Gazi Üniversitesi
Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli
Araştırma Merkezi TÜRKu
HAlVIER;.
::.-:_r .::J ·! 2=...,:.?C.
2. ULUSLARARASI
TÜRK KÜLTÜR EVRENİNDE ALEVİLİK ve
BEKTAŞİLİK BİLGİ ŞÖLENİ BİLDİRİ KİTABI
2. CİLT
Editörler
Dr. Filiz KILIÇ Tuncay BÜLBÜL
17-18-19 Ekim 2007
Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin "Besmele Tefsiri" Üzerine Bir Tahlil Denemesi
Hacı Bektaş
Veli's an Essay on "Interpretation of Islam the Formula Bismillahirrahmanirrahim"
Süleyman Hayri BOLAY*
ÖZET
Besmele, İslamiyet'te inananların. hakikate ulaşmak için kullandıkları bir özdür. bu ne- denle de İslamiyet için büyük bir önem teşkil etmektedir.
Besmele, bu denli önemli olduğu için. İslamiyet içindeki bilginlerde "Besmele Tefsiri"
yazma geleneği oluşmuştur. Hacı Bektaş Veli de bu geleneğe uyarak bir Besmele tefsiri
yazmıştır.
Hacı Bektaş Veli yazdığı tefsirde Allah'ın doksandokuz adından Rahman isminin. esirge- yen, lütfeden kelimelerine; Rahim isminin ise; ilahi rahmet ve af kelimelerine karşılık gel-
diğini vurgulamıştır. Hacı Bektaş Veli Allah'a bağlılıkta "samimiyet" üzerinde de özellikle
vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Besmele, Rahman. Rahim
ABSTRACT
Islam the formula "Bismillahirrahmanirrahim" is an essence that the believers of Islam use in order to reach the reality, so it has great importance for Islamism.
As Islam the form ula Bismillahirrahmanirrahim is very important, the tradition of writing
"Interpretation of Islam the formula Bismillahirrahmanirrahim" occured upon the scholars in Islamism.
in the article Hacı Bektaş Veli wrote, it was emphasized that The Compassionate equals to protecter and gracious. and that The Merciful equals to God's mercy and forgiveness.
Hacı Bektaş Veli were emphasized that He devote himself to Allah with sincerety.
Key Words: Islam the Formula Bismillahirrahmanirrahim. The Compassionate. The Merci ful
Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin "Besmele Tefsiri" Doç. Dr. Hamiye Duran'ın bilim- sel neşrini hazırladığı ve eserin yazma nüshasının aslı, transkribe edilmiş ve sa- deleştirilmiş metni ile beraber T. Diyanet İşleri Başkanlığı Tarafından 2007 se-
• Prof. Dr. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi. Emekli Öğretim Üyesi.
2. ULUSLARARASI TÜRK KÜLTÜR EVRENiNDE ALEViLiK ve BEKTAŞiLiK BiLGi ŞÖLENi 2007 J453
S Ü L E Y M A N H A Y R I B O L AY
nesinin şubat ayında yayımlanmıştır. "Alevi- Bektaşi Klasikleri" dizisinden ya-
yımlanan kitabın proje koordinatörü Çorum'lu bilim adamı Doç. Dr. Osman Eğ
ri'dir. Kitabın yazma nüshalarına ulaşmak, bir kısım Alevi dedelerinin ve Ulusoy ailesinin yardımları ile olmuştur. Böylece" Alevi-Bektaşi Klasikleri", sıhhatli, gü- venilir ve ideolojilere karıştırılmadan halka sunulma imkanına kavuşmuş ola-
caktır ki buda milll kültürümüz ve fikir dünyamız için büyük bir kazançtır.
Xxx
"Besmele", İslam dininde en çok öneme haiz bir sözdür. Dört kelimelik bir cüm- le olmakla beraber Müslümanlar nazarında önemini her zaman korumuş ve ko-
rumaktadır. Neden? Çünkü Müslümanlar, dünya ve ahiret ile ilgili her meşru işe Allah'ın adıyla başlarlar. Meşru dedik, çünkü hırsızlık gibi, kumar, zina, içki gibi
yasaklanmış bütün fiillere besmele ile başlanmaz.
AH13h'ın adını anmadan başlanılan bir işten umulan hayrın gelmeyeceği inancı vardır. Çünkü Peygamberimiz "Besmeleyle başlamayan her iş bereketsiz ve gü- düktür." buyurmaktadır (Aclunl, Keşf'ül-Hafa, il. 174). Besmele, kainatın mutlak hakimi olan Allah'ın 99 isminin en başta kullanılan Rahman ve Rahim sıfatları
nın yer aldığı bir Kur'an cümlesidir. Rahman ismi, esirgeyen Allah'ın lütuf ve merhametinin hiç kimseyi ayırd etmeksizin herkese verilmesini ifade eder. Hacı Bektaş Veli hazretlerinin metin içinde söylediği gibi, her an Allah'ı inkar etmeye devam eden kulların da rızkını ve ihsanını eksilmez. Rahim ise, ilahi rahmet af,
mağfiret ve koruyuculuğun öte dünyada sadece inanıp iman eden ve Allah'ın koyduğu kurallara uyan kimseleri ebedi kurtuluşa erdirmesini ifade eder. Bunun gibi her işe besmeleyle başlamak, Allah ile kurulan bağların sevgiye dönüşme
sinin bir sembolü olmuştur. Dolayısıyla besmele, ilahi hakikate ulaşmanın yol-
larından birisi, bir vesilesidir.
Bu inanç ve anlayıştan dolayı bizim kültürümüzde bir besmele geleneği teşek
kül etmiştir. Süsleme sanatında, Divan edebiyatımızda, Halk edebiyatımızda, di- nl-tasawufi edebiyatımızda, folklorumuzda, çeşme anılıklarında, dükkanlarda, hat sanatında ve benzer birçok yerde besmeleyle karşılaşırız. Bu sebeple besme- le, Müslümanın günlük hayatında ve her meşru işinde vazgeçemeyeceği bir
inancı ve yaşayışı temsil eder. ·
Xxx
Besmelenin bu büyük değeri ve öneminden dolayı Müslüman bilginlerde, düşü
nürlerde ve mutasawıflarda çok eskiden beri gelen bir "Besmele Tefsiri" yazma
geleneği var. Hacı Bektaş Veli hazretleri de bu g:::lerıeğc VE inanca uyarak" bir
"Besmele Tefsiri" yazmış. Bu tefsir daha önce yayım!::ınrrı',~tı. Fakat bu yeni yayı
mı söylediğimiz gibi aslıyla birliktedir. İsteyen oradan kontrol edebilir, yanlış
okumalar varsa ve doğrusunu biliyorsa düzeltebilir. Zaten asıl metnin neşredil
mesi de bu sebebe dayanır.
HAC! BEKTAŞ VELi HAZRETLERiNiN "BESMELE TEFSiRi" ÜZERiNE BiR TAHLiL DENEMESi
Hacı Bektaş Veli hazretlerinin bu Besmele tefsirinden sonra Osmanlı düşünür
lerinden ve alimlerinden birçok kimse de bu geleneğe uyarak Besmele tefsiri
yazmıştır. Bunların meşhurlarından birisi de Muhammed Said Hadimt'nin "Bes- mele Tefsiri"dir ki bu zat, onsekiz cihetten Besmele'yi tefsir etmiştir.
Hacı Bektaş Veli'nin Besmele Tefsiri:
Hacı Bektaş Velt hazretleri kitabına besmeleyle başlarken ve O'ndan yardım di- lerken Allah'ın azametini şöyle ifade eder:" ... ol padişahlar padişahınun hazre- tine anı bilmeklik içinde 'akillerün aklı ve haklmlerün hikmeti hayrandur ve fikr
ıssılarunun fikri an un azametin anlamaklığ içinde sergerdandır" (Aclunl, Keşf'ül
Hafa, il. s. 4 ı
).
Hacı Bektaş Veli Hazretleri peygamberimize salat ve selam getirdikten sonra ki-
tabı niçin yazdığını yani "besmele şerhi"ni yazmaktan maksadının ne olduğunu açıklar:
"Sonra ben zaif(kul) bu kitabı kıldum ve ol şeriat hükümlerinun sırlarından bir
şem'a beyan ve takrir kıldum, ahiret ve din yalın başarmağa yardım oldı, vacip gördüm. "(Aclunt. Keşf'ül-Hafa, il. s. Al).
"Bism'illafı'ir-rafıman'ir-rafıim" sözünün yorumunu Türkçe olarak açıkladığını söyle- yen Hacı Bektaş Veli, bundan amacının da bu sözü söyleyen ve bu yorumu oku-
yanların, her dem, dürlü dürlü faydalar kazanmaları ve bundan dolayı da kendi- sinin hayırla yad edilmesini istemesidir.
Her işte insanlara yardım yapmasını, Allah'ın keremini, lütfunu ve ism-i azamı
nı bildiren adının her an müminin dilinde olması şartına bağlamaktadır. Bunla-
rın ne anlama geldiğini soran peygamberimize yüce Allah, şöyle cevap veriyor:
"Ey Muhammed! İsm-i Azamını Allafı'tir. Keremimi bildiren adım Rafıman'dır.
Lütfumu bildiren adım Rafıfm'dir. Eğer bu durumda Bism'illafıi'r -rafımani'r- rafıfm
dersen ben keremim ve lütfun ile senin bekçin olurum" (Aclunl, Keşf'ül-Hafa, il.
s. 42). "Tanrı Teala" ile Hz. Peygamber arasındaki bu konuşma Hacı Bektaş Ve- li'nin bildirdiğine göre Mi'racta geçmiştir.
Hz. Hacı Bektaş Veli. Mi'ractaki bu konuşmaları naklederek Allah'ın bu lütfunun
yalnız Hz Peygamber'e mi has olduğunu yoksa "asfler"e de bu sofradan nastb olup olmadığı sorusuna açıklık getirir:
Hz. Peygamber'in bu sorusuna Cenab-ı Hakk'ın cevabını nakleden Hacı Bektaş
Velt hazretleri, asilere, günahkarlara "Besmele" ve " kelime-i Tevhid" okuyarak
Allah'ın emrettiği farzları ve Peygamberin sünnetlerini kılarak ve bunlardan do-
layı Peygamberin şefaatını kazanarak geçirilen bir hayatın sonunda elde edile- cek manevi kazançlar için müjdeler sunmakta ve kurtuluş yolu açmaktadır. Hacı Bektaş veli merhum kulun bu kazançlarını şöyle tesbit etmektedir:
Allah dünyada böyle bir kulun ayıplarını örter, ahirette diğer insanlar arasında
reztl etmez ve işledikleri günahları sevaplarla değiştirir.
2. ULUSLARARASI TÜRK KÜLTÜR EVRENiNDE ALEViLiK ve BEKTAŞiLiK BiLGi ŞÖLENi 2007 1455
S Ü L E Y M A N H A Y R I B O L A Y
Şimdi kendisini dinleyelim:
"Ey cömert peygamber! Ben senin ümmetini senden bin kat fazla severim. Çün- kü La ilahe illallah Muhammed'ur-RasO.lullah", derken önce benim adımı sonra senin
adını söylerler. Her ibadette önce farzı sonra senin sünnetini kılarlar. Senin üm- metin benim kullarımdır. Sen onlara şefaat edersen ben onlara lütufta bulunu- rum. Şimdi onlar benim izzetim ve azametim hakkı için Bismi'llahi'r-rahmani'r-ra- hfm derlerse; ben her işlerinde onlara daha yakın olayım. Allafı'lığımla onların
dünyada ayıplarını örteyim. Er-Rahman'lığımla ahirette diğer insanlar arasında rezil etmeyeyim. ErRahfm'liğimle işledikleri günahları. sevaplara değiştire
yim/müzde dekŞürem"( Aclunl. Keşf'ül-Hafa, iL s. 45). Hünkar. bütün bu izahla-
rını ayet ve hadislere dayanarak yapmaktadır.
Hacı Bektaş Veli hazretleri daha sonra Allah'a bağlılık ve ibadette samimiyetin : ölçüsü olarak çok güzel ve mühim bir ayırım yapıyor. Nitekim o, Tanrı Teala'nın
sözü olarak şunu naklediyor:
"Ey mü'minler! Kafirler taptıklarına el-Lat derler. Bunaldıkları zaman el-Lat di- ye seslenirler. Ama fayda bulamazlar. Sen de bunaldığın zaman Allah diye sesle- . nir ve fayda bulamazsan, Allah diyen ile el-Lat diyen arasında ne fark olur?" (Ac- lunl. Keşf'ül-Hafa. iL s. 46)
Demek ki burada esas olarak merhum Hacı Bektaş hazretlerinin vurguladığı hu- sus, Allah'a bağlılıktaki samimiyettir. Allah'ın varlığına ve birliğine inansak bile
inancımızda samimi ve içten olmadığımız müddetçe hacetimiz, duamız kabul olmaz. günahımız affolunmaz. O zaman da puta tapanların putlarına yalvarma-
ları ile müminin Allah'a yakarması arasında gerçekten bir fark kalmaz. Biz de du-
amız kabul olmuyor, diye sızlanır, şikayet eder dururuz. İşte üstad Hacı Bektaş
Veli bu noktaya parmak basmaktadır.
Anadolu'da bir söz vardır:"Eli hamur ovalar. gözü kırık kovalar" diye. Bu sözden maksat insanın kendisini yaptığı işe samimiyetle verebilmesini anlatmaktır. iba- det yaparken kalbini ve aklını ibadetinde yoğunlaştıramazsa o ibadetten umu- lan manevi fayda elde edilemez. Bu sebeple kalbimizdeki para, şöhret, şehvet,
servet gibi putları kırabilirsek üstadın işaret ettiği manevi yüceliğe ulaşırız.
Hacı Bektaş Veli hazretleri, bütün izahlarını ve tefsirlerini bilhassa Besmele' de- ki Rahman ve Rahfm kavramlarına dayandırır. O, "Tanrı Teala" nın dilinden yani hadis-i kudsl olarak bu kavramların anlamlarını ve sonuçlarını şöyle açıklar:
"Rahim denilince mü'minler hakkındaki şefkatimin çokluğu bilinir. Allah deyince
Tanrı'lığım bilinir. Rahman desinler. ümmetini cehennemden kurtarayım. Ra~fm
desinler cenneti onlara makam olarak vereyim. Allah desinler, perdeyi kaldıra
yım. onlara yüzümQ göstereyim."
Burada bir noktaya daha işaret etmekte fayda var: Pir Hacı Bektaş Veli. içten ve samimiyetle Allah deyince, Allah'ın perdeyi kaldırıp öyle kullarına yüzünü gös-
HACI BEKTAŞ VELi HAZRETLERiNiN "BESMELE TEFSiRi" ÜZERiNE BiR TAHLiL DEN'EMESI
tereceğini söylüyor. Şia itikadına göre insanlar Allah'ın cemalini ahirette de gö- remiyeceklerdir. Halbuki pirimiz, bunun aksini söylüyor. Şu halde Hacı Bektaş
Veli'nin düşüncesinde Şiilikle ilgili unsurlar yer bulamamıştır.
Biz her gün yüzlerce kez Allah diyoruz, ama bize onun cemali açılmıyor. Demek ki inancımız kalbimizin derinliklerine işlememiş. Süleyman Çelebi ne diyordu?:
Bir kez Allah dese Aşk ile lisan/ dökülür cümle günah misli hazan" Şu halde esas olan Al- lah'a bağlanmaktaki samimiyettir. Pirimiz de bunu vurgulamaktadır.
Merhum Pirimizin naklettiğine göre Allah, sözlerine şöyle devam ediyor:
" ... sonra ey korkanlar, Rahman deyin korktuğunuzdan emin kılayım. Ey umucu- lar/rahmet ümid edenler, Rahfm deyin umduğunuza erdireyim. Ey aşıklar! Allah deyin, araya kimse girmeden sevenler sevdiklerine kavuşsun. " Daha sonra Al-
lah'ın kullarına kurtuluş müjdeleyen hitabı sabıklara, gayesi olanlara, zalimlere yönelik olarak devam ettirmektedir (Aclunl, Keşf'ül-Hafa, il. s. 49).
Muhammed ümmetinden ömürlerini yanlış yollarda geçirenlere Hz. Pir "mukte- sid" tabirini kullanır. Aslında bu kelime, iktisatlı davranan, dikkatli harcama ya- pan kimse manasındadır. Ama burada Allah yolunda ibadetini ve harcamayı
esirgeyenler anlamında kullanılmaktadır. İşte bunlar "kara sakallarının ağardığı vakit hak dergahına gelmek ihtiyacını duyarlar. O vakit melekler onlara hitaben
"Ey utanmazlar! Yaratılmışlar içinde değeriniz kalmadığı vakit Hak dergahına
geldiniz. " derler. Bu günahkar insanlara meleklerin azarlamasına karşılık Pir hazretleri bakın nasıl kurtuluş müjdesi vermektedir:
Tanrı Te'ala; meleklere şöyle hitap eder:
"Ey meleklerim! Siz benim Rahman adımı duymadınız mı ki kullarıma böyle der- siniz. " Sonra şöyle devam etmektedir:"Ey kullarım, (taptığınız) mahluk sizi kov- du ise ben davet ederim. Bunlar artırdıysa Ben kabul ederim. Bunlar sizden yüz döndürdüyse Ben size rahmet ederim. Madem ölmeden önce geldiniz, hoş gel- diniz" (Aclunl, Keşf'ül-Hafa, il. s. 54).
Görüleceği gibi Hazreti Pir, günahkarların, ümidsizlerin kalblerine derinden bir ümid aşılamakta ve kurtuluş yolu açmaktadır. Çünkü Allah'tan ümidini ancak
imansızlar keser. Mademki onların zerre kadar imanı var, öyleyse kurtulma ve bağışlanma ümidleri de olmalıdır. İşte Pir hazretleri bunu vermektedir.
Hacı Bektaş Veli Hazretleri "Makalat" adlı eserinde "Bizim kapımız nevmit~
lik/ümitsizlik kapısı değildir. " demektedir. işte günahkarların yüreğine böyle bir kurtuluş ümidiyle su serpmesi, onun kapısının ümitsizlik değil nasıl bir ümit
kapısı olduğunu ortaya koymaktadır.
Pir hazretlerinin en büyük derdi, tasası asileri, zalimleri, günahkar ama imanlı kullarını cehennem ateşinden kurtarmaktır. Bunun için Allah'ın Rahman ve Ra- him isimlerinin öyle yorumlarını yapıyor ki hayran kalmamak mümkün değildir.
2. ULUSLARARASI TÜRK KÜLTÜR EVRENiNDE ALEViLiK ve BEKTAŞiLiK BiLGi ŞÖLENi 2007 1457
S Ü L E Y M A N H A Y R I B O L A Y
Bunun için Kur'an ayetlerinden. hadislerden, Hz. Nuh'un, Hz. ibrahim'in, HzMu-
sa'nın, diğer bazı peygamberlerin Hz. Muhammed'in hayatından, Hasan'ül-Bas- rl'nin diğer bazı velilerin hayatından, sultan Gazneli Mahmud'un ve Abbasi ha- lifelerinin hayatlarından hikayeler anlatarak affetmenin, bağışlamanın. merha- metin, şefkatin, sevginin gönüllerde kökleşmesini sağlıyor.
Şimdi bunun diğer bazı örneklerini verelim:
Sultan Gazneli Mahmud'un cömertliğine, şefkatine ve merhametine güvenerek bir hırsız, Sultanın atının boynundaki çok pahalı otuz bin altın değerindeki bir
gerdanlığı çaldı Sultan bu hırsızı yakalattı, hırsız huzurda ağlamaya başladı ve neden çaldığı sÔrulduğunda, senin cömert ve yumuşak huylu olmandan dolayı çaldım': bu kadar kızacağını bilseydim çalmazdım, dedi. Bunun üzerine Sultan'ın emriyle uğru hamama götürüldü, temizlendikten sonra Sultan'ın elbiselerinden
; biri ona giydirildi. Sultan ona atı ile birlikte o otuz bin altın değerindeki gerdan-
lığı da bağışladı. Sonra emretti ki, "onu şehirde gezdirin ve bağırın ki bu kişi Sul-
tan'ın keremine inanıp küstahlık etmiştir. "
Pir hazretleri sultan'ın bu affını bakın nasıl gerekçelendiriyor ve neye dayandırı
yor. bu affı nasıl izah ediyor? Daha doğrusu, asi kulların durumu ile bu hırsızın bağışlanma durumu arasında sağlam bir bağlantı kurarak hırsızın hırsızlığının bağışlanmasından asilerin asiliğinin affının gerekçesini hazırlıyor. Şöyle konu-
şuyor:
"Kıyamet günü olduğu zaman, Tanrı'nın tecelli eden kahrını gören çaresiz asiler, zebaniler başlarına üşüşüp cehenneme sürüklenirken ağlayarak feryad ederler. "
'Tanrı Teala;"Sorun bu asilere ki o edepsizlikleri nelerine güvenip yaptılar? Şim
di de feryad edip ağlıyorlar. " der. Asilere sorduklarında onlar "Kitabının başın
da er-Rafımani-'r-Rafıfm'i gördük, düşmanlar hakkındaki iyilik ve bağışı gördük.
Eğer onun bu kadar öfkeli olduğunu ve bu kadar ağır bir cezaya uğrayacağımızı
bilseydik, acaba kötülük eşiğini geçer miydik?"dediler.
Tanrı Teala;"Ey azap melekleri! Kutumdan uzaklaşın. Ey rahmet melekleri! Kulu- ma yetmiş kat hulle giydirin. Arasat içinde gezdirin. Bu o kişidir ki benim rahme- time inanmış, Rahmanlığıma inanmış. küstahlık etmiştir; der. ·
. Hacı Bektaş Vell, bu noktada Aİlah'a seslenerek O'nun dünyada kendisini gece gündüz inkar eden kafirlere her türlü nimeti v~rerek Rafımanlığını. ahirette ise sa- dece müminlere rahmet ederek Rafıfmliğini ortaya koyduğunu şöyle ifade eder:
"Ey dünyada Rahman ve ahirette Rafıfm olan Tanrı, yani dünyada hem mümin ve hem kafire ve canlı canavara. her türlü'iyiliğin ve bağışların erişir. Kafir, gece gündüz küfreder. Hak suphanehG ve Teala ona rızık, sağlık. uyku verir. Onu uyu- tur. kendi uyumaz,.onları bekler. Ama kıyamet günü olduğunda sonsuz rahmet denizlerini müminlere has kılar. kafirlere haram kılar" (Aclunl, Keşf'ül-Hafa. il. s.
69-70).
HAC! BEKTAŞ VELi HAZRETLERiNiN "BESMELE TEFSiRi" ÜZERiNE BiR TAHLiL DENEMESi
Demek ki Pir hazretlerine göre. Besmele' deki Rahman ismi dünyada tecelli ede- cek: Dünyada her an Tanrı'yı inkar edip O'na karşı gelen kafirlere. hatta canavar- lara Tanrı Teala rızkını temin eder, onları doyurur, emniyetini temin eder, onla- rı uyutur, rahat ettirir. Yani dünyada kAfirle mü'mini ayırmaz. Mümini şeytarnn
"vesvese ateşinden" Besmeleyle korur ( Aclunl. Keşf'ül-Hafa, il. s. 118); fakat ahi- rette müminle kafiri ayırır. Pirimiz ise müminle kafiri özenle ayırır. asilere gös-
terdiği müsamahayı ve şefkati kafirlere hiç göstermez. Çünkü Onlar Allah'ın var-
lığını kabul etmemekte ısrar ederler ve kabul edenlerin bir kısmı da şirk koşar
lar. Bu bakımdan Allah'a asi olanların yani günahkar müminlerin şirk koşmadık
ları için affedilmelerini gerekli görür. Ama bu affın gerçekleşmesinin birinci şar
tı. Allah'a iman etmek ve O'na şirk koşmamaktır:
Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin ifadelerinden anladığımıza kadarıyla "Bütün mü'minlerin bir kezden rahmete gark olmaları için", bütün suçlarının ve günah-
larının bağışlanması için müminlerin dünya hayatına kapılıp Allah'ı unutmama-
ları, ilahi nurun sevgisini bekleyerek dünyayı o nura tercih etmemeleri, Allah'ın
yerine başka bir nesneyi tercih etmemeleri gerekir. Pir hazretlerine göre, işte o zaman Tanrı Teala. şöyle buyurur: _
" ... rahmetimin çokluğundan size tattırdığım gibi Rahfmliğim ve Halfmliğim sofra-
sından sizi doyurayım. Ne kadar çok suçunuz olsa da onları bağışlarım. yeter ki benim üstüme başka bir nesne tercih etmeyesiniz" (Aclunl. Keşf'ül-Hafa. il. s. 73).
Dünyada iken "Gece gündüz Allah diyen, er-Rahman diyen. er-Rahfm diyen. kafir- leri yalanlayan. Halik' in birliğine. varlığına tanıklık eden bir müminin" karşılaşa
cağı cennet nimetleri şunlardır:
"Köşkler. gilman. vildan. didar bulmak" (Aclunl. Keşf'ül-Hafa, il. s. 82); yani her biri dünya genişliğinde olan köşkler, hizmetçiler, güzeller ve Cenab-ı Hakk'ın di-
darı yani cemalini yani emsalsiz güzelliğini görebilmek.
Başka ne gibi nimetlere kavuşacaklar? Kıyamette sGr'a üflendiğinde Tanrı'nın di-
lediği kimselerden başka herkes korkudan yüzükoyun yere kapaklanırlar. İkinci
üflemede bu ölülerin hepsi ayağa kalkar, yıldızların parça parça olduğunu. dağ
ların pamuk gibi atıldığını. cehennemin kızardığını. zebanflerin kafirlere ve asi- lere üşüştüklerini. ata ve ananın oğuldan ve kızdan nasıl yüz çevirdiğini, ateşin
kafirleri ve günahkarları nasıl karşıladığını görürler.
Bu korkunç durumu gören Rasul aleyhisselam :
"Eyvah, yazık! Ümmetimin çaresiz asilerinin durumu ne olacak?" der.
Bunun üzerine Pirimizin anlatışına göre. durumu gözetleyen Hak Teala devreye girerek asi kulları için Besmele'yle ilgili olarak şu müjdeyi verir:
"Ya Muhammed! Sana ve ümmetine müjde olsun ki Bismi'llahirrahmani'r-Rahfm'i naslb kıldım. Allah adımın karşılığı olarak aklınız sGrdan korkmasın. er-Rahman
2. ULUSLARARASI TÜRK KÜLTÜR EVRENiNDE ALEViLiK ve BEKTAŞiLiK BiLGi ŞÖLENi 2007 \459
S Ü L E Y M A N H A Y R I B O L A Y
adımın karşılığı, alıcı sur üfürüldüğünde, meleklerin bile öldüğü zaman onlar, benim arşımın gölgesinde, nur kürsüsünde oturup benim nurumu görmenin zevkinde olsunlar. er-Rafıfm adımın karşılığı olarak bütün yaratılmışlar tekrar di-
rildiği zaman ben kullarıma "Ey aşıklar, ey sadıklar, ey Taha ve Yasin ehli, dün- yada yeterince durdunuz, şimdi hangi kapıdan isterseniz cennetlere girin. Ben sizinim, siz benimsiniz, derim"(Aclı.inl. Keşf'ül-Hafa, il. s. 89).
Besmele çekmek, kolaydır. Herkes Besmele okuyabilir, ama herkes aynı neticeyi alamaz, Anadolu' da bir deyim var "Düa o düa amma ağız o ağız değil" diye. Bun- dan dolayı içten.gelerek, yürek yanarak, Allah aşkıyla Besmele okunduğu zaman Pir Hacı Bektaş Veli'nin gösterdiği neticeler bir bir devşirilir. Mevlana "Dağ da
aşık olsa fıop/ar yerinden" diyor. Şu halde bu bir ilahi aşk meselesidir. Nitekim Pir hazretleri "sıdk ile itikadla" besmele çekilmesini istemektedir. O zaman cenne- tin kapıları ona açılacaktır (Aclunl. Keşf'ül-Hafa. il. s. 112-113).
·,,
Haci Bektaş Veli hazretleri Besmele'nin faziletlerini ve mümine kazandırdığı ni- metleri sayarken şunları da ilave eder:
Plr'imize göre müminin kıyamet gününde üç büyük korkusu var:
1. Mezardan dirilince nasıl bir insan şeklinde olacağına dair korkusu. Çünkü onun ifadesine göre kimileri köpek, kimileri de domuz suretinde dirilecek.
2. Amel defterleri kiminin arkasından veya solundan verilecek ki bunlar cehen- nem yolcularıdır. kiminin de sağından veya önünden verilecek ki bunlar da cen- net yolcularıdır. Müminin korkusu acaba amel defterim soldan veya arkadan ve- rilir mi? Şeklindeki korkudur.
3. Sırat köprüsünden ayağı kayıp aşağıya düşme korkusudur.
Plr'imiz, müminlerin bu üç büyük korkudan da sık sık Besmele okumakla emin
olacakları müjdesini vermektedir (Aclunl. Keşf'ül-Hafa, il. s. 94). Onun nazarın
da "Tanrı Teala, kitabının/Kur'an'ın başını Rafıman ve Rafıfm ile tertip etti. Elbet- te asilere bağışı Kur'an'dır. Kitabın başı rahmet ile süslenmiştir"( Aclunl,
Keşf'ül-Hafa, il. s. 101).
Pir Hacı Bektaş Veli, Allah'ın hakiki müminleri ağırlayacağını söyler ve bunun
·için Allah'ın bu ağırlama lütfuna layık olmak lazım. Bu sebeple O, Allah'ın dilin- den bazı şartlar ileri sürer: '
"Gönül evini tevazuluk süpürgesiyle süpürmek, hırsın, cimriliğin, düşmanlığın, hainliğin ve kıskançlığın çerini çöpünü çıkarmak, kötü işlerinden dolayı pişmşn
olmak, pişmanlık suyuyla yıkanmak/sulanmak, Tevhid seccadesini sermek, mu- habbet sofrasını döşemek, rıza ve teslim, korku ve ümid yüzlerini tevekkül ve marifet deniziyle sabır bahçesinden yana açmak"( Aclunl, Keşf'ül-Hafa, 11. s.
133); bunlar aynı zamanda Yüce Allah'a ulaşmanın yollarıdır. Ama bu özellikler
HAC! BEKTAŞ VELi HAZRETLERiNiN "BESMELE TEFSiRi" ÜZERiNE BiR TAHLiL DEN·EMESI
üstün ahlaki davranışlardır. Dikkat buyrulursa Pir hazretleri, insan hayatında ve toplumda ahlaki bir hayat ve bütünlük kurmak tadır.
Hünkar Hacı Bektaş Veli, "Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniye, G. O. HAM ya-
yımları, Ankara, 2004" adlı eserinin baş tarafında Allah'a yücelmenin üç çeşidin
den bahsetmektedir: l. Hayvansal davranışlardan kurtulmak, bu nefsi kirlerin- den arındırmakla mümkündür. 2. Yüce Allah'tan başka her şeyden kopmak. bu da kalbi temizlemekle mümkündür, 3. (Maddi) sıfatlardan kurtulmaktır ki bu da ruhu yüceltmekle mümkün olur. Bunlar için de Pir hazretlerine göre müminin benlik ağacını kökünden sökmesi gerekir. Bu görüşleriyle Pir hazretlerinin yu-
karıda aktarılan fikirleri örtüşmektedir. Yani onun her eserinde birbirini takibe- den bir silsile ve tutarlılık olduğu anlaşılmaktadır.
Son olarak yine bir müjdeden bahsedelim:
Pir hazretleri Hadid suresinin 12 ayetine dayanarak. sırat köprüsünden Arşa ka- dar yükselen dikili bir nur sütunu yaratacağını ve bunun aydınlığında bir defada 600. 000 asinin Sıratı geçeceğini haber vermektedir. "İşte büyük kurtuluş budur.
"diyor (Aclunl, Keşf'ül-Hafa. 11. s. 14f). Şu halde Hacı Bektaş veli hazretleri, mü- minlerin ateşten korunması için Besmele üzerinde çok farklı ve değişik yorum- lar yaparak müjde üstüne müjde vermekte, onların dünyada ve ahirette kurtulu-
şunu hazırlayan, mutlulukların temin eden yol haritası çizmektedir.
Değerlendirme:
Buraya kadar söylenenlerden ve yapılan nakillerden anlaşılacağı üzere, Hacı Bektaş Veli hazretleri, müminlerin günlük hayatının düzenli. huzurlu ve ahlaklı
bir hayat olması için insanları bir iç kontrolüne, iç dünyasını ilahi tavsiyeler doğ
rultusunda yeniden düzenlemeye davet etmektedir. Bunun için insanı tevazuya, tevbeye, rıza ve teslimiyete, sabırlı olmaya, pişmanlık suyuyla yıkanmaya, "havf ü reca" ya, ümid ve korku içinde olmaya yani Allah'ın rahmetinden uzak kalma korkusuyla ve rahmetinin genişliğine, tevhide sarılmakla affedilme ümidi içinde
yaşamaya çağırmaktadır. Bu reçete gibi tavsiyeler ve müjdeler, müminlerin her saatinin kendisi tarafından kontrol bir günlük yaşama kültürü ve günlük hayat düzeni meydana getirmektedir. Pir hazretleri Besmele'nin rahmet, merhamet, sevgi ve şefkat dolu atmosferinde müminlerin dünya ve ahiret mutluluğunun ka-
zanılması ve mutluluk duyguları içinde Besmele ile Allah'a bağlanılmasını ve Al- lah'a yücelmesini hedeflemiştir. Pir hazretlerinin bütün bu tavsiyeleri. nefsani
arzuların terbiye edilmesi, böylece onların disiplin altında tutularak sabırlı, ta- hammüllü, tevekküllü, ahlaki bir hayat yaşanmasını kolaylaştıracaktır. Biraz ön- ce işaret ettiğimiz Allah'a yücelme esasları ve çeşitleri hatırlanırsa
Hünkar hazretlerinin nasıl bir hayat yaşadığı ve nasıl bir hayat yaşamamızı iste-
diği, buradan nasıl bir insan tipi çıkarmak istediği daha anlaşılır. sanırım.
2. ULUSLARARASJ TÜRK KÜLTÜR EVRENiNDE ALEViLiK ve BEKTAŞiLiK BiLGi ŞÖLENi 2007 1461
S Ü L E Y M A N H A Y R I B O L A Y
Hacı Bektaş Veli, müminin Besmele'ye dayanarak Tanrı Teala ile arasında sarsıl
maz bir bağ kurmasını sağlamakta, onun dünyada ve ahirette kurtuluşunun re- çetesini vermekte; sevgiye rahmete ve merhamete yaslanan, ilahi alemden akan bir sevgi selinin müminleri kaynaştırarak nasıl bir toplum yaratacağı gibi husus- lar açıklık kazanmaktadır. Bu şekilde Hünkar Hacı Bektaş Veli. bir ontoloji/varlık,
oluş felsefesi yapmakta, böylelikle yeni bir insan tipi yaratarak bunun toplumda
yerleşmesini, yaygınlaşmasını temin ederek yeni bir insanın ve toplumun
oluşumunu hedeflemekte, dolayısıyla aynı zamanda bir ahlak ontolojisini de devreye sokmaktadır.
: KAYNAKLAR
Adunl, Keşf'ül-Hafa. il.