• Sonuç bulunamadı

Edip'ten başka olmayan Edip

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Edip'ten başka olmayan Edip"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAYFA

CUMHURİYET

2_________________________________________ KÜLTÜR________________

“İnsan olacağın” kendi kendinde sınadığı olanaklarını ve olanaksızlıklarını şiirleştirdi Edip Cansever

Edip’ten başka olmayan Edip

o r u ç Âr u o b a________________

Hep yalnız oldu - bu da doğruydu. Kendisi gibi oldurdu şiirini de: Yalnız ve doğru...

Kendisi gibi, şimdi en sevdiği yer de yok: Bebek Gazinosu’nun önünde, Bo- ğaz’a çıkılmış platformun üstündeki barda ziyaret ederdim onu, esintili yaz ikindilerinde.

Başlangıçta mesafeli bir nezaketti takındığı - kimdim ki ben?... Ancak son­ raları biraz açmıştı kendini.

Söylediklerinden birçoğu aklımdan gitmiyor - özellikle de biri: ‘Alkol ve şiir’ gibi bir şeyler konuşuyorduk - galiba

Turgut Uyar’m ardından ortaya çıkan

pis kara çalma açmıştı konuyu. Bir du­ rup düşündü, gözlerini dalgalardan ayırıp bana çevirdi; sakin ve kuşkuya yer bırakmayan bir sesle, şunu söyledi:

“ İçkiliyken tek bir dize yazmadım.” Sonra yazma biçimini anlattı: Sabah­ lan, kahvesinden sonra, öğleye kadar...

Her şeyin alkol parantezine alındığı ‘modem-entelektüel’ dünyada bir ayıklık odağı oluşturmuştu kendine - ve şiirine.

k k k

Olanaklar oluşturdu - yaşadıklann- dan ve yaşayamadıklarından; “bir yeni biçim ekle(di) insan olacağa”: Kendini...

Türkçe şiirin hep kurumlaşmaya; ‘ide­ oloji’ ya da ‘ekol’ olmaya yönelik eğilim­ lerinden uzak durdu: “ İnsan olacağın” kendi kendinde sınadığı olanaklarını -ve olanaksızlıklarını- şiirleştirdi. Sahiciliğin odağıydı, o odak.

irkir

“Öyleyse ben nasıl bir şeyim ki, bilmem ki

Bildiğim, dünyanın adamakdlı

yansımış bir parçası olmalıyım

Yani gerekli bir olmanın yüküyüm san­ ki.”

Bu “yük”; bu “çok ağır bir yük” , ken­ di taşıdığı kendisiydi - “hiçbir şeyin öyle

pek tamamlanmadığı

“Bir çağda”, “bütün eksik kalmaların

Şiirini kişi-imgeler çerçevesinde kuran Edip Cansever’i 28 M ayıs 1986’da yitirmiştik. (ŞA H İN KAYGUN)

mm

Sessiz ve ünü olmayan bir tanığı” ol­ manın yükü...

“Hiç kimselerin ilgilenmediği

Bazı olayların tarihçisi” gibi hissettiği

oldu kendini: Yalnızca kendi “olma”sıy- la ilgili düşüncelerini, oysa, imgelere dö­ nüştürüp şiirleştirirken, dünyayı yansıtı­ yordu.

“Yakup”tan başlayarak temel bir ge­

lişme çizgisi, şürini kişi-imgeler çerçeve­ sinde kurmak oldu: Hiçbir kurumlaşma­ ya oturmayan, hiçbir toplumsal yeri ol­ mayan kişi-imgeler. Yalnızca yaşa­ manın yükünü ve açışım; bazen de sevin­ cini ve neşesini taşıyan kişiler. Buna, baş­ tan beri izleri görülen, ama sonradan son kitabının odak noktası olan bir imge katıldı: Otel...

Kişilerin -yolcuların: Gezginlerin- ge­ lip gittiği geçici yaşam yerleridir oteller: Onlann yazgısıdır; kişiler, gelirler, ve zo­ runlu olarak geçicidirler; geçip giderler.

Bu imgeyle yaklaştı yaşama ve kişi­ lere: Son yazdıkları, bir otelin bahçesin­ de, bazı imge-kişiler arasında oluşan; ti­ yatro oyununu andıran bir dramdı. “Gelmek”, “geçmek”, “gitmek” fiilleri

ağır basıyordu. ‘Dize’ ve ‘replik’ arası­ ndaki fark neredeyse yitiyor, karşılıklı ‘diyalog’ içinde birbirlerine şiirler oku­ yordu, kişiler. Sonunda da, oyunların sonuna konan büyük bir “ BİTTİ"...

Edip Cansever’in yapıtı, ölümünden

sonra, ‘bütün’lendi, ‘ciltlendi. Sonraki kuşak(lar) bu yapıtta neler bulacaklar, ondan neler alacaklar onu ne yön(ler)de ileriye götürecekler, şimdiden bilinemez; ama, şimdiden belli olan bir şey varsa, bu ’alıp götürme’nin hiçbir kurumlaşma yönelimi taşımayan kişiler için söz konu­ su olabileceği ancak; ancak tek başına ve kendi kendine oluşacak şiir girişimleri için yol gösterici olabilecek.

Onun gibi olanlar, onda kendilerini bulacaklar.

Hep yalnız durdu - bu doğru muydu?

SEVDA BİR ATEŞ

BULDU SENDE...

Sevda bir ateş buldu sende ,eğilip öptü seni

A rtık kimse denizi bilmiyor.

Dirseklerini masaya koyuşundan belli Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğin

Sevda bir umut buldu sende.

E y bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan Artık kimse gözlerini bilmiyor. Şunu imzala

Bir mektup, bir telgraf almdısı değil Unutulmuş bir sevdadır kapını çalan Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan Kimse artık bir şey giym ek istemiyor. Sonra bir pencereden kendine A y ışığı gibi vuran sen Ne sana ne başkasına benziyor. Ve işte bir dip balığı su boşluğunda Çırparaktan yüzgeçlerini Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ocak 1993 ve Aral›k 1996 tarihleri aras›nda Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi ‹nfeksiyon Hastal›klar› ve Klinik Mikrobi- yoloji Servisi'nde yat›r›larak izlenen

ölümünden sonra heykeli dikilecek, ama bazı büstleri bombalanacak, siya si görüşleri tartışılsa bile, romanlarıyla edebiyatta büyük bir yer edinecektir

Halil, bundan 266 yıl önce başlattığı isyanla dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın asılmasına, 3. Ahmet’in tahttan indirilmesine ve Lale Devri’nin sona

İ lkeniz Türkiye’yle Almanya arasında, gerek ta­ rihten gelen, gerekse, özellikle bugünümüzü paylaş­ maktan kaynaklanan kopmaz dostluk bağlan mev­

Gene bence ideal kadının tarifini yapabilmek için biraz zevk sahibi, biraz estetikten an­ lar, biraz sanat duygusuna sa­ hip olmak gerekir.. Zevki selim sahibi

i “Şimdi, edebiyatımızın son durumu yürekler acısı. Hatta bu konuda bugünlerde yazılar yazmayı düşünüyorum. Önce şu meseleyi koymak lazım: Edebiyat bir

Katılımcıların genel sağlık durumları ile ilgili olarak diş hekimini bilgilendirmelerinin başvuru merkezlerine göre dağılımı (ADSM, ağız ve diş sağlığı merkezive

bedenim mumyalanmış bu yüzden kekemeyim çakıl taşlarıyla nehirde deniyorum kendime bir batık bir rüya çenesi oluyor kafatası konuşurken sıçratarak gevişini zamkın