• Sonuç bulunamadı

12 Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 1 ÜNİTE ANAYASA HUKUKU İÇİNDEKİLER HEDEFLER DEVLETİN TEMEL ORGANLARI: YÜRÜTME II

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "12 Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 1 ÜNİTE ANAYASA HUKUKU İÇİNDEKİLER HEDEFLER DEVLETİN TEMEL ORGANLARI: YÜRÜTME II"

Copied!
23
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İÇİ NDEKİLE R • Yürütme Organının Yapısı

• Cumhurbaşkanı

• Başbakan ve Bakanlar Kurulu

HEDE FL ER

• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;

• Yürütme organının kimlerden oluştuğunu bilecek,

• Cumhurbaşkanı'nın seçimi, niteliği ve yetki ve görevlerini öğrenecek,

• Başbakan ve Bakanlar Kurulu hakkında temel bilgileri edineceksiniz.

ÜNİT E

4

DEVLETİN TEMEL ORGANLARI:

YÜRÜTME II

ANAYASA HUKUKU

ÜNİTE

12

(2)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

"Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı

ve Bakanlar Kurulu tarafından, anayasaya

ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" (m. 8).

YÜRÜTME ORGANININ YAPISI

Yürütme yetkisi ve görevini, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na veren Anayasa, yürütme bölümünde bu organların yanı sıra ayrıca “İdare” başlığı altında (m. 123-137) diğer bazı organlara da yer vermiştir.

İdare, “merkezî idare” ve “yerinden yönetim kuruluşları” olarak ikiye

ayrılmaktadır. Merkezî idare de kendi içinde “başkent teşkilatı” ve “taşra teşkilatı”

(iller, ilçeler) olarak ikiye ayrılır. Yerinden yönetim kuruluşları ise, “mahâlli idareler” (belediye idaresi, il özel idaresi, köy idaresi) ile “hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları”ndan (örneğin, yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları gibi) oluşmaktadır.

Yürütme organı denildiğinde, anayasanın, yürütme yetkisi ve görevini verdiği Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu anlaşılır. Diğer idari kuruluşlar ise, kural olarak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na bağlı olarak idari hizmetleri yerine getirirler.

Anayasaya göre, "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" (m.8). Buna göre Anayasanın kabul ettiği parlamenter hükûmet sistemi içinde yürütme organı, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan oluşan düalist (ikili) bir yapıya sahiptir.

CUMHURBAŞKANI

Cumhurbaşkanının Seçimi ve Göreve Başlaması

Anayasa, Cumhurbaşkanı seçilebilme yeterliliği için şu şartları aramaktadır (m. 101, f. 1):

 Türk vatandaşı olmak.

 Kırk yaşını doldurmuş olmak.

 Yüksek öğrenim yapmış olmak.

 Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak.

Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile

(3)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir (m. 101, f. 3).

1982 Anayasası ilk düzenlemesi ile Cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçilmesini öngörmüş ve 2007 yılına kadar Cumhurbaşkanları meclis tarafından seçilmiştir.

2007 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının iki turlu seçim sistemine göre hâlk tarafından seçilmesi kabul edilmiştir (AY. m. 101, 102).

Yeni düzenlemeye göre Cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması hâlinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır. Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi hâlinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması hâlinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur (m. 102, f. 1-3).

Anayasaya göre (m. 101, f. 2), Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. 2007 yılında anayasada yapılan değişiklikten önce Cumhurbaşkanının görev süresini yedi yıldı ve bir kimse sadece bir kere Cumhurbaşkanı seçilebilmekteydi.

Cumhurbaşkanının Tarafsızlığı

Anayasa, Devletin ve yürütmenin başı olarak kabul ettiği ve “temsil” ve

“gözetme” görevlerini yerine getirebilmesi için çok önemli yetkilerle donattığı Cumhurbaşkanının tamamen “tarafsız” olmasını istemiştir. Anayasanın

“Cumhurbaşkanı seçilen kişinin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” (m. 101/4) şeklindeki hükmü Cumhurbaşkanının tarafsızlığını sağlamaya yöneliktir.

(4)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri

Temel amaçlarından birisi yürütmeyi güçlendirmek olan 1982 Anayasası, yürütme organı içinde de özellikle Cumhurbaşkanını güçlendirmiş ve onu çok önemli yetkilerle donatarak anayasal sistemin merkezîne yerleştirmiştir.

Anayasaya göre (m. 104/1), “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.”

Bu hükme göre, Cumhurbaşkanının “temsil” ve “gözetme” olarak iki temel görevi vardır.

Cumhurbaşkanının temsil görevi: Cumhurbaşkanı “Devletin başı” sıfatıyla, Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milleti’nin birliğini, içeride ve dışarıda temsil eder.

Cumhurbaşkanı’nın gözetme görevi: Cumhurbaşkanı, Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Anayasa, Cumhurbaşkanının temsil ve gözetme görevini yerine getirebilmesi amacıyla yapacağı görev ve kullanacağı yetkileri 104’üncü maddede üç kategori hâlinde düzenlemiştir.

Yasama ile ilgili görev ve yetkileri

Cumhurbaşkanının yasama ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır (m. 104/2- a):

 Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisin’de açılış konuşmasını yapmak.

 Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerektiğinde toplantıya çağırmak.

 Kanunları yayımlamak.

 Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek.

 Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde hâlkoyuna sunmak.

 Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak.

(5)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

 Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek.

Yürütme ile İlgili Görev ve Yetkileri

Cumhurbaşkanının yürütme ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır (m. 104/2- b):

 Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.

 Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek.

 Gerekli gördüğü hâllerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak.

 Yabancı devletlere Türk Devleti’nin temsilcilerini göndermek.

 Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek.

 Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak.

 Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanlığı’nı temsil etmek.

 Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek.

 Genelkurmay Başkanı’nı atamak.

 Millî Güvenlik Kurulu’nu toplantıya çağırmak.

 Millî Güvenlik Kurulu’na Başkanlık etmek.

 Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hâl ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak.

 Kararnameleri imzalamak.

 Sürekli hastalık, sakatlık ve yaşlılık sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak.

 Devlet Denetleme Kurulu’nun üyelerini ve Başkanını atamak.

 Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak.

 Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek.

 Üniversite rektörlerini seçmek.

(6)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Genel olarak parlamenter hükûmet sistemlerinde sorumsuz

olduğu kabul edilen devlet başkanının bütün

işlemlerinin Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanması

ve bu işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun da Başbakanla ilgili bakana

ait olması esası benimsenmiştir. Buna karşı imza kuralı denir.

Yargı ile İlgili Görev ve Yetkileri (Yargı Organlarına Üye Seçimi)

Cumhurbaşkanı’nın yargı ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır (m. 104/2- c):

 Anayasa Mahkemesi’ne üye seçmek (Ayrıca bk. m.146).

 Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek.

 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini seçmek.

 Askerî Yargıtay üyelerini seçmek.

 Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini seçmek.

 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna üye seçmek (Ayrıca bk. m. 159).

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen seçme ve atama gö- revleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır (m. 104/3).

Görüldüğü üzere 1982 Anayasası, Cumhurbaşkanı’na parlamenter

rejimlerde genel olarak cumhurbaşkanlarına tanınmayan birçok yetki vermiştir. Bu yetkilerin önemli bir kısmı Cumhurbaşkanınca tek başına kullanılabilmektedir.

Cumhurbaşkanı’nın İşlemleri

Cumhurbaşkanı görev ve yetkilerini kullanırken, bazı işlemleri tek başına, bazılarını da Başbakan ve ilgili bakanla birlikte, yani karşı-imza kuralına göre yapar.

Karşı imza kuralı: Genel olarak parlamenter hükûmet sistemlerinde sorumsuz olduğu kabul edilen devlet başkanının bütün işlemlerinin Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanması ve bu işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun da Başbakanla ilgili bakana ait olması esası benimsenmiştir. Buna karşı imza kuralı denir.

Anayasaya göre de (m. 105), “Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.”

Bireysel Etkinlik • Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkilerini hükûmet sistemi bakımından değerlendiriniz.

(7)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Anayasada her ne kadar “tek başına yapacağı belirtilen işlemler”

denilmekteyse de, Cumhurbaşkanının işlemlerden hangilerini tek başına

hangilerini ise karşı-imza kuralına göre yapacağı Anayasa ve kanunlarda tam olarak açıklanmamıştır.

Esasen bir parlamenter hükûmet sisteminde sorumsuz Cumhurbaşkanının icraî nitelikteki işlemleri tek başına yapamaması gerekir. Ancak Anayasa diğer parlamenter sistemlerden farklı olarak Cumhurbaşkanını büyük yetkilerle donattığı için icraî alanda da ona tek başına yapacağı birçok yetki vermiştir.

Cumhurbaşkanının hangi işlemleri tek başına hangilerini karşı imza kuralına göre yapacağı konusunda şu kriterleri belirlemek mümkündür (Özbudun, s. 287):

Anayasada ve kanunlarda tek başına ya da birlikte yapılacağı belirtilenler, işlemin niteliği ne olursa olsun (icraî işlem de olabilir), belirtildiği şekilde yapılacaktır.

Anayasa ve kanunlarda nasıl yapılacağı belirtilmeyen işlemler bakımından;

 Tarafsız Devlet Başkanı sıfatıyla tanınmış yetkilerle ilgili işlemler ve niteliği gereği tek başına yapılması gereken işlemler Cum-

hurbaşkanınca tek başına yapılacaktır.

 Anayasada nasıl yapılacağı belirtilmeyen icraî nitelikteki işlemler karşı imza kuralına göre yapılacaktır.

Cumhurbaşkanının Sorumluluğu

Cumhurbaşkanının karşı-imza kuralına göre yaptığı işlemlerden doğan siyasi, cezai ve hukuki sorumluluk bütünüyle bunları imzalayan Başbakan ve ilgili bakana aittir.

Siyasi Sorumluluk

Yönetenlerin siyasi sorumluluğu, ekonomik, sosyal, kültürel, askerî, idari, mali konulardan, dış politikadan, kasaca yönetenlerin her türlü işlem ve

eyleminden kaynaklanabilir. Siyasi sorumluluğun müeyyidesi, sorumluluk sahibi kişinin görevden uzaklaştırılmasıdır.

Anayasanın 105’inci maddesine göre, Cumhurbaşkanı’nın, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.

(8)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.

Bu hükümden anlaşılacağı üzere, Cumhurbaşkanı’nın Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanan işlemlerinden doğan siyasi sorumluluk, Başbakan ve ilgili bakana aittir. Yani bu işlemlerden dolayı Başbakan ve bakanlar hakkında gensoru denetimi işletilerek bu kişilerin görevlerinden alınmaları mümkündür.

Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanan işlemlerden dolayı Cum-

hurbaşkanı’nın siyasi sorumluluğu yoktur. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlerden dolayı da siyasi sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu işlemlerden kimse sorumlu değildir. Siyasi sorumluluğu olmadığı için Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi veya başka bir organ tarafından görevinden uzaklaştırılması mümkün değildir.

Parlamenter hükûmet sistemlerinde, Devlet Başkanı’na siyasi açıdan sorumluluğunu gerektirecek yetkiler tanınmadığından Devlet Başkanı’nın siyasi sorumluluğu yoktur.

Cezai Sorumluluk

Cezai sorumluluk suç işlenmesinden kaynaklanan sorumluluk olup,

müeyyidesi kural olarak idam, hapis cezası veya para cezasıdır. Ancak bazen cezai sorumluluk “görevden uzaklaşma” gibi sonuçlar da doğurabilmektedir.

Göreviyle İlgili Cezai Sorumluluğu

Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın göreviyle ilgili suçlardan sorumlu olup olmadığı konusunda anayasada çok açık bir hüküm yoktur. Bununla birlikte, anayasanın bazı düzenlemelerinden Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğuyla ilgili sonuçlar çıkarılabilir.

Anayasanın 105’inci maddesinde, “Cumhurbaşkanının... tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur” hükmü bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı’nın Başbakan ve ilgili bakanlarla birlikte imzaladığı işlemler, esasen Bakanlar Kurulu’nun ve bakanların faaliyetlerinin

yürütülmesinden kaynaklanmaktadır. Böyle olunca cezai sorumluluğun da onlara ait olması gerekir. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlere gelince, Anayasa (m. 105/2), bunlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağını

(9)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

öngördüğünden, bunlardan dolayı da Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunun kabul edilmediği anlaşılmaktadır.

Buna karşılık Anayasa, Cumhurbaşkanının vatana ihanet oluşturan

suçlarından dolayı cezai sorumluluğunu açıkça hükme bağlamıştır. Anayasaya göre (m. 105/3), Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte birinin (184 oy) teklifi üzerine, üye tam sayısının en az dörtte üçünün (413 oy) vereceği kararla suçlandırılır.

Meclis tarafından vatana ihanetle suçlandırılan Cumhurbaşkanı “hangi ceza hükmüne dayanıldığı ve suçun hangi gerekçeyle vatana ihanet sayılması gerektiği”

(İçtüzük, m. 114), sevk kararında belirtilerek Yüce Divan’a sevk edilir.

Cumhurbaşkanı, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesince yargılanır (AY. m.

148/3).

Kişisel Suçlarından Dolayı Cezai Sorumluluğu

Anayasada, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı sorumlu olmadığını belirten bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşılık bir hukuk devletinde bireyler suç oluşturan fiillerinden dolayı sorumludurlar. O hâlde Cumhurbaşkanı kişisel suçlarından, yani göreviyle ilgili olmayan suçlarından dolayı cezai bakımdan sorumludur. Örneğin, adam öldürme, müessir fiil, hakaret gibi Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçları işlediği takdirde yargılanabilecektir.

Ancak Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı yargılanmasının ne şekilde olacağı sorunu ortaya çıkmaktadır.

Anayasanın 105’inci maddesinin başlığı Cumhurbaşkanının “sorumluluk ve sorumsuzluk hâli” şeklindedir. Bu maddede “sorumluluk hâli” olarak

Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten dolayı yargılanması öngörülmüştür.

Bu düzenleme karşısında Cumhurbaşkanının görevde olduğu sürece sadece vatana ihanetten yargılanabileceği, buna karşılık kişisel suçlarından ise yargılanamayacağı sonucu çıkarılabilir. Bu yorum kabul edilirse, Cumhurbaşkanı kişisel suçlarından dolayı ancak görevi sona erdiğinde yargılanabilecektir ve görevde olduğu sürede yargılanması yönünde Meclis ya da mahkemeler bir karar alamayacaktır. Başka bir ifadeyle, Cumhurbaşkanının kişisel suçlarından dolayı yargılanması için

dokunulmazlığı kaldırılamayacak, görev süresinin bitmesi beklenecektir.

Diğer bir görüş ise (Özbudun, s.290), Cumhurbaşkanının kişisel suçları bakımından milletvekili dokunulmazlığı hükümlerinin uygulanması gerektiği

(10)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

şeklindedir. Buna göre, milletvekili olmayan bakanlara bile tanınan dokunulmazlık imtiyazı Cumhurbaşkanına da tanınmalıdır. Buna göre, kişisel bir suç işleyen Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı milletvekili dokunulmazlığındaki usule göre kaldırılır ve Cumhurbaşkanı kişisel suçlarından dolayı yargılanır.

Hukuki Sorumluluk

Göreviyle İlgili Hukuki Sorumluluğu

Görevle ilgili hukuki sorumluluk, Cumhurbaşkanının görevini yerine getirirken yaptığı işlemlerden ve eylemlerden dolayı zarar görenlerin tazminat talep edip edemeyecekleriyle ilgilidir.

Anayasanın 105’inci maddesindeki, “Cumhurbaşkanının... tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur”

hükmünün, bu işlemlerden doğan siyasi sorumluluğun yanı sıra cezai ve hukuki sorumluluğu da Başbakan ve ilgili bakanlara yüklediği sonucuna ulaşmak mümkündür. Cumhurbaşkanının Başbakan ve ilgili bakanlarla birlikte imzaladığı işlemler, esasen Bakanlar Kurulu’nun ve bakanların faaliyetlerinin

yürütülmesinden kaynaklanmaktadır. Böyle olunca bu işlemlerden doğan hukuki sorumluluğun da onlara ait olması doğaldır. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlere gelince, Anayasa (m. 105/2), bunlara karşı hiçbir yargı merciine

başvurulamayacağını öngördüğünden, bunlardan dolayı da Cumhurbaşkanının hukuki sorumluluğunun kabul edilmediği görülmektedir. Örneğin,

Cumhurbaşkanının yapmış olduğu bir atama işlemi nedeniyle zarar gören kişinin hukuk mahkemesine başvurarak tazminat istemesi mümkün değildir.

Ancak Anayasa istisnaî olarak, Cumhurbaşkanının vatana ihanet suçlarından dolayı cezai sorumluluğunu öngördüğünden, bu suçların işlenmesiyle ortaya çıkan zararlardan dolayı Cumhurbaşkanının hukuki sorumluluğunun da olması gerekir.

Kişisel İşlem ve Eylemleriyle İlgili Hukuki Sorumluluğu

Anayasada, Cumhurbaşkanının kişisel hukuki muamele ve sözleşmelerinden dolayı sorumlu olmadığını belirten bir hüküm yoktur. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı da tıpkı diğer kişiler gibi Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuka ilişkin diğer mevzuat ile düzenlenmiş bulunan hukuki muamele, eylem ve sözleşmeleri yaptığı takdirde, bunlarla öngörülen sorumluluğu da üstlenmiş olur. Örneğin, Cumhurbaşkanı yapmış olduğu bir satış veya kira sözleşmesinden

(11)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakan-

lardan oluşur.

dolayı edimini ifa etmezse, sözleşmenin diğer tarafı hukuk mahkemesine başvurarak edimin ifasını talep edebilir.

Cumhurbaşkanının Görevinin Sona Ermesi

Cumhurbaşkanının görevi, görev süresinin dolması, istifa etmesi, ölmesi, sağlık nedeniyle görevini sürekli olarak yapamayacak durumda bulunması veya meclis tarafından vatana ihanetle suçlanarak Yüce Divan’a sevk edilmesi hâllerinde sona ermiş olur.

BAŞBAKAN VE BAKANLAR KURULU Bakanlar Kurulu’nun Kuruluşu

Anayasaya göre (m. 109), Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşur.

Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır. Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.

Başbakanın belirlenmesi: Bakanlar Kurulu’nun görevinin sona ermesi hâllerinde yeni Bakanlar Kurulu’nun oluşturulabilmesi için, Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden birisini Bakanlar Kurulunu kurmakla görevlendirir. Anayasada her ne kadar “Başbakan... atanır” denilmekteyse de, aslında Başbakan hükûmeti kurmakla görevlendirildiği sırada değil, daha sonra kendisi tarafından seçilen bakanlarla birlikte atanmaktadır. Cumhurbaşkanının bir milletvekilini hükûmeti kurmakla görevlendirmesi, onu Başbakanlığa atadığı anla- mına gelmez. Aksi takdirde, mevcut Bakanlar Kurulu göreve devam ettiğinden aynı anda iki Başbakan ortaya çıkmış olur.

Bakanlar Kurulu’nun atanması ve göreve başlaması: Hükûmeti kurmakla görevlendirilen Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesinin belirlediği Bakanlar Kurulu listesi Cumhurbaşkanına sunulur. Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanı’nın atama işlemiyle kurulmuş olur ve atama tarihinde göreve başlar.

Güven oylaması: Bakanlar Kurulu’nun listesi tam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise toplantıya çağrılır.

(12)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Bakanlar Kurulu’nun Meclisten güvenoyu

alabilmesi için, toplantıya katılanların

salt çoğunluğunun olumlu oy kullanması

gereklidir.

veya bir bakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır (AY. m. 110). Güven oylaması açık oyla genel hükümlere göre yapılır (İçtüzük, m. 124/4).

İç tüzük, güven oylamasının genel hükümlere göre, yani Anayasanın

“toplantı ve karar yeter sayısı”na ilişkin 96’ncı maddesindeki kurallara göre yapılmasını öngörmüştür. Bu durumda, Bakanlar Kurulu’nun Meclisten güvenoyu alabilmesi için, toplantıya katılanların salt çoğunluğunun olumlu oy kullanması gereklidir. Örneğin, 550 üyenin katıldığı oylamada, güvenoyu için 276; 400 üyenin katıldığı oylamada 201 oy güvenoyu için yeterli olacaktır. İç tüzükle, güvenoyu için özel bir çoğunluk aranmayarak, güven oylamasının genel hükümlere göre yapıl- masının öngörülmesi Bakanlar Kurulu’nun kuruluşunu kolaylaştırma amacına yöneliktir.

Bakanlar Kurulu’nun Yapısı

Bakanlar kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşan kolektif bir karar

organıdır. Ancak Başbakanın Bakanlar Kurulu içinde özel bir siyasi liderlik konumu vardır.

Başbakanın bu konumunun hukuki dayanağı Anayasanın 109 ve 112’nci maddeleridir. 112’nci maddeye göre, Başbakan, Bakanlar Kurulu’nun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur. Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur. Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür. 109’uncu maddeye göre de, bakanlar, Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanı’nca atanır; gerektiğinde

Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.

Başbakanın gücünün siyasal kaynağı ise, genellikle disiplinli partilerin bulunduğu parlamenter hükûmet sistemlerindeki “parti yönetimi” olgusudur.

Anayasa, Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının kanunla düzenlenmesini öngörmüştür (m. 113/1).

(13)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Bakanlar Kurulu’nun temel görevi “genel siyaseti” yürütmektir.

Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Bakanların Görev ve Yetkileri

Bakanlar Kurulu’nun görev ve yetkileri

Anayasada Bakanlar Kurulu’nun görev ve yetkileri tek tek sayılmış değildir.

Bakanlar Kurulu ülkenin iç ve dış politikasını belirler ve yürütür. Bakanlar Kurulu Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu gibi, yürütmenin genel karar organı olarak kanunların uygulanmasından da sorumludur.

Anayasaya (m. 112/1) göre Bakanlar Kurulu’nun temel görevi “genel siyaseti” yürütmektir. Bunun dışında Bakanlar Kurulu’nun Anayasada belirtilen diğer bazı görevleri ise şunlardır:

 Kanun tasarısı hazırlamak (m. 88).

 Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını hazırlamak (m. 162, 164).

 Kanun hükmünde kararname çıkarmak (m. 91).

 Tüzük çıkarmak (m. 115).

 Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim ilan etmek ve bu dönemlerde

olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarmak (m. 119-122).

 Millî güvenliği sağlamak ve Silahlı Kuvvetleri yurt savunmasına hazırlamak (m. 117).

 Genelkurmay Başkanını seçmek (m. 117).

 Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak (m. 73).

 Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla kanunla verilen yetkiye dayanarak ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymak ve bunları kaldırmak (m. 167).

Başbakanın görev ve yetkileri

Başbakanın, yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu’nun görevlerinin

yürütülmesinde önemli bir fonksiyonu vardır. Bu görevler Başbakanın liderliği ve yönlendirmesi ile yürütülür.

(14)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Başbakanın Anayasada sayılan bazı görevleri şunlardır:

 Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek (AY. m. 112).

 Hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek (AY. m. 112).

 Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak (AY. m. 112).

 Bakanları seçmek ve görevlerine son verilmesini teklif etmek (m. 109).

 Bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almak (AY. m. 112).

 Millî Güvenlik Kuruluna katılmak (m. 118).

 Yönetmelik çıkarmak (AY. m. 124).

Bakanların görev ve yetkileri

Bakanların, Bakanlar Kurulu üyesi olarak birlikte yerine getirecekleri görevlerin yanı sıra, kendi bakanlıklarının faaliyet alanındaki işleri de yürütmekle görevlidirler.

Bakanlar Kurulu’nun çalışma usulü

Bakanlar Kurulu Başbakanın başkanlığında ortak çalışan bir kuruldur.

Anayasaya göre, gerekli gördüğü hâllerde Cumhurbaşkanı da Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebilir (m. 104). Ancak uygulamada Cumhurbaşkanlarının Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesi son derece nadirdir. Ancak olağanüstü hâl ve sıkıyönetim ilanı ve bu dönemlerde olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu toplantılarına Cumhurbaşkanının başkanlık etmesi anayasal bir zorunluluktur (m. 119-122).

Bakanlar Kurulu bütün kararlarını oybirliği ile alır. Karara katılmak istemeyen bakan veya bakanlar, Başbakanın kararda ısrar etmesi hâlinde uygulamada

çekilmek zorunda kalmaktadırlar. Aksi takdirde, Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir (AY. m. 109/2).

Tart ış ma

• Bakanlar Kurulu’nun "genel siyaseti" yürütme temel görevini sınırları bakımından tartışınız.

• Düşüncelerinizi sistemde ilgili ünite başlığı altında yer alan

“tartışma forumu” bölümünde paylaşabilirsiniz.

(15)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Bakanlar Kurulu’nun kolektif

sorumluluğunun ortaya çıkarılması gensoru verilmesi ya da güven

istemi sonucunda yapılan “güven oylaması yöntemi” ile

mümkün olmaktadır.

Bakanlar Kurulu’nun çalışma usulüne ilişkin olarak Anayasada çok az kural bulunduğundan çalışmalar teamül ve uygulamalara göre yürütülmektedir.

Bakanlar kurulu üyelerinin sorumluluğu

Siyasi Sorumluluk

Siyasi sorumluluk, uyguladıkları politikalar, aldıkları kararlar ve her türlü işlem ve eylemlerinden dolayı Bakanlar Kurulu’nun veya bakanların görevlerine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından son verilebilmesini ifade eder. Bu siyasi bir müeyyidedir. Siyasi sorumluluk, kolektif ve bireysel olmak üzere iki çeşittir.

Kolektif (Ortak) Sorumluluk

Kolektif sorumluluk, hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesinden kaynaklanan sorumluluktur. Anayasaya göre, Bakanlar Kurulu, hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesinden birlikte sorumludur (m. 112/1). Bu nedenle, hükûmetin genel siyasetini ilgilendiren bir konudan dolayı güvensizlik oyu alan Bakanlar Kurulu’nun görevi bir bütün olarak sona erer. Bakanların, güvensizlik oyuna yol açan politika veya karara katılmadıklarını ileri sürerek görevde kalmaları söz konusu olamaz.

Bakanlar Kurulu’nun kolektif sorumluluğunun ortaya çıkarılması gensoru verilmesi ya da güven istemi sonucunda yapılan “güven oylaması yöntemi” ile mümkün olmaktadır:

 Gensoru görüşmeleri sırasında milletvekilleri veya siyasi parti grupları Bakanlar Kurulu’nun düşürülmesini sağlamak için güvensizlik önergesi verebilirler. Bakanlar Kurulu da güven isteminde bulunabilir. Bunun üzerine yapılacak oylamada güvensizlik önergeleri Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla (en az 276 oy) kabul edildiği takdirde Bakanlar Kurulu düşmüş olur (m. 99/4-5).

 Anayasaya göre, Başbakan, gerekli görürse, Bakanlar Kurulu’nda görüştükten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisinden güven isteyebilir.

Güven istemi, Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Güven istemi, ancak üye tam sayısının salt çoğunluğuyla (en az 276 oy) reddedilebilir (m. 111). Bu oylamada Bakanlar Kurulu’nun lehindeki oyların sayısı değil, aleyhindeki oyların sayısı önemlidir.

Aleyhteki oyların sayısı 276’ya ulaştığı takdirde Bakanlar Kurulu düşürülmüş olur.

Bireysel Sorumluluk

Bireysel siyasi sorumluluk, bakanların, kendi görev alanlarındaki faaliyetlerinden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı tek tek sorumlu

(16)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

olmalarını ifade eder. Anayasaya göre, her bakan, ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur (m. 112/2).

Bakanların bireysel sorumluluğu gensoru aracılığıyla gerçekleştirilir. Bir bakan hakkında verilen gensorunun görüşmeleri sırasında, bakanın düşürülmesini sağlamak için milletvekilleri veya siyasi parti grupları güvensizlik önergeleri verebilirler. Bu güvensizlik önergeleri Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla (en az 276 oy) kabul edildiği takdirde bakan bakanlıktan düşer (AY. m. 99/4-5). Bir bakanın bu şekilde düşürülmüş olması, diğer bakanları etkilemez. Düşen bakanın yerine yenisi atanır.

Cezai Sorumluluk

Görevle İlgili Cezai Sorumluluk

Görevle ilgili cezai sorumluluk, bakanların görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlardan kaynaklanan sorumluluğunu ifade eder. Örneğin, bir bakan görevini yaparken Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; zimmet, irtikâp, rüşvet alma, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, devlet alım-satımına fesat karıştırma ve devlet alım-satımı işlerinde menfaat temini gibi suçları işleyecek olursa, bu bakanın meclis soruşturması yoluyla Yüce Divan’a sevk edilmesi mümkündür. Meclis kara- rıyla Yüce Divan’a sevk edilen bir bakan bakanlıktan düşer ve Anayasa Mahkemesi tarafından Yüce Divan sıfatıyla yargılanır (AY. m. 148/3). Yüce Divan tarafından ya- pılan yargılama sonucunda suçu işlediği sabit olan bakan cezalandırılır. Beraat etmesi hâlinde ise kendiliğinden bakanlığa dönmesi söz konusu değildir. Ancak yeniden bakan olarak atanabilir.

Kişisel Suçlardan Dolayı Cezai Sorumluluk

Bakanlar görevleriyle ilgili olmayan suçlardan dolayı da cezai sorumluluğa sahiptirler. Örneğin, bakanlar, adam öldürme, müessir fiil, hakaret, dolandırıcılık gibi Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçları işledikleri takdirde yargılanırlar.

Göreviyle ilgili olmayan suç işleyen bakanların dokunulmazlığı milletvekili dokunulmazlığındaki usule göre kaldırılır ve bunlar genel ceza mahkemelerince yargılanırlar. Görevle ilgili olmayan suçlardan dolayı bakanların Yüce Divan’da yargılanması söz konusu olamaz. Çünkü Anayasa (m. 148/3), bakanların yalnızca

“görevleriyle ilgili suçlardan dolayı” Yüce Divan tarafından yargılanmalarını öngörmüştür.

(17)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Görevleriyle ilgili bir suç işlediği iddiasıyla Meclis tarafından Yüce Divan’a sevk edilen bir bakanın bakanlıktan düşmesini öngören Anayasa (m.113/3), görevle ilgili olmayan suçlardan dolayı yargılanacak olan bakanlar hakkında böyle bir hükme yer vermemiştir. Dolayısıyla, göreviyle ilgili olmayan bir suçtan dolayı genel ceza mahkemesinde yargılanması için dokunulmazlığı Meclis tarafından kaldırılan bir bakanın bakanlık görevinin devam etmesi gerekir. Ancak yargılama sonucunda, milletvekili yeterliliğini ortadan kaldıran bir suçtan mahkûm olursa, o takdirde milletvekilliği sıfatıyla birlikte bakanlık görevi de sona erer.

Hukuki Sorumluluk

Görevle İlgili Hukuki Sorumluluk

Bakanların görevle ilgili hukuki sorumluluğu, görevle ilgili işlem ve eylemlerden dolayı devlete ve kişilere verilen zararların tazmin edilmesi sorumluluğudur.

Bakanların görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlar (örneğin, devlet alım- satımına fesat karıştırma) veya işlemler nedeniyle devlet hazinesi bir zarar görmüşse, bu zararların tazmin edilmesi gerekir. Devletin uğradığı zararların tazmini, bakanlar aleyhine genel hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davaları yoluyla gerçekleştirilir. Bu tazminat davalarına Yüce Divan’da bakılması mümkün değildir. Çünkü Yüce Divan, anayasa gereğince sadece görevle ilgili suçlara bakmaya yetkilidir.

Bakanların görevleriyle ilgili işlem ve eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararların da tazmin edilmesi zorunludur. Buna göre, bakanlıkların hizmet kusuru ve kişisel kusur oluşturan işlem ve eylemleri nedeniyle (örneğin, bir hizmetin kurulması, düzenlenmesi ve işletilmesinden doğan zararlar veya bir atama veya yıkım işleminden doğan zararlar) kişilerin uğradığı zararlar, idare aleyhine idari yargıda açılacak tam yargı davasıyla tazmin ettirilebilir (AY.m.125). Ancak bu işlem ve eylemlerde bakanın kişisel kusuru bulunduğu takdirde, bakanlığın bakana rücû ederek ödediği tazminatı talep etmesi mümkündür. Bu ise devletin bakana karşı genel hukuk mahkemelerinde açacağı tazminat davaları ile gerçekleştirilir. Ancak bakanın kastının bulunduğu bazı hâllerde (örneğin, mahkeme kararını kasten uygulamaması) doğrudan bakana karşı da hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir.

(18)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Bakanların hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davaları onların milletvekilliği sıfatlarını ve bakanlık görevlerini etkilemez.

Kişisel İşlem ve Eylemlerden Dolayı Hukuki Sorumluluk

Bakanlar da diğer kişiler gibi Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuka ilişkin diğer mevzuat ile düzenlenmiş bulunan hukuki sözleşme, eylem ve işlemleri yaptıkları takdirde, bunlarla öngörülen sorumluluğu da üstlenmiş olurlar. Örneğin, bir bakan yapmış olduğu satış, kira, vekâlet sözleşmesinden dolayı üstlendiği borcu yerine getirmediği takdirde, sözleşmenin diğer tarafı hukuk mahkemesine başvurarak edimin ifasını talep edebilir.

Bakanlar Kurulu’nun ve Bakanların Görevinin Sona Ermesi Bakanlar Kurulu’nun Görevinin Sona Ermesi

Aşağıda inceleyeceğimiz Bakanlar Kurulu’nun görevinin sona erdiği bütün hâllerde ülkenin hükûmetsiz kalmaması için yeni Bakanlar Kurulu kurulup göreve başlayıncaya kadar, mevcut Bakanlar Kurulu görevi sürdürür. Görevi sona eren Bakanlar Kurulu’nun, yeni Bakanlar Kurulu göreve başlayıncaya kadar hukuken bütün yetkileri kullanması mümkünse de, zorunlu olmadıkça günlük işleri yürütmekle yetinmesi daha uygun olur.

Bakanlar Kurulu’nun görevi istifa, güvenoyu alınamaması, gensoru ile düşürülme, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yenilenmesi ya da Başbakanın görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâllerinde sona erer.

Başbakanın görevi ise ölüm, istifa, milletvekilliği sıfatının sona ermesi, Yüce Divan’a sevk edilme veya Cumhurbaşkanlığına seçilme hâllerinde sona erer.

Bakanların Görevinin Sona Ermesi

Bir bakanın görevi; Bakanlar Kurulu’nun görevinin sona ermesi, Başbakanın önerisiyle Cumhurbaşkanınca görevine son verilmesi (azil), ölümü, istifası,

milletvekili seçilme yeterliliğini kaybetmesi, gensoruyla düşürülmesi,

Cumhurbaşkanı seçilmesi ve Yüce Divan’a sevk edilmesi hâllerinde sona erer.

Bir veya birkaç bakanın görevinin sona ermesi Bakanlar Kurulu’nun görevini sürdürmesini engellemez. Görevi sona eren bakanların yerine yenileri atanır.

(19)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Öz et

•Yürütme Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan oluşmaktadır.

Cumhurbaşkanı 2007 yılında yapılan anayasa değişikliğine kadar TBMM tarafından seçilirken bundan sonra doğrudan hâlk tarafından seçilmesi esası getirilmiştir. 2007 yılındaki anayasa değişikliğinden önceki sistemde Cumhurbaşkanı yürütmenin sorumsuz kanadı olarak kabul edilmekle birlikte adı geçen değişiklikten sonra aynı değerlendirmenin yapılması mümkün değildir.

•Tam bir tarafsızlık içinde görev yapması gereken

Cumhurbaşkanının yasama, yürütme ve yargıyla ilgili olmak üzere çok değişik görev ve yetkileri bulunmaktadır. Söz gelimi yasama organı tarafından kabul edilmiş kanunları yayımlamak yasama ile ilgili, üniversite rektörlerini seçmek yürütme ile ilgili ve Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek yargı ile ilgili görevlerindendir.

•Yürütmenin diğer kanadı ise Bakanlar Kurulu’ndan oluşmaktadır.

Bakanlar kurulu Başbakan ve bakanlardan oluşur. Başbakan bakanlar arasında eşgüdümü sağlayarak Bakanlar Kurulu’nun uyum içersinde çalışmasını sağlar. Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nun diğer üyelerinin siyasi ve cezai sorumlulukları bulunmaktadır. Siyasi sorumluluk bakımından ise bireysel ve kolektif olmak üzere iki tür sorumluluktan söz edilebilir.

(20)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

Değerlendirme sorularını sistemde ilgili ünite başlığı altında yer alan “bölüm sonu testi”

bölümünde etkileşimli olarak

cevaplayabilirsiniz.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1. 1982 Anayasası’na göre, aşağıdakilerden hangisi olağan dönem kanun hükmünde kararnameleri ile düzenlenemez?

a) Siyasi parti kurma hakkı b) Sendika kurma hakkı c) Çalışma hakkı d) Sağlık hakkı e) Konut hakkı

2. Aşağıdakilerden hangisi olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin bir özelliği değildir?

a) Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır.

b) Çıkarılması için yetki kanununa ihtiyaç yoktur.

c) Kanunlarda değişiklik yapabilir.

d) Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim süresi ile sınırlıdır.

e) Kişi hakları ve siyasi hakları düzenleyebilir.

3. Aşağıdakilerden hangisi olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin bir özelliği değildir?

a) Bu kanun hükmünde kararnamelerle, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması durdurulabilir.

b) Sadece olağanüstü hâl ve sıkıyönetim bölgesinde uygulanabilir.

c) Bakanlar Kurulu tarafından çıkarıldıktan sonra Cumhurbaşkanının onayına sunulur.

d) Bu kararnamelerle kanunlarda değişiklik yapılamaz.

e) Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

4. Aşağıdakilerden hangisi olağan dönem kanun hükmünde kararnamelerinin çıkarılabilmesi için gerekli olan yetki kanunlarının bir özelliği değildir?

a) Çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin amacı, yetki Kanunu’nda belirtilmelidir.

b) Yetki Kanunu’nda, bu kanuna dayanılarak birden fazla kanun hük- münde kararname çıkarılıp çıkarılamayacağına ilişkin bir hüküm olmalıdır.

c) Bakanlar Kurulu’nun istifa etmesi hâlinde, yetki kanunları geçerliliğini yitirir.

d) Yetkinin süresi, yetki Kanunu’nda belirtilmelidir.

e) Çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin kapsamı, yetki Kanunu’nda belirtilmelidir.

(21)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

5. Aşağıdakilerden hangisi tüzüklerin özelliklerinden biri değildir?

a) Sadece Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılabilir.

b) Danıştay incelemesinden geçirilmeleri şarttır.

c) Kanuna dayanmayan bir tüzük çıkarılamaz.

d) Cumhurbaşkanı tarafından imzalanıp, Resmi Gazete’de yayımlanırlar.

e) Tüzükler hakkında yargı yoluna başvurulamaz.

6. Yönetmelikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Bütün yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanması zorunlu değildir.

b) Yönetmeliklerin yargısal denetimi idari yargı tarafından yapılır.

c) Kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarıyla ilgili yönetmelik çıkarabilir.

d) Bakanlıklar tarafından çıkarılan yönetmeliklerin yargısal denetimi Danıştay’ca yapılır.

e) Başbakanlık yönetmelik çıkaramaz.

7. Aşağıdakilerden hangisi sıkıyönetim ilanı sebeplerinden biri değildir?

a) Savaş hâlinin varlığı.

b) Ayaklanma olması.

c) Vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın olması.

d) Ağır ekonomik bunalım hâlinin ortaya çıkması.

e) Ülkenin bölünmezliğini tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması.

8. Olağanüstü hâl ilanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilir.

b) Olağanüstü hâl ilanını gerektiren sebepler Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

c) Süresi altı ayı aşmamak üzere olağanüstü hâl ilan edebilir.

d) Olağanüstü hâl Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün TBMM’nin onayına sunulur.

e) Meclis olağanüstü hâl süresini değiştirebilir.

(22)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

9. Sıkıyönetim ilanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Yurdun bütününde sıkıyönetim ilan edilebilmesi mümkündür.

b) Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilir.

c) Milli Güvenlik Kurulu’nun görüşünün alınması zorunludur.

d) Sıkıyönetim ilanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

e) Meclis sıkıyönetim kararını kaldıramaz.

10. Aşağıdakilerden hangisi sıkıyönetim ilanının hukuki sonuçlarından biri değildir?

a) Sıkıyönetim hâlinde dahi temel hak ve hürriyetler durdurulamaz.

b) Kolluk yetkileri askerî makamlara geçer.

c) Sıkıyönetim askeri mahkemeleri kurulabilir.

d) Sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamesi çıkarılabilir.

e) Zabıta kuvvetleri sıkıyönetim komutanının emrine girer.

Cevap Anahtarı

1.A, 2.C, 3.C, 4.C, 5.E, 6.E, 7.D, 8.B, 9.E, 10.A

(23)

Devletin Temel Organları: Yürütme II

YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR

Atar, Y. (2011) “Türk Anayasa Hukuku”, 6. Baskı, Konya, Mimoza Yayınları.

Gözler, K. (2011) “Türk Anayasa Hukuku Dersleri”, 12. Baskı, Bursa, Ekin Basım Yayın Dağıtım.

Özbudun, E. (1998), “Türk Anayasa Hukuku”, Yetkin Yayınları, Ankara.

Tanör, B. Ve Yüzbaşıoğlu, N. (2009), “1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku”, 9. Baskı, İstanbul, Beta yayınları.

Teziç, E. (1996), “Anayasa Hukuku”, İstanbul.

Referanslar

Benzer Belgeler

Kontrast nefropatisi riski nedeniyle 30 cc düşük doz kontrast madde ve sabit gecikme zamanı ile BT çekimi yapılan 35 hastayla (Protokol A), standart BT çekimi yapılan 36

The purpose of the study was to investigate the influence of pharmacist-conducted injectable drug education program on knowledge, attitude and practice in

Araflt›rmac›lar, daha önce T hücrelerini bedenden al›p kültür ortam›nda ço¤altt›ktan sonra yeniden bedene afl›- lamak yöntemlerini denemifller, ancak, bunlar›n

Bu hak ve hürriyetler arasında eşitlik ilkesi, kişi hürriyeti ve güvenliği, işkence ve eziyet yasağı, mülkiyet hakkı, din ve vicdan hürriyeti, konut dokunulmazlığı,

Ülkemize kazandırılması planlanan ikinci nükleer güç santrali projesi için dünyada nükleer güç reaktörü ve ekipmanı teknolojilerinin geliştirilmesinde, nükleer madde

 Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar

Bizler umut dolu koca bir kuşağın türlü işkencelerle yalnızca seslerinin değil hayallerinin de kestirilip atıldığı olağanüstü halin, şimdilerde devam ettirilen

 Aynı konuyu düzenleyen sonraki tarihli özel kanun, genel kanunun ilgili hükümlerini zımnen yürürlükten kaldırır..  Aynı konuyu düzenleyen sonraki tarihli genel kanunun