Irak Türk Bölgesinin Türkiye Sınırları Dışında Kalması

Belgede Irak'taki Türkmenlerin sosyo-kültürel ve siyasi yapısının incelenmesi (sayfa 34-37)

2. IRAKTA TÜRK (TÜRKMEN) VARLIĞI

2.2. Irak Türklerinin Birinci Dünya Savaşı Öncesi Tarihsel Süreci

2.2.3. Irak Türk Bölgesinin Türkiye Sınırları Dışında Kalması

Sevr Antlaşması, Đstiklal Savaşı’nın zaferi ile bozulmuş, Lozan Konferansı, Musul Meselesi yüzünden aksamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Đngiltere çok yönlü çalışmaları ile bir taraftan tüm Arap bölgelerinde devletler kurup bunların başına kendi taraftarlarını getirirken, diğer taraftan da bunları Osmanlı ve yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı eyleme sevk etmektedir. Aynı zamanda tüm azınlıklara el atarak ayaklanmalarını sağlamakta, Musul meselesinin kendi lehine sonuçlanması için konferansları uzatma yoluna gitmektedir. Lozan Konferansı’nda Lord Curzon’un direnişi ile karşılaşan Türk heyeti Musul Meselesi’nin 9 aylık bir zaman içerisinde taraflar arasında görüşmelere bırakılmasını kabul etmiştir.73

69

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri; Cilt I, Genelkurmay Başkanlığı Basımevi, Ankara, 1966, s.745,

70

YILMAZ,Veli,a.g.e.,s.273,

71

UÇAROL, Rıfat, Siyasi Tarih, Đstanbul, Filiz Yayınları, 1985, s. 446,

72

YILMAZ,Veli,a.g.e.,s.275,

73

1924’de Đstanbul’da “Haliç Konferansı” adı altında toplanan Đngiliz ve Türk heyetleri arasında uzlaşma sağlanmaması için Đngilizler zaman kazanma yolunu seçmişler, doğuda isyan teşvikleri ile Marunilerin baş kaldırmalarını fırsat bilmişler ve Haliç Konferansı’nı bu isyanı bahane ederek hiçbir neticeye ulaşılmadan sona erdirmişlerdir. Đkili görüşmelerden bir sonuç alınamaması, neticede konunun Cemiyeti Akvam’a götürülmesine yol açmıştır. 24 Eylül 1924 tarihinde Musul Meselesini görüşmek üzere Cenevre’de oturumlara başlanmıştır. Meseleyi içinden çıkılmaz bir duruma getirmek ve Türk tezinin reddedilmesini sağlamak için akla hayale gelmeyen tekliflerle gelen Đngiltere, bunda başarılı olarak, bölgeye üç kişilik bir heyetin gönderilmesi kararının alınmasını sağlamıştır.

Bu heyetin amacı, Irak’ın kuzeyinde yaşayanların durumunu ve ne istediklerini tespit etmektir. Heyet Kerkük’e geldiğinde Đngiliz askeri kışlasında ağırlanmıştır. Bölgenin nüfus yapısı hakkında heyet çok garip bir yöntem uygulamıştır. Buna göre, heyetin Aşiret reislerini kabul ettiği salona Türk, Đngiliz ve Irak bayrakları asılmış ve gelen grupların milliyetlerine ve isteklerine göre bu bayraklardan birinin altında toplanması istenmiştir. Đngiltere’nin baskısına rağmen salona giren tüm bölge temsilcileri Türk bayrağının altında toplanmışlardır. Bugün hala hayatta olan ve bu olayı yaşayanların ifadelerine göre, heyetten birisinin “Siz niye kendi bayrağınız altında toplanmıyorsunuz?” sorusuna, “Bizim bayrağımız, Türk bayrağıdır.” cevabı verilmiştir. Ancak Đngiliz taraftarları heyeti tesir altında bırakmak için, “Bunların yarısı Kürt’tür” demişlerdir. Bu müdahaleye rağmen hiç kimse kararından vazgeçmemiştir.

Heyet çalışmalarını tamamlayarak raporunu Milletler Cemiyet’ine sunmuştur. Bu arada Lahey Divanı’nın da görüşü alınarak, Milletler Cemiyeti’nin alacağı son kararı her iki tarafın kabul etmesinin şart olduğu belirlenmiştir. Neticede Milletler Cemiyet’i beklenmeyen bir şekilde kararını vermiştir. Bu karar; Irak’ın 25 yıl müddetle Đngiltere’nin mandası altında kalması, ayrıca Musul petrollerinden % 10 hissenin Türkiye’ye bırakılması şeklinde olmuştur. Daha sonra Türkiye 500 bin Đngiliz lirası karşılığında petrol üzerindeki hakkından feragat etmiştir.74

Türkiye bu karara sert bir şekilde karşı çıkmış, fakat Türkiye’nin o günkü

durumunu ve sorunlarını çok iyi bilen Đngiltere’nin direnmesi ve Doğu Anadolu’da çıkan isyanlar neticesinde Türkiye bu kararı kabullenmek zorunda kalmıştır. Atatürk’ün deyişiyle “Hududu Milli”miz içinde olan Musul vilayetini bize kaybettiren Şeyh Sait, Đngilizlerin desteğiyle çıkardığı isyan neticesinde 13 Şubat 1925–17 Haziran 1925’te toprağına baş kaldırmış, karakol basmış, masum insanları öldürmüştür.75

Türkiye, Musul üzerine sevk etmek üzere hazır beklettiği birlikleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki illeri etkileyen Şeyh Sait ayaklanmasını bastırmak için kullanmak zorunda kalmıştır. Şeyh Sait ayaklanması Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin ilk iki yıl açık vermesine, Musul ve Kerkük petrollerinin elden çıkmasına ve bu bölgenin hakimiyetinin Đngilizlere geçmesine neden olmuştur.76

Şeyh Sait isyanına Đngilizlerin verdiği desteği kanıtlayan bilgiler yapılan soruşturmalarda ortaya çıkmıştır. Kendilerine Đngiliz ajanı süsü veren Türk gizli polisleri, Đngilizlerin desteğinde gizli olarak faaliyet gösteren “Kürt Đstiklal Komitesi” üyeleri ile görüşmüşler ve onların Đngilizlerden ne istediklerini öğrenmişlerdir. Alınan ifadelere göre, Kürt ayaklanması Diyarbakır’dan başlayacak ve Musul’a kadar yayılacaktı. Burada Đngilizlerden sağlanacak destekle bir Kürt Emareti (Emirliği) kurulacak, daha sonra bu emaretin Akdeniz’e çıkışı sağlanacaktı. Emaretin basma Kürt Teali Cemiyeti Reisi Seyyit Abdülkadir getirilecekti. Doğu Anadolu bölgemizde ayaklanmalar başlayınca Batı Anadolu ve Đstanbul’da da Hilafetçi ayaklanmalar çıkarılacaktı. Böylece Ankara iki ateş arasında kalacak ve Vahdettin Đstanbul’a getirilecekti. Aynı günlerde, Mustafa Kemal ATATÜRK, Varto’da bulunan Hornek aşiretinden bu bilgileri doğrulayan haberler de almıştır Böylece gerekli tedbirler alınmış ve önemli yerlere Harp Divanı gönderilmiştir.77

Bu isyanın da etkisiyle 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara’da Musul Antlaşması imzalanmıştır. Bu Antlaşma ile Musul resmen Türkiye sınırları dışında kalmıştır.

Bu Antlaşmadan sonra Irak Türkleri iki seçenekle karşı karşıya bırakılmıştır. Seçeneklerden ilki; Lozan Antlaşması’nın 31. fıkrasına göre, isteyenler iki yıl zarfında

75

DEMĐRCĐ, Nefi, Sönmeyen Ateş, Dinmeyen Hasret KERKÜK, TĐHD Yayınları, Đstanbul, 2006, s.248,

76

ÇOPUR, Đzzettin, “Şeyh Salt isyanı (13 ŞUBAT - 31 MAYIS 1925)'nın Đrtica ile Đç ve Dış Etkenler Açısından Değerlendirilmesi”, Stratejik Araştırma ve Etüt Bülteni, Sayı 1, EYLÜL 2001, s. 150,

77

AYBARS, Ergün, Đstiklâl Mahkemeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, Đzmir, 1988, s. 268 – 269,

Türkiye’ye göç edebileceklerdir. Bu hak sadece yaşlılara tanınmış ve bundan ancak birkaç aile faydalanabilmiştir. Seçeneklerden ikincisi ise, Lozan Antlaşması’nın 30. fıkrasına göre konulan müddet içerisinde Irak vatandaşlığına geçilmesidir. Tabii ki bu fıkra, Irak dışında olan ve Irak’a geri dönmek isteyenler için geçerlidir.

Ayrıca bir senelik bir müddet içerisinde nerede ikamet ediyorlarsa, oranın vatandaşlığına geçebilecekler, ikametgahı Türkiye’de olanlar bu fıkradan yararlanarak Türk vatandaşı olabilecekler ve aynı zamanda Türkiye’de olup da ikametgahı Irak’ta olanlar da bundan yararlanabileceklerdir. Böylece, Đngiltere’nin siyasi çıkarlarına kurban olan büyük Musul Eyaleti-Musul, Telafer, Kerkük, Erbil, Tuzhurmatu, Hanekin Đngiltere’nin sömürgesi olan Irak’ta kalmıştır.78

2.3. Irak Türklerinin Birinci Dünya Savaşı Sonrası Tarihsel Süreci

Belgede Irak'taki Türkmenlerin sosyo-kültürel ve siyasi yapısının incelenmesi (sayfa 34-37)