• Sonuç bulunamadı

Ebru:Büyük usta:Niyazi Sayın

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ebru:Büyük usta:Niyazi Sayın"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

F Ü S U N A R I K A N

Büyük usta: Niyazi Sayın

Ney virtüözü, besteci, ebru ve tesph ustası Niyazi Sayın basınla konuşmama kara­

rını Cumhuriyet DERGİ için bozdu.. Füsun Arıkan, Usta'yla ebru üzerine konuştu.

ten bir pantolon vardı. Sedire oturdu­ ğunda, sol dizini kıvırıp, çıplak ayağı­ nı da yukarı çekmişti. Çok doğal dav­ ranıyordu.

Bu evde, küçük küçük kilimler, ki­ taplıklar, komodinler, üzerleri halı ve kilimli sedirler, Buldan işi örtülü ma­ salar ve dopdolu duvarlar arasında kalıyorsunuz. Duvarlar hat ve ebru dolu, fotoğraf dolu; eski musiki ve eb­ ru ustalarının, edebiyat ustalarının ve daha birçoklarının fotoğrafları, resim-anat aşktır!” diyor büyük

■ usta Niyazi Sayın. O bir ney virtüözü, besteci, ebru ustası, tespih ustası ... O bir aşık.

Tasavvuf edebiyatındaki rind kav­ ramı ona pek uyuyor. Rindlik; aşk, gönül adamlığı, iç doluluğu, aldırmaz­ lık, kayıtsızlık, maddi değerleri önem­ sememe, makam ve mevkileri küçük görme, güzel olana gönül bağlama, ya­ şamdan zevk alma gibi ö- zellikler içerir. O bir rind de­ mek geliyor i- çimizden. Niyazi Sa­ yın, özellikle ney konusun­ da Türki­ ye’nin gelmiş geçmiş en iyi yorumcuların dan biri. Sanatçı şimdi 65 ya­ şında ve Bey- lerbeyi’nde, Boğaz manza­ ralı küçücük bir çatı katın­ da yalnız yaşı­ yor. Alan ola­ rak küçücük ama içindeki­ ler açısından kocaman bir müze. Belki de sanat üreti­ len bir fabrika!..

İnce uzun yüzünü tamamlayan be­ yaz saçlan ve dudağının üstünden ta­ şan aynı renk bıyıklarıyla evinin kapı­ sından görünüp hoş geldiniz derken gülümsüyordu. Oysa görüşmeye gi­ derken, röportaj yapmak isteyenlere karşı ters tavır takındığını söylemişler­ di. Üstünde ince bir gömlek, eski ke­

leri...

Bir karış balkonda çiçekler arasın­ da bir masa daha. Biraz gözünüz alı­ şınca kocaman bir televizyon, eski tip bir radyo ve üzerinde o yıllardan kal­ ma bir pikap, hemen arkasında kaliteli bir müzik seti ve koca bir raf dolusu teyp kasetini fark ediyorsunuz. Sedirin üzerine konup fışsiz kordonu ile prize takılan ama çok güzel serinleten kli­

mayı da... Böyle kü­ çük bir ye­ re bu kadar çok eşyayı düzenli yer­ leştirmek de bir mari­ fet doğru­ su! Sohbeti mizi ebru üzerine yo­ ğunlaştın yoruz. “Ebru

,

aslında Çin’den çık­ ma. Oradan Hindistan’a sonra Os­ manlI’dan Batıya... Batıda da çok geliş­ miş. Bizde olmayan şeyleri on­ lar katmış. Örneğin potasyum aluminat gibi. Onlar da da bizdeki bazı şeyler yok. Çiçek gibi...

Benim düşüncem bugün bir ebru sa­ natçısının yapacağı şey, bunların hepsi­ ni katıp bir senteze varmaktır. Ben tek­ nede iş görecek her türlü malzemeyi, herhangi bir boyayı kullanırını. Bunun aksi sanatın gelişmesini engeller. Ama önce ebru nedir, nasıl yapılır onu bir

el-Niyazi Sayın’ıtı çiçekli ebrusu

(2)

de etmek gerek.

Ebruculuk tekne ile boya arasındaki ilişkiyi kavramakla başlıyor. Boya ha­ zırlanması çok önemli bir olay. Kitrenin kıvamı, havanın sıcaklığı, nemi... Daha sonra kağıdın seçilmesi... Bunlar birbi­ rini tamamlayan unsurlar.

çevirmesinin nedenini böyle açıklıyor. Niyazi Saym’ın, her köşe başında rastlayabileceğimiz kişilerden olmadı­ ğını kabul etmek gerekiyor. Yetene­ ğiyle, sanatıyla, farklı uğraşlarıyla, öz­ gün bir kişilik onunki... ◄

Çalışırken yılmayacaksınız. Olmadı bir daha, bir daha! Sorunları çözdükten sonra her türlü malzeme kullanabilirsi­ niz. Bazen her şey ebru çalışmaya o ka­ dar uygun olur ki, çıkardı­

ğınız işe bayılırsınız. İşte o zaman üşenmeyip aynısın­ dan birkaç örnek daha yapmalısınız. Çünkü bu koşulları tekrar tutturamı- yabilirsiniz. Bu da işin cil­ vesi!..”

30 yıldır yaptığı ebru­ lardan örnekler gösteri­ yor. Kullandığı malzeme­ leri ve tekniği anlatıyor;

“Benim en çok kızdığım şey insanların bildiklerini saklaması... Yabancılar da sırlarını saklıyor veya yan­ lış bilgi veriyor. Ben buna karşıyım. Özellikle bu ko­ nuda istekli ve yetenekli o- lanlardan bilgi esirge­ mem.”

Atelyesine geçiyoruz.

Raflar, masalar, maran­ goz aletleri, boyalar, fırça­ lar, ebru tarakları... Hepsi son derece düzenli yerleş­ tirilmiş. Sonra başka alet­ lere gözümüz takılıyor; Küçük bir torna, kompre­ sör, zımpara makinesi ve kuşlar!..

Raflardan birinde duran ve çıplak küçücük bir makina ile çıplak bir hoparlörden oluşan radyosunu prize takıyor. M ü­ zik ile birlikte kuşlar da ötme­ ye başlıyor. “İşte bu da atelye-

min müzik seti!” diyor muzip­

çe gülerek. Yüzünden burayı sevdiğini ve burada çalışmak­ tan mutlu olduğunu okuyabi­ lirsiniz.

Biz ayrılmadan önce de, kendisi hakkında basında ve bazı kitaplarda üretilen fikir­ lerden yakınıyor; Bir çoğunun kendi düşündükleri ve söyle­ dikleri ile ilgisi olmadığını sa­ vunuyor bu yüzden de biraz kırgın gibi... Yakınlarda yapı­ lan röportaj önerilerini geri

Niyazi Sayın ebru teknesinde Batı tekniği­ nin ve Türk tekniğinin bir sentezini uygulu­ yor. Sayın tekniğini ve çalışmalarını ken­ disi de bir ebrucu olan Füsun Arıkan’a gösteriyor (altta). Ustanın hatla birlikte kullandığı bir ebru örneği (en altta).

,y/

» ; > m,,.

Sudaki izin serüveni

B

ir teneke içine kitreyi ısla-

11D

tıp badehu boyalan muh­ kem sahkedup yani döğüp, öd ile ezip, tenekenin içine döküp, limon ile kestiresin; acaip olur.” Millet Kütüphanesi el ya­ zılan No: 109’daki “Boya, mürekkep, ahar, ebru” mecmuasında ebru yap­ mak böyle anlatılmış.

15. yüzyıldan beri yapılmakta olan ebru; minyatür, hat, tezhip, oyma ve kakma gibi geleneksel ve klasik bir Türk sanatı. .

Geleneksel ebru yapımı kısaca şöyle : Kitre denilen bir çe­

şit zamk ile yoğunlu­ ğu arttınlmış bir su hazırlanır, üzerine, su­ landırılarak ezilip sı­ ğır ödü katılmış top­ rak boyalar, at kılı ve gül dalından yapılmış fırçalar yardımı ile serpilir, su yüzünde hazırlanan bu form, üzerine kapatılan ka­ ğıda alınır. Tabii bu serpiştirilen boyaların su üzerindeki serü­ venleri de ayrı. Çeşit­ li iğne, tarak ve uçlar yardımı ile nasıl gezi­ nerek aniden nefis bir lale, pırıl pırıl bir pa­ patya, neşeli bir gelin­ cik, yürek, karanfil ve hatta bülbül yuvasına

dönüşmesindeki sırları Arıkan’dan bir ebru çalışması

uzun uzun anlatmaya gerek yok. İzlemeli...

“Tarif gerçi kolay ama tatbikatta güçlük var. Tecrübesiz yapılırsa insan olur bi karar görünüşe aldanıp da aşk kolaymış demek sen bir ihtisas işidir bu, aşık olan er yapar”

Zamanımızın ebru ustalarından o- lan sanatçı Mustafa Düzgünman

(1920-1990) yirmi kıtadan oluşan “Eb- runame”sinde böyle diyor.

6. ve 10. yüzyıllar arasında kağıt i- malinin sırrını Çinliler ile birlikte sak­ layan Türklerin bu zaman içinde ebru­ yu buldukları sanılmaktadır. Japonla­ rın 700 yıldır yapmakta oldukları Su- minagaski adlı suda yüzdürülen Hint mürekkebinin kağıda alınması sanatı­ nı da unutmamak gerekir. Ayrıca eb­ runun Hindistan’da ortaya çıktığı id­ diaları da vardır.

Ebru genellikle ciltçilikte, tezhip ve

hat sanatına yardımcı olarak kullanıl­ mış, 17. yüzyılda da Osmanlıdan Av­ rupa’ya geçmiştir. Fransızlar, somaki ebrusu üzerindeki mermeri andıran damarlar yüzünden bu sanata “papier marbré”, İngilizler ise “marbled pa- per” adını vermişler. Araplar da da­ marlı kağıt anlamına gelen “Varakü ’1-müazza” sözcüğünü kullanmışlar.

Ebru sanatı matbaanın etkisi ve Ba­ tıda basılan ebru kağıtları ile durakla­ mışsa da 20. yüzyıla kadar klasik tarz­ da yapılmaya devam etmiş, daha son­ ra Avrupa’da ve özellikle Amerika’da

eski teknik ve mal­ zemelerin yerine ye­ ni malzemeler kulla­ nılarak modern tek­ nikle yapılmaya başlanmış ve genel olarak “Marbling” adı altında birçok kitap yazılmıştır. İ- şin garibi, bu kitap­ larda ebrunun aslı­ nın Türklerden alın­ dığı unutularak, “marbling’in Türk- ler tarafından yapı­ lan bir çeşidine de ebru dendiği" şöyle bir çiziktiriimiştir.

Şimdi artık daha geniş bir kullanım alanına kavuşturu­ lan ebru, tek başına bir tablo gibi değer­ lendirilerek duvarla­ rı süslemeye, kumaş cam gibi malzemelerin dekorlanmasın da faydalanılmaya başlanmıştır.

Türkiye’de de hiç ödün vermeden, klasik tarzda çalışan sanatçıların ya­ nında modern teknik ve malzeme ile çalışan sanatçılar vardır. Ancak ne­ dense bu konuda yazılan kitap sayısı bir elin parmaklarından bile azdır. Pek az sanatçı bilgilerinin tamamını öğrencilerine aktarmaktadır. Genelde, çalışırken seyredilmeye izin vermekte ve sırlarım kendilerine saklamaktadır­ lar. K arikatür Müzesi ve Caferağa Medresesi’nde açtıkları kurslar ile öğ­ renci yetiştirip, bu sanatın gelişmesi ve yaygınlaşmasına çalışan genç sanatçı­ lar; Koksal Çiftçi, Vedat Vaytaş ve Ah­

met Çoktan’ı kutlamak gerekir. Belki

de bir ebru sanatçıları demeği kurul­ malı, dayanışma ve bilgi aktarımı yolu ile bu sanata sahip çıkılmalıdır. ◄

C U M H U R İ Y E T D E R G İ 6 E Y L Ü L 1 9 9 2 S A Y I 337 19

Referanslar

Benzer Belgeler

– Türkistandan başlayarak İran üzerinden ülkemize ve daha sonra da Avrupa’ya kadar uzanan bir resim sanatı.. Sonsuz uzunluklu bölgede

Öğrencilerin SEDlerine göre evlerinde bulunan bilgisayar sayısı ortalamaları oneway ANOVA ile test edilmiş ve anlamlı bir fark (p=0.000) bulunmuştur.Tukey ile yapılan

2012 – halen International Society for Interpersonal Acceptance and Rejection 2004 – halen Türk Psikologlar Derneği.. DİĞER

Projenin başlıca amacı Türkiye’de üretimi çok kısıtlı olan Acid Free (asidi az) geleneksel el sanatları kağıdı olarak adlandırılan asitsiz

Benzerinin olmayışı aynı Cennet mekân, büyük hakan Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir sultanın tarihte eşiz ve tek olması gibidir Uygulamanın

 BOLD: Kandaki oksijen seviyesine bağlı sinyal. değişiklikleridir (deoksihemoglobinin paramagnetik

Konjenital pulmoner malformasyonlar Konjenital diafragmatik herni. Plevral effüzyon

– Intraventriküler septa/sineşi periventriküler psödokistlerin birleşmesi ve germinal matriksin ependimden ayrılması sonucunda ortaya çıkar. – Aksial ve sagital kesitlerde