• Sonuç bulunamadı

Yönetimde Mutlak Güç: Tek Bir Aklın Egemenliği

2.3. Machiavelli‟nin Ġnsan Doğası DüĢüncesinin Siyaset Kuramına Etkisi

2.3.4. Yönetimde Mutlak Güç: Tek Bir Aklın Egemenliği

Yukarıda Machiavelli‟nin insanların toplumsallaĢma sürecinin hangi koĢullarda gerçekleĢtiği sorusuna verdiği cevaplar aktarıldı. ÇalıĢmanın bu bölümünde ise insanların toplumsallaĢma sürecinin ardından hangi Ģartlar altında yönetim erkini oluĢturmaları gerektiği sorusuna Machiavelli‟nin verdiği cevaplar incelenecektir. Bu cevap incelenirken konu hikmet-i hükümet kavramıyla iliĢkilendirilerek değerlendirilmektedir. Çünkü geniĢ anlamıyla terim36, bir siyasi yönetim erki oluĢturabilme ve bu yönetime süreklilik kazandırma yetisi anlamını taĢımaktadır (Erözden, 2018: 63). Tarihte ilk kez kavram Giovanni Betora (1956: 3) tarafından kullanılmıĢtır. Kavramın ilk kullanımına göre devlet, insanlar üzerinde istikrarlı bir yönetim anlamına gelirken, hikmet-i hükümet ise devleti kurma, devletin istikrarlılığını

36 Hikmet-i hükümet kavramı dar anlamıyla devletin, kendi varlığını korumak ve halkının güvenliğini sağlamak amacıyla hukuksal ve ahlaksal kuralların çiğnenmesinin haklı gösterilmesi anlamına gelmektedir (Erözden, 2017: 63). Her iki tanımlama da Machiavelli‟nin siyaset kuramı için değerlidir. Ozan Erözden‟e (2017: 65) göre kavram dar anlamıyla Makyavelizm ile geniĢ anlamıyla ise Machiavelli‟nin düĢünceleriyle birleĢtirilebilir.

ÇalıĢmanın bu bölümünde konunun bağlamı açısından kavram geniĢ anlamıyla kullanılmaktadır.

sağlama ve devletin geniĢlemesini gerçekleĢtirme bilgisi anlamını taĢımaktadır (Betora‟dan akt. Erözden, 2017: 64).

Meinecke ise (1965: 12-13) hikmet-i hükümet kavramı hakkındaki görüĢlerini belirtirken, bu tür örgütlenmeleri diğer toplumsal örgütlenmelerden ayıran Ģeyin onun doğasında yattığını belirtmektedir. Buna göre diğer toplumsal örgütlenmeler, belirli bir ilkeye dayanarak ve üyelerini bu ilkeye bağlı kalma Ģartı sunarken devlet, genel ahlaki kabulleri de göz önünde bulundurarak hukuksal olarak düzeni sağlayan tek yapılanmadır. Böylece aslında devlet, insanın doğasındaki hayvani içgüdüleri kontrol altına alarak ve ona düzen ve güvenlik sağlayarak toplumsallaĢmasını sağlamaktadır.

Güvenlik ihtiyacının bir sonucu olarak toplumsallaĢma sürecini açıklayan Machiavelli de bu durumun bir gerekliliği olarak iktidara zorunluluk ve süreklilik ilkelerini eklemektedir ve böylece kendi hikmet-i hükümet kavramını açıklamaktadır. Bu noktada insanın kötü doğasının Machiavelli‟nin hikmet-i hükümet düĢüncesini etkileyen en temel ögelerden birisi olduğu söylenebilir. Buna göre insanlığın kalıcı kötü doğasının kontrol altına alınması için devlet gereklidir ve bu sebeple de insanların birlikte refah içinde yaĢamaya devam etmeleri için yönetici devlete süreklilik sağlamalıdır (Ağaoğulları, 2015: 329). Bu noktada Machiavelli‟ye göre devletin oluĢmasındaki ilk koĢulun devletin, güçlü ve tek bir egemen tarafından kurulması gerektiği hakkındaki düĢüncesi daha anlamlı hale gelmektedir. Çünkü eğer devlet insanların kötü doğasının kontrol altına alınması ile görevlendirilmekteyse yönetim erki bu görevi ancak tek bir aklın egemenliği altında baĢarabilmektedir: “(…) tek baĢına iktidar olmazsa, anayurduna bu iyiliği yapamayacağını anladı; çünkü insanların ihtiraslarından dolayı, birkaç kiĢinin iradesine karĢı gelip çoğunluğuna iyilik yapamadı.”

(Machiavelli, 2017b: 62). Dolayısıyla Machiavelli‟ye göre devleti yoktan var etmek için yöneticinin tek olması, yönetimin her Ģeyi olması ve “kadir-i mutlak” olması gerekmektedir (Althusser, 2010: 98). Machiavelli‟nin bu düĢüncesi aslında erdem tanımlamasında da yatmaktadır. Çünkü yukarıda da aktarıldığı üzere Machiavelli, sıradan yurttaĢlardansa bir yöneticide virtu‟nun daha etkin olabileceğini düĢünmektedir ve Machiavelli‟ye göre bir Ģehrin veya bir yönetimin, virtu‟ya sahip bir lider bulabilmesi daha akla yatkın bir düĢüncedir (Skinner, 2004: 87).

Machiavelli‟nin devletin kuruluĢ aĢamasını açıklarken yönetim biçimleri açısından herhangi bir farklılık öngördüğü görülmemektedir. Ona göre krallık ya da cumhuriyet her iki yönetim biçiminde de devletin kurulmasında tek ve mutlak bir güç rol oynamalıdır: “ġunu genel bir kural olarak kabul etmemiz gerekir: Tek bir adam tarafından düzenlenmiĢ olmanın

dıĢında, belki nadiren ama genel olarak hiçbir zaman herhangi bir cumhuriyet ya da krallık baĢlangıçta iyi düzenlenemez (…)” (Machiavelli, 2017b: 60).

Bu durum aynı zamanda devletin kurallarının oluĢturulmasında da gerçekleĢtirilmelidir. Yani devlet tek bir kiĢiye dayanarak kurulmalı ve kaynağını da kurucu kiĢinin zihninden almalıdır (Machiavelli, 2017b: 60). Nitekim Machiavelli Ġtalya‟nın kuruluĢunu yeni bir prenste görmektedir. Çünkü yeni bir prens, yeni yasaları dolayısıyla yeni bir sosyal düzeni beraberinde getirecektir (Strauss, 2014: 18). Machiavelli‟nin bu düĢüncesi yine insanın kötü doğasıyla doğrudan iliĢkilidir. Çünkü kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bencil ve kötü doğaya sahip olan insanların, genel iyiyi gözeterek belirli bir fikir üzerinde anlaĢmaları neredeyse imkânsızdır (Althusser, 2010: 98). Ve bu durum da yukarıda aktarıldığı üzere güvensizlik ortamının temel sebebini oluĢturmaktadır. Bu sebeple Machiavelli‟ye göre devlet, yöneticisinin iradesine bağımlıdır; yöneticisinin iradesi sayesinde ele geçirilebilir, korunabilir ya da kaybedilebilir (Arnhart, 2011: 137).

Machiavelli aslında tek bir yöneticiye olan vurgusunu sadece devletin kuruluĢ aĢaması için öngörmemektedir. Onun bu düĢüncesi toplumu oluĢturan her konuda gerçekleĢtirilecek olan herhangi bir yenilik için de geçerlidir. Söylevler‟de Machiavelli, her zor reformun yönetimde güçlü bir prens gerektirdiğini belirtmektedir. Machiavelli bunun temel sebebini ise insan doğasıyla açıklamaktadır: “Çünkü insanlar tek tarzda yaĢamaya alıĢtıkları zaman değiĢmekten hoĢlanmazlar ve akıl yoluyla kötülüğün gösterilmesine ihtiyaçları olmalarının dıĢında parlayan kötülüğe bakmadıkları zamanlar çoğunlukladır.” (Machiavelli, 2017b: 96).

Strauss‟a (2017: 89) göre Machiavelli‟nin yönetimin kurulmasında tek bir egemene vurgu yapmasının altında kötü insan doğası ve Ģan Ģeref arzusu yatmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere Machiavelli‟ye göre yöneticinin ün kazanabilmesi, toplumun ortak iyiliğini sağlamasında yatmaktadır. Çünkü binlerce kötü doğaya sahip insanın içerisinde yöneticiyi ortak iyiye sevk edebilecek tek tutku yöneticinin ün kazanma arzusudur. Bu arzunun gerçekleĢtirilmesinin en yüksek ihtimali ise yeni bir sosyal düzenin kurucusu olmaktır. Çünkü ancak böyle bir durumda yönetici sosyal düzenin devamlılığını sağlayabilir. Bunun sebebi ise yönetici de doğası gereği bencildir ve bu bencil duygular onu, kendi eserini korumaya teĢvik edecektir.

Sonuç olarak Machiavelli düĢüncesinde, Cicero (Akt. Arnhart, 2011: 146)‟nun iddia ettiğinin aksine insanlar arasında sosyal bağ yoksa ve bunun yerine insanların ele geçirme arzusu doğalarının evrensel özelliği olarak kabul ediliyorsa, insanların birlikte yaĢamalarını sağlayacak yönetim biçimi de tek bir egemen tarafından kurulmalı ve düzenlenmelidir. Bu Machiavelli‟nin hikmet-i hükümet anlayıĢının ilk aĢamasını oluĢturmaktadır. Yani

Machiavelli devleti kurma görevini mutlak gücü elinde bulunduran tek bir kiĢiye vermektedir:

“(..) çok sayıda kiĢinin yönetim kurması elveriĢli değildir çünkü kanılarındaki ayrılıklardan dolayı yönetim için neyin iyi olduğunu anlamazlar.” (Machiavelli, 2017b: 61). Bununla birlikte Machiavelli‟nin devletin kuruluĢ aĢaması için tek ve mutlak bir güç tanımladığı unutulmamalıdır. Zira Machiavelli devletin inĢa sürecinden sonra iktidarın sürekliliğinin en iyi sağlandığı yönetim biçiminin cumhuriyet37 olduğunu belirtmektedir (Ağaoğulları, 2015:

340): “(…) düzenlenmiĢ yönetimin yükü tek bir kiĢiye bırakılırsa uzun ömürlü olmayacaktır.

” (Machiavelli, 2017b: 60).