Türk düĢüncesinden nedensellik iliĢkileri içerisinde bahsedeceğimiz zaman yani Türk düĢüncesinin bilinen baĢlangıcı, dönüĢümleri ve halihazırda nasıl algılanabileceği üzerine gidileceği zaman düĢünce kavramının hatırlamak ve kaygı içeren anlamları da beraberinde gelmektedir. Ġnsanın asli kaygısının bir güdümü olarak, anlam arayıĢının köken meselesi etrafında gezinmesi son raddede makuldür. Çünkü düĢünmek, hatırlamak ve algılamak yalnızca fertlere mahsus değildir. Toplumlar da kendi varlıklarının mümkünatı dahilinde hatırlar ve bu hatıra gelenleri en okunaklı surette asli kaygısının peĢinden giden fertleri kanalıyla yansıtırlar. Toplumun düĢünce durumu altında algı ve hatırasının zaman içerisindeki serüveni yine bu fertler üzerinden takip edilebilir.

Tanpınar hem Doğu hem Batı düĢünce sistemleri yakından takip etmiĢtir, her iki düĢünce biçiminin birikiminden yararlanma Ģansına sahip olmuĢtur. Romanlarında ele alınmıĢ olan temalar onun kendi hayatını ve görüĢlerini, aldığı eğitim ve kültür birikimi

11 Mehmet Aydın, Kayıp Zamanın İzinde Ahmet Hamdi Tanpınar. (Ankara: Doğu Batı Yayınları,2020),193-194

12 Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste. (Ġstanbul: Dergâh Yayınları,1995), 104

15

ile eserlerine yansıtmasının en güzel sonucudur. Dönemin belki de büyük sorunlarından biri yazılan eserlerin siyasi veya toplumsal bir güç ile bağdaĢtırılıp düĢünceden uzak kalınmasıdır. Aslında eserlerin içerikleri felsefi unsurlara sahiptir, sadece onları anlamlandırmak, bulmak gerekir. Kendimizi bilmemizi burada bir nevi kendimizi yani düĢüncemizi zuhur edebilmek olarak ele almamız daha doğru olacaktır. Keza Tanpınar hem Türk edebiyatının modernleĢme döneminde hem de Türk düĢüncesinin içerisinde kendine münhasır yorumları ve sunduğu eserleri ile yadsınamaz bir öneme sahiptir.

Onun eserleri de bu çerçeve dikkate alınarak okunmalıdır.

Felsefi düĢüncelerini sunarken, Batı‟dan gelen modernleĢmeyi ve bunun sonuçlarını atlamaz. Kültürün düĢünceyi etkilediği farklı bir toplumun, kendini toplumunu etkilemesi onda eleĢtirilecek ve ele alınacak birçok konuyu düĢünme ihtiyacı doğurmuĢtur. Tüm bunlar da Tanpınar‟ın eserlerinde de hissedebildiğimiz bir huzursuzluğu meydana getirmiĢtir. Bireysel bir huzursuzluk Tanpınar‟ın kendi hayatı içerisinde de vardır. Toplumsal huzursuzluğun da olduğu bir dönemde yaĢamıĢ olması, bunun bireysel hayatına etki etmesine sebep olmuĢtur. Tanzimat döneminden itibaren süregelen bir değiĢmenin var olmasını eserlerinde dile getirmiĢtir. Batılı bir modernleĢmenin bilhassa etkisinin olduğunu fark etmiĢtir ve bunun zaruri olduğunun altını çizmiĢtir. Tanzimat döneminden Cumhuriyet dönemine dek yaĢanan süreçte oluĢan bu modernleĢmenin yaĢattığı durumları eserlerinde karakterleri aracılığı ile gündeme taĢımıĢtır. Türk toplumunun içinde olduğu durumları ve dönemin getirilerini Mahur Beste, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi mühim üç romanında intak edilmiĢtir.

Tanpınar, kendisini yaĢadığı zamanın insanı olarak görse de mazi, ağırlığını her zaman hissettirir. Yazarın, zamana yabancılaĢmasında Türk

16

toplumunun geçirdiği medeniyet krizi ve bunun toplumsal ve kültürel hayatta yarattığı ikilik etkili olmuĢtur. Tanpınar, geçmiĢi bugünün zevki ve bilgisiyle değerlendirmekten yanadır. Ne var ki ortaya çıkan yeni ile mazi arasındaki kopukluk, bu kopukluğu giderecek adımların bir türlü atılamayıĢı ve boĢluğun uzaması, yazarı yaĢadığı zamana yabancılaĢtırır.

Atalarımız, zamanına sahip insanlardır, ancak modern hayat bu nizamı bozmuĢtur. Huzur‟un sonunda ortaya konan yeniden zamanına sahip olmanın ümidi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü‟nde yerini ümitsizliğe bırakır.13

Tanpınar‟ın kendi içerisinde de buhran hissetmesi, yaĢadığı huzursuzluğun o dönemde yaĢanılan Ģeylerin kendi medeniyetine / toplumuna yansımalarından kaynaklandığını artık görebiliriz. Toplumda hissedilen ikilik fertlerine de yansır. Tanpınar‟ın mimariye olan ilgisinden bile anlayabileceğimiz mazinin zevkini kaybetmek istememesi aslında modernleĢmeyle gelen her Ģeye özellikle de düĢünceye de etki eder. Huzur romanında kendisi adına sözcü ilan ettiği Mümtaz, Ġhsan karakteri gibi kendi fikirleri üzerinde bir hakimiyet sağlamıĢ gibi gözükmez. Bir aydın olarak üstlendiği sorumluluğun ne kadar zorlayıcı olduğunun farkındadır. Bunu da kitapta Nuran‟ın geçtiği bir bölümde Mümtaz‟ın kendi hizmetlisi ile kendisi arasında bir karĢılaĢtırma yaptığı esnada söylediği Ģu sözler biraz daha anlamayı kolaylaĢtırabilir:

“Mümtaz üç senedir iĢlerini gören bu çocuğun yüzünü bir kitap gibi okumaya alıĢmıĢtı. Muhakkak sevdiği kadınla kavga etmiĢ olacaklardı.

Yahut onu burada, bahçe ve lokantalardan birinde bir baĢkasıyla görmüĢtü. Kim bilir belki de bu yüzden kavga etmiĢ olabilirdi. Fakat onun ızdıraba tahammül ediĢ tarzı kendisinden baĢka türlü idi. O yıpranmamıĢ insanlıktı. Ġnceliklerini kendinde bulurdu. ġimdi bir cins horoz gibi lokantanın dibinde kendi kendine kibirleniyordu. Bu, maddesine hürmet ve hayranlıktı. Hakikatte bir nevi iptidai narsisizm ki, ayna diye sadece kadının vücudunu alıyor, orada aksini biraz bulanık görünce istikrahla fırlatıp atıyor ve değiĢtiriyordu. Bunu kadınlar da yapabilirdi. Belki Nuran bir gün kendisine böyle yapacaktı.” 14

13 Salih OkumuĢ – Ġdris ġahin, “AHMET HAMDĠ TANPINAR‟IN ROMANLARINDA ZAMAN VE MEKÂN BAĞLAMINDA YABANCILAġMANIN TEZAHÜRLERĠ”, ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 3/5 (2012): 119

14 Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur. (Ġstanbul: Dergâh Yayınları,2020), 216

17

Romanda geçen bu kısımdan Tanpınar‟ın kendi yaĢadığı ıstırabıyla kendini diğer insanlardan da ayırdığını net bir Ģekilde görebiliriz. Kendi düĢüncelerinin ona yüklediği ağırlık, bir aydın olarak topluma bir Ģeyleri anlatabilme ve hatta en önemlisi hatırlatabilme görevleri ile birleĢince Tanpınar‟a bir huzursuzluk bırakmıĢ olur.

Tanpınar‟ın romanlarında kendi adına bir sözcü seçmesi ve karaktere bunu tamamen iĢleyebilmesi içinde bulunduğu ruh halinin dıĢarı taĢmasından da kaynaklanır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ise Tanpınar‟ın yeni ve modern diye adlandırılan Ģeyleri eleĢtirdiği eseridir diyebiliriz. Yeniliğin hiç eleĢtirilmeden, deyim yerinde ise un eleme iĢlemi gibi bir ayrıĢtırmadan geçmeden hemen kabul görmesini benimseyememiĢ, bunu da çok sevdiği Ġstanbul üzerinden eserlerinde iĢlemiĢtir. DüĢüncenin de yeniye asimile olabilmesi fertlere kendini unutmak pahasına gelinebilecek bir yeniliği gösterir. Bu yolları eleĢtiren Tanpınar eserlerinde sık sık bundan duyduğu mutsuzluğu dile getirmiĢtir.

“Gene anladım ki bizim Ģark; Müslümanlık, Ģu, bu diye tebcil ettiğimiz Ģeyler, bu toprakta kendi hayatımızda yarattığımız Ģekillerdir. Bize uluhiyetin çehresini veren Hamdullah‟ın yazısı, Itri‟nin Tekbir‟i, kim olduğunu bilmediğimiz bir iĢçinin yaptığı mihraptır.”15

Mahur Beste romanında, toplumunun içinde olduğu yenileĢmeyi yani BatılılaĢmayı konu edinir. Sanatı yine temalarından biri yapıp musikiden bahsetmiĢtir. Asıl önemli olan ise düĢünce tarihi içerisinde bilhassa yer vermemiz gereken toplumun Müslüman yapısını ve bunu yaĢayıĢına da değinmeyi es geçmemiĢtir. Buradan anlayacağımız en mühim Ģey, Tanpınar‟ın her eserinde, her kelamında bir felsefenin barındığı ve sadece düĢünce değil felsefi değer taĢıyan düĢüncelerinin olduğudur. Bu yüzden de düĢünce tarihimiz içerisinde kıymetli bir konumdadır.

15 Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste. (Ġstanbul: Dergâh Yayınları, 1995), 109

18

Tanpınar‟ın kapladığı alan Türk düĢüncesinin dönemin açtığı kanallar vasıtasıyla özgün birtakım haller gösterdiği bir aralığa denk düĢmektedir. DüĢünce zamanın bir mahsulü müdür? Yahut zamana atılan tohumlar düĢüncede mi filizlenir? Tanpınar‟dan arda kalanlar dönemin ağırlığı altında ezilmiĢliğin yahut döneme karĢı direniĢin meselesi midir? Dönemin içinde bulunduğumuz aralığına yani zihin dünyalarımıza açtığı kanalların bilincinde olarak her iki cihetten de meseleye yaklaĢmak mümkün iken bir taraf ağır bastığı halde diğer ihtimalleri gözden kaçırmamaya çalıĢmak düĢünüre külfettir buna rağmen düĢünür tarafından kabul edilmeye layıktır. Tanpınar kendi döneminde bir de zamanın zihnine açtığı kanallardan geçmiĢin dehlizlerinde ne gördü?

Elbette üretken bir münevverin düĢünce dünyasının yekunu üzerine bir çaba nafile olduğundan Ģimdiki seferde Ģarkın garp ile farklılığının bu farklılığın zamanın dahli ile meydana getirdiği kesiĢim çizgileri üzerinde durulacaktır.

Belgede T.C ĠSTANBUL 29 MAYIS ÜNĠVERSĠTESĠ EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ FELSEFE BÖLÜMÜ. AHMET HAMDĠ TANPINAR DA TÜRK DÜġÜNCESĠ KAVRAMI (Lisans Bitirme Tezi) (sayfa 22-26)