• Sonuç bulunamadı

Türk Van Gogh'u Fikret Mualla:Kağıda kaleme sarılıp nice maçında Fenerbahçe'ye taktik vermişti

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türk Van Gogh'u Fikret Mualla:Kağıda kaleme sarılıp nice maçında Fenerbahçe'ye taktik vermişti"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

[> a y f a

R Ö P O R T A J

A R A Ş T I R M A

• Fikret’in «Sirk» adını taşıyan eseri. Dikkat edilirse halkadan atlayan kaplan değil kaplumba­ ğadır. Bu fik ri ona Madam Ang- les vermiştir.

m

I

H ERlvIÎNE bırakır bı­ rakmaz, Fikret’in resim dehasına gerçekten ina­ nan bir başka sanatsever or­ taya çıktı: Madam Anglès. O da, parça başına 4000 — 5000 (80—100 lira ) franga, ne geti­ rirse almayı garantilemişti. Daha onunla tam bir işbirliği­ ne girişm eğe vakit bulamadan yine soluğu karakolda aldı.

Parasız bir gününde Coupo­ le lokantasına girmiş, tıka ba­ sa yemiş içmiş, sonra da m ete­ liği olm adığını söylemişti. Onu zaten tanıyorlardı, yapacak bir şey yoktu. «Başka zaman ve­ rirsin » dediler. İnadı tuttu «H a yır verm eyeceğim » dedi. Başlarından savmak, hâdise çıkarmamak için herşeye razı idiler, fakat Fikret iyice sar­ hoştu ve kaşınıyordu-.. K aşı­ dılar da. De Gaulle’ü, Malraux’ yu, tümünü ipe dizdi. Yine ka­ rakol, yine hudut dışı etme tehdidi. Hakaretten b ir aya mahkûm edilmişti. Madam Angles araya girdi, madamın ahbabı akıl doktoru Orsoni garanti verdi ve «Onun sözle­ rinden dışarı çıkarsa tekrar tı­ marhaneyi boylayacağı iyice an­ latıldıktan sonra» olay örtbas edildi.

KARACİĞERİN İSYANI

Şimdi eskisine nazaran çok daha az çalışıyordu. Ayrıca kendini daha hür, daha rahat hissediyordu. B ir akıl doktoru­ nun tavsiyelerine uyarak F ik­ ret’i çalıştırm ayı düşünmekle Madam Angles diğerlerinden daha iyi sonuç almayı başar­ dı. Prensibi onu aslâ korkut­ mamak üzerine kurulmuştu. Kapalı odalar, sıkıcı bunaltıcı aralıksız çalışmalar yapışma uygun değildi. Bu tedbirler, izlendiği, ya da mahvedilmek istendiği korkularını onun ka­ fasında canlandırıyor ve daima tehlikeli olaylara yol açıyordu.

Ayrıca sıhhati de son derece bozulmuştu. N efes darlığı, su toplanması (ö d em )— Çok çok

mmim

İ

m hm

Kâğıdd kaleme sarılıp ı

N İC E M A Ç IN D A

ıııııııııımıııııuıııııııııııııııııımıııııııııııııııiiiııııuıııııııııııııııııııımııımııımnııııııııııııııııııııııııııııııiMiıııııııııııı

FENERBAHÇE’YE

■laillllIRMIIIIIİimilllllllllllllllllllllllllllllllllllllUllllinilllllllllllllUllllllllllllllllllinillllllllllllllllllllllllUlllinillHI

TAKTİK VERMİŞTİ

IIIIIIIİIIIIİIIIIIIIIIIIIIIIIIIIUIIIIIIIIIIIIIIIIUHIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIİIIIIIIİIUIIIIIIIIIIIIIIIIIİIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII -, 4

m

Sarı - Lacivertli

klüpten, «ilginize

teşekkür ederiz

Muallâ

Hanım»

diye cevap alınca

dünyalar

onun

oldu.

Türk Van Gogh'u

terliyor, kendisini zor hareket ettiriyordu. Yıllarca sefaletten bir deri bir kemik dolaşmışken şimdi, karaciğer hastalığı yü­ zünden, yirm i kilo birden al­ mıştı. Sorunları yine her za­ manki sorunlardı: Aileden ka­ lan m irası elinden alınmıştı, polis kovalıyordu ve uluslar­ arası bir şebeke onu mahvet­ m ek peşindeydi.

Madam Angles, daha doğru­ su doktoru, Saint Germain ta­ rafına gitmesini menetmişti. Böylelikle hem Türk, hem de sanatçı çevrelerden uzaklaş­ mış oluyordu. Günlerini resim yapmak, bol bol mektup yaz­ mak ve nihayet tek başına ka­ fayı çekmekle geçiriyordu.

MAC TAKTİĞİ

Resim lerdeki aşırılıklara ba­ karak akıl hastalarını tahlile kalkışan doktorlar, Fikret’in resmi karşısında söyleyecek bir kelime, veya bir hastalık İzi bulam ıyorlardı; o derece dengeli ve o derece yumuşaktı. Devir devir değişen hâkim

-O

Polise hakaret, ten bir aya mahkûm edilen Fikret Muallâ’- w n cezası, ma- dam Angles’in ahbabı akıl dok. toru Orsoni’nin teminat verme­ siyle örtbas edil m işti. Resimde Fikret Muallâ’. y ı büyük bir ihtimamla tedavi eden akıl dok. toru Orsoni gö­ rülüyor.

Y azan : Orhan KOLOĞLU

renkti; bu hazan \ turuncu, ha­ zan kırm ızı, bazan da e flâ ­ tundu. Pek çabuk, modele bak­ madan, sadece bir gece evve­ linden hafızasına yerleştirmiş olduğu sahneleri tuale nakle­ diyordu.

Günde sadece yarım saat ve­ ya üç çeyreğini resme ayırıyor, sonra mektuplarına ve içkisine dönüyordu. Şimdi eskisinden fazla yazmağa başlamıştı. Dost­ larından ya miras işini hallet­ m elerini istiyor, ya da kahve, zeytin, zeytinyağı, sabun, cez­ ve, bir saç mangal, kahve fin ­ canı, rakı, Bursa havlusu, pas­ tırma, sucuk siparişi veriyor­ du.

Hattâ bir gün, Fenerbahçe’­ nin N ice takımı ile Fransa’da maçlar yapacağını işitince ka­ lem i kâğıdı eline almış, bu ta­ kımın oyun taktiği ve nasü karşı konulması gerektiği hak­ kında uzun uzun bilgi gönder­ mişti. Fenerbahçe kulübünden «İlg in ize çok teşekkür ederiz, Bayan Muallâ» şeklinde bir ce­

vap alınca dünyalar onun oldu. N e France B ertin’in, ne de Madam Angles’in düzenledikle­ r i sergiler onu bu derece se­ vindirmemiş ve ilgilendirm e- mişti. Takdir cümleleri ve kri­ tiklerin söylediklerine zaten hayatı boyunca kiılak asma­ mıştı. Değerini biliyor, bildi­ ğini yapıyor, üst tarafı ile il­ gilenmiyordu bile. Büyüklüğü de buradaydı.

PARİS'TEN AYRILIŞ

içk iye gelince, her gün artan b ir tempo ile devam ediyor, tabii sonuç olarak kavgalar gü­ rültüler eksik olmuyordu. Ote­ lin garsonundan kapıcısına kadar bütün personeli ile kav­ galı haldeydi. Can sıkıntısın­ dan gelene geçene şişe atıyor, hattâ penceresinden aşağıya işiyordu. Yine kriz geçirdiği ve «İm da t, imdat! Polis geliyor* diye herkesi uyandırdığı bir NBMMBMMİ r a a H M M M H a a a i

geceyarısı, sağ kıyıdaki otelin­ den kapı dışan edildi. Sefil halde, kendisini kabul edecek tek bir otel kalmaymcaya ka­ dar mahalle değiştirdi.

1962 yılının sonlarına doğru bir gün, yatacak yer bulama­ yınca, sabahın üçüne kadar so­ kaklarda, M ontmartre’da do­ laştı. Oradan hale gidip bir hayli çekti ve nihayet sol ta­ rafına gelen bir felç krizi ile sokağın ortasına düştü. K ırk İki yıldır süregelen sefalet ve yorgunluğunu artık vücudu ta- şıyamıyordu.

Madam Angles, derhal ftasta- haneye kaldırttı, iyi bir tedavi yaptırdı ve biraz iyileşince kendi evine aldı. Otele yatırı­ lacak gibi değildi. Sinir kriz­ leri bir yana, şimdi altını tu­ tam ıyor, ikidebir elbiselerini, yerleri, çarşafları berbat edi­ yordu. M illetvekili olan Bay Angles’in davetlerindeki skan- dalları da caba. Evleri Picas- so’lar, Van Döngen’lerle dolu olmasına ve sanatçılara büyük saygı beslemelerine rağmen, karı koca Fikret’i daha uzun bir süre yanlarında barmdıra- mayacaklarım anladılar. Dok­ torlar da daha ılım lı iklim le­ rin, meselâ Fransa’nın Güney kıyılarının sıhhatine çok iyi geleceğini belirtiyorlardı. N i­ hayet, N ice civarında denizden 80 kilometre kadar içerdeki Reillane kasabasında bulunan Madam Angles’in evine yerleş­ tirilm esi kararlaştırıldı. Tabii kasabanın üç meyhanecisine, ona fazla içki verm em eleri ten- blh edilerek.

Güneyin sağlam havasında çarçabuk kendini toparladı, sol tarafındaki ârıza hemen hemen geçti ve Fikret büyük bir neşe ve iştiha ile çalışmağa, m ek­ tup yazmağa ve içmeye döndü.

YARIN

BÜYÜKLÜK VE

KÜÇÜKLÜK

mam®.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

The dilatometer data of the dimensional change or shrinkage (dL/L0) and shrinkage rate (dL/dt) of the pellets in the first stage sintering zone is given in Figure 3 depending

Kültür endüstrisinin ideolojisi, panzehirini yine kendi içinde taşır (Dellaloğlu, 2001: 96). Endüstri’nin kendisiyle çelişir hale gelebilmesi için, belirli bir

Verilen bilgilere göre ayrıca darülkurra, Cumhuriyet döneminde önce sağlık müzesi, ardından müftülük binası, 1968’den sonra Kültür Bakanlığı’na bağlı

«Hükümet büyük devletler­ den birinin muavenetini (bu muavenet kelimesinden ae kastedildiğini ancak Allah bi­ lir) resmen talep ettiği cihet­ le İstanbul Valisi

Çalışmada sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği sağlık sorumluluğu ve b eslenme alt puan ortalaması preeklemsi tanısı alan gebelerde tanı almayan

Uçucu yağ (5 µl) ile muamele edilmiş kıvırcık örneklerinin 5 günlük depolama periyodu sonrası görüntüsü (a: Kontrol örneği; b: O. vogelii uçucu yağı

Hale Arpacıoğlu bu em osyonel ya­ şantının bereketi içinde onu ge­ lecekteki yaşantımızın biçimleri­ ne, duygularına çevirecek döl­ lenmeyi yaşıyor ve

Sami Güner aramızdan ayrılalı beş yıl oldu.. Fotoğraflarında