• Sonuç bulunamadı

ŞEHİT ŞAHİN BEY VE ŞEHİTLER ABİDESİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ŞEHİT ŞAHİN BEY VE ŞEHİTLER ABİDESİ"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

B.Sıtkı SEVEROĞLU*

ŞEHİT ŞAHİN BEY VE ŞEHİTLER ABİDESİ

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, 17 Aralık 1918’de ilk İngiliz Birlikleri Antep’e gelir ve 15 Ocak 1919’da Antep’i işgal ederler.

Bu dönemden hemen önce 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, bu işgalin olabileceğini öngörmüş, Ali Cenani’ye 26 Ekim’de Katma’da, 28 Ekim’de Kilis’te ve direniş için örgütlenme talimatları vermiştir.

İngilizlerin işgali sırasında Gaziantep’te direniş hazırlıkları devam etmektedir.

İngilizler bu dönemde sokağa çıkma yasaklarıyla, kasap dükkanlarına varıncaya kadar işyerlerini kapatmış, kentin ileri gelenlerini önce Halep’e ardından Mısır’a sürgün etmişlerdir.

İngilizler ve Fransızlar 15 Eylül 1919’da aralarında, Suriye İtilafnamesi’ni

hazırlayıp imza altına almışlardır. Suriye ve Anadolu’nun güneyi Fransızlara, Musul ve çevresi İngilizlere verilerek paylaşılmıştır. Böylece İngilizlerin yerini 27

Ekim 1919’dan itibaren, Ermeni lejyonları ve Fransızlar almıştır. 9 Şubat 1921’de Gaziantepliler açlığa yenildikten sonra şehri Fransız işgal güçleri ele geçirdiler.

30 Ekim 1921’de Ankara Anlaşması’nın imzalanmasına müteakip 25 Aralık 1921’de işbirlikçileri olan Ermenilerle birlikte

Fransızlar Gaziantep’i terk etmek zorunda kaldılar. 9 Şubat 1921 ile 25 Aralık 1921 arasında, 10 aya yakın bir süre içerisinde atalarımızın yaşadıkları acıları, duydukları ızdırapları anlatmak başka bir başlık altında ele alınmadır.

99 yıl önce, 30 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması’nın imzalanmasından 56 gün sonra; 25 Aralık 1921’de Gaziantepliler işgalcileri uğurlarken aynı gün Maraş’ta bulunan Gaziantep Mıntıka Komutanlığı emrindeki 59. Alay halkın coşkun heyecan gösterileri ve sevinç göz yaşları arasında Gaziantep’e giriyordu. O gün Gaziantepliler ne hissediyordu? Sonraki günlerde

(2)

neler konuştular? Özellikle; bu acılar unutulmamalı, ders çıkarılmalı, bir daha yaşanmaması için dikkatli olunmalıydı.

Bunun öncesinde yaralar bir an önce sarılmalıydı. İşgalde yaşananlar, herkese bütün ayrıntılarıyla anlatılmalıydı. O eşsiz kahramanlık destanı ve O destanı yazanlar unutulmamalıydı, kahramanlar her zaman anılmalıydı.

Neredeyse 38 ay süren savunmada;

Gaziantepliler yaşadıkları acıların unutulmaması, ders çıkarılması için her olayın mutlaka gelecek nesillere aktarılmasını istiyorlardı, gayrimüslüm arkadaşları-komşuları nasıl “o” hale gelip düşmanla bir olmuştu? Savaş günlerinde ayrı, şehir savaşının sona erdiği yaklaşık on aylık süreçte ayrı zulüm uygulanmasına nasıl katılmışlardı? Gelecek kuşaklara mutlaka aktarılmalıydı, yazılmalıydı, anlatılmalıydı ve ders çıkarılmalı, bu acılar bir daha yaşanmamalıydı. Fakat gariptir ki bu şanlı savunmayı Türk kalemlerinden evvel düşman 1922 yılında Paris’te yayınlamıştı. Kitabın Yüzbaşı Necmeddin tarafından yapılan Türkçe çevirisini 1923 yılında Dersaadet Matbaası yayınlıyordu. 103 sayfadan ibaret kitapta anlatılanlardan Gazianteplilerin yazdığı bu destan, bu büyük direniş, Fransız işgal kuvvetlerinin komutanlarını da öylesine etkilemişti ki; Abadie, işgali anlatmak için yazdığı bu kitaba “Türk Verdünü Ayıntab” ismini vermişti. Kaldı ki Fransız komutanlar karşılarındaki bu eşsiz direnişe içten içe saygı duyuyorlardı.

Üst makamlara ve Londra Konferansı’na yazdıkları yazılarda Antep için “Türklerin, Kemalistlerin Verdün’ü” ifadesi sıkça kullanılıyordu. (I.Dünya Savaşı’nda Şubat- Aralık 1916’da Fransız Ordusu’nun,

Alman Ordusu’nun büyük bir saldırısını püskürttüğü ve kahramanlık gösterdiği Verdün savunması…) Oysa, Verdün’de iki ordunun arasındaki savaşa göre, sivillerin ağırlıkta olduğu, yetersiz silah ve teçhizatla bir orduya karşı gösterilen savunmada Gazianteplilerin çok daha büyük bir kahramanlık gösterdiği aşikardır.

Antep Savunmasının Türkler tarafından yazıya aktarılması biraz gecikerek, sonunda Lohanizade Mustafa Nureddin tarafından gerçekleştirildi. “Hubb-i İstiklalin Abidesi Gaziantep Müdafaası” isimli kitap 1924 yılında Matbaa-i Milli’de basılarak çok önemli bir adım atılıyordu. Bu kitap, Antep harbini ve yapılan mücadeleleri ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Kuva-yı Milliye saflarında mücadele eden kahramanların resimlerinin de konulmuş olması görsel açıdan da kitabı zenginleştirilmiştir. 399 sayfalık kitap Gaziantep Savunması’na ışık tutması açısından güvenilir ve önemli bir kaynaktır.

Gaziantepliler ilk yıldan itibaren 25 Aralık gününü “Kurtuluş Bayramı” olarak anmışlar ve tüm kent hep birlikte kutlamışlardır.

O Kurtuluş Bayramları hazırlıklarında, anma törenleri için neler yapılabileceği konusunda çalışmalar yapılmış ve neler yapılabileceği hakkında tüm kent tek yürek konuşulmuştur.

Bu vatan için canını ortaya koyan Gaziantep kahramanlarının hayatta kalanlarını ve fevkalâdenin fevkindeki kahramanlık destanı yazılırken mücadelede şehit olan arkadaşlarını anmak ve bu savunmayı abideleştirmek için, Halk Fırkası İdare Heyeti’nin, 7 Kasım 1931 cumartesi günü Kurtuluşun 10. Yıl hazırlıkları için yapılan toplantıda Şehit

(3)

Şahin Bey (1) ve şehitlerimizi anmak için bir abide inşaası hakkında tartışmalar yapılmış ve Fırkanın teşebbüsüyle bu abidenin inşası kararlaştırılmıştır. 25 Aralık 1931 cuma günü saat on dörtte Halk Fırkası binasında Vali Akif İyidoğan’ın başkanlığında fırka erkanı, Belediye Reisi Hamdi Kutlar ve şehrin ileri gelenleri toplanarak Şehitler Mezarlığı’nın Çınarlı Camii’ne nakli ve orada bir abide inşası kararlaştırmışlardır. Halkevi Reisi Ömer Asım Bey’in vasıtasıyla çocuk haftası içinde Gaziantep Şehitleri ve Şehit Şahin Bey abideleri yararına Ahmet Muhtar Bey’in yazdığı “Şehit Şahin Bey” piyesi 25 Nisan 1933 salı akşamı sinema binasında sahneye konmuştur.

Daha sonraları, organize heyeti tarafından hazırlanan 5, 10, 15, 25’şer liralık biletler aynı heyetten Fırka Reisi Ömer Asım, Belediye Reisi Hamdi, Ahmet Muhtar, Mollazâde Yahya, Reşit Büdeyri, Mamat Ağazâde Ali ve Ali Nadi Beyler tarafından halka arz edilir ve biletler halk tarafından büyük bir özlem ve istekle alınır.(2) 16 Eylül pazar ve 17 Eylül pazartesi akşamları saat 20.30’da Halkevi Salonu’nda; Halkevi Temsil Şubesi tarafından Şehitler Abidesi yararına “Kahraman” piyesi sahneye konur ve 1934 yılında abidenin yapımına başlanır, ancak eldeki kaynak bitince inşaat yarım kalır. 1935 yılında, Hususi İdare (Özel İdare) bütçesinden 1.500, belediye bütçesinden 1.000 liralık tahsisat konarak abidenin yapımına devam edilir ancak yine bitirilemez. 1 Ağustos 1935 tarihinde Nafıa Dairesi’nce ihaleye çıkarılarak anıt tamamlanır.

25 Aralık 1935 Çarşamba günü halktan on binlerce kişinin katılımıyla abide açılır.

Suburcu-Karagöz-Arasa-Şehreküstü yoluyla tabutlar ile şehit kemiklerinin hazırlanmış olduğu Esenbek Camii’ne gidilir. Tören alayı görülmedik derecede uzun ve kalabalıktır. Başı şehitliğe vardığı halde sonu henüz hareket etmemiştir.

Bütün yollar, caddeler kadın erkek on binlerce kişi ile doludur. Cami önünde durulur. İstiklâl Marşı çalınır, Halk Partisi üyesinden Muhtar Göğüş şehitlere karşı çok heyecanlı bir konuşma yapar. Bunu Yılmaz Dokuzoğuz’un okuduğu “Şehitlikte”

adlı ağıt takip eder. Bundan sonra şehit kemikleriyle dolu şanlı bayraklarımızla süslenmiş 30 tabut halkın saygı elleri üzerinde dışarı çıkarılır. En önde bir gün evvel Mülk Köyü’nden törenle getirilen Şehit Şahin Bey’in kemikleri bulunuyordu.

Anıtın önü, sayısı otuz bini aşan kadın erkek büyük bir halk kitlesi ile dolmuştu.

Eller üzerinde tutulan şehitleri herkes başı açık saygı ile selamladı; tabutlar aynı saygı ve hürmetle Anıtın altında ayrılan odaya yerleştirildi. Bir manga asker ve bir top havaya ateş etmek suretiyle aziz şehitleri selamladı. Anıtın açılışı Cumhuriyet Halk Fırkası İl Yönetim Kurulu tarafından filme aldırılır. Film çok iyi çekilmiş olup törenin bütün safhalarını canlandırmaktadır.

Adana Kazanç Temyiz Komisyonu azasından Bay Reşat, maddi hiç bir menfaat gözetmeyerek sırf milli bir duygu

(4)

ile Adana’dan Gaziantep’e gelerek küçük amatör makinesiyle anıtın açılışını filme almıştır. Bu film birkaç gün sonra Ocak ayının ilk yarısı içinde Halkevinde yeni açılan sinemada halka gösterilmiş ve çok beğenilmiştir. (Halit Ziya Biçer arşivinden alınarak Balat Şirketler Grubu tarafından 1999 yılının 25 Aralık günü gösterilen film, Bay Reşat’ın çektiği filmin kısa bir bölümü olup bugün abidenin lahit bölümünde sürekli gösterilmektedir.)

Şehitlerimiz için ne yapsak yetmez, hele savaş kahramanı pek çok gazinin ekonomik sıkıntılar yaşadığı da bir gerçektir. O gaziler kurtuluş bayramlarında anılıyorlardı, sağlıklı olanlar törenlere katılırken

katılamayanlar evlerinde ziyaret edilerek ihtiyaçları gideriliyordu.(3)

1935 yılında oldukça geniş bir yayın kurulu tarafından hazırlanan “Halkevi Broşürü”nün Şahin Bey’in silah arkadaşı Ali Nadi Ünler’in katkılarıyla hazırlanan Antep Savunması bölümü de halen konuyu araştıranların en önemli başvuru kaynaklarından birisi olarak kütüphanelerde bulunan kıymetli bir eser olarak yer almakta ve geçmişe ışık tutmaktadır.

Gaziantep’in ilk İmar planını Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla hazırlayan Hermann Jansen tarafından Şahin Bey Anıtı ve çevresi için Ağustos 1936’da bir çalışma yapılır, ancak, maddi imkansızlıklar nedeniyle projenin uygulaması gerçekleştirilemez. Her

Kurtuluş Bayramı’nda bayram yaklaştığında Gazianteplilerin milli duyguları biraz daha yoğunlaşır ve arayışlar devam eder.

1970’li yıllara gelindiğinde artık

şehitlerimizin kemikleri bir odada yerlerde durmakta ve bu durum Gazianteplileri çok rahatsız etmektedir. 25 Aralık 1971’de, kurtuluşun 50. Yılında; tüm kent, savaşa katılanlar, şehit ve gazi yakınları, duyarlı yetkililer, daha doğru ve güçlü bir anma ve anlatım için çareler arar. Hiç değilse yerde duran şehitlerimizin kemikleri muvakkat tabutlara konulabilirdi. Bu çalışmalar başkanlığını Tahsin Saraçoğlu’nun yaptığı Gaziantep Mücahit ve Gaziler Derneği önderliğinde devam etmiş ve 25 Aralık 1973’te saat 15.00’de yerde duran kemikler

(5)

6 adet tabuta yerleştirilmiş ve Şahin Bey’e ait olan kemiklerde bir tabutta kalmıştır. Bu konularda dönemin belediye başkanı Esat Kaya Turgay’ın destekleri alınmıştır.

Çalışmalar bitmiyor, azap çeken şehit kemikleri de hakketmediği eziyetlere yıllardır katlanmaya devam ediyordu.

52. yılında hiç değilse kemikler tabutlara konulur.

25 Aralık 1981 geliyordu ve

kurtuluşumuzun 60. yılıydı. Ali Nadi Ünler, Adil Dai ve bazı savaş kahramanlarının ve yakınları ile Mücahit Gaziler Derneği Başkanı Tahsin Saraçoğlu’nun çabalarıyla 1973 yılında muvakkaten tahta tabutlara konulan şehitlerimizin kemikleri için çalışmalarda sona gelinmişti.

Tarihe altın harfl erle yazılan Gaziantep Savunması’nın bayrak şehidi Şahin Bey şehit edildikten 61 yıl sonra 2. kez toprağa verilecekti. Şahin Bey’in kemiklerinin şehit düştüğü yere nakledilmesi dolayısı ile düzenlenen tören, saat 13.30’da başladı.

Şehitler abidesinin altında yapılan dini törenden sonra, Şahin Bey’in kemikleri bir tabuta yerleştirildi. Diğer şehitlerin kemikleri ise buraya gömüldü ve üzerine daha sonra bir mermer lahit yapıldı. Şahin Bey’in Türk bayrağına sarılı tabutu, daha sonra salondan dışarı çıkarılarak Şehitler Abidesi önündeki katafalka konuldu. Bir süre katafalkta kalan Şahin Bey’in tabutu, daha sonra 50 metre kadar eller üzerinde taşındı. Tabut zırhlı araca yerleştirilince, kortej Şahin Bey’in şehit düştüğü yere

Fotoğraf: Yusuf Ağar (1980) (1957)

(6)

hareket etti. Gaziantep - Kilis karayolunun 25. kilometresinde Elmalı köprüsü yanında hazırlanan anıt bir mezarda toprağa verildi.

(4)

80’li yıllardan itibaren, Şahin Bey Anıtı ve çevresinin, Elmalı Köprüsü’nün Dokurcum Değirmeni’nin yenilenmesi, restorasyon çalışmaları hemen her Gaziantep Valisi tarafından görev kabul edilip bir şeyler ilave edilmiş ve yenileme çalışmaları yapılmıştır, ya da bu konuda çaba gösterilmiştir. Elmalı Köprüsü çevresinde bugün de Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı bazı projeler üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

Şahin Bey ile ilgili 25 Aralık 2019’da Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nce Şehitler Abidesi lahit bölümü için yenileme çalışmaları yapılmıştır ve müzedeki bilgilere http://panorama25aralik.

com/sehitlerabidesi/tr/ adresinden ulaşılabilmektedir. Yapılan bu son düzenlemeler sonunda bugün abidenin lahit kısmında dört adet bilgi panosu ve üç adet yağlı boya tablo yer

almaktadır. Bunun yanında daha geniş çaplı bir düzenleme için çalışmalar sürdürülmektedir.

Abidenin 2019 yılında yapılan düzenlemesi, Büyükşehir Belediye

Başkanlığı, Kültür Daire Başkanlığı ve Kudeb tarafından gerçekleştirilmiş, ayrıca gönüllü bir çalışma gurubu destek sağlamıştır.(5)

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi

tarafından bölgenin tamamında daha geniş kapsamlı bir şehitlik çalışması için bir plan dahilinde çalışmalar yürütülmektedir.

Şehitlerimiz için ne yapılsa azdır, yapılanlar yetersizdir, en küçük bir katkı koyandan Tanrım razı olsun. İnşallah gelecekte aziz şehitlerimiz için çok daha fazlasını yapıp doğru dersler alınarak dünyada barış, yurtta barış için gerekli dersleri dost da düşman da alır. Şehitler Abidesi; yurduna yapılan saldırılara karşı koymaya yemin eden Gaziantepli şehitlerin ve gazilerin semaya kaldırdığı şehadet parmağıdır.

Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizin ve ebediyete intikal etmiş gazilerimizin ruhları şad olsun.

(7)

(*)Panorama 25 Aralık Tarih Kurulu Başkanı (1) Şahin Bey, Gaziantep savunmasının bayrak şehididir. Asıl adı Mehmet Said olup 1877 yılında Bostancı Mahallesi’nde 55 nolu evde doğmuştur.

Babası Abdullah Efendi, annesi Ayyuş Hanım’dır.

Tellakoğullarındandır. 4 yaşında babadan yetim kalmış, annesi ise Elbeylioğlu Abdülkadir Efendi ile evlenmiştir. Mehmet Said dayısı Ispaha (sipahi) Hacı Mehmet Kara Said’ in yanında büyümüştür.

Rüştiyede okumuş ve daha sonra derici amcasının yanında tabaklık yapmıştır. 1899’da Zeynep Hanım’la evlenen Şahin Bey, aynı yıl Yemen’e er olarak gitmiş ve Yemen Cephesi’nde gösterdiği kahramanlık sonunda Başçavuş olmuştur. Mehmet Said 1911’de Trablusgarp Harbi’ne gönüllü olarak katılmış; Balkan savaşlarında Çatalca Cephesi’nde savaşmıştır.

Galiçya’da 15. Kolordu’da savaşan Mehmet Said, 1917 ekiminde Sina Cephesi’nde vazife almıştır.

Fevkalede hizmetlerine karşılık Ordu Komutanlığı’nca Mülazim-ı Sani ( Teğmen)’liğe terfi olunmuştur.

1918’de, İngilizlere Sina Cephesi’nde esir düşmüştür.

Mısır’daki Seydi Beşir Esir Kampı’nda 1919 Aralık ayı başına kadar esir olarak kalmıştır. Teğmen Mehmet Said, 13 Aralık 1919’da onbinlerce esirle birlikte İstanbul’a getirilerek serbest bırakılmıştır. Harbiye Nezareti’ne müracaat ederek vazife istemiştir. Harbiye Nezareti tarafından Antep’e yakın Nizip (Birecik) Askerlik Şube Başkanlığı’na tayin olmuştur. Mustafa Kemal Paşa ve Ali Fuat Paşa’dan aldığı talimatlarla Şahin Müstear ismiyle Antep Heyet-i Merkeziyesi’ne müracaat ederek vazife istemiştir. Şahin Bey’e Kilis-Antep yolu Kuva-yı Milliye komutanlığı görevi “ Fransızları Antep’e sokmayınız” talimatıyla verilmiştir.

Şahin Bey Antep Heyeti Merkeziyesi’ne “Müsterih olunuz, düşman cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez” demiş ve bu sözünü yerine getirmiş bu mücadelede şehit olmuştur.

(2) Bakkal Esnafı Cemiyeti 50, Alacacı Esnafı Cemiyeti 30, Timurzâde Ökkaş Sait Samlı Beyler 30, Gepgepzâde Asım ve Hacı Alozade Arif Beyler 25, Mehmet Said ve Abdüllkadir Bakkal Efendiler 25, Berber Esnafı Cemiyeti 25, Helvacı Esnafı Cemiyeti 25, Ali Velizade Ali ve mahdumu M. Ali Beyler 25, İncioğlu Hüseyin Bey 25, Cemil Ali Veli Bey 25, Ahızade Mustafa ve Şeriki Beyler 20, Molla Ali Evlâtları 20, Mahmut Büdeyri Bey 20, Yüzbaşızâde Mahmut ve Şefik Beyler 20, Ekmekçi Esnafı Cemiyeti 20, Un Fabrikası sahibi Mehmet Hilmi ve Şeriki Beyler 20, Mehmet Dabbit Efendi 15, Mehmet ve Şefik Beşir Hariri Beyler 15, Naci ve Hacı Ahmet Dai Beyler 15, Hayyum Ases Efendi 15, Söylemezzâde Abdülkadir Efendi 15, İsabeşezâde Hakkı Efendi 15, Ziraat Bankası 15, Elektrik Şirketi 15, Değirmenci Abdürrahim Efendi 10, Mamatağazâde Ali Efendi 10, Hacı Fazlızâde Mehmet Efendi 10, Kasapzâde Alaettin ve Şeriki Hüseyin Beyler 10, Habeşzâde Mustafa Bey 10, Kunduracı Abdüssamet Efendi 10, Osmanlı Bankası 10, İş Bankası 10, Yakup Dişi

Efendi 10, Mersinlizâde Mehmet Efendi 10, Oso Şaso Efendi 10, Nesim Neftali Efendi 10, Müslüm Ağazâde Ali Efendi 10, Güzelbeyzâde Hasan Bey 10, Bakkal Mahmut ve Halil Efendiler 10, Güllüzâde Sait Efendi 10, Doktor Saip 10, Kimyager Sezai Bey 10, Uncuzâde Mehmet Ağa 5, Sarraf Arif Efendi 5, Ömer Esvet Efendi 5, Güzelbeyzâde Ömer Efendi 5, Tacittin Zeki Beyler 5, Kuyucuzâde Tevfik Bey 5, Apo Ağazâde Kâzım Efendi 5, Hasan Fuat Biraderler 5, Temirzâde Sani Efendi 5, Şaul Neftali Efendi 5, Noter Hakkı Bey 5, Ali Api Efendi 5, Tahtacı Nuri ve Sait Efendiler 5, Hocazâde Lütfü Ağa 5, Şerafettinzâde Hulusi Efendi 5, Kebapçı Esnafı 5, Lokantacı Sait Efendi 5, Tahtacızâde Ali Osman Efendi 59, Özel İdare Bütçesinden 1500, Belediye Bütçesinden 1000.

Toplam: 3295 Lira.

(3) Antep Savunması kahramanları ekonomik yönden çoğu sıkıntı içerisindeydi, onlara bağlanmış maaş yoktu. Bu insanlar sivil kahramanlar olduklarından madalya alıp maaş hakketmeleri için “madalya için savaşmadık” demeleri ve madalya için gereken üçer lirayı veremediklerinden çok büyük güçlükler içinde yaşamıştır.

(4) Bu anıt burada yapılmazdan önce burada bulunan kitabede “Gaziantep savunmasının gerçek kahramanı Şahin Bey burada şehit olmuştur. Aziz şehidin ruhuna Fatiha 28 Mart 1920” yazılıdır. Ayrıca bu kaide üzerinde de “Bu anma taşı Ö. Faruk Ergun’un Karayolları 54. Şube Mühendisliği zamanında yapılmıştır. 1957” yazmaktaydı.

(5) Gaziantep Büyükşehir belediyesi KUDEB tarafından yeniden düzenlenen Şehitler Abidesi’nde Lahit bölümünde bulunan bilgi panolarından yararlanılmıştır. Bu panoların hazırlanmasında Tarih Kurulu olarak; B. Sıtkı Severoğlu, Dr. Samet Bayrak, Doç. Dr. Ayhan Doğan, Dr. Celal Pekdoğan, Dr.

Yaşar Büyükoğlu, Halit Ziya Biçer, Murat Dağ, V.

Kamil Gereçci, Ali Atalar, Doğan Özdinç yer almış ve çalışmalara yön vermişlerdir. Mimari mekansal tasarımlar Mimar B.Sıtkı Severoğlu tarafından gönülü olarak yapılmıştır. Ayrıca, Mümtaz Saraçoğlu’ndan Tahsin Saraçoğlu’na ait belge ve fotoğraflar ile radyo yayın kaydından yararlanılmıştır. 2019 yılı Şehitler Abidesi lahit bölümü yenilenmesi, yağlı boya tabloların yapılması, dürümcü dükkanının boşaltılması Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma

Şahin’in talimatlarıyla Kültür Daire Başkanlığı’nca gerçekleştirilmiştir.

(8)

Tablo I : Sol taraftaki tabloda 1935 yılında, Şehitlerimizin kemiklerinin olduğu 30 tabutun onbinlerce Gazianteplinin omuzlarında abideye getirilişi canlandırılmıştır. Güvercinler bu tabloda yeni yeni kendilerine gelmektedir.

(Tablo: A. Samsonov, Fotoğraf: Sertaç Tanıtım)

Tablo II : Lahitin arkasında yer alan tabloda Gaziantep Kalesi görülmekte, Gaziantep’i koruyan savaş kahramanlıkları yer almakta ve gökyüzündeki uçan güvercinler tüm dünyaya barış mesajı verirken, yine gök yüzündeki şahinler, gerekirse yine Şahin oluruz ve yurdumuzu yine her türlü tehlikeye karşı savunuruz mesajı vermektedir. (Tablo: A. Samsonov, Fotoğraf: Sertaç Tanıtım)

Tablo III: Üçüncü tabloda, Gaziantep Savunması’nda en önemli cephe olan Çınarlı’da düşmana karşı verilen mücadele canlandırılmıştır.

(Tablo: A. Samsonov, Fotoğraf: Sertaç Tanıtım)

Referanslar

Benzer Belgeler

Her iki kardefl kendisi- nin yafll› ve di¤erinin daha genç oldu¤unu iddia etti¤i için burada gerçekten bir çeliflki varm›fl gibi görünü- yor.. Ama gerçek bir

Cevat Memduh Altar’ın kızı İnci Kut müzikle uğraşmıyor,, çeviriler yapıyor, ama müzik yaşamına güzel bir katkısı var. Hikmet Şimşek'in isteğiyle

Ç EÇEN ay yaşam ını yitiren ünlü şair ve yazar Necati Cumalı'nın Urla'daki evini Kültür ve Sanat M erkezi'ne dönüştürme çalışm aları hızlandırıldı.. M erkez,

viri işine başlayıncaya kadar Kur’an-ı Kerim’i okumadı da, ilk kez gördüğü bir polis roma­ nını çevirmeye kalkışır gibi, çeviriyi bitirdik­ ten sonra mı

Ben ve benim için orada bulu­ nan tanıdığımız, hemen ki taplarım ı büyük b ir üzün­ tü içinde toplamağa başla­ dık.. Ben oradaki dost larım a Noel'den

(Bu partinin) “2 Haziran 1912’de başlayan kongresinde türdeş olmayan Hürriyet ve İtilaf (Partisi)nin içindeki temel uzlaşmazlık su yüzüne

“Güneş benzeri yıldızların %30’unun çevresinde yörüngesi yıldıza yakın, süper Dünyalar ya da Neptün benzeri gezegenler olduğu görüşü çok dikkate değer. Bu çok