• Sonuç bulunamadı

ÇAĞDAŞ MİMARLIKTA TEKRAR KAVRAMI ÜZERİNE İNCELEME. Esma EROĞLU YÜKSEK LİSANS TEZİ MİMARLIK ANABİLİM DALI GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ÇAĞDAŞ MİMARLIKTA TEKRAR KAVRAMI ÜZERİNE İNCELEME. Esma EROĞLU YÜKSEK LİSANS TEZİ MİMARLIK ANABİLİM DALI GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Copied!
145
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

ÇAĞDAŞ MİMARLIKTA TEKRAR KAVRAMI ÜZERİNE İNCELEME

Esma EROĞLU

YÜKSEK LİSANS TEZİ MİMARLIK ANABİLİM DALI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

OCAK 2017

(3)

Bu tezin, kapsam ve kalite olarak Yüksek Lisans Tezi olduğunu onaylıyorum ...………

Başkan: Doç. Dr. Nazan KIRCI

Mimarlık Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi

Bu tezin, kapsam ve kalite olarak Yüksek Lisans Tezi olduğunu onaylıyorum ………...

Üye: Yrd. Doç. Dr. Murat SÖNMEZ

Mimarlık Anabilim Dalı, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

Bu tezin, kapsam ve kalite olarak Yüksek Lisans Tezi olduğunu onaylıyorum ………...

Tez Savunma Tarihi: 23/01/2017

Jüri tarafından kabul edilen bu tezin Yüksek Lisans Tezi olması için gerekli şartları yerine getirdiğini onaylıyorum.

……….…….

Prof. Dr. Hadi GÖKÇEN Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü

(4)

ETİK BEYAN

Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tez Yazım Kurallarına uygun olarak hazırladığım bu tez çalışmasında;

 Tez içinde sunduğum verileri, bilgileri ve dokümanları akademik ve etik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi,

 Tüm bilgi, belge, değerlendirme ve sonuçları bilimsel etik ve ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu,

 Tez çalışmasında yararlandığım eserlerin tümüne uygun atıfta bulunarak kaynak gösterdiğimi,

 Kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı,

 Bu tezde sunduğum çalışmanın özgün olduğunu,

bildirir, aksi bir durumda aleyhime doğabilecek tüm hak kayıplarını kabullendiğimi beyan ederim.

Esma EROĞLU 23/01/2017

(5)

Tarihsel süreçte mimarlık ve sanattaki düşünme ve üretim edimleri çeşitli kavramsal anlatımlarla ifade bulmuştur. Tekrar kavramı da bu yaklaşımlardan biridir. Mimarlıkta epistemolojinin daha fazla önem kazandığı günümüzde, tekrar kavramı üzerine de çeşitli düşünsel, işlevsel, biçimsel, dönemsel, vb. perspektiflerden yaklaşımlar geliştirilmektedir.

Bu tezin amacı tekrar kavramına dair kuramsal ve kılgısal değişimlerin çağdaş mimarlığa yansımalarını tartışarak, belirtilecek olan farklı yaklaşım biçimlerinin çağdaş mimarlığa kazandırdığı yeni bakış açılarını göstermektir. Tez içerisinde öncelikli olarak tekrar kavramı ve ilişki içerisinde olduğu kavramlar tartışılmıştır. Sonrasında tekrar kavramı üzerine düşünsel ve biçimsel ifadelerin karşılığını bulduğu tarihsel bir değerlendirme yapılmıştır.

Her alanda önemli değişimlerin yaşandığı 19. ve 20. yüzyıl, tekrar kavramı için de önemli değişimlere ve dönüşümlere işaret etmektedir. Özellikle çağın filozofu olarak anılan Gilles Deleuze tekrar ile ilgili söylemleriyle bu değişimin ve dönüşümün önde gelen temsilcisidir.

Tezin temel dayanağını Deleuze’ün tekrar kavramıyla ilgili düşünceleri oluşturmaktadır.

Deleuze sayesinde güncellenen tekrar kavramı, çağdaş mimarlığın getirdiği tasarım yaklaşımları arasında yerini almıştır. Tez kapsamında, çağdaş mimarlık tartışmaları üzerinden değerlendirilen tekrar kavramı çağdaş mimarların tasarımları üzerinden çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu mimarlar John Hejduk, Peter Eisenman, Bernard Tschumi, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Greg Lynn, UNS, FOA ve NOX ile sınırlandırılmıştır. Çağdaş düşünce ve çağdaş sanatın izini süren mimarlar tekrarın getirdiği yeni anlam zenginliğinden faydalanarak, kendi yapı stillerini ortaya koymaya başlamıştır. Bu doğrultuda, çalışma içerisinde Deleuze’ün tekrar düşüncesinin çağdaş mimarların tasarımlarına yansımaları incelenmiştir. Sonuç olarak, tezde tekrar düşüncesinin tarihsel süreci ele alınarak, Deleuze felsefesi ile dönüşümü ve çağdaş mimarlığa sunduğu yeni bakış açısı gösterilmiştir.

Bilim Kodu : 80112

Anahtar Kelimeler : Çağdaş Mimarlık, Gilles Deleuze, Fark, Tekrar Sayfa Adedi : 128

Danışman : Doç. Dr. Adnan AKSU

(6)

A STUDY ON THE CONCEPT OF REPETITION IN CONTEMPORARY ARCHITECTURE

(M. Sc. Thesis) Esma EROĞLU GAZİ UNIVERSITY

GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES January 2017

ABSTRACT

In the historical process, architecture and thoughts on art and production acts have been expressed by various conceptual narratives. The notion of repetition is one of these approaches. While epistemology comes into prominence in architecture nowadays, various approaches from perspective such as intellectual, functional, formal, periodical, etc. are being developed on the concept of repetition. The purpose of this thesis is to discuss the reflections theoretical and practical changes of the concept of repetition to contemporary architecture and indicate the new perspectives which bring different approaches to contemporary architecture. Firstly, the concept of repetition and the concepts related with repetition are discussed. Then, a historical assessment which correspond to intellectual and formal expressions on the concept of repetition have been evaluated. The 19th and 20th centuries, in which significant changes took place, also indicates important changes and transformations for the concept of repetition. Especially, Gilles Deleuze called as a philosopher of the age, is the leading representative of this change and transformation with his expressions about repetition. Deleuze's thought about the concept of repetition formed the basic of thesis. The concept of repetition, renewed by Deleuze, has taken place among the design approaches of contemporary architecture. Within the scope of the thesis, the concept of repetition interpreted on contemporary architecture debates has been tried to be solved through the design of contemporary architects. John Hejduk, Peter Eisenman, Bernard Tschumi, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Greg Lynn, UNS, FOA and NOX are mentioned contemporary architectures in that thesis. Architects inspired from contemporary thought and contemporary art have begun to reveal their own building style by using meaning richness of repetition. Accordingly, reflections of Deleuze's repetition have been analyzed on designs of contemporary architects. After all, transformation of repetition by Deleuze’ philosophy and a new perspective that repetition brings to contemporary architecture have been indicated by considering the historical process of repetition.

Science Code : 80112

Key Words : Contemporary Architecture, Gilles Deleuze, Difference, Repetition Page Number : 128

Supervisior : Assoc. Prof. Dr. Adnan AKSU

(7)

çalışmalarımın mimarlığa veya diğer disiplinlere zenginleştirici katkısı olması temennisiyle…

(8)

İÇİNDEKİLER

Sayfa

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... v

TEŞEKKÜR ... vi

İÇİNDEKİLER ... vii

ÇİZELGELERİN LİSTESİ ... ix

ŞEKİLLERİN LİSTESİ ... x

RESİMLERİN LİSTESİ ... xi

SİMGELER VE KISALTMALAR... xv

1. GİRİŞ

...

1

2. KAVRAMSAL OLARAK TEKRAR

... 5

2.1. Tekrar Kavramının Tanımı ve Etimolojik Açılımları ... 5

2.2. Tekrar Kavramının Düşünsel Açılımları... 8

3. MİMARLIKTA VE SANATTA TEKRAR

... 15

3.1. Tekrar Kavramını Biçim Üzerinden Okuma ... 15

3.1.1. Yapısal gereklilik olarak tekrar ... 15

3.1.2. Düzende, simetride ve oranda tekrar ... 16

3.1.3. Ritimde tekrar ... 19

3.1.4. Çoğaltma olarak tekrar ... 22

3.1.5. Simgesel olarak tekrar ... 23

3.1.6. Benzetmede tekrar ... 25

3.1.7. Tipolojide tekrar ... 26

3.1.8. Süslemede tekrar ... 27

3.2. Tekrar Kavramına Dönemsel Bir Bakış ... 29

(9)

4.1. Gilles Deleuze Felsefesi’nde Tekrar Kavramı ... 57

4.2. Çağdaş Mimarlık ve Sanat Bağlamında Tekrar Kavramı ... 67

5. ÇAĞDAŞ MİMARLIKTA TEKRARIN MİMARLAR ÜZERİNDEN ÇÖZÜMLEME DENEMESİ

... 75

5.1. John Hejduk ... 75

5.2. Peter Eisenman ... 79

5.3. Bernard Tschumi ... 82

5.4. Rem Koolhaas ... 85

5.5. Zaha Hadid ... 87

5.6. Greg Lynn ... 91

5.7. UNstudio/ Ben van Berkel ve Carolina Bos ... 94

5.8. Foreign Office Architecture/Farshid Moussavi ve Alejandro Zaera-Polo ... 98

5.9. NOX/ Lars Spuybroek ... 102

6. SONUÇ

... 105

KAYNAKLAR ... 113

EKLER ... 123

EK-1. ... 124

ÖZGEÇMİŞ ... 125

DİZİN ... 127

(10)

ÇİZELGELERİN LİSTESİ

Çizelge Sayfa

Çizelge 2.1. Tekrar kavramının ilişki içerisinde olduğu kavramlar ... 6

Çizelge 2.2. Tekrar kavramının açılımları ... 11

Çizelge 3.1. Tarihsel kronoloji... 29

Çizelge 4.1. Deleuzecü tekrar kavramının açılımları ... 63

(11)

Şekil 3.5. Villa La Rotonda kesiti ve planı ... 38

Şekil 3.6. San Carto alle Quattro Fontane Kilisesi planı ... 39

Şekil 4.1. Francis Alÿs’in Lupita’ya Şarkı (Song for Lupita) adlı animasyon çizimi kurgusu ... 69

Şekil 5.1. John Hejduk’ün eşkenar dörtgen kurgusu ... 76

Şekil 5.2. Canneregio Projesi planı ... 80

Şekil 5.3. House 11a biçimlenişi ... 81

Şekil 5.4. Mercedes Benz Müzesi Duble Helix ve Trefoil Design Model'lerinin Birleşimi ... 97

Şekil 5.5. Mercedes Benz Müzesi katlarının oluşumu ... 98

(12)

RESİMLERİN LİSTESİ

Resim Sayfa

Resim 3.1. Le Corbusier, Villa Savoye, Poissy, Fransa... 16

Resim 3.2. Düzenli tekrarın uygulandığı cephe örneği ... 17

Resim 3.3. Le Corbusier’in Modulor Serisi ... 18

Resim 3.4. Le Corbusier’in insan ölçüleri ile ilgili Modulor Serileri ... 18

Resim 3.5. Aldo Rossi, City of all Bongoricco, Bongoricco, İtalya ... 19

Resim 3.6.Cephe üzerindeki ritim ... 20

Resim 3.7. Kengo Kuma, Çin Sanat Akademisi, Hangzhou, Çin... 21

Resim 3.8. Kengo Kuma, Çin Sanat Akademisi çatısı ... 21

Resim 3.9. Hong Kong’ta toplu konut örneği ... 22

Resim 3.10. Herzog & de Meuron, Eberswalde Teknik Okul Kütüphanesi, Eberswalde, Almanya ... 23

Resim 3.11. Michelangelo, Tanrı’nın Adem’i Yaratışı ... 23

Resim 3.12. San Marco Bazilikası’nın ön cephesindeki simgesel anlatımlar ... 24

Resim 3.13.Charles Moore, Piazza d’Italia, New Orleans, ABD ... 25

Resim 3.14. Frank Ghery, Dancing House, Prag, Çek Cumhuriyeti ... 25

Resim 3.15. Santiago Calatrava, Bilim Müzesi, Valencia, İspanya ... 26

Resim 3.16. Aldo Rossi, City of all Borgoricco, Borgoricco, İtalya ... 27

Resim 3.17. Doumo Katedrali süslemesi ... 28

Resim 3.18. El Hamra Sarayı’nın çini süslemeleri ... 28

Resim 3.19. Partheneon Tapınağı, Atina, Yunanistan ... 31

Resim 3.20. Colosseum, Roma, İtalya ... 31

Resim 3.21. San Marco Bazilikası, Venedik, İtalya ... 33

Resim 3.22. San Marco Bazilikası iç mekânı ... 33

Resim 3.23. Kurtuba Camii, Kurtuba, İspanya ... 34

(13)

Resim 3.30. Walter Gropius, Bauhause, Berlin, Almanya ... 43

Resim 3.31. Mies van der Rohe, Weissenhof Konutları, Stuttgart, Almanya ... 44

Resim 3.32. Andy Warhol, Chambell çorba konserveleri... 49

Resim 3.33. Andy Warhol, Marilyn'ler ... 49

Resim 3.34. Donald Judd, İsimsiz ... 50

Resim 3.35. Robert Venturi, Vanna Venturi House, Pensilvanya, ABD ... 53

Resim 3.36. Aldo Rossi, San Cataldo Mezarlığı, Modena, İtalya ... 53

Resim 3.37. Micheal Graves, Disney Otelleri, Florida, ABD ... 54

Resim 5.1. John Hejduk, Duvar Ev 2, Gronningen, Hollanda ... 77

Resim 5.2. Duvar Ev 2 sirkülasyon ve konut birimleri ... 77

Resim 5.3. Duvar Ev 2 cephesi ... 78

Resim 5.4. Duvar Ev 2 sirkülasyon ve konut birimi ... 78

Resim 5.5. Peter Eisenman, Canneregio Projesi, Venedik, İtalya ... 80

Resim 5.6. Canneregio Projesi kesitleri ... 81

Resim 5.7. Bernard Tschumi, Parc de la Vilette projesi, Paris, Fransa ... 83

Resim 5.8. Parc de la Vilette ızgara plan şeması ... 83

Resim 5.9. Parc de la Vilette’de birimlerin bileşim elemanları ... 84

Resim 5.10. Parc de la Vilette kızıl küpün farklılaşması ... 84

(14)

Resim Sayfa

Resim 5.11. Rem Koolhaas, Seattle Kütüphanesi, Seattle, ABD ... 86

Resim 5.12. Seattle Kütüphanesi cephesi... 86

Resim 5.13. Seattle Kütüphanesi cephesi ... 86

Resim 5.14. Seattle Kütüphanesi iç mekânı ... 87

Resim 5.15. Zaha Hadid, Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Bakü, Azerbaycan ... 89

Resim 5.16. Haydar Aliyev Kültür Merkezi ... 89

Resim 5.17. Haydar Aliyev Kültür Merkezi cephesi ... 90

Resim 5.18. Haydar Aliyev Kültür Merkezi salonu ... 90

Resim 5.19. Greg Lynn, Kore Kilisesi, New York, ABD ... 92

Resim 5.20. Kore Kilisesi cephesi ... 93

Resim 5.21. Kore Kilisesi iç mekânı ... 93

Resim 5.22. Kore Kilisesi iç mekânı ... 94

Resim 5.23. UNS, Mercedes Benz Müzesi, Stuttgart, Almanya ... 96

Resim 5.24. Mercedes Benz Müzesi cephesi ... 96

Resim 5.25. Mercedes Benz Müzesi cephesi ... 97

Resim 5.26. FOA, Ravensbourne Dijital Medya ve Tasarım Koleji, Londra, İngiltere . 100

Resim 5.27. Ravensbourne Dijital Medya ve Tasarım Koleji ... 100

Resim 5.28. Ravensbourne Dijital Medya ve Tasarım Koleji ... 101

Resim 5.29. Ravensbourne Dijital Medya ve Tasarım Koleji Cephesi iç mekânı ... 101

Resim 5.30. Ravensbourne Dijital Medya ve Tasarım Koleji cephesi ... 102

Resim 5.31. NOX, Son-O-House Enstelasyonu, Son en Breugel, Hollanda ... 103

Resim 5.32. Son-O-House Enstelasyonu iç mekânı ... 104

Resim 5.33. Son-O-House Enstelasyonu iç mekânı ... 104

Resim 6.1. 1914 yılına ait farklı ülkelerden mimari örnekler ... 110

(15)
(16)

SİMGELER VE KISALTMALAR

Bu çalışmada kullanılmış simgeler ve kısaltmalar, açıklamaları ile birlikte aşağıda sunulmuştur.

Kısaltmalar Açıklamalar

FOA Foreign Office of Architecture MOMA The Museum of Modern Art

TDK Türk Dil Kurumu

UNS UNstudio

(17)

kullanımı çeşitli düşünsel değerlendirmelerle değişmiş ve gelişmiştir. Bu tezin amacı tekrar kavramına dair düşünsel değişimlerin çağdaş mimarlığa yansımalarını Gilles Deleuze felsefesi üzerinden tartışarak, belirtilecek olan farklı yaklaşım biçimlerinin çağdaş mimarlığa kazandırdığı yeni bakış açılarını göstermek ve tekrar kavramının çağdaş mimarlıkta ortaya koyduğu yaratıcı potansiyeli ortaya çıkarmaktır. Dolayısıyla tezin temel dayanağını da Deleuze’ün tekrar kavramıyla ilgili düşünceleri oluşturmaktadır.

Tezin ilk bölümünde tekrarın etimolojik kökeni incelenip tanımı yapılarak kopya, simulakra, taklit/mimesis, temsil, benzerlik ve özdeşlik kavramları ile ilişkisi ele alınmıştır. Belirtilen kavramlar özünde bir tekrarı barındırdığı ve dolayısıyla var olan gerçekliğin kendisi olmadığı çıkarımından hareketle düşünsel açılımları tartışılmıştır. Tez içerisinde ise bu tartışmalar ağırlıklı olarak Gilles Deleuze’ün söylemleri üzerinden yapılmıştır. Deleuze Platon’un görüşleri üzerinden klasik felsefede farklılık tartışmalarına ve sonraki dönemlerde Soren Kierkegaard, Friedrich Nietzsche, gibi filozofların tekrar kavramı üzerine çeşitli söylemlerine yer vererek bu kavramı kendi düşünceleri ile güncellemiştir. Dolayısıyla tekrar kavramı düşünsel boyuttaki açılımlarıyla yenilenip kendine özgü bir anlam bulmaya başlamıştır.

Tezin ikinci bölümünde ise tekrar kavramının mimarlıkta ve sanatta biçimsel anlamı irdelenmiş ve geçmiş dönemlere ait değerlendirmesi yapılmıştır. Biçimsel değerlendirmede mimarlıkta ve sanatta kullanılan tekrar etme biçimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Tezde, yapım tekniğinin gerekli kıldığı; düzen, oran, simetri ile oluşturulan tekrar, ritim olarak tekrar, çoğaltma olarak tekrar, simgesel olarak tekrar, tipolojide tekrar, benzetmede tekrar ve süslemede tekrar biçimleri tanımlanmış ve örneklendirilmiştir. Buradaki amaç dönemsel değerlendirmede ele alınan tekrar biçimlerini görmektir. Tekrar kavramı dört dönem içerisinde incelenmiştir. Bu dönemler Klasik dönem öncesi, Klasik dönem, Modern dönem

(18)

ve 21. yüzyıl (çağdaş düşüncenin yeşermesi) olarak ele alınmıştır. Klasik dönem öncesinde ideal biçim yaklaşımı ortaya atılmış ve belirlenen oran sistemleri mimarlıkta ideali yakalama biçimi olarak yapılarda uygulanmıştır. Bu dönem içerisindeki tartışmalar ideal biçim yaklaşımları üzerinden yapılmıştır. Klasik dönemde yine benzer oran sistemleri kullanılarak, düzen, simetri, ritim gibi tekrarı içinde barındıran kavramlar yapılarda baskın bir şekilde uygulanmaya devam etmiştir. Fakat klasik dönemde estetik kaygıların belirgin bir biçimde ihtiyaç halini alması daha kompleks biçimlenmelerin de oluşumuna neden olmuştur. Bu durum aynı zamanda pek çok mimari akıma ilham vermiştir.

Modern Dönemde ise tekrar kavramı endüstri devriminin getirdiği makineleşme ve seri üretimle rasyonel bir mimarlık oluşturma çabaları üzerinden incelenmiştir. Le Corbusier’in Modulor’u ile modernist mimarlıkta evrensel bir oran sistemi kurma çalışmaları tekrarın bu dönemdeki temel biçimlenişi olarak tartışılmıştır. Dolayısıyla Modern dönemde mimarlık, kendini daha çok sanayi devriminin getirdiği seri üretime açarak kütlesel kompozisyonların işleve dayalı çoğaltma tekrarıyla kendini göstermiştir.

İkinci Dünya Savaşından sonraki yıllarda düşüncedeki dönüşümler ile birlikte dönem içerisinde farklı yaklaşımlarla karşılaşılmıştır. Mimarlıkta dekonstrüktivizm, neoavangard gibi akımlar klasik anlamda belirtilen tekrar kavramını karşısına almıştır. Savaş sonrası yıllarda da mimarlık deneysel bir süreçten geçmeye devam etmiştir. Çağın beraberinde getirdiği çeşitli üslupların oluşturduğu eklektizm ve farklılıkların bir arada bulunduğu somut oluşumlar, mimarlık için önemli gelişmelere ön ayak olmuştur. Tekrar kavramı da artık rasyonel yaklaşımların değil farklılıkların önemsendiği bir yaklaşım içerisinde tartışılmaya başlanmıştır. Bu bölüm içerisinde de tekrara farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlayan yaklaşımlara hazırlık evresi oluşturan düşüncelere yer verilmiştir.

21. Yüzyıl ise mimarlıkta ve sanatta tekrar kavramının dönüşümünün gerçek etkilerinin somut bir şekilde ele alındığı bir dönem olarak tartışılmıştır. Özellikle bu dönem içerisinde tekrar düşüncesinin dönüşümü ile çağdaş, çağdaş sanat ve çağdaş mimarlık tartışmalarının yön verdiği, mimarlık üzerine tanımlanan düşüncelerin yarattığı yenilikçi ortak payda açıklanmaya çalışılmıştır.

Bu doğrultuda tezin üçüncü bölümünde Deleuze‘ün tekrar kavramı ve çağdaş mimarlık sorgulanarak tekrar kavramının çağdaş mimarlıkta ne ifade ettiği açıklanmaya çalışılmıştır.

(19)

kolaylaştırmıştır. Fakat doğrusal biçimlerin bilimsel paradigması olarak görülen Öklid geometrisi bu biçimlenmelerin bilimsel ve evrensel dayanağını açıklamada yetersizdir.

Bunun için yeni bilimsel paradigmaların önerdiği yöntemler ile mimari biçim üzerindeki tekrar ve fark ilişkisi yeniden kurgulanmıştır. Bu düşünce ile oluşturulan tasarım sonsuz bir yaratım biçimine dönüşmüş olacaktır. Çağdaş mimarlık ise bu noktada kavranacaktır.

Çağdaş kavramıyla ilgili pek çok tanımlama yapılmış, çağdaş sanat ve çağdaş mimarlık da bu tanımlamalar üzerinden değerlendirilmiştir. Dolayısıyla düşünürlerin, sanatçıların ve mimarların bu bölümde düşüncelerine sıklıkla yer verilmiştir. Çağdaş mimarlıkta farklılıklar üzerine düşünme ve yeni biçimsel arayışlar tartışılmıştır. Farklılaşan düşünce biçimlerine paralel olarak çağdaş mimarlıkta tekrar kavramının ifade şekli de çeşitlenmiştir. Buradan hareketle bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde dijital mimarlığın geliştirilmesi ve yaygınlaşması, çağdaş mimarların yaratıcı düşüncelerini uygulaması için eşsiz bir fırsat olmuştur.Düşüncedeki özgür biçimlenme, teknoloji ve dijital olanaklar sayesinde somut bir şekilde ortaya konulabilmiştir.

Son bölümde ise; çağdaş mimarların da yaratıcılığı her şekliyle özgürleştiren bu zenginlikten faydalanarak, kendi mimari yaklaşımlarını ortaya koymaya başladığının üzerinde durulmuştur. Tekrar kavramı bu yapılar üzerinden çözümlenmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla bu çalışma içerisinde Deleuze’ün tekrar ve fark düşüncelerinin çağdaş mimarların yapılarına yansımaları karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. John Hejduk, Peter Eisenman, Bernard Tschumi, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Greg Lynn, UNS, FOA ve NOX’un mimarlık yaklaşımları bağlamında tekrar kavramını ele alış biçimleri belirlenen yapıları üzerinden incelenerek tartışılmıştır. Burada özellikle çağdaş mimarların yapıları üzerinden bir çözümleme yapılmak istenmiştir. Bunun sebebi ise Deleuze’ün belirttiği

(20)

anlamdaki tekrar düşüncesiyle hareket eden mimarların yapılarında, farklılaşan tekrar biçimlenmesinin gözlemlenmesidir.

Mimarlıkta klişelerin meydana getirdiği tekdüzeliği yıkmak için düzensizliğin, karmaşıklığın, farklılığın ve kaosun iyileştirici gücünden faydalanmak ve tekrar kavramının var olan anlamından sıyrılıp tekrar içindeki farklılığı ortaya çıkarmak yeni düşünce biçimi olarak olumlanmıştır. Deleuze’ün tekrar felsefesi ile çağdaş mimarlığın yeniliği ve farklılığı önemseyen tavrı mimarlıkta tekrar kavramının biçimlenmesine farklı bir bakış açısı sunmuştur. Bu tez, zihinsel dönüşümün tekrar yaklaşımını olumlayan bu tavrını, mimarlığa kazandırdığı yenilikçi bakış açısını ve aslında çağdaş mimarlığın da gerçek anlamını görünür kılmak üzerine bir incelemedir.

Tekrar kavramı üzerine mimarlıkta pek çok yaklaşım ortaya konulmuştur ve tez içerisinde açıklanmaya çalışılmıştır. Teze şekil veren temel kaynaklar Deleuze’ün Difference and Repetition kitabı, Stephen Loo ve Hélène Frichot’un derlediği Deleuze and Architecture kitabı ve Ross Wolfe‘un Repetition-Compulsion:World-Historical Rhythms in Architecture makalesidir. Bunun haricinde konu kapsamıyla ilişkili pek çok kitap, makale, tez ve bilimsel çalışma incelenerek tez çerçevesi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmalardaki bulgular tez içerisinde yorumlanarak değerlendirilmiştir.

(21)

(www.etimolojiturkce.com, 2015). Tekrar İngilizcede ise repetition kelimesine karşılık gelmektedir. Repetition kelimesi Fransızca répétition ‘tekrar etme’ sözcüğünden alıntıdır.

Fransızca répétition ise Latince repetitio sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince repetere ‘yeniden yarışmak’ fiilinden türetilmiştir. Latince fiil Latince petere ‘koşmak, seğirtmek’ fiilinden re önekiyle türetilmiştir (www.dictionary.com, 2015). Tekrar kelimesinin birden çok tanımı yapılmıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde bu tanımlar “aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması. Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi, kelimeyi birçok defa söyleme. Bir daha, yine, yeniden, gene” (www.tdk.gov.tr, 2015) şeklindedir. Tekrarın kelime anlamından da anlaşılacağı üzere tekrar yaşamın her yerinde vardır.

Tekrar, disiplinler arası kullanım genişliği sebebiyle yakın ilişkide olduğu bazı kavramlarla da ifade edilebilir. Mimarlıkta ve sanatta da tekrar kavramı; kuramsal, görsel, tarihsel, biçimsel, işlevsel vb. oluşumlarla yakın ilişkide olduğu kavramlarla tartışma halindedir.

Geçmişte ve günümüzdeki tekrar kelimesinin mimarlık disiplininde ne ifade ettiğini detaylandırmak için bu kavramların kelime ve düşünsel anlamda incelenmesine ihtiyaç vardır. İlk aşamada tekrar kavramının kelime anlamıyla yakın ilişki içerisinde kullanıldığı kavramlar belirlenmeli sonrasında etimolojik kökenleri incelenerek tanımlamaları yapılmalıdır. Yakın ilişkide bulunan kavramların belirlenmesinde, tekrar kavramının düşünsel alanda araştırmalarına dâhil olan kavramlar ve mimarlık disiplininde tekrar kavramıyla birlikte tartışılan kavramlar olmasına özen gösterilmiştir. Bu kavramlar kopya, simulakra, taklit/mimesis, temsil, benzerlik, özdeşlik, olarak belirlenmiştir (Çizelge 2.1).

Tekrar kavramı ile ilişkisini incelemek için bu kavramların etimolojik açılımları ve tanımları yapılmalıdır. Belirlenen kelimelerin etimolojik açılımları aşağıda incelenerek tanımları yapılmıştır.

(22)

Çizelge 2.1. Tekrar kavramının ilişki içerisinde olduğu kavramlar

Kopya: Fransızca copie ‘çoğaltma, nüsha’ sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince yazılı örneği bulunmayan co-opia biçiminden evrilmiştir. Latince biçim Hint-Avrupa ana dilinde yazılı örneği bulunmayan op ‘emek vermek, mahsul elde etmek’ kökünden türetilmiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015). TDK sözlüğünde ise kopya: “Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı” (www.tdk.gov.tr, 2015) olarak geçmektedir.

Simulakra: Fransızca ve İngilizce simulacrum ‘gibi yapma, benzeştirme, taklit etme’

sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen simulatio sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince simulare ‘aynı biçimde olmak, taklit etmek, yalandan yapmak’

fiilinden türetilmiştir. Latince fiil Latince simul ‘bir, beraber, aynı’ sözcüğünden türetilmiştir. Latince sözcük Hint-Avrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan sembiçiminden evrilmiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015).

Taklit/Mimesis: Latince kökenli kelime imitātiō ‘taklit etmek’ kelimesinden imitātiōn şeklinde türeyerek İngilizceye imitation şeklinde geçmiştir (www.dictionary.com, 2015).

Türkçede ise Arapça ḳld kökünden gelen taḳlīd ‘aynısını yapma, kopyalama, bir modeli aynen izleme’ sözcüğünden alıntıdır (www.etimolojiturkce.com, 2015). TDK sözlüğünde taklit: “Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bolay ise taklidi şu şekilde tanımlar: “İçinde bulunulan her durum ve ortamın özelliklerini, düşüncelerini, dilini benimseme tavrı. Taklitçilikte kendi kendine tekrar vardır; bir insanın kendi tabiatında mevcut olana dayanan bir tekrar” (Bolay, 2004). Yunanca mímēsis ‘taklit’

sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca mîméomai ‘taklit etmek, benzerini yapmak’

fiilinden sis son ekiyle türetilmiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015). Taklit/Mimesis antik TEKRAR (Repetition)

Eş Anlamları Yakın Anlam İfade Eden Kavramlar Karşıt Anlamları Yineleme(Repeat) Kopya (Copy)

Simulakra (Simulacrum)

Taklit (Imitation)/Mimesis (Mimesis) Temsil (Representation)

Benzerlik (Resemblance) Özdeşlik (Identity)

Fark (Difference) Özgün (Original)

(23)

gelen tams̠ īl ‘benzetme, benzerini yapma, örnek verme, resmetme’ sözcüğün geçmiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015). Temsil kelime anlamıyla adına davranma, betimleme, benzer olma, özdeş olma gibi anlamları çağrıştırmaktadır. Temsil özü gereği bir tekrar ortaya koyar. Dolayısıyla temsilin olduğu yerde anlamları gereği farklılıklar bulunsa da bir tekrar mevcuttur.

Benzerlik:Fransızca resembl ‘benzemek, andırmak’ kelimesinden türeyerek resemblance

‘benzer’ şeklinde İngilizceye geçmiştir (www.dictionary.com, 2015). Benzerlik kelimesi Türkçe kökene sahip olup ben’den ben-zer-lik yapım ekleri getirilerek türetilmiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015). Timuçin’e göre : “Benzerlik niteliksel açıdan özdeş olmamakla birlikte ortak öğeleri olan iki ya da daha çok nesnenin karşılıklı durumu.

Benzerlik yasası zihinsel çağrışım kuramında sunumların ortak özellikli başka sunumları çağrıştırma eğilimi” (Timuçin, 2004).

Özdeşlik: Latincede ident ‘tanıtma’ kelimesinden identitās şeklinde türemiştir. İngilizce karşılığı identity ‘kimlik, aynılık, özdeşlik’ şeklindedir (www.dictionary.com, 2015).

Özdeşlik Türkçede ise öz’den türemiştir (www.etimolojiturkce.com, 2015). Bolay’a göre:

“Özdeşlik ister sayı isterse özellik bakımından aynı olma, aynı kalma. Mantıkta önermede yüklemin içeriğinin konunun içeriği ile aynı olması” (Bolay, 2004).

Bu kavramlar etimolojik açılımlarının ve kelime anlamlarının belirttiği üzere gerçek olanın kendisi değil, ya tekrarı, ya kopyası, ya taklidi, ya temsili, ya benzeri, ya özdeşi ya da simulakrasıdır. Dolayısıyla var olan gerçeklik ile bir farklılık oluşturmaktadır. Tersi olarak da farklılığı burada tanımlayacak olursak benzer şeyleri veya özdeş şeyleri birbirinden ayıran özellik şeklinde tanımlamak yanlış olmaz. Fark bu noktada varlığın gerçekliğini ortaya

(24)

koyan bir kavramdır. Varlığın özü gereği farklılığını belirleyen pek çok unsur vardır. Bu unsurlar tekrar kavramının düşünsel boyutunda ele alınacaktır.

2.2. Tekrar Kavramının Düşünsel Açılımları

Tekrar kavramı ve tekrarı bünyesinde barındıran kavramlar ile ilgili düşünsel yaklaşımlar tarih boyunca çeşitlenmiştir. Tekrar kavramının düşünsel farklılıklarını tartışmak, mimarlıktaki değişimini anlamayı kolaylaştıracaktır. Etimolojik açılımları yukarıda belirtilen kavramların düşünsel açılımlarını da karşılaştırmalı olarak ifade etmek gerekmektedir. Tekrar kavramı ve yakın ilişki içerisindeki belirtilen kavramlar (kopya, simulakra, taklit/mimesis, temsil, benzerlik, özdeşlik) kelime anlamından farklı olarak çeşitli düşünsel anlamları içinde bulundurur. Özellikle bilim, felsefe ve sanatın düşünsel boyutundaki açılımlarıyla bütünleşir ve kendine özgü bir anlam bulur. Dolayısıyla anlamların ortaya çıkarılmasında farklı düşünürlerin farklı yaklaşımları olması kaçınılmazdır. Burada incelenen kavramların Deleuze’ün ele aldığı kavramlar olmasına özellikle dikkat edilmiştir. Amaç Deleuze söylemleri ile bu kavramlara getirilen yeni bakış açılarını göstermektir.

Kopya, simulakra, taklit/mimesis, benzerlik ve özdeşlik klasik felsefeden günümüze çeşitli şekillerde değerlendirilmiştir. Etimolojik açılımlarında belirtildiği gibi bu kavramları temelde fark kavramı üzerinden açıklamak gerekmektedir. Deleuze de ‘Anlamın Mantığı’

adlı kitabında farklılıkların klasik felsefedeki önemini ele alarak bu kavramlar üzerine söylemlerini geliştirmiştir. Deleuze burada Platon’un İdealar teorisine değinir. Bu teoriye göre asıl önemli olan farklılıkların belirlenmesidir. Yani “şey’in kendisini imgelerinden, asıl olanı kopyadan, modeli simulakradan ayırmak” (Deleuze, 2015: 279). Platon öğretisi buradan bölme yöntemine odaklanır. Bölmenin amacını ise bir cinsi türlere bölmek olarak değil; saf olanı saf olmayandan, sahici olanı sahici olmayandan ayırmaktır, başka bir ifadeyle özü görünüşten, zihinsel olanı duyulur olandan, ideayı imgeden, asıl olanı kopyadan, modeli simulakradan ayırmaktır. Platonun bu ifadelerinin aynı anlamı taşımadığı görülmüştür.

Kopya ve simulakrayı, neden farklı olduklarını benzerlik üzerinden açıklamıştır. Deleuze Platon’a göre kopya ve simulakra arasındaki farkı şu şekilde açıklamıştır: “Kopyalar benzerliğin güvencesini taşıyan, iyi temellenmiş nesnelerdir, simulakra ise benzemezlik üzerine kuruludur ve sahte talipler gibidir, özsel bir sapkınlık, özsel bir sapma içerirler”

(Deleuze, 2015: 282). Burada benzerlik dışsal bir benzerlik olarak anlaşılmamalıdır. Kopya

(25)

benzer olandır, simulakra ise benzemez olandır (Deleuze, 2015: 285).

Jean Baudrillard ise simulakrayı kökensel bir gerçek bulundurmayan ve gerçeğin modellerle üretildiği sanal bir gerçeklik olduğunu ifade etmiştir ve şu şekilde açıklamıştır: “…Bir taklit, suret ya da parodiden değil aslı yerine göstergeleri konulmuş bir gerçek, başka bir deyişle her türlü gerçek süreç yerine işlemsel ikizini koyan bir caydırma olayı…” (Baudrillard, 2014: 14). Simulakra edilen şey gerçeğin kendisi değildir, gerçeğin bir görünümüdür ve şeyi gerçekliğinden çıkaran bir sapma edimidir. Başka bir ifadeyle ise gerçeğin sanal olarak tekrar etmesidir. Akay’da simulakrayı kopyadan ve modelden ayrı tutarak yorumlamıştır.

Şeyin simulakrasının ve görüntüsünün aynı anlama geldiğini ifade etmiştir (Sönmez, 2003).

Taklit konusunu ise Platon büyük üçlemesinde ele almıştır. Üçleme; kullanıcı, üretici ve taklitçi şeklindedir. Kullanıcı bu hiyerarşinin en tepesinde bulunur, çünkü amaçlar hakkında yargıda bulunur ve modele ya da İdeaya ilişkin hakiki bir bilgiye sahiptir. Kopya, modeli yeniden ürettiği ölçüde onun bir taklit olduğundan bahsedilebilir. Bu taklit neoetik, zihinsel ve içsel olduğu sürece, özgün kurucu ilişkilerine ve oranlarına göre düzenlenen hakiki bir üretimdir. Fakat taklit, artık bir simülasyondan ibaret olduğunda, sadece simulakraya karşılık geldiği ve kurnazlık ya da altüst edilmiş, üretici olmayan, tümüyle dışsal bir benzerlik etkisinde olduğunda olumsuz bir anlam üstlenir (Deleuze, 2015: 284).

Özellikle sanat felsefesinde taklit kavramı geniş yer bulmuştur. Platon felsefesine göre sanat doğanın bir taklididir. “Bu bağlamda da bütün yaratılmış şeyler, nesneler kendi ezeli arketiplerinin ya da formlarının taklitleridir… Sanat doğayı taklit ettiğine göre sanatçılar, gerçekler yerine görünüşlerle uğraşırlar, yani kopyanın kopyasını yapar ve insanların hakiki gerçekliklerden uzaklaştırırlar” (Bozkurt, 2014: 105, 107). Yine Platon’un idealar teorisine

(26)

göre, güzel bir ideadır. Dolayısıyla da sanat eseri ideal bir biçim kaygısı ile oluşturulmalıdır.

Aristotales de bütün sanat yapıtlarının mimesis/taklit olduklarını ileri sürer. Fakat Platon’dan farklı olarak mimesisi gerçekliğin olduğu gibi taklidi olarak görmez. Mimesis gerçekliğin taklit edilmesinin yanında sanatçının yaratıcılığının da bu eylemde bulunması demektir.

Plotinos’a göre ise sanat doğayı taklit etmez onu aşan bir şeydir. Ortaçağ sanat anlayışı bu görüşlerle şekillenmeye başlar. Kant’a göre de sanat doğanın taklidinden ibaret değildir (Bozkurt, 2014: 135) ve bunu şu şekilde ifade etmiştir:

Sanat varolandan varolmayanı çıkarmak, verilmiş şeyleri yeniden biçimlendirerek onları akla dayanan tinsel varlığa bağlamak yükselmektir. Tinsel varlığa bu bağlanışı biz ancak algıladığımız ve kavradığımız sanat yapıtlarında bulabiliriz. Sanat yapıtı bu bakımdan, amprik olanı, sınırlı algıyı aşan bir şeydir; ideal bir özellik taşır, yani duyulara bağlı bu dünyada ona tam olarak getirilebilecek bir şey bulmak olanaksızdır. Sanatı sanat yapan da ona, deney dünyasında bulunmayan kavramsal bir özelliğin, insanın duyularını aşan sanat yaratıcılığının katılmasıdır (Bozkurt, 2014: 156, 157).

Temsil kavramı da klasik felsefede çeşitli tartışma alanları açmıştır. Deleuze Platoncu düşüncenin, temsil alanını belirlediğini ve seçtiğini, onun sınırlarını bulanıklaştıracak her şeyi dışarda tutmuş olduğunu söylemiştir. Temsil Aristoteles’de, Platon’da sahip olmadığı geleneksel işlevini, türlere ayırma işlevini kazanmıştır. Hristiyanlığın etkisiyle ise temsil sonsuz hale getirilmek istenmiştir. Deleuze’e göre temsile sınırsız olana yönelik bir talep kazandırmak, onun sonsuz büyüğü de sonsuz küçüğü de fethetmesini sağlamak, onu en büyük cinslerin ötesinde varlığa ve en küçük türlerin berisinde tekile açık hale getirmektir (Deleuze, 2015: 285).Temsil ile oluşturulacak olan anlam ve nesneyi sonsuzluğa taşıyacağı düşüncesi sanat için önemli fikirsel bir veri olmuştur.

Kopya, simulakra, taklit/mimesis, temsil, benzerlik ve özdeşlik hakkında belirtilen düşünsel yaklaşımların, gerçek olanla kurduğu benzerlik açısından bir tekrar ortaya koyduğu görülmektedir. Asıl olanın belirtilen şekillerde yinelenme edimleri, klasik anlamda bir tekrar biçimi şeklinde ifade edilebilir. Buradan hareketle klasik tekrar etme biçimi içsel benzerlik ve dışsal fark oluşturulan yineleme eyleminin bir ifadesine bürünmüştür (Çizelge 2.2).

İlerleyen bölümlerde Deleuze’ün içsel benzerlik üreten bu tekrar biçimi, farklı bir şekilde isimlendirilecektir.

(27)

T E K RA R

TEMSİL (Representation Taklit/ Mimesis (Imitation/Mimesis Model (Model) İkon (Icon) Sembol (Symbol)

TAKLİT/MİMESİS mitation/Mimesis) Tekrar (Repetition) Çaltma (Reproduction) Kopya (Copy) Simulakra (Simulacra) Yansıma (Reflection) Temsil (Representation) Benzerlik (Resemblance) Model (Model) Fark (Difference) Benzemezlik (Dissimilarity)

SİMULAKRA (Simulacra) Tekrar (Repetition) Çaltma (Reproduction) Kopya (Copy) Yansıma (Reflection) Temsil (Representation) Benzerlik (Resemblance) Model (Model) Tip (Type) Fark (Difference) Benzemezlik (Dissimilarity)

KOPYA (Copy) Tekrar (Repetition) Çaltma (Reproduction) Simulakra (Simulacra) Yansıma (Reflection) Temsil (Representation) Benzerlik (Resemblance) Model (Model) Tip (Type) Fark (Difference) Benzemezlik (Dissimilarity)

TEKRAR (Repetition) Yineleme (Repeat) Çaltma (Reproduction) Kopya (Copy) ş (Return) Ritim (Rhythm) Fark (Difference)

İçsel Benzerlik Üretirler Dışsal Fark Üretirler

Çizelge 2.2. Tekrar kavramının açılımları (www.dictionary.com ve www.thesaurus.com)

(28)

Tekrar kavramı ile ilgili ise erken modern dönemde Soren Kierkegaard’ın Repetition (Tekrarlama) (1843), The Concept of Anxiety (Kaygı Kavramı) (1844) referans almak mümkündür. Arne Gron’un Repetition and Concept of of Repetition adlı makalesinde konuyu daha da detaylandırarak ele almıştır. Kierkegaard repetition ‘tekrar’ kelimesinin karşılığının ilk olarak Antik Yunan felsefesindeki recollection ‘hatırlama’ olduğunu söylemiştir. Tekrar ile hatırlamayı farklı yapan şeyi ise şu şekilde açıklamıştır: “Tekrar ve hatırlama aynı hareketlerdir, ancak aralarındaki fark zıt yönde olmalarıdır, çünkü hatırlanan geriye doğru tekrar edilen olandır; hâlbuki gerçek tekrar ileriye doğru hatırlanandır”

(Kierkegaard, 2014: 13, 14). Yine Kierkegaard, hatırlamanın pagan düşüncesine karşılık geldiğini belirtirken, tekrarın modern düşünceye karşılık geldiğini belirtmektedir. Antik yunan felsefesinde pagan inancına karşılık geldiği için, Kierkegaard tekrarlama kavramının merkezine inancı yerleştirerek “tekrar her etik yaklaşımın parolası, her dogmatik problem için vazgeçilmez bir koşul” (Kierkegaard, 2006: 12) olarak belirtir ve aslında tekrar kavramını bir oluş olarak ele alır. Bu iki yaklaşımda teolojik içeriğe sahip olup özü aşkınlığı ifade etmektedir. Tekrar kelimesinin bu dönüşüm noktası önemlidir. Çünkü Kierkegaard, tekrar kavramının modern anlamını kazandırarak özgürleşmesine kapı açmıştır (Gron, 1993).

Nietzsche ise tekrarı ebedi dönüş kavramıyla birlikte açıklar. Ebedi dönüş olayların döngüsel zaman içerisinde sonsuza dek yinelenişidir. Boris Groys’a göre: “Nietzsche, Tanrının ölümünden ve aşkınlığın sonundan sonra sonsuzluğu düşlemenin tek olanağının, aynının ebedi dönüşünde bulunduğunu belirtmişti” (Groys, 2014: 62). Nietzsche ve Kierkegaard tekrarı farklı şekillerde yorumlamışlardır. Ebedi dönüşteki tekrarın teolojik olarak bahsedilen tekrarla bir ilişkisi yoktur. Kierkegaard’ın tekrarı aynıyı, benzeri geri getiren bir tekrarken, Nietzsche’nin ebedi dönüşündeki tekrar farklılığı geri getirir (Deleuze, 2015: 289, 290).

Felsefenin en erken dönemlerinden itibaren, tekrar ve ilişkili olduğu kavramlar için benzerliği üretmesiyle ilgi söylemler, pozitif karşılıklar bulmuştur. Sonrasında Nietzsche ile başlayan ve Deleuze ile devam eden tekrar tartışmaları, farklılıkları düşünen ve olumlamaya başlayan ifade biçimlerine dönüşmüştür. Tekrarın aslında benzerliği değil, farklılığı üreten yeni bir düşünme biçimi olduğu düşüncesi, yeni görüşlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır.

Platoncu düşüncenin tekrar kavramı ve yakın ilişki içerisinde olduğu diğer kavramlara bakış açısının nasıl olduğunu ve günümüze nasıl evrildiğini göstermek için Deleuze önemli bir

(29)
(30)
(31)

sağlayacaktır.

3.1. Tekrar Kavramını Biçim Üzerinden Okumak

3.1.1. Yapısal gereklilik olarak tekrar

Mimarlık değişen ihtiyaçlar noktasında pek çok teknik ve işlevsel yöntemin deneyimlenmesine olanak sağlamıştır. Yapıya bağlı teknik ve işlevsel gereksinimlerde sürekli gelişmekte olan bir süreci bize göstermiştir. Mimarlıkta yapısal tekrarları teknik veya işlev üzerinden çözümleyebiliriz. Mimari yapıda taşıma görevi üstlenen betonarme kolonlar, açıklığı geçme görevi üstlenen kiriş sistemleri, çelik strüktürler veya konstrüksiyon bileşimleri yapısal bir gereklilik olarak tekrarı bünyesinde barındırır. Bu, yapı yüzeyinde, içerisinde veya dışarısında pek çok mimari elemanın tekrarı için de geçerlidir. Mimari cephe yüzeyinde pencere açıklıklarının sürekli tekrarı veya aynı işleve sahip mekânsal birimlerin bir araya gelmesi de bir modelin tekrardır (Resim 3.1). Özellikle modern dönemde kitlesel tüketimin artması ve mekânsal ihtiyacın çoğalmasına yönelik geliştirilen seri üretim tekniği bu noktada yapısal bir gereklilik olarak tekrarı dayatmıştır. Seri üretimle içerisinde yapımı kolaylaştıran ve aynı zamanda ekonomik kazanç sağlayan pek çok modüler sistem geliştirilmiş yapılarda uygulanmıştır.

(32)

Resim 3.1. Le Cobusier, Villa Savoye, Poissy, Fransa (Fsicher, 2015) 3.1.2. Düzende, simetride ve oranda tekrar

Mimarlıkta düzen, bir amaç doğrultusunda biçimlerin uyum ve oran oluşturacak bir şekilde sıralanmasıdır. Dolayısıyla böyle bir sıralamada tekrar kavramından bahsedilebilir. İlk çağlardan bu yana mimarlığın düzen oluşturduğu düşüncesi pek çok düşünür, sanatçı ve mimar tarafından kabul görmüştür (Resim 3.2). Bu kişilerden birisi de ilk mimari söylemleri ortaya koyan Vitruvius’tur. Vitruvius’a göre düzen:

Bir yapıtın bölümlerinin her birine gereken önemi vererek tümünün oranlarına, bakışımlı bir uyum getirir. Niceliğe göre yapılan bir ayarlamadır. Bununla, yapıtın kendi bölümlerinden modüllerin seçilerek tümünün bunlara dayanılarak oluşturulmasını kastediyorum. Düzenleme, öğelerin yerli yerine konmasını ve yapıtın özelliğine göre yapılan ayarlamalar sonucunda oluşan zarif etkiyi içerir (Vitruvius, 2015: 9).

Bu söylemlere göre düzenin biçim üzerinde belirli bir oran sistemine işaret ettiği görülmektedir. Yine Platonun sanat felsefesiyle açıklanan, güzeli ideal biçimde arama bu oranların ortaya konmasında önemli bir etken olmuştur. Dolaysıyla mimarlıkta düzenin oluşturulması için çeşitli oranlar geliştirilmiştir ve mimari bir tasarımı ortaya koymada belirli

(33)

tekrar kültürü ortaya koymuştur. Le Camus bunun yapı üzerinde gerekliliğini şu şekilde ifade etmiştir. “Simetri veya tekrar eden ve dengeli formların kullanımı, gereklidir. Herhangi bir tarafta bir cam varsa, yanında da aynı boyutlara ve aynı şekle sahip bir çerçeve içinde bir cam olmalıdır” ( Le Camus de Mézières, 1992: 89, 90) (Resim 3.5). Böyle bir tekrar kültürü düzenin oluşması konusunda önemli bir etken olduğu düşüncesi çoğu modern mimar tarafından da savunulmuştur.

Resim 3.2. Düzenli tekrarın uygulandığı cephe örneği (www.toutiao.com)

(34)

Resim 3.3. Le Cobusier’in Modulor Serisi (Le Corbusier, 2004: 51)

Resim 3.4. Le Cobusier’in insan ölçüleri ile ilgili Modulor Serleri (Le Corbusier, 2004: 67)

(35)

Resim 3.5. Aldo Rossi, City of all Borgoricco, Borgoricco, İtalya (Burg and Schuh) 3.1.3. Ritimde tekrar

Mimari bir yapıya tekrar ile düzenli değişiklikler kazandırmanın bir yolu da ritmi kullanmaktır. Ressam Gyorgy Kepes’e göre:

Görsel benzerlik veya eşitliğin düzenli değişimi ya da düzenli tekrarı plastik organizasyonun ritmini belirler. Böyle bir düzeni tanımak gözün sıradaki hareketinin zamanını ve belli nöromüsküler sisteme bir sonraki öğeyi kavramak için gerekli olanı öğretir. Böylece görme hassasiyetini korumak için resim yüzeyi organizasyonunun zamansal yapısına sahip olmalı. Resim yüzeyi herhangi bir çalışma yönteminin ritmine karşılık gelecek şekilde ritmik olarak eklenir (Kepes, 1995: 53).

Mimarlıkta ritim; yapılarda dolulukların, boşlukların belirlenen düzenlerde sıralanmasıyla, duvar yüzeyinde açılan pencerelerle veya kolon sisteminde oluşturulan düzenli aralıklarla oluşturulabilir (Resim 3.6). Henri Lefebre’ye göre: “Zamanda ve mekân da tekrarsız, kezsiz, dönüşümsüz, kısacası ölçüsüz ritim yoktur” (Lefebvre, 2007: 6). Ritmin belirlenen oranlarla getirdiği düzen, yapı üzerinde etkin bir tekrar biçimi yaratabilir (Resim 3.7 ve Resim 3.8).

İsviçreli Mimar Pierre von Meiss ise mimari yapı üzerindeki ritmi şu şekilde ifade eder:

Göz aynı tip elemanları gruplamaya eğilimlidir. Hatta çiftler halinde alınan elemanlar biraz farklı olduğunda bile bu farklılıklara yapısal benzerliklerin hakim olduğu buluruz.

Herhangi bir ritmin içindeki tekrar kendi içinde tutarlı olan son derece basit kompozisyon ilkesidir (Meiss, 1990: 32).

(36)

Danimarkalı Mimar Steen Eiler Rassmussen mimarlığın prensiplerini dolu ve boş, renk oran ve ölçü, ritim, doku, gün ışığı olarak açıklar ve bunun mimarlığı duymanın bir yolu olduğundan bahseder. Rassmussen özellikle düzenli tekrarın yapıya gizem ve gerilim yaratmadan uyum ve açıklık getirdiğini belirtir. Düzenli tekrarı yapıda bir yöntem olarak gören Rassmussen’e göre: “Mimarlar ve zanaatkârın her ikisi içinde kesinlikle aynı elemanların düzenli tekrarı en basit yöntemdi, örneğin masif, boşluk masif boşluk, bir, iki, bir, iki saymak gibi” (Rasmussen, 1964: 129). Ayrıca Mimari hareketlerin cephede veya kütlenin organizasyonunda ritim olarak tekrarı, kompozisyona getirdiği ahenkten dolayı müzikle de benzerlik oluşturur. Mimari ritim, müzik parçasının oluşturduğu notalar gibi yapıda kendini çeşitli örüntülerle gösterir. Bu örüntülerle oluşturulan ritimsel tekrarlar görsel bir algı yaratır. Dolayısıyla mimarlar, müzikte melodilerin tekrarlayan ritimlerini ilham alarak, tasarımlarını farklı şekillerde yorumlamışlardır.

Resim 3.6. Cephe üzerindeki ritim (chuansong.me)

(37)

Resim 3.7. Kengo Kuma, Çin Sanat Akademisi, Hangzhou, Çin (Kano, 2015)

Resim 3.8. Kengo Kuma Çin Sanat Akademisi, Hangzhou, Çin (Kano, 2015)

(38)

3.1.4. Çoğaltma olarak tekrar

Röprodüksiyon olarak da tanımlanan çoğaltma, özellikle sanayi devriminden sonra yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte ‘nesnenin çoğaltılma’ fikrine dayanmaktadır. Çoğaltma şeyin aslına uygun bir biçimde kopya edilmesi olarak da karşımıza çıkabilir. Dolayısıyla çoğaltma eylemi bir tekrar olarak açıklanabilir. Modernizmin getirdiği seri üretim fikri, mimarlıkta da çoğaltma fikrini benimseyerek artan nüfusa karşı barınma ihtiyacını giderecek çözümler üretmiştir (Resim 3.9). Seri üretimin sonuçlarından olan toplu konutlar bu çözümlerden biridir ve çoğaltma anlamındaki tekrara örnek olarak gösterilebilir. Bu noktada bir mimari veya sanat eserinin çoğaltılarak tekrar etme biçimi eserin özgünlüğü noktasında olumsuz söylemler ortaya koyarken aynı zamanda yapıcı yeni fikirlerin oluşumunu da beraberinde getirmiştir (Resim 3.10). “Walter Benjamine göre mekanik röprodüksiyon, geleneği paramparça edip aurayı ortadan kaldırırken, Malrauxa göre bütün stillerin oluşturduğu bir üst gelenek içinde parçalanmış gelenek fragmanlarını yeniden birleştirecek araçları sağlıyordu” (Foster, 2013: 103). Çoğaltmanın olumsuz söylemlerinin yanında, bunları bastıran ve yepyeni stillere kapı aralayan biçimlenmelere işaret ettiğini de görmekteyiz.

Resim 3.9. Hong Kong’ta toplu konut örneği (www.themindcircle.com)

(39)

Resim 3.10. Herzog & de Meuron, Eberswalde Teknik Okul Kütüphanesi,Eberswalde, Germany (Janssen, 1999)

3.1.5. Simgesel olarak tekrar

Mimarlık sadece mekân oluşturma eylemi olarak değil aynı zamanda belirli yöntemlerle bir ifade biçimine dönüşebilir. Bunlardan en iyi bilinen yöntemlerden biri de simgesel anlatımları kullanmaktır. Çeşitli yorumlama ve ifadelerle mimari yapılarda görmek mümkündür. Simgeler dini yapılarda oldukça yoğun bir şekilde kullanılmıştır (Resim 3.11).

Dini yapılarda simgesel ifadelerin aktarımı çağlar boyunca uygulanan bir yönteme, dolayısıyla bir tekrara dönüşmüştür. Rönesans’ta bu ikonografi (Resim 3.12) veya haçvari plan şemalarıyla karşımıza çıkarken, postmodernizmle daha soyut veya eklektik tavırlarla yapılan simgesel anlatımlarla karşımıza çıkmıştır (Şekil 3.1). Yapının herhangi bir elamanı simge olabilir, yapı bir simge aracılığıyla tasarlanabilir veya yapının kendisi bir simge olabilir ve geleceğe aktarılarak mimarlıkta kullanılabilir (Resim 3.13). Dolayısıyla simge doğrudan veya dolaylı kullanımı ile bir tekrarlama biçimi olur.

Resim 3.11. Michelangelo, Tanrı’nın Adem’i Yaratışı (www.theverge.com)

(40)

Resim 3.12. San Marco Bazilikası’nın ön cephesi (Bonnefoy, 2007)

Şekil 3.1. Robert Venturi, Ördek ve Süslenmiş Hangar (Venturi; Scott Brown; Izenour, 1997: 14)

(41)

Resim 3.13. Charles Moore, Piazza d’Italia, New York, ABD (Keim) 3.1.6. Benzetmede tekrar

Mimarlıkta biçim oluşturmanın başka bir yolu da benzetme metodunu kullanmadır. Buradan hareketle doğadan esinlenilmiş ya da doğanın taklit edildiği mimari yapılarla mimarlık tarihi boyunca karşılaşmaktayız. Günümüzde de bu yöntemi dijital ortama taşıyarak tasarımlarına yön veren pek çok mimar bulunmaktadır. Benzetme insan bedeni veya herhangi canlı–cansız varlık olabilmektedir (Resim 3.14 ve Resim 3.15). Bu referans yöntemi benzetme esaslı bir tekrar etme biçimidir. Modernizmle bazı mimarlar benzetme fikri ile hayvan iskeletinden strüktür sistemler veya midye kabuğundan örtü sistemleri geliştirmiştir.

Resim 3.14. Frank Ghery, Dancing House, Prag, Çek Cumhuriyeti (Paperny, 1996)

(42)

Resim 3.15. Santiago Calatrava, Bilim Müzesi, Valencia, İspanya (Calatrava, 2009)

3.1.7. Tipolojide tekrar

Modernizmle standartlaşma veya seri üretim dayatmaları pek çok mimar tarafından tartışılmış ve farklı kuramların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kari Jormakka‘ya göre

“1800 yılı dolaylarında Jacques Nicolas Louis Durand mimarlığı, “belli bir grup öğeyi dik açılı biçimlerde düzenleyerek basit ve ekonomik bir çözüm bulma sanatı” olarak gören bir tipoloji kuramı ortaya atmıştır” (Jormakka, 2012: 50). Buradan hareketle ilk anlamda tipoloji kuramı belirlenen standart bir biçimin tekrarı olarak belirlenmiştir. Benzer işleve sahip yapıların farklı ölçülerde belirlenen tipler şeklinde uygulanması olarak da açıklanabilir.

Sonraki dönemlerde ise tipoloji tartışmaları belirlenen ölçülerde değişen tiplerin oluşumuna izin vermiştir. Özellikle bazı mimarlar tipolojiyi mimari bir tasarım yöntemi olarak kullanmıştır (Resim 3.16). Klasik döneme ait mimari yapıları referans olarak belirleyerek, bu mekânlar üzerinden yeni mekânsal tipler belirlemiştir. Fakat bu tiplerin yapının fiziksel biçimiyle değil kavramsal olarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir (Jormakka, 2012: 50).

Jormakka tipoloji kuramını tekrardan ayıran özelliğini Antoine-Chrysostôme Quatremère de Quincy’yi referans alarak şu şekilde açıklamıştır:

Antoine-Chrysostôme Quatremère de Quincy ise model ve tip arasındaki ayrıma işaret etmiştir. Modeli olduğu gibi tekrar eden bir şey olarak tanımlarken tipi aralarında belirgin bir benzerlik bulunmayan sanat eserinin kavranmasını sağlayan şey olarak tanımlar. Klasik biçimleri veya yapılardaki sabit biçimleri olduğu gibi kullanan mimarlar model anlamında bir tekrarı uyguladıkları çıkarımına gidilebilir. Aynı şekilde klasik biçimleri tarihsel bağlamından koparmadan çeşitli benzerlikler kurularak biçimlendirmesi de tipoloji yöntemi olarak mimarlar tarafından kullanılmıştır (Jormakka, 2012: 50).

(43)

Resim 3.16. Aldo Rossi, City of all Borgoricco, Borgoricco, İtalya (Burg and Schuh) 3.1.8. Süslemede tekrar

Mimarlıkta süsleme bazı dönemlerde yapının asli unsuru olurken, bazı dönemlerde suç teşkil eden bir yöntem olarak anılmıştır. Mimarlık tarihi boyunca resimsel betimlemeler, çeşitli oymalar, kabartmalar, heykeller veya mozaiklerle süsleme unsuru olarak yapı üzerine işlenmiştir. Süslemenin önemli temsil aracı, tekrarında önemli bir vurgu eylemi olduğunu düşünürsek, süslemenin tekrarının önemli bir ifade şekli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Dolayısıyla süsleme mimarlıkta dönemin görkemini yansıtan bir unsur olmuştur. Ayrıca süsleme yapı üzerinde bir simgesel anlatım biçimi de olabilir (Resim 3.17). Süslemenin modeli veya yapı üzerinde kaç defa tekrar ettiğine dair anlamsal içerikler bulunan mimari yapılar bulunmaktadır (Resim 3.18).

(44)

Resim 3.17. Doumo Katedrali süslemesi (Kester, 2012)

Resim 3.18. El Hamra Sarayı’nın çini süslemeleri (Burckhardt, 2013: 99)

(45)

3.2.1. Klasik dönem öncesi

Klasik dönem öncesi mimarlığı insanların barınma adına yapılı bir düzen oluşturma çabası olarak görülebilir. Deleuze’e göre: “Sanat etle birlikte değil, evle birlikte başlar; bu yüzdendir ki mimarlık sanatların birincisidir” (Deleuze ve Guattari, 2015: 199). Dolayısıyla Deleuze’ün belirttiği gibi bu dönemlerde mimarlık aynı zamanda ilk sanatsal disiplindir. Bu bağlamda klasik dönem öncesi mimarlıkta tekrar kavramının temelde işlevsel amaçlı, yapım tekniğinin getirdiği zorunluluk ve bir modeli ön gören biçimsel yaklaşımla uygulandığı söylenebilir.

Klasik dönem bilimde, sanatta, felsefede önemli paradigmaların gelişmelerine tanıklık etmiştir. Bu dönemde ‘ideal’in ne olduğuna dair çeşitli düşünceler ortaya atılmış ve tartışılmıştır. Çünkü bu dönemde güzelin ölçütü ideal olana en yakın olandır ve doğa bunun en iyi örneğidir. Dolayısıyla doğanın taklit edilmesi de ideal olanı yakalama biçimi olarak görülmüştür. Tekrar kavramına ilişkin yaklaşımı da bu çerçevede çizmek gerekmektedir.

Klasik döneme yaklaşırken mimarlık ve sanat, düşüncenin gelişmesine paralel olarak zenginleşmeye başlamıştır. Toplumun inançları gereği yapılmasına özen gösterilmiş ve simgeselliğin asli unsur olarak görüldüğü mimari yapılar ortaya çıkmıştır. Daha erken

KLASİK DÖNEM ÖNCESİ

KLASİK DÖNEM MODERN DÖNEM 21.YÜZYIL

M.S.400 M.S.1800 M.S. 2000

(46)

dönemler için ziguratlar ve piramitler olarak bilinen anıt mezarlar buna örnek verilebilir.

Bunlar yapısal biçimlenmede doğadan esinlenme ve yapım tekniği ile doğanın basit tekrarları olarak görülebilecek yapılardır.

Antik Yunan mimarlığında oran sisteminin temelini oluşturan ideal oranları ortaya çıkarmasıyla ideal biçimler oluşturulmaya çalışılmıştır. Mimarlık ve sanat eserleri ideal biçimler üzerinden kurgulanmıştır. İdeal biçimin mimari yapılarda kullanılması belirli bir modelin tekrarına işaret etmektedir. Buna göre kent ölçeğinde ve bina ölçeğinde ideal biçim kurgusundaki tekrarı inceleyebiliriz.

Antik Yunan kent planlamasında yapılar merkezi olarak gösterilen bir yapıya göre veya kendi çevresindeki yapılara göre şekil almıştır. Yani kent planlamasında belirli bir modelin tekrarı değil rastlantısal bir kurgu hakimdir. Ayrıca bu noktada kamusal yapıların önemini ve merkezileştirilmesini görmekteyiz. Bina ölçeğinde ise Parthenon Tapınağı, anıtsallığı ve simgeselliği ile antik yunan mimarlığı için önemli bir eserdir (Resim 3.19). Birbiri ardına dizilen ve belirli oranlarda inşa edilen klasik sütun düzeni ve çeşitli simgesel değerleri taşıyan sütun başlıkları belirtilen anlamda bir tekrarı oluşturur (Melvin, 2009: 19). İdeal biçim odaklı kurgulanan yapısal elemanların tekrar ederek tapınakta birleşmesi ve anlamlı bir bütün oluşturması bu yapıya önemli bir simgesel değer atfeder. Buna benzer oran sistemleri Roma mimarlığında da kullanılmıştır. Fakat benzer oran sistemleri kullanılmasına rağmen tekrar kavramı Roma mimarlığında daha farklı bir yerden okunur. Roma kent planlamasında bütüncül bir yaklaşımı öneren ızgara modelinin getirdiği biçimsel kurgunun düzenli tekrarını görebiliriz. Yine Roma’da kemer ve kubbenin keşfi büyük açıklıkların geçilmesi için önemli bir yapım sistemi olmuştur. Kemer ve kubbe büyük ölçekte yapıların inşa edilmesine olanak sağlayarak daha kompleks yapı tipleri ortaya çıkarmıştır. Colosseum bu kompleks yapı tipine örnek olarak gösterilebilir (Resim 3.20). Yapıda her katta birbiri ardı sıra gelen kemer sistemlerin tekrarıyla önemli açıklıklar geçilmiştir. Fakat kemer sistemleri yapı katlarında farklı düzenlerde uygulanan bir tekrarı içermektedir. Yunan sütunlarına ek sütunlar oluşturan, önemli bir bezeme unsuru olan sütun başlıkları yapıda tekrar edilerek kullanılmıştır.

Genel anlamda, kurgulanan ideal biçimin yapıda güzeli ortaya çıkarmak ve düzeni oluşturmak için tekrar edildiği görülmektedir. Dolayısıyla bu dönem için tekrar kavramının işlevsel olmayı sağlamak, yapım tekniğinin gerekliliği, simgesel anlamın vurgulanmasına

(47)

Resim 3.19. Partheneon Tapınağı, Atina, Yunanistan (Swayne, 1978)

Resim 3.20. Colosseum, Roma, İtalya (IIiff, 2007)

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu sebeple, çalışmada temelde kronolojik bir anlatım ile 2000'li senelere kadar Türkiye’de konut gelişim süreci incelenmiş ve 2000 sonrası konut üretim sürecine dahil

Bu çalışmada, psikolojik sermaye boyutları olan öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık ile duygusal emek kavramının boyutları olan yüzeysel davranışlar,

"Piyanoda bir bellek cam bazlığı", “En üst düzeyde bir istek konseri” gibi başlıklarla bu müzik tarihine geçen şaşırtıcı olayı

It was analyzed the age, gender, nationality of the cases, the number of siblings, the degree of closeness of the defendant, the crime scene, the month of the event, the

edilmektedirler. İnsanların birbirlerini sadece “insan” olarak değerlendirdikleri bir pazar yeri ya da sokak kalabalığı bu anlamda bir grup sayılmamaktadır... •

Siyasî çevrelerde, Yarbay de Gaulle’ün nazariyesine karşı alâka gösteren az kimse arasında Paul Reynaud bulunuyordu. 1935 senesinde Reynaud, zırhlı ve motorlu

Katılımcı müze, ziyaretçilerin paylaştığı, ilişki kurduğu, birlikte yarattığı müzedir... Indianapolis Çocuk Müzesi, ABD.. YÜZYIL VE HİPER BAĞLANTILAR?)..

Katılımcı müze, ziyaretçilerin paylaştığı, ilişki kurduğu, birlikte yarattığı müzedir... 1946’dan günümüze kapsamı genişleyen müze tanımıyla birlikte