2.2. KÛFE’DE EHL-İ REYİN ÖNCÜLERİ

2.2.1. Hz Ömer

Her ne kadar Kûfe (ع) Hz. Ömer’in (ö. 23/644) emriyle inşaa edilmiş olsa da onun Kûfe ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Ancak Hz. Ömer’in Kûfe hakkında verilecek kararlar doğrultusunda İbn Mes’ûd’la sıkça istişarelerde bulunması ve Kûfe’ye atadığı kadılara gönderdiği kada hakkındaki mektuplar399F

1 Kûfe ekolünün teşekkülünde çok

önemli olduğunu göstermektedir. Nitekim Kûfe ehl-i rey/fıkıh ekolünün öncüsü Ebû Hanîfe, ilmî kaynaklarından bahsederken şu üç önemli isme özellikle atıfta bulunur: ‘‘İlmimin kaynakları Hz. Ömer, Hz. Alî ve İbn Mes’ûd’dur. Nitekim Abdullah hayattayken ondan daha âlim birisi yoktu.’’400 F

2 Yine Ebû Hanîfe’nin en büyük

talebelerinden Ebû Yûsuf’un Kitâbu’l Harac adlı eserinde Hz. Ömer’den 124 farklı yerde zikretmesi özellikle İbn Mes’ûd kanalıyla Hz. Ömer’in Kûfe ekolü üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösterir. Bunu ziyadesiyle Şeybânî’nin eserlerinde de görmek mümkündür. Hiç kuşkusuz Hz. Ömer’in hüküm tespitindeki fıkhî düşüncesinin ana kaynağı diğer Sahâbîler gibi Kitap ve Sünnet idi. Hz. Ömer’in bu iki kaynağın anlaşılması konusunda çok titiz olduğu görülmüştür. O burada bulamadığı meseleleri

1 Karaman, Hayrettin, İslam Hukuk Tarihi, İstanbul, 1974, s. 70.

68 kendi içtihâdlarıyla çözüme kavuştuturdu.1Bu yaklaşım tarzından dolayı Hz. Ömer ehl-

i reyin kurucu imamı olarak takdim edilmiştir.2

2.2.2. Hz. Alî

Kûfe ilmî ekolünün oluşumunda önemli rol oynayan bir diğer sahâbî de (ع) Hz. Alî’dir. O sahâbîler arasında ictihâdları ile öne çıkmıştır. Nitekim o daha Hz. Peygamber (s.a.v) yaşıyorken ictihâd ederek fetvâ veren sahâbîler arasında zikredilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından kadı olarak Yemen’e gönderilmiştir.403F

3 Hz. Alî’nin

(ö. 40/661) fetva ve içtihad alanlındaki yetkinliği ile dikkatleri üzerine çekmiş olması Hz. Ömer, Abdullah b. Mes’ûd ve sahâbîler tarafından da bilinen bir özelliği olmuştur. Hz. Ömer bu konuda sahabîler arasında en güzel hüküm verenin Hz. Alî olduğunu söylemiştir. Hz. Ömer’e bazı meseleler sorulduğunda, ‘‘Alî’ye sorunuz, çünkü biz onunla istişare etmekle emrolunduk’’404 F

4 demiştir. Hatta Hz. Ayşe’de bazı meseleler için

soru soranları Alî’ye yönlendirdiği ve onunla istişare edilmesi gerektiğini söylemiştir.405F

5

İlk üç halifeye Hz. Alî fıkhî konularda baş danışmanlık yapmıştır. Hz. Alî’nin sorunlara getirdiği çözüm yöntemi İbn Mes’ûd’da olduğu gibi Kuran, Sünnet, önceki sahâbîlerin yöntemleri ve ictihâddır. Hz. Alî’ye göre ancak, Kuran’ı çok kavrayan, sünnetin inceliklerine vâkıf, ferâiz ilmini bilen kimseler ve nâsih/mensûh bilgisine sahip olanlar ictihad edebilir ve fıkıh alanında söz söyleyebilirler. Kitap ve sünnetteki bir illet birliğinden yola çıkılarak yapılan kıyas, onun fıkıh meseleleri çözümlemedeki ayrıcalığını ortaya koymaktadır. Tâbiûn âlimlerinin önde gelen isimlerinden Mesrûk b. el-Ecda’ (ö. 63/683) şöyle der: ‘‘Ben Hz. Peygamber’in (s.a.v) ilminin şu altı sahâbede cem edildiğini gördüm: ‘‘Alî b. Ebî Tâlib, Ömer b. Hattab, Abdullah b. Mesud, Ebü’d- Derdâ (ö. 32/652), Zeyd b. Sâbit (ö. 45/665), Ubey b. Ka’b (ö. 33/654). Bu altının ilmi de Alî b. Ebî Tâlib ve İbn Mesud’da toplanmıştır.’’406F

6 Hz. Alî uygulamadaki aksaklık ve

ihmallere her fırsatta müdahale etmiştir. Örneğin, aklî dengesi yerinde olmayan ve zina

1 Buhârî, et-Târîhu’l Kebîr, Beyrut, VII, 175.

2 Karaman, İslam Hukuk Tarihi, s. 70.

3 Ebû Dâvud, Akdiye, 5; İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 335.

4İbn Sa’d, et-Tabakât, II, 339.

5 Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 100, no: 133.

6 İbn Kayyim, Muhammed b. Ebî Bekir el-Cevziyye, İ’lâmu’l-Muvakkiînan Rabbi’l-Âlemîn,(thk.

69 suçundan dolayı ceza uygulanmak üzere Ömer’in hüküm verdiği bir kadın için, Ömer’e delilerin ceza ehliyeti sahibi olmadıklarını dile getirerek bu cezayı engellemiştir.1

2.2.3. Abdullah b. Mes’ûd

Derin bir Kuran ve sünnet ilmine sahip olan (ع) İbn Mes’ûd (ö. 32/653) Hz. Peygamber’in (s.a.v) ashâbı arasında müctehid fakihlerden sayılır, öyle ki bunların en fakihi olarak da kabul edilir.408F

2 Nitekim Hz. Ömer’in, farklı farklı sosyal ve kültürel

hayata sahip insanların yaşadığı Kûfe’ye İslâmî ilimleri öğretmek üzere İbn Mes’ud’u görevlendirmesi onun dînî ilimlerde ne kadar geniş bir birikime sahip olduğunu gösterir. İbn Mes’ûd’un problemleri çözerken başvurduğu temel kaynaklar sırasıyla Kuran, Sünnet, önceki halifelerin ictihatları ve verdikleri hükümlerdir. Nitekim kendisi bu konuda; “Sizden hüküm vermek isteyenler ilk önce Kuran’a baksın. Orada bulamazsa Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünnetine ve hükmüne başvursun. Orada da bulamıyorsa sâlihlerin/fakihlerin bu konudaki hükümlerini araştırsın. Bunların hiç birinde aradığını bulamıyorsa kendi görüşüne/reyine göre hüküm versin. Bunu da yapamıyorsa, hüküm vermekten vazgeçsin ve sükût etmekten utanmasın’’ demiştir.409F

3İbn Mes’ûd’un bu çözüm

metodu daha sonra Kûfe’ye sistematik bir ekol özelliği kazandıran iki temel usûle asıl teşkil etmiştir: “Nassın olmadığı konularda rey’e/kıyasa başvurulması” ve “hakkında şüpheye düşülen yerde, hadis olup olmadığı bilinmeyen hususlarda ictihadın tercih edilmesi.”410F

4

Kûfe ekolünün teşekkülünün ve yaygınlaşmasının en önemli sebeplerden biri Abdullah b. Mes’ûd’un Kuran, sünnet ve içtihad/rey konusunda ortaya koyduğu görüşlerinin talebeleri tarafından büyük bir titizlikle nakledilmesi ve yazıya geçirilmesidir. İslam topraklarının herhangi bir yerinde görüş ve içtihatları böyle bir titizlikle muhafaza edilmiş bir başka sahabîye rastlanmamıştır.5 Öte yandan Kûfe’de

yapılan ilmî çalışmaların taraftar bulması ve ilme düşkün kimselerin varlığı da Abdullah b. Mes’ûd’un, ilmî çalışmalara istenilen düzeyde muhatap bulabilmesine ve birçok öğrenci yetiştirmesine sebep olmuştur. Başta bu üç sahâbî olmak üzere diğer

1İbn Abdilberr, el-İstî’âb, III, 39.

2İbn Sa’d, et-Tabakât, VI, 10.

3İbn Abdülberr, Câmiu Beyani’l-İlm, II, 57; İbn Kayyim, İ’lâmu’l-muvakkiîn, I, 15.

4Cerrahoğlu, İsmâil, “Abdullah b. Mesud”, DİA, I, 117.

70 sahâbîlerden de alınan bu ilmî miras, öğrencileri olan tâbiîn nesli tarafından daha sistematik bir şekilde geliştirilerek sonraki nesillere miras olarak kalmıştır. Reyle içtihad metoduna çok önemli katkılarda bulunan tâbiîn uleması bununla birlikte Kûfe hadisçiliğinde de zirve şahsiyetler arasında zikredilmişlerdir. Bu âlimlerden bazıları şunlardır:

2.2.4. Alkame b. Kays

İbn Mes’ûd’a öğrencilik yapmış olan (ع) Alkame (ö. 62/682), ondan Kuran, Sünnet ve fıkıh ilmini almıştır. İbadet ve ilim açısından İbn Mes’ûd’a en çok benzeyen kişidir. Bu zeki ve müttaki öğrencisi hakkında İbn Mes’ûd ‘‘benim sahip olduğum bütün ilimlere Alkame’de sahip olmuştur’’ demektedir. Alkame Hz. Alî ve İbn Mes’ûd’dan sonra Kûfe de kadâ ve fetvâ makamına geçmiş, yaşadığı dönemde Kûfe’nin müçtehid imamı vasfını kazanmıştır. Zira İmâm Şa’bî ve yeğeni İbrâhîm Nehaî fıkhı/reyi Alkame’den öğrenmişlerdir.412F

1

2.2.5. Mesrûk b. el-Ecda’

Hadis ve fıkıh alanında Kûfe’nin en önde gelen meşhur âlimlerinden kabul edilen (ع) Mesrûk (ö. 63/683) Kûfe kadılığı yapmıştır. Hak üzere hüküm vermek bana Allah için bir yıl cihat etmekten daha sevimlidir, demiştir. Bu sahada insanlara ilim öğretmekte Abdullah’ın önde gelen talebelerinden sayılmıştır. Kadı Şurayh’ın dahi bazı meselelerde ara ara ondan sorduğu rivâyet edilmektedir.413F

2

2.2.6. el-Esved b. Yezid

Yemenli muhadramundan3 olan (ع) el-Esved (ö. 75/694), Kûfe’ye girmeden önce Muaz b. Cebel’den de dersler almıştır. Fıkıh bilgisiyle İbn Mes’ûd’un öğrencileri içinde fevta makamına ulaşanlar arasında kabul edilmiştir.415F

4

1 Buhârî, et-Târîhu’l Kebîr, VII, 41; İbn Sa’d, et-Tabakât, VI, 86.

2 Buhârî, et-Târîhu’l Kebîr, VIII, 35; Erul, Bünyamin, “Mesruk b. Ecda” DİA, XXIX, 336-337.

3Câhiliye zamanında ve İslâm döneminde yaşadığı halde Hz. Peygamber’i müslüman olarak göremeyen

kimselere verilen ad. Efendioğlu, Mehmet, “Muhadramûn”, DİA, XXX, 395.

71 2.2.7. Kadı Şurayh b. el-Hâris

Kadı sıfatıyla şöhret bulan (س) Şurayh (ö. 80/699) Hz. Peygamber (s.a.v) zamanında Müslüman olan muhadramundandır. Hz. Ebû Bekir’in hilafetinde Yemen’den Medîne’ye gelmiş, daha sonraları verdiği fetvaları çok beğenen Hz. Ömer tarafından Kûfe’ye kadı olarak atanmıştır. Hz. Ömer onu atadıktan bir müddet sonra mektup yazarak çeşitli tavsiye ve talimatlarda bulunmuştur. Bu mektupta Hz. Ömer şöyle söylemektedir: ‘‘Sana bir mesele geldiğinde öncelikli olarak Allah’ın Kitabıyla hükmet. Eğer aradığını burada bulamazsan Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünnetine bak hüküm ver. Eğer burada da aradığını bulamazsan hidâyet rehberi olan sahâbînin senden önce verdiği hükümlere bak. Burada da bulamazsan seni muhayyer bırakıyorum; ister ictihadda bulun, istersen meseleyi bizimle istişâre et. Benimle istişâre ettiğin meselelerde sana uyacağımı da bilesin.’’416F

1 Kadı Şurayh Haccac (ö.

95/714) döneminde kendi isteğiyle istifâ edinceye kadar elli üç sene Kûfe’de, yedi sene da Basra’da olmak üzere toplamda altmış yıl kadılık görevini sürdürerek kendisinden razı olunan bir şahsiyyet olmuştur.

Belgede Muhammed Şeybânî'nin muvatta'da mâlik'e yönelttiği tenkidler (sayfa 84-88)