• Sonuç bulunamadı

Veri analizi, yaşadığınız deneyimi ve ondan ne öğrendiğinizi anlayabilmeniz için gördüğünüzü, duyduğunuzu ve okuduğunuzu düzenlemeyi içerir (Glesne, 2012: 252). Araştırmanın verileri nicel ve nitel olmak üzere iki boyutta analiz edilmiştir.

3.5.1. Nicel Verilerin Analizi

Okuma Stratejileri Bilişsel Farkındalık Ölçeği ile elde edilen veriler bilgisayar ortamında çözümlenmiştir. Alt problemlere yönelik olarak toplanan veriler bilgisayara aktarılmış ve aktarılan veriler üzerinde istatistikî analizler için SPSS 17. 0 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde; cinsiyet, mezuniyet türü, okuma eğitimi dersi alma, dersin kredisini yeterli bulma, hızlı okuma teknikleri eğitimi alma ve eğitim programına katılma isteği değişkenlerinin Okuma Stratejileri Bilişsel Farkındalık becerilerine etkisini belirlemek için t-test yapılmıştır. Kıdem yılı, mezun olunan bölüm ve ayda okunan kitap sayısı değişkenlerinin Okuma Stratejileri Bilişsel Farkındalık becerilerine etkisini belirlemek için de anova testi yapılmıştır.

3.5.2. Nitel Verilerin Analizi

Nitel araştırmada veri analizi çeşitlilik, yaratıcılık ve esneklik anlamına gelir. Her nitel araştırma farklı birtakım yeni yaklaşımları gerektirir. Bu nedenle araştırmacının, gerek araştırmanın, gerekse toplanan verilerin özelliklerinden yola çıkarak ve var olan veri analiz yöntemlerini gözden geçirerek, kendi araştırması için bir veri analiz planı geliştirmesi beklenir (Yıldırım ve Şimşek, 2006: 120). Miles ve Huberman (1994) veri analiz sürecini üç bölümde incelemektedir: "verilerin işlenmesi” (data reduction), “verilerin görsel hale getirilmesi” (data display), ve “sonuç çıkarma ve teyit etme” (drawing conclusion and verification). Verilerin işlenmesi aşamasında araştırmacı, önce veriyi inceler ve kodlar. Veriyi kodlarken araştırma problemine göre önemli olan kavramları ve temaları kullanır. Bu şekilde veri özetlenmiş ve önemli olanları seçilmiş olur. Daha sade ve araştırma problemiyle uyumlu hale gelen veri seti, ikinci aşamada çeşitli grafikler, tablolar ve şekiller yoluyla görsel hale getirilir. Miles ve Huberman’a göre verinin görsel hale getirilmesi, gerek ortaya çıkan kavramların ve temaların birbirleriyle ilişkilerinin belirgin hale getirilmesi, gerekse bu kavram, tema ve ilişkilerden yola çıkarak bazı sonuçlara ulaşılması yönünden büyük önem taşır. Son aşamada ise, ortaya çıkan kavramlar, temalar ve ilişkiler yorumlanır, karşılaştırılır ve teyit edilir. Bu şekilde, araştırma sonuçlarının anlamlandırılması ve geçerliğinin sağlanması mümkün olmaktadır (Yıldırım ve Şimşek, 2006: 223).

Araştırmanın nitel boyutu için yapılan görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Bu kayıtlar hemen görüşme sonrasında, diğer görüşme yapılmadan önce bilgisayar ortamında yazıya aktarılmıştır. Konuşmalarda aktarılan sözler, örneğin görüşme veya grup tartışmalarında geçenler, yazılı forma aktarılmaktadır. Bu yapılan, yazıya dökme (transkription) olarak adlandırılmaktadır. Yazıya dökme çok zahmetli, ancak güçlü bir yorumlama için kaçınılmazdır (Mayring, 1990; 76). Bu şekilde on beş öğretmenin görüşme kayıtları soru sıralamasına göre yazılı metne dönüştürülmüştür. Ardından bu metinler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bilgin’e göre içerik analizi, çok çeşitli söylemlere uygulanan birtakım metodolojik araç ve tekniklerin bütünü olarak tanımlanabilir. İçerik analizi adı altında toplanan bu araç ve teknikler, her şeyden önce kontrollü bir yorum çabası olarak ve genelde tümdengelime dayalı bir “okuma aracı” olarak nitelendirilebilirler. İçerik analizi teknikleri, bir söylemi anlamada ve yorumlamada, öznel etkenlerden kurtulmayı sağlamak amacını taşımaktadır. Okuyucunun bilgisine, sezgisine, tutumlarına, değerlerine ve referans çerçevesine bağlı, kolayca ve otomatik bir şekilde yapılmış yorumuna karşı, nesnel okuma ilkeleri getirmektedir. İçerik analizi tekniklerin ortak paydası, çıkarsama/ çıkarım (inference) esasına dayanmalarıdır. Hepsi de, mesajlarda gözlenen ve betimlenen öğelerden hareketle bir yorum getirme amacını taşırlar. Bu nedenle içerik analizi, objektiflik-sübjektiflik uçları arasında uzanan bir doğru üzerinde farklı noktalarda yer alan teknikler içermektedir. Çok biçimli ve çok işlevli bir görünüm taşıyan bu teknikler bütünü, araştırmacıların öznel yaratıcılıklarına da izin veren bir yapıdadır (Bilgin, 2006; 1-2). İçerik analizi, uygulama alanının seçimi, araştırmanın amacı ve çözümlenecek olan malzemenin yapısıyla bağlantılıdır. Analizin amacı (kaynak, alıcı ya da durum/ortam) araştırma tekniğinin seçimi için ilk ve esas ölçüttür. Çünkü bununla birçok teknik saf dışı bırakılmaktadır. Çözümlenecek olan malzemenin yapısı, içerik analizi tekniğinin seçiminde rol oynayan önemli bir etkendir (Gökçe, 2006; 91).

Araştırmaya katılan öğretmenlerin kimliklerini belirtmemek amacıyla isimleri farklı şekilde kodlanmış, gerçek isimleri gizli tutulmuştur. Görüşme verileri satır satır okunarak kodlar ve temalar oluşturulmuştur. Yapılan içerik analizi sonucunda kodlar ve temalar öğretmenlerin verdiği yanıtlardan çıkarılmıştır. Çıkarılan bu kodlar daha sonra belirlenen temalar altında gruplandırılmıştır. Bu işlemlere bir müddet ara

verildikten sonra görüşme verileri tekrar okunmuş tema ve kodların son şekli verilmiştir. “Kodlama, analiz ettiğiniz verilerin ne dediğini nasıl tanımladığınızla ilgilidir” (Gibbs, 2007: 38, akt. Glesne, 2012: 265). Ayrıca Glesne kodlamayı şu şekilde açıklamıştır: araştırmanızın amacı ile ilgili toplanan verilerin (örneğin, gözlem notları, görüşme dökümleri, notlar, belgeler ve alan yazından yapılan alıntı notları) kodlanması sınıflama- tanımlama ve tanımlama- sınıflama biçimde ilerleyen bir süreçtir. Benzer kuramsal ve betimsel görüşleri içeren örnekleri, veri kümeleri içine yerleştirerek tematik bir çerçeve oluşturmaya başlarsınız (Glesne, 2012: 265). Bu çalışmada, sonuçlarının güvenirliğini sağlamak amacıyla iki önemli süreç gerçekleştirilmiştir. Birincisi veri analiz sürecinin (kavramsal kategoriye nasıl ulaşıldığı) detaylı bir şekilde açıklanması ikincisi ise araştırmada elde edilen kategorilere her biri için onu en iyi temsil ettiği varsayılan örnekler seçilerek bu örneklere bulgular kısmında yer verilmesidir. Lecompte ve Goetz (1982), iç güvenirlik konusunda bazı stratejiler önermektedir. Bunlardan biri, toplanan verilerin öncelikle betimsel bir yaklaşımla doğrudan sunulmasına ilişkindir. Yani araştırmacı; görüşme, gözlem ve dokümanlar yoluyla elde ettiği verileri herhangi bir yorum katmadan okuyucuya sunmalı ve yorumunu daha sonraya bırakmalıdır. Doğrudan alıntılarla yapılacak bu tür betimlemeler, araştırmacının daha sonra yapacağı yorumlara ve açıklamalara temel oluşturacaktır (Akt: Yıldırım ve Şimşek, 2006: 262). Diğer bir güvenirlik yöntemi olarak da, araştırmada ulaşılan kavramsal kategori altında verilen kodların söz konusu kavramsal kategorileri temsil edip etmediğini teyit etmek amacıyla birbirinden bağımsız iki araştırmacının kodları ve kodlara ilişkin kategorileri karşılaştırılmıştır. İki araştırmacının görüşlerinin karşılaştırılması sonucu elde edilen kodlayıcılar arası güvenirlik .85 (Güvenirlik=görüş birliği/görüş birliği+görüş ayrılığı) olarak hesaplanmıştır (Miles ve Huberman, 1994). Ayrıca iki araştırmacı arasında görüş ayrılıklarının olduğu kodlar üzerine tartışılarak bahsi geçen kodlar uygun kategoriler altına yerleştirilmiştir. Araştırmacılar arasında görüş birliği sağlanması amacıyla öğretmenlerin ifadelerini oluşturmalarındaki gerekçeler dikkate alınmıştır. Ayrıca her bir kodun frekansları ve yüzdeleri tablolar halinde sunulmuş bu doğrultu da bulgular yorumlanmıştır.

Araştırmanın nitel boyutunu temsil eden bir diğer yöntem olan gözlem verileri ise; “yapılandırılmış gözlem formu”, “okuma teknikleri kullanım formu” ve not

tutma yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler her gözlem sonrası düzenlenerek form ve yazılan notlar karşılaştırılarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Her gözlem günü için ayrı ayrı formlar tutularak tarih sırasına göre düzenlenmiştir. Bu şekilde her bir öğretmenin işlediği her bir ders için bu form yeniden doldurulmuştur. Bu form araştırmacı tarafından bir kez doldurulduktan sonra notlar tekrar incelenerek ikinci kez gözden geçirilmiştir. Bu esnada gözlemin güvenirliğini sağlamak için ikinci gözlemcinin doldurmuş olduğu formlar ve tuttuğu notlar ile araştırmacının verileri, iki Türkçe uzmanı tarafından incelenerek aralarındaki tutarlık 0,90 bulunmuştur. Her iki öğretmen için bu işlemler ayrı ayrı yapılmış ve gözlem süreci bitince veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizde elde edilen veriler daha önceden belirlenen temalara göre özetlenir ve yorumlanır. Veriler araştırma sorularının ortaya koyduğu temalara göre düzenlenebileceği gibi, görüşme ve gözlem süreçlerinde kullanılan sorular ya da boyutlar dikkate alınarak da sunulabilir (Yıldırım ve Şimşek, 2006: 224). Araştırma sürecindeki tablolar, analiz sırasında yeniden düzenlenerek “okuma öncesi uygulamalar”, “okuma sırasındaki uygulamalar”, “metnin analizi sürecine ilişkin uygulamalar” ve “genel uygulamalar” olmak üzere tablolaştırılmıştır. Bu tablolarda gözlem yapılan tarihler için ayrı sütunlar açılmış ve bu sütunlar altında uygulamaların yapılma sıklıkları x işaretiyle belirtilmiştir. Gözlem yapılan her bir tarih iki ders saatini (90 dk.) göstermektedir. Tablonun en sağında ise uygulamaların frekans dağılımları verilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sınıf içi etkinliklerini daha detaylandırmak için alan notlarından örnekler seçilerek verilmiştir.

BÖLÜM IV BULGULAR