• Sonuç bulunamadı

2.2 PSİKOSOMATİK BOZUKLUKLARIN TANIMI

2.2.2 Psikosomatik Bozuklukların Tanımı ve Sınıflandırılması

Psikosomatik sözcüğünü ilk kez JCA Heinroth (1818) kullanmıştır. Somatizasyon (bedenselleştirme), yani duygusal çatışmaların bedene yansıtılarak bedensel belirtiler oluşturulması, hekimlikte aşağı yukarı yüz yıldır üzerinde durulan bir konudur. Psikosomatik tıp ise, ruh beden ayırımına karşı çıkan, bireyin biyopsikososyal bir bütün olarak ele alınmasını savunan hekimlik anlayışıdır (Babacan,2003.520).

“Psiko” ruh ve “soma” beden anlamına gelen iki Yunanca kelimenin birleştirilmesiyle oluşmuş psikosomatik deyimi, bedenle ruh arasındaki karşılıklı iletişim ve etkileşime işaret eden bir kavramdır. Psikosomatik hastalıklar ise; psikolojik ve bedensel bulguların birbirini tamamlayıp bütünleştikleri, etiyolojisinde psikososyal streslerle ruhsal çatısmaların önemli oranda rol oynadığı bazı bedensel hastalıklardır (Çevik, 2000:55).

Psikiyatri sözlüğünde ise; eski adıyla psikosomatik bozukluklar, yeni adıyla psikofizyolojik bozukluklar, duygusal etmenlerin etkilediği fiziksel belirtileri ve genellikle otonom sinir sisteminin denetimi altındaki tek bir organ sistemini kapayan bir takım bozukluklar olarak tanımlanmakta ve bu tanım şu şekilde açıklanmaktadır: normal olarak belli duygulanımsal hallerin eşlik ettiği fizyolojik değişiklikler bazı belirtilere neden olur ancak fizyolojik değişiklikler daha yoğun ve devamlıdır, duygusal nedenlerin oluşturduğu ileri sürülen bu bozukluklar yer aldıkları organ sistemine göre adlandırılır (genito, üriner, dermatolojik v.b.) (Arkonaç,1999:464). Çevik ve Ünal (1989:58), psikosomatik hastalığın tanımını ; etyolojisinde ruhsal etkenlerin veya streslerin önemli oranda rol oynadığı bazı bedensel hastalıklar olarak yapmaktadır. Bu hastalığın psikosomatik olarak adlandırılabilmesi için etyolojide organik bir nedenin olmaması, yani organik nedenin ekarte edilmesi gerekmektedir.

Öztürk (1997:348), ise bedende yapısal bir değişiklik ya da işlev bozukluğu gösteren; ve oluş, alevlenme, iyileşme nedenleri arasında psikososyal etkenlerin

önemli yer aldığı bozukluklukları psikosomatik olarak tanımlamıştır. Gerçekte her türlü hastalıkta psikosomatik yönler vardır, her bedensel hastalıkta psikolojik etkenler hastalığın gidişini etkiler. Psikosomatik hastalıklarda ruhsal etkenlerin önemli rölünü tanımlamak ve derecesini bilmek kolay olmayabilmektedir.

Koptagel-İlal (2000:72), organlarda morfolojik değişmelerle birlikte olan ama doğuşlarında veya süreçleri üzerinde ruhsal sorunların ve kişilik gelişimine ait bozuklukların rol oynadığı bedensel hastalıklardır. Yazarlar, burada birincil olarak ruhsal bozukluğun varlığını, organik bozukluğun ise bunun sonucu olarak meydana geldiğini vurgulamaktadırlar.

Davison ve Neale (2004); psikosomatik bozuklukları, duygusal faktörlerle oluşan ya da daha kötüye giden gerçek fiziksel belirtiler olarak tanımlamaktadırlar.

DSM - IV’ de psikosomatik rahatsızlıklara eşdeğer olarak kullanılan başlık ‘‘Tıbbi Durumu Etkileyen Psikolojik Etkenler’’ dir. DSM-IV ‘e göre hastalığın görünümü şu şekildedir (APA, 1994):

A-Genel tıbbi bir durum vardır.

B-Psikolojik etkenler aşağıdaki yollardan biriyle genel tıbbi durumu olumsuz yönde etkilemektedir:

1.Psikolojik etkenlerle genel tıbbi durumun gelişmesi, alevlenmesi ya da iyileşmenin gecikmesi arasında bir ilişkinin olduğu gösterildiği için bu etkenlerin genel tıbbi durumun gidişini etkilediği yargısına varılmaktadır.

2.Bu etkenler genel tıbbi durumun tedavi edilmesini zorlaştırmaktadır.

4.Stresle ilişkili fizyolojik tepkiler genel tıbbi durumun semptomlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamakta ya da bu semptomların alevlenmesine neden olmaktadır.

Psikolojik etkenlerin yapısına göre;

-Genel tıbbi durumu etkileyen mental bozukluk (ör. miyokard infarktüsünde iyileşmeyi geciktiren Major Depresif Bozukluk gibi; eksen I bozukluğu).

-Genel tıbbi durumu etkileyen psikolojik semptomlar (ör. cerrahi girişim sonrası iyileşmeyi geciktiren depresif semptomlar; astmayı alevlendiren anksiyete vd.).

-Genel tıbbi durumu etkileyen kişilik özellikleri ya da başetme biçimi (ör. kanserli bir hastanın hastalığını yadsıması, tedavi girişimlerine karşı çıkması vd.).

-Genel tıbbi durumu etkileyen uygunsuz davranışlar (ör. aşırı yemek yeme; egzersiz yapmama; güvenilir olmayan cinsel eylemlerde bulunma vd.).

-Genel tıbbi durumu etkileyen stresle ilişkili fizyolojik tepki (ör. stresle ilişkili olarak ülser alevlenmeleri, hipertansiyon, ve gerginlik başağrısı vd.).

-Genel tıbbi durumu etkileyen diğer ya da belirlenmemiş psikolojik etkenler (ör. kişilerarası, kültürel ya da dinsel etkenler)

oluşabilmektedir.

DSM-IV ve ICD sınıflandırmalarının, ruh-beden ilişkisine bakışı biraz farklıdır. DSM sınıflandırması, ortaya çıkan bedeni hastalığı, psikiyatrik durumdan ayrı olarak üçüncü eksende belirtir. Bu bedensel hastalığın yol açtığı psikiyatrik durumu da birinci eksende ‘Fizik Hastalığın Yol Açtığı Ruhsal Durum’ olarak isimlendirir. Bu ruhsal durum bir mental bozukluk olabileceği gibi psikolojik

belirtiler, baş etme biçimi, uygunsuz davranışsal veya fizyolojik tepkiler de olabilir. ICD sınıflamasında ise bu ilişki DSM-IV’e oranla daha genel ve belirsiz, ancak daha fazla nedensel bir ilişkiyi işaret edecek şekilde tanımlanmıştır. Sadece herhangi bir hastalığın etiyolojisinde psikolojik durumların varlığı düşünülürse, bunun o hastalık tanısına ek olarak kaydedilmesi bildirilmiştir (Kaplan, 2007:58).

Psikosomatik bozukluklarda, normal olarak belli duygulanımsal hallerin eşlik ettiği fizyolojik değişikliklerin, bazı belirtilere neden olduğu, söz konusu fizyolojik değişikliklerin yoğun ve devamlı olduğu, buna ek olarak, duygusal nedenlerin oluşturduğu ileri sürülen bu bozuklukların, yer aldıkları organ sistemine göre adlandırıldığı (genito, üriner, dermatolojik v.b.) belirtilmiştir (Arkonaç,1999:464).

İnsan davranışı sadece insanın konuşması, söyledikleri, dıştan görünen hareket ve tavırları ile sınırlı değildir; hastalık da bir davranıştır ve organların işlevlerindeki değişiklikler de kendilerine ve ait oldukları insana göre bir davranışı sergilemektedirler. Psikosomatik hastalıklarda ise, gerilime uğramış bir sistemde, beden, semptom çıkarmaya en yatkın organı seçerek, o organın çalışmasını bozarak boşalım bulup, artık hasta biçimde bile olsa dengesini yeniden başka bir biçim de kurmaya çalışır. Duygulanımlarını, çatışmalarını, psikolojik gereksinimlerini bedensel belirtilerle ortaya koyan ve iletişim biçimi olarak kullanan, psikolojik kaygı ve çatışmalarını beden diliyle (somatik yolla) ifade eden yani, “organ dili ”ni kullanan hastalar psikosomatik bozukluk tanısı almaktadır (Joukamaa, 2005:187).

Psikosomatik bozukluklar, belirti veren organların ait olduğu sisteme göre sınıflanmaktadır:

1-Deri ile ilgili hastalıklar: Ürtiker, egzema, psöriyazis, pelat gibi hastalıklar

psikosomatik özellikleri olan deri hastalıklarındandır.

2-Beslenme ve Sindirim sistemi ile ilgili olanlar: Anoreksiya nervosa, blumia

nervosa, obezite, kardiospazm, mide ülseri, duedenum ülseri, mide kanaması, crohn hastalığı, spastik kolon, sinirsel kusma, sinirsel kabızlık, dispepsi, spastik kolon gibi

hastalıklar psikosomatik özellikleri olan beslenme ve sindirim sistemi hastalıklarındandır.

3-Kas-iskelet sistemi ile ilgili olanlar: Eklem ağrıları, romatoid artrit, spazmodik

tortikolis gibi hastalıklar psikosomatik özellikleri olan kas-iskelet sistemi hastalıklarındandır.

4-Solunum sistemi ile ilgili olanlar: Hiperventilasyon sendromu, bronşial astma,

allerjik rinitis gibi hastalıklar psikosomatik özellikleri olan solunum sistemi hastalıklarındandır.

5-Dolaşım sistemi ile ilgili olanlar: Koroner damar hastalığı, migren, esansiyel

hipertansiyon, vazopressör senkop gibi hastalıklar psikosomatik özellikleri olan dolaşım sistemi hastalıklarındandır.

6-Endokrin sistemle ilgili olanlar: Diabetes mellitus, tiroid gibi hastalıklar

psikosomatik özellikleri olan endokrin sistemi hastalıklarındandır.

7-Üretim-boşaltım sistemi ile ilgili olanlar: Aybaşı bozuklukları, cinsel işlev

bozuklukları, yalancı gebelik, enurezis, enkoprezis, kısırlık gibi hastalıklar psikosomatik özellikleri olan üretim-boşaltım sistemi hastalıklarındandır.

8-Baş ve ağrı: Ağızda uçuk ve yaralar, diş eti sorunları, diş çürükleri, atrofik rinitis,

behçet hastalığı, glokom, kas gerginliği ağrıları, konjonktivitis, meniere hastalığı, saman nezlesi, vasküler baş ağrıları (migren), vertigo gibi hastalıklar psikosomatik özellikleri olan baş ve ağrıyla ilişkili bozukluklardır.