(Celâl Bayar’ın Yassıada’da bir ajanda ya yazdığı günlük hatıraları 5 Ocak 1961 Perşembe gününden başlıyor.)
• 5 Ocak Perşembe
İ>
6-7 Eylül hadisesi, karar: 9.30 Karar tebliğ edildi.
Anayasa'nın 41. maddesi gereğince ta kipsizlik kararı verildi. Yani dünyaya karşı teşhir olunduktan sonra! Hoca'nın hikâye sine döndü. Ama ben, eşek bulunduğu için sevinmedim. İş Nasreddin Hoca’nın eşe ği.
TAHTAKURULARI
• 6 Ocak Cuma
S>
Geceyi uykusuz geçirdim. Karardan do layı üzüntü içinde kaldım. Bir de yatağımı bu mevsimde tahtakuruları sarmıştı. Ra hatsız oluyordum. Bugün, Allah razı olsun, temizlediler. Ayrıca karara da alışır gibi ol dum. Bu gece belki rahat uyurum.
“ Düşünen Adam” dergisi gazetelerle beraber odama getirildi. Her nedense, okumaklığımız yasak imiş, hemen geri alındı.
GÖRÜŞMELER KISITLI
Avukatımla bile ancak iki subayın yanında görüşebiliyoruz
“ TaMakunılanndan
uyuyamıyorum!..”
m m m s m m s i
“ Başsavcı (AltayÖmer Egesel) idam
olunmaklığımı istedi. Bu satırları
endişesiz gülerek yazıyorum. Bugünkü
gazeteler, savcının hakkımdaki idam
talebini büyük puntolarla yazmışlar.
Evdekiler herhalde merak etmişlerdir.
Bunu düşünerek kendilerine mektup
yazdım. Ama ancak beş günde gider’'
d
• 11 Ocak Çarşamba
D
Bugün Avukat Gültekin Başak geldi, görüştük. Nasıl, bir hastanın doktoru bek lemesi ruhî bir ihtiyaç ise, bizim gibi tutuklu sanıkların da avukatlarını görmek isteme leri aynıyle içten gelen bir İştiyak ve arzu dur. İki subayın yanında yarım saat konu şulacak. Bu huzur bir müddet insana söy leyeceklerini unutturuyor. Hiç olmazsa sâ- lim bir konuşma imkânından mahrum edi yor. Duruşmada müdafaamızın esaslarını bahis konusu edecektik.
O da ben de sözlerimizi tamamlayama- dık. Muhabere (haberleşme) mümkün ola mıyor. Kadıköy'ünden bir mektubu dört beş günde alabiliyorum. O da
“elli”
keli meyi geçmeyecek şartını ihtiva etmekte dir. Avukat ile birbirimize, muvacehede (yüz yüze görüşmede) dahi yazılı kâğıt ve not veremiyoruz. Bu sebeple konuşarak savunmamızı hazırlamak (mümkün) olamı yor. Bilmem kİ usûl başka yerlerde de böy le midir?Bugün yıkandım, bu bana ikram şeklin de oldu. Rahatladım. Alaylı konuşmamız oldu. Sordum, gülüştük.
<1
13 Ocak Cuma
İ>
Yeşilhisar (Olayları dâvâsı) 9.30d
• 14 Ocak Cumartesi
Topkapı (Olayları dâvâsı) 9.30GAZETE PARASI
D
«
• 16 Ocak Pazartesi
D
Gazete için 10 lira (1) verdim. 20 gün iki gazete verecekler.
Aralık ayı yemek masrafı olarak bir bordro imzalattılar. Yekûn 141 lira (2).
»
• 18 Ocak Çarşamba
I
Bugün de Av. (Gültekin) Başak geldi. İki subayın önünde görüştük. Necip Fa zıl Kısakürek hakkındaki konuşmalarımı yeter derecede bulmadığını söyledi. “ Her kes bilir bu adama ait düşüncelerimi” dedim.
Cevaben “ Ben de bilirim amma Di- van’ın bilmesi lâzımdır” dedi, doğru! Ne yapmalı bilmem? Bu adama para verildi ğini bilmiyordum. (3)
d
• 19 Ocak Perşembe
I
Topkapı (Olayları dâvâsı) saat 9.30 Divan(4): Savcının (Altay Ömer Egesel) dâvâyı birleştirme teklifini kabul etmedi.
Karar: Savcı iddianamesini okuyacaK. Orgeneral Fahri Özdilek’in (5) 4 Mayıs 1959’dan evvel Ankara'ya gitmesi sebebi M.S.'dan (Milli Savunma'dan) sorulacak.
d
• 20 Ocak cuma
D
Kayseri-Yeşilhisar (Olayları dâvâsı), sa at 9.30
Burada Arif Özgen’in (6) şahitliğine dik kat etmek lâzım geliyordu. Hürriyet gaze tesindeki ifşaatına nazaran daha mutedil ve kısa konuştu. Savcılık yoluyla Vali Di- laver Argun’a (7) pas verdi. Yarın o da din lenecektir.
• 21 Ocak Cumartesi
D
Kayseri-Yeşilhisar (Olayları dâvâsı) sa at 9.30
Dilaver Argun konuştu. Bu da kalem-i mahsus (özel kalem) müdürü gibi Savcı'yı memnun etmek istedi. Sözleri buna göre ayarlandı. Avukat Enver büroda çalışıyor, mahkemeye gelmiyor. Gazetede okudum, parti işleri ile meşgul.
TORUNLARDAN
HABER
(İ
• 23 Ocak Pazartesi
I
Emlne’den (8) mektup aldım. Yazı
ma-d
• 25 Ocak Çarşamba
D
Av.Orhan (Cemal Fersoy) geldi. 2 Şu bat 1961 Perşembe’ye İstanbul- Ankara oiayları (11) duruşmasının başlayacağını söyledi. Kararnamede “idam” olunmamız istenmektedir.
C
*
•26 Ocak perşembe
I
GÖZYAŞLARI
Kayseri-Yeşilhisar (Olayları dâvâsı) 9.30. Hanım göndermiş, 100 Hra (12) aldım. Bot, palto, sabahlık vs. geldi. Zavallılar, ra hatım için çırpınıyorlar. Eşya koyacak ye rim olmadığını kaç defa yazdım. Onların bu dikkatini her zaman olduğu gibi gözyaş- larımla karşıladım.Cumhur*
Buzhane ve Çükartarda Bainnan C
İspat Haklmm iadesi
Kin komis|on kurvidu
to t
jCcstftHsr, İstanbul ■
A ttk iU aİib I
Ê Æ 'w k t m
jfelâ! B a y a r'm s a ra y la rd a n çaldığı
eşyalar ete aeçtt l
> : ' »ki, n i "K***« İVivtp’na kus
Menderes, İzm irde genelev
masrafını devlete ödetmiş
1955 ie n r ı ın & e ■ ie k ttm tu f t U n tmamluam
l f t r t i A . k * p * ttrti 4 « W e & rftiji H U n f
Yalan va iftira kampanyalarının gazete manşetlerinde ki görüntüsü, iddialar tüyler ürpertici. Ama bunların if tiradan başka bir şey olmadığı anlaşılınca insanın tüy leri bir başka türlü ürperiyor.
Yalan ve iftira
kampanyası
A çıklayıcı notlar:
1- TL’nin bugünkü değeriyle 2 bin 230 TL. 2- TL’nin bugünkü değeriyle 31 bin 443 TL.
3- Başbakan Adnan Menderes, o zaman “ Tkhsisat-ı Mesture” denilen örtülü ödenekten iktidarı tutan ve ya C H P ’ye karşı yayın yapan bazı basın organlarına para yardımı yapmıştı. Necip Fazd Kısakürek’in çıkar dığı Büyük Doğu dergisi de bunlar arasındaydı. 27 M a yıs’tan sonra basın affı çıkarılmış, cezaevindeki bütün gazeteciler serbest bırakılmış, Necip Fazıl bundan is tisna tutularak cezaevinde alıkonulmuştu.
4- 27 Mayıs cuntası tarafından Demokratlar’ı yargılamak
amacıyla kurulan “ Yüksek Adalet Divanı” adlı ola ğanüstü mahkeme.
5- Fahri Özdilek, Demokrat iktidarın İstanbul Sıkıyöne
tim Komutanı, darbede M illi B irlik Komitesi üyesi,
sonra temelli senatör.
6- A rif Özgen, basma yaptığı açıklamalarla Demokrat
la r ı ağır şekilde suçlayarak düşmanlığını ortaya ko yan Yassıada şahidi.
7- Dilaver Argun, Demokrat iktidarın valisi, Emniyet Ge
nel M üdürü ve ihtilalden önceki Ankara Valisi. 8- Celâl Bayar’ın torunu, N ilüfer ve Ahmet Gürsoy’la-
rm kızı.
9- Bayar’m torunu, N ilüfer ve Ahmet Gürsoy’ların kızı. 10- Bayar’m torunu, N ilüfer ve Ahmet Gürsoy’larm kızı. 11- Istanbul-Ankara olayları, en önemlileri 27-28 Nisan
olayları olarak bilinen, Demokrat iktidara karşı öğ renci nümayişleri.
12- TL’nin bugünkü değeriyle 22 bin 300 TL.
13- CH P iktidarının 1950’de hür seçimle iktidarı kaybe den başbakanı.
kinesl ile daktilo edilmiş, makineye alıştı ğını, Âkile’nin (9) de öğrenmeye çalıştığını, Bilge’nin (10) afacanlığını anlatıyor. Haber lerden memnun oluyorum ama gözyaşla- rımı tutamıyorum.
• 24 Ocak salı
Bugünü hüzünle geçirdim. Hiçbir şeyle avunamadım. Yarın için avukatı bekliyo rum. Gelecek mi, bilmem! Sıkıntım devam ediyor, okuyamıyorum, hattâ düşünemiyo rum.
Bayar ve
hatıraları
Celâl Bayar Türkiye’nin üçüncü ve tek sivil cumhurbaşkanıdır. 1883’de doğdu. Millî Mücadele'ye katıldı. Atatürk döne minde bakanlık ve başbakanlık yaptı.
1946 yılında Millî Şef İnönü’ye karşı Demokrat Parti hareketini başlattı. 14 Mayıs 1950’de tarihimizde ilk defa ser best seçim yapıldı. DP iktidara geldi. Ba yar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan oldu.
lktidar-muhalefet ilişkileri gerginleşin ce, 27 Mayıs 1961’de CHP sempatizanı bir cunta tarafından darbeyle devrilip tu tuklanarak Yassıada’da yargılandı. Men deres, Zorlu ve Polatkan idam edildi.
Celâl Bayar Yassıada ve Kayseri hapis haneleri hatıralarını yazdı. 1962 yılına da ir ‘‘Zindan Hatıraları” Tercüman’da tef rika edilmişti.
Bugünden itibaren takibedeceğiniz ha tıralar, tam Yassıada dönemini kapsıyor, 1961 yılını içine almaktadır. Bayar’m ha yattayken anlattığına göre, bu “ gizli” deftere, sanıklar idam için lm ralı’ya gö türülürken ada kumandam Tank Güryay el koydu, kayboldu.
Tercüman, 27 yıl sonra işte bu “ Ka yıp Defter” ! yayınlıyor.
22 Ağustos 1986 günü Bayar vefat et tiğinde devlet töreniyle defnedildi.
Garnizon kumandanı ile konuştum, na zikti. Beraber kahve içtik, avukatlarıma ve rilmek üzere bir not verdim. Tetkik edecek, müsaade ederlerse, müdafaamda avukat lar kullanacak. Benim Vekil ve Başvekillik zamanındaki çalışmalarıma ait kısa bir meseleden Şemseddin Günaltay’a (13) mukabele...
«
27 Ocak Cuma
İ
Bugün hava bozuk, fırtınalı... Çalışmak istedim, yapamadım. Yalnız gazete okuya bildim. Dünkü kadar üzüntülü değilim , normal de değilim. Eve, küçüklere mektup yazmak istedim, bu da olmadı. Üzerimde bir uyuşukluk var.
28 Ocak Cumartesi
İ
Topkapı (Olayları dâvâsı) saat 9.30 İddianame okunacak. Başsavcı ( Altay Ömer Egesel), idam olunmaklığımı istedi. I Bu satırları endişesiz, gülerek yazıyorum.
Hür Demokrat Parti’nin kurulduğunu ga zetede okudum. Mahkemeye verilmemiş D em okratları partiye çağırıyorlar, mem nun oldum. Hiç olmazsa isim devam edi yor. Muvaffak olurlar inşallah.
SAVCI KELLE İSTİYOR
(i
29 Ocak Pazar
I
Pazar güneşli bir gündü. Deniz de sa kindi, ben de rahattım. Bugünkü gazete ler, Savcı'nın hakkımdaki idam talebini bü yük puntolarla yazmışlar. Evdekiler her halde merak etmişler, bunu düşünerek kendilerine mektup yazdım. Amma neye yarar, ancak beş günde alırlar.
YARIN:
"AĞLADIM, AĞLADIM...”
ençlik eylemlerini takip eden 27 Mayıs
dev-G
riminden sonra, cuntanın yönlendirdiği bir yalan ve iftira kampanyası başlatıldı. Hemen bütün gazetelerin manşetlerini dolduran bu yalanlar ve iftiralar, m illî iradeyle işbaşına gelmiş Demokrat’ları milletin gözünde küçük düşürmeyi amaçlıyor ve böyle bir yalanla beslenen kin ve düşmanlık
ortamında Demokrat'ların ihtilâl mahkemesinde ‘‘yargı lanmasına’' geçiliyordu.
Hepsinin korkunç bir yalan olduğu zamanla anlaşılan, ama binlerce insanı haksız yere mağdur eden, başta Ad nan Menderes olmak üzere üç politikacıyı ipe gönderip yüztercesini zindana atan bu düşmanlık kampanyasın dan bazıları:
Demokrat iktidar genç insanları öldürtmüş, cesetle rini buzhane ve çukurlara doldurmuştu. Bu yalanı bir Cuntacı söylüyordu.
Demokrat iktidar, "şehit” denilen eylemci gençleri öl dürtmüş ve cesetlerini kıyma makinalarında hayvan
yem i yapmıştı. Bu yalanın da kaynağı, devlete el koy
muş olan 27 Mayıs cuntası idi.
Bizzat Cemal Gürsel ilân ediyordu: Demokrat iktidar Harp Okulu'nu imha planı hazırlamıştı. ‘‘Devlet ve 'Hü kümet Başkanı, Türk Silâhlı Kuvvetleri Başkumandanı ve M illî Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Cemal Gür se l”, rahat konuşuyordu: ",Harp Okulu’nun imhası hak- kındaki planlar rivayet değildir, elimizde kat’i delil ler bulunuyor.”
Ve yine manşetlere Cuntadan fısıldanan bir "istifham":
“Adnan Menderes, yardım almak İçin Ardahan’ı Rus- lar’a mı teklif etti?"
Bu yalan kampanyasının doğuracağı düşmanlığı dü şünün... Bu yalanlar ortalığı kasıp kavururken, masum ve imkânsızlık içinde kıvranan halktan başka güçleri ol mayan Demokrat liderler Cuntacıların elinde bulunuyor du: Namık Gedik " intihar ” ediyor, Menderes ve öteki Demokratlar dayaktan geçiriliyor, savunma haklarından mahrum bırakılıyordu.
Bu kampanya sürüp giderken, " Devlet ve Hükümet Başkanı, Türk Silâhlı Kuvvetleri Başkumandanı Millî Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Gürsel, aynen şöyle ko nuşuyordu:
“Bizim yıktığım ız insanlar, bu insanlar çok müc rimdir (suçludur). Tarihte bunlar kadar mücrim insan tasavvur edilemez ve yoktur. Neron’lar belki bunlar seviyesine ulaşabilirler!”
Gürsel’in bu sözleri 4 Haziran 1960'da radyoda ken
di sesinden yayınlanıyordu.
Taha Toros Arşivi