz sonucunda saptanan kanlıntı miktarları MRL limit değerlerinde saptanmıştır. 6 adet Salamura yaprak örneklerinde 10 farklı fungusit etken maddesine rastlanırken, 16 değer MRL limitini aşmış, 5 değer ise MRL sınır değerinde saptanmıştır. Triadimenol, Azoxystrobin ve Metalaxyl asma yapraklarında en çok rastlanan etken maddeler olurken, İprodione MRL değerini aşan tek insektisit olmuştur. Bu çalışmada en fazla rastlanan 3 fungusit (Triadimenol, Azoxystrobin ve Metalaxyl), Tokat bölgesinde ön çalışma sonucunda ortaya konan fungusit etken maddeler (Çizelge 3.2) içerisinde yer almaktadır. Bu durum, daha önce bölgeden ihraç edilen yaprak örneklerinde saptandığı iddia edilen bilgileri teyit etmektedir (Anonim, 2005; Spiro, 2006; Kılıç ve ark., 2007).
Araştırmada toplanan yaprak örneklerinde, yapılan analiz sonrası, 11 farklı fungusit ve 12 adet insektisit etken maddeye rastlanmıştır. Üretici ve firmalardan temin edilen yaprak örneklerinin % 50’de kalıntı miktarı MRL üzerinde çıkarken, % 41;7’ de MRL altında, % 8,3’de ise kalınıtıya rastlanmamıştır (Şekil 4.4.) Üreticilere ait taze ve salamura yaprak örneklerinin bazılarında pestisit kalıntısına hiç rastlanmazken, ticari işletmelere ait örneklerin tamamında kalıntıya rastlanmıştır. Üstelik örneklerin % 81,8 de kalıntı miktarları MRL değerinin üzerinde çıkmıştır.Üreticilerden salamura yapılmış olarak alınan asma yaprakları, firmalar tarafından vakumlu paketler içerisinde veya plastik/ cam kaplar içerisinde satışa sunulmaktadır. Genellikle firmaların asma yaprak üretim tesisi yoktur (bazı firmalarda çok sınırlı miktarda). Firmalar değişik bölge ve üreticilerden satın aldıkları yaprakları bir araya getirerek ambalajlamakta ve pazarlamaktadırlar. Satışı yapılan yaprağın hangi bölge veya hangi üreticiden geldiğini bilmek mümkün olmamaktadır.
Şekil 4.1.Üreticilerden Temin Edilen Taze Asma Yaprağı Örneklerinde MRL Üzerinde Kalıntı Saptanan Pestisit Oranı
Şekil 4.2.Üreticilerden Temin Edilen Salamura Asma Yaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Durumu
Şekil 4.3.Ticari Firmalardan Temin Edilen Salamura Asma Yaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Durumu
Tekirdağ ve Şarköy’de Yapıncak üzüm çeşidinde yapılan araştırmada, üretici bağlarından alınan taze ve salamura yapraklarda fungusit analizleri yapılmıştır. İl genelinde kullanılan myclobutanil, triadimenol, triadimefon captan, dichlofluanid fenarimol ve folpet etkili maddeli fungisitlerin kalıntı miktarları saptanmıştır. Tekirdağ ilinden alınan asma yapraklarında, Triadimenol, folpet ve triadimefon tespit edilebilir miktarlarda belirlenirken, diğer etken maddeler tespit edilebilir düzeyin altında kalmıştır. Özellikle 9 örnekten altısında triadimenole rastlanırken, 5 örnekte kalıntı miktarları MRL değerinin üzerinde çıkmıştır. Şarköy ilçesinden alınan 26 yaprak örneğinin yedi tanesinde triadimenol etken maddesi MRL değerinin üzerinde, 4 örnekte ise MRL dğerinin altında dichlofluanide rastlanmıştır (Ertürk, 2009). Bu çalışma sonucunda da triadimenol etken maddeli ilaçlar kalıntı miktarı konusunda en büyük sorun yaşanan etken madde olmuştur. Bizim araştırmamızda, kalıntı miktarı açısından metalaxyl ve azoxystrobin de ön plana çıkan problemli etken maddelerdir. Bazı çalışmalarda, metalaxyl ve penconazole uygulanan bağlardan alınan yapraklarda metalaxyl’e rastlanmazken, penconazole miktarının MRL değerleri altında çıktığı bildirilmiştir (Vasilieva ve ark., 1997; Batta ve ark., 2005). Bu problemi destekleyen fazla araştırma olmasada, ihracatta ortaya çıkan bulgu ve yazışmalar bu sonuçları destekler niteliktedir (Anonim, 2005; Spiro, 2006; Kılıç ve ark., 2007).
Çizelge 4.2. Tokat Bölgesinde Üretici Bağlarından Temin Edilen Taze Asma yaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)
Etken maddeler NUMUNE NUMARASI
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 FUN GUS İT L E R Azoxystrobin 0,01 6,79 Carbendazim+ Benomyl 0,03 Dinocap 0,04 Dithianon 0,03 0,03 0,02 0,04 0,04 0,02 0,04 Trifloxystrobin 2,10 İNS E K T İSİTL E R Alpha+Beta+Theta+ Zeta Cypermethrin 0,04 0,04 0,03 0,02 Chlorpyrifos 0,04 Deltamethrin 0,05 Dichlorvos 0,01 0,01 0,02 Fenthion 0,01 0,01 Phosalone 0,39 Lambda-Cyhalothrin 0,15 0,01 Trichlorfon 0,03 0,03 0,04 0,05 0,03 0,04 0,05 0,03 0,05 0,05
Çizelge 4.3.Üreticilerden Temin Edilen Salamura Yaprak Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)
Etken maddeler NUMUNE NUMARASI
18 (k) 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 FUN GUS İT L E R Azoxystrobin 0,03 0,06 6,79 0,01 Triadimenol 0,60 0,27 0,01 0,16 0,37 1,66 0,09 0,01 Carbendazim+ Benomyl 0,11 Dinocap 0,04 0,03 0,02 0,03 Dichlofluanid 0,02 0,01 Dithianon 0,02 0,02 0,01 Famoxadone 0,05 Iprodione 2,95 0,21 Metalaxyl 0,04 0,02 0,04 0,34 0,06 Trifloxystrobin 0,46 İNSE KT İS İT L E R Alpha+Beta+Theta+Zeta Cypermethrin 0,4 0,04 Carbaryl 0,6 Deltamethrin 0,09 Dichlorvos 0,011 Fenthion 0,01 Imidacloprid 0,02 Trichlorfon 0,03 0,04 0,05 0,05 0,03 0,03 0,05
Çizelge 4.4. Ticari İşletmeler Tarafından Paketlenerek Satışa Sunulan SalamuraYaprağı Örneklerinde Pestisit Kalıntı Miktarları (ppm)
Etken maddeler NUMUNE NUMARASI
40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 FU N G U SİT L E R Azoxystrobin 0,07 0,02 0,05 0,56 0,05 0,35 Dinocap 0,02 0,02 0,035 Carbendazim+ Benomyl 0,02 Dichlofluanid 0,01 0,01 0,01 0,01 Dithianon 0,03 Famoxadone 0,15 Iprodione 0,84 Metalaxyl 0,3 0,9 0,71 0,03 0,03 0,35 Penconazole 0,08 0,89 Triadimenol 0,28 4,87 1,0 0,20 0,02 0,14 0,57 Trifloxystrobin 0,03 4,12 INS E K T İSİ T L E
R Alpha+Beta+Theta+ Zeta Cypermethrin 0,09
Cyprodinil 0,01
Chlorpyrifos 0,04
Fenthion 0,01 0,04
Hexythiazox 0,44
Imidacloprid 0,01
TGK nin 2009/62 nolu yönetmeliğinde bakır limiti tüm ürünler için 5 ppm olarak bildirilmektedir. Bu çalışmada Kontrol numunelerinde bakır kalıntısına rastlanmazken; üretici bağlarından alınan 16 taze örneğin 4 tane (% 25); üreticilere ait 21 örneğin 11 (% 52,4) tanesinde ve firmaların satışa sunduğu yaprak örneklerinin 10 (% 92,3) tanesinde saptanan bakır değerleri MRL (5 ppm) üzerinde çıkmıştır (Çizelge 4.5; Şekil 4.5; 4.6). Üreticilere ait 37 örnekten 21 tanesi (% 56,7) bakır kalıntısı konusunda MRL değeri altında iken, ticari firmalara ait örneklerin biri hariç diğerlerinin problemli olması düşündürücüdür.
Çizelge 4.5. Üreticilerden ve Ticari İşletmelerden Temin edilen AsmaYaprağı Örneklerinde Bakır Kalıntı Miktarları (ppm)
Numune No Bakır Miktarı Numune No Bakır Miktarı Numune No Bakır Miktarı Üre tici T aze Ya pra k 1 (K) Üre tici Sa la mu ra Ya pra k 18(K) Üre tici Sa la mu ra Ya pra k 35 14,60 2 28,40 19 5,26 36 7,30 3 3,93 20 4,86 37 5,03 4 3,66 21 72,66 38 4,88 5 3,84 22 11,30 39 10,53 6 4,66 23 2,81 T ica ri İş let me Sa la mu ra Ya pra k 40 29,13 7 4,69 24 2,81 41 8,78 8 5,72 25 5,81 42 6,89 9 4,30 26 6,31 43 8,42 10 4,37 27 3,95 44 7,86 11 3,98 28 13,89 45 8,41 12 3,85 29 5,30 46 7,76 13 4,20 30 4,23 47 6,22 14 3,53 31 10,30 48 9,21 15 6,32 32 6,08 49 4,73 16 4,76 33 4,86 50 6,17 17 6,62 34 3,98
5. SONUÇ VE ÖNERİLER
Tokat ili ülkemizin en önemli salamuralık asma yaprak üretim merkezlerinden birisidir. Narince üzüm çeşidi ile gerçekleştirilen asma yaprağı üretimi, her geçen gün artmaktadır. Bölgede üretilen asma yapraklarında ihracatta yaşanan pestisit kalıntısı sorunu, bölgede bir survey çalışmasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada, sorunun kaynağı ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur.
Araştırmada asma yaprak örnekleri, Tokat Merkez, Erbaa, Pazar, Niksar, Turhal ve Zile ilçelerindeki bağ ve üreticilerden temin edilmiştir. Ticari işletmelere ait salamura yaprak örnekleri ise Tokat il merkezindeki marketlerden satın alınmıştır. Taze yaprak örnekleri soğuk zincirde muhafaza edilmiş ve laboratuara soğuk zincirde ulaştırılmıştır. Salamura yapraklar kendi salamuraları içerisinde laboratuara gönderilmiş ve analizleri yaptırılmıştır.
Çalışmada, tüm örneklerde 11 farklı fungusit ve 12 farklı insektisit kalıntısına rastlanmıştır. Alınan yaprak örneklerinin % 50,0’de pestisit, % 41,6’da ise bakır kalıntı miktarları MRL’nin üzerinde çıkmıştır. MRL değerini aşan örnek sayısı, taze üretici bağlarından alınan taze asma yaprak örneklerinde % 25,0; üreticilere ait salamura örneklerinde %52,3 ve firmalarca piyasada satışa sunulan örneklerde % 81,8’e ulaşmıştır. Yine yapraklardaki MRL üzerindeki bakır kalıntı miktarları, taze örneklerde % 25,0, üreticilere ait salamura örneklerde % 52,4 firmalarca satışa sunulan yapraklarda % 92,3’e ulaşmıştır. Buradan, üreticilerin bazılarının salamuralık asma yaprağı topladığı dönemde zirai ilaç uygulama konusunda hassas davrandığı, bir kısmının ise duyarsız olduğu görülmektedir. Tokat bölgesinde üreticiler asma yapraklarını genellikle salamura yaparak satmakta olup, firmalar piyasadan aldıkları bu yaprakları ambalajlayarak pazarlamaktadır. Kalıntı içeren ve kalıntı içermeyen yaprakların bir birine karıştırılarak paketlenmesi pazarlamada yaşanan sorunun kaynağının başında gelmektedir.
Asma yapraklarında daha çok fungusit kalıntısına rastlanırken, en fazla sıkıntı yaşanan etken maddeler triadimenol, metalaxyl ve azoxystrobin’dir. Bu etken maddeler, asma yaprağı ihracatında problemin en fazla yaşandığı maddelerdir. Yapmış olduğumuz
çalışmada asma yapraklarında çıkması beklenmeyen bazı etken maddelerin çıkması şaşırtıcı olmuştur. Bu durum birkaç nedenden ortaya çıkabilmektedir. Piyasada satılan bazı zirai ilaçlarda, ruhsatta adı geçen etken madde dışında farklı kimyasalların yönetmeliğe aykırı olarak yer alması, analiz sonrasında yapraklarda çıkmasının nedenlerinden birisidir. Yine, üreticilerin bağ dışında yetiştirdiklieri ürünler için aldıkları pestisitleri israf olmasın diye bağda kullanabilmektedir. Bölge dışından getirilen asma yapraklarının Narince yaprağı diye paketlenerek satılması, yapılan kalıntı analizleri ile de ortaya çıkabilmektedir. Ege Bölgesinde yoğun olarak kullanılan bazı pestisitlerin bölgeden paketlenerek satılan yapraklarda çıkması bunun bir göstergesidir.
Bölge üreticileri asmanın hem üzüm hem de yaprağından yararlanmaktadır. Bölgeden üzüm alan şarap firmalarında çalışan teknik elemanlar, sözleşmeli üzüm üretim yaptıkları üreticilerin ilaçlama programını yönlendirmektedir. Bu üreticiler, bağda hem üzümünden hem de yaprağından gelir kazanma noktasında oldukça hırslı ve bilinçsiz bir yaklaşım içine girebilmektedir. Bu durum ise, yaşanan sorunun en önemli nedeni sayılabilir.
Bu araştırma ışığında salamuralık asma yaprağı üretimi ile ilgili olarak yapılması gerekenler;
1. Asma yaprağı ve üzüm üretimi ayrı ayrı bağlarda yapılmalı, “Salamuralık Yaprak Bağcılığı” teşvik edilmelidir.
2. Asma yaprağı üretim döneminde üreticiler gıda güvenliği ve zirai ilaçlama programı konusunda yazılı ve görsel basın yoluyla bilgilenderilmelidir. Üreticilere konu hakkında mutlaka eğitim verilmelidir. Zirai ilaç satışı yapan ticari işletmelerde konu bilgilendirilmelidir.
3. Asma yaprağı üretimi yapan üreticiler kesinlikle sistemik pestisit kullanmamalıdır. Kontakt etkili ilaçlarda ise uygulama ve hasat arasında 5-10 günlük süreye sahip zirai ilaçlar kullanılmalı, ilaç uygulamalarını yaprak hasadının akabinde yapmalarında fayda olacaktır.
4. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptıkları rutin analizlerde firmalardan aldıkları numunelerde analiz yapmaktadır. Üreticilere ait yaprak örneklerinde herhangi bir analiz yapılmamaktadır. Üretimle ilgisi alakası olmayan ticari işletmeler kalıntı