Irak’ın Đngiliz Đşgaline Uğraması ve Irak Devleti’nin Kurulması

Belgede Irak'taki Türkmenlerin sosyo-kültürel ve siyasi yapısının incelenmesi (sayfa 31-34)

2. IRAKTA TÜRK (TÜRKMEN) VARLIĞI

2.2. Irak Türklerinin Birinci Dünya Savaşı Öncesi Tarihsel Süreci

2.2.2. Irak’ın Đngiliz Đşgaline Uğraması ve Irak Devleti’nin Kurulması

görülmektedir. Bu ilginin sebebi, Musul’un Hindistan yolu üzerinde olması ve bölgenin toprak zenginliğidir.

Bölgede tespit edilen petrol varlıklarının işletilebilmesi ve Đngiliz emellerinin önüne geçebilmek için 29 Ocak 1911’de kurulan Türk Petrol Şirketi 20 Nisan 1912 yılında tescil edilmiş ve 1914 yılında bu şirkete Musul bölgesinde petrol araması için izin verilmiştir. Fakat Ağustos 1914’te patlak veren Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti’nin Almanya tarafında yer alması ile Türk Petrol Şirketi petrol arama işlemlerine başlayamamıştır. Bunda Kasım 1914’te Basra’ya giren Đngiliz Ordularının Osmanlı Orduları ile savaşmaya başlamalarının etkisi vardır. Türk Ordusu’nun 1915 yılında Şuaybe’de yenilmesi üzerine sırası ile Kutü’l-Amara terkedilmiş ve Mart 1917’de Bağdat Đngilizlerin eline geçmiştir.64 Osmanlı Ordusu artık yavaş yavaş Irak’ın kuzeyine doğru çekilmeye başlamıştır. 1918’de Kerkük, savaş yapılmadan Đngilizlere bırakılmıştır. Osmanlı Ordusu Musul vilayetinin bir bucağında beklemeye terkedilmiştir. Türk birliklerinin geri çekilmek zorunda kalması ve Bolşevik ihtilali

62

HÜRMÜZLÜ, Erşad, “Irak Türkleri”, Irak Millî Türkmen Partisi Yay., Ankara, 1984, s.28,

63

HÜRMÜZLÜ, Erşad, a.g.e., s.19,

dolayısıyla da Rusya’dan gelecek bir tehlike olmadığından Đngiliz birlikleri burada hareketsiz kalmayı tercih etmiştir.65

Birinci Dünya Savaşı esnasında Osmanlının Ortadoğu‘dan çekilmesini neden olan bazı yerel isyanlar olmuştur. Bu isyanlarda Đngilizlerin kışkırtmalarıyla Mekke Emiri Şerif Hüseyin kullanılmıştır. Şerif Hüseyin ve oğullarına Osmanlının yıkılmasından sonra kurulacak olan Büyük Arap Devletinin Krallığı vaat edilmiştir. Fakat gerçekler söylendiği gibi değildi. Ortadoğu farklı bir paylaşıma sahne oluyordu.

Đngilizler ve Fransızlar daha Birinci Dünya Savaşı’nın ortasında iken Osmanlı topraklarını paylaşmayı amaçlamışlardır. Nitekim 1916 Sykes-Picot Antlaşması gereğince Musul, Suriye ile birlikte Fransızlara verilmiştir.66 Daha sonra Đngilizler, Musul’un Irak Devleti’nin bir parçası olduğu gerekçesiyle Fransızlara Musul Petrollerinden % 22,5 hisse vererek Musul’un Irak’a bırakılmasını sağlamışlardır. Mondros Mütarekesi’ne göre orduların yerinde kalıp beklemesi gerekirken Đngilizler bunu kabul etmeyerek, geleceğe dönük ekonomik çıkarlarını garantiye almak için mütarekenin imzalanmasından 3 gün sonra 3 Kasım 1918’de Osmanlı Ordusu komutanı Ali Đhsan Paşa (Sabis)’dan Musul’un boşaltılmasını istemişlerdir. Osmanlı Ordusunun 8 Kasım 1918’de Musul’u terk etmesiyle; Đngilizler Musul’u da Kerkük’ü olduğu gibi savaşmadan ele geçirmişlerdir. Peki, bu ünlü Sykes-Picot Anlaşmaları neydi? Gazeteci Đlhan SELÇUK bunu köşesinde şöyle açıklıyor:

“Osmanlı Đmparatorluğu’nun paylaşılması için Birinci Dünya Savaşı sırasında Đngiltere - Fransa - Rusya arasında üç anlaşma imzalandı. Görüşmeleri Đngiltere adına Sir Mark Sykes, Fransa adına Georges Picot yürüttüğü için anlaşmalar onların adıyla anıldı.

Đlk anlaşma 3 Ocak 1916’da Büyük Britanya ile Fransa arasında yapıldı. 26 Nisan 1916’da imzalanan ikinci anlaşmaya Rusya da katıldı. Üçüncü anlaşma 9–16 Mayıs 1916’da Fransa - Đngiltere arasında gerçekleşti. Anlaşmalar gizliydi.

Sykes-Picot anlaşmalarına göre Rusya, Erzurum, Van, Bitlis ile Van’ın güneyinde Fırat, Muş, Siirt arasında kalan topraklarla Trabzon’un batısında daha sonra saptanacak bir sınıra dek Karadeniz kıyılarını alıyordu.

65

DEMĐRBAŞ, Bülent, Musul Kerkük Olayı ve Osmanlı Đmparatorluğunda Kuveyt Meselesi, Arba Yayınları, Đstanbul. 1995, s.13,

66

Fransa’ya Lübnan, Suriye, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ve Đran’da Urmiye Gölü’ne dek uzanan bölge veriliyordu.

Đngiltere Güney Mezopotamya, Akdeniz’de Akka ve Hayfa limanlarına el koyuyordu.

Fransız ve Đngiliz bölgeleri dışında, bu devletlerin gözetiminde Arap Devletleri Federasyonu kurulacaktı. Filistin’in kutsal yerleri ortak bir rejimle yönetilecek, Đskenderun serbest liman olacaktı.

Gizli anlaşmaya göre Hicaz’da Türklere başkaldırması için Emir Hüseyin’e vaat edilen topraklar Đngilizler ve Fransızlar arasında paylaşılacaktı.

Sykes-Picot anlaşmaları, zamanında, bir tür “Büyük Ortadoğu Projesi” idi. Rusya’da 1917 Devrimi patlayınca Sovyet Hükümeti, gizli anlaşmaları açıkladı. Araplar gerçekleri öğrendiler, Türkiye’nin Milli Kurtuluş Savaşı yengisi Anadolu’nun paylaşılmasını engelledi.”67

Milli Mücadele yıllarının başından bu yana, Türkler Musul’u daima sınırları içerisinde düşünmüşlerdir. Erzurum Kongresi kararlarının 6. maddesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir. Aynı zamanda 16 Şubat 1920’de Osmanlı Mebusan Meclisi’nce yayınlanan Misak-ı Milli’nin birinci maddesinde, “Osmanlı Devleti’nin, özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı sırada, düşman işgali altında kalan kesimlerin (o sırada Hatay ve Musul Türk egemenliği altında idi) geleceği, bu yörede yaşayan insanların serbestçe açıklayacakları oylarla belirlenmesi gerekir. Söz konusu mütarekenin çizgileri içinde din, soy ve amaç birliği bakımlarından birbirine bağlı olan, karşılıklı saygı ve özverili duygular besleyen, soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin şartlarına saygılı, Osmanlı Đslam çoğunluğunun yerleştiği kesimler, hiçbir nedenle birbirinden ayrılmayacak bir bütündür.”68 denilmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk bu hususu 1 MAYIS 1920 tarihli Meclis konuşmasında şöyle açıklıyor: “Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, milli hududumuz Đskenderun’un güneyinden geçer

67

SELÇUK, Đlhan, “Ünlü Sykes-Picot Anlaşmaları Neydi?”,Cumhuriyet Gazetesi,08.11.2005,

ve doğuya doğru uzanarak, Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü, ihtiva eder. Đşte milli hududumuz budur.”69

Böylece Mustafa Kemal’in önderlik ettiği hareketin amaç ve ilkeleri, Osmanlı Devleti’nin yasama organı tarafından da teyit edilmiş oluyordu. Misak-ı Milli’nin kabulünden sonra itilaf devletleri 16 Mart 1920 tarihinde Đstanbul’u resmen işgal ettiler. Milliyetçi tanınan kimseleri tevkif ederek, Malta’ya sürgüne gönderdiler ve Meclis-i Mebusan’ı kapattılar.

San Remo Konferansı (1920) ile Irak’ın manda idaresi Đngiltere’ye verildi.70 Đngilizlere karşı Irak’ın her yerinde çıkarılan isyanlarla bu kararın protesto edilmesi üzerine Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde Osmanlı Devletine ihanet eden bazı Arap Şeyhleri ile işbirliği yapılarak Irak’taki bu isyanı bastırmak için milli bir hükümet kurulmuştur. Đngiliz Yüksek komiserliği ile Müşavirler Kurulu bu yeni kurulan Arap hükümetinin yanında yer almıştır. Mekke şerifi Hüseyin’in oğlu 1.Faysal da Đngilizlerin desteği ile 1921’de Irak Kralı olmuştur.71

10 Ekim 1922’de imzalanan bir antlaşma ile Irak, Đngiltere’nin himayesini kabul etmiştir. 21 Mart 1925 tarihli Kraliyet Anayasası’nın 16. maddesinde; “Irak halkı Arap, Kürt ve Türk unsurlarından meydana gelir” hükmü yer almıştır. 72

Belgede Irak'taki Türkmenlerin sosyo-kültürel ve siyasi yapısının incelenmesi (sayfa 31-34)