• Sonuç bulunamadı

4.2. Nitel Araştırma Desenine İlişkin Verilere Ait Bulgular

4.2.1. Görüşme Yöntemi Kullanılarak Toplanan Verilere İlişkin Bulgular

4.2.1.4. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik

Yarı yapılandırılmış görüşme formunun tüm soruları sorulduktan sonra öğretmenlere, “Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?” diye sorulmuştur. Alınan cevaplar çeşitli temalar altında kodlanmış ve frekansları belirlenmiştir. Belirlenen temalar, kodlar ve frekansları aşağıda tablolar şeklinde verilmiştir.

Tablo 23. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik Yapmış Oldukları Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde Öğretmenlerle İlgili Görüşleri ve Frekans Dağılımı

Tema Kodlar f

Öğretmen

Toplumu ve kendini eleştirme Öğretmenlerin yetkin olmaması Öğrenciye örnek olmaması Yeni mezunların yetersiz oluşu

Öğretmenlerin kendilerini yetiştirmemesi Sorumluluk almamak

Farklı branş öğretmenleri

Öğretmenlerin yeni sisteme ayak uyduramaması Öğretmen-öğrenci iletişimi 5 2 2 2 1 1 1 1 1 Toplam 16

Tablo 23’e baktığımız zaman öğretmenlerin, genel değerlendirme içinde öz eleştiri yaptıkları ve meslektaşlarını eleştirdikleri görülmektedir. Görüşmelerin genel değerlendirmesi çerçevesinde “öğretmen” teması altında çıkarılan kodlar ve frekansları şu şekildedir; öğretmenlerin toplumu ve kendini eleştirme (f;5), öğretmenlerin yetkin olmaması (f;2), öğrenciye örnek olmaması (f;2), yeni mezunların yetersiz oluşu (f;2), öğretmenlerin kendilerini yetiştirmemesi (f;1), sorumluluktan kaçınması (f;1), farklı branş öğretmenleri (f;1), öğretmenlerin yeni sisteme ayak uyduramaması (f;1), öğretmen-öğrenci iletişimi (f;1).

“Toplumu ve kendini eleştirme” kodunda öğretmenler görüşlerini şu şekilde ifade etmişlerdir; (Ö8) “Maalesef çocuklar az okuyor, toplum olarak az okuyoruz.” (Ö10) “Şimdi biz kendimiz ne kadar öğretmen olsak da biz kendimiz bile eksik

kalıyoruz, hani çok okumaya vaktimiz olmadığı için belki bilmiyorum ama yani okuyoruz ama yeterli değil. Yurtdışına kıyasladığımızda okuma oranı bayağı bayağı bir düşük…” (Ö11) “Evet, yani okumuyoruz o kesin; toplum olarak kitap okumayı sevmiyoruz. Kitap okumak bize angarya gibi geliyor.” yine öğretmenlerden (Ö3) “Bir kere öğretmenler yetkin değil yani öğretmen sınıfa hâkim olamıyor …Dikkatini çekemiyor, e çocuk hayranlık duymuyor, e bunlar öğretmenler için önemli şeyler.”

şeklindeki ifadesiyle ve (Ö4) “Sistemimizde eksiklikler oluyor ama

öğretmenlerimizde de eksiklikler olabiliyor.” şeklindeki ifadesiyle “öğretmenlerin

yetkin olmaması” kodunda yer almışlardır.

Bununla birlikte öğretmenlerin görüş belirttiği diğer konulardan alınan örnek cümleler ve yer aldıkları kodlar şu şekildedir; (Ö15) “Okulda da biz öğretmenler

okumuyorsak öğrenciden bekliyemeyiz yani. Bir şeyi biz yapmıyorsak başkası niye yapsın yani; öğrencilerle birlikte okumak veya işte öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırabilmek için öğretmenin biraz ilgili ve öğrencilerle ilgili olması, güler yüzlü olması gerektiğini düşünüyorum.” ifadesiyle “öğrenciye örnek olmaması”

kodunda, (Ö4) “İşte bazen öğretmenin de pasif kalmasından sıkıntılar olabiliyor

doğal olarak. Yeni öğretmen, ilk atama, o çocukların psikolojisinden anlayamama olayları falan o tarz sıkıntılarımız olabiliyor.” ifadesiyle “yeni mezunların yetersiz

oluşu” kodunda, (Ö3) “Kendini yetiştireceksin. Sen üç tane kitap okumamışsın

çocuğu kitap okumaya zorlayamazsın. …Yani adamın evinde on tane kitap var, çocuğu kitap okumaya zorluyor. Çocuk niye alsın ki? Ya niye alsın? Adamın evinde bir sözlük yok, yani sözlüğe bakmaya zorluyor veya adamın kelime hazinesi zayıf bilmiyor…” “öğretmenlerin kendilerini yetiştirmemesi” kodunda, (Ö3) “…bizim iç odada şu an yani onaylanması gereken belki bin tane kitap var; yani mesela, öğretmen gelip demiyor ki bunlar nedir? Bunları biz inceleyelim, bunları aktaralım çocuklar kullansın demiyor.” ifadesiyle “sorumluluk almamak” kodunda, (Ö3)

“…Türkçe öğretmenleri biz atanırken bir kere toplam 13 bin tane Türkçe öğretmeni

vardı, yani yanlış hatırlamıyorsam 2002’de, şu an 50 bin; var hatta şu an bu branş değişikliğiyle hiç alakasız bir sürü insan, Türkçe öğretmenliği çok önemlidir yani…”

ifadesiyle “farklı branş öğretmenleri” kodunda, (Ö4) “Yani eski sistemle devam

etmeye çalışan, işte yeni sisteme çok adapte olamayan ya da olmak istemeyen öğretmenlerimiz oluyor.” ifadesiyle “öğretmenlerin yeni sisteme ayak

uyduramaması” kodunda, (Ö15) “…öğretmenin biraz ilgili ve öğrencilerle ilgili

olması güler yüzlü olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü öğretmenden korkuyorsa öğrenci başarılı olamıyor diye düşünüyorum…” ifadesiyle “öğretmen-öğrenci

iletişimi” kodunda yer almışlardır.

Tablo 24. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik Yaptıkları Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde Aileler Hakkındaki Görüşleri ve Frekans Dağılımı

Tema Kodlar f

Aile

Ailelerin ilgisizliği ve örnek olmaması Olumsuz aile (çevre) ortamı

İlgili aile

6 4 1

Toplam 11

Öğretmenler, genel değerlendirme içinde öğrencinin başarısında ailenin de büyük katkısının bulunduğunu ve ailesinden destek görmeyen öğrencilerin çoğunun başarısız olduğunu dile getirmişlerdir. Bu bağlamda öğretmenlerin görüşlerinden çıkarılan kodlar ve frekansları şu şekildedir; ailelerin ilgisizliği ve örnek olmaması (f;6), olumsuz aile (çevre) ortamı (f;4), ilgili aile (f;1).

Öğretmenler, ailelerin öğrencilere okuma konusunda örnek ve destek olmadıklarını, bunun da öğrenci başarısına yansıdığını şu şekilde ifade etmişlerdir; (Ö7) “Aileler bakımından, aile çok da okumaya, kitap okumaya, daha doğrusu ha

çocuğum okusun, büyük adam olsun, der ama kitap okuma açısından baktığın zaman gerekli maddi desteği çok da sağlamıyor. Aile bakımından yalnız bırakılıyoruz.” (Ö5)

“İkincisi velilerimiz çok ilgisiz, yani ailede örnek görebileceği kimse yok. Anne baba

çocuğa iyi bir örnek olmuyor.” (Ö10) “Hepsi okumayla bağlantılı da işte ben en büyük etkeni aile olarak görüyorum. Aile çocuğa vermiyor. Aile vermeyince okulda ne kadar biz dürtsek de…” öğretmenler bu görüşleriyle “ailelerin ilgisizliği ve örnek

olmaması” kodunda yer almışlardır. Öğrencinin başarısı üzerinde ailenin yanı sıra diğer aile büyüklerinin ve sosyal çevrenin de olumsuz etkilerinin olduğunu dile

getiren öğretmenler “olumsuz aile (çevre) ortamı” kodunda görüşlerini şu şekilde dile getirmişlerdir; (Ö5) “Çevre çok bozuyor, yani çocuğun çevrede örnek alabileceği

kimse yok.” (Ö7) “Sadece anne babayla bitmiyor. Bizim burada özellikle sadece anne babayla bitmiyor; dede, nine, amcalar… Özellikle amcaların çocuklar üzerinde çok büyük etkileri var. Bazen onların okuyup okumayacaklarına bile onlar karar veriyor, yani amcalarının baskıları yüzünden okuldan alınan kız çocukları da biliyorum.”

(Ö2) ise aile desteğinin son zamanlarda daha arttığını ve ailelerin öğrenci başarısında yer aldıklarını şu cümlelerle ifade etmiştir; “Bu anlamda da çok da iyi

veliler var, hepsini şey yapmamak lazım, eskiye göre daha iyi; gelişme var. Yani veliler bu konuda daha dikkatliler, çocuklarının kitap okumasını istiyorlar, yani onu da görebiliyoruz son yıllarda; o anlamda bir pozitif ilerleme var, sevindirici bir durum.” (Ö2) bu ifadesiyle “ilgili aile” kodunda yer almıştır.

Tablo 25. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik Yaptıkları Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde Ders Materyalleri Hakkındaki Görüşleri ve Frekans Dağılımı

Tema Kodlar f

Kitaplar, Metinler ve Etkinlikler

Okuma-anlama etkinliklerinin nitelikli olmaması Metinlerin öğrenci seviyesine uygun olmaması Kitaplardaki hatalar

Etkinliklerin fazla olması Metinlerin tekrara düşmesi

3 3 1 1 1 Toplam 9

Tablo 25’e baktığımız zaman ise öğretmenlerin görüş bildirdiği bir diğer konunun Türkçe ders kitapları, okuma metinleri ve etkinlikler olduğunu görmekteyiz. Öğretmenlerin görüşlerinden çıkarılan kodlar ve frekansları şu şekildedir; okuma- anlama etkinliklerinin nitelikli olmaması (f;3), metinlerin öğrenci seviyesine uygun olmaması (f;3), kitaplardaki hatalar (f;1), etkinliklerin fazla olması (f;1), metinlerin tekrara düşmesi (f;1).

Öğretmenler genel değerlendirme içinde okuma-anlama etkinliklerini şu görüşleriyle nitelikli bulmadıklarını ifade etmişlerdir; (Ö2) “Ya şunu söyleyeyim ben,

mesela etkinlikleri yeterli bulmuyorum, ders kitaplarındaki okuma anlamaya yönelik ııı kendini ifade etmeye yönelik özellikle etkinliklerin artırılması lazım…” (Ö1)

“Bence okuma-anlama en kötüsü. Çünkü okuduğunu hemen soruyor, sorusu çok düz.

… Okuma anlama etkinliklerinde çok yetersiziz.” Öğretmenler bu görüşleriyle

“okuma-anlama etkinliklerinin nitelikli olmaması” kodunda yer almışlardır. Ayrıca öğretmenler; metinlerin öğrenci seviyesine uygun olmadığını, kitaplarda uzun ve sıkıcı metinlerin yer aldığını şu görüşleriyle ifade ederek “metinlerin öğrenci seviyesine uygun olmaması” kodunda yer almışlardır; (Ö2) “Metinlerin bazılarının

çocukların seviyesine uygun olmadığını düşünüyorum. 6. Sınıflarda bir metin var “Tünek Ahmet” diye. Ya bunun sorularını siz bile nerdeyse cevaplıyamıyorsunuz anlamaya yönelik sorularını. Seviyelerine daha uygun anlıyabilecekleri, konu bütünlüğünün daha iyi olduğu parçaların olması lazım etkinliklerde; ya kısa parçalar özellikle çünkü bazı metinler çok uzun.” (Ö12) “Etkinlikler fazla, artı çok uzun ve sıkıcı metinler koymuşlar yani, bilmiyorum; 7. Sınıfların bu seneki kitapları bizi boğdu. Ben bile boğuldum, çocuklar hayli hayli boğuldu. …Üç sayfa, dört sayfa ya çocuk nerde okusun yani. Bi deneme parçası koyun oraya demi; yarım sayfalık, en uzun bir sayfalık. Yani parça seçimleri kötü olmuş gerçekten maalesef.”

Bunların dışında, (Ö4) “Bazen çok hatalı gelebiliyor kitaplar; işte biz

napıyoruz, artık onları düzeltiyoruz.” ifadesiyle “kitaplardaki hatalar” kodunda,

(Ö12) “Etkinlikler fazla, artı çok uzun ve sıkıcı metinler koymuşlar…” ifadesiyle “etkinliklerin fazla olması” kodunda ve (Ö13) “…çok tekrara düşüyor metinler; yani

hani benim 7. yılım hep aynı metinleri işliyoruz, bizim için yeni bir şey yok. 7. sınıftaki bir konuyu o sene 7. sınıfa koymuyorlar 6. Sınıfa koyuyorlar veya 8’e. Çok böyle konu çeşitliliğine gidilmiyor. …Öğretmen de şöyle oluyor ya bu konu geçen sene de vardı, yeni bir şey katmak istemiyor öğretmen. Her yeni konuda ha ben bunu okumamıştım deyip üzerine düşünüyorsunuz ya da öncesinde muhakkak bir hazırlık yapmak zorundasınız.” ifadesiyle “metinlerin tekrara düşmesi” kodunda yer

Tablo 26. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik Yaptıkları Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde Öğrenci Hakkındaki Görüşleri ve Frekans Dağılımı

Tema Kodlar f

Öğrenci

Öğrencilerin ilgisizliği Not ve sınav kaygısı

Ergenlik döneminin olumsuz etkileri

4 4 1

Toplam 9

Öğretmenlerin genel görüşlerinden çıkarılan bir diğer tema da “öğrenci” temasıdır. Bu temadan çıkarılan kodlar ve frekansları şu şekildedir; öğrencilerin ilgisizliği (f;4), not ve sınav kaygısı (f;4), ergenlik döneminin olumsuz etkileri (f;1).

Öğretmenler öğrencilerin okumaya karşı ilgisiz olduklarını şu cümleleriyle dile getirmişlerdir; (Ö5) “Ya beynini hiç yormak istemiyor çocuk. Hiçbir şekilde beyni

zorlama yok; düşünme yok hep oynayayım; devamlı biliyorsunuz çocukların kafasını dağıtacak çok şey var. Yani ilgiyi toplayamıyorlar. Çocukları düşünmeye zorlayamıyoruz çünkü kafaları çok dağınık.” (Ö11) “…kitap okuyunca ne olacak, sınavlarda kitap okumayla ilgili bir şey mi var? Hep ona endeksliyiz, sınava. İşte sabırlı değiller; hemen bir fayda zarar ilişkisi kuruyorlar. Ne faydası var bunun bize? Ben sevmiyorum, diyor; ne olacak? Bazen maalesef işin acı tarafı; çok zeki, çok başarılı öğrenciler bile bunu söylüyor. Niye okuyoruz öğretmenim?..”

Öğretmenler bu görüşleriyle “öğrencilerin ilgisizliği” kodunda yer almışlardır. Yine (Ö7), “Çocuklar sadece not almak için çalışıyorlar, öğrenmek için çalışmaları

gerektiğini bir türlü anlatamıyoruz onlara.” şeklindeki ifadesiyle “not ve sınav

kaygısı “ kodunda yer alırken “…öğrencilerde de evet, istekli olanlar var ama

özellikle yaşları ilerlediği zaman bu istek çok azalıyor. Örneğin, 8. sınıfta baktığımız zaman 5’te, 6’da, 7’de çok iyi okuyarak gelen çocuğun 8. sınıfta bir anda çok değiştiğini görüyorum; okuma ihtiyacı duymuyor. Normalde anlatımı vs. çok iyi kompozisyonu çok iyi, sözlü anlatımı çok iyi ama çocukta bir durma aşaması oluyor, sanırım aynı şikayet lise birde de var yani çocukların o süreçte, çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde, bilmiyorum, çocukların ilgileri başka yerlere yöneliyor.”

Tablo 27. Türkçe Öğretmenlerinin Okuma-Anlama Eğitimine Yönelik Yaptıkları Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde Okul Şartları Hakkındaki Görüşleri ve Frekans Dağılımı

Tema Kodlar f

Okul-sınıf şartları

Ders saatlerinin yetersiz oluşu Sınıf mevcudunun fazla olması Fiziksel şartların uygun olmayışı

2 1 1

Toplam 4

Öğretmenlerin görüşlerinden çıkarılan bir diğer tema da okul ve sınıf şartlarıdır. Bu temadan ulaşılan kodlar ve frekansları şu şekildedir; ders saatlerinin yetersiz oluşu (f;2), sınıf mevcudunun fazla olması (f;1), fiziksel şartların uygun olmayışı (f;1).

Öğretmenlerden ikisi “ders saatlerinin yetersiz oluşu” kodunda görülerini şu şekilde ifade etmişlerdir; (Ö12) “…ben sınıfta görüyorum, getirip sınıfta

arkadaşlarına okudukları kitapları anlatmayı seviyorlar ama işte maalesef sınıfta hepsine zaman yetmiyor işte, kötü yani bu zamanı yetirememek.” (Ö6) “Belki bununla ilgili ekstra ders saatleri düzenlenebilir. Çocuklara hani bir ara şey vardı, okuma saatleri yapılıyordu kaldırıldı. Bunun için özel bir ders saati koyulabilir. Derste çok fazla okumaya zaman ayıramıyoruz…” bununla birlikte (Ö4) “30-35 ortalama, sınıflarımız da kalabalık öyle problemlerimiz de var. Yani her şeyi rahat bir biçimde uygulayamayabiliyorsun. …Benim ilk başladığım sene sınıf mevcutları 55-60tı. İlk önce sistemin şöyle yani yanlışları; şartlar çok uygun değil, her program için…” ifadesiyle “sınıf mevcudunun fazla olması” kodunda yer alırken “…okul şartları olsun sınıf şartları olsun bunlar çok uygun olmayabiliyor, özellikle Doğu’da. Batı’da belki çok problem oluyor mu? Bilemiyoruz; öğretmenlik yapmadık Batı’da ama bizim burada şartlarımız biraz daha ağır, öyle olunca da bazen çok verimli olmayabiliyor.” şeklindeki ifadesiyle de “fiziksel şartların uygun olmayışı” kodunda