• Sonuç bulunamadı

Saygıdeğer Rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç Hocamın Anısına

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Saygıdeğer Rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç Hocamın Anısına"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

177

PROF. DR.

NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI

Saygıdeğer Rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç

Hocamın Anısına

Yılmaz KOÇ

SÜ Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü

Rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç Hocamla tanışmamız, aynı evde kaldığım kadim dostum Ali Galip Baltaoğlu aracılığı ile ol- muştu. Araştırma görevliliği sınavını kazandıktan sonra kalacak yer bulabilmek için Tarih Bölümünden Ali Galip Baltaoğlu, Ar- keoloji ve Sanat Tarihi Bölümünden Remzi Duran ve Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünden ben olmak üzere üçümüz İhsaniye Ma- hallesinde bir ev kiralamıştık. Remzi Duran arkadaşım İzmir’e ta- yin olunca yerine Ramazan Çalık arkadaşımızı almıştık. Bu arada rahmetli Nejat Göyünç Hocamız gelmeden önce kendisi ile ilgili çeşitli olumlu olumsuz haberler geliyordu. Sürgün gelen bir hoca olduğu söyleniyordu. Akademik hayata adım attığım yıllarda aka- demik camiada insanların önyargılarla hareket ettiğini Nejat Bey örneğinde gördüm. Hoca’yı tanıdıktan ve onunla yaklaşık altı ay aynı evde kaldığımda ve ileriki yıllarda yapmış olduğumuz ortak çalışmalarda söylentilerin asılsız olduğunu yaşayarak öğrendim.

Kendisi ile ilgili söylentileri çıkaranların ya akademik kaygısı ya da mevki ve makam kaygısından çıkarıldığını şimdi rahatlıkla söyleyebilirim. Evde kaldığımız dönemde Hocam erken kalkıp kahvaltıyı hazırlayıp bizleri uyandırırdı. Ben bu durumdan çok mahcup olurdum. Fakat Nejat Hocam her hal ve hareketi ile bize örnek davranışlar ve hareketler kazandırmaya çalıştığını fark et- tik. Sofrayı düzenlerken estetik olmasına dikkat ederdi.

Zamanı verimli kullanma konusunda da Alman disiplinine sahipti. Ders zamanı ders, istirahat zamanı istirahat ve eğlenme zamanı eğlenmeyi teşvik ederdi. Akademik hayatta ve protokol- lerde nelerle karşılaşılabileceğini ve neler yapmamız gerektiği ko- nusunda bildiği tecrübelerini aktarırdı. İdarecilerle ilişkilerde bir mesafe koymamızı, bunun uzun vadede iyi olabileceğini tavsiye etmiştir. Sağlık, fen ve sosyal bilimlerin her alanından arkadaş- larla görüşür, onların disiplinler arası çalışması için teşvik ederdi.

(2)

178

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Buna örnek olarak da Tarihi coğrafya ile ilgili proje çerçevesinde yapılan gezi ve incelemelerde disiplinler arası çalışmanın ne kadar önemli olduğunu yerinde (Karadağ’da Binbir Kilisesi’nde, Sille deki Aya Eleni Kilisesi’nde ve Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı Uluslararası Sempozyumunda) örnekler vererek anlatırdı. Statü olarak da her kesimden insanlarla görüşürdü. İnsanları siyasi, dini yâda herhangi bir ekonomik grubu göre sınıflandırmaz ve onlar- la ilişkilerini insani boyutta tutardı. Her siyasi, dinî ve ekonomik çevrelerle insanlara değer verir onları kazanmanın ve eğitmenin yoluna bakardı. Etrafına saygı ve hürmette kusur etmeyen Ho- cam, sabır ve saygı ile çok insanı eğitmiştir. Farklı mevki ve ma- kamda ki insanlara eşit muamele ederdi.

Ağustos 1985’te ben evlendikten sonra oturduğumuz evin bir kat üstündeki dairesini kiralamıştım. Nejat Hocam evlendik- ten sonra hayırlı olsuna gelen ilk hocalarımızdan biridir. Evlilikle ilgili vermiş olduğu nasihatler çok işime yaramıştır. Hatta bir defa- sında eşi Ayten Hanım’la birlikte Konya’ya geldiğinde bizleri aile- ce akşam yemeğine davet etmişti. Bu yemeğin hazırlanmasında ve ikram edilmesinde Hocam menüye kadar bütün detayları düşü- nerek bir hazırlık yapmıştı. Bize ve eşlerimize çok güzel mesajlar vermişti. Özellikle Ayten Hanım eşlerimize bir akademisyen eşi olmanın zorluklarını anlatmış ve eşlerimize bu zorlukları aşmak için maddi ve manevi destek olmalarını önermiştir. O dönemde bizler yüksek lisans ve bazı arkadaşlarımız doktora aşamasında idi. Ayten Hanım “Yüksek lisansım bitsin derler, sonra doktora bit- sin derler, sonra yabancı dili halledelim derler, Doçent olalım, Pro- fesör olalım diyerek bir ömür gelir geçer. Bundan dolayı işlerinizi bunların akademik çalışmaları için erteleyip de hayatınızı boşuna harcamayın. Çevrenizdekilerle, çocuklarınızla ve akrabalarınızla da işlerinizi yolunda götürün, onlarla da ilgilenin. Bazı hususların daha sonra telafisi olmuyor” demişti. Bu nasihatleri biz kulağımıza küpe etmiştik.

Nejat Göyünç Hocam Almanya’daki üniversitelerle ve öğ- retim üyeleri ile diyalog ve işbirliği içinde çalışmalar yapıyordu.

Bu çerçeve de Almanya’daki Erlangen Üniversitesinde Coğrafya kürsüsünde profesör olan ve o tarihlerde Dünya Coğrafya Birli- ği Başkanı sıfatıyla Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne Hocamız aracılığı ile gelen Wolf-Dieter Hütteroth’la tanıştırmıştı. “16. Yüzyılda Osmanlı Defterleri” üzerine bir araştır- ma projesi üzerinde çalışmalar yapıyorlardı. Bana da bu projede

(3)

179

PROF. DR.

NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI

tercüme ve tercümanlık işlerinde yardımcı olmamı istedi. Ben de seve seve kabul ettim. Bu proje sayesinde Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Tarih bölümü ilk defa bilgisayarla karşılaş- tı- tabii ki ben de. Bilgisayarın açılıp kapanmasından kullanımına kadar ve bilgisayarda hazırlanabilen Defter programının kullanı- şında çok büyük deneyimler kazandım. Almanya’dan gelen ekip Tarih bölümündeki arkadaşlara her defasında ayrı ayrı anlattığı için bende bunu her birine ayrı ayrı çevirdiğim için programın kullanılmasına hakim insanlardan biri oldum ve o zaman bir ka- rar verdim: Maddi imkânlarım elverdiğinde bilgisayar alacaktım.

Birkaç yıl sonra da Almanya’ya DAAD (Alman Akademik Müba- dele Kurumu) bursiyeri olarak gidip döndükten sonra kendi bil- gisayarımı alabildim.

DAAD’ye burs için müracaat ettiğimde iki tavsiye mektubu istemişlerdi. İkincisini Nejat Göyünç Hocam hemen yazmıştı ve çok ayrıntılı ve insanları cesaretlendirici, olumlu bir tavsiye mek- tubu yazmıştı. Hocamızı mahcup etmemek ve görevimizi en iyi şekilde yapmak için gayret ettim.

Yüksek lisans çalışmamda tarih ve edebiyat üzerine çalıştığım dönemlerde Hocamın şahsi kütüphanesinden çok sayıda materyal temin etmekle destek oldu.

Doktora çalışmamda ise din-edebiyat üzerine çalıştığımı söy- lediğimde Almanya’daki Bamberg Üniversitesinde Türkoloji Pro- fesörü olarak görev yapan Klaus Kreiser’in bir proje çerçevesin- de Konya’ya geldiği bir dönemde tanıştırarak bu kişinin yapmış olduğu çalışmalardan ve Osmanlı Araştırmaları Dergisi’nde bu konu ile ilgili çalışmaları getirdi. Fakat Hocamın bir de şartı var- dı. Almanya’da tarih-edebiyat-din ile ilgili çıkan tez ve kitapların, daha doğrusu Hocamın bana getirdiği kitapların okunup özetini çıkarmamı ve bunlardan birer kitap tanıtımı veya makale yazma- mı istedi. Bu vesile ile beni yayın dünyasına hazırlayan ilk Ho- cam olmuştur. Dört makalem Osmanlı Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanmıştır. Bu konuda desteklerini ve baskılarını hiç üzeri- mizden eksik etmemiştir. Yayınları teşvik eder ve kendiside çıkan yayınlarımıza atıflar yaparak cesaretlendirerek azmimizi arttırırdı.

Hatta bir defasında tanıtımını yapmam için getirmiş olduğu bir doktora tezinde geçen bir kitap hakkında Osmanlı arşivlerinde yer alan bir fermanın Osmanlı Türkçesinden yeni harflere aktarıl- masını benden talep etti. Bana “Alman Dili ve Edebiyatında Osman- lıca ne işime yarar diye belki düşünebilirsin, ancak görüyorsun ki bir

(4)

180

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

makale veya kitabın için Osmanlı belgelerine ulaşman gerekebilir. Şu anda olduğu gibi” dedi. Böylece bana Osmanlıca öğrenmemin ge- rekliliğini ve zorunluluğunu gösterdi ve belgeyi çözmemi istedi.

Altı hafta uğraştıktan sonra belgeyi kaba hatlarıyla okuyabilecek duruma geldim ve takıldığım hususlarda Tarih bölümündeki ar- kadaşlardan yardım istedim. Bizlerin çözemediği birkaç noktada da Nejat Hocam yardım etti.

1995 yılında itibaren bana YADAM’da idarecilik görevi ve- rildi. Ben de YADAM’ın kurumsallaşması için çok fazla gayret gösterdim. Saygıdeğer müdürüm Prof. Dr. Saim Karakaplan’la birlikte hafta içi ve hafta sonu hep idari görevlerde bulunuyoruz.

Aile hayatımızdan ve akademik hayatımızdan hep taviz veriyo- ruz. Nejat Göyünç Hocamla her karşılaştığımızda “Ne yapıyor- sun?” diye sorduğunda ben hep YADAM’da neler yaptığımızı an- latıyordum. Hocam kibar bir şekilde idarecilik deneyimlerinden bahsederdi, idareciliğin geçici olduğunu oysa akademik çalışma- ların daha önemli olduğunu söylüyordu. Zaman geçtikçe benim YADAM’ı çok fazla ciddiye aldığımı anlayınca şu uyarıda bulun- du: “Sevgili Yılmazcığım, gün gelir senin yaptıklarını YADAM’da birileri beğenmez ve hepsini değiştirir ve senin emeklerin boşuna gider. Bundan dolayı akademik çalışmalarını ihmal etme!”. Ben verilen mesajları yeterince almamış olmalıyım ki 1999 yılının ha- ziran ayında YADAM’ın sınavları münasebeti ile Eğitim Fakülte- sinde Nejat Hocamla tesadüfen karşılaştığımızda Hocamın elini öpmek istedim, elini vermedi, “Sen hâlâ YADAM’ın peşinde koş- turuyorsun. Seninle Doçent olmadan bir daha görüşmeyeceğim”

dedi. Ben neye uğradığımı şaşırmıştım. Bu söz benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. YADAM’daki idarecik görevimden ayrıl- mak istediğimi amirlerime ilettim. Onlar da “Haftanın 2-3 günü YADAM’a gel, diğer günler seni idare edelim” dediler ve ben bu moralle yayın faaliyetlerini arttırdım. 2000 yılında Doçentlik sı- navlarını müracaat ettim. 21 Kasım 2000 tarihinde doçent oldum ve 24 Kasım 2000’de yani doçent olduktan üç gün sonra Nejat Hocamı arayarak öğretmenler gününü kutladım ve öğretmenler gününün hediyesi olarak doçent olduğumu söyledim. Hocam çok mutlu olduğunu ve tebrik ettiğini söyledi. Ben de Hocamın gönlü- nü aldığım için rahatladım.

Akademik hayatta fitne, fesat, haset ve kıskançlıklardan do- layı birçok şeyi yaşamıştı. Bunları biz genç ve saf akademisyen- lere anlatmak, tehlikelere karşı uyarmak istemişti ve geleceğe da

(5)

181

PROF. DR.

NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI

hazırlamak istemişti. Yrd. Doç. olduğum yıllarda bana “Bundan sonra jürilerde görev alacaksın, jüri raporlarının nasıl yazılacağını öğrenmelisin” demişti.

Bana fotokopi yapmak üzere bir olumlu ve bir de olumsuz jüri raporu vermişti. Raporları incelediğimde Nejat Hoca’nın dos- yadaki bütün yayınları tek tek değerlendirdiğini ve olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyduğu gördüm ve buna göre ben de raporlarımı bu titizlikle hazırlıyordum. Daha sonraki yıllarda ma- alesef yaşayarak gördüm ki jüri üyeleri dosyadaki yayınları ya da tez jürilerinde tezleri okumadan rapor yazabilmekteler. Ülkemiz- de bilimin edebiyatını yapanın çok ancak uygulamasını yapanın az olduğunu yaşayarak gördüm. Keşke Nejat Göyünç Hocam sağ iken etrafında fırıl fırıl dönen akademisyenlerin onun bilimsel eti- ğinden nasiplerini almış olsalardı, şimdi çok daha iyi olurdu.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun Nejat Göyünç Hocam...

(6)

182

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Referanslar

Benzer Belgeler

Lisans mezunu hemşirenin etkili bir araştırma tüketicisi olması ve araştırma bulgularını uygulamaya aktarabilmesi için araştırma raporlarını anlayabilmesi,

İstanbul Ford fabrikasında müfet­ tiş iken sonradan Ford acenteliğin - de müdür olan ve merhum Safi Be - yin oğlu; merhum doktor Celâl P a ­ şanın damadı

Haluk Eraksoy, ‹stanbul Üniversitesi, ‹stanbul T›p Fakültesi, ‹nfeksiyon Hastal›klar› ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dal›, Çapa, ‹stanbul, Türkiye Tel./Phone: +90

Diğer yandan Littre hemisi meckel divertikul komplikasyonu değil daha çok fıtık komplikasyonu gibi değerlendirilmelidir. Soz konusu fıtık

"The Effects Of International Environments On The Knowledge Diffusion Of MNCs: A Conceptual Examination," Proceedings of the Southern Management

Nejat Hoca, öğrencilerine çok değer verir, onların her çeşit çalışmalarını üşenmeden en ince ayrıntısına kadar okur, sayfa

O da iç avluya bakan bir gösteriş- siz odayı seçti., Sonra Çaycı, Bölüm Başkanlığına en yakın odayı seçti, Bayram Bodaman bu sırada yoktu, sıradaki oda ayrıldı ve

(1883-1884 M.) Yılında Yapılan Göçler ve Kurulan Muhacir Köyleri, İstanbul Üniv. 1904) Yılında Yapılan Göçler ve Kurulan Muhacir Köyleri, İstanbul Üniv. 1900-1901)