• Sonuç bulunamadı

Ankara'da prenses:Mısır Prensesi Emine , evde örgü örüyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ankara'da prenses:Mısır Prensesi Emine , evde örgü örüyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MİLLİYET 20 EKİM 1992 SALI

YAŞAM

Prenses Emine; M o za rt’ı, d ağlan, köpeğini, örgü örm eyi, Doğu K arade­ n iz’i seviyor. Türkçeyi m ükem m el konuşuyor. Dört yabancı dil biliyor. Yaşını sorduğum uzda, "1920’lerin sonunda doğdum ” dem ekle yetiniyor. 1881-1916 dönem inde M ısır Krallığı

yapan Hidiv Abbas Hilm i'nin torunu

Em ine Neşedil Tali, A nkara'da

kızının evinde kalıyor. Düzgün Türk- çesiyle yaşam ından kesitler anlatı­ rken, o günlere geri dönm enin mut­ luluğunu yaşıyor

Kenan TÜMER 9 ANKARA Ankara’da Kennedy Caddesi’- nde bir ev. Kapıyı çaldığımızda bizi üç kıtanın değişik kültürlerini mü­ kemmel bir senteze ulaştırmış özgün düşünceleriyle bir Mısır Prensesi karşılıyor.

1881-1916 yıllan arasında Mısır Krallığı yapan Hidiv Abbas Hilmi’­ nin torunu olan Mısır Prensesi Emi­ ne Neşedil Tali, düzgün Türkçesiyle yaşamından kesitler sunarken o gün­ lere dönmenin mutluluğunu yaşıyor. Prenses Talı’nm 1916’da büyük­ babasının tahttan indirilmesiyle baş­ layan macerası bugüne kadar uzanı­ yor. Tahttan indirildikten sonra ken­ te sokulmadıklarını belirten Tali, bu­ nun nedenini “Büyükbabamın tahtı­ na oturan amcası Kral Hüseyin, ken­ te girersek bir ayaklanma çıkacağın­ dan korkuyordu. Çünkü büyükba­ bam Mısır’da çok popüler bir insan­ dı” diye açıklıyor.

Büyükbabası tahttan indirildik­ ten sonra Avustralya ve İskoçya’da yaşamak zorunda kaldıklarını söylü­ yor ve “Çocukluğum kontrol altında geçti. Arkamda sürekli bir

mürebbi-ye, dadı, İngilizce, Almanca ve Fransızca öğretmenleri dolaşıyor­ du” diyor.

Hayat hikâyesi içinde ba­ basının neden yer almadığını sor­ duğumuzda ise “Babamı hayal me­ yal hatırlıyorum. 1936’da 34 yaşı­ ndayken veremden ölmüş” yanıtını veriyor.

Prenses Emine Neşedil Tali, An­ kara’da kızının evinde kalıyor. Ço­ cukluğundan beri büyükbabası ve annesiyle sürekli gezdiği için bir yerde sürekli oturamıyor. Mo­ zart’ı, dağları, köpeğini, örgü ör­ meyi ve yemek yapmayı çok sevi­ yor. Türkiye’de ise en çok Doğu Karadeniz’i seviyor. İngilizce, Al­

manca, İspanyolca, Türkçe ve Fransızca biliyor. Hatta iki yıl halk eğitim merkezinde İngilizce dersi verdiğini de belirtiyor.

Bir gününü nasıl geçirdiğini an­ latmasını istediğimizde “ Kendi ha­ yat hikâyemi yazıyorum. Ailemin hayat hikâyesini yazıyorum. Yazdı­ klarımı çocuklarıma bırakacağım” diyor.

Mısır Prensesi Emine Neşedil Talı’nın eğitimci olmasından başka bir özelliği ise ilk özel binicilik okulunu kurmuş olması. “Ata bin­ meyi çok seviyordum. 1970’li yıllar­ da jokey kulüpleri vardı. Ancak eği­ tici bir okul yoktu. İzmir’de kurdu­ ğum binicik okulunda çocuklara at binmesini öğrettirp” diye konuşu­ yor. Prenses Talı’ya Türkiye’de kadı­ nın bugünkü durumunu soruyoruz. İzlenimleri şöyle;

“Türk kadının en büyük deza­ vantajı erkeklerden güçlü olmasıdır. Erkekleri korkuttuğu için daima ezilmiş. Ama yeni yetişen nesile umutla bakıyorum. Katılımcı bir ne­ sil yetişiyor.”

Mısır’ı 1942 yılında gördüğünü belirten Prenses, bir daha gitmeye korktuğunu itiraf ediyor ve şöyle ekliyor; _

“Çünkü hayalimdeki Mısır o ka­ dar güzeldi ki, onu bulamamaktan korkuyorum. İnsan geriye gidemi­ yor. Geriye gitmeyi istemek ise ha­ ta...”

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Jeomorfologlar dolinleri, çözünme dolini, çökme dolini, örtü ka- yası çökme dolini, örtü çökme dolini, alüvyal dolin ve örtülmüş dolin gibi farklı

İngiltere’deki Hull Üniversitesi’nde çalışan ve aynı zamanda olay yeri DNA eşleştirmesi uzmanı Stephen Haswell, “yonga-üzerinde-laboratuvar teknolojisinin

Yaralamaya sebebiyet vermekten daha önce yargıla­ nıp 3 ay hapis, 3 ay süreyle de ehliyeti elinden alınma ce­ zasına çarptırılan Fuat Güner’- in kararı

Türkiye yakas~nda ise t~pk~~ Berkuk gibi hareket eden Kad~~ Burhaneddin Ahmed, Türkiye'yi istilâ için Timur'a tahrik ve te~vik- lerde bulunan Karaman-o~ullar~~ beyli~i ile

Cahit Sıtkı’nın şiiri iki özelliğiyle dikkati çekiyor: Bütün yazdıklarında içten olması ve Türkçenin olanaklarını kullanmadaki başarısıyla

Üç Yüz Candida albicans Suflunun Amfoterisin B, Flusitozin, Flukonazol ve Mikonazole Duyarl›klar›n›n Araflt›r›lmas›.. Nuri Kiraz1, Zayre Erturan2, Meltem Uzun2, Gül

Sergi gibi arşivin de düzenlenmesini "müteahhit firma" olarak Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı üsüenmiş.. Projenin yöneücisi olan Eldem, bir yandan

(Kim bilebilir bunu kendinden baş­ ka?) Yamt: “Başlangıcı sonra farkediyor galiba/in san: ilerlemiş bir hastalık gibidir şiir...imgeleminde yüzen/yüzler, kesitler,