Muvatta Şeybânî Nüshasının Hadis Sayısı ve Çeşitleri

Belgede Muhammed Şeybânî'nin muvatta'da mâlik'e yönelttiği tenkidler (sayfa 37-40)

1.1.7. Muvatta’ın Telif Nedeni

1.1.7.4. Muvatta Şeybânî Nüshasının Hadis Sayısı ve Çeşitleri

İmâm Şeybânî’nin (ö. 189/805) Muvatta nüshasında, Hz. Peygamber’den (s.a.v), sahâbe’den, tâbiî ve tebe-i tâbiî’den gelen merfû’, mevkuf, maktû’, mürsel ve belâğât hadis çeşitlerinin, tamamı 1180’dir. Bunlardan 1005’ini hocası Mâlik tarîkiyle, 175’ini de Mâlik dışındaki diğer 43 hocası tarîkiyle rivâyet etmiştir. Hocası Ebû Hanîfe’den (ö. 150/767) 5’i merfû’,4 8’i mevkuf5 olmak üzere 13; hocası Ebû Yûsuf’tan (ö. 182/798) da 2’ü merfû’, 61’i mevkuf7 olmak üzere 3; geriye kalan 159 rivâyeti de diğer hocaları

vâsıtasıyla nakletmiştir.8

1 Suyûtî, Tenvîr, I, 10-13.

2 Mesela Buhârî Sahihinde, Mâlik’ten yalnızca Abdullah b. Yûsuf et-Tinnîsî tarîkiyle almadığını görmek

için bkz.; Buhârî, Vekâle, 15, nolu hadisi Mâlik’ten, Yahyâ b. Yahyâ tarîkiyle naklediyor. Buna benzer örneği hepsi için söyleyebiliriz.

3 Kandehlevî, M. Zekeriyya, Evcezu’l-Mesâlik I, 111. Ebû Zehra, Mâlik, s. 244.

4 Bkz. Mâlik, Muvatta(Şeybânî Rivâyeti),(thk. Abdülvehhab Abdüllatif), el-Mektebetu’l-İlmiyye, el-

İğtisâl, h. No: 56, s. 46, İftitâhu’s-salâh, h. No: 117, s. 61, es-Selâmu fi’l-vitr, h. No: 259, s. 95, er-raculü yetezevvecü, h. No: 544, s. 182, Eklu’d-Dab, h. No: 647, s.220.

5 Bkz. Mâlik, Muvatta (ŞeybânîRivâyeti), el-Vudû-u min mes’si’z-zeker, h. No: 18-19, s.36, el-Vudû-u

mine’r-ruâf, h. No: 39, s. 36, es-Salâtu âle’d-dâbbeh, h. No:210, s. 40, es-Selâmu fi’l-vitr, h. No: 260, s.

84, en-Nikâh’u bi gayrı velî, h. No: 544, s. 206, İnkidâu’l hayz, h. No: 607; el-mer’etû yutallikuhâ

zevcuhâ, h. No: 612, s. 207.

6 Bkz. Mâlik, Muvatta (Şeybânî Rivâyeti), İftitâhu’s-salâh, h. No: 107, s.58, el-Mevâkît, h. No: 383, s.

134.

7 Bkz. Mâlik, Muvatta (Şeybânî Rivâyeti), es-Selâmu fi’l-vitr, h. No: 264, s.96.

21 Buna göre el-Leysî nüshasındaki Mâlik tarîkiyle nakledilen 1500 hadis sayısı ile Muvatta Şeybânî nüshası Mâlik tarîkiyle nakledilen 1005 hadis sayısı arasındaki farklılığın azımsanmayacak kadar çok olduğuanlaşılmaktadır. Buna göre Muvatta Şeybânî nüshasındaki hadis sayısı, el-Leysî nüshasından ortalama 500 hadis daha az olduğu görülmektedir. Bunun nedenini kesin bir ifadeyle ortaya koymak çok zordur. Ancak şu iki ihtimalden birisi olması yüksek gözükmektedir:

Birinci ihtimal: Muvatta nüshalarındaki hadis sayıları Mâlik’ten alan râvîlere göre farklılıklar arzetttiğine değinmiştik. Kâdî İyâz, Muvatta’ın ilk başta 4000’den fazla hadisle telife başlandığını ancak Mâlik vefat edene kadar hadislerini her yıl özetleyerek, bunlardan yaklaşık 700 hadis bıraktığını söylemiştir.1 Dolayısıyle Muvatta nüshaları arasındaki gerek ziyade ve noksanlık açısından ve gerekse takdim ve tehir açısından ortaya çıkan farklılıkların temel nedeni İmâm Mâlik’in Muvatta’da rivâyet ettiği hadisleri bir sonraki rivâyetlerinden çıkarmasıdır. Bu açıdan Mâlik’ten henüz telif sürecinin başlarında Muvatta’ını alanlarla sonradan rivâyet edenler arasında birçok farklılıklar oluştuğunu da belirtmiştik.2Yaklaşık olarak 40 yılda 4000 hadisten seçilerek

telif edilenbir eser göz önünde bulundurulduğunda bu farklılıklar gayet normal gözükmektedir.3 Muhammed Şeybânî’nin Muvatta’ı bu açıdan ele alındığında, aradaki 500 hadis farkının nedenini anlayabiliriz. Ancak burada sorulması gereken bir soru da şudur: Acaba Mâlik’ten Muvatta’ı bu iki râvîden hangisi daha önce almıştır? Eldeki verilere göre Şeybânî’nin Muvatta’ı semâ’ına dair net bir tarih verilmemektedir. Ancak el-Leysî’nin Muvatta’ı Mâlik’ten semâ’ına dair, onun Mâlik’in vefat ettiği yıl yanında olduğunu4 ve hatta hocası Mâlik’in cenazesine iştirak etmesi, el-Leysî’nin semâ’ının

Şeybânî’den sonra olduğunun kanıtıdır. Buna göre birinci ihtimal zayıf gözükmektedir. Bu ihtimale şöyle bir eleştiride de bulunabiliriz: Şöyle ki, İbn Hazm’a göre Muvatta’ın Mâlik’ten en son rivâyeti, Ebû Mus’ab ve Ebû Huzâfe rivâyetleridir. Bu iki nüshanın diğer muvattalara 100’e yakın zevâidinin olduğunu da ayrıca zikretmiştir.5

Buna göre el-Leysi nüshasının en son rivâyet olmadığı anlaşılmaktadır. Hatîb el-

1Kâdî İyâz, Tertîb, I, 193.

2 Ebû Zehra, Mâlik, s. 244.

3İbn Abdilberr, et-Temhîd, I, 67.

4 Leknevî, Abdü’l-Hay, et-Ta’lîku’l-Mümecced alâ Muvatta’i Muhammed, (thk. Takiyyuddîn en-Nedvî),

Dâru’l-Kalem, I-III, 2011, I, 129.

22 Bağdâdî (ö. 463/1071) ve Hâfız el-Alâî’ye (ö. 761/1359) göre, Muvatta nüshalarının en büyüğü ve en hacimlisi el-Ka’nebî rivâyetidir. Ayrıca el-Alâî şöyle der: ‘‘Muvatta’ı rivâyet edenler oldukça çoktur. Bunlar arasında bir o kadar da farklılıklar bulunmaktadır. Hadis sayısı açısından en büyüğü el-Ka’nebî rivâyeti, diğerlerine olan zevâidler açısından Ebû Mus’ab rivâyetidir.’’1 Bu bilgilere göre el-Leysî’nin Muvatta’ı

Mâlik’ten, Şeybânî’den sonra almış olmasının, el-Leysî’nin nüshasındaki hadislerin Şeybânî’ye göre daha az olması gerekmemektedir. Zira birinci ihtimal olarak yaptığımız değerlendirmeğe göre Mâlik’in Muvatta’ını en az 4000 hadisten başlayarak ihtisar yapmak suretiyle oluşturduğu kanaatiyle böyle bir sonuca ulaşmıştık. Halbuki bir sonraki nüshanın önceki nüshadan daha az hadis barındırmıyor olduğunu da görüyoruz. Buna göre Mâlik, Muvatta’ını yalnızca var olan hadislerden eksilterek ihtisara gittiği gibi yeni rivâyetleri de ekleme yaparak oluşturduğu anlaşılmaktadır.

İkinci ihtimal: Buna göre Muhammed Şeybânî Muvatta’ı, kendi fıkhî anlayışına göre tebvîb ve tasnif etmiş olduğu gözönünde bulundurulursa, o hocasından aldığı bütün rivâyetleri zikretme gereksinimi duymamıştır. Şeybânî burada bazı rivâyetlerde kısıtlama yaparak sadece bâbların aslını (usûlü’l-bâb), meselenin zeminini teşkil eden ana rivâyetler üzerinde durmuş olduğu kanati bizce daha ağır basmaktadır. Böylelikle ona göre bâbların usûllerini alıp, tevâbi’ ve şevâhid dediğimiz fürulara dair hadisleri almamış olduğunu söyleyebiliriz.

Mesela Şeybânî Muvatta’ında; ِﺮَﻛﱠﺬﻟا ﱢﺲَﻣ ْﻦِﻣ ِءﻮُﺿُﻮْﻟا babında, zekere dokunmanın abdest almayı gerektirdiği görüşünü savunan Malik’ten iki tane mevkuf hadis naklettikten sonra kendi mezhebinin bu olmadığını açıklar. Zira Şeybâni, zekere dokunmakla abdest gerekmediğine dair Hz. Peygamber’den (s.a.v), sahabelerden ve tâbiînden gelen âsârın meşhur olmasyla birlikte fakihler arasında yaygın amelin bu yönde olduğu kanaatine sahiptir. O hocası Ebû Hanîfe’nin de görüşünün bu olduğuna değindikten sonra kendi isnâdlarıyla merfû’ ve mevkuf olmak üzere on altı eser rivâyet ederek hocası Mâlik’e muhalif olduğunu ve umûmu’l-belvâ’da haber-i vâhid’i83F

2

1 Suyûtî, Tenvîrul-Havâlik, I, 4.

2 Haber-i vâhid;Hadisçiler, usulcüler ve fakihler tevatür derecesine ulaşmayan bir haberi “ahad haber”

olarak kabul ettikleri için haberi nakleden râvî sayısının bir, iki, üç veya daha fazla olması arasında fark

yoktur. “Haber-i infirad” da denilen haber-i vâhid Hz. Peygambe’den (s.a.v) rivâyet edilen hadisler,

sahâbe ve tâbiînden nakledilen haberler için kullanılmakla birlikte hadiste ve diğer islamî ilimlerde

23 reddettiğini açıklamıştır.1 Ancak Şeybânî bu bağlamda hocası Mâlik’in fıkhını

dayandırdığı ve herkesçe de bilinen o bâbdaki en önemli merfû’ hadis olan ‘‘Busra bnt. Safvân’’ın2 rivâyetini hazfettiği ve kendi nüshasına almadığı anlaşılmaktadır. Almama

nedeni olarak, Busra bnt. Safvân’ın rivâyeti, zekere dokunmakla abdest gerekmediğine delil olarak herkesce bilinen âhâd bir rivâyettir. Ancak Şeybânî sözkonusu bâba geldiğinde bu hadisi zikretmemekle birlikte umûmu’l-belvâ’da3 haber-i vâhidin kabul edilmeyeceğini delilleriyle açıklarken buna da îmada bulunmuştur. Aksi takdirde böylesi bir rivâyetin Şeybani gibi birisinden kaçması imkânsızdır.

Şeybânî’nin, Mâlik’in rivâyetlerinden sadece “usûlü’l-bâb” dediğimiz konuların asıl hükmünü teşkil eden ana rivâyetleri alıp onlar üzerinden münakaşalar yaptığı kanaati bizlerde daha ağır basmaktadır.

Yine onun ِرِداَﻮﱠﻨﻟا ُبﺎَﺑ’de Mâlik tarîkiyle zikrettiği ِﺔﱠﯿﱢﻨﻟﺎِﺑ ُلﺎَﻤْﻋَﻷا ﺎَﻤﱠﻧِإ hadisinin,87F

4 diğer

hiçbir Muvatta nüshasında yer almamış olması, usulleri teşkil eden ana rivâyetlere özellikle yer verdiği anlaşılmaktadır.88F

5 Böylelikle Şeybânî’nin “usûlü’l-bâb” hadislerini

muhafaza etmeye çalıştığı kanaati bizde oluşmuştur.

Belgede Muhammed Şeybânî'nin muvatta'da mâlik'e yönelttiği tenkidler (sayfa 37-40)