• Sonuç bulunamadı

Mecmû'a-i Fevâid ve Menkulât ve Eş'âr (45 HK 8422)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mecmû'a-i Fevâid ve Menkulât ve Eş'âr (45 HK 8422)"

Copied!
259
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BİLİM DALI

MECMÛ’A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR “45 HK 8422”

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Gökhan ÇEVİK

Niğde Ekim, 2015

(2)
(3)

T.C.

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BİLİM DALI

MECMÛ‘A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR

“ 45 HK 8422 ”

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Gökhan ÇEVİK

Danışman

Danışman: Prof. Dr. Ziya AVŞAR Üye: Doç. Dr. BekiR ÇINAR

Üye: Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR

Niğde Ekim, 2015

(4)
(5)
(6)

ÖNSÖZ

İnsanların geleceğinin kişilere ne getireceği bir muammadır ancak geçmişin bize getirdiğini bize ne kattığını çözmek eşsiz eserlerimiz sayesinde bir muamma olmaktan çıkmıştır. Geçmişin tozlu sayfalarını büyük bir aydınlıkla ortaya çıkaran eserlerimizin başında mecmualar gelmektedir ve en önemli unsur artık onların değerleri bilinmektedir.

İnsanın ruhuna ve aklına seslenen edebî eserin okuyucuyu etkilemesi kaçınılmazdır. Edebî eser; bünyesinde sanatçının evren, insan, toplum, tabiat karşısında almış olduğu özel tavrını da barındırır. Eserde bugün ile geçmiş arasına bir köprünün kurulduğu, bu köprüden sanatçıya ve topluma ait kazanımların, ürünlerin günümüze ulaştığı gözlenir. Bunun için de bir milletin tarihinde meydana getirilen edebî eserlerin hiçbirine sırt çevrilemez.

Genel olarak mecmualar, içerisinde seçme yazıların bulunduğu elyazması eserlerdir.

Şekil yönünden bir defterden ibarettirler. Mecmualar bir çeşit antolojik eserlerdir; çoğunlukla da yazıldıkları tarih ve yazarları belli değildir. Mecmuaların konuları daha çok edebiyatla ilgilidir. Ancak fıkıh, kelam gibi dini ilimler; simya, reml, sihir, falcılık gibi eski batıl ilimler;

musiki, hat gibi sanat dalları v.s. üzerine derlenmiş mecmualar da vardır.

Manisa İl Halk Kütüphanesi’nde “45 HK 8422” no’lu “Mecmûa-i Fevâid ve Menkulât ve Eş’âr” adlı mecmua, esasen Arapça ve Farsça kelimelerle birlikte ilgililerin dilbilgisi öğrenmeleri maksadıyla yazılmış mensur bir mecmuadır. Eserin adında eş’ar kelimesi geçmesine rağmen birkaç nazım kısım bulunmaktadır.

Çalışmamızın I.Bölümünde eserin içeriği incelenmiş olup, II. Bölümde eserin transkripsiyonlu metni verilmiştir.

Bana yeni ufuklar açan ve didaktik açıdan çok yararlı bulduğum bu çalışmamda başta çalışmamın konusu olmak üzere her adımımda sabırla yanımda olan, engin bilgilerinden faydalandığım saygıdeğer danışmanım Sayın Prof. Dr. Ziya AVŞAR’a içtenlikle teşekkür ederim. Ayrıca tez konu seçimimde ve tez çalışmam esnasında, ders aşamasında yardımlarını esirgemeyen Sayın Doç. Dr. Bekir ÇINAR’a ve ders aşamasında bilgilerinden faydalandığım bölümdeki diğer saygıdeğer hocalarıma, tezin Arapça olan kısımlarında beni aydınlatan manevi hocam Asiye YAVAŞ’a şükranlarımı sunmayı borç bilirim.

(7)

iv ÖZET

YÜKSEK LİSANS TEZİ

MECMÛ‘A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR

“ 45 HK 8422 ”

ÇEVİK, Gökhan

Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Ziya AVŞAR

Ekim, 2015, 248 sayfa

Mecmualar Türk edebiyatının en önemli kaynaklarındandır. Fakat bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların azlığı mecmualara gereken titizlik ve önemin gösterilmediğini ortaya koymaktadır. Oysa mecmualar gereken ilgiyi görseler edebiyat araştırmacılarına sağlıktan edebiyata, bilimden kültüre kadar pek çok konuda ışık tutabilecek niteliktedirler. Ancak günümüzde mecmu’a metinlerinin Latin harflerine çevrilme çalışmaları hız kazanmıştır. Bu da edebiyat tarihimiz açısından sevindirici bir hususdur. Yapmış olduğumuz bu çalışma yukarıda belirttiğimiz gibi Edebiyat tarihimizde mecmualarla ilgili yapılan çalışmalara küçük de olsa bir katkı sağlamak düşüncesiyle ortaya koyulmuştur.

Manisa İl Halk Kütüphanesi’nde kayıtlı olan bu eser nesir kısmı ağırlıklı bir mecmuadır. Eserde birkaç nazım kısmının dışında tamamen dilbilgisi kuralları anlatılırken birkaç hadis ve fetva da verilmiştir. Çalışmanın ilk kısmında eserin muhtevası verilmiştir.

İkinci kısma da tıpkıbasım eklenmiştir. Böylelikle ilim dünyasının çalışmalarına katkıda bulunmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Dergi, mecmu’a, Türk Edebiyatı, şiir

(8)

v ABSRACT MASTER THEIS

MECMÛ‘A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR “ 45 HK 8422 ”

ÇEVİK, Gökhan

Department of Turkish Language and Literature Supervisor: Prof. Dr. Ziya AVŞAR

October, 2015, 248 pages

Journals are very important sources in Turkish Literature. But the lack of the studies focused on this subject shows that there is not enough attention and significance. If journals get adequate attention, litterateurs will get benefits from many scientific areas such as health, culture, literature, science etc. Nowadays, translating studies of journal texts to Latin letters accelarates. This is a promising advance for the history of literature. The aim of the study is to contribute to studies about the journals in our literature history.

This work registered in Manisa Public Library of Province is prose weighted journal.

In work, grammar rules are generally told except some verse parts and also some hadith and fetwa parts are available. The first section of the study includes contents and also second section includes the facsimile. Thus, contributing to the science world’s studies s targeted.

Key words: Journal, mecmu’a, Turkish Literature, poetry

(9)

vi

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ ... İİİ ÖZET ... İV ABSTRACT ...V İÇİNDEKİLER ... Vİ KISALTMALAR ... Vİİ EKLER ... Vİİİ TRANSKRİPSİYONALFABESİ ... Vİİİ

GİRİŞ ... 1

I. BÖLÜM ... 2

MECMÛ’ALAR VE “MECMÛ’A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR” ... 2

1.MECMÛALAR ... 2

2.MECMÛ’A-İFEVÂİDVEMENKULÂTVEEŞ’ÂR ... 3

2. 1. Eserin Dış Özellikleri ... 3

2. 2. Mecmû’ânın Muhtevası ... 3

2. 2. 1. Eserin Nesir Kısmının İncelenmesi ... 4

2. 2. 1. 1. Mecmû’ada Yer Alan Dilbilgisi Kuralları ... 4

2. 2. 1. 2. Mecmû’ada Yer Alan Ayet ve Hadisler ... 6

2. 2. 2. Eserin Nazım Kısmının İncelenmesi ... 6

II. BÖLÜM ... 16

MECMÛ’A-İ FEVÂİD VE MENKULÂT VE EŞ’ÂR METNİ ... 16

SONUÇ ... 131

KAYNAKÇA ... 132

TIPKIBASIM ... 133

ÖZGEÇMİŞ ... 248

(10)

vii

KISALTMALAR

bk.: Bakınız s.: Sayfa vb.: Ve benzeri gb.: Gibi Yz.: Yazma Yay.: Yayınları

TDEA: Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi C.: Cilt

M.: Miladi H.: Hicri Ö.: Ölümü

DİA: Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi İA: İslam Ansiklopedisi

(11)

viii EKLER TRANSKRİPSİYON ALFABESİ

(12)

1 GĠRĠġ

Klasik Türk edebiyatını teĢkil eden ana kaynakların yanı sıra diğer eserlerden seçmeler yapılarak düzenlenen mecmualar da önemli eserlerdir. Kendisi de Ģair olan veya edebiyata çok yakın ilgi duyan Ģahısların düzenledikleri mecmualar edebiyat dünyasında yapılan seferlerin seyir defteri durumundadır. Mecmua düzenleyen zatlar adeta uğradığı her limandan o bölgenin özelliklerini yansıtan hediyelikler alan bir gezgin gibidirler. Bu eserler incelendikleri zaman günümüzde antika değeri taĢıyan yadigârlarını bizlere takdim ederler. Bir eser meydana getirecek imkânı bulamamıĢ veya eseri kaybolmuĢ bir Ģaire mecmualarda rastlayabiliriz. Bilinen Ģairlerin hangi coğrafyalarda tanınıp okunduğu, mecmua hazırlayan kiĢinin edebi zevki ve bir Ģairin kimlerden etkilendiği veya kimleri etkilediği gibi edebi meselelere cevaplar arandığında baĢvurulması gereken kaynakların baĢında mecmualar gelir. Türk edebiyatı ve özellikle klasik Ģiir açısından değerli olan mecmualar, yazıldıkları dönemlere de birçok yönden ıĢık tutarlar. Genel olarak edebiyat araĢtırmalarına yardımcı olmakla beraber, yazıldıkları dönemle ilgili tarihi ve toplumsal olaylar hakkında yazılar içermesi yönüyle tarih, toplum ve halk bilimi açısından da önemli kaynaklardır.

Bu çalıĢmamızda Manisa Ġl Halk kütüphanesinde bulunan “Mecmû‟a-i Fevâid ve Menkulât ve EĢ‟âr” adlı “45 HK 84 22” nolu mecmua ele alınacaktır. Ġlk bölümde mecmua ve türleri hakkında kısa bilgi verildikten sonra incelediğimiz yazma mecmuanın içeriği anlatılcaktır. Ġkinci bölümde eserin metni verilmiĢtir ve nazım kısımları transkript edilmiĢtir.

(13)

2 I.BÖLÜM

MECMÛ’ALAR VE “MECMÛ’A-Ġ FEVÂĠD VE MENKULÂT VE Eġ’ÂR 1.MECMÛ’ALAR

Arapça cem‟ kökünden gelen mecmua kelimesi “toplanmıĢ, toplanıp biriktirilmiĢ, bir araya getirilmiĢ Ģey; tanzim edilmiĢ Ģeylerin hepsi, seçilmiĢ yazılardan meydana getirilmiĢ kitap” anlamına gelmektedir. Daha çok „seçme yazı ve Ģiirlerin bir araya getirildiği yazma eser‟ olarak bilinmektedir. Günümüzde düzenli basılıp yayınlanan dergi ve gazete için kullanılan bu kelime daha önceleri “antoloji”

anlamında kullanılmıĢtır. Özellikle 17.-19. yüzyıllar arasında oluĢturulan mecmualar genellikle kiĢilerin kendi sevdiği Ģiirleri seçip topladığı eserlerdir. Ancak bu eserler bir süre sonra Ģahsi bir defter olmaktan çıkıp elden ele dolaĢmaya baĢlamıĢ ve bunların da nüshalar çoğaltılmıĢtır. Bazılarının sahipleri/derleyenleri belli olsa da çoğu itibarıyla mecmualarda yazanlar, müstensihler ve tarihler yoktur. Mecmualar hakkında genel bir bilgi olması açısından “Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi”ndeki mecmua maddesinden Ģu bilgileri aktarabiliriz: “Mecmualar genellikle kiĢilerin beğenisini yansıtan bir not defteri olarak görevine baĢlamıĢ ve bu görevini sürdürmüĢtür. O defter bitince de mecmua dediğimiz Ģey ortaya çıkmıĢtır.

Çok düzgün ve itina ile hazırlanan mecmualar olduğu gibi çok dağınık hatta kâğıdının boyutları, renkleri birbirine uymayan mecmualara da rastlanır. (TDEA /C.VI, 1986:

170) .

Mecmualar kendi içinde Ģöyle tasnif edilebilir:

a. Nazire mecmuaları b. Seçme Ģiir mecmuaları (mecmua-i eĢ‟ar) c. Aynı konudaki eserleri içeren mecmualar d. KarıĢık mecmualar. Bu tür mecmualar nazım veya nesir olduğu gibi dilleri farklı farklı olabilmekte ve farklı konulardaki yazıları içermektedir.

b. Meraklılarca toplanmıĢ, birer antoloji niteliğinde seçme Ģiir mecmuaları,

c. Türlü konulardaki risalelerin bir araya getirilmesiyle meydana gelen mecmualar, ç. Aynı konudaki eserlerin bir araya getirilmesiyle meydana gelen mecmualar,

e. TanınmıĢ kiĢilerce hazırlanmıĢ, birçok yararlı bilgileri, fıkraları ve özel mektupları kapsayan mecmualar. ( Levend, 1984:166–167) .

(14)

3

2. MECMÛ’A-Ġ FEVÂĠD VE MENKULÂT VE Eġ’ÂR

ÇalıĢmamızda Ģiir ve nesir örneklerini içeren bir mecmû‟a incelenmiĢtir.

Ancak nesir kısımları ağır basmaktadır hatta nazım kısımlar yok denilebilecek kadar azdır. Eserin büyük bölümünde Arapça dilbilgisi özelliklerinden bahsedilmektedir.

Manisa Ġl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler bölümünde kayıtlı olan Mecmû‟a- i Fevâid ve Menkulât ve EĢ‟âr adlı eser mensur parçalarla oluĢturulmuĢtur.

Mecmû‟ada nazım kısmında birkaç beyit mevcuttur. Nesir kısımlarında ise dilbilgisi kuralları, fetvalar, ayetler, hadisler ve dualar gibi kısımlar ele alınmıĢtır. Kullanılan dil olarak Türkçenin yanı sıra Arapça ve Farsça da kullanılmıĢtır. Mecmû‟ada konular arası bir bütünlük dilbilgisi kurallarını anlatması açısından mevcuttur ancak yer yer ayet ve hadis kullanılması mecmuayı karıĢık bir hale getirmiĢtir. Ayrıca mecmû‟anın çoğu kısmında Arapça, Farsça dil kullanıldığından okuması oldukça güçtür. Bütün bu özellikleri sebebiyle bu mecmû‟a karıĢık (düzensiz) ve okunması zor bir mecmû‟adır.

2. 1. Eserin DıĢ Özellikleri

Mecmû‟anın dıĢ özelliklerini Ģu Ģekilde sıralayabiliriz:

- Satır sayısı: DeğiĢiktir.

- Yazı: Rik‟a'dır.

- Kâğıt çeĢidi: Saykallıdır.

- Sayfa sayısı: 115 varaktır.

- Boyut özelliği: 180 x 120 mm.

- Cilt özelliği: Zencirekli salbek Ģemseli köĢebentli kahverengi meĢin cilt.

- Yazma eserdir.

- Eserin bazı bölümlerinde yıpranma mevcuttur.

- Eserin yazarı ve tertipleyeni belli değildir.

2.2.Mecmû’ânın Muhtevası

Mecmû‟âda çok az manzum kısımların yanı sıra dilbilgisi kuralları, fetvalar, dualar gibi nesir kısımlar yer almaktadır. Bunlar belli baĢlıklarla ele alınmıĢtır.

(15)

4 2. 2. 1. Eserin Nesir Kısmının İncelenmesi

Eserin nesir kısımları ayrı baĢlıklar altında ele alınmıĢtır.

2. 2. 1. 1. Mecmû’ada Yer Alan Dilbilgisi Kuralları

Mecmua neredeyse tamamen dilbilgisi kurallarının anlatılması ile oluĢturulmuĢtur.

Adı geçen kurallar isimleri ve örnekleri ile bu kısımda verilecektir.

1a ve 1b kısmında nahv ve sarf hakkında bilgiler verilmiĢtir.

2a kısmında mastarlardan söz edilmiĢtir. Nahv, sarf hakkında bilgiler verilmiĢtir.

3b kısmında kem-i haberiye‟den söz edilmiĢtir ve tarifü‟t tenvinden bahsedilmiĢtir.

5a ve 5b kısmında belagat ilmi hakkında bilgi verilmiĢtir.

8a kısmında boğaz harfleri hakkında bilgi verilmiĢtir.

9a kısmında kitabı yazmaya baĢlarken edilen bir dua örneği verilmiĢtir. Ġsmi meful ve ismi failden söz edilmiĢtir. Ġsm-i fâil, ism-i mef‟ul hakkında bilgiler verilmiĢtir.

10a ve 10b kısmında ism-i mensub, mübalağa, ism-i tafdil ve geçmiĢ zaman hakkında bilgiler verilmiĢtir.

14b kısmında cahd-ı mutlak kaideleriyle birlikte verilmiĢtir.

15a ve 15b kısmında zamanlar, masdariyet, kafiyet, mübalağa hakkında bilgi verilmiĢtir.

16b kısmında sarf ve nahv ilmi hakkında bilgilere devam edilmiĢtir.

17a ve 17b kısmında hemzeler ve çekimler hakkında bilgi verilip örneklerle anlatım zenginleĢtirilmiĢtir.

18a kısmında zaman zarfı hakkında bilgi verilmiĢtir.

19a ve 19b kısmında cahd-i müstağrak, nefy-i hâl, nefy-i istikbâl, te‟kid-i nefy, emr-i gâib, ism-i zaman ve ism-i alet hakkında bilgiler verilmiĢtir.

20a ve 20b kısmında sarf ve nahv ilmine devam edilmiĢtir.

21b kısmında ism-i mekân hakkında bilgi verilmiĢtir.

(16)

5

22a kısmında müĢebbehe harflerinden bahsedilmiĢtir.

24a ve 24b kısmında isim ve fiil cümlelerinden bahsedilmiĢtir.

25a kısmında med harfleri hakkında bilgi verilmiĢtir.

33a ve 33b kısmında i‟rab konusuna değinilmiĢtir, masdarlar hakkında bilgi vardır.

36a ve 36b kısmında hâl‟in 7 kısmı örneklerle beraber açıklanmıĢtır. Ayrıca harf-i cerr ve vav harfinin çeĢitleri hakkında bilgi verilmiĢtir.

47b kısmında sin harfinin kullanımından bahsedilmiĢtir.

48a kısmında lugazi latiften bahsedilmiĢtir.

51a kısmında sıfat-ı müĢebbehe hakkında bilgi verilmiĢtir.

52b kısmında hamdele ve salvele konusuna değinilmiĢtir.

57b kısmında geçmiĢ zaman hakkında bilgiler verilmiĢtir.

58a kısmında isim cümlelerinden bahsedilmiĢtir.

59a kısmında mazi fiil ve sarf ilmi hakkında bilgiler verilmiĢtir.

63a ve 63b kısmında zarf ve fiil cümlelerinden bahsedilmiĢtir.

65b kısmında i‟rab konusuna devam edilmiĢtir.

68a ve 69b kısmında mübteda konusuna değinilmiĢtir.

71a ve 71b kısmında fiillerden bahsedilmiĢtir. Sin harfinin özellikleri verilmiĢtir.

Ayrıca harf-i illet konusuna değinilmiĢtir.

72a ve 72b kısmında sıfat-ı müĢebbehe konusuna devam edilmiĢtir. Aynı zamanda vav harfinin özellikleri hakkında bilgi verilmiĢtir.

78a kısmında nahv ilmi hakkında bilgi verilmeye devam edilmiĢtir.

85a kısmında olumlu, olumsuz cümleler konusuna değinilmiĢtir.

94b kısmında zamirler hakkında bilgiler verilmiĢtir.

95a kısmında mim harfinin özelliklerine değinilmiĢtir.

(17)

6

98a ve 98b kısmında gerçek, mecaz anlam üzerinde durulmuĢtur.

100a kısmında itiraz cümleleri hakkında bilgiler verilmiĢtir. Ayrıca lâ harifinin kullanımı hakkında bilgiler mevcuttur.

101b ve 102b kısmında harf-i cerr üzerinde durulmuĢtur.

103a kısmında kavl kelimesinin çekimlenmesi yapılmıĢtır.

107, 108, 109, 110 kısmında kelimelerin çekimlenmeleri hakkında bilgiler verilmiĢtir.

2. 2. 1. 2. Mecmû’ada Yer Alan Ayet Ve Hadisler

28b kısmında “Rabbi yessir ve lâ tü„assir rabbi temim bi'l-ḫayr.” ( Bakara, 2/ 185) Ayeti bulunmaktadır. Meali: “ Rabbim! KolaylaĢtır zorlaĢtırma, Rabbim hayırla sonuçlandır.”

5b kısmında “ Ene medînetü‟l-ilmi ve Ali bâbühâ.” Hadis-i ġerifi bulunmaktadır.

Meali: “ Ben ilmin Ģehriyim, Ali de kapısıdır.” ( Tirmizi, Menâkıb, 20; Hakim, Müstedrek, H.No: 4612, 4613, 4614; Taberânî, el-Mu‟cemü‟l-Kebîr, H.No: 10898) 32b kısmında “ Ġnnemel-a‟mâlü bi‟n-niyât.” Hadis-i ġerifi bulunmaktadır. Eserde en sık tekrarlanan hadislerdendir. Meali: “ Ameller niyetlere göredir.” ( Buhârî, Bed‟ü‟l- Vahy 1; 1,2 ). Bu Hadis- i ġerif eserin 44b, 45b, 46b, 55a, 57b, 69b, 70a, 71a, 74a, 77a, 92a kısımlarında yer almaktadır.

59b kısmında “Ġnnellâhe lâ yenẓuru ilâ ṣuveriküm ve ilâ a„mâliküm ve lâkin yenẓuru ilâ ḳulûbiküm ve niyyâtiküm.” Hadis-i ġerifi yer almaktadır. Meali: “ Allah sizin dıĢ görünüĢünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama O sizin kalplerinize ve iĢlerinize bakar.”

(Müslim, Birr, 33; Ġbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539) 2. 2. 2. Eserin Nazım Kısmının İncelenmesi

Mecmuada daha önce de deginildiği gibi manzum kısım yok denilecek kadar azdır.

Mecmuda yer alan manzum kısımları ele alacak olursak:

23b kısmında Muhammediyye adlı Ģiir bulunmaktadır;

Úıyâmet ḳopunca maḥĢer yerine YeĢil ṣancağıyla gelen Muḥammed

(18)

7 Mü‟minler muĢṭalar birbirine

Ah ümmetim der de ağlar Muḥammed

Barmağını ḳomuĢ mìzan gözüne YaĢı sicim sicim aḳar yüzüne Ümmetiniñ acıṣı düĢmüĢ özüne

Ah ümmetim der de ağlar Muḥammed

Cennetiñ köĢklerine Ḥaḳ kendi yazar Mü‟minler içinde seyrÀn edip gezer Ġayri peyġamberler ümmetinden bezer Ah ümmetim der de ağlar Muḥammed

Ali aṣÀṣını almıĢ eline

Ḥasan ile Ḥüseyin almıĢ yanına Seyredüp gezer maḥĢer yerine

Ah ümmetim der de ağlar Muḥammed

Cehennem kükredi ḳaldı yürüdü Ümmetine zebÀniler sürüdü Duyan maḫlûkların yağı eridi

Ah ümmetim der de ağlar Muḥammed

(19)

8 Gün ṭuṭulub dudaḳlar teyserir hem ıssıdan DuramamıĢ ümmetiniñ yasından

Ah ümmetim derde ağlar Muḥammed

27a kısmında beyit bulunmaktadır. Bu beyit eserde tekrarlanan beyitlerden biridir.

Eserin 31a, 43a kısımlarında da bulunmaktadır:

Naẓar etdikce cemÀline gözümüñ żıyÀsı mezìd olur Lebinin beyÀnın edersem dil- i cân ṣafÀsı mezìd olur

28a kısmında Mehmed Efendi‟ye yazılan medhiyye bulunmaktadır:

Medhiyye- i Meḥmed Efendi

Süḫan dÀdem mediḥde yoḳdur emåÀli

Güzel dÀre ve illâ yoḳdur eĢcÀrı Ġlimde yek dürr olmuĢdur ve illÀ

CenÀb- ı ol ḫüdÀ- yı pÀk ekserì Nasìb ḳıldı bu maḥalli ṣafÀ yÀrı Ġlim çoḳdur ve illÀ yoḳdur ikdÀsı

Úudüs yoḳdur ve illÀ çoḳdur ġayrısı

Te„Àlallah keåìr ḳılsun ki ömrünü tÀlib çoḳdur.

29b kısmında Ebussuûd‟un oğluna manzum olarak yazdığı, yedi beyitten oluĢan mektup bulunmaktadır:

(20)

9 Úavlühû Ebussuûd

RÀḥat- ı rÿḥum, dilde fütÿḥum oğlum Nÿḥum, ba„de selÀmì Úurretü aynì firḳatü beynì izzetü zihnì dinle kelÀmı

Ġlme ḥarìṣ Ģuğle enìs ol, iyüye celìs ol görme melamı äÀliḥe yÀr ol, iyüye cÀr ol, dünyÀda vÀr ol bul iyi nÀmı

Gerek az ve gerek çoḳ bildiğin yaz eyleme sen naz görme melÀmì Bildiğini ẓabṭ et dersine fikr et eyleme sen red ḳÀṣır-ı Àmmı

äorma ki gel ara, gelen ki var ilme tamÀmı

FÀrisi gör bil ehlini ara bul efṣaḥ- i nÀs ol Arab-ı AʻcÀmı

Vaḳt- i namÀzı et Ḥaḳḳ'a niyÀz et me‟kel az et gözle imÀmı

Kendüni görme, kimseyi yerme, ünf ile verme verme ḥalḳa selÀmı

Damla be damla, göl olur anla, sözümü dinle, görme melÀmı Ġlmi mükerrer, eyle muḳarrer, sonra muḥarrer ġayrı kelÀmı

30a kısmında dörtlük bulunmaktadır:

äoḥbet ehli çÀr gerek

(21)

10 Muṭrib ile penç ola

ZÀ‟idin ḥazfi evlÀdır Meğer ġÀyet genc ola.

31b kısmında luàaz-ı latìf bulunmaktadır:

Nâm-ı yâriñ ḥarfi beĢdir ey azîz Úaldırınca birisin ḳalur sekiz

31b kısmında beyit bulunmaktadır:

fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lün Gel bunu bilmek dilersen ey ĢehÀ ḪÀmeyi engüĢte al söyler sana

32a kısmında dörtlük bulunmaktadır:

YÀ ḥaliyye'l-bÀli ḳad belbelte bülbülü bÀli bÀlin Bi'n-nevÀ zelzeletni- ì ve'l-aḳlu fi'z-zilzÀli YÀ reĢìḳa'l-ḳadd ḳad ḳavveste ḳaddì festeḳım Fi'l- hevÀ ve'f-ruğ fe ḳalbì ĢÀġılü'l- iĢġÀle ġÀli

33b kısmında beyit bulunmaktadır:

Ġsmi ĠsmÀìldir anıñ devleti bisyÀr olur Ġlm-i fers çoḳdur anıñ kendisi allÀm olur

(22)

11

38b kısmında Mustafa RüĢdi‟ye ait olan beyit bulunmaktadır:

Naẓar ettikce cemÀline gitmez oldu gözümüñ żıyÀsı ḤüsnÀya naẓar etmek oldu gözümüñ aynası

43a kısmında Mustafa RüĢdi‟ye ait beyit bulunmaktadır:

Naẓar ettiğimce cemÀline ve gözümüñ żıyÀsı mezìd olur Lebiniñ beyÀnın edersem dil-i cÀn ṣafÀsı mezìd olur

44a kısmında beyit bulunmaktadır:

Fürÿsundan zübde gitmek ḥÿb ruḫlu ḥabìbdir Zübdesinden fürÿ gitmek zillet ruḫlu ḥabìbdir

54a kısmında beyit bulunmaktadır:

Eğer ÀĢıḳ du„À ḳılsa ḫulÿṣuyla ḫüdÀsına Te„ÀlallÀh naṣìb ede gelir maḥbÿb odasına

60a kısmında beyit bulunmaktadır:

AsÀ derler buna her dem kiĢiye hemyÀr olur ḪÀṣṣası çok gerçi ammÀ söyleseñ cÀndÀr olur.

60b kısmında medhiye bulunmaktadır:

Medḥ- i Medrese- i Baylan Haṣan Efendi

(23)

12 Tecessüs eyleyüb bir bir

MekÀn buldu bir a„lÀda

Ḥaḳ te„ÀlÀ naṣìb etdi Bir muḥallÀ ṣafÀyÀda

Sarayburnu olub iki Ki ĢÀn verdi ma„Àrifler

CihÀnda yoḳdur emåÀli Ve illÀ arĢ- ı a„lÀda

Naẓar ḳıldı ahÀlìler Dediler mÀĢÀallah

Müferraḥ bir maḳÀm olmuĢ Daḫi yoḳdur bu yaylada

Taḫaṣṣuṣ-ı ĢÀn- ı eĢrÀfı ḪüdÀ vermiĢ fażliyyÀtı

Ki ismin eylemiĢ ḥüsn

(24)

13 RevÀsetle mu„ÀllÀmda

Ḥaḳ te„alÀ mezìd ḳılsun Ki ömrünü tezekkürle

Tecemmü„ eylesün ṭÀlib Ki neĢriyle bu ulyÀda

Bu maḳÀm- ı celiyyÀtı Azìz olsun meẕìd olan

Müåaḳḳal eyle yÀ rabbì Ki vaḳt-i cerr- i mìzÀnda

Ki vaḳti yevm- i aḥyÀnda Çıḳub cümle müneĢĢirler

Münevverler dalub gülecek Ki ĢÀn buldu ıyÀlinde

Ki AbdullÀh edip tertìb Bu ebyÀtı ḳadÀrınca

(25)

14 TevÀriḥ eylemiĢdir ednÀ

Ki bu vaḳti tamÀmìde

61a kısmında bulunan beyitler:

CivÀnıñ sevgilisidir hilÀl gibi ḳaĢları ÁfitÀb sìnesi sìb gibidir lebleri

Biri birinden a„lÀ hepisinden cilvesi Nÿr gibi ruḥlari cilvesidir muḥriḳi

ÇeĢm-i siyÀhım rÿ-yı beyÀżım ÀĢıḳ-ı bÀnım Dilde fütÿḥum ḳaĢ-ı hilÀlim sevmesi bÀnım

76b kısmında beyit bulunmaktadır:

Bizim elden üngül üngül develer ile kelem gelür Eğer ele geçmiĢse TaĢköprü bize pek elem gelür

77b kısmında mani bulunmaktadır:

Yazı yazdım yÀ[z] idi Kalemciğim ṣÀz idi Aceblemen ağalar Mürekkebim az idi

(26)

15 78b kısmında beyit bulunmaktadır:

ġÀhidì'ye her kim iderse duÀ Ede maḥĢerde ĢefÀ„at- i MuṣùafÀ

79b kısmında beyit bulunmaktadır:

KÀtib olan dilerseñ kalemi al yaz güzel CÀhil olan dilerseñ çapayı al iĢle güj

94b kısmında yer alan beyitler:

Ben de bir ḫÿb-gÿya Àr-ı iĢretde ḳaldım Gönül arżu çeker bÿyı ol fidan-ı kirazı

Hemen merÀm vÀṣıl değil murÀdım bir naẓarda ḳaldım.

Gam-ḫÀre- i aĢḳım dalgalandı isterim bir gül bÿs idem

ÁteĢ-i ḥicrinle yandı vücudum ḥarÀb ettikde begim GÿyÀ Ģimdi serseri olup gezdiğim bir ḳuru naẓardayım

(27)

16 II.BÖLÜM

MECMÛ’A-Ġ FEVÂĠD VE MENKULÂT VE Eġ’ÂR METNĠ 1a

Ġʿlem enne fiʾl-mübtedāi veʾl-ḫaberi erbaʾatü ṣuverin. Li ennehū Ġmmā yekūne ẕāteyni ve Ġmmā en yekūne vaṣfeyni ve Ġmmā en yekūne aḥadühümā ẕātün veʾl-āḫaru vaṣfün ve immā en yekūne biʾl-aḳsi immā kevnühümā vaṣfeyni temteniʾu li enneʾl-vaṣfe mübāyinün li- vaṣfiʾl-āḫar ve immā en yekūneʾl- mübtedāü vaṣfüʾl- ḫaberi ẕāten fehüve mümteniʾun li ennehū el ḫaberü ibāretün an en yekūne müfîden li- vaṣfiʾl- meçhūli indeʾl- muḫāṭabi ve hāẕā muḥālün fî hāzeʾṣ-ṣūreti veʾs-ṣavābü en yekūneʾl-mübtedāü ẕāten veʾl-ḫaberü vaṣfen

Uṭifeʾl-ḳıṣṣa aleʾl-ḳıṣṣa; bir ġaraż içün sevḳ olunan cümleniñ mażmūnuna ġaraż-ı uḫrā içün sevḳ olunan cümleniñ mażmūnuna üzerine aṭf olunur.

Fe in ḳulte el- ḥamdü lillāhi velem yeḳul el- ḥamdü liʾl- muḫālif veʾr-rezzāḳ li-ellā yetevehheme iḫtiṣāṣüʾl-ḥamdi yūṣafü vaṣfuhū fe inneʾl- ḥükme biʾl- müĢtaḳi yüfîdü aleyhi teʼḫuẕüʾl-iĢtiḳāḳ kemā hüveʾl-meĢhūrüʾl-cumḥūri.

Kelime- i hevā mineʾr-rābi bi-maʾnaʾl-muḥabbeti ve mineʾå-åānî bi- maʾnaʾs-suḳūt

Ġʿlem enne kelimete ḥayåü yeʼtî åelāåete meʿānî liʾt-taʾyîni veʾl-illeti ey delîli veʾl- ıṭlāḳi ey immā taḳyîd limā ḳablehū ev temmethü limā ḳablihî eviʾl- ıṭlāḳu ve ḳablehū.

Eʾn-nevʾuʾ-åāliåü ve naḥvuhū elifüʾl- lām maḥmūlün alā ahd- i ḫāricî fe ḥîyneʾizin yelzemüʾl-istidrāḳe li-enneʾå-åāliåe veʾr-rābiʾa veʾl-ḫāmise müstedrekün lā-nüsellimü, lime yecūzü en yekūne tertîben ẕekeriyyen veʾẕ-ẕekeriyyü lā-yestelzimüʾt-tertîbe Fe ḳaydüʾl-ḥayåiyyeti åelāåetü aḳsāmin. El evvelü ıṭlāḳun veʾå-åānî taʾlîlün veʾå-åāliåü taḳyîdün. Ġn kāneʾl-ḥayåü aynüʾl-ḥayåü anhü fe yekūnüʾl-ıṭlāḳu ve in lem yekün keẕālik fe yunẓaru in kāne ṣalaḥiyetüʾl-ilmiyyeti fe yekūneʾt-taʾlîlü ve illā fe yekūne liʾt-taḳyîd. Meåelüʾl-insāni min ḥayåü hüveʾl-insān aʾnî māhiyetüʾl- insāni bi-ḳaṭʾiʾn- naẓari an efrādihî ve meåelüʾn- nāri min ḥayåü

(28)

17

ennehā testeḥıffüʾl-māüʾlletî ṭuṭfiü ve meåelü bedeniʾl-insāni mevżūʾlun li-ilmiʾṭ-ṭıb min ḥayåü ṣıḥḥatihî ve fesādihî el evvelü liʾl-evvel veʾå-åānî liʾå-åānî veʾå-åāliå liʾå-åāliå

2a

Müfred ẕikrolunur teåniye cemʾe muḳābil / müfred ẕikr olunur mużāf Ģeye, mużāfa muḳābil / müfred ẕikr olunur cemʾe muḳābil / müfred ẕikr olunur mürekkebe muḳābil.

Cemʿ cemʿe muḳābil olsa inʿamüʾl-aḥād ileʾl-aḥād murāddır.

Ḍārib: Emr-i ḥāżır müfred müzekker fiʾl-ifʿilāl.

Ġlliyyūn: Ġsm-i mübālağa müfred müzekker.

Ṭaʾrîf-i tecrîd istiʿmālüʾl-lafẓı fî cüzʼ-i maʾnāhü.

Ve ammā tediyyiʾnin aṣlı tedʾî min bābiʾl-ifʾāl Ve lehū teżādun aṣluhū teżārun min bāb-i tefāʾul

Muẕāʿatün aṣluhū maẕūbetün min bāb ve daḫrece.

Feżūkū, aṣluhū użvukū, emr-i ḥāzır.

Vucūdî mālā yekūnü ḥarfüʾs-selbi cezāʾün minb mefḥūmihî ve illā ve ademiyyün.

Ḳāide-i külliye; inneʾl-āmme iẕā ḳūbile biʾl-ḫāṣṣ yürādü bihî mā verāüʾl-hāṣṣ ey māʿadā el-hāṣṣ meåelā teḳîmü.el-kelimeti immā fiʿlün ve mużāriʿun veʾl-murādu mineʾl- fiʿli māʾadaʾl- mużāriʾ

Muṭmaʾîn ism- i fʾil cemîʾ müzekker fiʾl- ifʾilāl.

Küllü ḥarfin iẕā vaḳaʾa baʾdeʾn-nekreti yekūnü ṣıfaten ve iẕā vaḳaʾa baʾdeʾl- maʾrifeti yekūnü ḥālen.

Ṭāṭābān mużāri teåniye müzekker muḫāṭab fiʾl-ifʾîlāl

(29)

18

Ḳasemiñ baĢında olan lām dāima meftūḥdur. Meåelā ḫarectü fe iẕāʾs-sebʾu ey vāfeḳahū eylenālū fiʾl-i māżî, aṣluhū evlenevlū mineʾl-ifʾinlāl. Sefesefenne emr-i ḥāżır dāḫilün aleyhi en-nūniʾt-teʼkîd el-muhaṣṣaṣ.

Li- nesfeʾan fiʿl- i muẕāriʾ nefs-i mütekellim maʾaʾl- ġayr min bābiʾå-åülāåî daḫale fîhi en-nūnu ḫafîf aṣluhū nefaa.

Yesnîsūn Fiʾl- i mużāri cemîʾ müzekker fiʾl- ifʾinlāl.

Ġmdi fiʾl-i māżî mineʾl-ifʿāl.

2b

Fe iẕā raḳḳebetiʾå-åelāåetü fe in ḳulte lā yesıḥḥu en yekūneʾå-åelāåetü nāiben fāʾilen li enneʾå-åelāåete müzekkerün veʾl-āmilü müenneåün ḳultü lime lā yecūzü en yekūneʾå-åelāåetü murāden liʾl-lafẓı. Ve in ḳulte el-maʾnā maʾnā lafẓın åelāåetün veʾl- fesādü ẓāhirun ḳultü ürîdüʾl- lafẓa mineʾå-åelāåeti yużāfü ileyhi el-cinsüʾl-ḳarîb lā liʾl-baʾîd sümiʾa aniʾz- Ṭāhiriʾl- Birgivî.

Ġʾlem enne kelimete ḳad iẕā daḫale aleʾl-mużāriʾı min bābiʾt-tefʾîl yelẕemüʾt-tenāḳuża li enne kelimete ḳad yüstaʾmelü fiʾl-ḳılleti veʾl- mużāriʾu min bābiʾt-tefʾîl yekūnü bināühū liʾt-teksîr ecîbü enneʾl-ḳıllete nāẓırun ileʾż-żamāni veʾt-tekåîru nāẓırun ileʾl- fiʾli fe lā yelzemüʾt-tenāḳużu miålü ḳad naʾlemü alime minhü.

Laḳîtühū āmmen evvelü fe kelimetin evvelü in kāne ṣıfaten fe ġayrü munṣarıfın (li vecdi menʾiʾṣ-ṣarfi ve hüveʾl- veznüʾl- fiʾlü ve vaṣfün ve yüktebü biʾt-tenvîn aʾnî evvel) ve in kāne mefʾūlün fîh fe munṣarifün ve yüktebü biʾt-tenvîni aʾnî evvelen. Fe lime ḳāleʾl-birgivî el- merḥūm fî kitābiʾl- iẓhār iʾlem evvelen lem yeḳul evvele yaḥterizü min ḥarfiʾt-tenvîn min ḫaẕfi evvelî sümiʾa an Ṭāhir el- Birgivî.

Maṣdar fāʾiline ve mefʾūlüne mużāf olduğunu bilmek içün üç ṭarîk ḥāṣıldır.

Evvelen mużāf-ı ileyh mübtedāına mużāfdan bir ismi fāʾile müĢtaḳ ḳılarız. Eger ḫaml-i ṣahîh olursa fāʾiline mużāfdır ve illā mefʾūlüne mużāfdır. æāniyen en maaʾl-fiʾl

(30)

19

teʾvîl ideriz åāliåen mużāfı mużāf- ı ileyhden ḳaṭʾ ideriz mużāfı muarraf biʾl- lām ideriz yāḫud āḫırine bir tenvîn veririz sümiʾa aniʾl-istād.

ġarṭ-ı meẕkūrun naḳîż-ı cezāya elyaḳ olursa en-i vaṣla.

El-kelimetü lafẓun vużıʾa li maʾnen müfredin.

3a

Beyānü hāẕā: hāẕāʾnıñ müĢārunileyh yedi iḥtimāl cārîdir. Elfāẓ, meʾānî, nuḳūĢ, elfāẓ-ı meʾānî, elfāẓ-ı nuḳūĢ, meʾāni-i nuḳūĢ, elfāẓ maʾaʾl-meʾānî veʾn-nuḳūĢ elfāẓdan ibāret olması evlādır niçün? Naẓm-ı celîli muvafıḳ olsun içün yaʾnî naẓm-ı celîlin maʾnāsına tefekkürle nuḳūĢuna naẓar ile ṣalāt cāʾiz değildir. Elfāẓ ḳırāʼetiyle yecūzüsüʾnüñ ḳıyāsı ḳıyās maʾaʾl-fārūḳdur. Lā nüsellimü her ne ḳadar āyet-i kerîme ḳıyās olmasa da kendi nefsiniñ ḳıyāsın elfāẓdan ibāret olması evlādır.

Zeyd- i muṣannif meʾāni- i müstaḥżarun fiʾllezîne eylese, nuḳūĢuna kitāb ile olunmasa müʾellefāt maʾlūm olmaz. Öyle olunca elfāẓdan ibāret olması evlādır.

Mevżūʾ canibinden elfāẓ murād olunsa maḥmūl canibinden maʾnā murād olunsa lā yecūzüʾl-ḥamlü, ḳulnā fe yuḳadderuʾl-mużāfü beyneʾṭ-ṭarafeyni feʾl-evlā en yuḳaddere mineʾl- ḫaberi li- neĢʾetiʾl- fesādi minhü. Fe taḳdîruʾl- ibarāti müdevvelātün ḥāẕihî risāletün ev fe ḥazihî devvālüʾr-risāle ev yürādüʾl-mecāz min hāẕā ḳabîl-i ẕikruʾd-dāl ve irādetüʾl-medlūl ev yürādü minhüʾl-ḥamlü. Elḥamdülillāhi ālî-i veʾl- ḥamdüʾd-duʾāî yecūzü bidūni irtikābiʾl- mecāzi ḥaẕfüʾl- mużaf fe in ḳulte in ürîde mineʾl- mübtedāi el- lafẓu ve mineʾl-ḫaberi keẕālike yecūzüʾl- ḥamlü lākinnehū yelzemü ḥamlüʾĢ-Ģeyʾi ḳultü fî sıḥḥatiʾl-ḥamli taġayyürüʾl-unvān ve keẕālike yecūzüʾl-ḥamlü bi-iʾtibāriʾl-ilmi min cānibiʾl-ḫaberi hüve in ürîde minhü naḥveʾl- mübtedāi el- lafżu in ürîde mineʾn- naḥviʾl-ḫaberi.

Mesāʾil- i ḳāʾide.

Fe mevżūʾu ilmüʾn-naḥvi el-kelimetü veʾl-kelām. Ve ġāyetühū ıṣmetüʾl-lisāni aniʾl- ḫatai fiʾl- iʾrāb veʾl-binā. Ve taʾrîfühū ilmün yübḥaåü fîhi an aḥvāli evāḫiriʾl-kelimeti min ḥayåüʾl-iʾrābi veʾl-binā. Fe-lā büdde en en yuʾleme bi taʾrîfihî li-enneʾt-ṭālibe yaʾlemü ve temeyyeze maṭlūbehū mineʾl- ilmi min ġayriʾl- maṭlūbi

(31)

20

mineʾl- ilmi alā vechi kemālin basîretin ve bi mevżūʾihî li en temeyyeze maṭlūbehū mineʾl- ilmi min ġayriʾl- maṭlūb ve bi gāyetihî li-enneʾt-ṭālibe liellā yelzeme fî maṭlūbihî sāyiʾan abesen.

3b

Kem- i ḫaberiyenin dāḫil olduğu cümle ṣıdḳa ve kiẕbe muḥtemeldir. Kem- i istifhāmiye bunuñ aksine mülābisdir. Kem-i ḫaberiyenin mümeyyizinden bedel vāḳiʾ olduğu vaḳitde hemzeye muḥtācdır. Kem-i istifhāmiye bunun aḳsine mülābisdir.

Kem- i ḫaberiyeniñ mümeyyizi mecrūrdur. Kem- i istifhāmiyenin mümeyyizi manṣūbdur. Kem- i ḫaberiyenin mümeyyizi müfred olur ve cemîʾ olur kem- i istifhāmiyenin mümeyyizi dāimā müfred olur.

Ḳāʾidetüʾl-müfred:

Feʾl- müfredü yuḳābilü bi erbaʾati eĢyāʾe hāẕā müfredün leyse müåennen ve lā mecmuʾan (miålüfeʾl- müfredüʾl- munṣarıf), hāzā müfredün leyse cümletün, hāzā müfredün leyse mürekkebün, (el-kelimetü lafẓun vużıʾa li-maʾnen müfredin) hāẕā müfredün leyse mużāfun ve lā Ģibhe mużāf.

Feʾl- lāmü baʾde kelimetiʾl- vażʾı maʾneyāni: Aḥadühümā liʾṣ-ṣılati ve sānîhümā liʾl- ġarażi. Ġn kāne medḫūlüʾl- lām ḳābilen liʾl- maʾneʾl- mevżūʾu leh fe hüve ṣılatün ve illā fe hüveʾl-ġaraż.

Taʾrîfüʾt-tenvîn: Ve hüve nūnün sākinetün tettebiʾu ḥareketeʾl-āḫiri lā li teʾkîdiʾl- fiʾli veʾl- ġālî fe innehümā ġayra muḫtaṣṣîne biʾl- ismi veʾt-temekküni veʾt-tenkîriveʾl- ıvażı veʾl- muābele ve hiye muḫtaṣṣun bi- ismin.

Ġnnemā yuḳālü mürekkeben fî ismiʾl-fāʾili veʾl-mefʾūli li-Ģibhihiʾl-ismeʾl-ḥālî aniʾż-żamîri miålü racülün fî ademiʾt-taġyîr miålü ene racülün, ente racülün, ene ḳāimün ente fātiḳun.

Ḳāʾide

æübūṭü aṣliʾl- fiʾli fiʾl- mufaṣṣali aleyhi immā en yekūne ḥaḳîḳaten ev alā sebîliʾl-ġarażi kemā yuḳālü fülānün efḳahü mineʾl-ḥamd ve ḳıs alā hāẕa.

(32)

21 4a

Ġʾlem enne fażlen mefʾūlün muṭlaḳun ey fażlen fużalā ve fāʾilühū rāciʾun ileʾl- maṣdari liʾl- fiʾliʾl- menfiyyi sevāʾün kāne ḥaḳîḳaten ev hükmen naḥvü teḳāṣartü hemmeʾn- nāsi an żulivvihimiʾl- ulvî fażlen an diḳḳatihim.

Ġʿlem enne hāzeʾt-terkîbe ekåerü min tuḥṣā feʾl-ekåerü fîhā ismün tafḍîlün fe lā büdde mineʾl-mufaḍḍali aleyhi veʾl-mufaḍḍalü aleyhi maḥżūfün ey ekåeru min hāzā fe men en tuḥṣā ḥālün ey baʾîden min ey tuḥṣā min fāʾilin ekåeru fe men müteʾallaḳun tebʾîden.

Ġʿlem enneʾl- ḥasbe in üstüʾmile bi-ḥarfiʾl-cerri yuḳraʾü bifethiʾs-sîn veʾl- ḥareketi miålü bi- ḥasbike dirhemün. Ve in üstüʾmile bi dūnihî yuḳraʾü miålü ḥasbüke bi dūni ḥarfi cerrin.

Feʾl- maṣdaru lā yüsennā ve lā yücmeʾu li enneʾl- maṣdara mevżūʾun liʾl- māhiyyeti veʾl- müsennā veʾl- mecmūʾ yünāfî aniʾl- māhiyeti.

El- ḥamdü alā erbaʾati aḳsāmin. El-evvelü ḥamdüʾl-ḳadîm el- ḥamdülillāhi li ẕātihî. Veʾå-åānî ḥamdüʾl-ḳadîmi li-ḥādiåin lillāhi. Veʾå-åāliåü ḥamdüʾl-ḥādiåi ḳadîmeʾl-ḥamdü ibādetün lillāhi Teʾāla. Veʾr-rābiʾu ḥamdüʾl-ḥādiåi li-ḥādiåin el-ḥamdülillāh el- ibādü liʾl- ibād.

Ġʾlem enne "hel" yecîʼü alā ḥamseti maʾānin el-evvelü bi-maʾnā ḳad ke ḳavlihî Teʾālā hel etā aleʾl- insāni ey ḳad etā. Veʾå-åānî bi maʾnā iẕā ke ḳavlihî teʾālā hel etā leküm ey iẕā biküm. Veʾå-åāliåü bi maʾnā enne ke ḳavlihî teʾālā hel fî ẕālike ey enne fî ẕālike. Veʾr-rābiʾu bi-maʾnā māʾiʾn-nāfiye ke ḳavlihî teʾālā hel cezāʾüʾl-iḥsān ey mā cezāʾüʾl-iḥsān veʾl-ḥāmisü bi maʾnā hemzetiʾl-istifhām ke ḳavlihi teʾālā hel ındeküm ey e ındeküm ve kesüre istiʾmālihî.

4b

Allāhü ilmün li- ẕāt vācibiʾl- vücūd el- müstecmiʾu bi cemîʾiʾṣ-ṣıfātiʾl-kemāliye el-münezzehü an cemîʾiʾṣ-ṣıfātiʾn-noḳṣāniyedir.

Vācib ve hüve mā yaḳteżî ẕātühū vücūdehū

(33)

22

Vücūd hüve ẕātün åebete lehüʾl-vücūd temmet. Ḳısmeyn cāmiʾ taʾrîf etmek lākin emir müteʾaẕẕirdir ve bir Ģey ki māhiyyeti bilinmeyince efrād-ı iʾtibārdan baḥå olunmaz. Muḳassemden anlaĢılan maʾrifet- i icmāle taḳsîm ḳāfîdir.

Taʾrîfüʾl- mübtedā feʾl- mübtedā min ḳabîliʾẕ- ẕāt. Fe in ḳulte elḥamdülillāh ve naḥvühū min ḳabîliʾl- vaṣf kultü eẕ-ẕātü alā åelāåeti aḳsāmin el-evvelü yüzkerüʾẕ-ẕāt ve ürîdü bihiʾl-māhiyyet veʾå-åānî yüzkerüʾẕ-ẕātü ve ürîdü bihî mā yekūmü bi-ẕātihî veʾå-åāliåü yüzkerüʾẕ- ẕātü ve ürîdü bihî müsteḳıllün bi mefḥūmihî veʾl- murādü bihî müsteḳıllün biʾl-mefḥūm.

Feʾl- mefʾūlü muṭlaḳ liʾt-teʾkîd in vuṣṣıfe bi Ģeyʾin āḫar ve mużāfen ilā Ģeyʾin āḥarin fe yekūnü bi maʾneʾn-nevʾ.

Mübtedāya ḥaẕf caʾiz olursa eğer ḥaẕf olunan ḥaber maḳamına ḳāim bir Ģey ikāme olursa ḳāʾidesi.

ĠĢtirāḳ-i maʾnevî neye derler vāżıʾın ḥîn-i vażʾında mülāḥaẓa eylediği maʾnā efrād-ı keåîre mā-beyninde müĢtereḳ mefḥūm olur, döner o lafż-ı küllî mefḥum-i küllî ḥizasına vażʾ ederse iĢtirāḳ-i maʾnevî olur.

Fe lābüdde min iĢtirāḳiʾl-lafżı veʾl-mecāzi māeʾl-farḳu beyneʾl-ḳarîneti veʾl- mecāzi daḫelehū fî irādeti maʾneʾl-mevżūʾu leh bi ḥılāfiʾl-ḳarîneti fiʾl- iĢtirāḳiʾl- lafżı fāʾidetühū li-defʾi maʾneʾl- lāzımi.

El- farḳu beyne ismiʾl-cins ve beyne ismiʾl-cemʾ. Yuṭlaḳu ismüʾl-cemʾ alā vāḥidin ve iånā ve ismüʾl-cemʾ bi ḥılāfihî yuṭlaḳu alā åelaåetin.

5a

Bismillāhirraḥmānirraḥîm ey celāʾilühū niʾamihî münʾımün bi ḥasebiʾl-kemiyyeti er-raḥîm ṣağāire niʾamehū münʾımün bi ḥasebiʾl-keyfiye yāḫud er-raḥmān ey ṣağāʾira niʾamihî müʾımün bi ḥasebiʾl-keyfiye. Er-raḥîm ey celāʾile niʾamihî münʾımün bi ḥasebiʾl-kemiyye.

Raḥmān raḥmetden müĢtaḳdır. Raḥmet lügatde reʾfet-i ḳalbdir. O vācib- i Teʾālā ḳalbde yok ḳalbetmeliği de yoḳ ile olunca böyle olan yerde iki mezheb vardır. Biri

(34)

23

müteḳaddimîn mezheb biri müteʾaḫḫırîn mezheb. Müteḳaddimîn, aṣılda maʾlūmumuz vaṣıfda meçhulümüzdür. Müteʾaḫḫırîn aṣılda maʾlūmumuzdur vaṣıfda maʾlūmumuzdur lākin teʾvîle ḳābil Ģeylen teʾvîl ederiz. Ne deriz yā ẕikr- i melzūm idāre-i lazım yāḫud ẕikr-i sebeb idāre-i müsebbeb ṭarîḳıyle mecāz-ı mürseldir deriz.

Her ḥaber için bir müteʾalliḳdan lāzımdır. Müteʾalliḳ da fiʾil olur yā Ģibh- i fiʾil olur yā maʾnen fiʾil olur. Fiʾil de yā melfūẓ olur ya muḳadder olur bu maḳāmda muḳadder olmuĢ melfūẓ olmaṣı aṣıldır. Aṣıldan ferʾa gidilmez illā li-nüktetin gidilir. Nükte bu maḳāmda her mekānda münasib bir fiʾil taḳdîr olunsun için fiʾil de yā muḳaddem olur yā muaḫḫar olur, muḳaddem olmaṣı aṣlîdir muʾaḫḫar olmaṣı ferʾîdir aṣıldan ferʾa gidilmez illā nükteden lāzımdır. Nükte bu maḳāmda ḳaṣr-ı ḥaṣır ifāde etsin için. Ḳaṣır da üçdür: Ḳaṣr-ı ḳalbî, ḳaṣr-ı ifrādî, ḳaṣr-ı taʾyînî. Baḳalım muḫātaba naẓar olunur eğer muḫātab bismillahi veʾl-iẕẕāt len bedʾ olunur lā ġayrdır bismillāhi ebtediʾü dersek bu ḳaṣr-ı ḳalbîdir. Eğer muḫātaba bismillāh ile de bismillāhi veʾl- iẕẕāt ile de bedʾ olunur böyle derse bismillāhi ebtediʾü dersek bu ḳaṣr- ı taʾyînî olur. ḥaṣr ile muḫātab ederse bismillāhi ebtediʾü dersek bu ḳaṣr- ı taʾyînî olur.

Ḳādî Beyżāvî -beyyezallāhü vechehū- ḥażretleri bismillāhʾda ki bāyı istiʾāniye eyledi. Allāme-i ZemaḥĢerî yāʾyı mülābese ḥamleyledi. Allāme ZemahĢerî ne dedi?

Ḳādı Beyżāvî senin bāʾyı istiʾāneye ḥamlin bāṭıldır dedi. Niçün zîrā istiʾāne āle dāḫil olunurken kütibet biʾl-fiʾli fütiḥat biʾl-fetḥi alṭında bir ḥaḳāret vardır, vācib-i teʾālānın ismi taḥkîri lazım gelir, bu bāʾyı istiʾāneye ḥaml bāṭıldı. Ey allāme-i ZemahĢerî senin anladığın değil altda iki maʾnā melḥuẓdur biri nefsiyyete biri fiʾlin.

5b

Biri fiʾlin naḳlinin huṣūlü meṭrūḳ ikinci maʾnā melḥūẓ belki kemāl- i taʾẓîm bundadır. Āllāme-i ZemahĢerîʾnin Ḳadı Beyżāvîye iʾtirazı daḥi vardır ne diye Ḳadı Beyżāvî yā-i mülābese ekåerdir dedi. Kemā kāneʾl-mülābesetü ekåeru lezime en yekūneʾl-bāü liʾl-mülābeseti lā nüåellimü yaʾni mülābesenin ekåer olduğunu muḳaddime-i vażʾın memnūʾdur. Ey Allāme- i ZemahĢerî senin yā- i mülābese ekåerdir demenin eṭrāf- ı eknāfdır git müʾellifeyi teftîĢ ile olur bu mümkün değildir belki müteaẕẕirdir. Bismillāhʾda yā mülābese içindir. Mülāsebe demek musāḥabedir yā mefʾūlühüm aṣlā fiʾilde müĢāriḳ olur her zamānda müĢāriḳ olur ne gibi ḫarace Zeydün

(35)

24

bi-aĢîretihî ey ḫurūc maʾan yā aṣl- ı fiʾilde müĢāriḳ olur zamānda müĢāriḳ olmaz ḫarace zeydün aĢîratühū bi-yevmin yā aṣl-ı fiʾilde müĢāriḳ olmaz ve de zamānda müĢāriḳ olur ne gibi Ekele Zeydün bismillāh muṣannif bismillāh getirdi neden için fevāʾid-i ḥamseyi taḥṣîl evvelā teberrüḳ teyemmün ḳaṣd içün. Bununla teberrüḳ ḳaṣd olunursa dersek rasūlüllāh ṣallallāhü aleyhi ve sellem buyurmuĢ ki: "Ene medînetüʾl-ilmi ve Ali bābühā." Ṣadaḳa rasūlüllāh ev kemā ḳāle.

Hazret-i Ali Efendimiz bu ḥadîå- i Ģerîfde olan ilimden süʾāl etmiĢ o da cevābda buyurmuĢ ki: "En-noḳṭatü cüzʾün ekåeraheʾl-cāhilūn." Bu cevābda anlayamadan yine buyurmuĢ ki kütüb-i süvārînin mecmūʾu Ḳurʾān-ı Kerîmde mündericdir. æāniyen ibtidāʾ-i ḥadîå ile amel. Ġbtidāʾ-i ḥadîå külli emrin zî bālin lem yübdeʾ bi bismillāhi fe hüve ebterun. Ẓāhiren bu ḥadîå-i Ģerîf eydürler, ne diye külli emrin zî bālin ey Ģeref- ṣāḥib olan her bir emr bismillāh ile bile olunmaya fe hüve ebterün bu besmelede Ģān Ģeref sāhibi ola olunca bir besmele-i āḫara muḥṭācdır ilā ġayriʾn-niḥāye getürse müstehil merātibden bir mertebeye tevaḳḳuf ederse devr lāzım gelir de ve de bāṭıl müteselsilüʾl-cevāb Ģerîf ṣāḥibden murād maḳṣūdün biʾẕ-ẕāt ola demekdir. Rızā ol ḫayr Ģeydedir ki besmele ile bedʾ olunmaz itmām olur, bi ḥasebiʾĢ-Ģerʾ ebterdir

El-cevābüʾå-åānî mineʾs-süʾāliʾl-evvel, kütüb- i fıḳıhda fuḳahā beyān eyledi ne diye ḳırḳ ḳoyundan bir ḳoyun bir zekāt verilmeli.

6a

Ḳāle Ġnneʾl-ḳavārîḳu ḳād ṣāe

Fe in ḳulte meʾl-elfü fî nercū maʾa ennehū yüktebü baʾdeʾl- vāviʾl-cemʾ.

Yüktebüʾl-elfü eyẓan baʾdeʾl-vāv min nefsiʾl-mütekellimi maʾaʾl-ġayri izā kāne vāviyyen ḳavlühū teʾālā ḳul e nedʾū min dūnillāhi ve ekåeruʾn-nās ġāfilūne an ḥāzihiʾl-ḳāʾideti.

Et-ṭaḥallülü alā nevʾayni el-evvelü lafẓıyyün veʾå-åānî maʾnevî.

Alā Ģarṭıyye, mā-i mevṣūle, mā-i nāfiye, mā-i maṣdariyye, mā-i Ģarṭıyye mā-i ṭāmme mā-i istifhāmiyye.

(36)

25

En- i muḥaffefe, en- i zāʾide, en- i vaṣliye, en- i nāfiye en- i tefsîriye en- i maṣdariyye en- i zāʾide en- i muḥaffefe.

Hel liʾs-süʼāli an vücūdi ġayrihî, mā: süʼālün aniʾl- māhiyyeti, lem: süʼālün aniʾl- illeti, keyfe: aniʾl- ḥāliʾl- vażʾ, eyyü: süʼālün aniʾs-sebḳayni fiʾz- zamāni, eyne:

süʼālün mineʾl-mekāni, men: süʼālün mineʾĢ-Ģaḥsi, kem: süʼālün aniʾl-adedi.

6b

Feʾt-tebyînü hüve üstüʾmile fe yekūne maʾnen ẓāhirun ve in üstüʾmile maʾrifeten fe yekūne maʾnen rāciḥun.

Faṣl: Feʾt-ṭaẓmînü hüve en yuḳṣade biʾl- meẕkūr maʾnāhüʾl- ḥaḳîḳî ve yülāḥazü maʾnen āḫar maʾahū min ġayri istiʾmālihî fîhi ve min taḳdîri lafẓın āḫarin yedüllü aleyhi ve yedüllü aleyhi bi ẕikrin müteʾalletin.

Faṣl: Feʾẓ- ẓāhiru hüve üstüʾmile biʾl- lāmi fe yekūnü bi maʾnen rācihin ve in üstüʾmile min ġayrihî fe yekūnü bi maʾnen bedîhiyyin celiyyin, men yüʼminü hüve bi maʾneʾl- mevṣūl men Ģümūlü yüʼminü fe hüve bi maʾneʾl- mevṣūl menlerden hangi men bi maʾneʾĢ-Ģarṭ?

Faṣl: Ġʾlem enne kelimete immā o faṣıl o bāb gelen yerde mā baʾdiye niçin getirdi iḳtiẓāb ḳarîb mineʾt-taḥalluṣdan için yāḫud ḥażret- i rasūlüllāh ittibāʾdan iḳtiẓāb-ı ḳarîb neye derler kelāmeynden kemālıyla münāsebet olmayan Ģeyʾe derler.

Taḥalluṣ neye derler kelāmeyn beyninde kemāliyle münāsib olan Ģeyʾe derler. Ġḳtisāb ḳarîbün mineʾt-taḥalluṣ neye derler kelāmeyn beyninde cüzʾ-i münāsebet olan Ģeyʾe derler

Faṣl: Maʾṭūf maʾṭūfun aleyh beyninde ittihād-ı ḫaricî teğāyür-i ziḥnî Ģarṭdır.

Aṭfüʾl-ḳıṣṣa aleʾl-ḳıṣṣa evvelinin māʾadā yerde böyle demek bir Ģey için mesbūḳ olan cümlenin mażmūna Ģeyʾ-i āḫar için mesbūḳ olan cümlenin mażmūnu üzerine aṭıf yaʾni muḳārenetinin vücūdu ademi Ģarṭ değildir. Terettübünün vücūdu ademi Ģarṭ değildir. Niçin baʾde fehāzihî risaletün vāḳıʾatün biʾd-dîbāce

Ḥaml-i muvāṭaʼe, ḥaml-i ẓū ve ḥaml-i iĢtiḳāḳ minhü

(37)

26

Ġʾlem enne maʾa dāḫılün alā ḥukmeyni ve immā ġayr-i dāḫılin alā ḥukmeyni veʾd-dāḫılü aleʾl-ḥukmeyni dāḫılün aleʾs-sübūtiʾl- meṭbūʾ naḥvü cāʾeniʾl- vezîr maʾaʾl-emîr ve ġayru dāḫılin aleʾl- ḥukmeyni naḥvü ḳavlühū teʾālā innallāhe maaʾṣ-ṣābirîn.

7a

Iżmār-ı ḳableʾẕikr: Ġʾlem el-ıżmāru cāʼizün fî ḥamse mevāżıʾ. Evvelühā fî bāb-ı rubbe, naḥvu rubbe halā. Veʾå-åānî fiʾl-efʾāliʾl- medḥ veʾẕ- ẕemm iẕā kāneʾl- fāʾilü mużmiren mütemeyyizen naḥvu neʾam recülen. Veʾå-åāliåü fî bedelin min żamîriʾl-manṣūbi. Veʾr-rābiʾ fî bābiʾt-tenāruʾ naḥvu ekremenî ve darabtü Zeyden.

Veʾl- ḥāmisü fî żamîriʾĢ-Ģān naḥvu ḳavlühū Teʾālā Ḳul hüvaʾllāhü aḥad. Ve lā yecūzü fî mā adā ẕālike taʾrîfüʾt-tenbîhi aḫaruhū îrādüʾl-mütekellimi merāmehū ileʾl- muḥātabi. Iṣṭılāhda mā yüfhemü fî mücmelin biʾt-teʼemmüli.

Beyān: Kem-i istifhāmiye ile kem-i ḥaberiye beĢ maḥalde birleĢir, beĢ maḥalde ayrılır. BirleĢdiği maḥal ismiyyet, ibḥāmiyyet, binā, ṣadr-ı kelām mümeyyizine iḥtiyāc hissedildiği maḥal kem ḥaberine muḳārin olan kelāmı tekellüm eyleyen mütekellim muḥāṭabdan cevāb iḳtiżā etmez. Zîrā muhbirdir. Kem-i istifhāmiye bunun aḳsine mülābisdir. Zîrā müstaḥberdir.

Eṣ-ṣıfatü tüstaʾmelü alā åelāåeti envāʿin. Ṣıfatün liʾt-teʼkîd. Miålü tüfḥatün vāhidetün. Ve ṣıfatün liʾl-medḥi miålü er-raḥmānüʾr-raḥîmü ve ṣıfatün liʾz-zemmi.

Miålü eūẕü billāhi mineĢĢeyṭānirracîm.

Et-Tāü yeʼtî liʾl- vaḥdeti ke temretün ve liʾt-teʼnîå miålü ḳāriʾatü ve liʾt-teksîri miålü åelāåetün ve liʾl- ıvaẓi miålü iddetün ve liʾn- naḳli miålü ḳāfiyetün ve liʾl- maṣdariyyeti miålü fāʾiliyyetün ve liʾl- mübālağati miålü allāmetün.

Beyneʾẕ- ẕāti veʾĢ-Ģaḫṣi veʾẕ- ẕātü eʿammün mineʾl- müĢaḫḫaṣi li- enneʾẕ- ẕāte yuṭlaḳu aleʾl-cinsi ve ġayrihî veʾĢ-Ģaḫṣu yuṭlaḳu illā aleʾl-cinsi. Seyyid ġerif.

7b

(Lā ilāhe illallāhü vaḥdehū lā Ģerîke lehū)

(38)

27

Emr-i ḥāżırın nehy- i ḥāżırın maʾlūmunda meçhūlünde nefs- i mütekellim gelmez. Niçün gelmez? Zirā li-Ģaḫṣin vāḥidin alına. Vāḥide hem emir ve hem meʼmūr olmaḳ lāzım gelicek o cānına dineldür gelmez. Cevāb emr- i biʾl- fiʿl emr-i biʾl-ḳavle muğāyirdir. Miåāl lā netekellem mā lā yaʾnî veʾn-nerciʾ ileʾl-maḳṣūdi.

"Yükrimü / Yüʼkirimü" olmalıdan hemze niçün ḥaẕf olundu. Nefs-i mütekellim vaḥdesine iki hemze cemʾ olıcaḳ. Ṣavṭ- ı külliye ṣavṭ-ı sekrāna iltibās lāzım gelicek iltibās defʾ içün ḥaẕf olundu. Ġsm-i fāʾil niçün ḥaẕf olundu, ıṭṭırāden liʾl-bāb.

æülāåî bābları aḳlen doḳuz, naḳlen alṭı oldu. Niçün alṭı oldu? Zîrā māżîde aynüʾl-fiʾil meksūr, mużāriʿde aynüʾl-fiʾil meftūḥ, yāḫūd māżîde aynüʾl-fiʾil mażmūm, mużāriʾde aynüʾl-fiʾil meftūḥ yāḫūd māżîde aynüʾl-fiʾil mażmūm, mużāriʾde aynüʾl-fiʾil meksūr bāb gelmedi. Onun içün alṭı oldu. Cevāb budur.

Her muṣannifin ādāb-ı deʼbindendir ki kitābının evvelinde yedi Ģey ẕikr eder.

Üçü vācibetüʾl-istiʾmāl, dördü cāʼizetüʾl-istiʾmāl. Vācibetüʾl-istiʾmāl olan: Besmele, ḥamdele, taṣliye. Cāʼizetüʾl-istiʾmāl olan: Ġsm-i kitāb, fenni taʿdād, fuṣūl, tebyîn-i ġaraz.

8a

Yanṣuru naṣran üzerine niçün taḳdîm olundu? Cevāb: Yanṣuru naṣrandan āmildir. Āmil maʾmūl üzerine ṭabaḳan muḳaddemdir. Yāḥūd yanṣurunun amelde aṣl olduğu ittifāḳıdır. Naṣranʾın iĢtiḳāḳda aṣıl olduğu iḥtilāfıdır. Aṣāleti ittifāḳî olan aṣāleti iḥtilāfî olan üzerine rütbede muḳaddemdir. Onun içün taḳdîm olundu. Ḳavluhū maṣdar.

Naṣran nāṣır üzerine niçün taḳdîm olundu? Naṣran iĢtiḳāḳda aṣıldır. Ṭabaḳan muḳaddemdir. Nāṣır vāṣıṭa ile naṣranʾdan müĢtaḳdır ve hem amelde aṣıl değildir.

Onun içün iĢtiḳāḳdır ve amelde aṣıl olmayanın üzerine taḳdîm eyledi. Ḳavluhū ism-i fāʾil.

Naṣara yanṣuru naṣran fe hüve nāṣırun ve ẕālike manṣūrun keẕālik.

Mā żamm ola veʾl-lāmü yekün mażmūmen ve yüftaḥuʾå-åānî veʾl-lāmü yekün meftūḥan ve tülḥaḳuʾl-yāüʾå-åākine.

Māżî: Lüġaten ṣābıḳa derler, ıṣṭılāḥda mā delle alā zamānin ḳable zamānin iḫbārike derler.

(39)

28

Es-Ṣalātü: Lüġaten åenāya derler. Iṣṭılāḥda erkānı maʾlūm efʾāl- i maḥṣūṣa derler.

Bāb: Lüġaten nevʾ derler. Iṣṭılāḥda ṭāifetün mineʾl-ḥāiliʾṣ-ṣarfiyye iĢtemelehū aleyhiʾl-kitāb derler.

Mużāriʾ: Lüġaten müĢābihe derler.

8b

Beyt- i Ḥurūfiʾl- ḫulḳ

Dāni ḥurūfuʾl-ḫulḳi ĢeĢ būd nūr-ı ayn,Hemze ḫā zā, ḫāü ḫā zā ayn.

Duʿā-yı Fārisî:

Endek endek ilim hānet āḳıbet Molla Ģevet Ḳaṭre ḳaṭre āb-ı kevåer āḳıbet deryā Ģevet

Bürde dāmet bende îlbik rîḫte Āb-ı rūyî ḫıṭbe-i iṣyān rîḫte

PādiĢāh-ı cezm-i mārā der-güzer

Yā ḫaliyyeʾl-bāl ḳad bülbülti biʾl-bülbül-i bāl Biʾn- nevā zelzeletnî veʾl-aḳlu fiʾz- zilzāli zāl

Yā reĢîḳuʾl-ḳadd ḳad ḳavveste ḳaddî

Feʾstakim fiʾl- hevā veʾfrağ fe ḳalbî Ģāġilüʾl-eĢġāl

Eå-åevāb:

Ve hüveʾlleẕî yuḳrabüʾl- insānü ilā Raḥmetiʾllāhi Teʿālā ve Ģefāʿati resūlihî

El-Eẕnāb:

Ve hüveʾllezî yübʿadüʾl-insānü min Rahmetillāhi Teʿālā ve Ģefāʿati resūlihî

(40)

29 El-MürĢid:

Hüvelleẕî yedüllü alā tarîḳiʾl-müstaḳîm Baʿdeʾḍ-ḍalāleti

El-Muvaffıḳ:

Hüvelleẕî yedüllü alā tarîḳiʾl-müstaḳîm Ḳableʾḍ-ḍalāleti

9a

Emåile, miåāl cemʾ- i miåāl masdar ġayr- ı mîmi , åülāåîniñ maṣdarı için ḳıyās yoḳdur.

El- îmānü hüve iḳrārun biʾl- lisān ve taṣdîḳun biʾl-cenān ve amelün biʾl-erkān budur.

Maʾnā besmele

Bismillāh biz Allāhü Teʾālāʾnın ism-i istiʾānetiyle ben bu kitabı bedʾe baĢların.

Öyle Allāh er-raḥmān dünyāda hem müʾminîne ve hem ḳāfirîne inʾām ve iḥsān edici olan Allāhü aẓîmüʾĢ-Ģānın ism-i iʾānetiyle ben bu kitābı bedʾeder baĢların. Öyle Allāh ki er-raḥîm āḥiretde yalnızca müʾmin ḳullarına inʾām ve iḥsān edici olan Allāhü aẓîmüʾĢ-Ģānın ism- i iʾānetiyle ben bu kitābı bedʾ eder baĢların.

Allāhü ālimün li vācibiʾl-vücūd el-müåtecmiʾu an cemîʾiʾṣ-ṣıfātiʾl-kemāliye el-münezzeh an cemîʾiʾṣ-ṣıfātiʾn-noḳṣāniye temmet.

Ġsm-i fāʾil ism-i mefʾūlün üzerine teḳaddüm etti. Ôîrā ism-i fāʾil fiʾl-i mużāriʾnin maʾlūmundan müĢtaḳdır. Ġsm-i mefʾūl müĢtaḳdır. Maʾlūm meçhūl üzerine muḳaddemdir. Onun için ism- i fāʾil ism- i mefʾūlün üzerine muḳaddemdir temmet.

Teʾkîd-i nefy- i istiḳbāl emr-i gāʾibin üzerine niçin taḳaddüm etti ? Ôîrā teʾkîd- i nefy- i istiḳbāl iḫbārî, emr- i ġāʾib inĢāʾîdir iḫbārînin maʾlūmu åübūtdur inĢāʾînin ġayr- i maʾlūmu åübūtdur maʾlūmu åübūt olan gayr- i maʾlūmu åübūtun üzerine muḳaddemdir. Anınçün teḳaddüm eder yāḫud iḫbārînin maʾnāsı vücūdîdir ṣıdḳ u kiẕb

(41)

30

iḥtimāli vardır, inĢāʾî maʾnāsı ademîdir ṣıdḳ u kiẕb iḥtimāli yoḳdur anın için vücūdî ademî üzerine teḳaddüm etmiĢtir temmet.

Ġsm-i taṣġîr ism-i mensūbün üzerine niçin teḳaddüm etti? Õîrā ism-i taṣġîr ġayr-i mürekkebtir ism-i mensūb mürekkebtir ġayr-i mürekkeb olan mürekkeb üzerine muḳaddemdir ve anın için teḳaddüm etmiĢtir.

Ḳāle Ṣadeddin Ţafṭaẓānî ḫitāben liʾs-Seyyid ġerîf ḳuddise ṣirruhū hîne teḳaddümeyhi ente leste bi cerîr iz teḳaddümen ve lākin ente teṣıfü żıddʾel- muḳaddem fe ḳāle Seyyid ġerîf fî cevābihî eyā men yec ʾalüʾl-kibre merkeben fe zid nuḳṭaten fe aleyhi erkeben (ẕekereʾl-Müʼellifü liʾl- iĢbāʾ).

9b

Māżî lüġatde geçmiĢe derler. Iṣṭılāḥda mā delle alā zamānin ḳalbe zamāni iḫbārike derler. Mużāriʾ lüġatde müĢābihe derler. Iṣṭılāḥda mā ẕîde fî evvelihî min ḥurūfi eteyn aleʾl-māżî derler.

Maṣdar lüġatde tağyîr o her Ģeyin ṣudūr ettiği yere derler. Iṣṭılāḥta ismüʾl-ḥadeåüʾl- cārî aleʾl-fiʾli derler.

Ġsm-i fāʾil lüġatde iĢleyiciye derler. Iṣṭılāḥda meĢṭuḳḳa min yüfʾalü li men ḳāme bihiʾl- fiʾlü derler.

Ġsm-i mefʾūl lüġatde iĢlenmiĢe derler. Iṣṭılāḥda müĢṭaḳḳun men yüfʾalü li men ḳāme bihiʾl-fiʾlü derler.

Caḥd- i muṭlaḳ lüġatde inkāra derler. Iṣṭılāḥda evveline ḥurūf- i cevāzimden bulunan kelimeye derler.

Caḥd- i müstağraḳ lüġatde ḳablayıcıya derler. Iṣṭılāḥda evveline ḥurūf- i cevāzimden bir lemmā bulunan kelimeye derler.

Nefy- i ḥāl lüġatde muṭlaḳ selbe derler

Nefy- i istiḳbāl lüġatde zamān-ı istiḳbāle delālet eden Ģeyʾe derler. Iṣṭılāḥda ḥurūf-i nevāfîden bir lā bulunan kelimeye derler.

(42)

31

Teʾkîd-i nefy- i istiḳbāl lüġatde ẓāhire derler. Iṣṭılāḥda eẓhara derler.

Emr-i ġāʾib lüġatde emre derler. Iṣṭılāḥda ṭalebüʾl- ilmi aniʾl-ġāʾib derler.

Emr-i ḥāżır (unṣur) lüġatde emre derler. Iṣṭılāḥda ṭalebüʾl- fiʾli aniʾl- muḫāṭab derler.

Menṣarun lüġatde ismün müĢtaḳḳun men yefʾalü li mekānin vaḳaʾa fîhiʾl- fiʾlü, ıṣṭılāḥda ismün müĢtaḳḳun men yüfʾalü li zamānin vaḳaʿa fîhiʾl-fiʿlü derler.

Minṣarun lüġatde āletin ismine derler. Iṣṭılāḥda fāʾil mefʾūlün eserin ola beden- i uḫrānın ile muʾālece ettiği Ģeyin ismine derler.

10a

Ġsm-i mensūb lüġatde nisbet etmeye derler. Iṣṭılāḥda hüve ismün müĢtaḳḳun elḥaḳa bi āḫirihi yāʾün müĢeddedetün meksūruhā mā ḳablehā alāmetüʾn-nisbeti.

Mübālaġa ile ism-i fāʾil lüġatde ziyāde yardım ediciye derler. Iṣṭılāḥda hüve ismün müĢtaḳḳun li men ḳāme bihiʾl-fiʾl mübālaġaten.

Ġsm-i tafḍîl lüġatde fāḍılıñ ismine derler. Iṣṭılāḥda hüve ismün müĢtaḳḳun min feʾale el- mevṣūf bi ziyādetin alā ġayrihî.

Ġḥbārî lüġatde ḥaber vermeğe derler ve fiʾl-Iṣṭılāḥ

Ôîrā ḥurūf- ı ḫulk dediler neden boğazının ḫulkūmundan geldiğinden için halḳ dediler veʾs-selām.

Ḥamd lüġatde hüveʾå-åenāʾü biʾl-lisān alā ḳaṣdiʾt-taʾẓîm. Iṣṭılāḥda hüveʾl-vaṣfül-cemîl alā cihetiʾt-taʾẓîm et-tecmîl ḳaṣden muṭlaḳan.

Fiṣāl lüġatde maṣdariyyāt derler faṣıl maʾnāṣına, örfde mā yüferriḳu beyneʾn-nevʾayni mineʾl-kelām.

Ġdġām lüġatde iḫfāya idḫāle derler. Iṣṭılāḥda iskānüʾl-ḥarfiʾl-ūlā ve idrācühā fiʾå-åāniye demekdir.

(43)

32

Fiʾlin maṣdardan iĢtiḳāḳı ayneʾl- fiʾlinin ḥarekesiyle olur. Ġsmin fiʾlden üç Ģeylen olur mîm nūn ṭāʾilen üstünde bunlar ile olur.

Ṣarfıñ taʾrîfi kelimeye derler ilm-i ṣarfın mevżuʾ cihetinde taʾrîfi nedir?

Mā yübḥasü aniʾl-kelimeti min hayåüʾl-iʾlāli vel-idġām.

Gāyet cihetinden taʾrîfi nedir?

Mā yaḥfeẓuʾl-lisāne aniʾl-ḥatā min hayåüʾl-iʾlāl veʾl-idġām.

Ṣarf lüġatde tağyire derler. Iṣṭılāḥda emåile-i muḥtelifeye taḥvile derler.

Vehhāb lüġatde lehbet derler. Iṣṭılāḥda hüvellezî temelleke Ģeyʾel-aʾrāż vel-aʾrażu taʾrîfüʾṣ-ṣarf.

Sebîl lüġatde tariḳ-ı müsteḳîme derler. Iṣṭılāḥda hüvelleẕî yaṣîrü bihiʾl-insānü fî maḳāṣıdihî derler.

Āletü tenvîn yuʾrefu bihā aḥvālüʾl-kelimeti min hayåüʾl-iʾlāl veʾl-idġām.

Tāyîn, ṭariḳ ḳabilindendir vaẓife-i müʾeccelden değildir cevāb

10b

Ve innemā ḳaddemeʾl-māżî aleʾl-mużāriʾ li enneʾl-māżî yedüllü alā zamānin ṣābiḳın veʾl-mużāriʾ yedüllü aleʾl-ḥāliveʾl-istiḳbāl. fe liẕa ḳuddime. Ve innemā ḳuddimel-māżî veʾl-mużāriʾ aleʾl-maṣdar li ennehümā āmilün veʾl-maṣdaru maʾmūlün vel-āmilü muḳaddemün aleʾl- maʾmūl.Ve innemā ḳuddimeʾl- maṣdar alā ismi fāʾil veʾl-mefʾūl li ennehümā müĢteḳḳāni minhü bi vāṣıṭatin veʾl-müĢtaḳḳu minhü muḳaddemün aleʾl-müĢtaḳḳāt.

El- maṣdaru fiʾl- lüġati el- mekānü elleẕî yaṣdüruʾl- ibilü fîhi ve Iṣṭılāḥda ismül-ḥadeåil-cārî alel-fiʾli.

Lime ḳuddime lem yenṣur lemmā yenṣur alā mā yenṣuru li ennehümā li nefyiʾl- māżî ve māʾün-nefyi liʾl- ḥāl veʾl- māżî muḳaddemün aleʾl- ḥāl. Menṣarun lime ḳuddime alā minṣarun lüġatde istiʾmālühū ev li-ademi lüzūmihî bi-cemîliʾl-efʾāl ev

(44)

33

liennehū el-fetḥu ḥafîfetün mineʾl-keåri fe liẕā ḳuddime ḳavlühū naṣraten.

Ḳaddemtühū alā niṣraten li enneʾl-evvele ḥafîfetün min hayåü enne ev fetḥaten ve ẕîhā maʾnāsı lüġatde istiʾmāl olan el-evvel keåîrün istiʾmālen biʾn-nisbeti ileʾå-åānî ey el-murād el- māżî yefṣılü beyneʾl- māżî ve beyneʾl- mużāriʾ ve faʾale aleyhā bi-ṣāʾirihā

Fiʾl- i māżî lüġatde ṣābıḳ, ıṣṭılāḥda mā delle alā zamānin ḳable zamāni iḥbārike.

Fiʾl- i mużāriʾ lüġatde müĢābih, ıṣṭılāḥda mā yüĢābihüʾl- isme bi eḥadi ḥurūfi eteyn.

Caḥd lüġatde inkār ıṣṭılāḥda nefyüʾl-kelāmi fiʾz- zamāniʾl- māżî muṭlaḳan åevāʾün istemerra ev lem yestemir ve innemā ḳaddemehū alā lemmā yenṣur li enne lemmā yenṣur ziyādetün fiʾl-lafżı fiʾl-maʾnā fe hāẕā keʾl-iåneyni biʾn-nisbeti ileʾl- vāḥidi ve taʾrîfühū indeʾt-taʾrîfeteyn hüveʾl- fiʾlüllezî yencezimü bi- lem nefyüʾl-māżî.

Lime ḳuddime menṣarun alā naṣraten li enne münāsebeteʾl- ismiʾz- zamāni fî kevni evvelihî lemmā. Ve taʾrîfü menṣarun fiʾl-lüġati hüvellezî fî ismin zamānin ve mekānin ve taʾrîfü minṣarun fiʾl-lüġati ismün āletün ve fiʾl-ıṣṭılāḥi ismün müĢtaḳḳun men yefʾalüʾl-ālete. Lime ḳuddime len yenṣura li ennehū mineʾl- iḥbārî veʾl- iḥbārî muḳaddemün aleʾl- inĢāî li enne maʾnāhü fiʾl-evveli.

11a

Fiʾl-evveli maʾlūmetüʾå-åübūṭ ve maʾnā fiʾå-åānî ġayruhū maʾlūmetüʾå-åübūṭ.

Ḳavlühü li yenṣur ḳuddime emruʾl-ġāʾib alā nehyin li enne mefhūmüʾl-emri vücūdiyyün ve mefhūmüʾn-nehyi ademün veʾl-vücūdiyyü muḳaddemün alel-adem.

Ḳavlühü naṣîrün ḳaddemehü li enne ḥurūfehū ḳalîlün biʾn-nisbeti ilā mā baʾdihi.

Ḳavlühü naṣriyyün ve taḳdîmühü ẕālike alā naṣṣār bi taḳdimi ṭabʾın ve lā veche bi taḳdîmihi.

Ve taʾrîfü ḥamd luġavî hüveʾl-vasfü biʾl-cemîl ṭaʾẓîmen alā cemîliʾl- iḥtiyarî.

Muṭlaḳ ḥamd- i örfî hüve fiʾlün yünebbiʾü an ṭaʾẓîmiʾl- münʾami ḳaṣran hüve fiʾlün yüĢʾiru bi-ṭaʾẓîmiʾl-münʾam ḳaṣden li-inʾāmihi mutlak.

(45)

34

Elif lāmın dört maʾnāṣı vardır cins, aḥd-i ziḥnî, aḥd-i ḫāricî, istiğrāḳ.

Cins neye derler? Lām lām olduğu hayåiyyetde efradının ḳatʾ-ı naẓarla lāmın medḫūl- i mefḥūmuyla cins murād olunurṣa o lāmʾa lām- i cins derler miåāl er-racülü ḥayrun mineʾl-merʾeti.

Ve lafż lüġatde muṭlaḳā remydir ve yāḫud femden remydir ve ıṣṭılāḥda iki taʾrîf vardır. Muḫtār olan ṣavt ve iĢāretle aṭmaz teḫarreceʾl-femü muʾtemeden aleʾl- meḫāricdir. Ve ġayr- i muḫtār olan mā yeteleffezu bihiʾl- insānü dür.

Ve vazʾ lüġatde caʾlüʾĢ-Ģeyʾi fî ḥayyizdir. Ve ıṣṭılāḥda iki taʾrîf vardır muḫtār olan ṭaʾyînü Ģeyʾin li Ģeyʾin ḥaṭṭā üdrikeʾl-evvelü fühimeʾå-åānî lil- meʾāt bihî dir. Ve ġayr-i muḫtār olan taḥṣîṣü Ģeyʾin li Ģeyʾin bi-hayåü metā üṭliḳa ev üḥısseʾĢ-Ģeyʾüʾl-evvelü fühime minhüʾå-åānîdir ve vażʾ-ı lafẓî mevżuʾ iʾtibāriyle ikidir, vażʾ-ı Ģaḥṣîdir eger mevżūʾ māddeten Ģaḥṣiyye olur ise. Ve vażʾ- ı nevʾîdir eger mevżūʾ heyʾet- i nevʾıyye- i ifrādiyyeden yā terkîbiyye olur ise.

Lā ilāhe illallah. Lā ilāhe illallāhü vaḥdehū lā Ģerike leh

Naṣara lafıẓ mı fiʾil maʾnāṣına mı? Fiʾil māddesi feʾale meselā mādde demek nūn ṣād rā.

Mecmūʾ-ı māddenin heyʾetiyle vażʾ üzerine delālet eder.

11b

El- maṣdaru fiʾl- lüġati ellezî

Yaṣdüru anhüʾl- ibil.fiʾl- ıṣṭılāḥ ismüʾl- ḥadeåiʾl-cārî aleʾl- fiʾli

Bu kitābdan müstefād olan ilim ṣāʾir kitāblardan müstefād olan ilimden ḳalîldir Muṣannifın ādāb- ı edebindendir ki kitabının evvelinde yedi Ģeyi ẕikreder.

Bismillah baĢından meksūr ḳılındı. āmil-i lafẓisi āmil-i maʾnevîsin mülābis olsun için meksūr ḳılındı temmet.

Referanslar

Benzer Belgeler

Çinko boratın, alüminyum trihidrat, magnezyum hidroksit, kalay oksit ve melaminlerde performans geliştirici olarak kullanılması, uç ürünlerde alev geciktirici

• Bazı çalışmalarda enürezis şikayeti olan çocuklarda bu mekanizmanın uygun şekilde işlev görmediği, bu çocuklarda idrar kaçırma nedeninin artmış idrar

veya muzaf olarak kullanılır... “En üstünlük” ifade eden ism-i tafdîl. Elif lam alır

Baş Ġonce-i nevreste kim dirler dehānuñdur senüñ Ķırmızı gül yapraġı gūyā zebānuñdur senüñ. Son İnceden ince Ħayālí ģāŝ

lhaleyi alan firma cihazın teslimi sırasında cihaz için orijinal kullanım, bakım, onarlm Ve teknik servisi için gerekli dökümanlardan herbir cihaz için birer

CITEXAM genel olarak sersemlik haline neden o|maz' Fakat yine de bu ilacı a|maya başladığınızda baş dönmesi veya uyku hali hissederseniz, bu etkiler geçinceye

Bu örnekleri inceleyin ve söz konusu edatlar sebebiyle kazandığı yeni anlamlara dikkat edin...  (cahd-i mutlak) - ; 

[r]