1.2. Machiavelli‟de Ġnsan
1.2.1. Ġnsan Doğası ve Toplumun DoğuĢu
Yukarıda Rönesans ve hümanizm değerlerinin yeni bir düĢünce sistematiğini oluĢturduğu ve bu düĢünce sistematiğinin yeni bir insan algısını beraberinde getirdiği belirtilmiĢti. Bu farklılaĢma siyasetin, insan eylemlerinin tümünü kapsaması dolayısıyla Rönesans düĢünürlerinin, siyaset felsefelerini insan doğasına yönelik bakıĢ açılarıyla iliĢkilendirerek açıklamalarına sebep olmuĢtur. Machiavelli de tüm Rönesans düĢünürleri gibi siyaset felsefesini insan doğasına olan bakıĢ açısıyla ele almaktadır ve onun bu bakıĢ açısı siyaset felsefesinin merkezini oluĢturmaktadır. King‟in (2018: 13) aktarımına göre Machiavelli, Ģiir ve hitabet sanatı üzerine Studio Fiorentino‟da eğitim gördüğü zamanlarda Romalı filozof Lucretius‟un Şeylerin Doğası Üzerine (De Rerum Natura) eseri üzerinde büyük bir titizlikle çalıĢmıĢtır. Lucretius‟un temel savı ise aklın egemenliği doğrultusunda doğanın iĢleyiĢ düzeninden korku ve dinsel bağnazlığı egale etmektir. Machiavelli‟nin de Lucretius‟un bu bakıĢ açısından etkilenerek siyaset felsefesinde de buna odaklandığı ve
18 Machiavelli‟nin siyaset felsefesindeki iktidarın meĢruiyet sorunu çalıĢmanın ikinci bölümünde “Ortaçağ DüĢüncesinden KopuĢ: Birey-Ahlak-Siyaset ĠliĢkisi” baĢlığı altında tartıĢılacaktır (Bkz. s. 21). Bununla birlikte Akal‟ın bu konu hakkındaki değerlendirmeleri, Machiavelli‟nin modern siyaset bilimi açısından herhangi bir etkisinin olmadığını iddia etmek değil, Machiavelli‟nin politik söyleminin moderniteyi aĢarak evrensel bir söyleme dönüĢtüğünü belirtmektedir. Buna göre Machiavelli, sadece skolastik düĢünceyi değil modern meĢruiyetin de ardıllarını reddederek devlet yönetimine evrensel bir bakıĢ açısı kazandırmıĢtır. Akal, Machiavelli hakkındaki bu değerlendirmesini “Machiavelli, Makyavelizm ve MeĢruiyet Sorunu” adlı makalesinde Machiavelli‟nin eserlerinden alıntılarla örneklendirerek pekiĢtirmektedir (Detaylı bilgi için bkz.
2018: 26-42). Bu konu için önerilebilecek baĢka bir değerli okuma Enzo Baldini‟nin “Machiavelli, Makyavelizm ve Siyasi Modernite” baĢlıklı makalesidir (2018: 11-26).
insanın doğasını inceleyerek, insanın yaĢamı üzerinde aklı egemen kıldığı görülmektedir. Bu sebeple hem çalıĢmanın temel problemi açısından hem de Machiavelli‟nin siyaset felsefesinin daha iyi bir analizi için hayati önem taĢıyan Machiavelli‟nin insana ve insan doğasına olan bakıĢ açısı çalıĢmanın bu bu bölümünde incelenecektir.
Siyaset literatürü için Machiavelli‟nin siyaset felsefesinin bilimselliği onu, çağının önceki düĢünürlerinden ayıran en temel noktadır. Bu durum, Machiavelli‟nin düĢüncelerini teolojik açıklamalardan kurtarmasıyla açıklanabilir. Ancak yine de Machiavelli‟nin düĢüncelerindeki bu özellik tek baĢına Machiavelli‟nin bilimselliğini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu noktada Althusser (2010: 29)‟in çalıĢmasında Machiavelli‟nin bilimselliği üzerine açıklaması daha kapsamlı bir değerlendirme olacaktır. Althusser‟e (2010: 28-29) göre Machiavelli‟nin bilimselliği onun düĢüncelerinin belirli bir “özneyi” hedeflememesinden kaynaklanmaktadır. Yani Machiavelli‟nin siyaset kuramı herhangi bir özne için değildir. Her yönetim erki bu kurama uyum sağlayabilir. Böylece Machiavelli her bilimsel söylem gibi kendi söylemini özne belirlemeden oluĢturur. Bu durum, Machiavelli‟nin eserlerinin birçok sayfasında göze çarpmaktadır. Eserlerinde, hükümet çeĢitlerini sürekli bir döngü içerisinde aktarması, yasalar ve göreneklerin ortak inĢası ve tüm bunların odak noktası olan insanın hep var olan özelliklerinin yani doğasının belirtilmesi; insanın duyduğu sonsuz arzu ve kötülüğünün vurgulanması gibi örnekler Machiavelli‟nin siyaset felsefesini evrensel olana odakladığının göstergelerindendir (Althusser, 2010: 28-29). Ancak yine de bu durum hümanizm değerlerindeki evrensel olana odaklanma ile karıĢtırılmamalıdır. Çünkü Machiavelli, olaylar üzerinden yola çıkar ve “Ģeylerin doğası” onun için, “Ģey”in durumlar üzerindeki fiili gerçekliği olarak ifade edilir (Althusser, 2010: 31). Machiavelli öznenin bu fiili gerçekliğini, eserlerinde insan doğasının evrensel özellikleri olarak aktarmaktadır. Çünkü Machiavelli için politik olanın evrensel özellikleri yoktur, politik olan her Ģey zamanla değiĢebilir. Evrensel ve kalıcı olan ise insanın doğasıdır (Maclntyre‟dan akt. Öztürk, 2013:
186). Machiavelli‟ye göre “insanlar her zaman bir ve aynı doğayla doğarlar, yaĢarlar ve ölürler.” (Machiavelli, 2017b: 72).
Mahiavelli‟nin insana atfettiği evrensel özellikler Machiavelli‟nin siyaset felsefesinin mihenk taĢı olarak nitelendirilebilir. Nitekim Machiavelli prense öğüt verirken sıklıkla ona, insan doğasını hatırlatmaktadır: “(…) Ġnsanların hepsi iyi olsaydı, bu öneri iyi olmazdı; ama insanlar kötü oldukları ve sana verdikleri söze bağlı kalmayacakları için sen de onlara verdiğin söze bağlı kalmak zorunda değilsin (Machiavelli, 2017a: 212). Söylevler’de de yine buna benzer bir anlatımla siyaset kuramını açıkladığı görülmektedir: “ (…) bir devlet planlayan ve onun için yasalar düzenleyen kiĢinin, insanların kötü olduklarını ve özgür
hareket alanı buldukları zaman ruhlarındaki kötülüğe göre davranacaklarını önceden varsayması gereklidir (Machiavelli, 2017b: 36).
Yukarıda Machiavelli‟nin eserlerinden aktarılan alıntılardan da görüleceği üzere Machiavelli‟nin insan doğasına ait açıklamalarının temel odak noktası, insanın kötü, kurnaz ve kendi çıkarlarını gözeten bir varlık olduğudur. Ancak bu düĢünce tarzı Orta Çağ‟a özgü, teolojik temelli bir açıklamayla karıĢtırılmamalıdır. Daha önce de aktarıldığı gibi Hristiyanlık, insan doğasına ilk günah söyleminden esinlenerek kötü özellikler atfetmektedir ve bu kötülük ancak insanın ilk suçunun cezasını çekmesiyle geçebilmektedir. Bu ise insanın iradesinin tümüyle ruhani otoritelere devretmesiyle sonuçlanmaktadır. Çünkü insanın kötü doğası kendi iradesinin sonucudur ve böylece doğası gereği kötü olan insanın iradesinin de bastırılması gerekmektedir (Yalçınkaya, 2015a: 216). Oysa Machiavelli insan doğasının kötü özelliğini dünyevi yaĢamla iliĢkilendirmektedir (Ağaoğulları, 2015: 327).
Machiavelli bir Rönesans düĢünürü olarak, insan doğasına ait düĢüncelerini insanın rasyonel doğasına vurgu yaparak açıklamaktadır. Onun için insan, kendi iradesine sahip ve kendi hayatının mimarı olan bir varlıktır. Bu sebeple insan, aklı yoluyla iyiyi ve kötüyü seçebilecek niteliktedir: “(…) onların iyiliği için çalıĢtığın sürece bütünüyle senin yanındadırlar, sana kanlarını, mallarını, yaĢamlarını ve çocuklarını sunarlar; ama tehlike yaklaĢtığında senden yüz çevirirler.” (Machiavelli, 2017a: 205) ; “Ve Cicero‟nun da dediği gibi, halk cahil olsa da hakikati kavrayabilir, doğru olanı anlatan güvenmeye değer biri ortaya çıktığı zaman ona kolayca teslim olur.” (Machiavelli, 2017b: 40).
Bu noktada Machiavelli‟nin insana olan bakıĢ açısının iki özelliği olan kötü doğası ve rasyonel niteliği birbirleriyle çeliĢir Ģekilde görülebilir. Çünkü eğer insan aklı yoluyla iyi ya da kötü arasında seçim yapabilme kabiliyetine sahip ise onun kötü doğası seçimlerinde etkisiz kalmalıdır. Ağaoğulları (2015: 327) çalıĢmasında, bu durumun içinde herhangi bir çeliĢki barındırmadığını belirtmektedir. Ona göre Machiavelli, insan doğasının kötü özelliklerini içgüdüsel ve evrensel özellikler olarak tanımlamaktadır ve bu durum, olaylar karĢısında ve insan iliĢkileri bağlamında değiĢebilir niteliktedir. Ağaoğulları‟nın bu değerlendirmesi Althusser‟in, Machiavelli‟nin bağlam içinde düşünen yazar olma özelliğini de anımsatabilir.
Bu da Machiavelli‟nin düĢüncelerinde tarihsel olguların ne kadar değerli olduğunu vurgulamaktadır. Böylece Machiavelli, tarihsel olguları inceleyerek insana evrensel özellikler atfeder ve bu yargısını insanın rasyonel oluĢuyla birleĢtirir. Bununla birlikte King (2018: 90) ise Machiavelli‟nin dönemin hâkim düĢüncesi gibi, insana kendi doğasını değiĢtirme özgürlüğü vermediğini belirtmektedir. Ona göre Machiavelli, insanlığa bu “mutluluğu” fazla görmüĢtür ve insanı doğanın buyruklarına hapsetmiĢtir. King‟in bu ifadesi Machiavelli‟nin,
insan eylemleri ve davranıĢları üzerine yaptığı incelemelerde, insanın evrensel doğasına referans vermesi sebebiyle kabul edilebilir. Ancak bununla birlikte Machiavelli, doğaya uyum veya zamanın koĢullarına uyum noktasında her zaman insan aklına bir Ģans vermiĢtir. Bu sebeple Ağaoğulları‟nın (2015: 327), Machiavelli‟ye göre insanın evrensel özelliklerinin olaylar ve insan iliĢkileri bağlamında değiĢebileceği düĢüncesi Machiavelli‟nin insan doğasına olan bakıĢ açısını daha iyi açıklar niteliktedir. Nitekim Machiavelli‟nin çalıĢmalarında tarihsel olaylara önem vermesinin temelinde de insan doğasına olan bakıĢ ve ona atfettiği evrensel ve kalıcı özellikler yatmaktadır. Buna göre insanın doğası gibi tarih bir tekerrürden ibarettir ve ondan ders çıkarmak “baĢarının” temel anahtarıdır (Öztürk, 2014: 80).
Machiavelli‟nin yaĢadığı dönemin siyasal hayatının karmaĢıklığı, birbirleriyle sürekli çatıĢan aktörlerin olması Machiavelli‟nin, insanın doğasına evrensel özellikler atfetmesine neden olmuĢtur (Alkan, 1993: 63).Bu bağlamda Machiavelli‟ye göre insanın en evrensel özelliği, sürekli bir elde etme arzusudur. Ġnsan, doğası gereği sahip olma arzusuyla hayatını Ģekillendirmektedir. Ġnsan her Ģeyi arzulayacak ama her Ģeyi elde edemeyecek bir doğayla yaratılmıĢtır. Machiavelli‟ye göre insanı diğer canlılardan ayıran özellik de budur ve aynı zamanda bu özellik insanın en temel çeliĢkisini oluĢturmaktadır. Çünkü büyük bir ele geçirme arzusuyla yaratılan insan aynı doğa tarafından sınırlandırılmaktadır. Machiavelli bu sebeple insanı doğanın dilencisi ya da sakatlanmıĢ bir hayvan19 olarak görmektedir (Yakar, 2014:
133). Machiavelli her insanda olan bu özelliği gerçeklikle harmanlayarak tekrar rasyonel insana vurgu yapmaktadır. Buna göre arzularını aklı yoluyla dengeleyemeyen insan her zaman kınanmayı hak edecektir (Ağaoğulları, 2015: 327):
Ele geçirme arzusu, gerçekten de çok doğal ve olağan bir Ģeydir ve gücü yeten insanlar bunu yaptıklarında her zaman övülecek ya da (en azından) yerilmeyeceklerdir; ama bunu yapacak güçleri olmadığında ve her ne olursa olsun böyle bir Ģeyi yapmak istediklerinde hata etmiĢ olurlar ve kınanmayı hak ederler (Machiavelli, 2017a: 88).
Ayrıca insanın istekleri doymak bilmez; çünkü doğa onlara her Ģeyi arzulama gücü verirken talihin onlara arzularına ulaĢmaları için verdiği güç küçüktür; sonuç ise zihinlerde sonu gelmez bir memnuniyetsizlik, ulaĢılacak Ģey için bir bezginlik olur. Dolayısıyla insanlar akla yatkın bir nedenle böyle davranmaya itilmeseler bile Ģimdikiler suçlanır, geçmiĢ övülür ve gelecek arzulanır. (Machiavelli, 2017b: 216)
Ġnsanın bu evrensel özelliği aynı zamanda tarihsel olguları da etkileyecek niteliktedir.
Steven Forde‟ye (1992: 377) göre Machiavelli‟nin insana atfettiği bu elde etme arzusu,
19 Machiavelli bu benzetmeyi Altın Eşek isimli Ģiirinde yapmaktadır. ġiirde Machiavelli, yaralı, sakat, baĢarısız hayvanlardan bahsetmektedir. Ancak Machiavelli‟nin Ģiirde hayvanlardan değil çevresindeki insanlardan bahsettiği düĢünülmektedir (Detaylı bilgi için bkz. Yakar, 2014: 133-134).
Machiavelli‟nin savaĢın nedenlerine verdiği en önemli cevaplardan biridir. Machiavelli savaĢın sebeplerini ele alırken savaĢı, emperyalizmin bir yansıması olarak görmektedir.
Çünkü emperyalizm de ülkelerin elde etme arzusundan ortaya çıkan bir olgudur. Bununla birlikte Machiavelli‟ye göre insanın içindeki bu elde etme arzusu, doğanın kaynaklarının kıt olmasından da kaynaklanmaktadır. Bu durum insanları birbirleriyle rekabete sokarak, bencil ve kıskanç bir yapıya sahip olmalarına sebep olmuĢtur (Öztürk, 2014: 80). Dolayısıyla Machiavelli belki de beĢ yüz yıl önce, insan doğasına atfettiği özelliklerden yola çıkarak geleceğin siyasal ve toplumsal sistemlerini ön görmüĢtür. Ve bu da aslında onun “modern”
siyaset biliminin kurucusu unvanına sahip olmasının temel nedenini oluĢturmaktadır. Aynı zamanda da yine Machiavelli‟nin bu bakıĢ açısı yani insana evrensel özellikler atfetmesi, yukarıda da aktarıldığı üzere Machiavelli‟nin moderniteyi aĢarak evrensel bir siyaset kuramı oluĢturduğunun göstergesidir.
Ġnsan doğasındaki bu elde etme arzusu, insanın doğası gereği diğer kötü özelliklere sahip olmasını da zorunlu kılmaktadır. Çünkü sürekli bitmek bilmeyen bir arzuya sahip olan insan onunla doğru orantılı bir Ģekilde bencil, kurnaz ve nankör de olmalıdır: “Çünkü insanlar hakkında genel olarak Ģu söylenebilir: nankör, gelgeç gönüllü, sahtekâr ve hilebaz (…) (Machiavelli, 2017a: 205). Böylece Machiavelli, sahip olduklarıyla yetinemeyen, sahip olma arzusundan kurtulamayan ve bu arzusu için her türlü kötülüğü yapabilecek bir insan doğası tanımlaması yapmaktadır (Anglo, 2001: 102). Ona göre her insan sahip olduğunda daha fazlasını ister, talihi ve yetenekleri bu istencini karĢılayabiliyorsa her zaman övülmelidir.
Ancak bunu baĢarabilmesi aynı zamanda karĢısındakileri zayıflatmasına da bağlıdır çünkü her insan aynı doğaya sahiptir. Dolayısıyla bu durum aynı zamanda insanları birbirleriyle karĢı karĢıya oldukları anlamını da taĢımaktadır. Yani her insan karĢısındaki için bir engeldir.
Böylece insan doğasını oluĢturan elde etme arzusu, insanın kötü olarak nitelendirilebilecek diğer kötü davranıĢlarının da yaratıcısıdır (Ağaoğulları, 2015: 327). Paul A Rahe (2005: 44), Machiavelli‟nin insana evrensel özellikler atfetmesi sebebiyle, insan doğasının bir Ģekilde son bulacağı düĢüncesine katılmadığını belirtmektedir. Bu sebeple Machiavelli‟ye göre insanlar, doğanın veya zorunlulukların kendilerini yapmaya zorladıkları Ģeyleri yapmaktadırlar. Öte yandan bu kötü doğanın getirdiği özellikler her zaman kötü sonuçlar doğurmaz. Örneğin insanın ihtirasına “cesaret ve dinçlik” eĢlik ettiği zaman bu doğa iyi sonuçlar doğurur. Ama tembellik ve korku her zaman insanın ihtirasını kötüye yöneltir. Bununla birlikte bu kötü doğa her zaman disipline edilebilir. Bu noktada en etkili araç yasalara ve zora baĢvurmaktır ve bu da Machiavelli‟nin siyaset kuramında yönetim erkinin varlığını açıklamaktadır (Yakar, 2014:
135). ÇalıĢmanın diğer bölümünde aktarılacaktır ancak burada da bu iddiayı desteklemesi
adına belirtmek gerekir ki Machiavelli‟nin, devletin varlığını insanın kötü doğasını disipline etme aracı olarak gördüğünü düĢünen birçok düĢünür vardır (Plamenatz, 1963: 20; Schmitt, 2006: 86; Köker, 2004: 199). Bununla birlikte Machiavelli, devlete yüklediği bu görevi bir süreklilik içerisinde görmektedir. Diğer bir anlatımla insanın disipline edilmesi ve iyiye yöneltilmesi açısından Machiavelli bir sonuca ulaĢmayı hedeflemez (Yakar, 2014: 135). Bu sebeple de bir yönetim kuracak her kiĢi insanın kötü doğasını bilmeli, kabul etmeli ve ona göre bir toplumsal düzen kurmalıdır (Machiavelli, 2017b: 36-37)
Machiavelli‟nin insana olan bakıĢ açısını sosyal sınıflara bağlayarak açıklayan düĢünürler de bulunmaktadır. Kent M. Brudney‟e (1984: 513) göre, insanın kötü, hırslı ve bencil karakteri sosyal sınıflara göre değiĢebilmektedir. Çünkü siyasi davranıĢlar büyük oranda zenginlerin sonra da sıradan halkın menfaatlerine dayanmaktadır ve Machiavelli‟ye göre zenginler kendi sınıflarının imtiyazları için daima hırslı ve kıskançtır. Bu durumun aslında temel nedeni Machiavelli‟nin zengin kiĢilere ele geçirme arzusu dıĢında bir özellik daha atfetmesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü mülk sahibi olan kiĢiler kazanma hırslarının yanında kaybetme korkusuna da sahiptirler ve bu kaybetme korkusunun toplumsal yaĢama verdiği zarar azımsanmayacak derecededir (Machiavelli, 2017b: 44). Machiavelli‟nin soysal sınıflar için farklı davranıĢ tarzları belirlemesi insana atfettiği tek ve evrensel doğayla çeliĢir gözükebilir. Çünkü eğer insan tek bir doğaya sahip ise insanın kazanma ve kaybetme duygularının da sosyal sınıf farklılığına göre değiĢmemesi gerekir. Ancak buradaki farklı davranıĢ tarzlarının sebebi, soylu ya da halk zümresinden gelen insanların farklı doğalara sahip olmamasından değil, Machiavelli‟nin insanları yöneten ve yönetilen olarak ayırmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim bu sebeple de Machiavelli‟ye göre halk, “özgür”
bir yönetimin kurulması için daha büyük bir arzu duyar (Yakar, 2014: 136)
Machiavelli, toplumsal yaĢamın oluĢmasını da her insanın karĢısındaki insan için bir engel oluĢturmasına bağlamaktadır. Buna göre; Dünya‟nın baĢlangıcında sayıları çok az olan insanlar birbirlerinden bağımsız ve ayrı bir Ģekilde yaĢıyorlardı. Ancak sayıları artmaya baĢladıkça kendilerini koruma ihtiyacı duydular ve içlerindeki en güçlü ve cesuru liderleri olarak seçtiler (Machiavelli, 2017b: 31). Görüldüğü üzere Machiavelli‟ye göre insanlarda oluĢan bu korunma ihtiyacı sayılarının artmasıyla baĢlamaktadır. Dolayısıyla aslında korunmak isteyen ve korkulan özneler aynıdır. Bu durum insanın kötü doğasının bir sonucudur ve Machiavelli‟nin sıfır toplamlı iktidar anlayıĢının temelinde yatmaktadır (Ağaoğulları, 2015: 328). Machiavelli‟nin bu iktidar anlayıĢını belirttiği bir örnek Prens eserinde de bulunmaktadır. Prens‟in III. Bölümünde Karma Prenslikleri tartıĢan Machiavelli, Rouen kardinali ile konuĢmasını aktarır; kardinalin Ġtalyanların savaĢmayı bilmediklerini
söylemesi üzerine Machiavelli Fransızların da siyaset yapmayı bilmedikleri cevabını verir.
Zira Fransızlar siyaset yapmayı bilselerdi kilisenin güçlenmesine izin vermezlerdi.
Machiavelli bu konuĢma üzerine hem yönetilenler için hem de yöneticiler için önemli bir kural belirlemektedir: “(…) BaĢkasının güçlenmesinin nedeni olan kiĢi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiĢ kiĢi için bu iki nitelik de kuĢkuludur.” (Machiavelli, 2017a: 89).
Sonuç olarak Machiavelli, insan doğasının kötü özelliklerini içgüdüsel ve evrensel özellikler olarak tanımlamaktadır. Buna göre her insan, doğası gereği ele geçirme arzusuna sahiptir ve bu istek insanlık için kontrol altına alınamaz bir istektir. Bu evrensel özellik, insanların farklı kötü özelliklere de sahip olmasına sebep olmaktadır. Çünkü bitmek bilmeyen bir ele geçirme arzusuna sahip olan insan, bu isteğini gerçekleĢtirmek için kötü, kurnaz ve kendi çıkarlarını gözeten bir varlık olacaktır. Ancak Machiavelli‟nin bu görüĢü Hristiyan ahlakla paralel teolojik temelleri olan bir açıklama değildir ve insanın rasyonelliğiyle doğrudan iliĢkili bir kavramdır.