• Sonuç bulunamadı

T.C BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI Z KUŞAĞININ SİYASET ALGISI VE KATILIMI: KARESİ İLÇESİ ÖRNEĞİ YÜKSEK LİSANS TEZİ ALPER ALTINÖZ BALIKESİR, 2022

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "T.C BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI Z KUŞAĞININ SİYASET ALGISI VE KATILIMI: KARESİ İLÇESİ ÖRNEĞİ YÜKSEK LİSANS TEZİ ALPER ALTINÖZ BALIKESİR, 2022"

Copied!
102
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

Z KUŞAĞININ SİYASET ALGISI VE KATILIMI: KARESİ İLÇESİ ÖRNEĞİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

ALPER ALTINÖZ

BALIKESİR, 2022

(2)
(3)

T.C

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

Z KUŞAĞININ SİYASET ALGISI VE KATILIMI: KARESİ İLÇESİ ÖRNEĞİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

ALPER ALTINÖZ

TEZ DANIŞMANI

DR. ÖĞR. ÜYESİ ESAT PINARBAŞI

BALIKESİR, 2022

(4)

T.C.

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TEZ ONAYI

Enstitümüzün Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı’nda 202012533015 numaralı hazırladığı “Z Kuşağının Siyaset Algısı ve Katılımı: Karesi İlçesi Örneği” konulu YÜKSEKLİSANS tezi ile ilgili TEZ SAVUNMA SINAVI, Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği uyarınca 19/07/2022 tarihinde yapılmış, sorulan sorulara alınan cevaplar sonunda tezin onayına OY BİRLİĞİ/OY ÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.

Üye (Başkan) Doç. Dr. Tahsin GÜLER İmza

Üye (Danışman) Dr. Öğr. Üyesi Esat PINARBAŞI İmza

Üye Doç. Dr. Altuğ GÜNAR İmza

.../.../…

Enstitü Onayı

(5)

ETİK BEYAN

Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazım Kuralları’na uygun olarak hazırladığım bu tez çalışmasında;

 Tez içinde sunduğum verileri, bilgileri ve dokümanları akademik ve etik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi,

 Tüm bilgi, belge, değerlendirme ve sonuçları bilimsel etik ve ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu,

 Tez çalışmasında yararlandığım eserlerin tümüne uygun atıfta bulunarak kaynak gösterdiğimi,

 Kullanılan verilerde ve ortaya çıkan sonuçlarda herhangi bir değişiklik yapmadığımı,

 Bu tezde sunduğum çalışmanın özgün olduğunu, bildirir, aksi bir durumda aleyhime doğabilecek tüm hak kayıplarını kabullendiğimi beyan ederim.

…./…./20…

Alper ALTINÖZ

(6)

iii ÖNSÖZ

Bu araştırma ile Z kuşağı ve siyaset bilimi çalışmalarına katkıda bulunmak istenmektedir. Bunun yanında Z kuşağına mensup bireylerin siyasal düşüncelerinin nasıl meydana geldiğini, siyasal katılım türlerinden hangilerini gerçekleştirdiklerini, siyasi olay ve gelişmeleri nerelerden takip ettiklerini tespit etmek ve birbirleri arasındaki ilişkiyi analiz ederek ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır.

Yüksek lisans eğitimim ve araştırmamın hazırlanma süreci boyunca desteklerini esirgemeyen ve yol gösteren danışman hocam Dr. Esat Pınarbaşı’na, maddi ve manevi her zaman yanımda olan kıymetli aileme ve anketime katılan tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunarım.

BALIKESİR, 2022 ALPER ALTINÖZ

(7)

iv ÖZET

Z KUŞAĞININ SİYASET ALGISI VE KATILIMI: KARESİ İLÇESİ ÖRNEĞİ

ALTINÖZ, Alper

Yüksek Lisans Tezi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Esat Pınarbaşı

2022, 87 Sayfa

Bu araştırma, Balıkesir-Karesi ilçesinde bulunan 18-21 yaş arası Z kuşağı bireylerinin siyasal fikirlerinin nasıl meydana geldiğini, siyasal olay ve gelişmeleri nerelerden takip ettiklerini, siyasal katılım düzeylerini tespit etmek, siyaset algısını anlamak ve birbirleri arasındaki ilişkiyi analiz ederek ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Balıkesir-Karesi ilçesinde bulunan 18-19- 20-21 yaşındaki Z kuşağı bireyleri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplamda 378 kişi katılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, siyaset kelimesinin çağrışımı ile sandığa gitme düşüncesi, gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilmesi, siyasetçilerin gençlerle yeteri kadar iletişimi arasında, gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilmesiyle siyasetçilerin gençlerle iletişim kurabilmesi arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca gençlerin Karesi ilçesinde siyasete katılım sağlayabilmesi ile gençlerin siyasette yeteri kadar temsili ve siyasetçilerin gençlerle iletişimi arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Z Kuşağı, Siyasal Katılım, Siyaset.

(8)

v ABSTRACT

THE POLITICAL PERCEPTION AND PARTICIPATION OF GENERATION Z: THE EXAMPLE OF KARESİ COUNTY

ALTINÖZ, Alper

Master Thesis, Department of Political Science and Public Administration Advisor: Associate Dr. Esat Pınarbaşı

2022, 87 pages

This research was carried out in order to specify how the political ideas were shaped of the generation Z individuals between the ages of 18-21 in Balıkesir-Karesi district, from where they follow political events and developments, to determine their level of political attendance, to understand their sensation of politics and to examine the relationship between each other. The study group of the research consists of generation Z individuals aged 18-19-20-21 in Balıkesir-Karesi district. A total of 378 people participated in the research. Regarding the results of the research, a substantial correlation was found between the connotation of the word politics and the thought of going to the ballot box, adequate representation of young people in politics, sufficient communication of politicians with young people, adequate representation of young people in politics and the ability of politicians to communicate with young people. In addition, it has been disclosed that there is a considerable relationship between the participation of young people in politics in Karesi district and the adequate representation of young people in politics and the communication of politicians with young people.

Keywords: Z Generation, Political Participation, Politics.

(9)

vi

İÇİNDEKİLER

Sayfa

ÖNSÖZ ... iii

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... v

İÇİNDEKİLER ... vi

ÇİZELGELER LİSTESİ ... viii

ŞEKİLLER LİSTESİ ... x

KISALTMALAR LİSTESİ ... xi

1.GİRİŞ ... 1

1.1.Araştırmanın Problemi ... 1

1.2.Araştırmanın Amacı ... 2

1.3.Araştırmanın Hipotezleri ... 2

1.4.Araştırmanın Önemi ... 3

1.5.Araştırmanın Varsayımları ... 4

1.6.Araştırmanın Sınırlılıkları ... 4

1.7.Tanımlar ... 4

2.İLGİLİ ALANYAZIN ... 6

2.1. Kuramsal Çerçeve ... 6

2.2. Siyaset Kavramı ... 6

2.3. Siyasal Toplumsallaşma Kavramı ... 9

2.4. Siyasal Katılım Kavramı ve Tanımı ... 13

2.4.1. Siyasal Katılım Sınıflandırmaları ... 15

2.4.2. Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler ... 19

2.4.2.1. Sosyo-Ekonomik Faktörler ... 19

2.4.2.1.1. Yaş ... 20

2.4.2.1.2. Cinsiyet ... 21

2.4.2.1.3. Eğitim ... 22

2.4.2.1.4. Gelir ... 23

2.4.2.1.5. Meslek ... 24

2.4.2.1.6. Aile ... 25

2.4.2.1.7. Kitle İletişim Araçları ... 26

2.4.2.1.8. Grup/Örgüt Üyeliği ... 27

(10)

vii

2.4.2.2. Psikolojik Faktörler ... 28

2.4.2.2.1. Olumlu Psikolojik Faktörler ... 28

2.4.2.2.1.1. Siyasal Etkinlik Duygusu ... 28

2.4.2.2.1.2. Siyasal İlgi ... 29

2.4.2.2.1.3. Vatandaşlık Görevi Duygusu ... 29

2.4.2.2.2. Olumsuz Psikolojik Faktörler ... 30

2.4.2.2.2.1. Siyasal Yabancılaşma (Alienation) ... 30

2.4.2.2.2.2. Kuralsızlık/Kural Dışılık (Anomi) ... 31

2.4.2.3. Siyasal ve Hukuki Faktörler ... 32

2.5. Kuşak Kavramı ... 32

2.5.1. Sessiz Kuşak ... 34

2.5.2. Bebek Patlaması Kuşağı ... 35

2.5.3. X Kuşağı ... 36

2.5.4. Y Kuşağı ... 38

2.5.5. Z Kuşağı ... 39

2.6. Karesi İlçesi ... 40

3.YÖNTEM ... 41

3.1.Araştırmanın Modeli ... 41

3.2.Evren ve Örneklem ... 41

3.3.Veri Toplama Araç ve Teknikleri ... 41

3.4.Verilerin Analizi ... 42

4.BULGULAR VE YORUMLAR... 43

4.1.Katılımcıların Sosyo-Demografik Özellikleri ... 43

4.2.Katılımcıların Siyaset Algısına Yönelik Dağılımları Ve Ki Kare Analizleri .... 46

4.3.Katılımcıların Siyasal Katılıma Yönelik Dağılımları Ve Ki Kare Analizleri ... 57

5.SONUÇ VE ÖNERİLER ... 72

5.1.Sonuçlar ... 72

5.2.Öneriler ... 78

KAYNAKÇA ... 79

EKLER ... 85

(11)

viii

ÇİZELGELER LİSTESİ

Çizelge 1. Katılımcıların Cinsiyet Dağılımı ... 43

Çizelge 2. Katılımcıların Yaş Dağılımı ... 43

Çizelge 3. Katılımcıların Eğitim Durumuna Göre Dağılımı ... 44

Çizelge 4. Katılımcıların Babalarının Meslek Dağılımı ... 44

Çizelge 5. Katılımcıların Annelerinin Meslek Dağılımı ... 45

Çizelge 6. Katılımcıların Ailesinin Aylık Gelir Dağılımı ... 45

Çizelge 7. Siyaset Kelimesinin Çağrışımı İle İlgili Dağılım ... 46

Çizelge 8. Siyasete Girme İmkânı İle İlgili Dağılım ... 46

Çizelge 9. Katılımcıların Siyasi Fikirlerinin Meydana Gelmesinde En Çok Etkisi Olanlar ... 47

Çizelge 10. Siyasal Katılımı Kısıtlayan Faktörlere Yönelik Dağılım ... 47

Çizelge 11. Covid-19 Salgın Sürecinin Siyasi Fikirleri Etkilemesine Yönelik Dağılım ... 48

Çizelge 12. Siyasi Olay ve Gelişmeleri Takip Etmeye Yönelik Dağılım ... 48

Çizelge 13. 2023 Seçimlerinde Oy Kullanmaya Yönelik Dağılım ... 49

Çizelge 14. Herhangi Bir Siyasi Partiye Oy Verme Kararı Konusunda Dağılım ... 49

Çizelge 15. Z kuşağının Siyaset İle İlgilenmesine Yönelik Dağılım ... 49

Çizelge 16. Gençlerin Siyasette Yeteri Kadar Temsil Edilmesine Yönelik Dağılım 50 Çizelge 17. Siyasetçilerin Gençler İle Yeterince İletişim Kurabilmesine Yönelik Dağılım ... 50

Çizelge 18. Bir Siyasetçide Bulunması Gereken Özelliklere Yönelik Dağılım ... 50

Çizelge 19. Gençlerin Karesi İlçesinde Siyasete Katılım Sağlamasına Yönelik Dağılım ... 51

Çizelge 20. Karesi İlçesinin En Önemli Sorununa Yönelik Dağılım ... 51

Çizelge 21. Karesi İlçesinde Siyaseti Etkileyen Unsurlara Yönelik Dağılım ... 52

Çizelge 22. Siyaset Kelimesinin Çağrışımı İle 2023 Seçimlerinde Sandığa Gitme Düşüncesi Arasındaki İlişki ... 52

Çizelge 23. Siyaset Kelimesinin Çağrışımı İle Gençlerin Siyasette Yeteri Kadar Temsili Arasındaki İlişki ... 53

Çizelge 24. Siyaset Kelimesinin Çağrışımı İle Siyasetçilerin Gençler İle İletişimi Arasındaki İlişki ... 54

(12)

ix

Çizelge 25. Siyasette Gençlerin Temsili İle Siyasetçilerin Gençlerle İletişimi

Arasındaki İlişki ... 55 Çizelge 26. Gençlerin Karesi İlçesinde Siyasete Yeterince Katılım Sağlaması İle Gençlerin Siyasette Yeteri Kadar Temsil Edilmesi Arasındaki İlişki ... 55 Çizelge 27. Gençlerin Karesi İlçesinde Siyasete Yeterince Katılım Sağlaması İle Siyasetçilerin Gençlerle Yeteri Kadar İletişim Kurabilmesi Arasındaki İlişki ... 56 Çizelge 28. Siyasal Katılım Türlerine Yönelik Dağılım ... 57 Çizelge 29. Siyaset Kelimesinin Çağrışımı İle Siyasal Katılım Türleri Arasındaki İlişki ... 58 Çizelge 30. Bireyin Siyasi Olay ve Gelişmeleri Nereden Takip Etmeyi Tercih Ettiği İle Siyasal Katılım Türleri Arasındaki İlişki ... 60 Çizelge 31. Siyasette Gençlerin Temsili İle Siyasal Katılım Türleri Arasındaki İlişki ... 61 Çizelge 32. Siyasetçilerin Gençlerle Yeteri Kadar İletişim Kurabilmesi İle Siyasal Katılımı Türleri Arasındaki İlişki... 63 Çizelge 33. Cinsiyet ve Siyasal Katılım Arasındaki İlişki ... 65 Çizelge 34. Yaş İle Siyasal Katılıma Yönelik Sorular Arasındaki İlişki ... 66 Çizelge 35. Eğitim Durumu İle Siyasal Katılıma Yönelik Sorular Arasındaki İlişki 68 Çizelge 36. Ailenin Aylık Geliri İle Siyasal Katılım Arasındaki İlişki ... 69

(13)

x

ŞEKİLLER LİSTESİ

Şekil 1. Genel Toplumsallaşma ve Alt Türü Olan Siyasal Toplumsallaşma Süreci .... 9 Şekil 2. Siyasallığın Siyasal Toplumsallaşma İle Birlikte Yeniden Üretilmesi ... 12 Şekil 3. Siyasal Katılım Faaliyetinin Yoğunluk Derecesi ... 17

(14)

xi

KISALTMALAR LİSTESİ

gen: Jenerasyon n: Örneklem

p: Anlamlılık düzeyi TDK: Türk Dil Kurumu

%: Yüzde

(15)

1

1. GİRİŞ

Araştırmanın problemi ve alt problemler, araştırmanın amacı, hipotezleri, önemi, varsayımlar, sınırlılıklar ve araştırmada kullanılan temel kavramların tanımları bu bölümde açıklanmıştır.

1.1. Araştırmanın Problemi

Z kuşağıyla ilgili olarak son dönemlerde araştırmalar yapılmaktadır. Bunun yanında Z kuşağının siyaset algısı ve katılımı konusundaki çalışmaların sınırlı miktarda olduğu görülmektedir.

Bilindiği üzere araştırmaların problem veya problemleri, çalışmaların yöntemlerini ve hedeflerini ortaya koyan sorulardan meydana gelmektedir. Buradan hareketle araştırmanın temel problemi; Balıkesir- Karesi ilçesinde Z kuşağının siyaset algısı ve katılımı nasıldır? olarak belirlenmiştir. Açıklanan ana problem çerçevesinde alt problemler ise şu şekilde belirlenmiştir;

 Siyaset kelimesinin çağrışımı ile 2023 seçimlerinde sandığa gitme fikri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Siyaset kelimesinin çağrışımı ile gençlerin siyasette temsil edilip-edilmemesi arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Siyaset kelimesinin çağrışımı ile siyasetçilerin gençlerle iletişimi arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilip edilmemesi düşüncesi ile siyasetçilerin gençlerle iletişimi arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Gençlerin Karesi ilçesinde siyasete yeterince katılım sağlayabilmesi ile gençlerin siyasette yeteri kadar temsili arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

 Gençlerin Karesi ilçesinde siyasete yeterince katılım sağlayabilmesi ile siyasetçilerin gençlerle yeteri kadar iletişim kurabilmesi arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

(16)

2

 Siyaset kelimesinin çağrışımı ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

 Siyasi olay ve gelişmelerin takip edildiği organlar ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

 Gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilip edilmemesi ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Siyasetçilerin gençlerle iletişim kurabilmesi ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Cinsiyet ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Yaş ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Eğitim ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

 Aylık gelir ile siyasal katılım türleri arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

1.2. Araştırmanın Amacı

Araştırmalarda amaç yapılan çalışmayı yöneten kuvvettir. Amaç cümlesi herhangi bir araştırma ile ilgili alınacak kararlar ile yakın ilişki içerisindedir. Bu sebeple araştırma amacının açık bir şekilde ifade edilmesi araştırma sürecinin ilk aşamasını oluşturmaktadır (Patton, 2014, s. 203).

Bu çalışmanın temel amacı ise Balıkesir- Karesi ilçesinde ikamet etmekte olan 18-19-20-21 yaşındaki Z kuşağı bireylerinin siyaset algısını, siyasal fikirlerinin nasıl meydana geldiğini, siyasal olay ve gelişmeleri nerelerden takip ettiğini, siyasal katılım düzeylerini tespit etmek ve birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Ayrıca cinsiyet, yaş, gelir, eğitim durumuna göre siyasal katılım düzeylerinin ve siyaset algılarının nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu tespit etmek amaçlar arasında bulunmaktadır.

1.3. Araştırmanın Hipotezleri

 Hipotez 1: Siyaset kelimesinin çağrışımı ile 2023 seçimlerinde sandığa gitme fikri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 2: Siyaset kelimesinin çağrışımı ile gençlerin siyasette temsil edilip- edilmemesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

(17)

3

 Hipotez 3: : Siyaset kelimesinin çağrışımı ile siyasetçilerin gençlerle iletişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 4: Gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilip edilmemesi düşüncesi ile siyasetçilerin gençlerle iletişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 5: Gençlerin Karesi ilçesinde siyasete yeterince katılım sağlayabilmesi ile gençlerin siyasette yeteri kadar temsili arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 6: : Gençlerin Karesi ilçesinde siyasete yeterince katılım sağlayabilmesi ile siyasetçilerin gençlerle yeteri kadar iletişim kurabilmesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 7: Siyaset kelimesinin çağrışımı ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 8: Siyasal olay ve gelişmelerin takip edildiği organlar ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 9: Gençlerin siyasette yeteri kadar temsil edilip edilmemesi ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 10: Siyasetçilerin gençlerle iletişim kurabilmesi ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 11: Cinsiyet ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 12: Yaş ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 13: Eğitim ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

 Hipotez 14: Aylık gelir ile siyasal katılım türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.

1.4. Araştırmanın Önemi

Araştırma ile ilk olarak Z kuşağı ve siyaset bilimi çalışmalarına katkıda bulunmak istenmektedir. Buna ek olarak belirli bir bölge olan Karesi ilçesinde bulunan Z kuşağı gençlerinin siyasal fikirlerini algılamak ve katılım durumlarının tespit edilmesinin bu alanda belirli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Ayrıca nüfus

(18)

4

yönünden Türkiye’nin önemli bir kesimini meydana getiren Z kuşağı gençlerinin siyasal fikirlerine dikkat çekmek hedeflenmektedir.

1.5. Araştırmanın Varsayımları

Araştırmaya katılanların anket formunda yer alan sorulara doğru bir şekilde cevap verdikleri, soruların katılımcılar tarafından anlaşıldığı, anketin Z kuşağının siyaset algısı ve katılım düzeylerini ölçtüğü varsayılmıştır.

1.6. Araştırmanın Sınırlılıkları

Araştırmada ilk sınırlılık ankete katılım gösteren bireylerin 18-19-20-21 yaşında olmaları sınırlılığıdır. Covid-19 pandemi süreci ve Z kuşağı nüfusunun yoğunluğu sebebiyle bu sınırlamaya gidilmiştir. Bir diğer sınırlılık ise il genelinde veya ulusal çapta bir araştırma yapmanın maliyetinden kaynaklanan mekân açısından sınırlılıktır. Bu nedenle araştırma Balıkesir-Karesi ilçesiyle sınırlandırılmıştır. Son olarak, çalışmanın kuramsal yönü araştırma boyunca elde edilebilen kaynaklarla sınırlıdır.

1.7. Tanımlar

Çalışmanın bu bölümünde araştırmada kullanılan temel kavramların tanımlamaları bulunmaktadır.

Siyaset: Siyaset kavramının birçok tanımı bulunmaktadır fakat en geniş anlamıyla insanların yaşamlarını devam ettirmeleri gereken genel kuralları oluşturmaya, değiştirmeye ve korumaya yarayan faaliyetler olarak tanımlanmaktadır (Heywood, 2021, s. 25).

Siyasal Toplumsallaşma: Siyasal toplumsallaşma, toplumsallaşma kavramının siyaset ile ilgili yönünü ifade etmektedir. Kısacası, siyasi değerlerin ve ölçütlerin anlaşılması süreci olarak tanımlanmaktadır (Dursunoğlu ve Kömür, 2018, s.

407). Tanımdan anlaşılacağı üzere siyasal toplumsallaşma, toplumsal bir birey olan insan ile alakalı bir süreçtir ve insan bu süreç içerisinde hayatında etkili olan kimseler aracılığıyla siyasal kimliğini oluşturmaktadır (Akın, 2009, s. 161).

(19)

5

Siyasal Katılım: Toplumda bulunan kişilerin, siyasal sistem karsısında davranışlarını, tutumlarını ve durumlarını ifade eden bir kavram olarak tanımlanmaktadır (Dilber, 2012, s. 157). Siyasal katılım kavramını, siyasi karar mekanizmalarının seçildiği seçimlerin yanı sıra oy kullanan vatandaşların tercihlerini gündeme getiren faaliyetlerin hepsini kapsayan bir kavram olarak algılamak gerekmektedir (Güngör, 2017, s. 2261).

Kuşak: Türk Dil Kurumuna göre kuşak sözcüğü, “Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu” olarak tanımlanmaktadır (http-1). Bu tanıma ek olarak kuşak kavramı, sosyal hareketleri anlamlandırmamızda bir rehber olarak görülmektedir (Aydın, 2020, s. 18).

Z kuşağı: 2000 yılından sonra doğmuş olan “Dijital Kuşak” ya da “İnternet Kuşağı” olarak da adlandırılan tüm dünyadaki gençlerin bütünüdür (Küçükşabanoğlu, 2021, s. 19).

(20)

6

2. İLGİLİ ALANYAZIN

2.1. Kuramsal Çerçeve

Araştırmanın bu bölümünde araştırmaya ilişkin alanyazın taraması yer almaktadır. Siyaset, siyasal toplumsallaşma, siyasal katılım, kuşak kavramları ve alt başlıkları açıklanmaktadır.

2.2. Siyaset Kavramı

Siyaset, sözcük olarak günlük hayatta farklı kesimler tarafından olumlu veya olumsuz bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin bir kişi “Beni siyasete bulaştırmayın”

dediğinde siyasete olumsuz bir anlam yüklerken, ileride milletvekili olmak isteyen bir genç çevresi tarafından takdir edilmektedir ve siyasete olumlu bir anlam yüklenmektedir (Bülbül, 2019, s. 21). Bütün bunlar siyaset sözcüğünün bir kavram ve bir bilim dalı olarak tanımlanmasında yaşanan zorluklardan kaynaklanmaktadır (Vergin, 2020, s. 28).

Arapça bir sözcük olan siyaset “Siyasa” kökünden gelmektedir ve yetiştirmek, eğitmek, yönetmek gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde Arapçanın daha yalın bir şekilde kullanıldığı bedevi gruplarda ise deve ve at yetiştirmek anlamında kullanılmıştır ve bu görevi yerine getirenlere de “Seyis”

denmiştir (Dursun, 2008, s. 29-30). Türk Dil Kurumu Sözlüğünde siyasetin tanımı ise,

“Siyasa”, “Politika” ve “Ölüm cezalarının uygulandığı meydandır” (TDK, 1978).

Siyaset sözcüğünün eş anlamlısı ve batı dillerindeki karşılığı politikadır.

Politika, köken olarak “Polis” sözcüğüne dayanmaktadır ve “Şehir” anlamına gelmektedir. Bunun yanında devleti idare etmek, devletler arasında ilişkiler oluşturmak gibi anlamlarda da kullanılmaktadır (Akyüz, 2009, s. 94). Siyaset, İngilizce ’de, “Policy” , “Politics” ve “Polity” gibi sözcüklerle ifade edilmektedir.

“Hükümetin yerel yönetimler politikasını beğeniyorum” dendiğinde hükümet

(21)

7

eylemlerinin bir kısmını meydana getiren, bir bölümde alınan kararlar kastedilmektedir ve buradaki politikayı “Policy” sözcüğü karşılamaktadır. “Rusya siyaseti çıkmazda” denildiğinde, Rusya’nın tamamı, bütün kurum ve kuruluşlarıyla

“Rusya Devleti” kastedilmektedir. Buradaki siyaset sözcüğü “Politiy” anlamındaki siyasete karşılık gelmektedir. “Siyaset okumaya karar verdim” denildiğinde ise

“Polity” ve “Policy” anlamını da içine katan daha geniş bir kavramdan bahsedilmektedir. Bilgi ve otorite anlamındaki siyaset anlatılmaktadır ve “Politics”

anlamındaki siyasete karşılık gelmektedir (Çağla, 2015, s. 37).

İnsan topluluklarının olduğu her dönemde siyasetten söz edilebilmektedir. Bu nedenle eski dönemlerden itibaren düşünürler, farklı siyaset tanımlamaları yapmışlardır. Bugüne kadar yapılmış olan siyaset tanımlamaları araştırıldığında görülmektedir ki her bir düşünür siyasetin farklı bir yönünü ortaya çıkartmaktadır (Çuhadar, 2007, s. 155). Buradan hareketle iki farklı şekilde siyaset yaklaşımı olduğunu söylemek mümkündür. Birinci yaklaşıma göre siyaset, çatışma ve mücadele alanıdır. Bu mücadele, ekonomik ve iktisadi sebeplere dayanmaktadır. İkinci yaklaşıma göre ise siyaset bir mücadele alanı değil, toplumsal birlikteliği sağlayan bütünleştirici bir unsurdur (Adıgüzel, 2020, s. 104). Örneğin Farabi, siyasete yaklaşımını Tahsilü’s-Saade isimli eserinde belirtmiş ve siyaseti bütünleştirici bir unsur olarak tarif etmiştir. Farabi’ye göre siyaset, şehirde yaşayan herkesin mutluluğunu sağlayan ilimdir ve erdemli olan şehrin aynı şekilde kalmasını belirleyecek olan pusuladır (Farabi, 1345, s. 15). İbn-i Rüşd’ün siyaset tanımı da Farabi ile benzerlik göstermektedir. İbn-i Rüşd, insanın iyiliğini siyasetin temel gayesi olarak görmüş, siyaseti, şehri erdemli bir şekle dönüştürebilmek için yönetilmesi ve yapılması gereken şeyler olarak nitelendirmiştir (İbn-i Rüşd’den aktaran Şulul, 2009, s. 19-23).

On dokuzuncu yüzyıla girilmesiyle başlayan teknolojik gelişmeler ve sanayi devrimiyle batılı ülkelerde de değişimler yaşanmaya başlamıştır. Kentlerin nüfusu hızlı bir şekilde artmış, işçilerden oluşan yeni bir grup bu artışla beraber siyaset arenasına girmeye başlamıştır. Bu değişimler karşısında “Siyaset” bir çözüm aracı olarak bilim dalı halini almıştır ve siyaset tanımlamaları da farklı şekilde açıklanmaya başlamıştır (Kışlalı, 1987, s. 10).

Aristo, insanı “Siyasal hayvan” (zoon politikon) olarak nitelendirmiş, yapısı gereği tek başına hayatını devam ettirebilme konusunda zayıf kalacağını belirtmiştir.

(22)

8

Bu nedenle insanlar hayatlarını devam ettirdikleri toplum içerisinde üretim faaliyetlerinde bulunmakta ve ürettiklerini kullanmaktadırlar. Ancak sonu belli olmayan bu ihtiyaçların üretimini sağlayan kaynaklar sınırlı miktardadır ve bu kaynakların paylaşılması hususu rekabet oluşturmaktadır. İhtiyaçlarını gidermek için bir araya gelen insanların meydana getirdiği toplulukların sınırlı kaynaklardan daha çok faydalanmak istemesi mücadeleye sebep olmaktadır. Bu mücadeleyi düzenleyen hareketlerin tamamı siyaseti oluşturmaktadır. Karl Marx ve Friedrich Engels’e göre de bu rekabet ortamındaki farklı gruplar arasındaki iktidar mücadelesi siyasetin itici kuvvetidir ve siyaset sosyal yapı içerisindeki üretici güçlerin belirlediği bir üst olgu durumundadır. Bu anlayışa göre siyaset, İbn-i Rüşd ve Farabi’nin aksine çatışma ve mücadele alanı olarak görülmektedir (Çam, 2011, s. 22-24). Marx ve Engels’in siyaset yaklaşımları, Harold Lasswell’ın 1936 tarihinde yayınlanan, “Siyaset: Kim, Neyi, Ne Zaman, Nasıl Elde Eder?” adlı eserinin isminde görülmektedir (Lasswell, 1936).

Lasswell’da kıt kaynakları siyaset anlayışının merkezine koymakta ve siyaseti bu kaynaklar üzerindeki mücadele olarak görmektedir (Lasswell ve Kaplan, 1969, s. 18- 27).

Bu anlayıştan farklı olarak Bernard Crick ise siyaseti bir çatışma veya mücadele alanı olarak değil; uzlaşı alanı olarak tanımlamakta, müzakere ve tartışmanın siyasette önemini vurgulamaktadır (Crick, 2000, s. 21).

David Easton ise siyaseti “Değerlerin otoriteye bağlı olarak dağıtılması”

şeklinde açıklamaktadır. Easton, bu tanımıyla siyaseti, yönetilenlerin birçoğundan gelen baskıları, fayda, ödül ya da ceza uygulayarak cevaplandırdığı bir süreç olarak görmektedir (Easton, 1965, s. 129). Bu anlayışa göre siyaset, politika ile ilişkilendirilmekte ve otoriteye bağlı olarak kararlar alan bir mekanizma şeklinde açıklanmaktadır (Heywood, 2021, s. 27-35). Kavramın daha net bir şekilde anlaşılmasının sağlanması için bazı düşünürlerin ve devlet adamlarının siyaset tanımlamalarını ve düşüncelerini belirtmek gerekmektedir:

 Alman Şansölye Otto von Bismarck, siyaseti “Mümkün olanı elde etme sanatı”

olarak tanımlamıştır (Taşkın 2014, s. 23).

 M. Duverger, siyaseti devamlı bir çatışma alanı olarak nitelendirerek bu çatışmanın iktidar mücadelesi çevresinde kurumsallaştırılması ve toplumsal birlikteliğin korunmasını sağlayan ilişkilerin bir araya gelmesi olarak yorumlamıştır (Duverger, 1982, s. 25-26).

(23)

9

 Andrew Heywood ise insanların birlikte hayata devam etmelerini sağlayan bütün kuralları meydana getirme, koruma veya değiştirme şeklinde açıklamaktadır (Heywood, 2021, s. 25).

Siyaset bilimcilerin ve siyasilerin “Siyaset” kavramı hakkında ortak bir tanımlamada bulunamadıkları görülmektedir. Bazılarına göre konusu devlettir, bazılarına göre yönetim ilişkisidir. Bazısı siyasetin en etkili unsurunun kaba kuvvet ve çatışma olduğunu söylemekte, bazısı da değerlerin başka kimselere dayatılması olduğunu belirtmektedir. Tanımların bu kadar farklı olmasının iki sebebi olduğu düşünülmektedir. İlk olarak siyaset, toplumların şekil değiştirmesiyle beraber dönüşmektedir. Bir diğeri ise toplumun tamamını kapsayan siyaset gibi bir faaliyetin çıkarlar ile bir arada olmasının kaçılmaz olmasıdır. Bu nedenle siyaset kavramının bilimsel açıdan tanımını yapabilmek için, tarihsel dönemlerin farklılıklarını ve her dönemde meydana gelebilecek çeşitli çıkarların o dönemki siyasete etki edeceğini göz önüne alan bir yaklaşımı anlamak gerekmektedir (Eroğul, 2015, s. 18-19).

2.3. Siyasal Toplumsallaşma Kavramı

İnsan, hayata geldiği andan itibaren kendisinden önce yaşamış kimselerin meydana getirdiği sosyal ve kültürel olgulara yabancıdır. Bu yabancılığı sosyal ve kültürel olguları öğrenerek gidermektedir. Bu sebeple doğup büyüdüğü toplumun özelliklerini ilk olarak ailesinden, ilerleyen dönemlerde çevresinden ve son olarak da zamanla artan sosyal ve fiziksel ortamlardan öğrenmektedir. Bu öğrenme durumu genel olarak toplumsallaşma kavramı ile ifade edilmektedir (Metin, 2016, s. 227).

Şekil 1. Genel toplumsallaşma ve alt türü olan siyasal toplumsallaşma süreci.

Kaynak:Akın, M.H. (2009). Siyasal toplumsallaşma sürecinde gençlik, teorik ve uygulamalı bir çalışma. Doktora Tezi. Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Toplumsal Bağlam (Bir Bütün Olarak)

Genel Toplumsallaşma (Yerleşmiş uygulamaların aktarımı ve birleştirilmesi)

Kısmi (Alt) Toplumsallaşma (Örnek: Siyasal Toplumsallaşma

(24)

10

Toplumsallaşma sürecinin bir bölümü olarak görülen siyasal toplumsallaşma ise insanın hayatını devam ettirdiği toplumdaki siyasal bilgileri edindiği dönem olarak tanımlanmaktadır. Birey, bu süreçte siyasal kimliğini, siyasal davranışlarını öğrenmekte ve siyasal yapının bir ögesi olmaktadır. Bireyin bir arada bulunduğu topluma ve devam eden siyasal yapıya bağlılığının belirlendiği bu hareketlilik durumu, kişi açısından erken dönemlerde başlamakta ve yaşam boyu devam etmektedir (Türköz, 2021, s. 5). Yaşam boyu devam eden bu hareketlilik durumunun kademelerini Dennis ve Easton dört kategoride açıklamaktadır (Easton ve Dennis, 1969):

 Siyasallaşma: Çocuğun erken dönemlerinde okul ve aile çevresinden farklı olarak başka otoritelerin de olduğunu anlamaya başlamasıdır.

 Kişiselleşme: Bireyin siyasal gücü bir kişi ile bağdaştırmaya başlaması ve siyasi yapıların farkına varmasıdır.

 İdealleştirme: Siyasal gücün herkesten daha yüksek bir konumda algılanmaya başlamasıdır.

 Kurumlaştırma: Siyasal uyarıcıların bireysel bağlantılardan ayrı olarak kurumlaşmış bir olgu olarak algılanmasıdır.

Bireylerin doğup büyüdüğü ve ilk eğitimini aldığı yer olan aile kurumu, bireyin yaşamının ilk zamanlarında fazlasıyla etkili olmakta ve siyasal toplumsallaşmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu dönemde öğrenilen inanç ve değerlerin kişinin yaşamı süresince etkisi olduğu düşünülmektedir. Nirun, ailenin siyasal toplumsallaşma sürecinin ilk basamağı olduğunu söylemektedir. Bu nedenle, toplumsallaşma aile kurumu ile hem bireye hem de topluma açılan çift yönlü pencere olarak görülmektedir (Nirun, 1994, s. 69). Ventura ise siyasal toplumsallaşma ve aile arasındaki ilişkide anne-baba modeline dikkat çekerek, çocuğun anne ve babasının siyasal fikirlerine benzer şekilde bir siyasal kimlik oluşturduğunu belirtmektedir (Ventura, 2001, s. 671).

Aynı şekilde Türkiye’de ailenin, çocuklarının siyasal toplumsallaşma sürecinde belirli bir etkisi olduğu bilinmektedir. Çocuklar aileleri tarafından doğumundan itibaren siyasal açıdan bilinçlendirilmeye çalışılmaktadır. Aileler siyasal fikirlerine atıfta bulunarak çocuklarına isim koymakta, gelecekte çocuklarının siyasal toplumsallaşma sürecinden geçeceğini ümit etmektedir. Bu açıdan aile üyeleri, çocuklarının gelişim sürecinde isminin kökenini öğrenirken anne ve babasının siyasal fikirleri ile

(25)

11

tanışmasını ya da bu fikirlere ılımlı bir şekilde yaklaşmasını beklemektedirler (Türköz, 2016, s. 100).

İnsanların çevresini oluşturan kişiler sürekli olarak aynı kalmamakta ve değişime uğramaktadır. Zaman geçtikçe okul çevresi, arkadaş grubu gibi çevrelere birey katılmaktadır. Böyle durumlarda siyasal inanç ve davranışlarını kişi sorgulayabilmekte, bazen de değiştirebilmektedir. Bazı durumlarda ise tam tersi olarak girdiği yeni çevrede şahıslar arası etkileşimden dolayı siyasal düşüncelerini pekiştirebilmektedir. Son yıllarda sosyal medya araçlarının gelişim göstermesiyle medya ve benzeri araçlarda bireyin siyasal toplumsallaşması konusunda etkisini arttırmaktadır. Gençlerin medya platformlarında gördükleri ve duydukları da siyasal tutum ve davranışlarında etkili olmaktadır. Bu sebeple bir süreç olarak nitelendirilen siyasal toplumsallaşma kavramında birincil/asli ve ikincil tali toplumsallaşma şeklinde bir ayrım yapılmaktadır (Uğuz, 2019, s. 15-20).

Asli toplumsallaşma yaklaşımı, siyasal fikirlerin gelişiminde erken dönemin önemli olduğunu savunan psikolojik bir fikre dayanmaktadır. Öncelik kuramı olarak da isimlendirilen bu düşüncede “Duyarlı dönem” önemli bir dayanak noktası oluşturmaktadır. Bu düşünceye göre insan beyninin çocukluk zamanında yani duyarlı döneminde bazı bilgileri öğrenmesi daha kolay olmaktadır. Birey, aile tarafından meydana getirilen çevrede ana siyasal bilgileri öğrenerek toplumsallaşmaktadır.

Yenilik yaklaşımı olarak adlandırılan tali toplumsallaşma anlayışına göre ise siyasal öğrenme hayat boyu devam etmektedir. Bu düşünceye göre bireylerin kendilerini nasıl tanımladıkları zamanla farklılık göstermekte ve siyasal fikirleri de zamanla gelişip değişmektedir. Buna ek olarak siyasal toplumsallaşmanın sonuçlarının kesin bir şekilde kökleşmediği iddia edilebilmektedir. Değişen şartlar ile yeniden toplumsallaşma süreci oluşabilmektedir (Çağla, 2015, s. 76).

Siyasal toplumsallaşmayı sınıflandırarak açıklamaya çalışan Greenstein ise tanımlamalarını dört kategoride meydana getirmektedir. Buna göre (Greenstein’den aktaran Alkan, 1979, s. 6-7):

 Çocukların siyaset yönelimlerinin araştırılması, siyasal toplumsallaşma çalışması olarak ifade edilmektedir.

 Süregelen değerlerin ne şekilde elde edildiğinin araştırılmasına siyasal toplumsallaşma denmektedir.

(26)

12

 Yaşanılan hayatın herhangi bir döneminde gerçekleşen siyasal bilgi edinme faaliyetine siyasal toplumsallaşma denmektedir.

 Toplumsallaşmanın etmenlerini, bunun yanında toplumsallaşan bireyin davranışlarını göz önünde bulundurarak yukarıdaki tanımlamalardan herhangi birini kullanarak araştıran çalışmalar da siyasal toplumsallaşma olarak ifade edilmektedir.

Yapılan tanımlamalarından da anlaşılacağı üzere siyasal toplumsallaşma bireyle alakalıdır ve bu süreçte birey siyasal bilgiler edinmektedir. Yaşanılan bilgi edinme sürecinin kültürle ilgili olması durumu ise kaçınılmazdır. Bunun sonucunda siyasal toplumsallaşma siyasal kültürü meydana getirmektedir. Siyasal kültür ise kurumları ve kurumlar yeniden siyasal toplumsallaşmayı etkilemekte, bu şekilde siyasal kültür üzerinde değişimler oluşturmaktadır. Gerçekleşen bu etkileşim ise siyasal davranışı meydana getirmektedir (Yücekök, 1987, s. 13).

Siyasal Siyasal

Toplumsallaşma Kurumlar

Siyasal Davranış Siyasal Kültür

(Siyasal Eylem)

Şekil 2. Siyasallığın siyasal toplumsallaşma ile birlikte yeniden üretilmesi.

Kaynak: Akın, M.H. (2009). Siyasal toplumsallaşma sürecinde gençlik, teorik ve uygulamalı bir çalışma. Doktora Tezi. Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Siyasal toplumsallaşma, siyasal sisteme karşı ilgili bireyler kazandırmayı hedeflemektedir. Çünkü bireylerin sistem ile etkileşim kurabilmeleri ve sistemin içerisinde yer alabilmeleri, sistem ile alakalı yeterli düzeyde bilgi sahibi olmalarıyla gerçekleşmektedir. Herhangi bir toplumda siyasal yapıların devam edebilmesi için siyasal inanç, değer, eğilim ve kuralların topluma katılan bireylere öğretilmesi gerekmektedir. Bu şekilde bireyler siyasal yapıya karşı neler yapıp yapmaması

(27)

13

gerektiğini ve sistemde hangi rollere sahip olduklarını öğrenmektedirler (Şahinbaş, 2016, s. 10).

2.4. Siyasal Katılım Kavramı ve Tanımı

Siyasal toplumsallaşmayla alakalı yukarıda bahsedilenler, bireylerin toplumda siyasal rollerde bulunabilmeleri ve siyasal bir varlık haline gelmelerini öğrenme sürecidir. Bu süreçte birey, doğup büyüdüğü toplumdaki siyasal kültürü, inanç ve değer yargılarını öğrenmektedir. Bütün bunları öğrenen birey toplumda belirli süreçlere katılarak siyasal faaliyetlerde bulunabilmektedir. Bireylerin siyasal olarak faaliyette bulunması ise “Siyasal katılım” kavramını ortaya çıkartmaktadır (Dursun 2015, s. 102).

Temel olarak siyasal, sosyal ve yönetsel olaylara katılma anlamına gelen siyasal katılım, siyasal ve sosyal yapılar tarafından alınan kararlardan etkilenen birey ya da toplulukların, bu kararların meydana getirilmesi sürecine katılmasını ifade eden bir kavramdır (Aydın, 2019, s. 2122). Ancak bu kısa tanımlamada olduğu gibi siyasal katılım kavramıyla alakalı sosyal bilimlerde tek ve ortak bir tanımlama yapılamamaktadır. Kavramın tek ve ortak bir tanımının yapılamaması çeşitli nedenlere dayandırılarak açıklanmaktadır. Buna göre ortak bir tanım yapılamamasının nedenlerinden ilki, siyasal katılımın gelişmekte olan ve gelişmiş sanayi toplumlarında demokrasinin uygulanabilmesi için farklı uğraşları içerisinde barındıran bir süreç olarak kabul görmesinden kaynaklanmaktadır. Bir diğer neden ise siyasal katılımın sadece demokrasiye özgü bir kavram olarak görülmesiyle alakalıdır. Kavram üzerinde ortak bir tanımlama yapılamamasının sebeplerinden bir diğeri ise siyasal katılımın günümüzde daha çok uygulamaya yönelik olmasıdır (Akıncı, 2014, s. 36).

Siyasal katılım, Kışlalı’ya göre bireylerin devlet tarafından alınan kararlara ve gerçekleştirilen uygulamalara etki etmesidir. Bireyler, siyasal katılım vasıtasıyla siyasal sistemi güçlendirmekte ve değişen durumlara göre sistemin ve toplumun yenilenmesine olanak sağlamaktadır (Kışlalı, 1987, s. 356-357).

Kapani’ ye göre ise, toplumda bulunan bireylerin siyasal sistem karşısındaki tutum ve davranışlarını ifade eden bir olgudur. Siyasal katılım, basit bir ilgi duyma şeklinden sürekli olarak faaliyete kadar uzanan bir kavramdır (Kapani, 2019, s. 144).

(28)

14

Turan ise siyasal katılım kavramını açıklarken toplumsal hayata etki eden olgulardan yararlanmaktadır. Sanayileşmenin başlaması ve ticaretin fazlalaşması köyden kente göçü arttırmış, vatandaşların yaşam şekilleri değişmeye başlamıştır.

Kentleşmenin artmasıyla beraber haberleşme ve okuryazarlık oranlarında yükselme başlamıştır. Aynı yerde veya benzer işlerde çalışan, ihtiyaçları aynı olan ve aynı kaygıları yaşayan, kendilerini başka topluluk ya da bireylerden farklı gören grupların meydana gelmesiyle sosyal farklar oluşmuştur. Bu kişi ya da grupların kendileri ile ilgili karar alma süreçlerinde bulunabilmek için mücadele göstermesi sonucunda siyasal katılım kavramı ortaya çıkmıştır (Turan, 1986, s. 67).

Kalaycıoğlu ise siyasal katılımı, bireylerin bağımsız olarak yaptıkları tercihler ve aldıkları kararlar neticesinde, siyasal karar mercii konumuna gelecek kimseleri veya o konumda olanları etkilemek için meydana getirdikleri faaliyetler olarak tanımlamaktadır (Kalaycıoğlu, 1983, s. 10).

Buraya kadar yapılan tanımlamalar çerçevesinde siyasal katılımın özellikleri aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir (Uluç, 2007, s. 36):

 Yerel ve ulusal seviyedeki siyasi aktivitelere katılmak,

 Siyasal iktidarı belirleyecek güçlerin seçimler aracılığıyla belirlenmesi,

 Devletin siyasal kararlarına yönelik etkinlikte bulunma (parti etkinliklerine katılım, propaganda yapma, miting ve gösterilere katılım),

 Örgütlü veya örgütsüz katılım,

 Yasal ya da yasal olmayan yollardan siyasi etkinliklerde bulunma,

 Otonom ve uyarılmış katılım.

Siyasal katılım kavramını, siyasi karar mekanizmalarının seçildiği seçimlerin yanı sıra oy kullanan vatandaşların tercihlerini gündeme getiren faaliyetlerin hepsini kapsayan bir kavram olarak algılamak gerekmektedir. Vatandaşların kendi kendilerini idare etmesi anlamındaki demokratik yönetimlerde yasal olarak gerçekleştirilen katılma çeşitlerinin fazlalığı, siyasi yapının seçmenle kurduğu güçlü diyaloğu da göstermektedir (Güngör, 2017, s. 2261).

(29)

15 2.4.1. Siyasal Katılım Sınıflandırmaları

Yukarıda bahsedildiği gibi farklı özelliklere sahip siyasal katılım eylemi bazı ölçütlere göre sınıflandırılabilmektedir. Bu sınıflandırmalardan en fazla bilineni Amerikalı siyaset bilimci Dahl tarafından yapılmıştır. Dahl siyasal katılımı düzey açısından ilgi, önemseme, bilgi ve eylem olarak dört kategoriye ayırmaktadır (Dahl, 1963, s. 57):

İlgi: siyasal olayları izlemeyi,

Önemseme: siyasal olaylara verilen önemi,

 Bilgi: siyasal olaylar ve sorunlar hakkında bilgi sahibi olmayı,

 Eylem: ise siyasal olaylara katılmayı ifade etmektedir.

Siyasal katılmanın bu dört farklı şekli birbiri ile alakalı durumları ifade etmektedir. Örneğin, seçim bittikten sonra sonuçları ile alakadar olan vatandaşların, seçim çalışmalarını ilgi duyarak takip edenlerin, ülke sorunlarıyla ilgili daha çok bilgi sahibi olan vatandaşların, seçimlerde oy kullanma düzeyinin ilgi duymayanlara göre daha fazla olduğu bilinmektedir (Kapani, 2019, s. 144).

Milbrath’ da siyasal katılım faaliyetlerini zorluk ve yoğunluk seviyesini ölçüt alarak aşağıdaki şekilde dört kategoriye ayırmıştır (Milbrath, 1965, s. 18-19):

a) Gladyatör faaliyetleri:

 Kamu veya siyasal parti ile alakalı bir pozisyonda çalışmak,

 Siyaset ile ilgili bir makama aday olmak ve siyasal amaçlı yardım toplamak,

 Siyasal bir partinin stratejik toplantılarına katılmak,

 Siyasal bir partinin üyesi olmak,

 Seçim kampanyasında çalışmak, b) Geçiş Faaliyetleri:

 Siyasal bir toplantı ya da gösteriye katılmak,

 Bir partiye veya adaya para yardımında bulunmak,

 Siyasal bir lider ya da kamu görevinde bulunan bir kişi ile temas halinde bulunmak,

c) İzleyici faaliyetleri:

 Bir partinin veya adayın rozetini takmak,

 Başka kimseleri bir siyasal adaya ya da partiye oy atmaya ikna etmeye çalışmak,

(30)

16

 Siyasal tartışmaların içerisinde bulunmak,

 Oy kullanmak,

 Siyasal uyarılara açık olmak, d) Kayıtsızlar:

 Siyasal anlamda hiçbir eylemde bulunmamak.

Katılımı bu şekilde dört gruba ayıran Milbrath, izleyici faaliyetlerini en kolay eylemler, geçiş faaliyetlerini daha zor ve gladyatör faaliyetleri en zor eylemler olarak nitelendirmektedir (Milbrath, 1965, s. 18).

Milbrath’ın siyasal katılım sınıflandırmasına benzer bir sınıflandırma Samuel Barnes ve Max Kease tarafından yapılmıştır. Barnes ve Kease siyasal katılımı,

“Olağan” ve “Olağandışı” olarak iki kategoriye ayırmaktadır (Barnes ve Kease’den aktaran Kalaycıoğlu, 1984, s. 204-205):

a) Olağan Siyasal Katılım: Siyasal iktidar tarafından meydana getirilen kurallara uygun olan faaliyetlerdir.

b) Olağandışı Siyasal Katılım: Siyasal iktidar tarafından koyulan kurallara karşı gerçekleştirilen faaliyetlerdir.

Oy vermek, siyaset ile ilgili konularda konuşmak, siyasal gösterilere katılmak, siyasi kimliği olan kişiler ile irtibat halinde bulunmak, başkalarının siyasi düşüncelerine etki etmek için eylemlerde bulunmak “Olağan” siyasal katılım davranışları içerisinde yer almaktadır. Bunun yanında toplu olarak dilekçe vermek, boykot, gösteri düzenlemek, işgal, grev, trafiği kapatmak, yollara barikat kurmak, vergi ödemesinin kabul edilmemesi, silahlı eylemler, suikast de bulunmak gibi faaliyetler “Olağandışı” siyasal katılım faaliyetleri içerisinde yer almaktadır (Dursun, 2015, s. 104).

Milbrath, Barnes ve Kease’nin siyasal katılım sınıflandırmalarına benzer bir yaklaşım Deniz Baykal’da görülmektedir. Baykal, düzeylerine göre üç tip siyasal katılım seviyesi olduğunu belirtmektedir. Bunlar (Baykal, 1970, s. 31-32):

Siyasal olayları izlemek: Yazılı ve görsel medya kanallarıyla siyaseti takip etmeyi, parti ile ilgili miting ve kongrelerde izleyici olarak yer almayı kapsamaktadır. Bu eylemlerin ortak noktası bireyin siyasi olay ve gelişmelerden haberdar olmasıdır.

(31)

17

Siyasal olaylar hakkında tavır takınmak: Siyasi olayları izlemekten daha aktif bir seviyeye geçiştir. Siyasal olayları takip etmekle kalmayıp belirli bir taraf tutma durumu söz konusudur. Birey tarafını açıklayarak belli etmektedir.

 Siyasal olayların içine karışmak: Siyasal katılımın en yoğun olduğu şeklidir.

Kişi artık siyaset ile iç içedir. Bir partiye üye olmak, yürüyüş ve gösterilerde bulunmak gibi katılımlardır.

Siyasal katılım konusunda bir başka sınıflandırma Prof. Dr. Esat Çam tarafından yapılmıştır. Çam, siyasal katılımı eylemlerin yoğunluğuna göre üç gruba ayırmaktadır. Bu eylemler, “Gözlemci eylemler”, “Aracı eylemler” ve “Siyasal mücadeleye yönelik eylemlerdir” (Çam, 2011, s. 174).

Gözlemci Eylemler

Siyasal Uyarılara Açık Olmak

Oy Atmak

Siyasi Tartışmalar Yapmak

Farklı Kimseleri Belirli Bir Yönde Oy Atmaya İkna Etmek

Parti Rozeti Takmak

Aracı Eylemler

Siyasal Bir Lider İle Temasta Olmak

Bir Partiye Veya Adaya Para Yardımında Bulunmak

Mitinge Katılım Sağlamak

Siyasal Mücadeleye Yönelik Eylemler

Seçim Faaliyetlerinde Çalışmak

Aktif Parti Üyesi Olmak

Strateji Belirleme Toplantılarına Katılmak

Siyasal Fonlar Toplamaya Uğraşmak

Siyasi Bir Makam İçin Aday Olmak

Şekil 3. Siyasal Katılım Faaliyetinin Yoğunluk Derecesi.

Kaynak: Çam, E. (2011). Siyaset bilimine giriş. İstanbul: Der Yayınları

Gözlemci eylemler en basit katılma çeşidi iken; siyasal mücadeleye yönelik eylemler ise siyasal katılımın en üst seviyede olduğu faaliyetlerdir. Bu üç eylem çeşidi birbirini takip eden katılım dereceleridir. Siyasal mücadeleye doğru çıkıldığında siyasal katılım, vatandaş açısından yoğunlaşarak en üst seviyeye ulaşmaktadır (Çam, 2011, 174).

Siyasal katılım kavramı içerisinde vatandaşların tutumları çok önemlidir. Bu nedenle bireyler tutumsal farklılıklarına göre farklı siyasal katılım davranışları

(32)

18

sergilemektedir. Milbrath, farklılıkları temel alarak sekiz tür siyasal katılım çeşidi olduğunu söylemektedir (Milbrath, 1965, s. 14-20):

Açık ve Gizli Katılım: Siyasal katılım açık ve gizli şekilde gerçekleşebilmektedir. Bazı siyasal davranışlar açık bir şekilde yapılırken bazıları ise gizli bir şekilde gerçekleşebilmektedir.

Zorunlu ve Bağımsız Katılım: Siyasal katılım gerçekleştirenler bazen kendi özgür iradeleri ile bazı durumlarda ise zorunlu olarak katılımı gerçekleştirmektedirler.

Yaklaşan ve Kaçınan Katılım: Yaklaşan katılımda bireyler daha çok ödülü düşünürken, kaçınan katılımda ise masraf ve maliyet konusunu düşünmektedirler.

Geçici ve Devamlı Katılım: Siyasal katılım bazı hallerde geçici, bazı durumlarda ise devamlı olarak gerçekleşmektedir. Oy vermek geçici katılıma, bir partide üye olarak bulunmak ise devamlı katılıma örnek gösterilmektedir.

Siyasal Sisteme Veren ve Alan Katılma: Siyasal sisteme faydalı bazı faaliyetler karşılığında bireyler siyasal sistemden bazı iyilikler beklemektedirler.

Açıklayıcı ve Araçsal Katılım: Mitinglere katılım, protesto faaliyetleri açıklayıcı katılım olarak isimlendirilmektedir. Liderin seçilmesi ve parti içindeki eylemler ise araçsal katılıma örnek gösterilmektedir.

Sözlü ve Sözsüz Katılım: Siyasal bir olay hakkında konuşmak sözlü bir katılımdır. Miting, gösteri ve yürüyüşlerde bulunmak ise sözsüz katılım olarak görülmektedir.

Sosyal ve Sosyal Olmayan Katılım: Siyasi olarak eylemde bulunan bireyin yanında başka kimselerde olursa yani eylem bir grup halinde gerçekleşirse sosyal katılım, tek başına gerçekleşirse sosyal olmayan katılım söz konusu olmaktadır.

Başka bir sınıflandırma da Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma kapsamında Verba ve Nie tarafından yapılmıştır. Buna göre altı çeşit siyasal katılım düzeyi bulunmaktadır (Verba ve Nie’den aktaran Turan, 1986, s. 74):

Siyasal Sürece Hiç Katılmayanlar: Bireyler siyaset ile ilgilenmemekte, oy atma eylemini gerçekleştirmekten dahi kaçınmaktadırlar.

(33)

19

 Salt Oy Kullananlar: Siyasal katılım gerçekleştiren bireyler sadece seçim dönemlerinde oy kullanmaktadır.

Kişisel Sınırlı Katılmalar: Kimi bireyler oy kullanmanın yanında kendi bireysel sıkıntılarını çözmek için siyasal katılım da bulunmaktadır.

Topluluk Düzeyinde Katılmalar: Kimi bireyler bazı toplumsal sıkıntıların giderilmesi için siyasal katılımda bulunmaktadır.

Kampanyacılar: Siyasal katılım, seçim dönemlerinde gerçekleştirilen kampanyalara katılım şeklinde gerçekleşmektedir.

Siyasi Partilerde Aktif Şeklide Çalışanlar: Bir siyasal partinin kademelerinde çalışarak gerçekleştirilen siyasal katılımı ifade etmektedir.

Bu sınıflandırma Milbrath’ın sınıflandırması ile benzerlik göstermektedir.

Ancak İlter Turan yukarıda bahsedilen sınıflandırmanın evrensel olmadığını belirtmekte ve geçerliliğinin sadece ABD düzeyinde olduğunu söylemektedir (Turan, 1986, s. 74).

2.4.2. Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler

Siyasal katılım ile bireyler yöneticilerin verdikleri kararlara etki etmektedirler.

Bireylerin şahsi olarak verdikleri bu kararlar birçok faktörden etkilenmektedir. Bu faktörler sosyo-ekonomik faktörler, psikolojik faktörler ve siyasal ve hukuki faktörler olarak 3 gruba ayırılmaktadır.

2.4.2.1. Sosyo-Ekonomik Faktörler

Siyasal düşünceler ve siyasal kurumlar, sosyal ve iktisadi ilerlemelerin meydana getirdiği ortama göre değişim göstermektedir. Geleneksel topluluklarda siyasal katılımın meydana gelmediği veya çok az meydana geldiği; gelişmiş topluluklarda ise siyasal katılımın önündeki engellerin kaldırıldığı bilinmektedir.

Herhangi bir toplulukta sosyo-ekonomik göstergeler ileri düzeyde ise siyasal katılım da buna bağlı olarak yüksektir. Bu açıdan insanın bir topluluğa ait olma hissi, sosyal olması gibi birçok konu onun sosyo-ekonomik seviyesini anlamada etkili olduğu gibi, kazandığı gelir, yaş, cinsiyet vb. gibi değişkenler de siyasal katılımın seviyesini anlamakta rol oynamaktadır. Birbirinden bağımsız olmayan bu değişkenler genel olarak birbirleri ile etkileşim halindedir. Yani, insanların siyasal katılım davranışını

(34)

20

etkileyen bu değişkenler siyasal katılımda en önemli faktörler olarak görülmektedir (Özdemir, 2019, s. 258).

Siyasal katılımı sosyo-ekonomik faktörler iki şekilde etkileyebilmektedir.

Birincisi, bu faktörlerden herhangi birinde meydana gelen değişim, kişinin çevresini algılama şeklini, fikir ve davranışlarını etkileyebilmektedir. İkincisi, bireye yönelik dürtülerin değişmesine neden olabilmektedir. Meydana gelebilecek olan bu değişimler siyasal hoşgörüyü fazlalaştırabilmektedir. Bunun yanında eğitimli bir insanın, içinde bulunduğu sosyal sınıfının bir sonucu olarak insanlar, siyasal eylemlerde kendisinden liderlik etmesini isteyebilir. Bu da bireyle alakalı mesajlarda ve dürtülerde meydana gelen bir değişim olarak görülebilmektedir (Koray’dan aktaran Tıraş, 2018, s. 14).

Siyasal katılımı etkileyen sosyo-ekonomik faktörler, yaş, cinsiyet, eğitim, gelir, meslek, aile, kitle iletişim araçları ve örgüt üyeliğidir (Özyurt, 2009, s. 292).

2.4.2.1.1. Yaş

Yaş faktörü bireyin siyasal katılımı açısından oldukça önemli görülmektedir.

Bireylerin içerisinde bulunduğu yaş dönemleri, siyasi görüşünden siyasal katılımına kadar birçok olguya etki etmektedir. Örneğin, çocuk yaştaki bireyin siyasete olan ilgisi yetişkin bir kimseye göre çok azdır veya yoktur. Bireylerin yaşının ilerlemesiyle yeni fikirler, dönüşümler ve deneyimler meydana gelmekte, bu durum siyasal fikirlerini de etkilemektedir (Hülür, 2006, s. 107).

Yaş faktörünün etkisi siyasal katılımda üç grupta incelenebilmektedir. Bu gruplar genç, orta yaş ve ileri yaş grubudur. Diğer yandan siyasal katılım ve yaş faktörü arasındaki ilişki de iki ana faktörde ele alınmaktadır. İlki, orta yaş bireylerde siyasal katılım yüksek olmaktadır. Bunun yanında gençlik döneminde ve yaşı ilerlemiş olan bireylerde siyasal katılım düşük seviyede seyretmektedir. Siyasal katılım, kırk-elli yaş aralığında ise en üst seviyeye çıkmakta ve daha da yaşlandıkça azalmaktadır. Çünkü genç bireyler iş bulma ümidiyle daha sık yer değiştirmekte ve yaşının verdiği enerji sayesinde seyahat etmektedir. İkili ilişkileri daha az, gelirleri de genel olarak düşük seviyede olmaktadır. Orta yaş bireyler ise belirli bir makam sahibi olmuş, belirli bir yerde yaşamını devam ettirmektedir. Doğal olarak toplumda korumak isteyeceği bir şeyler bulunmaktadır. Yaşı ileride olan bireyler ise kendilerini genel olarak birebir ilişkilerden soyutlamaktadır. İkincisi ise genç bireyler katılıma değil, radikal siyasi

(35)

21

fikirlere daha çok ilgi duymaktadırlar ve yaşlandıkça fikirleri değişerek muhafazakâr düşüncelerinde artış meydana gelmektedir (Yıldız, 2016, s. 16 ve Yücekök, 1987, s.

27).

Kısacası, yaş faktörü kişinin siyasal katılımında ve siyasal faaliyetlerinde oldukça etkili olmaktadır. Yaş aralıklarına göre farklılık gösteren sosyal ve fiziksel olgularla da bağlantılı olarak kişinin siyasal tutum ve düşüncelerinde değişimler meydana gelebilmektedir. Genç bireyler gösteri, miting, yürüyüş gibi siyasi eylemlere daha çok ilgi duyarken, daha ileri yaştaki bireyler oy kullanma eğilimi göstermekte, siyasal tutumda daha radikal eğilimlerden, muhafazakâr eğilimlere doğru değişmektedir (Akay, 2006, s. 110).

2.4.2.1.2. Cinsiyet

Bütün toplumlarda erkek ve kadına ait davranış ve yargı kalıpları bulunmaktadır. Cinsiyet farklılıklarına göre şekillenen bu kalıplar, bireylerin isteyerek ya da istemeyerek toplumda meydana gelen beklentilere yanıt verecek şekilde kendilerini konumlandırmasına yol açmaktadır. Bu davranış ve yargı kalıpları içerisinde mekân ve zamana göre değişiklikler olmasının yanında, Türkiye’de yapılan araştırmalarda erkeğe ait olarak belirlenen toplumsal rolün, ev ve aile çevresi dışındaki eylemler için önemli görüldükleri, kadına özgü rolün ise daha çok ev ve aile gibi konularda eğilim gösterdikleri görülmektedir (Kalaycıoğlu, 1983, s. 18-19).

Dolayısıyla siyasal katılmanın her çeşidinde kadınlar, erkeklere oranla daha az eylemde bulunmaktadırlar (Turan, 1986, s. 80-81).

Kadınların siyasal faaliyetlere daha az katılımda bulunmasının üç sebebi olduğu düşünülmektedir. Bu sebeplerden ilki ekonomidir. Kadınların erkeklerden daha az ekonomik olanaklara sahip olması, siyasal katılımın erkeklere oranla daha az gerçekleşmesine sebep olabilmektedir. İkincisi, kadınların erkeklerden daha az ekonomik imkânlara sahip olması sonucu haberleşme araçlarından daha az yararlanması nedeniyle siyasal hayata daha az katıldıkları düşünülmektedir. Son olarak, kadına toplum tarafından atfedilen aile içi rol dışında bir faaliyete katılmasının zor olması ve siyasal eylemler için çok vakit harcayamayacak olması nedeniyle erkeklerden daha az siyasal katılımda bulunabileceği söylenebilmektedir (Kalaycıoğlu, 1983, s. 19-20).

(36)

22

Demir’ e göre ise kadınların siyasal hayata erkeklerden daha az katılım göstermesinin sebepleri ise şunlardır (Demir, 2015, s. 22):

 Kadınların yeterli miktarda ekonomik özgürlüklere sahip olamamaları,

 Siyasete karşı ilgisiz durmaları,

 Aile içinde üstlendikleri sorumluluklar,

 Siyasal sistemin belirli düzeni,

 Siyasetin erkeklerin alanı olduğu konusunda değişmeyen inanç,

 Eğitim seviyelerinde kadınların erkeklere oranla yetersiz olması.

Sonuç olarak siyasal katılımda çoğu toplumda kadınların katılımı erkeklere göre daha az gerçekleşmektedir. Son dönemlerde ise kadınların katılım oranı artmaktadır. Kadınların çalışma hayatına daha çok katılması ve eğitim seviyelerinin yükselmesi, toplumsal rollerinde değişim meydana getirmektedir (Çukurçayır, 2002, s. 78).

2.4.2.1.3. Eğitim

Eğitim, siyasal katılım açısından oldukça önemli bir faktördür. Eğitimi iyi olan birey, siyasal katılımın gerçekleştirilmesi gereken bir eylem olduğunu düşünebilir.

Bunun yanında bireyin siyasal olgular hakkında daha çok bilgi ve birikime sahip olması siyasal eylemlere katılmak için kendini daha hazır ve yetenekli hissettirebilmektedir (Turan, 1986, s. 77).

Baykal’a göre eğitim seviyesi, siyasal katılımı en çok etkileyen faktör durumundadır. Baykal, öğrenim seviyesi yüksek olan bireylerin, siyasal yapıların kişi üzerinde bırakmış olduğu etkinin daha çok farkında olduğunu belirtmektedir. Bu kişilerin siyasi konularda daha çok bilgi, birikim ve fikir sahibi olduklarını, siyasal olay ve seçim kampanyalarını daha çok takip ettiklerini, siyasal olayları daha fazla kişiyle konuştuklarına dikkat çekmektedir (Baykal, 1970, s. 70).

Eğitim faktörünün siyasal katılıma etkilerini inceleyen bir diğer araştırmada Kalaycıoğlu’na aittir. Buna göre (Kalaycıoğlu, 1983, s. 26-28):

 Eğitim seviyesi yüksek olan bireylerde, daha düşük eğitim seviyesindeki bireylere göre daha fazla görev bilinci bulunmaktadır. Daha eğitimli kimseler için siyasal katılım bir vatandaşlık görevidir.

(37)

23

 Eğitim, kişiye etrafında bulunan kurumları kullanarak veya değiştirerek hedefine ulaşmada inanç ve yetenek kazandırmaktadır.

 Eğitim, kişiye toplumsal statü ve gelir sağlamaktadır. Az gelişmiş ülkelerde eğitimli kişilerin iyi mevkilerde bulunması onların bu durumunu korumak için siyasal katılım gerçekleştirmeye yöneltebilmektedir.

 Eğitim, kişilerin kişisel yeteneklerini meydana getirmesine ve korumasına katkı sağlar. Bu yeteneklerini siyasal düşünce ve katılım sürecinde kullanması önemli görülmektedir.

 İyi bir eğitime sahip kişi kendisi gibi eğitimli bireylerle ilişkide bulunarak bir etkileşim ağı kurabilmektedir.

Sonuç olarak, eğitim seviyesi arttıkça siyasete olan merakta artmakta, birey siyasal olarak farklı tercihleri sorgulamak da, siyasi olayları izlemek de, dolayısıyla siyasal tercihlerini daha bilinçli gerçekleştirmektedir. Eğitimin gelir seviyesi ve meslek faktörüyle doğrudan alakası bulunmakta, bu sebeple bu üç faktör genel olarak birbirinden bağımsız düşünülmemektedir (Gücük, 2006, s. 11).

2.4.2.1.4. Gelir

Yaş, cinsiyet, eğitim gibi siyasal katılıma etki eden bir diğer faktörde gelirdir.

Yapılan sosyolojik araştırmalar siyasal katılım ile gelir arasında olumlu bir ilişki olduğunu göstermektedir (Baykal, 1970, s. 38).

Alt gelir grubunda bulunan bireylerin siyasal katılımda bulunma yoğunluğunun, üst gelir grubunda bulunanlara göre az olduğu görülmektedir. Üst gelir grubunda bulunan bireylerin eğitim ve kültür seviyelerinin yüksek olması, örgütlü olmaları gibi etmenler siyasal katılımlarını arttırmaktadır (Öztekin, 2001, s. 226). Gelir düzeyi yüksek olan kişi daha üst seviyede siyasal katılma türlerini gerçekleştirebilmektedir. Böyle bir durumda birey milletvekilliği için aday olabilmekte, siyasi bir partide faaliyette bulunabilmektedir. Bunun yanında alt gelir grubunda bulunan bir birey hayat şartlarının zorluğu sebebi ile siyasal katılımı yaşam koşullarını değiştirecek bir araç olarak görebilmekte ve katılımı oy verme şeklinde gerçekleştirebilmektedir. Çünkü bütün toplumlarda gelir dağılımında eşitsizlik bulunmakta, sonucunda da geliri en fazla olan kesimin katılımı daha fazla, yoğun ve

(38)

24

çeşitli gerçekleştirdiği görülmektedir (Çiftçi, 1994, s. 101 ve Yücekök ve Abadan, 1966, s. 107).

Alt ve üst gelir gruplarının siyasal katılımı konusundaki aralarındaki farkın son dönemlerde değiştiği görülmektedir. Medya ve iletişim araçlarının yaygınlaşması sonucunda toplumsal olaylar ve gelişmeler bütün kesimleri ilgilendirmektedir.

Örneğin küresel ısınma sonucunda meydana gelebilecek bir sorun herkesi ilgilendirmektedir. Bu nedenle siyasal katılımın her çeşidine tüm gelir gruplarından bireylerin katılabilmesi mümkün görülmektedir (Çam, 2018, s. 36).

2.4.2.1.5. Meslek

Meslek, kişilerin toplum içerisindeki konumunu belirleyen faktörler arasında bulunmaktadır. Bireyin hayatını devam ettirdiği çevre ve eğitimi, tercih edeceği meslek üzerinde etkili olmaktadır. Bireyin mesleki statüsü arttıkça siyasal hayata daha çok katılım gösterdiği, statüsü daha alt grupta yer alan bireylere oranla bürokrasi ve hükümet ile kolay ve daha etkili ilişkiler kurduğu görülmektedir (Kahraman, 2011, s.

76). Diğer bir ifadeyle kişilerin meslekleri ve bu mesleklerin toplum içerisindeki saygınlığı siyasal katılımları hakkında etkin bir rol oynamaktadır. Bireyler mesleklerine göre kendilerine yakın olarak gördükleri partiler ile ilişki içerisinde bulunmaktadırlar. Sonuç olarak bireylerin hedefleri çıkar ilişkilerini geliştirmektir.

Farklı mesleklerden kimseler bu çıkarlarını farklı partilerle sonuca ulaştırabileceğini düşünerek siyasal fikirlerini oluşturmaktadır (Altan, 2011, s. 322).

Lane, meslek ile yakından ilgili olan, eğitim, gelir, statü gibi faktörlerin birbirlerini etkileyen unsurlar olduğunu söylemekte bu faktörlere sahip olan kişilerin zamanlarının fazla olduğunu belirtmektedir. Böyle bir birey topluluk ile kolay haberleşebilmekte ve siyasal etkinliğe ihtiyaç duymaktadır. “Eupharia” ismi verilen bu olay siyasal katılımı fazlalaştırmaktadır (Lane’dan aktaran Yücekök, 1987, s. 27).

Lane, bu bilgileri aktardığı çalışmasında meslek ve siyasal katılma arasındaki ilişkiyi dört başlıkta anlatmaktadır (Lane’den aktaran Baykal, 1970, s. 46):

 Meslek, bireye siyasal değeri olan yetenekler ya da beceriler oluşturma imkânı verebilmektedir.

 Meslek, siyasete ilgi duyan kişileri aynı yerde toplayıp etkileşim içerisinde olmalarını sağlayabilmektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

işletmenin net çalışma sermayesini azaltır ve nakit yapısını olumsuz yön- de etkilor. Faaliyet durumunun nakit yapısına etkisinin incelenmesinde, mali durumda

Ortaöğretim Kurumlarının El Sanatları Teknolojisi Alanı ve Dallarının, Aile ve Tüketici Hizmetleri Alanı - Beslenme ve Ev Yönetimi Dalının, Aile ve Tüketici

2.Hafta Video ders konusu • ÖZEL EĞİTİM İLKELERİÖZEL EĞİTİM KURUMLARIVE ÖZELLİKLERİ Canlı ders konusu • ÖZEL EĞİTİM İLKELERİÖZEL EĞİTİM KURUMLARIVE

Araştırma sonucunda, insan kaynakları yönetiminin örgüt içerisinde personelcilik ve insan kaynakları yönetimi olarak ikiye ayrıldığı, insan

- Üniversitemiz Genel Sekreterliğine bağlı Koruma ve Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından Üniversitemizin tüm birimlerinde (Merkez ve İlçe) ihtiyaca

Standartlar, yönetimin ve dış denetçilerin iç denetime güven duymaları için gerekli olup iç denetçilerin çalışmalarını yürütmelerine yardımcı olur. Ayrıca

Sözlü/Yazılı giriş sınavının yapıldığı durumlarda; Tezli yüksek lisans programlarına başvuran adayların başarı notunun hesaplanmasında, ALES puanının

Fizik ve Fizik Mühendisliği lisans veya yüksek lisans mezunları ile ‘Bilimsel Hazırlık Programı’na katılmak koşuluyla Fizik Öğretmenliği, Bilgisayar Mühendisliği,