Bilim ve Etik
Konfüçyüs’den…
“İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmayacaklar, ancak şeref ve utanma duygularına da sahip olmayacaklardır.
Ancak, insanları erdem ve ahlâk kuralları ile yönetirseniz, o zaman onlar hem şeref ve utanma duygusuna sahip olacaklar, hem de doğruyu yapmaya çalışacaklardır.”
Ahlâk ve etik
Ahlâk, bir toplumun en üst genel standartlarını içerir.
Ahlâk, bireylerin meslekî ve kurumsal
rollerinden bağımsız, toplumun tümü için geçerlidir.
Etik ise genel davranış standartları değil, toplumdaki belirli bir mesleğin, işin,
kurumun veya grubun standartlarıdır.
Ahlâk ve etik
Ahlâk, yaşadığımız toplumda her zaman ve mekânda 24 saatimizi kuşatır. Ancak
toplumdan topluma farklılık gösterebilir.
Etik, mesleğe ve alana özgüdür, ancak o
meslek ve alan için evrensel kurallar ortaya koyar.
Etik bu anlamda kullanıldığı zaman…
Meslek Etiği
Tıp Etiği
Spor Etiği
Askerlik Etiği
Hukuk Etiği
Medya Etiği
...gibi kavramlar karşımıza çıkar.
Meslek Etiği Nedir?
Meslekleri veya görevleri olan insanlara uygulanan davranış standartlarıdır.
Hipokrat Yemininden Bir Örnek:
Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek
sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye
açmayacağım.
Bilim sosyal bir kurum olmanın ötesinde bir meslek midir?
Meslektir:
Meslekler, insanların toplumca değer verilen yarar ve hizmetlere ulaşmalarına imkân sağlar.
Mesleklerin, yeterlik ve davranış standartları vardır.
Her meslek bir eğitim gerektirir.
Her mesleğin meslek standartlarına uyulmasını garantileyen, yönetim birimleri vardır.
Her meslek bir kariyerdir veya iştir.
Bilim sosyal bir kurum olmanın ötesinde bir meslek midir?
Meslek değildir:
Tıp ve hukuk gibi diğer sosyal kurumlardan daha az profesyoneldir.
Ehliyet heyetleri yoktur.
Bilimi meslek olarak görmek, bilimin nasıl yapılacağı konusuna çok fazla kısıtlama
getirebilir.Bu da bilimsel özgürlüğü ve bilimsel gelişmeyi engeller.
Bu yüzden pek çok bilim insanı, bilimin bir meslek olarak görülmesini ve bir formata bağlanmasını kabul etmez.
Bilimin Hedefi:
Bilgi Kuramına Yönelik Hedefler:
Doğayı anlama ve doğru tanımlama
Açıklayıcı teoriler ve hipotezler geliştirme
Güvenilir öngörülerde bulunma
Hataları ve peşin hükümleri ortadan kaldırma
Sonraki kuşaklara bilimi öğretme
Bilimin Hedefi:
Pratik Hedefler:
Mühendislik, tıp, ekonomi, tarım vb
uygulamalı alanlarda problem çözme.
İnsan sağlığı ve mutluluğu
Doğanın kontrol altına alınması
Teknolojinin gücü
Bilimin Yöntemi:
Lineer olmayan ardışık bir dizi aşama
Bilimsel Gerçek Gözlem veya Sorun
Hipotez/Yeni Soru Proje Önerisi
Veri Toplama ve Veri analizi DENETİM
DENETİM DENETİM
Yayın DENETİM
En genel düzeyde
Bilim Etiğinin ana ilkeleri
1.Genel ahlâka uygunluk
Bilimsel etik genel ahlâki standartlara aykırı olamaz!
2.Örnek olma rolü
Bir akademisyenin, öğrencisine, asistanına, meslektaşına ve hatta bütün topluma örnek olma sorumluluğu vardır.
Bilimde Etik Tavrın Standartları 1:
Dürüstlük
Bilim Adamları enfarmasyonu ve sonuçları saptırmamalı, yalanlara
dayandırmamalı ve yanlış sunmamalıdır.
Araştırma sürecinde her açıdan objektif, tarafsız, ve dürüst olmalıdır.
Nüans:
Hatalı bilim mazur karşılanabilir, fakat sahte bilim asla!Dürüstlüğün ihlali : Tahrifat!…
Uydurma:
Hipotezi desteklemek için hayali sonuç uydurma
Kırpma:
Hipotezi destekleyen sonucun yazılması, diğer sonuçların gizlenmesi;
Bulandırma:
Sonuçları olduğundan daha iyi göstermeNew England Journal of Medicine Dergisinin Editörü:
“Bir araştırma yanlış yapılmış olabilir, yanlış sonuç çıkarılmış olabilir, ama bunu doğrulukla sunarsanız en kıymetli
araştırmadır.”
Bilimde Etik Tavrın Standartları 2:
Dikkat
Dikkatsizlik hatalara yol açar.
Bazı hatalar ciddi bir suç sayılmaz ama, hata ortaya çıktığında, kabul etmek, bir
düzeltme yayınlamak, hatayı belirtip geri çekmek gerekir.
Danışmanlık sistemi doğru işlediğinde hatalar en aza indirilebilir.
Tekrarlanan hatalar ise ihmalkârlığı gösterir.
Bilimde Etik Tavrın Standartları 3:
Açıklık
Bilimsel araştırmalar açık veya ulaşılabilir olmadıklarında bilim camiasının dışındaki kişiler bilim camiasının dürüst olmadığını düşünebilirler.
Halihazırda sürmekte olan araştırmalar ve
Askeri veya ticari amaçlı araştırmalar hariç bilim ortamı açıklığı gerektirir.
Bilimde Etik Tavrın Standartları 4:
Özgürlük
Özgün yeni fikirler üretilmesi için
Sorunlar üzerinde yeni çözüm teknikleri geliştirilmesi
Sonuçta bilimin ilerlemesi için ÖZGÜRLÜK ortamı şarttır.
Baskıcı, otoriter, aşırı planlamacı,
eleştiriye kapalı ortamlarda bilimsel
gelişme durur.
Bilimde Etik Tavrın Standartları 5:
Onur Payı
Onur payı olmazsa motivasyon olmaz.
Sorumluluk ve onur payı bir paranın iki yüzü gibidir.
Onur payına sahip olan insanlar
sorumlulukları da yüklenirler. Sonuçta daha özgün, daha özenli işler ortaya çıkar.
Tanınma, saygınlık, itibar, para,
ödül….her bilim insanı için gereklidir ama,
Haketmeyenlere onur payı verilmesi adalet duygusunu zedeler.
Bilimde etik tavrın standartları 6:
Eğitim
Bilim insanı, bilmediklerini öğrenir, bildiklerini öğretir…
Bilim eğitimi usta-çırak ilişkisi gibidir.
Danışman örnektir ve çoğu şeyler
sezgisel olarak öğrenilir.
Bilimde etik tavrın standartları 7:
Toplumsal Sorumluluk
Yaptığımız bilimi önce içinde yaşadığımız toplum olmak üzere bütün insanlık için yaptığımızın bilincinde olmak..
Toplumsal tartışmalara katılmak.
(Gerektiğinde) Uzmanlık görüşü bildirmek.
Kötü bilimin çamaşırlarını ortaya çıkarmak
Bilimde etik tavrın standartları 8:
Yasallık
Tehlikeli ve kontrole tabi maddelerin kullanımı
İnsan ve hayvanların kullanımı
Araştırma ortamlarının sağlık ve güvenliği
Telif hakları
Patentler vb. konularda yasalara uymak mecburî ve ahlâkî bir görevdir.
Bilimde etik tavrın standartları 9:
Fırsat
Bilimsel araştırma ortamları, ırk, cinsiyet, memleket, milliyet, yaş, vb. gibi bilimsel yeterlikle doğrudan
alakası olmayan hususları dikkate alarak ayrımcılık yapmamalı, bilimsel yeterliğe sahip olan
herkese açık olmalıdır.
Özgün fikirler geliştirilmesi, fikir çeşitliliği ve farklı geçmişlerden gelen insanların etkileşmesiyle
mümkün olabilir.
Üniversiteler, evrenkent yani, evrenin bütün renklerini yansıtan ortamlar olmalıdır.
Tek tip anlayıştan meydana gelen insanlarla
bir“dernek, vakıf, cemiyet, cemaat” oluşturabilir, fakat bir “üniversite” oluşturulamaz.
Bilimde etik tavrın standartları 10:
Karşılıklı saygı
Bilimin toplumsal dokusunu koruyabilmek için karşılıklı saygı gerekir. Böylece bilimsel
hedeflere ulaşılması kolaylaşacaktır.
Bilim adamları fiziksel ve psikolojik olarak birbirlerine zarar vermekten kaçınmalıdır.
Sinirli, huysuz ama aynı zamanda başarılı bilim adamları olsa da bunlar bilim
topluluğunun tamamını temsil etmezler.
Bilimde etik tavrın standartları 11:
Verimlilik
Bilim adamları kaynakları ve zamanı akıllıca ve verimli bir şekilde
kullanmalıdır.
Araştırma bütçeleri abartılmamalıdır.
Bilim dünyasına ne oldu?
20.yüzyıl başlarına kadar daha ziyade “amatör” bir ruhla
yapılan bilimsel araştırmalar bilim adamlığının bir meslek haline dönüşmesiyle birlikte “profesyoneller” tarafından icra edilmeye başlandı.
1980’li yıllara kadar bilim topluluklarının ne kendi aralarında ne de başkaları tarafından “bilim etiği” gibi bir kavram
konuşulmazdı. Çünkü, bilimsel araştırmayı seçen kişilerin doğru davranışlar içinde olduğu, aralarında dolandırıcı ya da
sahtekarların olmadığı düşünülürdü…
Fakat, bazı nedenlerle, konuşulması bir yana, artık bir çok kurumda “bilim etiği” ders olarak okutulmaya, en azından
araştırmaya yeni başlamış elemanlara işin başında 10-20 saatlik seminer programları halinde verilmeye başlandı… Neden?
Nedenler 1:
Kariyer ve prestij
Akademik camiada kariyer, yapılan yayınlar, kazanılan burslar, yürütülen projeler ve akademik görevlerle ölçülür. “Publish or perish”, “ya yayın yap ya yok ol”, Türkçe bir söylemle “Ya yayın, ya cayın”, ilkesinin baskısı bazı kimseleri etik dışı
davranışlara itebilmektedir.
Kariyerin en üst basamaklarına yükselmiş bilim adamları bile prestijlerini koruyabilmek için kendilerini yayın yapmak zorunda hissetmektedirler.
Sonuçta bilim adamları arasında da kariyerlerinde yükselmek için veya itibarlarını koruyabilmek için etik kuralları çiğneme eğiliminde olanlar çıkabilmektedir.
Nedenler 2:
Araştırma fonlarından destek alabilmek için
Fon arayan bilim adamı sayısının artması ve
bütçelerin darlığı nedeniyle fon alabilmek ve fonun kesilmemesi için bilim adamları sonuçlar üretmek zorundadır.
Eğer bir deney iyi gitmiyorsa ve sonuçlar muğlaksa bazı bilim adamları bu sorunları dile getirmek yerine fonun kesilmemesi için sorunları
gizleyebilmekte veya hayâlî sonuçlar üretebilmektedir.
Nedenler 3:
Parasal Ödüller
Yeni bir metodun, tekniğin ya da icadın patentini alan kişi pek çok para kazanabilir. Böylece parasal
ödüllerin bilim etiğine aykırı tavırlara imkân vermesi mümkündür.
“
Biraz para iyidir. Fakat paranın çoğu kötüdür.Çünkü insan yaratılış olarak bencil bir varlıktır ve paranın fazlasını muhakkak kötü bir yolda kullanır
.”
Albert EinsteinNedenler: 4
Bilimin denetim mekanizmalarındaki eksiklikler
Bilimin –danışmanlık, yayınlama ve cevap hakkı gibi- çok
desteklenen kendini düzeltme mekanizmaları hataları ve sahtekârlıkları ortaya çıkarmaya çoğu kere yeterli olmaz.
Makaleleri ve makale önerilerini gözden geçiren hakemlerin de çoğu zaman hataları ve hileleri tespit etmek için detaylı bir inceleme yapacak zamanları yoktur.
Yayımlanan makalelerin çoğu okunmaz ve deneylerin çoğu tekrarlanmaz.
Bütün bu sıralanan nedenler, “aradan sıyrılır” anlayışla baştan savma makalelerle kariyer kazanmak isteyen bazı kişileri
cesaretlendirebilmektedir.
Nedenler 5:
Bilim Etiğinin Öğretilmemesi
Etik değerler de görgü kurallarına
benzerler. Görgü kuralları öğretilmeyen bir insanın “görgüsüz” davranışlarını normal karşılamak gerekir.
Tıpkı bunun gibi, öğrencilere nasıl etik
değerlere saygı gösterileceği öğretilmezse, onların bilim kariyerlerinde bu değerlere
aykırı tavır sergilemesini de normal karşılamak gerekecektir.
Nedenler 6:
Teoriye ve literatüre çok sıkı bağlılık
Öğrenci, sonuçların nerelerde çıkması gerektiğini önceden tahmin edebiliyorsa, verileri bulandırıp, kırpıp, uydurarak hocasına getirebilir.
Hoca ise bunu kabul etmeye zaten hazır olduğundan, bu uydurma sonuçlarla çalışmayı yayın haline
getirecektir.
Bilimsel makale yazılırken bazı
aşamalarda etik sorunlar çıkabilir:
Yazarların sıralanması
Materyal ve yöntemler (metodoloji)
Kaynak gösterme
Makaleyi bölme (salami science)
Duplikasyon
Yazarların sıralanması
İlkeler:
Yazarlar, problemi ortaya koyup araştırmayı, başından sonuna kadar yapan insanlar olmalıdır.
Senyör yazarlar, yazar isimlerini, çalışmaya en büyük katkısı olanı ve mümkün olduğunca da genç araştırıcıları ön plana geçirecek tarzda sıralamalıdır.
Olmaması gerekenler:
Çalışmaya hiç katkısı olmayan bir kişinin kariyer kazanması veya kariyerini korumak için makaleye adının yazılması etik bir davranış değildir.
Çalışmanın daha kolay yayına kabul edilebilmesi için, çalışmayla hiç ilgisi olmayan prestijli bir ismin bir makaleye adının yazılması da etik bir davranış değildir.
Âmirler dikkat!...
Çalışmanın gerçekleştirildiği merkezin âmir ve yetkilileri, sırf bu sıfatları nedeniyle, ortak
yazar olmaları için hiçbir nitelik taşımaz.
Bundan dolayı, âmirlik güçlerini kullanarak makalelere yazar olarak girmek için emri altındakilere baskı uygulamamalıdırlar.
Metodolojide karşılaşılan etik sorunlar
Çalışmada takip edilen metot, genel kabul görmüş bir metottan farklılıklar içeriyorsa yazarlar bunu açık olarak belirtmelidir.
“Kabul görmez” endişesiyle, uygulanan metodu gizlemek ve kabul edilmiş bir metoda atıfta bulunmak, etik dışı bir
davranıştır.
Veriler üzerinde oynama yapmak, işine gelmeyenleri ayıklamak, hayâlî veriler yazmak, etik dışı bir davranıştır.
Geliştirilen bir metodun başarılı olduğu kısımlarını yazarken, başarısız olduğu noktaları “küçük düşerim”, “yayına kabul edilmez” veya“başka birisi yapabilir ve bana negatif atıf yapar” endişesiyle gizlemek de bilimin “açıklık” ilkesine uymaz.
Metodoloji konusunda bir alıntı…
Yayınladığımız her şeyin doğruluğu
ispatlanabilmelidir. Ancak günümüzde korkarım bu durumda da bir etik sapma söz konusudur. İnsanlar, birçok önemli detayı koymadan yayın
yapmakta ve kendini doğrulama hipotezi bozguna uğratılmaktadır. Bunu yapma nedeni açıktır, kritik detayları vermekten kaçarak yarışta
yakalanma probleminden uzaklaşmaktadırlar. Böylece kendini doğrulama hipotezi yok olur.
Prof. Dr. Frank E. Karasz New Polymeric Materials Dergisinin Editörü
Kaynak Göstermede (Atıfta) Karşılaşılan Etik Sorunlar
Atıfta ortası
“Sayılamayacak kadar çok kaynak içeren metinler, bilimselliğin işareti olmaktan ziyade güvensizliğin göstergesidir.” W.C.
Roberts
Olmaması gereken
Yazar gurubunun kendilerinden önce yapılmış olan benzer bir çalışmayı görmezden gelmeleri etik dışı bir davranıştır.
Başka bir makalede gösterilen bir kaynağı, kendisine veya güvenilir bir veri tabanından özetine ulaşılmaksızın kaynak göstermek, etik bir davranış değildir.
Makalelerin Teşekkür Kısmında Karşılaşılan Etik Sorunlar
Bazı Teşekkür Örnekleri:
We thank the National Science Foundation (CHE9986332) for support of this work.
We thank EPSRC for provision of analytical services (at the University of Swansea) and the University of Reading and F. Hoffmann-LaRoche, Ltd., for financial support, and we acknowledge the mentorship provided by Mr. G.
Buchman and Mr. K. Mathieson.
We thank Cong Liu and Xiaoqing Han for performing some preliminary experiments.
We thank Prof. Michael Fröba for continuous support, Günter Koch for
valuable help in recording the TEM images, and Dr. Jan Hanss (University of Augsburg) for carrying out the thermal analysis.
Y.X. is an Alfred P. Sloan Research Fellow and a Camille Dreyfus Teacher Scholar. U.J. has also been partially supported by the Postdoctoral Fellowship Program of the Korean Science and Engineering Foundation (KOSEF).
“Sen beni unuttuysan ben seni niçin hatırlayayım?”
Makalenin Parçalanması (Salam slicing)
Daha çok yayın yapma endişesiyle bir çalışmayı bölüp parçalayıp bir çok parça halinde
yayınlamak (salamlama) da bilim etiğinin kabul edemeyeceği bir durumdur. Çünkü, sonuçta bazı makalelerin diğerlerinden farkı, sadece figür çizimi ve benzeri şeyler olabilmektedir.
Bu hususta akademik kurumların kariyer kazanmada,
“niteliği niceliğin”, eski bir deyimle “keyfiyeti, kemiyetin” önüne geçirecek bir değerlendirme sistemi geliştirmeleri önemlidir.
Aynı çalışmayı iki farklı yerde yayınlamak (Duplikasyon)
Duplikasyon, bilim etiğine aykırıdır.
Duplikasyon yapan bir bilim adamının itibarı sıfıra iner.
Dergiler tarafından kara listeye alınır.
Hele ki hemen her bilim makalesinin en azından özetine web ortamından erişmenin mümkün olduğu günümüzde, duplikasyon bir bilim adamı için intihar anlamına gelir.
Bilim adamları, hangi nedenle olursa olsun duplikasyona zemin hazırlayacak, “aynı çalışmayı iki farklı dergiye birden
sunma” girişiminde katiyen bulunmamalıdır.
Hakemlik yaparken ve yazarlara düşen…
Editör, çalışmayı, yazar(lar)la çıkar ilişkisi olan hakemlere göndermemelidir.
Editör, çalışmayı, yazar(lar)la çıkar çatışması halinde olan hakemlere de göndermemelidir.
Hakem, yalnızca çalışmanın dili ve içeriğiyle ilgili tenkitlerini yönetmeli, raporunda kişileri küçük düşürücü ifadelere yer
vermemelidir.
Hakem, çalışmanın yayınlanması hakkında olumsuz görüş sahibi ise hangi nedenlerle olumsuz olduğunu açıkça rapor etmelidir.
Hakem, bir makaleyi haksız yere geciktirmemelidir.
Yazarlar, hakem tarafından dile getirilen haklı görüşler çerçevesinde istenilen yeni deneyler veya araştırmalar varsa, bunları muhakkak yapmalı, “bunları yapmış gibi göstermezsek yayınlanmaz”
endişesiyle, hayâlî sonuçlar türeterek kendilerini deneyleri yapmış gibi göstermemelidir.
Etik dışı davranışları en aza indirmek için…
En başta genç bilim insanı adaylarının, bilimin ve araştırmanın akademik ilerleme veya sosyo-
ekonomik yükselmeye hizmet eden bir araçtan çok, insanları yücelten bir hayat tarzı, uğraş ve bir ülkü olduğuna inanmaları etik dışı davranışları en aza indirebilir.
Son Söz
Ahlâk, nasıl mutlu olabileceğimizi değil,
mutluluğa nasıl layık olabileceğimizi gösteren bir doktrindir. E.KANT
Beyler örf ve kanuna nasıl riayet ederlerse, halk da aynı şekilde itaat eder.Beyler hangi yoldan giderse, beylerin bu gidişi kulun da yoludur.”
………YUSUF HAS HACİB
Prof. Dr. Mümtaz Turhan’dan
İlim, hakikî ilim adamına hakikat severliği, dürüstlüğü, objektif ve bîtaraf olmayı öğretmekle, ahlâkî
davranışlara temel olarak onları teşvîk eder. İşte
bizim ilim ve ölçüye sarılışımızın hikmeti budur. Yoksa materyalist bir görüş ve zihniyeti benimsediğimiz için değildir.
İlim adamı zan etmez, fakat bilir. İkna etmeğe
çalışmaz, ispat eder. Muhatabından itimat dilemez, bilakis onun dikkat etmesini ve gerçeği anlamaya çalışmasını tavsiye eder.