SAĞLIĞA SESSİZ VE DERİN BİR DOKUNUŞ: VETERİNER HEKİMLİĞİ

Tam metin

(1)

SAĞLIĞA SESSİZ VE DERİN BİR DOKUNUŞ:

VETERİNER HEKİMLİĞİ

Prof. Dr. Recep ASLAN

Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı

raslan@aku.edu.tr

ÖZET: “Tek Tıp Tek Sağlık” yaklaşımı hekimliğin bir bütün olduğunu, tıp ve veteriner hekimliğinin ayrılamaz oluşunu, or-tak paydanın sağlık olduğunu vurgular. Gerçekte tıp ve veteri-ner hekimliği birbirinden ayrı iki tıp disiplini değildir. Veteriveteri-ner hekimliği geniş bir tıp alanı olarak hayvan sağlığı yanı sıra insan sağlığını da korur. Kendi ağrılarına, hastalıkları ve yaralarına çare arayan insanın fark ettiği tedavi yöntemleri ve şifa ürünlerini hayvanlara uygulamaya çalışmasıyla veteriner hekimliği başla-mıştır. Hayvana yardım etmenin getirdiği iç huzur yanı sıra eko-nomik gelişmeler veteriner hekimliğine zemin hazırlamış, Veteri-ner Hekimliği eğitimi veren ilk okul 1761 yılında Fransa Lyon’da açılmıştır. Birçok tıp adamı bu süreçte veteriner hekimliği eğitimi verecek bu okulu ve sonraki yıllarda diğer ülkelerdeki veteriner okullarını tercih ederek bu yeni tıp alanının gelişmesine öncü-lük etmişlerdir. Veteriner hekimler hayvan ve halk sağlığı ile gıda güvenliğinden sorumludurlar. Ancak veteriner hekimlerin he-kimlik misyonları ve halk sağlığına katkıları, zoonoz hastalıkları önlemedeki rolleri yeterince fark edilememiştir. Bu kapsamda önerimiz, veteriner fakültelerinin “hekimlik” vasfının YÖK tarafın-dan fark edilmesi ve isminin Veteriner Hekimliği Fakültesi olarak dünya ile uyumlu hale getirilmesidir. Ayrıca, veteriner hekimlerin istihdam alanının Sağlık Bakanlığı olması gerekmektedir. Bu sağ-landığında mesela Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında yaşanan ruhsatlandırma sorunları ortadan kalkacaktır. Veteriner Fakülteleri Üniversitelerarası Kurul Tıp Sağlık Konseyi çatısı altında temsil edilmektedir, bu kapsamda fakülteler Sağ-lık Bilimleri Üniversiteleri’ne dâhil edilmelidirler. İlaveten, tıp, hukuk, mühendislik gibi alanlara yerleşmek için getirilen taban puan kısıtı veteriner fakültelerine girişte de olmalıdır.

ANAHTAR KELİMELER: Veteriner hekimliği, tıp, sağlık, tek tıp, tek sağlık

ABSTRACT: “Single Medicine Single Health” emphasizes that medicine is a whole, that medicine and veterinary medici-ne are inseparable and that the common denominator is health. In fact, medicine and veterinary medicine are not two separate medical disciplines. Veterinary medicine protects human health as well as animal health as a wide field of medicine. Veterinary medicine has started with the treatment methods and healing products that are noticed by the people who are looking for re-medy for their own pain, diseases and wounds. In addition to the peace of mind brought about by animal assistance, economic developments laid the groundwork for veterinary medicine. The first school of veterinary medicine was opened in Lyon in 1761. Many medical professionals have chosen this school to provide veterinary education and veterinary schools in other countries in the following years and have pioneered the development of this new field of medicine. Veterinarians are responsible for ani-mal and public health and food safety. However, the role of vete-rinarians in their medical missions and their contribution to pub-lic health and their role in preventing zoonotic diseases have not been sufficiently recognized. In this context, the recommendati-on of the veterinary faculties is to be recognized by the Council of Higher Education (YÖK) and its name is harmonized with the world as the Faculty of Veterinary Medicine. In addition, the field of employment of veterinarians should be the Ministry of He-alth. When this is achieved, licensing problems between the Mi-nistry of Health and the MiMi-nistry of Agriculture and Forestry will be eliminated. The Veterinary Faculties are represented under the umbrella of the Interuniversity Board Medical Health Coun-cil, within which the faculties should be included in the Universi-ties of Health Sciences. In addition, the base point restriction for placement in fields such as medicine, law, engineering should be at the entrance to veterinary faculties.

Keywords: Veterinary medicine, medicine, health, one medicine one health

(2)

GİRİŞ

Hekimliğin ilk insanla başla-dığı kabul edilir. Hayvanlar olmadan insanın yaşayamayacağı gerçeği ve ilk insana kadar dayanan insan-hay-van ilişkileri nedeniyle hekimlik mes-leği, insan ve hayvan hekimliği olarak iki ana dalda gelişerek günümüzdeki halini almıştır. İnsan ve hayvan hekim-liği olgusunun oldukça eski yıllara da-yandığı, Sümerlerde beşeri hekimlere “A-su“, hayvan hekimlerine “Monai-su” denildiği bilinmektedir. Mağara döne-mine ait hayvan figürleri, insan hay-van ilişkilerini göstermekte, avlanma, hayvan yakalama ve insan-hayvan iç içeliğini belgelemekte, insan-hayvan ilişkisinin çok güçlü olduğunu, insanın hayvanla yakından ilgilendiğini, insa-nın hayvanları bazen korkuyla bazen de hayranlıkla gözlemlediğini ortaya koymaktadır (1). Yazı öncesine ait ma-ğara kalıntıları, hayvanların beslenme ve sağaltmalarına ilişkin oldukça de-taylı resimler ve kabartmalar içermek-tedir (2).

İnsanoğlu var olduğu gün-den bu yana hayvanları sürekli olarak gözlemlemiş, onları sadece avlamak değil, farklı yeteneklerini kavrayıp ya-rarlanmak için de izlemiş, sürdürüle-bilir bir yaşam döngüsü için hayvan-ları evcilleştirerek onhayvan-ların hayata neşe katan varlıklarını yanında hissetmiş ve onlarla hayatını kolaylaştırmış hatta psikolojik birçok rahatsızlığını tedavi etmiştir. Diğer yandan çeşitli hayvan-sal ürünlerden yararlanmak da insana cazip gelmiştir. Özellikle bu yönüyle hayvanlar insan için sosyal ve ekono-mik bir değer ifade etmeye başlamış, “kapitus” miktarı, yani sahip olunan hayvan sayısı insan için bir sosyal statü oluşturmuştur (2, 3). Bu gerçeklik gü-nümüzde de devam etmektedir.

HAYVAN HASTALIKLARININ ÖNEMLİ SORUN HALİNE GELMESİ

Hayvan hastalıklarının hayva-nın evcilleştirildiği çağlardan buyana

bilinen bir sağlık sorunu olduğu kabul edilir, ancak yaban hayatı yaşayan hay-vanların hastalandıkları, ayrıca avlan-maları veya diğer yollarla insanlara bu hastalıkların bulaştığı bir gerçektir. Bir hayvanın sağlıklı olmayan durumlarıy-la mücadele yani tedavi bu süreçlerde başlamıştır. İnsan kendisinde faydasını gördüğü veya öyle sandığı besinleri, maddeleri ve uygulamaları hayvan-larda da denemiş, deneme yanılma yoluyla birçok yöntemi uygulayarak tedavide sonuç almaya çalışmıştır. Ancak uzun yıllar hayvan hastalıkla-rı karsısında çoğu zaman yetersiz ve çözümsüz kalınmıştır. Hayvanın insan hayatı için çok önemli bir destek, hay-vansal ürünlerin ise alternatifi olma-yan gıdalar haline geldiği çağlarda bu konudaki çözüm arayışları artmıştır. Tarih boyunca, sahip olunan hayvan sayısı ve hayvan varlığı kişilerin sosyal statülerini belirleyen önemli bir gös-terge olmuştur. Bütün bunlar karşısın-da, önlenemeyen hayvan hastalıkları, birey ve toplumlar için çok ciddi bir risk hatta önemli bir açlık ve ölüm se-bebi olmuştur. Örneğin, önlenemeyen salgınlar insan ve hayvan sağlığını hep

tehdit etmiş, ciddi ekonomik kayıplar kadar insan ve hayvan ölümlerini de beraberinde getirmiştir (5).

İNSAN VE HAYVANIN PAYDAŞLIĞI

İnsanın hayvanları evcilleştir-mekle edindiği arkadaşlığı ve sahip olduğu zenginliği fark etmesi, eli al-tındaki hayvanların sağlığına özen göstermesine yol açmış, bu da hay-vanların tedavisi sanatını doğurmuş-tur. Evcilleştirme ile hayvan ürünleri ve hayvan gücünden sürdürülebilir şekilde yararlanmaya başlayan insan, hayvan hastalıklarının yol açtığı tela-fisi imkânsız kayıpları nedeniyle kont-rolü altındaki evcil hayvanların sağlık sorunları ve hastalıklarıyla ilgilenmeyi zorunluluk olarak görmüştür. Ancak, hayvan hekimliğinin doğuşunu doğ-rudan menfaate bağlamak doğuyu yansıtmaz (2, 3). Aksi halde hayvanın derdiyle dertlenmeyi etik bir sorumlu-luk olarak hisseden ve yaptığı bir işten bir menfaat beklemeyen yaklaşımlara haksızlık yapılmış olur (4). Bu noktada, toplumumuzun ortak kültürel payda-larından olan İslam inanışının

(3)

yaklaşımını hatırlamak yerinde olacak-tır. Tüm canlılardaki canın yani Ben’in, nefsin tekliğini vurgulayan İslam Dini, evcil ve yabani hayvanlarla ilgilenme-yi, onların yaralarını sarmayı, evrensel sevgi ve merhametin yaşatılması için olduğu kadar bilincin arınması için de önemli ve gerekli görür (6).

VETERİNER HEKİMLİĞİNİN DOĞUŞU

Henüz veteriner hekimliği mesleğinin ortaya çıkmadığı 18. Yüz-yılda hayvan hastalıkları ile yakından ilgilenen İtalyan Doktor Lancisi ve İn-giliz Doktor Bates 1710-1720 yılları arasında hayvan hastalıklarına bilim-sel yaklaşım getiren önemli çalışmalar yapmışlardır (3, 5). 18. Yüzyılda Avru-pa’da yayılan ve toplumu fakirleştiren etkileriyle sığır vebası önemli bir so-run haline gelmiş, Batı Avrupa’da 200 milyonun üzerinde sığır, Sığır Vebası nedeniyle telef olmuş, bu durum et temin etmede, beslenmede ve açlık tablosunun yayılmasında etkili ol-muştur. Sığır Vebası’nın sık tekrarlarla ortaya çıkması sağlık çalışanlarını,

yö-neticileri, çiftçileri ve kapital sahiple-rini çözüm arayışına zorlamıştır. Soru-na geçici öneri, bilgi ve yaklaşımlarla çözüm üretilemeyince, işi hayvanların hastalıkları olan, eğitimli ve tecrübe-li bir mesleğe ihtiyaç olduğu deklare edilmiştir. Bu, hayvan hastalıklarından anlayan, gerektiğinde hastalıkları ilaç-la veya cerrahi uyguilaç-lamailaç-larilaç-la tedavi eden, hayvanların tüm sorunlarıyla ilgilenen bir mesleğin arayışı olarak önemli bir aşama oluşturmuştur. Bu ihtiyaca binaen Fransa Kralı XV Louis, Fransa’nın Lyon kentinde, hayvan has-talıkları ile ilgilenen, pratisyen veteri-ner hekim gibi donanıma sahip olan, 1712-1799 yılları arasında yaşamış yazar Claude Bourgelat’ı bir veteri-ner hekimliği okulu açılması için ikna etmiştir. Fransa Danıştay’ı da 1761 yı-lında Claude Bourgelat’a Lyon’da evcil hayvanların anatomi ve fizyolojileri ile hastalıklarını öğretmesi amacıyla bir okul açması için yetki vermiştir. 1762 yılında eğitime başlayan Veteriner Okulu ile Veteriner Hekimliği eğitimi ilk kez örgün hale gelmiş, veteriner he-kimliği mesleği de kurumsal he-kimliğine kavuşmuştur. Fransa’da başlatılan bu

süreç, kısa zamanda Avrupa’nın önem-li merkezlerinde veteriner hekimönem-liği eğitimi verilen okulların açılmasına, daha sonra Amerika ve Asya ülkele-rinde okullaşmalara sebep olmuştur (5). Lyon’daki ilk veteriner okulunun kurucusu Claude Bourgelat, veteriner hekim olmadığı halde tüm dünya onu fahri bir veteriner hekim olarak kabul etmiştir.

VETERİNER HEKİMLİĞİ EĞİTİMİNDE OSMANLI’YA UZANAN SÜREÇ

Fransa’da başlayan okullaşma süreci modern veteriner hekimlik eği-timi için milattır. Tüm dünyaya hızla yayılan bu okullaşmayı zorunlu kılan faktörlerin başında pandemik hay-van hastalıkları gelir. Osmanlı Devle-ti o günlerde Avrupa’nın önemli bir parçası olarak bu sürece hızlı adapte olmuştur. Bu süreçte, 1908 yılında İs-tanbul’da kurulan Osmanlı Cemiyet-i İlmiye-i Baytariyesi, Mülkiye Baytarla-rı İttihat ve Teavün Cemiyeti, Mülkiye Baytar Mekteb-i Âlisi Mezunin Cemi-yeti, Taşra Baytarin CemiCemi-yeti, Mülkiye Baytar Mekteb-i Âlisi Talebe Cemiyeti, Türk Baytarlar Birliği gibi kuruluşlar

(4)

önemli rol oynamışlardır. Veteriner he-kimliği eğitimine tıp okulu hocaları ilk yıllarda büyük destek vermiş, okutulan birçok dersi üstlenmişlerdir. Örneğin, Mektebi Tıbbiye’yi birincilikle bitiren, üstün başarı ve yeteneği nedeniyle mezuniyetinden dört ay sonra Tıp Fiz-yoloji alanında öğretim elemanlığına atanan Hekimbaşızade Muhiddin Bey, kısa süre Tıp Fakültesinde Fizyoloji kürsüsünde çalıştıktan sonra Harbi-ye Mekteb-i Baytar- AliHarbi-ye’de Fizyoloji hocalığını tercih etmiş ve 1909 yılına kadar bu okulda görev yapmış, 1910 yılında da emekli olmuştur (7).

TEK TIP, TEK SAĞLIK

İnsan tıbbından sorumlu olan-lar için “hekim, doktor, tabip”, hayvan hekimleri için ise “veteriner hekim” sözcükleri kullanılır. Veteriner hekim-liği, insan ve hayvan hekimliğinin or-tak geçmişinin bir ürünü olup, koşullar gereği özgün bir hekimlik alanı olarak

gelişmiştir. 1762’de Fransa Lyon’da başlayan ve Avrupa’da Amerika’da ve-teriner hekimliği eğitimi verilen okul-larının açılması sürecinde insan he-kimleri öncü rol oynamışlardır (5).

Veteriner hekimliğinin farklı bir hekimlik alanı olsa da beşeri teda-vi protokollerinin hayvanlara adapte edilip uygulanması hala önemli bir yöntemdir. Hayvan fizyolojisi ve ana-tomisinin daha yakından tanınmasına yol açan veteriner hekimliği eğitimi, hayvanlar üzerinde yapılan çalışma-ların artmasına ve başarılı sonuçlan-dırılmasına, çalışmalardan elde edilen bulguların beşeri hekimlikte uygula-nabilmesine, böylece konvansiyonel tıbbın daha güvenilir ve etkin olması-na imkân sağlamıştır (2).

Alman hekim ve akademisyen Prof. Dr. Rudolf Virchow, Trichinella üzerine çalışmalar yaparken veteriner hekimlerle birlikte çalışmıştır. Bu

ça-lışmalar esnasında, beşeri tıp ve ve-teriner tıbbı diye bir ayrımının olma-dığını, bu iki tıp alanının birbirinden kopamayacağını, aynı bütünün parça-ları oldukparça-larını gören Virchow, bu iki hekimlik branşının birbiriyle sıkı ilişki içerisinde kalması için özel gayret gös-termiştir. Almanya’da bunun izlerini görmek mümkündür. Prof Virchow’un 24 Haziran 1873 tarihli bildirimi bu yaklaşımının güzel bir belgesidir ve günümüz sağlık politikaları için de yol haritası niteliğindedir: Tıp bir bütün-dür; veteriner tıbbını beşeri tıptan ayı-ran bir duvar, bir bariyer yoktur. Beşeri hekimlik ve veteriner hekimliği tıbbın iki önemli ve ayrılamaz disiplinidir. Bu alanlardan birinde elde edilen bulgu ve tecrübeler diğerini desteklemek-tedir. Prof. Virchow 1873 yılındaki bir tebliğinde, Berlin Veteriner Okulu’nun Alman Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Dairesi altında olması gerekti-ğini ileri sürmüştür. Günümüzde yay-gın kabul gören “Tek Tıp, Tek Sağlık”

(5)

konsepti hekimliğin ve tıbbın “tek” olduğunun göstergesidir, ancak vete-riner tıbbı ve beşeri tıp arasında oluş-turulan eski, köhne ve yanlış duvarları kaldırmaya başlamışsa da bu algı de-ğişimi henüz oluşturulabilmiş değildir (4).

ENDEMİK HASTALIKLAR VE VETERİNER HEKİMLİĞİ

Artan sanayileşme, yaygın sö-mürgecilik faaliyetleri ve uluslararası ticaret, hastalık faktörleri ve hastalıkla-rın dağılım ve değişim sürecini hızlan-dırmış; kolera, veba, çiçek hastalığı, kı-zamık, frengi gibi hastalıklar yeni kara parçalarında görülmeye başlamıştır. Mesela, Avrupa’dan Amerika’ya başla-yan göçte, göçmenler beraberlerinde evcil hayvanlarını ve onların hastalık-ları da Amerika kıtasına taşımışlardır. Akabinde insan ve hayvanlar arasında ciddi bulaşıcı hastalıklar baş göster-miş, küresel bir felakete dönüşen Sığır Vebası tüm dünyayı sarmıştır. Edin-burg Veteriner Okulu Avrupa’yı Sığır Vebası’ndan koruyabilmek için ulusla-rarası bir kongrenin yapılmasını öner-miş,1863 yılında Hamburg’ta veteriner hekimlerin ve veteriner okullarının ka-tıldığı Uluslararası Veteriner Hekimler Kongresi’ toplanmıştır. Bu kongrede, hayvan nakilleri ve trafiğinin hayvan hastalıklarının yayılmasındaki rolüne ve tehlikesine odaklanılmış ve bir dizi önlem alınması kararlaştırılmış, yaygın hayvan hastalıklarıyla savaş kuralları oluşturulmuştur (5). Alınan kararlar hayvan sağlığını yakından ilgilen-dirmekle birlikte, hayvandan insana geçen hastalıkların önlenmesini sağ-layan tedbirler doğrudan halk sağlığı-na yöneliktir. Bu da “tek tıp tek sağlık” konseptinin tüm zamanların değişme-yen gerçekliği olduğunu göstermek-tedir.

VETERİNER HEKİMLİĞİNİN SORUMLULUK ALANI

Veteriner okullarının açılmasıy-la birlikte veteriner hekimler sadece hayvan hastalıkları ve tedavisiyle

de-ğil, insan sağlığının korunması ve çev-renin, biyolojik çeşitliliğin muhafazası kapsamındaki tüm alanlarda, mesleki yeminleri gereği, sorumluluk sahibi-dirler. Örneğin hayvan sağlığı yanı sıra insan sağlığının güvence altında olması amacıyla mezbahalarda kesi-mi yapılan hayvanların etlerini kontrol ederler. 1761 yılında Almanya Würt-temberg’de ilk kez bir veteriner hekim hayvanların et muayenesini yaparak bu görevi başlatmıştır (5). Böylece ve-teriner hekimler henüz “halk sağlığı” kavramının disipliner olarak oluşmadı-ğı bir dönemde halk sağlıoluşmadı-ğını koruma faaliyetlerine öncülük etmiş oldular. Hayvan kaynaklı bulaşıcı hastalıklarla mücadele halk sağlığını korumada ilk adımdır. İkinci adım ise gıda güvenliği-nin sağlanmasıdır. Her iki adımın tam olarak ve birlikte atılabilmesinin vete-riner hekimlerle mümkün olabileceği düşünüldüğünde, veteriner hekimle-rin hayvan ve halk sağlığındaki rolleri daha iyi anlaşılacaktır (5).

Veteriner hekimliğinin gıda gü-venliği kapsamındaki bir sorumluluk alanı süt ve süt ürünleridir. 19. Yüzyıl-da hızlanan sanayileşme halkın, birçok ürüne olduğu gibi süte olan talebini de yükseltmiştir. Mandıralar güvenli süt ve süt ürünlerinin üretilip halka arz edildiği sektör olarak hızla gelişmeye başlamıştır. 1865 yılında sütün pastö-rize edilmesi tekniği geliştirilerek pas-törize süt üretimi başlamış; ilk ticari pastörizasyon fabrikası 1880 yılında Almanya’da kurulmuştur. Pastörize ürünlere gösterilen rağbet inek sütüy-le bessütüy-lenmeye bağlı sorunlar ve enfek-siyonlarda artışa yol açmış, veteriner hekimlerin beşeri hekimlerle yaptıkla-rı bilimsel çalışmalayaptıkla-rı sonucu inek sütü kaynaklı enfeksiyonlara bağlı hastalık-lar ve bebeklerde ölümler önlenmeye başlanmıştır. Halk sağlığının sadece beşeri hekimlerle sağlanamayacağını göstermesi açısından bu gibi örnekler önemli birer göstergedir (5).

HALK SAĞLIĞI İÇİN VETERİNER HEKİMLİĞİ

Halk sağlığı veteriner hekimli-ğinin temel sorumluluk alanlarından-dır. Kircher’in 1657 yılında sütte canlı hücreleri tespit etmesi, Bondeau’nun 1847 yılında sütteki bakterileri görün-tülemesi, Taylor’un 1857’de sütten kay-naklanan bir hastalığı tespiti, Koch’un 1882 yılında sütte tüberküloz (verem) etkenlerini, Bruce’ın 1887’de Malta Humması adı verilen hastalığı oluş-turan Brucella’yı tanımlaması, Klein’in 1889 yılında difteriyi, Grotenfeld’in 1889 yılında Streptekok’ları, Reynol-ds 1902’de Tifo etkenlerini bulmaları, beşeri hekimlik ve veteriner hekimliği mesleklerinin insanlığa hediye ettikle-ri halk sağlığı başarılarıdır (1, 5).

Sağlığın ilk koşulunun sanitas-yon, yani fiziksel ortamı sağlık açısın-dan uygun koşullarda tutmak olduğu bilinir. Buna hijyen, sağlığa uygunluk veya sağlık bilgilerine ve kurallarına uygunluk diyebiliriz. Halk sağlığı mis-yonu nedeniyle bazı hekimler tıbbı sosyal bir bilim olarak görmüş; sosyal hijyen, kamu hijyeni ve sosyal hekim-lik terimlerini kullanmışlardır. Çünkü hekimlik ve halk sağlığı uygulamaları toplumu korumaya yöneliktir (1). Halk sağlığı bilimi ve uygulamaları, çevre-sel sağlık koşullarını düzeltip bireylere sağlıklarını koruma bilgisi vermek su-retiyle bulaşıcı hastalıkları önlemeye, hastalıklara karşı koruyucu hekimlik ve hemşirelik uygulamaları geliştirmeye, böylece her bireyin sağlıklı bir hayat sürdürebilmesini sağlayacak sosyal or-tam geliştirmeye odaklanmıştır. Bütün bunlar, sağlıklı ve zinde yaşam süresini uzatan, ruh ve beden sağlığını destek-leyen, performansı artıran bir sosyal hekimlik projeksiyonudur (5).

Geçen iki yüzyıl halk sağlığı açı-sından önemli riskler ve tehlikeli ge-lişmelerin yaşandığı dönemlerdi. Bu süreçte insan hekimleri ve veteriner hekimler birlikte oldukça ciddi görev ve sorumluluklar üstlenmiş ve

(6)

başarıyla sonuçlandırmışlardır. Gıda-lardan özellikle de et ve sütten kaynak-lanan sorunların çözümünde veteriner hekimler beşeri hekimler için güçlü bir çözüm ortağı olmuşlardır. Bunun so-nucunda Avrupa ve Amerika’da Veteri-ner Hekimler kendi bulgularından yola çıkarak hazırladıkları raporlarla halk sağlığı için yeni düzenlemeler yapıl-masını önermişlerdir. Dünyada yaygın yaşanan halk sağlığı sorunlarına fizyo-loji, bakteriyofizyo-loji, immünofizyo-loji, virofizyo-loji, parazitoloji ve patoloji alanlarındaki çalışmalarıyla çözümler üretmişlerdir. Tüm dünyada veteriner hekimler tara-fından gerçekleştirilen buluşlar temel tıp alanında önemli bir boşluk doldur-muştur. Örneğin, Osmanlı Devleti bün-yesinde kurulan Bakteriyoloji Hane-i Osmanî’de, 1896’da difteri, 1897’de sı-ğır vebası ve1903’te kızıl hastalığı için Veteriner Hekim Mustafa Adil (1871-1904) tarafından serumlar üretilmiş-tir. Veteriner Hekim Frank S. Billings, 1884 yılında Hayvan Hastalıkları ve Halk Sağlığı” ilişkisini, tıbbi ve sosyal boyutlarıyla ortaya koyarak, bilimsel gelişmelere bağlı olarak bu risklerin önlenebileceğini rapor etmiştir. Vete-riner Hekimlerin tıbba katkıları, halk ve hayvan sağlığı ve koruyucu hekim-lik uygulamaları için önemli bir temel oluşturmuştur. Bu sebeple 20. yüzyılın

başından itibaren birçok ülkede koru-yucu halk sağlığı programları veteriner hekimlerin de katkısı ile oluşturulmuş, “tek tıp tek sağlık” ilkesine uygun ça-lışma programlarının etkili ve sürdü-rülebilir bir sağlık ortamı için olmazsa olmaz oluşu deklere edilmiştir (5).

Tıp fakültelerinde Halk Sağlı-ğı derslerinin müfredata alınmasına karar verildiği yıllarda, görülmüştür ki

sadece insan hekimleri ile evcil hay-vanlar vasıtasıyla gelişen bazı hastalık-ları önlemek, insan ve hayvan sağlığını koruyabilmek mümkün değildir. Bu nedenle, yaygın halk sağlığı sorunları insan hekimleri ve veteriner hekimler tarafından tartışılmış ve birlikte çözüm aranmıştır. İnsan ve hayvanlarda bula-şıcı hastalıkların yayılmasını önleyebil-mek için bu iki meslek grubu arasında her alanda ve sürekli iş birliği

(7)

yapılmasına tüm zamanların sağlık po-litikası olarak karar verilmiştir (2, 5).

Veteriner Hekimliğin halk sağ-lığındaki rol, her gecen gün büyüyen hayvancılık sektöründeki koruyucu görevi ile sıkı bağlantılıdır. Hayvan hastalıkları kaynaklı sorunlar nedeniy-le belli bir sure sonra Amerika ve Av-rupa’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı birimlerinde Veteriner Tıbbı Bölümü oluşturulmuştur. Veteriner Halk Sağlığı; hastalıkların önlenmesi yoluyla yaşamın korunmasını, insanın verimliliği ile refahını korumaya çalı-şan, veteriner tıp biliminden etkilenen veya onu etkileyen tüm toplumsal olayları kapsar. Veteriner Hekimlerin halk sağlığı ile yakından ilgilenmele-ri, Veteriner Hekimliği’nin Halk Sağlı-ğı Bilimine olan baSağlı-ğını ve katkılarını belirgin bir şekilde ortaya koymuş ve yeni ve özel bir alan olan Veteriner Halk Sağlığı disiplini oluşturulmuştur. Cerrah Joseph Mountin, 1945 yılında, büyük savaş sırasında askeriyede ve Halk Sağlığı Birimleri’nde görev yapan Veteriner Hekimlerin başarılı çalışma-larını görmüş, savaş sonrası dönemde Veteriner Hekimlerin beşeri hekimler-le birlikte yürüttükhekimler-leri bu aktif rolünün nasıl devam ettirilebileceğinin cevabı-nı aramıştır (5).

1946 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplantı-sında, BM’e bağlı WHO (Dünya Sağlık Örgütü)nün kurulmasına karar verilir ve 1948 yılında resmen kurulur (9,16). Sağlık hali, hastalık ve sakatlığın olma-ması değil, bedence, ruhça ve toplum-sal yönden tam bir iyilik durumudur şeklinde tarif edilir. Yine ayni yıl DSO bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı biri-minin oluşturulması için Veteriner He-kim Virolog Martin M. Kaplan (1915-2004) görevlendirilmiş ve bu birim kurulmuştur (7). Veteriner Halk Sağlığı konsepti, veteriner tıp biliminin man-tıki, fiziksel ve sosyal dokuya katkıların tümü olarak tanımlanmıştır. Veteriner Halk Sağlığı öncelikli olarak insan ve hayvanlar arasında görülen bulaşıcı

zoonotik hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalar yapar. Ayrıca gıda hijyeni, hayvansal kökenli gıdaların üretimi, işlenmesi ve dağıtımı, hay-vansal atıklar ve hayvan ürünlerinin bozulmasına bağlı çevre sorunlarının çözümüne odaklanmıştır (9). Veteri-ner Halk Sağlığı, bütüncül veteriVeteri-ner hekimliği hizmetleri ile sağlanır. İnsan tıbbı ile birlikte çalışan ve halk sağlığı-na Veteriner Hekimliği biliminin katkı-larını ortaya koyabilmek için kullanılan bir kavramdır. Veteriner Halk Sağlığı, bireye yönelik Halk Sağlığı ile birlikte çalışır; faaliyet alanı bilimsel olup ve-teriner hekimlerle sınırlı değildir; insan hekimlerini, hemşireleri, mikrobiyo-logları, hayvan bağıntılı hastalıkların tedavisi ve korunmasında rolü olan herkesi içine alır (5).

Veteriner Hekimliği Bilimi tıb-bın farklı bir disiplinidir, gerçek tıptır ve bu yönüyle insan sağlığını

doğru-dan etkileyen faktörlerle de ilgilen-mektedir. Beşeri tıp alanındaki bilim-sel çalışmaların arkasında veteriner tıbbının olduğu bilinir. Dolayısıyla Ve-teriner Hekimliği sağlıkla ilgili bir mes-lektir. Veteriner Hekimliği hizmetleri-nin temelini hayvan sağlığına yönelik faaliyetler oluşturuyorsa da Veteriner Hekimliği, tıp, sağlık ve tarım bilimle-rinin iç içe geçtiği ve bilimsel bağlarla bağlı olduğu interdisipliner bir alandır. Bu nedenle Veteriner Bilimi ve Veteri-ner Hekimliği, bir tıp alanı ve disiplini olmakla birlikte Tıp ve Tarım alanları ile doğrudan ilgilidir. Veteriner Halk Sağ-lığı’nın faaliyet alanları, teşhis, müşa-hede altında tutma, kontrol, korunma, gıdaların korunması, laboratuarların denetlenmesi, biyomedikal araştırma-lar, sağlık eğitimi ve yaygınlaştırılması, tıbbi buluşlar ve biyomedikal ürünle-rin üretimi ve kontrolüdür. Ayrıca ev-cil ve yabani hayvanlar, içme suları ve çevreyi korumak da sorumluluk alanı

(8)

içerisindedir. Biyomedikal araştırmalar için de Veteriner Hekimliği eğitimine ihtiyaç vardır. Tıbbın göz kamaştıran gelişim seyrinde veteriner tıbbının rolü yadsınamaz. Tıbbın bu iki disipli-ni daima iç içe olmuştur. Çünkü biridisipli-nin bulgularından diğeri faydalanmakta, birinin keşfini diğeri genişletmekte; böylece birbirlerini desteklemektedir-ler. Zaten bu sebeple bunlara tıp mes-lekleri denilmiştir. Veteriner Biliminin halk sağlığına katkıları, günümüzde

TEK SAĞLIK KONSEPTİ ile son halini

almıştır (5, 8). 250 yıldır hiçbir mes-leğin yerine getirmesinin mümkün olmadığı fonksiyonları ile Veteriner Hekimliği bundan sonra da insan ve hayvan sağlığına katkıda bulunmağa devam edecektir.

SONUÇ

Veteriner Hekimliği eğitiminin başlaması ile birlikte önce tarım dev-rimi akabinde endüstri devdev-rimi süreci yaşanmış, dünya toplumları hayvan varlığı, hayvansal ürünler ve halk sağlı-ğı açılarından derin bir nefes almışlar-dır. Ayrıca; hayvan biyolojisi ve patolo-jisi üzerinde yapılan çalışmalar hayvan hekimliği yanı sıra insan hekimliğinin gelişmesine de büyük katkılarda

bu-lunmuştur. Hayvan sağlığı kadar hay-van refahının önemsenmesi, gelişmesi ve yüksek standartlarda tutulması sağ-lanmıştır. Global açlık giderilmiş, yerel açlık alanlarının azaltılmasına destek olunmuştur. Zoonoz hastalıkların ön-lenmesinde başarı sağlanmıştır. Gıda kalitesi ve güvenliği sürdürülebilir şe-kilde sağlanmış ve etkili bir şeffaflık ve süreç kontrolü oluşturulmuştur. Vete-riner hekimlerin yer aldığı araştırma ve uygulamalar sonucu çevre ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına destek veril-miş, “tek tıp tek sağlık” yaklaşımının doğrusal sonucu olarak halk sağlığı her alanda desteklenmiştir.

Günümüzde ülkemizde Veteri-ner Hekimlik mesleği 30 bin civarında icracısı olan, hayvan sağlığından insan sağlığına çok geniş bir yelpazede ama “tek tıp-tek sağlık” konsepti çerçe-vesinde icra edilen, tarladan-sofraya gıdadan beşeri sağlığa kadar birçok alanda var olan çevre dostu hayati bir meslektir.

LİTERATÜR

1. Berten M, Güler C. ( 1997 ) Halk Sağlığı temel Bilgileri. Güneş Kita-bevi, Ankara.

2. Özgür A. ( 1997 ) Veteriner Hekim Terimi Üzerine Tarihsel Bir Araştır-ma. AÜ Veteriner Fakültesi Dergisi. 44: 1-8.

3. Dinçer F. (1980 ) Veteriner Hekimlik ve Halk Sağlığı .Gıda Bilimi ve Tek-nolojisi Derg.3(1-2): 14-21.

4. Dündar Y. (2016) Mutluluk Yöneti-mi. ISBN: 978-605-87210-9-8 An-kara.

5. Serpen A. (2011) Dünyada Veteri-ner Hekimliği Eğitiminin Başlama-sının 250’inci Yıldönümünde Vete-riner Bilimi ve VeteVete-riner Hekimliği Mesleği. www.izmir-vho.org

6. Dündar Y. (2015) Sen Tanrı mısın? ISBN: 978-605-88309-8-1 Altıncı Baskı, Ankara

7. Aslan R. (2016) Osmanlı’dan Cum-huriyet’e Veteriner Hekimliği. Ko-catepe Vet J. 9(4): 332-8.

8. Steele JH. (1991) History of vete-rinary public health in the United States of America, Rev.,sci.tech.Off. int. Epiz. 10 (4): 951-983.

9. Kaplan MM, Bogel K. (1991) Histo-rical perspective of the origins and development of international ve-terinary public health in the World Health Organisation, Rev. Sci. Tech. Off. Int. Epiz. 10 (4 ): 915- 931.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :