• Sonuç bulunamadı

Bir şahaser tercüme

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir şahaser tercüme"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

cumhuriyet

but&sj

.... r '**'-“ •""'-"7 r 'i-TTmrımrrrıiiiT

,

r r .ı™ ■ »«w i i w w w ^

Tetkik ve Tenkid

lir şaheser

tercüme

Son senelerin çorak ve durgun fi­ kir ve sarfat hayatimizin hail, yağmur duasına çıkan çiftçilerin endişesine benzemişti. Fakat ' mübarek fikir ve san’at rahmeti bir türlü yağ­ mak bilmiyordu. Nihayet olgun bir verimin başlangıcını müjdeliyen bir eser, hakiki, büyük bir eser, hem yüzümüzü ağarttı, hem içimize fe­ rahlık verdi. Bu, Maarif Vekâleti ter­ cüme neşriyatından, İstanbul Üniver­ sitesi Edebiyat Fakültesi Profesörlerin­ den Sabri Esad Siyavüşgilin fransızca- dan dilmize çevirdiği Edmond Rostan- d’m, Cyrans de Bergerac isimli manzum piyesidir. Fakat yanlış anlaşılmasın, yu­ karıda tavsif ettiğim hakikî ve büyük eser vasfı Rostand’ın eseri İçin sarfe- dilmemiştir. Hakikî ve büyük dediğim zaman, bir telif kadar yaratıcı kabi­ liyetle, Cyrano’yu aslı kadar mükemmel ve kusursuz tercüme eden Sabri Esad Siyavüşgili kasdediyorum. Sabri Esa- ■dm bu başarısı o kadar ehemmiyetlidir k i'X I X uncu asır sonu Fransasmın en millî, hamasi ve mahallî eserini; Fran­ sız ırkına has karakteristiklerle dolu manzum destanını, nazman türkçeye çevirmiş ve o kadar itinalı ve bilgili çevirmiştir ki; artık biz bu tercümeye bizim edebiyatımıza mal olmuş nazarıle bakabilir ve hiç çekinmeden, Edmond Rostand ve Sabri Esadm müşterek t e ­ lifleri Cyrano de Bergerac diyebiliriz. Şair George, Beaudelaire’in şiirlerini öz diline manzum olarak o kadar mü­ kemmel tercüme etmişti ki, münekkid Maximilian Harden: «Artık Fleurs du Mal gürleri yalnız Beaudelaire’in telifi değil, fakat bizim edebiyatımızın çer- çevresinde, Beaudelaire ve George’nin müşterek eserleri olarak kalacaktır.» demişti. Biz de Fleurs du Mal tercü­ mesinden daha çok güç, hamasi, man­ zum ve destanı bir piyesi ayni san'at şekli ve nazım kudretile dilimize çe­ viren Sabri Esada yarı müelliflik hak­ kını vermekten niye çekinelim? Öyle zor tercümeler vardır ki, bunları başa­ rabilmek, yüzlerce vasat telife bedel­ dir. İşte Cyrano da bunlardan biridir. Cyrano de Bergerac’m mevzuunu incelemek için bir makalenin hacmi müsaid değildir. Esasen maksadım da asıl eserin değil, ancak tercümesinin tahlilidir. Fakat buna rağmen, Rostan- d’m eserinin tercüme güçlüğünü belir­ tebilmek maksadile, bir nebze bu des- tanî piyesi anlatmak isterdim:

X IX uncu asrın sonu Fransız sosyal politikası; Saint - Simon, Blanqui ve Louis Blanc gibi, asır başlangıcı ve or­ tası sosyal hareketlerinin basübadel- mevtine susamış bir haldeydi. Üçüncü cumhuriyetin kurucusu Thiers, halâ gönüllerde akisler uyandıran aziz bir hatıra olarak yaşıyordu. Bourbon sa- \ rayında sosyalist Jaures parlamentoya meydan okuyor, bir alemdar vakarile, kızıl bir insanlık ve müsavat hadisinin kitabı mukaddesini getiriyordu. Fransız münevverlerinin snobu veya mümini, bileni veya bilmiyeni, Marx ve En- gels’İn Avrupayı çevreliyen yeni nizam hülyasının nazariyelerine Mesihin söz­ leri kadar hayrandılar. Bu şartlar al­ tında, sosyal politikanın, -burjuva ce­ miyet teşkillerinin ve ayak takımının sevgisini " şiddetle çektikleri hakikat, insanlık- ve sosyalizmin yalnız Birer hareket umdeleri olarak kalabilmelerine imkân yoktu. Bu hareket beyinleri, ka­ faları da sardı ve fikre', san’ata, edebi­ yata girdi- Fakat bu edebiyat, nazımda hayalin, nesirde hâdisenin yalnız rea­ lizmine inanan tek cepheli bir dünya görüşüydü. Bu görüşü takviye eden haricden gelme fikir elemanları da -yok değildi: İskandinavyalI İbsen, Bjömsen, Brand, Strindberg; Rusyalı Tolstoy, Çe- hov ve gene Gorki Paris sahnelerinde en çok oynanan yabancı piyes muhar­ rirleriydiler. Romantik İsa çoktan çar­ mıha gerilmişti. Millî edebiyat Flau- bert ve Zola’nın Mr fotoğraf objektifi kadar realist, natüralizminin baskısın- daydılar.

Yazan :

CeSâİedditi E xm e

nâzım Sabri Esad, İstanbul Üniversitesi frenk edebiyatı- bilgini Sabri Esad bu güçlükleri yendi ve Cyrano’yu Türk dilinde ve nüktesile yaşattı.

Eserin- aslının lâalettayin bir sahi- fesini açıyor ve tercümesile karşılaştı­ rıyorum; asim güzelliğinden hiç bir şey kaybetmemek şartile, tercüme hiç şaş­ mıyor. İşte şöylece aldığım bir kaç mi­ sali aşağıya kaydediyorum. Cyrano’ nun birinci perdedeki monologu:

Bunlar Gaskonya Beyleri, Başlarında Caste\ - Jaloux, Atıcı, atak, serseri Bunlar Gaskonya Beyleri, Beyzadenin derbederi Armait, menşurlu, tuğlu Bunlar Gaskonya Beyleri Başlarında Castel - Jaloux

Meşhur düello parçasından şu parça:

§apkamı bir yana atarım şöyle; Sonra çıkarırım beni kıskıvrak Saran şu mantomu- Alırım ele Bizim zülfikarı, kını atarak. Gazal gibi 'çevik, ay gibi parlak! Sana ben şimdiden söyleyim peşin: Artık ne bir mazeret ne bir kaçamak Baladın sonunda bitiktir işin!

Dördüncü perdede Cyrano’nun şu sözleri:

Evet nükte daima İsterim ki bir akşam üstü, kızıl bir sema Altında can vereyim bir nükte savurarak, Haklı bir dâva için vurularak, vurarak.

Ah ölmek kendime denk bir düşmanın eliyle, Kılıçla, silâhların mutlak en asiliyle, Kalbimden vurularak çimenlere seril­

mek. Ve ölüm döşeğine girmeden ölebilmek. Fakat erkekçe ölmek, titremeden sol­

madan;

Kanlı dudaklarında nükte eksik ol­ madan!

Daha hangilerini sayayım? Roxane’e mektubunu mu? Balkon altı muhave­ resini mİ? Cyrano’nun ölüm sahnesini mi?

Gönül isterdi kİ; y e r müsaid olsun da, Sabri Esadm bu şaheser tercüme­ sini sahife sahife buraya geçireyim! Fakat bu İmkânsızlık karşısında gene gönül isterdi ki, her münevver kari bu kit'abı okusün;. okusun, ve en çetin frenk nüktesinin, usta bir kalem elin­ de, geniş Türk dilinde İfade edilebil­ mesinin kabil olduğunu görsün! Gene gönül İsterdi ki; Tevfik Fikretin telif «Rübabı Şukeste» sİ, zamanında nazmı­ mız için nasıl bir dönüm noktası ol­ muş, etrafında fırtınalar koparmışsş; manzum Cyrano’yu, dilimize manzum olarak ve ayni tekemmülle çevirebilme- nin de edebiyatımız için bir telif ka­ dar mühim dönüm noktası olduğu tes­ lim edilsin; münakaşalar, fırtınalar ko­ parsın, fakat heyhat! Görüyorum kİ, «Servetifünun» cular, bizim neslimiz­ den daha ateşli san’atsever ve edebiyat meftunu kimselermiş!

Ve nihayet, gönül isterdi kİ; tenkid- lerimi sert ve müsamahasız bulan bazı dostlara şunu söyliyebileyim: Keşke bütün karşıma çıkan eserler, Sabri E-

sadm tercümesinin ölçüsünde olabilse- ler de, benim <Je üzülerek yazdığım her acı tenkid, sevincin yazabileceğim böyle birer methiye olsa...

Cyrano de Bergerac tercümesinin, bir an evvel neşri hususunda bizzat meşgul olmuş olduğunu duyduğum sayın Maarif Vekilimiz Haşan  li Yücele burada her Türk münevverine düşen şükran bor­ cunu kaydetmeden geçemiyeceğim,

Celâleddin EZİNE

İşte bu sıralarda Marsilyalı gene şair Rostand, pek dikkati çekmiyen bir kaç eserden sonra Cyrano de Bergerac’ı yaz­ dı. Bu eser, maruz kaldığı uzun istihza senelerinden sonra, Lamartine.ve Hugo devrinin romantizmini tekrar gönüllere aşılamak istiyen bir aksi şada idi. Fa­ kat onların konvansionel beyanına zıd bir ifade, yeni ve orijinal bir nazım hamlesile gürledi.

Cyrano, ferdî Fransız hoş söylemesi­ nin, zekâ ve beden kahramanlığının bir destanıdır. Öyle hamasi bir destan ki; yahudi Dreyfus hâdisesinden, bur­ juva sosyalizminden sonra, Fransanm 1870 mağlûbiyetindenberi susadığı cen- gâver bedenin, atılgan ve şeci yara­ dılışın, atak ve küstah ruhun çeş­ nisini taşır. Bu destanı , piyes 1897 se­ nesi 27 kânunuevvel gecesi Pariste Saint Martin tiyatrosunda oynandı. Ve o gece, Paris bulvarlarındaki bir tiyat­ ro binasından hızım alan bir destan, bütün Fransayı fethe çıkan romantik bir savlet oldu. Fakat tek sesli bir-sav­ let. Kahraman Cyrano, zülfikarmı sal­ ladı; bağırdı, haykırdı... Ve sustu.

Cyrano de Bergerac’m Fransız ede­ biyatında pek büyük mevkii yoktur. Dünya edebiyatında bundan da az. Hiç klasik eserler sırasına girecek çapta de­ ğil, Fakat romantik, hamasi ve nükteli

bir çeşnisi var. Öyle bir çeşni ki, onu bizim de tatmamız lâzımdı. Fakat yal­ nız Goluvaların toprağına mahsus bu yemişi ecnebi dilde, ecnebi millete tat­ tırmak güçtü. Meselâ bizim Yahya Ke­ malimizin -sltri» sinin fransızcaya ter­ cüme edilip, Fransız okuyucularına b i­ zim duyduğumuz ayni zevki tattırabli- mek kadar güç, O kadar millî o ka­ dar mahallî, o kadar halis Fransız des­ tanı ki; Cyrano’yu başka bir memle­ ketin sahnesinde, başka bir milletin kahramanı olarak düşünebilmek bile abes... Ne kadar Kerem ile Aslı bizimse, o kadar Pariste yaşıyan Gaskonyalı Cy­ rano Fransızdır. ■ Lisanile, nazmile, keli­ me oyunlarile, ıstılahlarile, nüktelerile, şskalarile, esprisile, aslında olduğu gibi onu bize vermek hakikaten çok zor işti. Fakat ruhunda hâlâ «Yedi Meş’aleci» lerin zinde talâkatini taşıyan kudretli

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

(Yakla¸sık de˘ ger ve hata ¨ ust sınırı rasyonel sayı

K¨ o¸segeni 10 olan dikd¨ ortgenler arasında, bir kenarı etrafında d¨ ond¨ ur¨ uld¨ u˘ g¨ unde en b¨ uy¨ uk silindiri olu¸sturan dikd¨ ortgenin kenar

Bu da, fonksiyon serimizin (t¨ um R de) terime terime t¨ urevlenebilmesi

G= D¨ uzlemin simetrilerinin; t¨ um ¨ otelemeleri, t¨ um (bir nokta etrafında) d¨ onmeleri ve t¨ um (bir do˘ gruya g¨ ore) yansımaları i¸ceren en k¨ u¸c¨ uk alt grubu..

Dik prizmaları tanır, temel elemanlarını belirler, inşa eder ve açınımını çizerX. Dik dairesel silindirin temel elemanlarını belirler, inşa eder ve

[r]

INFORMATIVA SUL TRATTAMENTO DEI DATI PERSONALI / ŞAHSİ BİLGİLERİN İŞLENMESİNE İLİŞKİN BİLGİLENDİRME La raccolta dei dati richiesti in questo modulo, la sua fotografia