Şarkılar ve diğer kayıtlar web sitesind
Susan Paul Pattie
IGagik Stepan-Sarkissian ve Maral Kerovpyan eşliğinde
İngilizceden çeviren
Lora Sarı
Erm enilerin geçm işte ve bugün nasıl bir hayat sürdüğünü anlatan bu kitap sayesinde Ermeni tarihini, geleneklerini, dilini, yem eğini, müziğini, sanatını ve zanaatını
öğreneceksiniz. Bunların hepsi önem li. Bunlar kadar önem li olan bir başka şey de Erm enilerin ta rih boyunca başka halklarla iç içe yaşadığı gerçeği. Üç bin yıl önce A n a d o lu ’ya yerleşen Ermeniler, bu toprakları diğer halklarla paylaştılar. O rtadoğu ve Kafkasya’daki komşularından çok şey öğrendikleri gibi, yaşadıkları çeşitli ülkelere de önem li katkılarda bulundular. 20. yüzyılda, dünyanın d ö rt bir yanı
^ Erm enilerin evi oldu ve onlar bugün hâlâ çok sayıda dil öğrenebilen, komşularının ö rf ve âdetlerine saygı gösteren bir halk olarak bilinir, iletişim in ve te kn o lo jin in gelişmesiyle
dünyamız küçülm eye devam ederken, birbirim iz hakkında ^ 0 "
daha çok şey öğrenm enin herkes için faydalı ve ilgi çekici olacağını umuyoruz.
f
►
]
k i m b u e r m e n i l e r ?
Susan Paul Pattie
Gagik S tepan-Sarkissian ve M aral K erovpyan eşliğinde
İngilizceden çeviren
Lora Sarı
A
aARMENIAN A R A Ç INSTITUTE
<ua <ı>ın,«i'ıı
Bu kitabı tamamlamamıza yardımcı olan herkese teşekkür ederiz. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda yeteneğin bir araya geldiği capcanlı bir kitap ortaya çıkarmamızı mümkün kılan fotoğrafçılara, sanatçılara, müzisyenlere (hepsinin adı kitapta geçiyor) özellikle minnettarız.
Bize tavsiyelerde bulunan, çeşitli izinleri sağlayan ve diğer önemli konularda yardımı dokunanlar: Armenian Museum of America, Ermenistan Çocuk Sanatları Galerisi, Levon Aronian, Vahagn Avedian, Anny Bakalian, Ellen Dupont, Anahid Eskidjian, Mark Grigoryan, Piskopos Vahan Hovanessian, London Armenian Opera, Shushan Kerovpyan, Osman Köker, Shakeh Majör Tchilingirian, Mary Saad, Hratch Tchilingirian, Gevorg Ter-Vardanyan, Lucila Tossounian.
Bu kitabın Türkçesi yayıma hazırlanırken, İngilizce özgün baskısı gözden geçirildi ve kitap Türkiye’deki toplumsal ve kültürel ortama uyarlandı. Türkçe baskısında katkılarını bizden esirgemeyen, Havva Kangal Erdoğan, Aram Kerovpyan, Virginia Kerovpyan, Arusyak Koç M onnet ve Altuğ Yılmaz’a teşekkür ederiz. The Armenian Institute kitabın Türkçe baskısını destekleyen Calouste Gulbenkian Vakfı’na müteşekkirdir. Kitabın İngilizce özgün baskısı Calouste Gulbenkian Vakfı ve Benlian Charity Trust’ın sağladığı cömert fonlarla mümkün olmuştur.
Fotoğraflar ve çizimlerin bütün hakları sanatçılarında saklıdır.
M etin haklan © Susan Paul Pattie (ana metin), Shakeh Majör Tchilingirian (Dans), Maral Kerovpyan (Müzik), Gary ve Susan Lind- Sinanian (Geleneksel Kıyafetler).
Sayfa 4 0 -4 1 ’deki fotoğraflar Hrair Hawk Khatcherian tarafından Armenian Museum of America için çekilmiştir.
Fotoğraflar, aksi belirtilmedikçe Susan Pattie'ye aittir.
Kapak fotoğrafı: Şuşi’de yaşayan Zakka. (Shushan Kerovpyan)
Başlık sayfası: Erivan’ın kuzeyindeki Korean Valley Anaokulunun çocukları, Ermenistan. (Rouben Galichian)
Arka kapak: (sol üst) Armenian College and Philanthropic Academy - Kalküta, Hindistan (Scout Tufankjian), (sol alt) Kaladuran, Suriye (Shushan Kerovpyan), Akhtamar Adası’ndaki Surp Haç Kilisesi (Mark Grigoryan).
Ses prodüksiyon: Tim Yeo
Özgün tasarım: Mercer Design www.mercerdesign.co.uk Türkçe baskının tasarımı: Melisa Arsenyan
ISBN TÜRKİYE 9786055753672 CALOUSTE
GULBENKİAN FOUNDATION
Susan Paul Pattie, Londra'daki Armenian Institute’ün eski yöneticisi olup, halihazırda mütevelli heyetindedir. Kültürel antropoloji alanında doktora yapmıştır. Faith in History: Armenians Rebuilding Community (Smithsonian Institution Press, 1997) adlı bir kitabı vardır ve Treasured Objects: Armenian Life in the Ottoman Empire 100 YearsAgo (Armenian Institute, 2012) adlı kitabın yazarlarındandır.
ISBN İNGİLTERE 9780954360979 İstanbul, Ağustos 2016
S c r e e n 2-004- adlı s e rid e n . (L e o n Ğrhcfchian) - -
İÇİNDEKİLER
K h o ç r o v Voöp, K o ru m a Alanı, E rm eniş+an.
(Vane<5<sa Cralbrai+h)
B aşlangıçta 4
H a rita la r 6
D ia sp o ra 12
E rm e n ista n C u m h u riy e ti 14 Tarihi E rm e n ista n Y e rle şim le ri 16 K o n s ta n tin o p o lis , K o n s ta n tin iy e 18
ve şim d i İstanbul
D il 2 0
D in 2 2
D in i G e le n e k le r ve  d e tle r 2 4 A d la r ve A d V e rm e G e le n e k le ri 2 8
Yem ek  d e tle ri 3 0
G ele n e kse l E rm eni M ü ziğ i 3 4 G ü n ü m ü z E rm e n i M ü z iğ i 3 7
H alk D ansları 3 8
G ele n e kse l E rm eni K ıy a fe tle ri 4 0 H alk Ö y k ü le ri ve A ta s ö z le ri 4 2
Şiir 4 4
O y u n la r ve S p o r 4 6
Ü n lü E rm e n ile r 5 0
D ü n y a n ın D ö r t B ir Y anından E rm eni 5 2 Ç o c u k la r Bunları B ilm e k te Yarar V ar 6 0
O k u m a T avsiyeleri 61
in te rn e t S ite sin d e 6 2
Tam zara Nasıl O yn a n ır? 6 3
N uh’un Gemisi efsanesini duydunuz mu? Gemi, suyla kaplı yeryüzünde 4 0 gün 40 gece dolandıktan sonra, hayvanlar ç ifte r çifter, güverteden A rarat’ın (Ağrı) yamaçlarına doğru fırlamışlar. Tabii, fırlar fırlamaz ayağı kayanlar ve dağdan aşağı yuvarlananlar olmuş. Onlar, geldikleri yerden hızla uzaklaşmışlar. Ama bazı hayvanlar geminin yakınlarında kalmayı tercih etmiş, tıpkı insanların yaptığı gibi.
Nuh'un Ğremiçi
(A rm en Kolozyan)
To^o oyulmuf çok eçki bir şembo I.
(Vanegça Ğralbrai+h)
N uh’tan çok uzun zaman sonra, bölgede çok sayıda halk yaşamaya başladı ve bunların arasında Ermeniler de vardı.
Ancak şimdi bile, aradan geçen onca yüzyıla rağmen, Ermeniler A rarat’ı görünce büyük m utluluk duyarlar. Bugün Ermeniler dünyanın d ö rt bir yanında yaşıyor olsalar da, birçoğunun evinde A ra ra t’ın olduğu fotoğrafları, resimleri ve
kartpostalları görebilirsiniz.
KADİM BİR TOPRAK, KADIM BİR HALK
Ermenilerin yaşadığı kadim topraklar, dağlar ve ovalardan oluşan ve D oğu’yla B atı’y 1 birbirine bağlayan bir kara parçasıdır. Bu da, birçok gezginin bu topraklardan geçtiği ve tarih boyunca birbirine rakip imparatorlukların burada savaştığı anlamına geliyor. Savaş halindeki im paratorlukların arasında kalan Ermeniler, her ne kadar kendi topraklarından ayrılmamış olsalar da, çeşitli im paratorluklar bölgeye birbiri ardına yerleşip onların Doğu ile Batı arasında bölünmesine sebep olunca, bir azınlık topluluğuna dönüştüler.
Zaman içinde D oğu’daki Ermeniler, Batı’dakilere göre daha farklı bir gelişim gösterdiler. Ancak bugün, önceden de olduğu gibi, Doğu ve Batı’daki Ermeniler kendilerini tek bir etnik grubun veya ulusun parçası olarak görürler.
VE ŞİM Dİ...
Ermenistan Cum huriyeti 1991 yılında bağımsızlığına kavuştu ve yaklaşık üç milyon Ermeni tarihsel
anayurtlarının bu dağlık köşesinde hayatlarına devam ediyor. Ayrıca, d ö rt milyondan fazla Ermeni, başta Ortadoğu, Avrupa, Kuzey Amerika ve Rusya’da olmak üzere, kendilerine dünyanın her tarafında birer ev kurdu.
Günümüzde, Türkiye’de, büyük bir çoğunluğu İstanbul’da yaşayan yaklaşık 6 0 .0 0 0 Ermeni bulunuyor.
N a re g O kulu ö ğ r e n c ile r i
kşılo-Pon
ile Ğromiaaç ■şarkıları ç a lıy o r. Le-P koşa, Kıbrtç.Erm enilerle ilgili neyi bilm ek önem lidir? Pek çok E rm eni’ye göre bu sorunun yanıtı, halkının çok uzun zam andır - ü ç bin yıldan fa z la - var olmasıdır. Elbette, bu süre boyunca hangi halk olsa epeyce değişim gösterecektir. Erm eniler de aletlerini a rtık taşı yo ntu p, dem iri döverek imal etm iyor. Şüphesiz o zamandan beri gelenekleri ve fik irle ri de hayli değişti. Yine de, dil üzerine çalışan uzm anlar bize Erm enilerin bugün kullandıkları dilin köklerinin çok eski zamanlara, Erm enilerin, şim diki Türkiye'nin doğusuyla Kafkasya’yı kapsayan bölgede kurulm uş olan tarihsel anayurtlarına kadar uzandığını söylüyor.
H e r bölüm de
•Parklı
b i rçalınma
yapınız. ÇALIŞMA
Dünya üzerinde, kendi halkları için önemli bir sembol teşkil eden başka dağlar bulun.
Yaşadığınız şehrin veya ülkenin sembolleri sizce nelerdir?
Eğer aileniz veya yaşadığınız ülke için bir sembol seçecek
olsaydınız, bu ne olurdu? Neden?
istanbul/'rln|jıu/Bolis E rm e n ic e ve T ü r k ç e a d la rıy la g ü n ü m ü z T ü r k iy e h a rita s ı.
(Maral kerovpyan ve S+epan-Sarkiççian) 9 Bayburt/PlupbpıyPapert
0 Erzurum/Muıpfıli/Garin
• Sivas/Ubpaıuuıtıuı/Sepasdia
Harput (Elazığ)/hjuuppbpo/Kharpert 0 Kayseri/Mbuuıphıu/Gesaria
İzrnir/Qd[urılı|ıw/Zmurniya
g Bitlis/Pujn.b
2
/Pağeş Diyarbakır/S|ıqpaıljuı4bpın/Dikranagerd Gaziantep/Ujlıpuıuı/AyntabKahramanmaraş/LToıpıu^/Maraş #
Samandağ/Unuıoj Lbn (UnLtınhw)/Musa Ler (Süvediye)
Hazar Denizi Karadeniz
Varna
M e tin d e g e ç e n bazı y e r a d la rıy la b ir lik t e O r ta d o ğ u h a rita s ı.
İGtaak- S+epan-Sarkiççian)
AÇıılkelek
İstanbul Hemşin • Erivan
#H abab
• T e b riz
Atinag^
.Adana
• Halep
*Kesab
E rm e n is ta n C u m h u riy e ti, K a ra b a ğ
v e korrvşuları. KIBRIS ı
Akdeniz
Bağdat •
• Kudüs
Kahire •
Ahılkelek
Mmgeçevtr
Baraj Gölü
H A Z A R D E N İZ İ P O N T U S D E N İZ İ
( K A R A D E N İZ )
R O M A İM P A R A T O R L U Ğ U
B Ü Y Ü K H A Y K ( M E D # H A Y K ) T ü r k i y e
Araraı (Ağrı) • Stepanakcrt
P E R S , İ M P A R A T O R L U Ğ U
D A BİL
A r ş a g u n ile r d ö n e m in d e E rm e n is ta n (B ü y ü k H a y k ) M Ö . 2-9 9 -G ? . (w w w .a rm e n ic .a o rg 'a dayanaralO
; ÇALIŞMA
* Bir ülkenin adı başka dillerde farklı olabilir: Almanlar ülkelerine Deutschland
• derken Türkçede bu ülkeye Almanya denir. Siz de buna benzer örnekler bulun.
BİRAZ DA TARİH
Ermenilere ilk olarak milattan önce 518 yılında Pers/iranlı ve Yunan yazarların eserlerinde değinilm iştir. Ermeniler o dönem de de, şimdi de kendilerine
Hay.
topraklarınaHayasdan
derler. Ermeni olmayanlarsa Erm eniler içinArmina, Ermeni
ve bu kelim elerin tü rlü çeşitlem elerini kullanırlar. O bölgedeki ilk insanlara Hayasalar ve A rm enler adı verilm işti.Günümüzdeyse, m ito lo jik kahramanlar Hayk ve Aram ’ın adları popüle rlikle rin i korumaya devam eder. A ram ’ın adı, N uh’un torunlarından biri olarak, Kutsal K itap’ın Yaradılış bölüm ünde 10. bap, 21. ayette geçer.
İLK KRALLIKLAR
M ilattan önce 1. yüzyılda, Kral Büyük Dikran, Akdeniz’den Hazar Denizi’ne uzanan Ermenistan Krallığı’nı yönetiyordu . Romalılar tarafından yenilgiye uğratılan Kral Dikran’ın ardından gelen Ermeni kralları, etraflarındaki çok daha güçlü im paratorluklarla bitm ek bilmeyen bir mücadele içine girdiler. Ermeniler, Yunanların, Romalıların ve Perslerin etkisi altında kalırken, Ermeni gezginler de g ittikle ri yerlerde kendi fikirle ri ve öğretilerini başkalarıyla paylaştılar.
HIRİSTİYANLIK ERMENİSTAN’DA
4. yüzyılın başlarında, Kral Dırtad yönetim inde ki Ermenistan, Hıristiyanlığı kabul eden ilk krallık olarak tarihe geçti.
Rahip M esrob Maşdots, Kutsal Kitap’ın Ermeniceye
çevrilebilmesi için m ilattan sonra yaklaşık 4 0 0 yılında Ermenice alfabeyi icat e tti. Persler kendi inançları olan Zerdüştlüğü kabul etm eleri için Ermenileri zorladılar, fakat 451 yılında,
Kumandan Vartan, Avarayr’da ordusuyla birlikte Perslere karşı cesurca bir mücadele verdi. Savaşı kaybetmiş olsalar da,
Ermeniler Perslere karşı büyük bir direniş gösterdi ve Mamigonyan soyundan gelen Vartan’ın şanı günümüze kadar ulaştı.
(Cumandan V a r+ a n v e A v a r a y r M uharebem i.
(M adena+aran Eçlci Elyazm aları Bilimçel A ra ^+ ırm a Enç+i+üçü, E riva n)
ALTIN BİR ÇAG
Sonraki yüzyıllarda, Arap orduları Ermenilere ait olan toprakları işgal e ttile r, ancak 8 8 5 'te Aşod Pakraduni’nin Ermenistan’ın bağımsız bir bölgesinin kralı olmasıyla Ermeniler için altın çağ başladı. Bu dönem de sanat, edebiyat ve mimari alanında büyük eserler üretildi.
Krallığın başkenti Ani de bunlardan biriydi. Bu krallık yıkılınca, yö n e ticile ri güneye, Kilikya’ya kaçtılar ve orada Kilikya Krallığı’nı kurdular. Zamanla büyüyen bu krallığın Avrupa’yla yakın bağları vardı. 1393 yılında ölen son kral V. Levon'un mezar taşı Fransa’da,
Paris’in dışındaki büyük Saint Deniş Kilisesi’nde bulunmaktadır. IOOI k ilis e s i olduğu sö yle n e n , e s k i E rm e n i fcrallığı'nın b a ş k e n ti Ani'nin k a lın tıla rı v e in e k le r.
(M a ra l Ü e ro vp ya n )
m m
OSM ANLI İMPARATORLUĞU
Osmanlı İmparatorluğu özellikle 15 0 0 ’lerden 20. yüzyılın başlarına kadar Ermeni anayurdunun batı bölgelerini yönetti. Ermenilerin büyük bir kısmı atadan kalma topraklarında yaşamaya devam ederken, birçoğu da başarılı tüccarlar ve usta zanaatkârlar oldular. Bazıları devlet kademelerinde önemli mevkilere geldiler, orduda görev aldılar, bazılarıysa mimari, müzik, eğitim ve tıp alanında yaptıkları
,. v
V.ı;: nS • -- *____ '.‘'.i-'' *•' \ \ ” ,, *1 V r
çalışmalarla Osmanlı kültürüne önemli
I, j ■>“ « • '
katkılarda bulundular.
M i 1, jk W 7
ÇALIŞMA
Geçmişte olduğu gibi bugün de, çok sayıda ülkede Doğu halıları dokunur. Bu ülkelerde, kendilerine has sembolleri ve motifleri olan farklı etnik gruplar yaşar. Bakalım siz çevrenizdeki bir hah üzerinde birbirinden farklı kaç m otif bulabileceksiniz?
fcü+ahya ta b a ğ ın d a n d e ta y (A rm e n a g Topalian)
T a r la la r ı s ü rm e k . (Vaneç<sa Gralbrai+h)
I
( (
I
tİran, Yeni Cul-Pa'daki b ir E rm e n i kilişeçi. (s+ yve Kc\n e d O
En e ç k i E rm e n i y e r le r im
y e r le r in d e n ku d ü ş '+ e k i ö ğ r e n c ile r .
1990'larda A y aş D eniz A ra -ş + ırrra la rı Kulübü'nün inşa e H iğ i 'ICılikya', 13. yüzyılda E rm e n i +ü<saarların kullandığı tü r d e n b ir y e lk e n li geminin ç a lış ır h a ld e ki ko p ya cı.
GÖÇLER
Ermenilerin çoğu, tarihleri boyunca Batı Ermenistan ve Kafkasya’da yaşamayı tercih etseler de, bazıları çok eski zamanlarda, uzak diyarlardaki halklarla tic a re t yapabilmek için başka yerlere taşındı. Bazılarıysa evlerinden, yurtlarından koparılıp istilacı
ordulardan korunabilecekleri yakın komşu topraklara götürüldüler. 1 6 0 4 ’te Safevi Şahı I. Abbas, imparatorluğunda tic a re tin gelişmesi ve zanaat üretim inin artması için, Ermenilerin yaşadığı koca bir şehri ve bölgeyi şu an İran sınırlarında bulunan Yeni Culfa’ya taşıma kararı aldı.
Yani 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde, tarihi Ermenistan’ın dışında yaşayan çok sayıda Ermeni vardı. Birçoğu Osmanlı im paratorluğu’nun başkenti İstanbul’da (Ermenicede Bolis) ve İzmir (Ermenicede Zınürniya) gibi başka şehirlerde yaşarken, Hindistan, Doğu ve Batı Avrupa, Rusya ve O rtadoğu’da yaşayanlar da vardı.
1915
Yüzyıllar boyunca farklı dini ve etnik gruplara mensup çok sayıda insan Osmanlı im paratorluğu’nda bir arada yaşadı, birlikte ü re tti. Ancak, 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde im paratorluğun çöküşü başladı ve yö n e ticile r herkesin aynı şekilde yaşadığı ve aynı şeye inandığı bir ülke kurmak istediler. 1895 ve 1909 yıllarında bazı şehirlerde Ermeniler dehşet verici şekillerde katledildiler. Yine de, Ermenilerin büyük bir çoğunluğu her şeyin yoluna gireceğini üm it ediyordu.
Ne yazık ki 1 9 1 5 ’te, dönem in Osmanlı idaresi, Ermenileri Suriye'nin çöllerine doğru, çoğu zaman yayan olarak, yüzlerce kilom etre yürüm eye zorladı. Bu süreçte kasaba ve köyler yok edildi, Ermeni nüfusun yarısından çoğu öldürüldü veya açlık ya da hastalık yüzünden öldü.
Bir halkın, bir grup tarafında n ortadan kaldırılmaya çalışılması durum u için kullanılan soykırım kelimesi 1 9 4 8 ’de Raphael Lemkin tarafından üre tild i. Lemkin’in, 1915 ile 191 8 arasında Ermenilere yönelik muameleyi bu durum a bir örnek olarak gösterm esinden beri bu yıkım Ermeni Soykırımı olarak bilinir. Yine de bu girişim tam anlamıyla başarılı olamamış ve hayatta kalan Erm eniler göç e ttik le ri ülkelerde yeniden aileler kurup, kendilerine yeni y u rtla r inşa etm işlerdir.
1915" ş o n ra ş ın d a E rm e n ile re y a rd ım iç in h a z ırla n a n y ü z le r c e p o ş + e rd e n b iri.
■ ■ ■ ■
H e r 2-4- Niçan'da I9I5- yılındaki k a y ıp la r anılır B u -Po+oğra-P (Cıbrış'+aki b i r anm adan H a y a H a k a la n la rın e lle rin d e , g e rid e k a la n d e ğ e rli v a rlık la rın ç iz im le r! v a r.
C a m p a i g n fo r ^ 30,000,000.
AM ERICAN COMMITTEE FO R R E LIE F İN THE NE A R EAST
A R M E N İ A - G R E E C E - S Y R I A
Ğrrac.ie v e M e d z m am a (b ü y ü k a n n e ) A lic e
A ç + rid v e e ş i Craşpar. A ç+rid, a n n e liy le b e r a b e r I9l5"'+e y a ş a n a n la rd a n k u rtu ld u ğ u n d a hen ü z *5" yaşındaym ış.
Ölüm den kurtulmayı başaranlar genelde Türk, Kürt ve Arap dostları veya komşularından yardım gördüler. Kaçtıktan sonra farklı yerlerde yeni hayatlar inşa ettile r. Kimi Ortadoğu'da kalmayı tercih e tti, kimi çok daha uzaklara gitti. Sonradan kurulan Türkiye C u m h u riye ti’ndeki evlerinde yaşamaya devam edenler sayıca azdı. Ermeniler, soykırım yüzünden yalnızca ailelerini değil kasabalarını, köylerini ve atalarının topraklarını da kaybettiler. Böylelikle m em leketlerindeki Ermeni yaşam biçimleri de giderek ortadan kayboldu.
ÇALIŞMA
20. yüzyıldaki ve günümüzdeki soykırımlardan örnekler verin. Kurbanlara yardım etmek için neler yapılmıştı? Şimdi ne yapılıyor?
Başka halklarda olduğu gibi Ermenilerin hayatlarında da kadınların önemli bir rolü vardır. 19 15 ’te ve sonrasında kendi ailelerinde ve hatta Ermeni toplumunda pek çok şeyden kadınlar sorumluydu. İnsanların hayatta kalmalarına ve 19 15 ’ten sonra yeni bir hayat kurmalarına yardımcı olan kadınların hikâyelerini bulabilir misiniz?
Büyükannenize veya büyükbabanıza nereden geldiğini ve orada nasıl bir hayat sürdüğünü sorun. Ömürleri boyunca dünyada nelerin değiştiğini görmüşler? Hatırladıkları özel olaylar neler?
I9l5''+en ş o n r a A m e rik a 'y a opç. e den b ü y ü k a n n e Iç^uhi, o ra d a d o ğ a n to r u n u n u k u c a k lıy o r .
DIASPORA
Yüzyıllar boyunca dünyaya dağılan Ermeni ailelerin oluşturduğu küçük to p lu lu kla r diasporayı meydana getirdi. Yine de, 20. yüzyıla kadar Erm enilerin büyük çoğunluğu Türkiye’nin doğusunda ve Kafkasya’da yaşıyordu.
Diaspora, bir halkın dağılması dem ektir; bu to p lu lu kla r birbirlerinden çok uzakta yaşasalar da aralarında bir bağ olduğunu hissederler. Bu da, önceki kuşakların m uhtem elen bir arada yaşadığı ve ailelerinin sonradan göç e ttiğ i anlamına gelir. Bazıları şanslarını başka yerlerde denemek, bazılarıysa farklı bir eğitim almak istedikleri için gittiler. Ama çoğu, korkunç bir felaket sonucunda yaşadıkları yerlerden kovuldu ve ülkelerini te rk etm ek durum unda kaldılar.
S u r p S a r k iç fCılişeçi, L o n d r a . (öeorge R.alpl-ı)
A B D 'y e he n ü z gelen b ir g ö ç m e n , S u riy e 'd e b e k le m e k + e olan aileşine g ö n d e rm e k ü z e r e -P o+oğraî- ç e k + ır iy o r . A k ra b a la rın ın -Po+oğra-Pını elinde + u + a ra k o n la ra d u yd u ğ u ö zle m i dile g e + iriy o r.
1 9 1 5 ’ten sonra hayatta kalanlar, atalarının topraklarını artlarında bırakıp kendilerini güvende hissedebilecekleri yeni ülkeler aramaya başladılar. O rtadoğu ülkelerine dağıldılar veya Kuzey ve G üney A m erika’ya, Fransa’ya ve başka başka yerlere göç e ttile r. Mısır ve Lübnan gibi ülkeler Erm eniler için farklı yaşam deneyim leri sunarken, Fransa ve A m erika’da Erm eniler açısından canlı bir yaşam türedi.
Günümüzde, Ermenilerin yarısından fazlası diasporada yaşıyor. O nlar g ittik le ri yerlerde yeni hayatlar ve
to p lu lu kla r inşa e ttile r. Eski yurtlarını özleseler de yeni bir m em leket ve taptaze kuşaklar yaratmak için çok çalıştılar.
Ermeniler yeni komşularının dillerini ve geleneklerini öğrenip, o ülkelerin bir parçası oldular.
D ü n y a d a
Ermeniler
A v r u p a ((a*? 0 , 0 0 0 ) R u ş ya (
2
-,0 0 0 ,0 0 0 ) E rm e n iş+ a n ( 3 ,0 0 0 ,0 0 0 ) K a ra b a ğ (1 4 0 ,0 0 0 ) A v u ş + ra ly a ( 4 0 , 0 0 0 ) Ğ rürciş+an (zQ 0 ,0 0 0 )k u z e y İU Ğrüney A m e r ik a Cl,4 -0 0 ,0 0 0 ) O r+ a d o ğ u & T ü r k iy e ( 3 ^ 0 , 0 0 0 )
H» adMİM
G ünüm üzde Lübnanlı, Britanyalı veya İran!: olm aktan m utluluk duyan Erm eniler var. O nlar hem birbirlerinden hem de kendi dede ve ninelerinden farklı hayatlar sürüyorlar. Bu insanlar, göç e ttik le ri ülkelere çeşitli katkılarda bulundular; fabrikalarda çalıştılar, eğitim , sağlık ve hizm et sektörlerinde görev aldılar, kunduracılıkta olduğu gibi nitelikli işgücü sağladılar; sanatla, zanaatla, fotoğrafçılıkla uğraştılar. Bazıları doktor, hemşire, avukat oldu; bazıları yaptıkları işlerle başarı ve ün kazandı.
A n o Hanım'ın anaşını-Pı ö ğ re n c ile r i, Kıbrıs.
ÇALIŞMA
Ailenizin geçmişte nerede ve nasıl yaşadığının izini sürün.
Acaba o günden bugüne hayatlarında neler değişmiş?
Ülkenizde ve diasporada yaşayan “ünlü” Ermenileri bulun.
Çok sayıda “ünlü” Ermeni’nin olduğu eğlence, spor ve sanat
dünyasının ötesine de bakmayı ihmal etmeyin! (50.-51. sayfalara
da bakabilirsiniz.)
ERMENİSTAN CUMHURİYETİ
I. Dünya Savaşfndan önce Rus im paratorluğu’nda yaşayan Ermeniler Kafkasya bölgesine dağılmıştı.
Ermeni kültürel hayatının buradaki merkezi bugünkü Gürcistan'ın başkenti T iflis ’ti.
Ancak, savaştan sonra Erm eniler Erm enistan’da toplanm aya başladı ve 1 9 1 8 ’de bağımsız bir hüküm et kurdular. Ermenistan 1920'de Sovyet cum huriyetlerind en biri oldu ve ardından 1 9 2 2 ’de kurulan Sovyet Sosyalist C um h u riye tle r Birliği'ne (SSCB) katıldı. Açlık ve sefalet dolu bu yıllar çok zor geçmiş olsa da bütün halk yeni bir ülke inşa edebilm ek adına canla başla çalıştı, insanlar orada yaşamaktan ve bu yeni ülkenin kuruluş aşamasının bir parçası olm aktan m utluluk duyuyorlardı.
E rm e n is ta n a d d a b i r a ç ık h a va m ü z e s i gibidir.
(Arpin<S Amiryan, 7 yadında. Ermenistan Çocuk. Sanat Ğralerei'nin izniyle)
♦ +
♦ +
♦
♦
♦ i + +
♦
♦
♦ +
♦
♦
ERMENİSTAN SOVYET CUM HURİYETİ
Erm enilerin Hayasdan dediği Ermenistan, 70 yıl süren Sovyet egem enliği sırasında çokça değişiklik geçirdi. Bunların bir kısmı olum luydu: Eğitim
seviyesi epey yükselm işti. Müzik, sanat ve edebiyata büyük önem veriliyordu. Herkese yetecek kadar yiyecek vardı ve ülke sınırları koruma altındaydı.
Ancak, birkaçı dışında bütün kiliseler kapatılmıştı ve kom ünist yö n e tim halkın kendi dini inancı olan Hıristiyanlığı öğrenm esini zorlaştırıyordu. Halk sıkı de n e tim altındaydı ve sorunlarını yüksek sesle dile g etirm eye cesaret edem iyordu. 1 9 8 0 ’lerde S ovyetler Birliği değişmeye başlamış ve halka daha çok alanda özgürlük tanınır olm uştu.
--- - t . _
Ğrümrü, E rm e n is ta n . Kız ç o c u k la r ı, J S o v y e tle r in g e n ç lik h a r e k e t i iP iy o n e r le r B irliğ i'n in k ırm ız ı *
b u la rıy la . T
DEPREM!
Erm enistan’ın kuzeyi 198 8 yılında 2 5 .0 0 0 ’den fazla kişinin ölüm üne yol açan, kent ve köyleri yerle bir eden korkunç bir deprem le sarsıldı. Kurtarma operasyonları ve sonrasındaki yeniden inşa süreci, Ermenistan, diaspora ve dünyanın d ö rt bir köşesinden insanları bir araya getirdi.
K ırm ızı-M a vi-T urunc-u-.
Ü ç r e n k li E rm e n iç+ a n b a y ra ğ ı.
( M a r k C rriaoryan)
S e v a n ârölü'nün e t r a f ı n d a k i k ilis e le r
D eprem den çok kısa bir süre sonra, Azerbaycan sınırları içindeki -E rm e n ile rin Artsakh diye de andığı— Karabağ’daki Erm enilerin hakları konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sonucunda Ermenistan ile komşusu Azerbaycan arasında savaş çıktı. Savaş 1 9 9 3 ’te sona ermiş olsa da her iki ta ra f henüz bir anlaşmaya varamadı. O zamandan beri Karabağ Ermenileri kendi hüküm etlerini seçiyor ve
komşu Erm enistan’la aralarında bir geçiş bölgesi oluşturm uş dürümdalar.
oyulm
(V«inewYENİ CUM HURİYET
SSCB 1 9 9 1 ’de dağılmaya başladı ve Ermenistan 21 Eylül’de bağımsızlığını ilan e tti.
Heyecanını saklayamayan halkın doldurduğu başkent Erivan meydanlarında büyük gösteriler yapıldı. İlk cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’la beraber yeni bir parlam ento da seçildi. Başta herkes bu durum dan hoşnuttu, ancak sonraki yıllar çok kolay geçmedi.
Çok fazla insan iş bulabilme amacıyla Erm enistan’dan göç e tti. Yine de bu genç ülke sürekli olarak gelişm ekte ve gelecekten um utlu olanların sayısı az değil.
Erm eniler 1 9 1 5 ’e kadar, günüm üzde Türkiye’nin doğusunda bulunan anayurtlarındaki kentlerde ve köylerde yaşadılar. Osmanlı im p a ra to rlu ğ u ’nda Türkler, Kürtler, Süryaniler, Rumlar, Yahudiler, Türkm enler ve A raplar da yaşıyordu ve Erm eniler bu halklarla beraber çalıştı, yan yana yaşadı. Komşular birbirleriyle yardımlaşırdı.
H er Ermeni kentinin nam saldığı bir alan vardı. Van m arifetli gümüş ustalarıyla ünlüydü. Aynı zamanda önem li bir tic a re t merkezi olan Van, okulları, pazarları ve sanayisiyle gelişmiş bir ke n tti. Van halkı 1 9 1 5 ’te Osmanlı ordusunun saldırısına karşı büyük bir direniş gösterm iş olsa da, sonunda Vanlılar kenti te rk etm ek zorunda kaldılar.
H arput vilayetinde, bir tepenin üzerine kurulu I la rp u t şehri de dahil olmak üzere çok sayıda kasaba ve köy bulunuyordu. Köylüler, bereketli topraklarında, ipekböceği üretim i için d u t ağacı başta olmak üzere her tü r mahsulü y e tiş tirird i.
D iy a r b a k ır S u r p Ğrir a a p s fCiliçeçi'nde b i r ayin.
(A ra m K erovpyarO
H a rp u + 'u n k u ş b a k ış ı g ö rü n ü m ü . (oçm an K öl^er'in izniyle)
1 9 1 5 ’ten önce, H arput yakınlarındaki Ermeni köyü Habap’ta (Ermenice:
Havav) bir manastır, kiliseler, çeşmeler ve okullar vardı. Bunların arasında yıkılmamış durumda olanlar zamanla bakıma ve tam ire muhtaç hale geldi.
A vukat Fethiye Ç etin, Ermeni olan anneannesinin anısına, H rant Dink Vakfı ile Terre et Culture (Yurt ve
Kültür) D erneği’nin de yer aldığı bir proje kapsamında, Habap’taki çeşmenin yeniden yapımı için Ermenilerin,
Kürtlerin ve Türklerin bir araya
gelmelerini, birlikte çalışmalarını ve bu esnada birbirlerini tanımalarını sağladı.
H abap ç e k m e le r i
r e ş + o r a fy o n u n u n a rd ın d a n yapılan ku+lama.
Vakıflı, köylülerin topraklarını büyük em eklerle işlemeye devam' e ttiği, Türkiye’deki son Ermeni köyü. H atay’daki Musa Dağ’ın eteklerinde, Süveydiye (Samandağ) olarak bilinen yörenin altı Ermeni köyünden biri. Osmanlı askerleri 1 9 1 5 ’te bu bölgeye saldırdıklarında köylüler dağın tepelerine doğru kaçtılar. 53 gün süren direnişten sonra yakınlarda dem ir atan bir Fransız gemisi tarafından kurtarıldılar.
G ünüm üzde dünyanın d ö rt bir yanından Ermeniler, Surp Asdvadzadzin Yortusu’nu (M eryem Ana’nın Göğe Yükselişi) kadim gelenekler uyarınca hep b irlikte kutlamak için Vakıflı’yı ziyaret eder.
Fo+oğra-P +a g ö rd ü ğ ü n ü z V an Ğrölü ü z e rin d e k i A k h + a m a r A d a sı'n d a ki S u r p H a ç v e D iy a r b a k ır 'd a k i S u r p Ğ riragoş gibi bazı k ilis e le rin v e bazı anı+ların r e ç + o r a s y o n u k ış a b i r ş u r e o n c e tam am landı, (sevan Minaçşian)
S iv a ç (Araç Yay. arşivinden)
Sivas (Sebasteia/Ermenice Sepasdia) kenti Bizans’tan önce de vardı ve zamanla ipek Yolu üzerinde önem li bir merkez haline geldi. Sivas aynı zamanda tarihsel Ermeni anayurdunun batısındaki Arm enia M in ö r’ün (Pokr Hayk) de başkentiydi.
D ondurm a dendiğinde akla gelen ilk kent olan Maraş (Kahramanmaraş) da eski bir yerleşim yeridir.
19. yüzyılda M araş’taki Erm eniler zanaatla, tica re tle ve tarımla uğraşırlardı. Kadınlar M araş-kordz (Maraş işi) adı verilen, bu kente özgü bir nakış işlerdi.
Karadeniz bölgesinde yaşayan I lem şinliler Erm enicenin bir lehçesini konuşurlar. Yüzyıllar önce H eınşinlilerin ataları Ermeniydiler, fakat M üslüm anlaştırıldılar ve bölgenin coğrafi koşulları
nedeniyle de başlıca Ermeni topluluklarından ayrı yaşadılar. Hem şinlilerin yanı sıra Türkiye’nin çeşitli yörelerinde de M üslüm anlaştırılm ış Erm eniler yaşamakta.
M em leketlerinden uzakta yaşayan Erm eniler köylerini ve kasabalarını bugün hâlâ büyük bir özlemle hatırlam aktadır.
M a ra ş '+ a b i r d o k u m a a+ölye-şi.
(Ara? Yay, arşivinden)
ÇALIŞMA
Ani ve Van günümüzde yaygın Ermeni isimlerindendir. Siz de dünyadan, zamanla kişi adı haline gelen başka yer adları örnekleri bulabilir misiniz?
Ailenizin kökleri nereden geliyor? Yörenin tanınmış bir ürünü var mıydı?
Türkiye’deki bazı yerlerin eski Ermenice adlarını bulun.
KONSTANTİNOPOLİS, KONSTANTİNİYE VE ŞİMDİ İSTANBUL
İstanbullu Ermeniler yaşadıkları şehre yüzyıllardır önemli katkılarda bulunuyor olmaktan gurur duyarlar.
İstanbul, a rt arda gelen im paratorlukların ve birbiri üzerine yükselen m edeniyetlerin şekil verdiği hayat dolu bir şehirdir. Burada farklı halklardan insanlar bir arada yaşamış ve kendi başına ufak bir dünya yaratmışlardır. Ermeniler İstanbul için hâlâ, Yunanca şehir anlamına gelen "polis” kelimesinden türem iş Bolis adını kullanırlar, im parator K onstantinus’un kenti
3 3 0 yılında, sonradan Bizans im paratorluğu olarak anılacak Doğu Roma im paratorluğu'nun başkenti ilan etm esinden beri K onstantinopolis dünyanın en önem li şehirlerinden biri olmuştur. Konstantinopolis 1453 yılında Osmanlı im paratorluğu’nun hâkim iyetine girmiş ve I. Dünya Savaşı'nın sonunda im paratorluk yıkılana kadar başkent olarak kalmıştır. Şehir
Konstantinopol, Konstantiniye, Dersaadet ve İstanbul adlarıyla anılmıştır.
Ğrünümüz i-s+anbul'u iç+anbu l'daki b i r a yin <?ıraçında ( C a p d ıç a r ş ı'd a k -i b i r a\/\-z.e d ü kkâ n ı.
( M a r k Ğ rrigoryan) d iy a k o z +Ü+>5ÜyÜ ş a lliy o r. ( M a r k Ğ rrigoryan)
Bizans dönem inde bazı Ermeniler asker ve askeri yö n e ticile r olarak ün salmıştı Bazı imparatorların Ermeni kökenli olduğu da bilinirdi. Osmanlı dönem indeyse İstanbullu Ermeniler çeşitli alanlarda usta zanaatkarlar, mimarlar, tüccarlar, eğitim ciler, yazarlar ve hukukçulardı.
Çok sayıda Ermeni, 1923 yılında Türkiye C u m h u riy e tin in kurulmasıyla, İstanbul’da yaşamaya devam e ttile r.
Günümüzde İstanbul’da çok sayıda önemli Ermeni kurumu varlığını sürdürmektedir. Bunların arasında en eskisi, uzun bir geçmişe sahip İstanbul Ermeni Patrikliği’dir. iki dilde, Ermenice ve Türkçe eğitim veren 16 Ermeni okulu vardır.
Agos, Jamanak ve Marmara gazeteleri yayın hayatlarına uzun süredir devam etm ektedir. Şişlispor ve Taksimspor İstanbul’un köklü spor kulüplerindendir.
Osmanlı dönem inde de, günüm üzde de çok sayıda Ermeni müzisyen, yazar, oyuncu ve sanatçı Türkiye’nin sanatına ve popüler kültürüne önem li katkılarda bulunmuşlardır.
Ermeni ustaların özellikle kuyum culuk alanındaki maharetleri de hep hatırlanır.
(A ra ç Margo<syan) iş+anbul B e y o â lu 'n d a k i
Y ü k ç e k İCaldırım'ın
2
-0
. yü zyılb a lla r ın d a k i
0
Örün+ü<?ü.S o k a k + a a ra la rın d a E rm e n ic e n in de olduâu ç e ş itli d ille rd e ta b e la la r açılı.
lOçm an Kök-er’in izniyle)
DİL
Ermenicenin Fransızca, İspanyolca veya İngilizce gibi dilleri de içeren H int-A vrupa dil ailesine dahil olduğu hemen fark edilm eyebilir. Çünkü Ermenice bu dil ailesinin çok ama çok eski bir koludur. Yine de, dikkatle bakarsanız, bazı Ermenice kelim elerin bazı Avrupa dillerindeki kelim elerle benzeştiğini ayırt edebilirsiniz. Örneğin:
şun
(köpek) Fransızcada chien [şien];tu r
(kapı) Almancada tor;anun
(isim) Yunancada onoma;utı
(sekiz) ispanyolcada ocho [oço]; luys (ışık) isveççede Ijus [yuis];gov
(inek) İngilizcede cow ’dur [kau].K âtipler ve sanatçılar, bazıları bugüne kadar korunm uş birbirinden güzel elyazmaları üretm işlerdir. Bu sanatçılar, kitapların bölüm başları için hayali kuşlardan yola çıktıkları özel harfler tasarlamışlardır. Bu özel harflere
tırçnakir
(kuş anlamına gelen tırçun ve harf anlamına gelen kir kelim elerinden tü re m iştir) denir.T ı r ç r a k i r illü-5+r a fy o n la rı,
(A ş+ ghk V a r danan)
Işdepan k e n d i çizd iğ i - H rç n a k irle rle , L o n d ra .
ÇALIŞMA
Haydi biraz Ermenice öğrenelim!
meg bir Parev Merhaba.
yergu iki İnçbes es? Nasılsın? (Batı Ermenicesi) yerek üç Lav em İyiyim. (Batı Ermenicesi) çors dört Vonts es? Nasılsın? (Doğu Ermenicesi) hink beş Voçinç Fena değil. (Doğu Ermenicesi) Anunıt inç e? Adın ne?
Anunıs e. Adım
Yan sayfadaki alfabeden yararlanarak, kendi isminizde yer alan harflerin
Ermenice alfabedeki karşılığını bulunuz. Bakalım isminizi Ermenice
harflerle yazabilecek misiniz?
Ermeniler, Ermeniceye has b ir alfabeye sahip olm aktan büyük m utluluk duyarlar.
Ermenice alfabeyi M esrob M aşdots adındaki bir rahip yaklaşık 4 0 0 yılında icat e tti. Başta 36 harfi olan alfabeye daha sonra iki harf daha eklendi. Türkçe gibi Ermenice de soldan sağa doğru yazılır. Erm enicenin iki ana lehçesi vardır:
Doğu Ermenicesi (Ermenistan, İran ve eski Sovyet cum huriyetlerind e) ve Batı Ermenicesi (Türkiye ile O rtadoğu'da ve kökleri bu bölgeye dayanan insanların göç e ttiğ i diasporada). Kraparadı verilen Klasik Ermenice ise kilisedeki ayin sırasında kullanılan dildir, ayrıca eski m e tin le r ve elyazmaları da Krapar’la yazılmıştır.
Doğu ve Batı Ermenicesindeki bazı harflerin nispeten farklı okunuşları olabilir, iki okunuş arasındaki fark aşağıda eğik çizgi ile ayrılarak b e lirtilm iştir, ilk ses Batı Ermenicesi, ikinci ses ise Doğu Ermenicesi için geçerlidir.
j U u ı
aITÜ m
P F
p /b3 )
y veya hq-q k/g
\jtı n
t/d ^ 2 ş |
b t
e veya yeü n
o veya voS q
zç i
t t
e^1 ıq
b /pC
dI 2 2 ç/j
ffr p t f> n
rcf d j U u
sI* lı
iM
V^ L 1 S m d/t
lu Ju kh
rÜ b d z /tz
s 9 ts
g/k h ı
VI h h
O \
\ı ptz /d z
k
ğ
O o
c /ç
a>5>
°S
uım tiiıL [th i m , ı J ' / np S u tu ın g u flıL filii'.
I b u ı b u j t j
L jj,
«/</
»nn<^
' " i. ‘r‘“^ ^
U LUl'lL,,,. . /.'*
< ' ' C
/"fb rfr'
^ t / ^ / l t jk f t u t j
<S>. U l J 4 l f , y ı h n u â M
•.
‘ &"{
" v '
O u / U mJ r / t s
* L
h a M e çih v e ç o c u k la r . E lyazm aşı v e re-simli fCu+çal Ki+ap (Madena+aran, Erivan)
E ç m iy a d z in K a te d ra li, E rm eniç+an.
(A rk a d y C hubyakin)
Geleneğe göre Hıristiyanlık Ermenistan’a ı. yüzyılda, İsa’nın havarileri Surp (Aziz) Tateos ve Partoğimeos’la beraber gelmiştir.
Kral Dırtad’ın, 4. yüzyılın başlarında
Krikor Lusavoriç’in telkinleriyle Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra birçok Ermeni, Ermeni Apostolik Kilisesi inancını kabul etmiştir. Bu Kilise bağımsızdır ve başında Tüm Ermeniler Gatoğigosu bulunur. Makamı, Ermenistan’daki Eçmiyadzin’dedir. Kilikya Gatoğigosluğu Lübnan’da, Beyrut yakınlarındaki Antilyas’tadır. İstanbul ve Kudüs’teki patrikhaneler de önemli ve tarihidir. Bunların dışında, Ermeni Protestan Kilisesi ve Ermeni Katolik
Kilisesi de Ermenilerin yakın tarihine bakıldığında önemli bir yere sahiptir.
DİN
Hıristiyanlık öncesi zamanlarda Erm enilerin inancı komşularının inancına yakındı.
Tanrı ve tanrıçaların isim leri Pers tanrılarının isim lerine benzerdi. Bunlardan bazılarının biraz değişmiş halleri günüm üzde de kullanılan yaygın Ermeni isim leridir. Ö rneğin: Bütün tanrıların babası
Aramazt
(Ahura-Mazda), Işık ve Ateş TanrısıM ihr
(Mithra), Savaş TanrısıVahakn
(Verethragna), Bereket TanrıçasıAnahid
(Anahita) ve Aşk TanrıçasıAsdğig
gibi.K ra l Dır+ad'ın K om a z iya re + i.
(Madena+aran, Erivan)
Kilise, bugün de insanların hayatında önem li bir rol oynamaktadır.
Dünyanın d ö rt bir tarafındaki Erm eniler arasında güçlü bir ilişki oluşmasını sağlar, onları m em leketlerine ve kadim ta rih le rin e bağlar. Kilise ayini yüzyıllar boyunca çok az değişime uğram ıştır ve bu ayinlerde Krapar (Klasik Ermenice) kullanılmaya devam edilir, insanlar, kilise ayini sırasında söylenen o çok tanıdık ilahileri duyduklarında, çok uzakta yaşasalar bile D ile k m um u m em leketlerine dönm üş gibi olduklarını sıkça dile getirirler.
(shushan KerovpyarO
Ç ocuklar da ayinlere katılabilir, rahipler ve diyakozlar dualar okurken erkek çocuklar da mum veya
kşots
adı verilen zilleri tutabilirler.İsa Mesih, Son Akşam Yemeği'nden önce havarilerinin ayaklarını yıkar ve bu ayak yıkama, Paskalya’dan önceki Büyük Perşembe gününde yapılan
Vodınlıva
ayininde anılır. Bu ayinde rahip çocukların ayaklarını yıkar. Çocuklar, Paskalya ve N oel’de yapılan özel ayinler sırasında Kutsal Kitap’tan bazı bölüm lerin yer aldığı duaları okumayı da öğrenirler.Çocuklar genellikle yaklaşık
4-0günlükken özel bir törenle va-P+iz edilirler. Çocuğun bir va-P+iz babaçı (gınkahayr) ve bir va-P+iz anneşi (gınkamayr) olur
L
y *S~
>
E °
LLİ 3
Erm eniler Noel'i 6 O cak’ta kutlar. Kilisedeki Noel ayininin yanı sıra, bu yortuya özel yem eklerle aile sofraları kurulur. Sofranın olmazsa olmazı
Anuşabur’dur
(Yemekler bölüm üne bakın). N oel’de hediye verm ekErm enilerin âdeti değildir.
Gağant Baba
(Noel Baba) veyaDoğu Erınenicesindeki adıyla
Tzmer Babik
(Kış Baba), çocukları Noel'de değil Yılbaşı gecesi ziyaret eder.ÇALIŞMA
Ermenilerin çoğu yemeklerden önce şükran sunmak için caşagestsuk duasını okur.
Caşagestsuk khağağutyamp ızgeragurs vor barkevyal e mez i Diyarne.
Orhnyal e Der i barkevs yur. Amen.
Rabbin bizlere lütfettiği bu yemeği huzur içinde yiyelim. Bize verdiği nimetler için Rabbe hamdolsun. Amin.
Sevdiğiniz bir şiiri, dini veya mitolojik bir metni düşünün ve onun zihninizde
uyandırdığı görüntüleri kâğıda dökün.
DİNİ GELENEKLER VE ÂDETLER
Erm enilerin dini gelenekleri ve âdetleri zaman içinde, halkın yerleştiği yeni yerler veya koşullara göre değişm iştir. Erm enilerin özel günleri nasıl kutladıklarına dair birkaç örneği bu bölüm de bulabilirsiniz.
Bu gelenek ve âdetlerin bir kısmı günüm üzde bazı yerlerde uygulanırken, diğer yerlerde uygulanm ıyor olabilir ve bunların birçoğu Hıristiyanlığa bağlı olmakla beraber H ıristiyanlık öncesi dönem lere ait âdetlerle iç içe geçm iştir.
HAMPARTZUM (GÖĞE YÜKSELİŞ GÜNÜ)
Paskalya Yortusu'ndan 4 0 gün sonra kutlanan
Hampartzum'da
bütün aile bir araya gelir ve piknik yapılır.Geleneğe göre bu piknikte çocuklar etraftaki yedi farklı kaynaktan - b ir pınar, akarsu veya göl o la b ilir- su getirirken bir taraftan da topladıkları kır çiçeklerinden taç yaparlar. Çocukların getirdiği su bir testiye
döküldükten sonra hem büyükler hem de çocuklar te stin in içine anahtar, yüzük, madeni para gibi ufak bir
nişan
(onlara ait olan herhangi bir şey) atarlar. Hep L bir ağızdan şarkılar söylenir ve ailenin en küçük kız çocuğu başına: koyduğu tacıyla çöm lekten bir nişan çıkarır. Çıkan nişan kime aitse o kişi bir kâğıt öbeğinin arasından çektiği falını veya cagadakirini
. söylen d iıkte n: sahra bir nişan daha çıkarılır ve herkes falını çekene kadar bu böyle devam eder. Daha büyük şehirlerdeyse aileler evlerde buluşur. Bu kez yedi ayrı su kaynağı yerine evdeki veya komşuların evindeki farklı musluklardan faydalanılır. Çiçeklerse satın alınır veya varsa bahçeden toplanır.
SU GİBİ G İD İP GELESİN!
O rtadoğu’daki pek çok halk gibi Ermeniler de yolculuğa çıkanın arkasından su dökerler. Yolcular uzaklaşırken dökülen suyla, onların gidecekleri yere sağ salim gitm eleri ve bir an önce geri dönm eleri tem enni edilir.
DIYARNINTARAÇ VEYA T IR IN D EZ
(İSA M E SİH ’İN TAPINAĞA G İRİŞİ YORTUSU)
Şubat ayında aile fe rtle ri ve dostlar bir araya gelir ve ateş yakarlar.
Çocuklar ateş yakmak için çalı çırpı toplarken ye tişkin le r ateşi harlamakla meşguldür. H ıristiyanlık öncesi dönem e ait bu ritüel eski anlamını korumakla kalmamış günüm üzde H ıristiyanlıkla da özdeşleşmiştir. Herkes ateşin etrafında dans eder ve teker teker ateşin üzerinden atlar.
Ç o c u k la r , İn g ilte re 'n in b a ş k e n ti L o n d ra 'd a
ü z e rin d e n a tla d ık la rı a te ş in yanında p o z v e r iy o r la r . (Naeiri B abayan)
VARTAVAR
Bir H ıristiyan geleneği olan İsa M e sih ’in Suret D eğiştirm esi Yortusu (bakınız M atta İncili 17: 1-8), Aşk ve Su Tanrıçası A sdğig’le bağlantılı olan çok eski bir bayramla aynı güne denk gelir. G enciyle yaşlısıyla herkes, arkadaşlarının ve e tra fta k i yabancıların üzerine su atar.
Vartavar, Paskalya Y o rtu su ’ndan 14 hafta sonra, genellikle çok sıcak bir günde kutlanır ve insanlar b irb irle rin i suyla ıslatarak eğlenirler.
ÇALIŞMA
Aile büyüklerine bu tür kutlamalarda ve diğer özel günlerde ne yaptıklarını sorun.
Aileniz ve arkadaşlarınızla bu gelenekleri kendinize göre değiştirerek yeni kutlama
çeşitleri hayal edin.
N /a k ıfiık ö y 'd e A çd v a d z a d z in on<se<5i h a z ırlık (E rhan A rık )
A sdvadzeıdzin'de ü zü m ku + ça m o a' Ke-sab, S u riy e .
Y ILIN İLK Ü ZÜ M Ü
E rm enistan’da, T ürkiye’de ve diasporada halk, kilise ayininde buluşur (ayin dışarıda da yapılabilir) ve bu ayinde üzüm ler kutsanır. Eski bir kaideye göre, ilk üzüm hasadının kutsandığı bu tö re n e kadar üzüm yenm em esi gerekir.
A sdvadzadzin'de
madağ
adı verilen özel bir ziyafet sofrası hazırlanır.Madağ
sofraları diğer özel günlerde de kurulur. Ö rneğin b ir kiliseye ismini veren azizin günü kutlandığında, bazı dini bayramlarda veya ailenin bir araya geldiği önem li günlerde. Bazı zamanlarda, ziya fe tte sunulan kuzu e tle ri cem aatin bazı üyeleri veya ziyafeti veren aile tarafından sağlanır. Ayinlerde, kuzular kesilm eden önce ağızlarına konulan tuz rahipler tarafından kutsanır. Çoğu yerde, et, buğday ta n e le riyle beraber saatlerce karıştırılarak p iş irilir -h a tta geceleyin bile karıştırma işlem ine devam etm ek g e re k ir- en sonunda katı bir çorba kıvamını alan ve Tıirkçedekeşkek
diye anılan bu yem eğeherise
denir. Yortu günü insanlar bu lezzetli yem eği hep beraber yerler.M IÇ IN K (PERHİZ ORTASI)
M için k’te
bu güne özel bir ham ur işi olankete
yapılır. Keteyi pişirm eden, ham urunu n içine m adeni para saklanır. Sonrasında kete, hanedeki kişi sayısına göre ve biri de hane için olm ak üzere porsiyonlara bölünür. Evin en küçüğü eğilir ve kete tepsisi onu n sırtına ye rle ş tirilir.A nne, kete d ilim le rin d e n birini göstererek “ Bu kim in?” diye sorar. Çocuk, “A n n e n in " veya
"B üyükbaba nın” diyerek, çeşitli aile fe rtle rin in isim lerini te k te k sayar. Daha sonra herkes b ir bardak çay veya m eyve suyu eşliğinde ketesini yer. Para kim in d ilim in d e n çıktıysa o kişi şanslı b ir yıl geçirecek d e m e ktir.
Kıbrıç'ia madağ hazırlığı
ADLAR VE AD VERME GELENEKLERİ
Ermeni bir aile çocukları için geleneksel adları tercih edebilir. Bunların arasında, m ito lo jik ve ulusal kahramanların, azizlerin, Kutsal Kitap’ta yer alan kişilerin adları da olabilir, çiçeklerin de. Aile adları da ayrıca ilginç olup, size o ailenin geçmişiyle ilgili bir bilgi verebilir. Çoğu kez ilk erkek çocuğa babanın babasının adı verilir. Babanın ya da annenin annesinin veya çok sevilen bir teyzenin, halanın adı, hatta bazen m üm künse babanın adının dişil hali kız çocuklarına verilebilir. Ö rneğin D ikran’ın kızı Dikranuhi, A rm e n ’inkiyse A rm enuhi adını alabilir.
Bir ailenin adı, eski kuşakların uğraştıkları zanaat veya meslekten türemiş olabilir. Bu soyadları genelde Tiirkçedir, çünkü lıemen herkesin Türkçe bildiği Osmanlı İmparatorluğu’ııda, iş sahiplerinin zanaatlarına, mesleklerine veya ticaretini yaptıkları ürüne göre aldıkları Türkçe adlar sayesinde müşterilerin onları bulmaları kolaylaşıyordu. Kuyumciyan, Berberyan, Kasapyan, Ter/Ayan, Ka/ancıvan gibi.
Ermenice olan adlar da vardır. Rahibin soyu anlamına gelen Derderyan (Yunanca ‘papas’
kelimesinden türeyen Papazyan da olabilir) veya Hovhannes’in soyu anlamındaki Hovhannesyan gibi.
ÇALIŞMA
Kendi adınızın hikâyesini öğrenin.
Anlamı nedir? Adınızı kim koymuş?
SOYADLARI
Erm enilerin birçoğunun soyadı 'yan’la biter. Krikoryan, Vartanyan gibi.
'Yan’ eki '-gil' anlamına gelm ektedir (Örneğin Türkçedeki Bakırcıgil gibi). Bazı soyadlarının sonundaysa 'i' harfine rastlayabilirsiniz. Bu soyadları da genellikle ta rih te ki önem li köklü ailelerden gelm ektedir:
Süni, A rdzruni, Pakraduni gibi.
Annenize ve babanıza soyadınızın bir anların olup olmadığını sorun.
Eğer bilmiyorlarsa, araştırmaktan vazgeçmeyin, aile büyüklerine sormaya devam edin (internet sitemiz üzerinden bize de sorabilirsiniz).
B ü y ü k amc.asının va £ + iz e lb is e s iy le L o n d r a 'd a va-P+iz edilen b i r b e b e k
MİTOLOJİK ve MODERN KAHRAMANLAR
Erkek Zuıjlj Upılttı Upuııf
^uıprpıılı
H a yg /H ayk A rm en Aram Vartan U lıı^ p u ılıjılı A ntra n ik
Kız
2 ,uıjl]uıtLnı _2 Upıijıtıl;
Ulımhjıuı 0uııiuıp
llu m r ıJ ılj
Hayganuş A rm ine
A n a h id /A n a h it Tam
AZİZ ve A ZİZELER ve KUTSAL KİTAPTA G EÇ EN ADLAR
Erkek 3nı]utı}ı q-p]ıqnp Umtajımtı
‘TLorpıu
Hovsep K rikor Isdepan Boğos
Kız
Utup]ı
MariZnjujıujnit
Hripsim eO -m jJ ım h t Kayane
■ L .n ]h ıf[ı Noemi
DİĞERLERİ
Erm enilerin eskiden ve halen yaşadıkları ye rle rle ilgili adlar:
Ufcuııtı
Sevan^uıtı
VanUpuıpu(]ı)
Araks(i)Ulıjı
AniL u ıp tlj
N a reg/N arek19-m^ılı
TalinHanna fCutçal K ita p 'ta g e ç e n b ir ad. H ovig içe E rm e n ic e d e “esinti, m e lte m " d e m e k .
V ahan (k a lk a n ), k ız k a r d e ş le r i M a ra l (c e y la n ) v e m inik Şuşan'ıı (z a m b a k ) yanında k a h k a h a la r a ta r k e n .
S a r a adını
teyzem inden almış.
YEMEK ÂDETLERİ
Erm eniler de Türkiye’deki ve O rta d o ğ u ’daki komşuları gibi yem ek yem eye bayılırlar. En çok da yem eklerini aileleriyle, dostlarıyla paylaşmaktan zevk alırlar. Ne de güzel o lu r kebaplar (Doğu
Ermenicesinde
khorovadz),
su kaynağında soğutulan karpuzlar, fırından yeni çıkmış lahmacunlar, baklavalar, köfteler, pirinç pilavı ve patlıcanlı yem ekler! Yemeklerde sebze, yoğurt, soğan ve sarmısak bolca kullanılır. Et, özellikle kuzu eti çok sevilse de, genelde sebze veya baklagil yem eklerinin içine az miktarlarda katılarak servis edilir. Ermeni mutfağı Doğu Akdeniz ve Kafkas mutfağına benzer. Ancak bazı yem ekler Ermeni m utfağında özel bir yere sahiptir. Örneğin, Yılbaşı gecesi(Gağanti kişer)
yenen, kuru m eyveler ve kuru yem işlerle hazırlanan tatlıAnuşabur.
<X*>CK><C><XXX><X><X><X><><X><C><>C^^
"Tatlı çorba” anlamına gelen ve aşureye benzeyen
Anuşabur’un
çorbaya göre daha katı bir kıvamı vardır. A nuşabur şöyle yapılır:1 bardak buğday, 12 bardak su
Ö nce buğdayı kaynatırız. Kaynama işlemi tam am landıktan sonra buğdayı ateşten alırız. Tenceremizin üstünü bir ö rtü yle kapattıktan
sonra buğdayı bir gece boyunca dinlendiririz. D inlendirdiğim iz buğdayı ertesi gün bir buçuk saat daha pişiririz. Bir buçuk bardak dolusu doğranmış kuru kayısıyı, bir bardak kuru üzümü buğdayın içine katarız. A nuşabu r’u, düşük ateşte, sık sık karıştırarak yarım saat daha pişirdikten sonra ocağı söndürürüz ve son olarak karışıma bir bardak şeker ekleriz. D inlenm eye bıraktığımız A nuşabur neredeyse hazırdır. G eriye sadece süslemesi kalır! Süsleme için badem, ceviz, nar ve tarçın kullanabilirsiniz. Lütfen soğuk servis edin.
Türkiye’de, Erm enistan’da ve diasporada yaşayanların birbirinden çok farklı yem ek yapma şekilleri ve damak tatları vardır. Yine de bazı şeyler hiç değişm em iştir sanki; ekmeği, yoğurdu, zeytini, narı, her çeşit meyve ve sebzeyi, hele ki kebabı sevmeyen Ermeni yok gibidir. Elbette, diğer konularda olduğu gibi, Erm enilerin yem e âdetleri de yaşadıkları ülkeye göre değişiklik gösterm iş ama aynı zamanda onlar da kendi yem ek ta rifle rin i başkalarıyla paylaşmışlardır.
O rta d o ğ u ’da yaşayan Erm enilerin nefis pastırmaları m eşhurdur örneğin.
Topik ise İstanbul Erm enilerine özgü bir mezedir.
Etsiz bir meze olan
topik
küçük to p la r halinde ya da köşeleri yuvarlaklaştırılm ış bir kare şeklinde, nohut, soğan, tahin ve çam fıstığından yapılır. Sofradaki yerini özellikle Perhiz (ErmenicesiBahk)
zamanında alır, ancak Türkiye'de özellikle içkili sofralarda da sevilerek tü k e tilir. Perhiz, Paskalya’dan önceki 4 0 gün ve N o e l’den önce de kısa bir süre boyunca tu tu lu r. Perhizde e t ve diğer hayvansal gıdalar tüketilm ez.Lahmacun,
Ermeniler, Türkler, K ü rtle rv e A raplar arasında çok sevilen bir yem ektir. Diasporanın bazı yerlerinde lahmacun genelde evde yapılan bir yemekken Türkiye’de her köşede birlahmacuncu bulabilirsiniz. (M ara l K e ro v p ya n )
L o n d r a 'd a k i g e n ç a ş ç ıla r.
(Helin Anahi+)
A r+ in K aza n e iya n , p a s tırm a c ı, (Cıbrıç.
iranlı Erm enilerin pek çok nefis pirinç pilavı ta rifi vardır. Hatta bir tencere pilavı düz bir tabağın üstüne ters çevirerek kocaman bir 'pilav pastası’ bile yaparlar.
Tencerenin altında kalan, tereyağında veya yağda kavrulm uş kıtır ekmek
taneleri üste gelerek 'pilav pastasının’ güzel ve lezzetli altın kabuğunu oluşturur.
Erm enistan’da ise patates, pirince kıyasla sofrada daha çok yer alır.
T a hdig pilavı (silva Pe+rosçian)
m m Ağustos ayının ortasında kutlanan Asdvadzadzin’de (Meryem Ana’ıım Göğe Yükselişi Yortusu) ilk üzüm hasadı kutsanır ve üzümler dağıtılır. Pek çok Ermeni geleneklere uyarak, o gün gelene kadar üzüm yemez. (Bakınız sayfa 26)
Erm eniler kahve fallarına bakarak geleceklerini görm eye çalışmaktan büyük keyif alır. Bu enteresan fal geleneğini, kendileri gibi kahvesiz yapamayan Türkiye’deki, Arap ülkelerindeki ve Yunanistan’daki komşularıyla paylaşırlar. Kahve fincanının çevresinde ve dibinde kalan telvenin şekillerinden yola çıkarak tahm inde bulunulur. Biraz tecrübe ve biraz da ilhamla geleceğin sırları ortaya çıkar!
E riv a n ’da d o n d u rm a ç o c u k la r .
Aşdğig, Şu şan v e M a r a l k a h v e -fincanından g e le c e ğ i o k u y o r .
E riv a n 'd a b ir p e y n irc i.
(M ark Ğrngoryan)
fcesab'da s a lç a yapımı.
(Sevan Injejikian)
7 t» *
rv - *•,' ' - ' > •-;1 -V.
t V < v *
* v
■ % ;
• -
v? Y
GELENEKSEL ERMENİ MÜZİĞİ Maral Kerovpyan’dan
Ermeni müziği, özellikle de günüm üzde, çok çeşitli tü rle re sahiptir. Komşu halkların m üziklerinden etkilendiği gibi, aynı zamanda onları e tk ile m iş tir de. Geleneksel tü rle r arasında halk müziği ve dini m üzik öne çıkar. Ermeni m üziğinin olmazsa olm azlarından biri de halk ozanlarıdır.
HALK MÜZİĞİ
Eskiden köylerde insanlar, iş, aşk, mevsimler ve doğayla ilgili şarkıları evde veya tarlada çalışırken söylerdi. Çobanlar kaval çalar, dans edilecekse ortaya
dhol
(davul) vezurna
çıkardı. Bazen desaz
veduduk.
M üzik her daim hayatın bir parçasıydı. Şarkıların notaları uzun yıllar kâğıda geçirilmemiş, müzik sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştı. Her çocuk bu şarkılarla beraber büyürdü.Halk m üziği ö rn e k le rin d e n
'Hele Hele’
özellikle Kesablılar (Suriye) ve V a kıflıkö ylü ler ta ra fın d a n çok sevilen bir şarkıdır. Şarkıyı söyleyen kişi köyde yaşayanlarla ilgili ve onların isim le riyle ka fiye li d ize le r u ydurur. Bu d izelerde k ö y lü le r hakkında iyi veya kom ik şeyler dile g e tirilir, iki ozan karşı karşıya gelerek en e tk ile y ic i dizeleri bulm ak için b irb iriy le yarışır. H ele H ele gibi şarkılar bugün de söylenir. Ancak, insanlar köylerden kentlere taşındıktan ve özellikle 1 9 1 5 ’ten sonra çok sayıda şarkı da kaybo lm u ştu r. Neyse ki, RahipGomidas Vartabed,
g ö çle r ve ö lü m le rd e n önce çoğu halk şarkısını derleye re k yayım lam ış ve böylece onların kaybolm asını ö n le m iş tir. 1 8 6 9 ’da K ütahya’da doğan G om idas V artabed besteci ve koro şe fiyd i. G om idas’ın eserleri halen çok se vilm e kte ve dünyaca tanınm aktadır.E riv a n 'd a b i r d u d u k «sa+ıc-i-sı.
(M ark ârig o ryan ’)
ENSTRÜMANLAR
Erm eniler yüzyıllar boyunca, Türk, Kürt, iranlı, AzerbaycanlI, Gürcü ve diğer komşularıyla aynı enstrüm anları çalmıştır. Bu enstrüm anların bazıları günüm üzde caz, rock veya pop m üziğinde de kullanılır.
Kan un
O kadar eski bir enstrüm andır ki, A n tik M ısır’da bile kanun çalanlar vardı! Ahşap gövdeli, deve veya keçi
derisiyle kaplı, 24 perdeli bu enstrüm anın (her perdede hayvan bağırsağından veya naylondan yapılan üç tel bulunur) toplam da 72 te li vardır. Kanun, parmak uçlarına takılan pena veya mızrabın tellere dokundurulm asıyla çalınır.
Tar
İran udunun akrabalarından biridir. Gövdesi d u t ve ceviz ağacından yapılan, kuzu derisiyle kaplı bir enstrüm andır. Üç ç ift metal
te li vardır ve mızrapla çalınır.
Kan un
T a r
K am ança
Adından da anlaşılacağı gibi kemençeye benzer. Keman çene ile om uz arasına sıkıştırılırken, kamança kucağa veya dizlerin üzerine yerleştirilir.
Kayısı ağacından yapılır, keçi veya kuzu derisiyle kaplanır. D ö rt teli vardır ve at kılından imal edilm iş bir yay ile çalınır.
Dhol Dhol
Keçi derisiyle kaplanmış, parmak ve el ile çalınan bir tü r davuldur.
D u d u k
B irbirine yapışık iki kamış arasından üflenerek ses ve rir ve genellikle kayısı ağacından yapılır. Yumuşacık sesiyle akıldan çıkmayan duduğu çalabilmek için çok güçlü bir nefes gerekir. Film m üziklerinde sıkça kullanılan duduk, Ermenistan dışında da tanınmaya başlamıştır. Ö rneğin G ladyatör film in d e k i m eşhur Civan G asparyanin duduğu dünyanın d ö rt bir yanındaki insanları etkilem iştir.
illüç+raşyonlar Maral ICerovpyan
ÇALIŞMA
Siz de internetten geleneksel enstrümanların çalındığı örnek videolar bulun.
‘Hele Hele’ şarkısını öğrenin. - (internet sayfasında)
Acaba siz de arkadaşlarınız hakkında yeni sözler uydurabilecek misiniz?
Örneğin:
Dığa anunıt Isdepan, (Çocuk, Isdepan derler sana) Hele hele hele ninoye.
Yegur, partzranank Sipan, (Haydi, çıkalım Siiphan dağına) Hele hele hele ninoye.
(Vaneçsa &abra\Vr\)
HALK OZANLARI
Ermeni ozanlar (aşuğlar) şarkılar yazar, hem bunları hem de diğer ozanların yazdığı halk şarkılarını icra ederlerdi. Köy köy dolaşır, bir taraftan şarkı söyler, diğer taraftan def, saz veya kamança çalarlardı. Aralarında en ünlüsü 1 7 2 0 ’lerde T iflis ’te doğan
Sayat
N o v a ’dır. Ünlü ozan, Gürcü kralının huzurunda çalmış ve tü rkü le rin i Ermenice, Azeri Türkçesi ve Gürcüce söylem iştir.(Ag+ghik Vardlanian) Ğrünümüz haya+ı v e iş
k o ş u lla rı bize p e k ş ık ş a r k ı s ö y le m e -Pırsa+ı tanım az. B u y ü z d e n de in s a n la r k o r o la r a g i r e r v e k o n s e r le r v e r ir le r . (Melikcan Z.aman yönetimindeki S ayat Nova k o ro ç u , iş+anbul)
D İN İ M Ü ZİK
Eskiden dini müzik de günlük hayatın önem li bir parçasıydı.
G ünüm üzde okunan dualardan bazıları
(şaragan)
Hıristiyanlığın erken dönem lerine dayanır. Kilise ayinlerindedzındzığa
(zil) ve kşo ts (metal bir plakanın çevresinde sallanan küçük ziller) gibi özel vurmalı çalgılar kullanılır.GUNUMUZ ERMENİ MUZIGI Maral Kerovpyan’dan
Geleneksel müziğin yanı sıra, günüm üz Ermeni müziği de tü r açısından zengindir. 19. yüzyıldan itibaren besteciler Batı tarzı müziği Ermeni ezgileriyle harmanlamaya başlamıştı. İstanbul’da Ermeni ve Osmanlı operasının kurucusu, besteci Dikran Çuhacıyan’dı.
L o n d r a E rm e n i O p e ra ç ı'n d a o y n a n a n A nuş o p e ra c ın ın H a m p a r+ z u m (şay-Pa Z4-) şahnemi.
(Alexei E mam)
Beç+ec.i A r a m K h a ç a + u ry a n , k e m a n v ir+ ü ö z le ri M a n u g P a rık ıa n v e D avid O im +rakh'la b irlik + e n o + a la ra b a k ıy o r .
H ovhannes Tumanyan’ın bir şiirinden uyarlanan
Anuş
en sevilen Ermeni operasıdır. Arm en Tigranyan 1912 yılında, Saro ve A n u ş’un acıklı aşk hikâyesinin anlatıldığı bu şiiri bestelem iştir.Aram Khaçaturyan
1 903 yılında G ürcistan’ın başkenti T iflis ’te doğm uş ve M oskova’da e ğitim görm üştür. Çok kısa b ir süre içinde besteleri çeşitli ülkelerde icra edilmiş ve büyük başarı kazanmıştır. Ö zellikle bale için bestelediği eserleri çok sevilen Khaçaturyan’ın en ünlü eseri'Kılıç Dansı’dır.
Dünyanın her tarafında olduğu gibi, Erm eniler de günüm üzde
elektronik aletler
ve syrıthesizer kullanırlar.Ancak, çoğu zaman, bu aletlerle yapılan müziğe
kendilerinden bir şeyler katarlar: Ermenice şarkı sözleri, farklı arm oniler veya eski bir halk ezgisini uyarlamak gibi.
Erivan heyecan verici
caz
ortam ı ve iyi m üzisyenleriyle bilinir. Arkadaşlarınızla birlikte en yeni müzikleri dinleyebileceğiniz birçok kafe ve caz kulübü vardır.Rabiz
bir çeşit Ermeni pop müziğidir. SovyetErm enistanı’nda ortaya çıkmış olsa da diğer coğrafyalarda yaşayan Erm eniler arasında da popülerdir. Akordeon, synthesizer, klarnet,
dhol
gibi enstrüm anlarla icra edilir.P a riç '+ e k u r u la n Collec+i-P M e d z B a z a r, Im+anbul.
(S e rra Akcon/NarPho+os)