EĞİTİM BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
GİYİM ENDÜSTRİSİ VE GİYİM SANATLARI
EĞİTİMİ ANABİLİM DALI
KÜLTÜREL DEĞİŞİM SÜRECİNDE GİYSİ ALIŞKANLIKLARININ
MAHREMİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ
(KAZAKİSTAN-TÜRKİYE ÖRNEĞİ)
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Hazırlayan
Almagul ZHUMAGAZİYEVA
EĞİTİM BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
GİYİM ENDÜSTRİSİ VE GİYİM SANATLARI
EĞİTİMİ ANABİLİM DALI
KÜLTÜREL DEĞİŞİM SÜRECİNDE GİYSİ ALIŞKANLIKLARININ
MAHREMİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ
(KAZAKİSTAN-TÜRKİYE ÖRNEĞİ)
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Almagul ZHUMAGAZİYEVA
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Fatma KOÇ
Ankara Eylül, 2009
i
Almagul Zhumagaziyeva’nın “Kültürel Değişim Sürecinde Giysi Alışkanlıklarının Mahremiyet Açısından İncelenmesi” (Kazakistan-Türkiye Örneği) başlıklı tezi, 15.09.2009 tarihinde, jürimiz tarafından Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Eğitimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak kabul edilmiştir.
Adı Soyadı İmza
Üye (Tez Danışmanı): Yrd. Doç. Dr. Fatma KOÇ ... Üye : Prof. Dr. Tuba VURAL ... Üye : Yrd. Doç. Dr. Melek ÖZTÜRK ... Üye : ... ... Üye : ... ...
ii
Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimler Enstitüsü, Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Eğitimi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans tez çalışması olarak hazırlanacak bu araştırmada, Kazakistan ve Türkiye’de kültürel değişim sürecinde giysi alışkanlıklarının mahremiyet açısından incelenmesi amaçlanmıştır.
Yapılan bu araştırmanın içeriği beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmanın amacı, önemi, sayıltılar, sınırlılıklar, açıklanmış tanımlar içermektedir. İkinci bölümde; Kazakistan ve Türkiye hakkında genel bilgiler, kültür, giyim ve mahremiyet kavramı ve tanımlarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; araştırmanın yöntemi, evren ve örneklem, veri toplama aracının geliştirilmesi, veri toplanması ve verilerin analizi hakkındaki bilgiler açıklanmıştır. Dördüncü bölümde; bulgular ve yorumlar başlığı altında elde edilen veriler analiz edilip yorumlanmıştır. Beşinci bölümde ise; sonuç ve öneriler yer almaktadır.
Bu araştırmanın hazırlanmasının her aşamasında, yoğun çalışmaları arasında, değerli vakitlerini ayırarak, araştırmanın istenilen düzeyde olabilmesi için yardımı esirgemeyen tez danışmanım, Sayın Yrd. Doç. Dr. Fatma KOÇ’a içtenlikle teşekkür eder ve saygılarımı sunarım.
Araştırmada kullandığım anketin hazırlanması, dağıtımı ve araştırmanın analiz kısmına veri sağlanması için yapılan çalışmalarda yardım ve desteklerinden dolayı, Gazi Üniversitesi Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Eğitimi Bölümü Hocalarıma, istatistiksel işlemlerin yapılmasında değerli yardım ve önerilerini aldığım Tülin Acar’a, Arman Nurmakhamatuly’na ve Ceyhan Balcı’ya içtenlikle teşekkür ederim.
Ayrıca öncelikle, okul hayatım boyunca ve daha sonra yüksek lisans tez çalışmamda bana her türlü desteği veren anneme ve babama, özellikle tezimin her aşamasında, verdiği moral ve destek ile birlikte yardımını benden esirgemeyen eşim Galymzhan Baimuratov’a teşekkür ederim.
iii
MAHREMİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ (KAZAKİSTAN-TÜRKİYE ÖRNEĞİ)
ZHUMAGAZİYEVA, Almagul
Yüksek Lisans, Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Eğitimi Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Fatma KOÇ
Eylül-2009, 214 sayfa
‘‘Kültürel Değişim Sürecinde Giysi Alışkanlıklarının Mahremiyet Açısından İncelenmesi’’ için yapılan araştırmanın amacı; Ülkelerin kültürel değerlerin korunması, giysi alışkanlıklarının belirlenmesi, kültürün ve kültürel etkileşimin öneminin vurgulanması ve toplumların kendilerine ait giyim kültürünün ortaya çıkarılmasında mahremiyet kavramın ne derece etkili olduğunu belirlemektir.
Araştırmanın evrenini, Kazakistan’ın Astana şehrinde ve Türkiye’nin Ankara şehrinde müslüman olan 22 – 45 yaş arasındaki 768 ( Türkiye 384- Kazakistan 384) kadın oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan 22-45 yaş arası olan kadınlara anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler önce herhangi bir değişkene bağlı kalmaksızın analize tabi tutulmuş frekans tabloları hazırlanmıştır. İkinci aşamada belirlenen alt problemlere ilişkin bazı değişkenler arasında ilişki olup olmadığını ölçmek amacıyla tek yönlü (ANOVA) varyans analizi sonuçları yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre;
Mahremiyet etmenlere ilişkin olarak; Türkiye’li kadınlar Kazakistan’lı kadınlara göre daha fazla muhafazakâr görüş bildirmişlerdir. Türkiye ve Kazakistan’daki kadınların mahremiyet değerleri açısından giysi seçimlerini etkileyen faktörler, giyim tarzı, kadınların giyim anlamı, eğitim ve medeni durumları açısından farklılık gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye’de yaşayan kadınlar mahremiyet açısından giysi alışkanlıkları, tutumları ve davranışları günlük hayatlarında, iş yerlerinde, tatilde ve özel günlerinde açık tarzdaki giysileri hiçbir
iv
oldukları ortaya çıkmıştır. İş yerlerinde açık tarzdaki giysileri hiçbir zaman giyinmediklerini ve tatilde açık tarzdaki giysileri nadiren ve her zaman sıklığında giyindiklerini ifade etmişlerdir. Özel günlerde açık tarzdaki giysileri her zaman giyindikleri gözlenmişken sırt dekolteli ve kısa strapless (askısız) tarzındaki kıyafetleri hiçbir zaman giyinmedikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyo-psikolojik ve İnanç etmenlerine ilişkin olarak; Her iki ülke kadınlarının sosyo-psikolojik ve inanç değerleri açılarından giysi alışkanlıkları, tutum ve davranışlarında benzer görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Kültürel etmenlere ilişkin olarak; Türkiye ve Kazakistan’daki kadınların kültürel değerleri açısından giysi seçimlerini etkileyen faktörler, medeni durum, aylık geliri ve sosyal konumlarının açısından farklılık gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Türkiye, Kazakistan, Giyim, Kadın, Mahremiyet, Kültür, Kültürel Değişimi
v
ZHUMAGAZİYEVA, Almagul
Master Student, Clothing İndustry and Clothing Arts Training Departman: Assistant of Profisser, Dr. Fatma KOÇ
June – 2009, 214 page
The aim of research, “Observation of Clothing Habits through Cultural Change in terms of the Privacy” is; to identify factors that affected clothing patterns of Turkish origin individuals sharing the same religion from Turkey and Kazakhstan in the process of cultural change, to reveal how wear samples of women were affected by privacy.
The population of the study consists of 768 Muslim women, between the ages of 22 - 45, in the city of Astana in borders of Kazakhstan and city of Ankara within the borders of Turkey. Survey forms were applied to women in age range of 22-45 years, who were included to the research. Results having no connection to any variable were analyzed and used for preparing frequency tables. At the second stage, one-way (ANOVA) variance analysis results were interpreted to observe the existence of relation between the variables determined in hypothesis. According to the research results obtained;
In relation to factors of privacy; Turkish women reported conservative views than Kazak women. In terms of privacy Turkish women feel more comfortable themselves with plenty clothes, they stated that clothing is an indicator of a person's social status, that environmental factors affect clothing selection, and that clothing must be in vogue. In Kazakhstan in terms of privacy women feel more comfortable with tight clothes, they stated that selection of clothing can be affected by friends,
vi
In relation to socio-psychological and beliefs regarding factors; In terms of factors of religion and social-psychology we came to the conclusion that women of both countries have the same views,attitudes and manner in clothing.
In relation to cultural factors; Both women from Turkey and Kazakhstan affected by region's cultural structures and traditions of the clothing, and this bond is sometimes seen to be effective in selecting clothing preferences. Culturally women in Turkey as well as in Kazakhstan feel more comfortable in plenty clothes, they expressed that they want clothing reflect their religious and moral values, also that clothing is a protection tool for religious and moral values. In addition, it is seen that clothing choice of women in Kazakhstan is affected by environmental factors whereas in Turkey affecting factor is religion.
Key Words: Turkey, Kazakhstan, Clothing, Women, Privacy, Culture, Cultural Change .
vii
JÜRİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI………...i
ÖNSÖZ………...ii ÖZET………...iii ABSTRACT………...v İÇİNDEKİLER………...vii TABLOLAR LİSTESİ...x ŞEKİLLER LİSTESİ...xviii BÖLÜM 1 GİRİŞ 1.1. Problem...1
1.2. Araştırmanın Amacı ve Alt Amaçlar...2
1.3. Araştırmanın Önemi...3
1.4. Sayıltılar...4
1.5. Sınırlılıklar...4
1.6. Tanımlar ve Kısaltmalar...5
BÖLÜM II KAVRAMSAL ÇERÇEVE ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR 2.1. Kavramsal Çerçeve... 6
2.1.1. Türklerin Tarihçesi...6
2.1.2. Kazakistan ve Türkiye’nin Nüfus ve Demografik Özellikleri...15
2.1.2.1. Kazakistan’ın Nüfus ve Demografik Özellikleri...15
2.1.2.2. Türkiye’nin Nüfus ve Demografik Özellikleri...16
2.1.3. Kazakistan ve Türkiye’nin Sosyo-Ekonomik Yapısı...17
2.1.3.1. Kazakistan’ın Ekonomik Özellikleri...17
viii
2.1.3.5. Türkiye’nin Bölgesel Dil Faktörü...22
2.1.3.6. Türkiye’nin Dini Yapısı...23
2.1.4. Kazakistan ve Türkiye’nin Siyasi Yapısı...24
2.1.4.1. Kazakistan’ın Siyasi Yapısı...24
2.1.4.2. Türkiye’nin Siyasi Yapısı………...………....25
2.1.5. Kültür Kavramı ve Tanımlar ...27
2.1.5.1. Maddi Manevi Kültür...32
2.1.5.2. Kültür Değişimi...34
2.1.5.3. Kültürel Süreçler...37
2.1.5.4. Kitle Kültürü...39
2.1.6. Giysi Alışkanlıklarına Etkileyen Genel Faktörler...40
2.1.6.1. Demografik Faktörler...42 2.1.6.2. Psikolojik Faktörler...46 2.1.6.3. Sosyo-Kültürel Faktörler...53 2.1.6.4. Ekonomik Faktörler...56 2.1.7. Mahremiyet Kavramı...56 2.1.7.1. Mahremiyetin Tanımı...56 2.1.7.2. Mahremiyet İhtiyacı...60 2.1.7.3. Mahremiyet Teorileri...61 2.2. İlgili Araştırmalar...64 BÖLÜM III YÖNTEM 3.1. Araştırma Modeli...68 3.2. Evren ve Örneklem...68
3.3. Veri Toplama Aracı...69
3.4. Verilerin Toplanması...72
ix
4.1. Ülkelere Göre Kadınların Demografik Özellikleri...74
4.2. Araştırmaya Katılan Kadınların Mahremiyet, Sosyo-Psikolojik, İnanç ve Kültürel Açısından Giysi Alışkanlıklar, Tutum ve Davranışlarını Belirlemeye Yönelik Sorular...79
BÖLÜM V SONUÇ ve ÖNERİLER 5.1. Sonuç...169 5.2. Öneriler...173 KAYNAKÇA………...…………...174 EKLER………...185
x
Tablo- 2.1. Kazakistan Cumhuriyetinin Nüfus Bilgileri...15 Tablo- 2.2. Kazakistan’ın 2005-2008 Yıllar Arasında Asgari Ücreti...18 Tablo- 2.3. Türkiye’nin 2006-2008 Yıllar Arasında Asgari Ücreti...22 Tablo- 3.1. Dört Seçenekli Likert Tipi Ölçekte Yer Alan İfadelerin Ağırlıkları ve Sınırları...69 Tablo-3.2. Ölçeklendirilmiş Tüm Sorular İçin Geçerlilik ve Güvenilirlik Analiz
Sonuçları...71 Tablo -4.1. Kazakistan ve Türkiye’de Yaşayan Kadınların Sosyo-Psikolojik
Açıdan Giysilere Karşı Tutum ve Davranışlarına İlişkin Görüşleri...79 Tablo-4.2. Kazakistan ve Türkiye’de Yaşayan Kadınların Mahremiyet Açısından
Giysilere Karşı Tutum ve Davranışlarına İlişkin Görüşleri...81 Tablo-4.3. Kazakistan ve Türkiye’de Yaşayan Kadınların İnanç Açıdan Giysilere
Karşı Tutum ve Davranışlarına İlişkin Görüşleri...83 Tablo-4.4. Kazakistan ve Türkiye’de Yaşayan Kadınların Kültürel Açıdan Giysilere Karşı Tutum ve Davranışlarına İlişkin Görüşleri ...85 Tablo-4.5. Giyim Tarzına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Mahremiyet
Etmenlere İlişkin Görüşler...86 Tablo-4.6. Kadınların Mahremiyet Açısından Giyim Tarzına Göre Anlamlılık
Derecesi (ANOVA) ...87 Tablo-4.7. Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Mahremiyet Etmenlere İlişkin Görüşler...88 Tablo-4.8. Kadınların Mahremiyet Açısından Giysi Seçimine Etkileyen
Faktörlere Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...90 Tablo-4.9. Giyim Tarzına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Sosyo-Psikolojik
xi
Tablo-4.11. Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Sosyo-Psikolojik Etmenlere İlişkin Görüşler...93 Tablo-4.12. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Giysi Seçimine Etkileyen
Faktörlere Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...94 Tablo-4.13. Giyim Tarzına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen İnanç Etmenlere
İlişkin Görüşler...95 Tablo-4.14. Kadınların İnanç Açısından Giyim TarzınaGöre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...96 Tablo-4.15. Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere Göre Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen İnanç Etmenlere İlişkin Görüşler...97 Tablo-4.16. Kadınların İnanç Açısından Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere
Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...98 Tablo-4.17. Giyim Tarzına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Kültürel
Etmenlere İlişkin Görüşler...99 Tablo-4.18. Kadınların Kültürel Açıdan Giyim Tarzına Göre Anlamlılık Derecesi
(ANOVA) ...100 Tablo-4.19. Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Kültürel Etmenlere İlişkin Görüşler...101 Tablo-4.20. Kadınların Kültürel Açıdan Giysi Seçimine Etkileyen Faktörlere Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...103 Tablo-4.21. Kadınların “Günlük Hayatta” Mahremiyet Açısından Giysi Kullanma Sıklıklarının Dağılımı...104
xii
Tablo-4.23. Kadınların “Tatilde” Mahremiyet Açısından Giysi Kullanma Sıklıklarının Dağılımı...106 Tablo-4.24. Kadınların “Özel Günlerde” Mahremiyet Açısından Giysi Kullanma
Sıklıklarının Dağılımı...108 Tablo-4.25. Yaş Gruplarına Göre Mahremiyet Açısından Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...109 Tablo-4.26. Kadınların Mahremiyet Açısından Yaş Gruplarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...110 Tablo-4.27. Sosyal Konumlarına Göre Mahremiyet Açısından Giysi
Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...111 Tablo-4.28. Kadınların Mahremiyet Açısından Sosyal Konumlarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...112 Tablo-4.29. Eğitim Durumlarına Göre Mahremiyet Açısından Giysi
Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...113 Tablo-4.30. Kadınların Mahremiyet Açısından Eğitim Durumlarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...114 Tablo-4.31. Kadınların Mahremiyet Açısından Çalışma Durumuna Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...115 Tablo-4.32. Türkiye ve Kazakistan’da Yaşayan Kadınların Çalışma Durumlarına Göre Mahremiyet Açısından Anlamlılık Derecesi (T-Testi) ...116 Tablo-4.33. Medeni Durumlarına Göre Mahremiyet Açısından Giysi
xiii
Tablo-4.35. Türkiye ve Kazakistan’da Yaşayan Kadınların Medeni Durumlarına Göre Mahremiyet Açısından Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...118 Tablo-4.36. Aylık Gelire Göre Mahremiyet Açısından Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...119 Tablo-4.37. Kadınların Mahremiyet Açısından Aylık Gelire Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...120 Tablo-4.38. Yaş Gruplarına Göre Sosyo-Psikolojik Açısından Giysi
Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...121 Tablo-4.39. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Yaş Gruplarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...122 Tablo-4.40. Sosyal Konumlarına Göre Sosyo-Psikolojik Açısından Giysi
Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...123 Tablo-4.41. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Sosyal Konumlarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...124 Tablo-4.42. Eğitim Durumlarına Göre Sosyo-Psikolojik Açısından Giysi
Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...125 Tablo-4.43. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Eğitim Durumlarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA)...126 Tablo-4.44. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Çalışma Durumlarına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...127 Tablo-4.45. Türkiye ve Kazakistan’da Yaşayan Kadınların Çalışma Durumlarına
xiv
Tablo-4.47. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Medeni Durumlarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...129 Tablo-4.48. Aylık Gelire Göre Sosyo-Psikolojik Açısından Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...130 Tablo-4.49 Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Aylık Gelire Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA)...131 Tablo-4.50. Yaş Gruplarına Göre İnanç Açısından Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen
Etmenlere İlişkin Görüşler...132 Tablo-4.51. Kadınların İnanç Açısından Yaş Gruplarına Göre Anlamlılık Derecesi
(ANOVA) ...133 Tablo-4.52. Türkiye ve Kazakistan’da Yaşayan Kadınların Yaşlarına Göre İnanç
Açısından Anlamlılık Derecesi (ANOVA)...133 Tablo-4.53. Sosyal Konumlarına Göre İnanç Açısından Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...134 Tablo-4.54. Kadınların İnanç Açısından Sosyal Konumlarına Göre Anlamlılık
Derecesi (ANOVA) ...135 Tablo-4.55. Eğitim Durumlarına Göre İnanç Açısından Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...136 Tablo-4.56. Kadınların İnanç Açısından Eğitim Durumlarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...136 Tablo-4.57. Kadınların İnanç Açısından Çalışma Durumlarına Göre Anlamlılık
xv
Tablo-4.59. Kadınların İnanç Açısından Medeni Durumlarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...139 Tablo-4.60. Aylık Gelire Göre İnanç Açısından Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen
Etmenlere İlişkin Görüşler...139 Tablo-4.61. Kadınların İnanç Açısından Aylık Gelire Göre Anlamlılık Derecesi
(ANOVA) ...140 Tablo-4.62. Yaş Gruplarına Göre Kültürel Açıdan Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen
Etmenlere İlişkin Görüşler...141 Tablo-4.63. Kadınların Kültürel Açıdan Yaş Gruplarına Göre Anlamlılık Derecesi
(ANOVA)...142 Tablo-4.64. Sosyal Konumlarına Göre Kültürel Açıdan Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...143 Tablo-4.65. Kadınların Kültürel Açıdan Sosyal Konumlarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...144 Tablo–4.66. Eğitim Durumlarına Göre Kültürel Açıdan Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...144 Tablo-4.67. Kadınların Kültürel Açıdan Eğitim Durumlarına Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA)...145 Tablo-4.68. Kadınların Kültürel Açıdan Çalışma Durumlarına Göre Anlamlılık
Derecesi (ANOVA) ...146 Tablo -4.69. Medeni Durumlarına Göre Kültürel Açıdan Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...147
xvi
Tablo-4.71. Aylık Gelire Göre Kültürel Açıdan Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşler...148 Tablo-4.72. Kadınların Kültürel Açıdan Aylık Gelire Göre Anlamlılık Derecesi
(ANOVA) ...149 Tablo-4.73. Giyimin Anlamına Göre Giysi Alışkanlıklar, Tutumlar ve
Davranışlarını Etkileyen Mahremiyet Etmenlere İlişkin Görüşler....150 Tablo-4.74. Kadınların Mahremiyet Açısından Giyimin Anlamına Göre Anlamlılık Derecesi( ANOVA)...151 Tablo-4.75. Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Mahremiyet Etmenlere İlişkin Görüşler...152 Tablo-4.76. Kadınların Mahremiyet Açısından Giysilerde Olmasını İstediği
ÖzelliklereGöre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...154 Tablo-4.77. Giyimin Anlamına Göre Tutumlar ve Davranışlarını Etkileyen Sosyo-Psikolojik Etmenlere İlişkin Görüşler...155 Tablo-4.78. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Giyimin Anlamına Göre
Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...156 Tablo-4.79. Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere Göre Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Sosyo-Psikolojik Etmenlere İlişkin Görüşler... 157 Tablo-4.80. Kadınların Sosyo-Psikolojik Açısından Giysilerde Olmasını İstediği
ÖzelliklereGöre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...158 Tablo-4.81. Giyimin Anlamına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen İnanç
xvii
Tablo-4.83. Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen İnanç Etmenlere İlişkin Görüşler...162 Tablo-4.84. Kadınların İnanç Açısından Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere
Göre Anlamlılık Derecesi (ANOVA) ...163 Tablo–4.85. Giyimin Anlamına Göre Giysi Alışkanlıklarını Etkileyen Kültürel
Etmenlere İlişkin Görüşler...164 Tablo-4.86. Kadınların Kültürel Açıdan Giyimin Anlamına Göre Anlamlılık
Derecesi (ANOVA) ...165 Tablo-4.87. Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere Göre Giysi Alışkanlıklarını
Etkileyen Kültürel Etmenlere İlişkin Görüşler...166 Tablo-4.88. Kadınların Kültürel Açıdan Giysilerde Olmasını İstediği Özelliklere
xviii
Şekil- 2.1. Kazakistan Nüfusunun Dine Göre Dağılımı...20
Şekil- 2.2. Türkiye Nüfusunun Dine Göre Dağılımı...23
Şekil- 2.3. Kültürleme...37
Şekil- 2.4. Kültürlenme...38
Şekil- 2.5. Maslow’un İnsan Gereksinimleri Hiyerarşisi...46
Şekil- 2.6. Faverge’nin İnsan Gereksinimleri Şeması ...47
Şekil- 2.7. Tutum Öğeleri...50
Şekil- 2.8. Kişilik Yapısında Değer, Tutum, İnanç İlişkisi...51
Şekil- 4.1. Kadınların Ülkelere Göre Dağılımı...74
Şekil-4.2. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Medeni Durumuna Göre Dağılımı...75
Şekil 4.3. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Çalışma Durumuna Göre Dağılımı...75
Şekil-4.4. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Eğitim Durumuna Göre Dağılımı...76
Şekil-4.5. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Yaş Grubuna Göre Dağılımı... 76
Şekil-4.6. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Sosyal Konuma Göre Dağılımı...77
Şekil- 4.7. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Aylık Gelirine Göre Dağılımı...77
Şekil-4.8. Türkiye ve Kazakistanlı Kadınların Kişisel Harcamalarına Göre Dağılımı...78
GİRİŞ
Bu bölümde, arastırmanın problemi, amacı, önemi, sayıltıları, sınırlılıkları açıklanarak arastırma ile ilgili tanımlara yer verilmistir.
1.1. Problem
Giyim, ilk çağlarda bir örtünme ve dış etkenlerden korunma ihtiyacıyla doğmakta ve tarihi evrimi içinde gelişimini sergileyerek bugünkü konumuna gelmiştir.
Giyim, zamanın ilerlemesi ile yararlılık boyutunun yanı sıra, fonksiyonel ve estetik gelişimle toplumsal niteliğini kazanmıştır. Giyimde ilk çağlarda yaşanan ilkellik, daha sonraları işlevsel nitelik, toplumsal farklılıklarda da kişiler arası giyim farklılıklarının oluştuğu görülmektedir.
Giyimin insanların cinsiyetine bağlı olarak fiziksel faktörlerce etkilendiği, bu anlamda kadın giyiminin özellikle de ayırt edici bir grup oluşturduğu ile karşılaşılmaktadır. Kadının estetik yapısı ve kişisel özellikleri yüzyıllar boyunca giyimin önemli bir kolunu oluşturmaktadır. Çağdaşlaşma sürecinde kadının sosyal yapısı, giyim alanında etkin bir yapı oluşturmaktadır. Sosyal düzey ve psikolojik açıdan kadının kimliği dolaylı ya da dolaysız olarak giyim tercihlerine yansımaktadır.
Teknolojinin birey ve toplum üzerindeki etkileri ile ortaya çıkan etik konular üzerinde yapılan araştırmalar ve çalısmalara baktığımızda diğerlerine göre biraz daha fazla öne çıkan; kişisel istek, özel yaşam ve mahremiyete ilişkin konuların daha önemli olduğu göze çarpmaktadır (Altay, 2004; 49).
Bireyselliğin güçlü olduğu toplumlarda özel yaşam ve gizlilik konusundaki duyarlılık daha fazla olmaktadır. Bir taraftan, modernleşme süreciyle birlikte bireyselleşmenin artması kişiye ait özel alanın (hayatın) genişlediğini; diğer taraftan, genişleyen kişiye ait özel alana (hayata) müdahalenin teknolojideki gelişmeler ile
sosyal ve kültürel alanlardaki değişimler aracılığıyla artarak mahremiyet alanının sınırlarının daraldığı görülmektedir.
Mahremiyetin alanı, kültürden kültüre ve aynı toplum içerisinde zamandan zamana değişiklik gösterir. Mahremiyet kavramının birçok insan için aynı anlama gelmemesi ve özel yaşam sınırları içerisinde kalan konuların kişiden kişiye, zamandan zamana ve kültürden kültüre değişiklik göstermesi, kavramın tanımlanmasını ve sınırlarının belirlenmesini güçleştirmektedir (Çelikoğlu, 2007:1). Kişilik hakları ve özel hayata saygı kavramlarıyla ilişki içinde olan bireyin dış görünüşünde oluşturmak istediği mahremiyet olgusunu, “kişilerin kullandıkları giysileri ile dış görünüşlerindeki vücut özelliklerini ortaya çıkarma veya kapatma konusundaki tercihlerine kendilerinin karar verdikleri bir alan” olarak ifade etmek mümkündür.
Kişiye ait özel alanın sınırları gün geçtikçe daralmakta, yaklaşık bir nesil öncesine kadar mahremiyet sınırları içerisinde değerlendirilen konuların, artık özel yaşam sınırlarının dışına çıktığı düşünülmektedir (Çelikoğlu, 2007:2). Bu bağlamda teknoloji gelişmelerin, sosyo-kültürel, psikolojik, ekonomik ve siyasal alanlardaki değişimlerin, mahremiyet alanını değiştirdiğini söylememiz mümkündür.
Araştırmanın kapsamına alınan kadınların %50’si (384’ü) Kazakistan’lı. Kazakistan - Türklerin ana yurdu olan Asya kıtasının orta kesimleri, yani İç Asya denilen Orta Asya’dır. Belki bu yüzden Orta Asya Türklerinin gelenekleri, yaşam tarzı, yemek çeşitleri ve giyim giyme tarzları Türkiye Türkleri ile benzerlik tarafları vardır. Soviyetler Birliği zamanında Orta Asya’ya Rus, Ukraynalı, Alman asıllı vatandaşların yerleştirilmesi ile bu bölgelerin nüfusu heterojen yapıya dönüşmüştür. Bu bölgedeki Kazak Türkleri iki buçuk asır Çarlık Rusya ve sonra Bolşevik rejiminin sömürgecilik yönetimi altında kalmıştır. Böyle bir durumlarda ülkeler kültürel değişiklere uğrayarak insanların mahremiyet konusundaki düşünceleri de değişmektedir.
1.2. Araştırmanın Amacı ve Alt Amaçlar
Bu araştırmanın temel amacı: Ülkelerin kültürel değerlerin korunması, giysi alışkanlıklarının belirlenmesi, kültürün ve kültürel etkileşimin öneminin
vurgulanması ve toplumların kendilerine ait giyim kültürünün ortaya çıkarılmasında mahremiyet kavramın ne derece etkili olduğunu belirlemektir.
Araştırmada, kültürel gelişim sürecinde aynı soy kökenli ve aynı dini paylaşan ancak farklı bölgelerde farklı toplumlarla iletişim kurmuş bireylerin mahremiyet kavramı açısından giysi alışkanlıklarında farklılıklar oluşmuş mudur? sorusuna cevap aranmıştır.
Bu ana problem doğrultusunda aşağıdaki alt sorulara cevap aranmıştır:
1. Kazakistan ve Türkiye’de yaşayan kadınların demografik özellikleri nelerdir?
2. Kadınların sosyo-psikolojik, mahremiyet, inanç ve kültürel açılarından giysilere karşı tutumları ve davranışları nasıldır?
3. Kadınların giyim tarzı ile mahremiyet, sosyo-psikolojik, inanç ve kültürel açıdan giysilere karşı tutumları arasında ülkelere göre anlamlı fark var mıdır?
4. Kadınların mahremiyet açısından giysileri kullanma durumları ülkelere göre anlamlı farklılık göstermekte midir?
5. Kadınların mahremiyet, sosyo-psikolojik, inanç ve kültürel açıdan ülkelere göre giysilere karşı tutum görüş ve davranışları arasında yaş, sosyal konum, eğitim, çalışma durumu, aylık gelir ve medeni durumlarına göre anlamlı farklılık var mıdır?
6. Giysilerinde olmasını istedikleri en önemli özellik arayışı ülkelere göre anlamlı farklılık göstermekte midir?
1.3. Araştırmanın Önemi
Kültürün çok geniş ve karmaşık bir kavram olması nedeniyle, giysi alışkanlıklarında önemli bir kültürel veri olan mahremiyet kavramı ile sınırlanması bulunmaktadır. Türk kültürü, tarihsel ve bölgesel nedenlerle , birçok alt kültürden oluşmaktadır. Mahrem kendimize saklamak istediğimiz, başkalarının gözlerinden saklamak istediğimiz alandır. Bu yasak bir ilişki, bir sır, ya da sadece bir ruh hali
olabilir, ya da bambaşka bir şey. Önemli olan bireyin gözlerden ırak tutulmak isteğinin ön plana çıkmamasıdır.
Güncel Türkçe Sözlüğe göre “mahremiyet” kelimesinin yanı sıra bir de “mahremiyetine girmek” diye bir terim bulunmaktadır ki bu da; “Bir kimsenin özel hayatını öğrenecek kadar ona yakın olma” anlamına gelmektedir.
Her ülkenin giysi türleri ve biçimleri, o ülkenin her bir bölgesinin kültür durumuna, ekonomik düzeyine, iş ve sosyal durumuna ve bireylerin özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Giyinme aracı olarak giysi, bir dönemin, bir kişinin özelliklerini belirten bir sunumudur ve her zaman uygarlığın değişimini yansımaktadır. Her çağın, her ülkenin ve her toplumun ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal koşullarından etkilenerek biçimlenmektedir.
Ülkelerin kültürel değerleri açısından giyim alışkanlıklarının belirlenmesi ve giysi değerlerinin korunmasında mahremiyet kavramının önemli bir faktör olduğu bir gerçektir. Bu çalışma; Ülkelerin kültürel değerlerin korunması, giysi alışkanlıklarının belirlenmesi, kültürün ve kültürel etkileşimin öneminin vurgulanması ve toplumların kendilerine ait giyim kültürünün ortaya çıkarılmasında mahremiyet kavramın ne derece etkili olduğunun belirlenmesi açısında önemlidir.
1.4. Sayıltılar
Bu araştırmanın temelinde aşağıdaki sayıtlılar yer almaktadır:
1. Anketin uygulandığı örneklem grubu evreni temsil etmektedir.
2. Araştırma kapsamındaki Türkiye ve Kazakistan’da yaşayan 22 – 45 yaş arası kadınlarının, anket sorularını doğru cevapladıkları kabul edilmiştir.
3. Hazırlanan anket uzman görüşüne göre geçerlidir.
1.5. Sınırlılıklar
Araştırmanın sağlıklı bir biçimde yürütülmesi için çeşitli sınırlılıklar getirilmiştir:
1. Bu araştırma, Ocak 2008 ile Nisan 2009 tarihleri arasında yürütülmüştür. 2. Çalışma Kazakistan’ın Astana ve Türkiye’nin Ankara illerinde yaşayan
kadınlar ile sınırlandırılmıştır.
3. Çalışma Kazakistan ve Türkiye’de yaşayan ve müslüman olan 22 – 45 yaş arasındaki kadınlar ile sınırlandırılmıştır.
4. Çalışma mahremiyet, sosyo-psikolojik, inanç ve kültürel değerleri açılarından sınırlandırılmıştır.
1.6. Tanımlar ve Kısaltmalar
Dekolte: (Fr. decollete) Kadın giyiminin boynu, kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi (TDK: 1998: 544).
Giyim: İnsan vücudunun topluma, doğa şartlarına, kişinin yapısına yer ve zamana göre şekillendiren giysilerin bütünüdür (Özdemir, 2007: 1).
Kültür: Bir toplumun maddi ve manevi anlamda oluşturduğu ürünlerin tümü, yiyecek, giyecek, barınmak gibi temel ihtiyaçların elde edilmesi için kullanılan toplumsal, siyasal düzen ve kurumlar (Aytaç, 1981: 233).
Mahrem: “Özel yaşam” alanı (Yüksel, 2003: 189).
Mahremiyet: Kişilerin yalnız başlarına kalabildikleri, başkalarıyla hangi kosullarda ilişki içerisine gireceklerine kendilerinin karar verebildikleri bir alan (Çelikoğlu, 2007: 8).
Statü: Belirli bir toplumda, bir bireyin varolan öteki durum ya da mevkiler arasında sahip olduğunun ya da mevkii belirlemeye yarayan her türlü toplumsal özellik ya da durum (Hakko, 1983: 46).
AÜ : Asgari Ücret
BDT : Bağımsız Devletler Topluluğu KC : Kazakistan Cumhuriyeti
BÖLÜM II
KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR
Bu bölümde, araştırmanın konusu ile ilgili kuramsal bilgilere ve ilgili araştırma özetlerine yer verilmiştir.
2.1. Kavramsal Çerçeve
2.1.1. Türklerin Tarihçesi
Giyim kuşam insanoğlunun tabii ihtiyaçlarındandır. Tabiatın sıcağından, soğuğundan ve vahşi hayvanlarından korumak amacıyla ve mahrem yerleri örtme şeklinde ortaya çıkan giyim kuşam, zamanla süslenmeyi de kapsamına alarak hayatın vazgeçilmez bir unsuru olmuştur (Özel, 1992: 11).
Türklerin ana yurdu, Asya kıtasının orta kesimleri, yani İç Asya da denilen Orta Asya’dır. En geniş şekliyle ilk Türk yurdu, doğudan batıya Baykal Gölü ile Ural Dağları; güneyde Altay-Sayan Dağları, Balkaş Gölü-Aral Gölü arasında kalan coğrafi alan idi. Türkler zamanla bu bölgelerden önce Asya kıtasının diğer yerlerine, daha sonra da özellikle batı yönünde diğer kıtalara doğru yayılmışlardı (Güler ve Akgül, 2001: 3).
Türklerin ana yurdu, iklim bakımından son derece sert şartlara sahipti. Ana yurt, kuzeyde ormanlarla, güneydoğuda dağlarla çevrili idi. Bunun dışında uçsuz bucaksız geniş bozkırlar Türklere ilk yurtluk yapan araziler olmuştur. Kara iklimin hâkim olduğu bu ölgede, kışları uzun ve soğuk, yazları ise sıcak ve kuraktı. Yağışlar özellikle yaz aylarında çok yetersizdi. İklimin bu sert karakteri; Türk milletini acımasız tabiat şartlarıyla mücadeleye zorlamış ve bu durum oluşan Türk medeniyetinin ana karakterinin de belirlenmesinde etkili olmuştur.
Altay-Sayan Dağları’nın kuzeybatısında yaşanan Afanasyevo Kültürü Dönemi’nde avcı ve savaşçı bir topluluk olan Türkler, deve ve at gibi hayvanları
ehlileştirmişlerdi. Kemik ve bakırdan savaş ve süs araçları ile, günlük kullanım araçları yapmışlardı.
Altaylar’dan Ural Dağları’na ve Hazar Denizi’nin kuzeydoğusuna kadar yaygınlık gösteren Andronovo Kültürü Dönemi’nde Türkler artık tunç ve altın madenlerini işleyebiliyorlardı. Bu dönemden kalma hayvan figürleri ile süslenmiş kaplar, sofra, süs ve savaş araçları dikkatleri çekmektedirler.
Dünyada ilk olarak demir madenini işleyen ve bundan çeşitli eşyalar yapan millet Türklerdir. Özellikle İrtiş ve Yenisey ırmakları civarında gelişen Karasuk Kültürü Dönemi’nde, Hindistan, Çin ve Avrupa’dan yüzyıllar önce Türkler demiri işlemiştir. Bu devirde Türkler, kumaşları dokuyarak elbiseleri dikiyor, dört tekerlekli arabaları hem savaşta hem de günlük hayatta kullanıyor, ayrıca çadırlarını keçeden yapıyorlardı (Güler ve Akgül, 2001: 3-4).
Türkler yazın suyu ve otlağı bol olan yaylalara, kışın da hayvanları için daha emin olan kışlaklara göç ediyorlardı. Bu konar-göçerlilik hâli, normal göçebeliğe göre çok farklı olup, ileri bir medeniyeti ifade ediyordu. At, Türk milletine dinamizm kazandırıyor; milletimiz geniş bozkırlara böylece hâkim olabiliyordu.
Tabiat şartlarının insanı mücadeleci, disiplinli ve düzenli bir hâlde yaşamaya mecbur etmesi Türkleri teşkilatçı bir yapıya kavuşturmuştur. Bu sebeple Türkler “töre” denilen yasarlarla işleyen çok sayıda devletler kurmuşlardır. Adalet ve hukuk anlayışı içerisinde insanları idare etmişlerdir.
Orta Asya’da Altay-Sayan Dağları’nın kuzeybatı kesiminde yaşayan ilk Türkler ana kültür tabakları döneminde M. Ö. 1700’den itibaren etrafa yayılmaya başlamışlardır. Bunu takip eden iki asır içinde Altayları ve Tanrı Dağları’nı kaplayan Türklerin bir kısmı Kazakistan üzerinden Maveraünnehir’i geçerek buradaki “Akdeniz” milletleri ile temas kurdular. Bu arada batıya doğru açılan bazı Türk grupları “Fin-Ugor” kavimleri ile bağlantı kurmuşlardır.
Anadolu’da Türk devletlerinden önce Bizans İmparatorluğu vardı. Türkler Anadolu'ya geldiklerinde, Anadolu'da Peçenek-Kıpçak-Oğuz gibi Türk boylarına mensup yoğun bir Türk kitlesi bulunuyordu. Bu Türkler, Bizans tarafından Anadolu'ya doğudan gelen akınlardan korunmak için yerleştirilmiştir. Bunun dışında Anadolu'da salgın hastalıklar ve savaşlar yüzünden nüfusu gittikçe azalan Bizans ve Anadolu halkı bulunmaktaydı.
Türk sözünü Türk Devleti’nin resmi adı olarak ilk kullanan Göktürk İmparatorluğu olmuştur. Göktürkler’in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanmışken, sonradan Türk milletini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır. Kelime, Göktürk kitabelerindeki “Türk Budun” yani “Türk Milleti” söyleyişi ile, Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve topluluklarını ifade etmek üzere millî bir isim hâline gelmiştir.
Türk adı önceleri, “Törük” şeklinde söylenirken, zamanla “Türük” ve sonuçta “Türk” şeklini almıştır. Özellikle Uygurlar çağından kalma belgeler, kelimenin “güç, kudret” anlamına geldiğini göstermektedir.
Türk adı, Çin (557-579), Bizans (582), Arap (600’e doğru), Rus, Hint, Fars ve Avrupa kaynaklarında çeşitli şekillerde zaman zaman dile getirilmiştir.
Baykal Gölü kıyısında Urga ve Noin Ula’da açılan kurganlarda Asya Hunlarına ait (M. Ö. 100-M. S. 100) üzerinde hayvan mücadele sahneleri yer alan ipekli kumaş parçaları bulunmuştur. Türk kültürünün en eski kaynaklarından sayılan Divan-ü Lügat’it Türk’te Kaşgarlı Mahmut, eski Türklerin el tezgahlarında halı, yünlü ve pamuklu kumaşlar dokuduklarını, ipekli kumaşları ise daha çok Çin’den getirdiklerini belirtmektedir. Bu eserde ayrıca eski Türk giyim kuşam ve süslenmesine ait birçok terim, deyim ve atasözüne yer verilmiştir. Türk dokuma sanatı Selçuklular ve Beylikler dönemlerinde de gelişerek sürdürülmüştür. Selçuklular Dönemi’ne ait (6. yüzyıl) bir Türk ipeklisi Londra’daki Viktoria and Albert Museum’da ; Anadolu Selçuklularına ait iki kumaş parçası da Lion’daki Musees des Tissus ile Almanya’da Siegburg şehri kilisesi hazine dairesinde yer almaktadır. Konya Mevlana Müzesi’ndeki Hz. Mevlana’ya ait cübbe, hırka ve entari Anadolu Selçukluları dokumaları ve giyim kuşamı hakkında önemli bilgiler ortaya koymuştur. Bu dönemde “Diba-yı Rumi” denilen ipekli kumaşın çok tanındığını Feridun Bey Menşeatı’ndan öğreniyoruz. Anadolu Selçuklarından 13-15. yüzyıllarda Beyliklere geçen Türk kumaşçılığı Osmanlı Dönemi’nde 16. yüzyıldan itibaren büyük gelişme göstermiştir (Özel, 1992:12,13 ).
Hayvancılık bakımından Türk milletinin hayatına damgasını vuran da at olmuştur. Türkler dünyada atı ilk ehlileştiren millettir. At ve Türk birbirini bütünleyen ilk ana unsurdur (Güler, Akgül, 2001: 4). Deri pantolonlar, uzun at yolculuklarında vazgeçilmez bir giyim türüydü (Tezcan, 2000: 127). Türkler göçebe
hayatın gereği olarak Orta Asya’da rahat kıyafetleri, daha çok deriden yapılmış giyim eşyalarını tercih etmişlerdir. Çünkü, ata binme günlük hayatın vazgeçilmez bir parçasıydı. Bozkırlarda at üzerinde devamlı hareket halinde bulunan Hunların en baş giysileri pantolon ve çizme idi (Ahmetbeyoğlu, 2001: 163).
İslam öncesi ve İslam’ın yayılış dönemindeki Türk dokumacılığına gelince, Emel Esin, Çin edebiyatında gök rengindeki Kök – Türk otağında kullanılan sıcak keçe örtülerden ve perdelerden söz edildiğini anlatır ve Doğu İç Asya kumaşlarının yerli dokuma olduğunu ileri sürer. V. V. Barthold ise eski devirdeki “Tik” kadınlarının keten dokuduklarını ifade ettikten sonra (Esin, 1978: 108) Kırgızlarla ilgili kayıtlardan şu alıntıyı yapar :
“Onların ülkesinde çok sayıda göçebe vardır. Bu yüzden şehirler de kışlaklar da çoktur. Ayrıca onlar iyi çiftçi olmamalarına karşın buğday ekiyorlardı ve iyi kalite demir üretiyorlardı. Ülkelerinde bol miktarda sincap bulunuyor. Burada yaşayan çok sayıda Kırgız insanı Çin el işlerini yapıyor, ipek kumaşlar, parçalar ve renkli kumaşlar dokuyorlardı. Ayrıca belli zamanlarda onların ülkesinde getirilen kumaşlar, yerli halkın elinden çıkmasa da bazıları onlar tarafından dokunmaktaydı. ” (Barthold, 2002: 55)
Kazakistan Cumhuriyeti’nin asıl halkını oluşturan Kazaklar, Orta Asya’nın en eski Türk uluslarından biridir. Ulusal birlik adı olarak “Kazak” terimini benimsemişlerdir. Kuzeyde Sibirya’yı istila eden Ruslarla temas sonucu yanlışlıkla “Kırgız”, “Kırgız – Kaysak” gibi adlarla adlandırılmış, uzun süre Türk etnolojisi literatürüne bu terim altında girmişlerdir. Bu yanlışlığın 1925 yılında düzeltilmesinden sonra, Kazaklar artık kendi tarihi adlarıyla anılır olmuştur (Комеков, 1984:213, Caferoğlu, 1988: 31).
Kazak halkı 15. yüzyılın ortalarında, Deşti-Kıpçak yani Kıpçak Bozkır’ındaki Türk kavim ve kabilelerinin arasındaki iç çekişmeleri sonucu etnik bir topluluk olarak tarih sahnesine çıktı. Kıpçak Bozkır’ındaki göçebe Özbek ulusunun hanı, Ebu’l-Hayr Han’ın hâkimiyetini tanımayan Urus Han’ın torunları Canıbek ve Kerey sultanlar Aral yöresindeki yurtlarını bırakarak kendilerine bağlı kabile ve uruğlarla birlikte Talas ve Çu ırmakları arasındaki bozkıra göç ettiler; orada Kazak Hanlığı’nı kurdular. Bu hanlığın değişik Türk boylarından oluşan halkına Kazak adı verildi (Қазақстаң Тарихы (Очерктер), 1994: 148).
İlk defa bir Kazak hanı adı ile savaşçı bir Kazak halkı konusuna ünlü İran şairlerinden Firdevsi’nin “Şahnamesinde” (1000 yılında) rastlanmaktadır (Radloff, 1994: 183). Daha sonraki yüzyıllarda Kazak adının askeri soylulara, ulus (Kazak Sovet Entsiklopediyası, 1977: 383) ya da kabilesinden ayrılan savaşçılara (Жанузаков, 1983:194-198), vb. gruplara, bunların kurmak istediği devlete verildiğini görmekteyiz. Bu da gösteriyor ki, Kazak sözcüğü başlangıçta siyasal bir terim olarak kullanılmış; sözcüğün etnik terime dönüşmesi ise Kazak halkının oluşmaya başlamasından sonraki döneme rastlamıştır.
Kazak teriminin kökeniyle ilgili birçok araştırmacı tarafından değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazı araştırmacılar, Kazak sözcüğü, “Kaspi” ve “Sak” kabilelerinin adlarından gelmektedir, derken; kimi yazarlar, bu sözcüğün kökenini “Kosoglar” ve “Hazarlar” gibi başka etnik terimlerde aramaktadırlar (Kazak SSR Tarihi, 1957: 156). Bunlardan daha farklı bir açıklama da, Kazaklar arasında çok yaygın olan bir halk efsanesine dayanılarak yapılmaktadır. Bu tanıma göre, Kazak terimi, Türkçe “Kaz” ve “Ak” sözcüklerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Efsanede, “Kaz” (Ak Kaz) Kazak halkının nüvesini oluşturan kıza dönüşmektedir (Қазақ СCP Тарихы, 1957:157).
Arkeolojik araştırmalar, bugünkü Kazakistan topraklarında ilk insan topluluklarının kabileler hâlinde Tunç devrinden itibaren yaşadığını göstermektedir. Geçimlerini hayvan besleyerek ve ilkel tarım yaparak sağlayan bu kabileler, “Andronovo kültürü kabileleri” olarak adlandırılmaktadır. ‘‘Andronovo kültürü’’ adı, bu döneme ait arkeolojik buluntuların ilk kez 1914 yılında Açınsk kentine bağlı Andronovo köyü civarında bulunmasından kaynaklanmaktadır (Қазақ СCP Тарихы, 1957: 27-28).
M. Ö. 4 ve 8. yüzyıllar arasında ise Kazakistan’ın güney, doğu ve orta kesimlerinde Sakaların; batı ve kuzeyinde Savromatların (daha sonra Sarmatların) yaşadığı görülmektedir. Herodot, Sakaları “Asya İskitleri” olarak adlandırmıştır (Албани, 1994: 37). Göçebe bir kavim olan Sakaların yaşam tarzına ait önemli arkeolojik buluntular, yapılan kazılar sonucu merkezi Kazakistan’ın Begazı Bölgesi’ndeki kurganlarda, Yedisu ve Aral gölü çevresindeki bazı yerlerde ele geçirilmiştir (Olcott, 1995: 5). İskit kurganlarından çıkan eserler, İskitlerin
Kazakistan topraklarında, devlet özelliklerine sahip kabile konfederasyonlarının görülmeye başladığı dönem M. Ö. 300’lü yıllara rastlamaktadır. Bunlar, Yedisu Bölgesi’ndeki Usun ve güney Kazakistan’daki Kanglı kabile konfederasyonlarından oluşmaktaydı. Usunlar yarı göçebeydi ve başlarında Kunmi (gun’mo) adı verilen bir hükümdar bulunurdu. Kanglılar ise yerleşik bir yaşam sürdürür ve daha çok tarımla uğraşırlardı (Пищулина, 1984:7-9, Қазақ СCP Тарихы, 1980: 298-303). Çin kaynaklarında, Usunların ve Kanglıların eski Türk kavimleri olduğu belirtilmektedir (Қазак Совет Энциклопедиясы, 1977: 401).
Kazakistan, M. Ö. 2. yüzyıldan başlayarak doğudan gelen Hunların göçüne sahne oldu. Hunlar çoğunlukla Hazar Denizi ile Aral Gölü’nün etrafına, kısmen de Yedisu Bölgesi’ne yerleştiler. Daha sonraki yüzyıllarda Hunların batıya doğru göçü sürdü ve M. S. 4. yüzyılda Doğu ve Orta Avrupa’ya ulaştılar. Hunlar, Usunlar ve Kanglılarla birlikte bugünkü Kazakistan topraklarındaki tarihsel, kültürel ve etnik oluşumlara derin izler bırakmışlardır (Албани, 1994: 38-39).
Türk kavimlerinin milattan sonraki göçleri (2 ve 5. yüzyıllar) Kazakistan’ın etnik ve siyasal haritasını değiştirdi. Altay Türklerinin istilası sonucu 4 ve 5. yüzyıllarda Usun ve Kanglı devletçiklerinin varlığı sona erdi (КСЭ, 1977: 258). 6. yüzyılda, Kazakistan topraklarına Göktürk Kağanlığı egemen oldu. Göktürk Kağanlığı 603’te doğu ve batı olarak ikiye ayrılınca; Kazakistan’ın “On-Ok Budun” adı altında yaşayan Türk boy ve uruğları Batı Göktürk Kağanlığı’nın (603-704) içinde yer aldı. Batı Göktürk Kağanlığı yıkılınca onun yerine önce Türgeş Kağanlığı (704-756), daha sonra Karluk Kağanlığı (756-940) kuruldu. Adı geçen kağanlıklardan sonuncusunu kuran Karluk Türkleri Altay ve Tarbagatay’dan gelmiştir (Қазақ СCP Тарихы, 1980:332-354).
Karlıkların hâkimiyeti sırasında (VIII-X. yüzyıllar), Kazakistan’ın Yedisu Bölgesi’ni de içinde alan Güney Bozkır’ında çok önemli gelişmeler oldu. Bozkır’ın göçebe ya da yarı göçebe Türk kavim ve kabileleri arasında, yerleşik düzene geçiş yaygınlaşırken, kentleşme süreci de hızlandı. Sayram (İsfincab), Farab (Otrar), Taraz (bugünkü Cambul) gibi kentler el sanatları, ticaret ve kültür merkezleri olarak büyük bir gelişme gösterdi. İslam dininin Orta Asya’ya ve güney Kazakistan’a yayılmaya başlaması da Karlıklar dönemine rastlamaktadır (Қазақ СCP Тарихы, 1980:402-404).
Bu sıralarda, Karluk Kağanlığı’nın hemen kuzeybatısında, Aral Gölü’nün çevresini, Hazar Denizi’nin kuzeyini, Batı Kazakistan’ı, Sırderya’nın orta ve aşağı yataklarını içine alan yerlerde Oğuz Devleti (IX-XI. yüzyıllar) kurulmuştur. Aynı yüzyıllarda, kuzey, doğu ve orta Kazakistan’da Kıymak ve Kıpçak boyları yaşamaktadır. Bunlar birlikte Kıymak Kağanlığı’nı (IX-XI. yüzyıllar) kurmuştur (Пищулина, 1984: 9). Kıymak hükümdarlarına “hakan” ya da “kağan” denirdi (Қазақ СCP Тарихы, 1957:73-74). XI. yüzyılın sonlarına doğru İrtiş’ten Volga boylarına kadar uzanan Kıpçakların ülkesini doğulu tarihçiler “Deşti-Kıpçak” yani “Kıpçak Bozkırı” olarak adlandırmaktadır (Муканов, 1992:22).
Karluk Kağanlığı’nın 940’ta dağılmasıyla başlayan hanedanlık mücadelesini, Karahanlılar sülalesi kazanır. Böylece, Karluk Kağanlığı topraklarında stepleri 200 yıldan daha fazla zaman yönetecek olan Karahanlı Devleti kurulmuş olur. Karahanlı hükümdarları “tamgaçhan” adını aldılar (КСЭ, 1977:260). 960 yılında Karahanlı Kağanlığı, İslamiyeti devlet dini olarak ilan eder (Қазақ СCP Тарихы, 1983:15). Bundan sonra da, Karahanlı Kağanlığı Sırderya’nın aşağı yatağı ile Amuderya’nın etrafında yaşayan Müslüman ahaliyi kendi hâkimiyeti altına alır.
Bozkır ekonomisi, Karahanlılar zamanında daha da gelişir. Yerleşik düzene geçen, tarım ve ticaret yapan nüfus artar, Yedisu ve Sırderya ırmağı boyundaki kentlerin büyüdüğü görülür. Ancak, göçebe kavim ve kabileler başlıca uğraşları hayvancılığı da tümüyle terk etmezler (Қазақ СCP Тарихы, 1983:22-31).
XII. yüzyılın başlarında, Selçukluların Maveraünnehir’i zaptetmesi, zaten siyasal karışıklıklar içinde olan Karahanlı Devletini iyice zayıflatır. Karahanlı ülkesi Kara-Kıtayların (Kidanların) istilasına uğrar. 1218’de Karahanlı hanedanlığını yıkan Kara-Kıtaylar, Yedisu’da kendi devletlerini kurarlar. Steplerdeki Kara-Kıtay hegomonyası yüzyıla yakın sürdü. Kara-Kıtay hâkimiyetine Moğol baskısıyla Altay’dan batıya göç eden Kerey ve Nayman Türk kabile konfederasyonları son verir (Olcott, 1987: 6). Bu kabile konfederasyonları da çok geçmeden Cengiz Han’ın ordularına yenilir. 1219 yılında Yedisu Bölgesi’ni işgal eden Cengiz Han, 1224 yılına kadar Karahanlıların ve Harezmşahların ülkelerini alarak Kazakistan’ın ve Orta Asya’nın ilhakını tümüyle gerçekleştirmiş olur (Қазақ СCP Тарихы, 1994:100-102).
Moğol istilası, Kazakistan’da yaşayan Türk kavim ve kabilelerinin kültürel ve ekonomik yaşamlarına ağır darbe vurur. İstila sırasında, Kazakistan’ın kültür ve ticaret merkezleri; özellikle Sırderya Irmağı boyundaki Otrar, Savran, Cent, Sığnak gibi kentleri yakılıp yıkılır. Kabileler arasında birleştirici öneme sahip temel unsur olan yerleşik kültür yok edilir. Tüm Kazakistan’da temel ekonomik uğraş olarak yeniden göçebe hayvancılığa dönülür. Böylece, Kazakistan’da yaşayan Türk kabile ve boylarının uluslaşma, kendi devletini kurma çabaları istilacı Moğollar tarafından engellenmiş olur (Қазақ СCP Тарихы, 1957:129-130).
Cengiz Han, daha sağlığında imparatorluğunu oğulları arasında paylaştırır. Ural Dağlarından doğuda İrtiş Irmağı’na ve güneyde İran ve Afganistan içlerine kadar uzanan geniş ülkeyi büyük oğlu Cuci Han’a; Maveraünnehri, şimdiki Afganistan’ı, Orta Tiyanşan Bölgesi’ni ve Doğu Türkistan’ı ikinci oğlu Çağatay Han’a; Batı Moğolistan, Yukarı İrtiş ve Tarbagatay bölgelerini üçüncü oğlu Ögedey Han’a verir. Bu paylaştırmanın sonucu olarak şimdiki Kazakistan toprakları da üçe bölünmüş olur. Orta ve Kuzey Kazakistan Cuci ulusuna; güney ve güneydoğu Kazakistan Çağatay ulusuna, Yedisu Bölgesi’nin kuzeydoğusu Ögedey ulusuna verilir (Муканов, 1992: 22; Togan,1981: 61-63 ).
Cuci Han babası Cengiz Han ile aynı yıl (ancak ondan önce) (1227) ölür. Cuci’nin yerine oğlu Batu geçer. Batu Han (1227-1255), Cuci ulusunun topraklarını daha da genişleterek Altın Orda İmparatorluğu’nu kurar (Yakubovskiy, 1955: 194). Altay Dağlarından Tuna Nehri’ne kadar geniş bir alana yayılan bu imparatorluğun doğu kısmına Ak Orda denilirdi. Şimdiki Kazakistan’dan ibaret olan Ak Orda Hanlığı’nda, Cuci’nin büyük oğlu Esen (İçen) ve varisleri hüküm sürdü. Orda-Esen Oğulları, Batu Oğullarına tabi idiler (Қазақ СCP Тарихы., 1994:103-104).
XIV. yüzyılda Altın Orda imparatorluğu iyice zayıflar. Ak Orda ondan ayrılarak, bağımsız olur (Муканов,1992: 22). “Cuci ulusunun doğu ve batısını birleştirme politikası güden” Altın Orda hanı Toktamış döneminde Ak Orda bağımsızlığını yitirir.
Cengiz Han sülalesine mensup hanların arasındaki taht kavgaları yüzünden, Ak Orda XV. yüzyıllın 20’li yıllarında birkaç hâkimiyet bölgesine ayrılır. Bunların en önemlileri Nogay Hanlığı ile Özbek Hanlığı idi. Nogay Hanlığı’nı oluşturan kabile ve boylar Yayık (Ural) ve Volga ırmakları arasındaki bozkırlarda yaşarken;
Özbek Hanlığı Sırderya membasından Aral Gölü’ne, kuzeyde İrtiş Irmağı’na dek geniş ülkeyi denetimi altına alır. Bu hanlıkların tebaasını genelde yerli Türk kabile ve boyları oluşturur. Bunların arasında bir kısım Türkleşmiş Moğol unsurlar da vardı (КСЭ, 1977: 261).
2.1.2. Kazakistan ve Türkiye’nin Nüfus ve Demografik Özellikleri
2.1.2.1. Kazakistan’ın nüfus ve demografik özellikleri: Yüzölçümü 2. 724. 900 kilometre kare olan Kazakistan, Avrasya’nın kalbinde yer almaktadır (Atalay, 2001: 185). Kazakistan’ın toplam nüfusu 2007 yılında yapılan Genel Sayım verilerine göre 15 396 878 olup, kilometre kareye 5.6 insan düşmektedir (Statistical yearbook of Kazakhstan, 2007: 9-10).
Tablo- 2.1. Kazakistan Cumhuriyetinin Nüfus Bilgileri
Kaynak: Statistical yearbook of Kazakhstan (2007: 18-20)
Kazakistan’da yaklaşık 130 farklı etnik grup yaşamaktadır. Nüfusu Kazaklar (%53, 4), Ruslar (%30), Ukraynalılar (%3, 7), Özbekler (%2, 5), Almanlar (%2, 4), Tatarlar (%1, 7), Uygurlar (%1, 4), Ahıska Türkleri (%0, 5) ve diğer etnik kökenli vatandaşlar oluşturmaktadır. Nüfusun %57’si şehirde, %43’ü ise köylerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 67 yıldır (Агентство Республики Казахстан по Статистике, 2004: 3).
2007 Toplam (yıllın sonu, milyon
insan) 15 396 878
Erkek 7 409 284
Bayan 7 987 594
Şehirde yaşayan 8 833 300
Kazakistan’da Kazak nüfus oranının az olmasının sebebi Rusların XIX. yüzyıldan itibaren bölgede asimilasyon politikası uygulamasından kaynaklanmaktadır. Kazaklar Çarlık Rusya ve sonra Bolşevik rejiminin iki buçuk asırlık sömürgecilik yönetimi altında kalmıştır. 1897 Rus İmparatorluğu Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Kazakistan’da Kazakların (%74-78) yanı sıra iki etnik grup da belirdi: Ruslar (%10-13) ve Ukraynalılar (%1-2). 1897 ile 1926 yıllar arasında Kazakların sayısı %23, 3 azalırken, Rusların sayısı iki kat, diğer halkların ise neredeyse üç kat arttı (Nogayeva, 2007: 17). 1921-1922, 1931-1932 yıllarında yaklaşık üç milyon insan açlıktan ölmüştür. Ayrıca Kazakistan, bütün Sovyet halklarının hapishanesine dönmüştür. İki milyona yakın yabancı insan yerleşim yerleri kurmak ve ziraat yapmak bahanesiyle Kazakistan’a yerleştirildi. Bu nedenle kazak ulusunun sayısı azaltılıp azınlık hâline getirilmiştir. Bütün bunların hepsi Sovyet İmparatorluğu’nun yaptığı eritme politikaları ve katliamları sonucu olmuştur.
Ayrıca 10 milyondan fazla Kazak, Doğu Türkistan’da yani Çin idaresinde kalmıştır. Ruslar uzun yıllar Kazakistan’daki Kazak nüfusunu eritmek için bölgede büyük katliamlar yapmıştır. Bu katliamlar ve Rusların uyguladığı politikalar sonucu 5 milyondan fazla Kazak hayatını kaybetmiştir. 2 milyondan fazla Kazak da Kazakistan dışında sürgüne gönderilmiştir. Yalnız 1917-1940 yılları arasında 3 milyona yakın Kazak, Ruslar tarafından yok edilmiştir. Bir taraftan da bölgeye Rus ve diğer Slav nüfusunun aktarılması Kazakistan’daki bugünkü tabloyu yaratmıştır. Fakat, şu anda Kazak nüfus artış oranı Ruslara göre oldukça fazladır bir şekilde artmaktadır (İsmail, 2002: 136-138).
2.1.2.2. Türkiye’nin nüfus ve demografik özellikleri: Türkiye’nin yüzölçümü, toplam 814.578 km² dır. 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Türkiye nüfusu 70.586.256 kişidir. Nüfusun 35.376.533’ünü erkek, 35.209.723’ünü ise kadınlar oluşturmaktadır. Ülkede ikamet eden nüfusun %70, 5’i şehirlerde yaşamaktadır.
Şehir nüfusu (il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus) 49. 747. 859, köy nüfusu (bucak ve köylerde ikamet eden nüfus) ise 20. 838. 397 kişidir.
Şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il % 92, 7 ile Ankara, en düşük olduğu il ise %31, 8 ile Ardahan’dır. Ülke nüfusunun %17, 8’i İstanbul’da ikamet etmektedir (www. wikipedia. org).
Türkiye nüfus, bakımından komşuları arasında birinci sırada gelmektedir. 40 kadar Avrupa ülkesi arasında Türkiye, nüfus bakımından Rusya Federasyonu ve Almanya’dan sonra üçüncü sırada gelmektedir.
Türkiye nüfusunun en belirgin özelliği, çocuk ve genç nüfusun fazla olmasıdır. Nüfusun % 30’u 15 yaşın altındadır. Nüfusun %66, 5’i 15 ile 64 yaşları arasındadır. 65 ve daha yukarı yaşlardaki nüfus ise ülke nüfusunda ancak %3,5’lik bir paya sahiptir (TÜSİAD, 2001:202).
Türkiye’de kilometrekareye düşen kişi sayısı 92 kişidir.
Ülkemizde 98. 064 yabancı uyruklu kişi ikamet etmektedir. Türkiye’de ikamet eden nüfusun % 0,14’ü yabancı uyrukludur. Yabancı uyrukluların en fazla bulunduğu ilk beş il sırasıyla; İstanbul (42. 228), Bursa (11. 495), Ankara (7. 166), İzmir (6. 707) ve Antalya (6. 343) illeridir(www. wikipedia. org).
2.1.3. Kazakistan ve Türkiye’nin Sosyo-Ekonomik Yapısı
2.1.3.1. Kazakistan’ın ekonomik özellikleri: Kazakistan’ın ulusal para birimi olan Tenge 15 Kasım 1993 tarihinde Sovyet Rublesinin yerini almıştır. 2003 yılının ilk sekiz ayında Kazakistan’ın GSYİH hacmi geçen sene aynı dönemine göre %8, 4 artış göstermektedir. Bu göstergeler kişi başına hesaplandığında sıralamalı olarak 1125 ABD Doları, 1. 228 ABD Doları, 1. 489 ABD Doları ve 1. 644 ABD Doları olarak kayıtlara geçmiştir. Gümrük istatistiklerine göre, kayıt dışı ticaret hariç, 2003 yılının Ocak-Haziran aralığında ülkenin dış ticaret hacmi 9. 7 milyar ABD Doları düzeyinde gerçekleşmiş ve bu 2002 yılı ile kıyaslandığında %30 oranında artışı ifade etmektedir.
Sanayi üretiminin %75’lik kısmı özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. 2003 yılı Ocak-Ağustos döneminde sanayi üretimi artışı tüm ekonomi sektörlerinde sağlandı. Tarım işletmesi %3, 7; maden sektörü %7, 6; enerji, gaz ve su üretimi %6, 5 oranında büyüdü.
Bağımsızlığın ilk yıllarında %2500’ü geçen enflasyon oranı 1999 yılında %17, 8 oranına kadar düşürüldü, 2001 yılında ise yıllık %6, 4 oranına kadar geriledi. 2002 yılında bu oran %5, 9 ve 2003 yılının Ocak-Ağustos döneminde %2, 4 olarak
kaydedildi. Ulusal para birimi Tengenin devalüasyonu durumu daha önceki dönemlere göre yabancı dövizler karşısındaki rekabet gücünü muhafaza etmesini sağlamıştır. 6.02.2009 yılında 1 ABD dolları 150 Tengeye denk gelmektedir (http://cbrf.magazinfo.ru/textual/USD/KZT).
Kazakistan Yıllık İstatistiğe göre 1. 01. 2008 yıllında asgari ücreti 10515 tenge olmuştur.
Tablo- 2.2. Kazakistan’ın 2005-2008 Yıllar Arasında Asgari Ücreti
Yıl 2005 2006 2007 2008 Asgari Ücreti 8100 tenge 9200 tenge 9752 tenge 10515 tenge Asgari Refah 6014 tenge 7945 tenge 8861 tenge 10515 tenge
Kaynak: Zakon o Respublikanskom Byudjete na 2008 god, 2007
Kazakistan, yer altı ve yer üstü zenginlikleri açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Mendeyleyev kimyasal tablosunda yer alan 105 elementten 99’u Kazakistan topraklarında keşfedilmiştir. Kazakistan, dünyada çinko, volfram ve barit üretiminde birinci; gümüş, kurşun ve kromit üretiminde ikinci; bakır ve flüorit üretiminde üçüncü; molibden üretiminde dördüncü ve altın üretiminde ise altıncı sıradadır. 2000 yılında Kazakistan’ın Hazar Havzası’nda yeni petrol kaynaklarının keşfedilmesi Kazakistan petrol tarihinde yepyeni bir sayfa açmıştır. Kazakistan, Hazar Havzası’nda ispatlanmış 30 milyar varil rezervi bulunan 32 petrol yatağı ve tahmini 80 milyar varil rezervi ile dünyanın önde gelen petrol üreticilerinin başında olmaktadır. Ülkede her sene çıkarılan demir filizinin %70’i ihraç edilmektedir. Toplam ihracat içinde demir madenlerinin toplam payı ise %15’tir (Kazakistan Cumhuriyeti Genel Bilgi, 2003: 5-7).
2.1.3.2. Kazakistan’ın bölgesel dil faktörü: Kazak dili Tatar, Başkurt, Nogay, Kırgız dilleri gibi Kuzey Batı (Kıpçak) dil grubunda yer alır. Kazakların İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte dilde Arap ve Fars kültürünün etkisi görülmeye başlanmştır. Ayrıca Türk boylarının ayrı ayrı hanlık kurup farklı coğrafyada
yaşaması, Sovyet rejiminin Ruslaştırma politikası Kazak yazı dilinde farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kazakistan’da yazı dilinde 1929’dan önce Arap alfabesi; 1929’dan sonra Latin alfabesi; 1940 yılından itibaren de Kiril alfabesi kullanılmaya başlanmıştır (Шевтсова, 2002: 28).
Kazakistan Cumhuriyeti’nin resmi dili Kazak dilidir. Ayrıca, devlet ve yerel organlarında Rusçanın da kullanılabileceği kabul edilmiştir. Kazakistan vatandaşlarının kendi dillerini öğrenme ve geliştirmede hakları saklı bulunmaktadır. Ülkede öğrenim dili olarak Kazakçayla birlikte Rusça da kullanılır. Anayasa ve Eğitim Yasası gereğince azınlıklar kendi dillerinde eğitim görürler. Ana okulundan ortaöğretim sonuna kadar azınlıklar kendi dillerini bilen öğretmenler tarafından eğitilirler. (http://www.kazakh-tili.ru/).
2.1.3.3. Kazakistan’ın dini yapısı: Kazaklar, Orta Asya’da yaygınlaşan çeşitli geleneksel din ve evrensel dinlerle temasta bulunmuşlardır. Eski Türk boyularında “Tanrı” (Tenri) inancı hep merkezde yer almıştır. Ayrıca “Gök Tanrı”dan sonra atalarının ruhuna, gök ile yere, gök yüzünde aydınlık veren kozmiğe, güneşe, aya ve yıldızlara çok önem vermişleridir. Kazaklar, tarihi süreç içerisinde çeşitli dini inançlara mensup olmuşlardır. Bunlar: Şamanizm, Budizm, Nesturi Hristiyanlığı ve en sonunda İslam dinidir.
X-XII. yüzyıllarda Kazak toprağının güneyi ve Yedisu Bölgesi’ndeki boylar İslamiyeti kabul etmiştir. Sonra da Kazakistan’ın diğer bölgelerine yayılmıştır. Batılı araştırmacılarına göre, Kazakların İslamiyete girişi, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında tamamlanmıştır (İsmail, 2002: 329).
Kazakistan’da İslami hayat nispeten zayıftır. Özellikle Kuran okuma bilgisi gibi eksikler vardır. Bağımsızlık öncesi 30-40 adet cami açık olarak bulunmaktaydı. Bağımsızlık sonrası gençler arasında dinsel bir uyanış görülmektedir. Genel kabule göre tarihsel olarak Kazaklar en az İslamlaşmış ulustur. Çünkü Ruslaştırma politikası Kazakistan’da ileri boyutta görülmüştür. Bu nedenle dinci eğilimler çok azdır. Ancak İslamın Kazakistan’da gittikçe popülarite kazandığı da bir gerçektir. Çünkü SSCB dönemi boyunca Rusların baskısı altında yaşayan Kazaklar kendilerini Rus
2.1.3.4. Türkiye’nin ekonomik özellikleri: Türkiye ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Türkiye’den yapılan ihracatın %72’sini tekstil ürünleri oluşturmaktadır. Tarım ürünleri ise ekonominin %25’ini oluşturur. Ülkede çıkarılan başlıca madenler: kömür, linyit, demir, bakır ve kromdur. Bunun yanı sıra pamuk, tütün, fındık, üzüm, yağlı tohumlar, tuz, balık vb. ihracat ürünleri de ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Turizm geliri ve yurt dışında çalışanların döviz getirisi de ekonomide önemli bir yer tutmaktadır.
Türkiye’de cumhuriyetle birlikte tarımına başlanılan bitkilerden biri de çaydır. Türkiye çay üretiminde dünyada beşinci sıraya yerleşmiştir (TÜSİAD, 2001: 242).
Türkiye ekonomisinde tarım ilk sırada gelir. Besin ve tekstil olmak üzere çeşitli sanayi kollarının ham maddesi tarım ürünleridir.
Türkiye’de; pamuk, tütün, şeker pancarı, çay, ayçiçeği, soya fasulyesi, yer fıstığı, zeytin vb. gibi tarım ürünleri üretilmektedir.
Pamuk üretimi Türkiye ihtiyacının üzerindedir. Ham pamuk, iplik ve kumaş olarak yapılan ihracat, ülke ticaretinde önemli bir yere sahiptir. Pamuk, hem iç hem de dış ticaret yönünden çok önemli bir üründür.
Tarımın Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yeri vardır. Bu önemi şu başlıklar hâlinde ifade etmek mümkündür:
• Türkiye arazisinin önemli bir kısmı ekim-dikim ve orman alanlarıdır.
• Türkiye’de çalışan nüfusun yarısı tarım sektöründe çalışmaktadır. Dolayısıyla ülke nüfusunun yarısı geçimini tarımdan sağlamaktadır.
• Bir çok sanayi dallarının ham maddesini tarım ürünleri oluştur. Yani ülkede sanayi, büyük ölçüde tarıma dayalıdır.
• Türkiye’nin ihraç ettiği mallar arasında ham, yarı işlenmiş ve işlenmiş olarak tarım ürünleri önemli bir yer tutmaktadır.
Türkiye maden çeşitliği yönünden dünya ülkeleri arasında başlarda bulunduğu hâlde, rezerv yönünden zengin sayılmaz. Ülkedeki işletilen başlıca madenler: demir, kromit, bakir, boksit, manganez, kurşun, çinko, volfram, nikel, altın, gümüş, uranyum ve civadır.
Sanayi ülkelerin ekonomisinde çok önemli bir sektördür. Türkiye’nin millî gelirinin %25’i sanayi sektörüne aittir.
1 Ocak 2005 tarihinden itibaren paradan altı sıfır atıldı ve Yeni Türk Lirası dolaşıma çıkarıldı. 6.02.2009 yılında 1 ABD dolarlı 1.642 TL’ye ve 1 TL 0.91 Tengeye denk gelmektedir (http://cbrf. magazinfo. ru/textual/USD/TRY).
Yıllık istatistiğe göre 1. 01. 2008 tarihinde asgari ücreti 435 YTL olmuştur. Tablo- 2.3. Türkiye’nin 2006-2008 Yıllar Arasında Asgari Ücreti
Yıl 2006 2007 2008
Asgari Ücreti 380. 46 YTL 419. 15 YTL 435 YTL Kaynak: http://www. ntvmsnbc. com/news/430702. asp
Yukarıda da ifade edildiği gibi Türkiye’nin ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Bu sebeple ülkede tarım ve hayvancılık alanında gelişme sağlanabilmesi için eğitim alanına özellikle de mesleki teknik eğitim alanına ağırlık vererek mesleki teknik liselerin sayıca arttırılması gerekmektedir. Ayrıca genel bütçeden eğitime ayrılan pay da yükseltilmelidir. Bu yönde yapılacak çalışmalar ülke ekonomisinin kalkınmasını sağlayacaktır.
2.1.3.5. Türkiye’nin bölgesel dil faktörü: Türkiye Türkçesi, Ural-Altay dil birliğinde yer alan Türk dil topluluğunun zamanla evrime uğramış güneybatı kolunu temsil etmektedir. Bu dilleri konuşan topluluklar Orta Asya'dan doğu ve kuzeydoğuya, özellikle de batıya doğru yayılmışlardır (www. kultur. gov. tr).
Türkiye Türkçesi Eski Oğuzcanın Batı Oğuz bölümünden gelişmiştir. Anadolu Türkçesi adıyla da adlandırılmıştır. Tarihsel gelişimi genel olarak üç bölümden incelenir: Eski Anadolu Türkçesi ya da Eski Türkiye Türkçesi (13. yüzyıl); Osmanlıca (14. -20. yüzyıl arası); Çağdaş Türkiye Türkçesi (20. yüzyıl).
Cumhuriyet döneminde dil alanında birbirine bağlı iki önemli girişim görülmüştür: 1928’de Latin alfabesi kökenli yeni Türk alfabesi benimsenmiştir. 1932’de Türkçenin özleştirilmesi ve geliştirilip zenginleştirilmesi için Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Türkiye Türkçesinde kabaca 80 bin, çeşitli bilim terimlerini de