• Sonuç bulunamadı

ĐKTĐSADĐ KALKINMA VAKFI HAFTALIK E-BÜLTEN MART 2007

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ĐKTĐSADĐ KALKINMA VAKFI HAFTALIK E-BÜLTEN MART 2007"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ĐŞLETME VE SANAYĐ POLĐTĐKASI FASLINDA MÜZAKERELER BAŞLADI Đşletme ve sanayi politikası faslında müzakerelerin başlamasına ilişkin üye ülkelerin Genişleme Çalışma Grubu’nda uzlaşmaya varmalarının ardından, karar, AB Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) toplantısında tartışılmadan onaylandı ve böylece 29 Mart 2007 tarihinde düzenlenen Hükümetler Arası Konferans'la (HAK) ilgili fasılda müzakereler açıldı. HAK’ta, AB tarafını, Dönem Başkanı Almanya adına Wilhelm Schönfeder, Türk tarafını da Başmüzakereci Ali Babacan temsil etti. Toplantıya Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Volkan Bozkır ve AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh’in yanı sıra üye ülke temsilcileri katıldı. Başmüzakereci Ali Babacan, Đşletme ve Sanayi Politikası faslında müzakerelerin başlamasını Türkiye'nin AB sürecinin rayında olduğunun ve resmi sürecin tekrar işlemeye başladığının önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Bilindiği gibi Finlandiya Dönem Başkanlığı 20 Aralık 2006 tarihinde Türkiye'den Đşletme ve Sanayi Politikası faslına ilişkin tutum belgesini sunmasını istemişti. Türkiye, ilgili kurumlardan ve 26 Aralık 2006 tarihinde yaptığı çağrı ile sivil toplum kuruluşlarından müzakere pozisyon belgesine alınan katkıları bütünleştirerek, Şubat 2007 başında pozisyon belgesini AB'ye ulaştırdı. AB Komisyonu ise, kendi pozisyon belgesini hazırlayarak Şubat ayı sonunda üye devletlere gönderdi. Komisyon belgede, faslın müzakerelere açılması için herhangi bir açılış kriteri önermedi. Ancak 16 Mart 2007 tarihindeki Genişleme Çalışma Grubu toplantısında Fransa, kapanış kriteri getirilmesini talep etti. Fransa'nın sözlü teklifinde, Türkiye, Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) 2003 yılı Ağustos ayında hazırladığı 'AB Üyeliğine Doğru Türkiye Sanayi Politikası' Raporu’nu, demir-çelik, otomotiv ve tekstil sektörleri için yenilemesi talep edildi.

Fransa'nın bu talebi, bir sonraki Genişleme Çalışma Grubu toplantısında dönem başkanı Almanya tarafından yazılı hale getirilerek üye devletlere sunuldu. Ancak Đspanya’nın kapanış kriterlerinde gemi inşa sanayii yer verilmediği için işletme ve sanayi politikasında Almanya'nın sunduğu öneriye onay vermemesi üzerine Almanya, Fransa, Đspanya ve AB Komisyonu temsilcileri sorunu çözmek için tekrar bir araya

geldi. Nihayetinde bu fasla ilişkin savunma sanayisi dışında DPT'nin çalışmasında yer verilen yedi sektörde AB müktesebatına uyum konusunda yeni bir belge sunması zorunluluğu ve Ek Protokol’ün tamamen uygulanması kapanış kriteri olarak belirlendi.

AB ile ilk olarak Bilim ve Araştırma faslını 12 Haziran 2006 tarihinde müzakerelere açarak aynı gün geçici olarak kapatan Türkiye, Đşletme ve Sanayi Politikasıyla ikinci fasılda müzakereleri başlatmış oldu. Đşletme ve Sanayi Politikası dışında Ekonomik ve Parasal Politika, Đstatistik ve Mali Kontrol fasıllarının da Almanya Dönem Başkanlığı sırasında müzakerelere açılması bekleniyor.

ROMA ANTLAŞMASI’NIN 50. YILDÖNÜMÜ KUTLANDI

Avrupa Topluluğunu kuran Roma Antlaşması’nın 50. yıldönümü AB üye ülkelerinde kutlandı. AB Dönem Başkanı Almanya’nın başkenti Berlin’de 27 üye ülke liderlerinin katıldığı resmi törende, AB Dönem Başkanı Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering, Birlik içerisinde uzun tartışmalara neden olan Berlin Deklarasyonu’nu imzaladı.

Alman Tarihi Müzesi’nde yapılan törende konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir dönemler bölünmüşlüğün sembolü olan Berlin’in artık birleşmenin sembolü olduğunu, Berlin Deklarasyonu’nun bu şehirde imzalanmasının ayrı bir önem ve anlam taşıdığını ifade etti. Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans Gert Pöttering ise, AB'yi Avrupa tarihinin en büyük barış ve istikrar projesi olarak nitelendirirken, Birliğin daha saydam ve halka daha yakın olması gerektiğini, bunun için de 2009 yılında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerine kadar bir Avrupa Anayasasının kabul edilmesini istediklerini kaydetti. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise konuşmasında, AB sayesinde Avrupa ülkelerinin seslerini daha fazla duyurduklarını ve tek başına çözemeyecekleri sorunları çözebildiklerini söyledi. Barroso, AB'nin hareket yeteneğinin artırılması ve küreselleşmeye hazırlıklı hale getirilmesi için Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve vatandaşların birlikte çaba harcaması gerektiğini bildirdi.

(2)

Berlin Deklarasyonu’nun IKV tarafından yapılan resmi olmayan çevrisi aşağıda yer almaktadır:

ROMA ANTLAŞMALARININ ĐMZALANIŞININ 50. YILDÖNÜMÜNE ĐLĐŞKĐN DEKLARASYON Avrupa yüzyıllardır, barış ve anlayış umudunu canlı tutan bir düşünceyi temsil etmiştir. Bu umut gerçeğe dönüşmüştür. Avrupa’nın birleşmesi barış ve refahı mümkün kılmıştır. Bu birleşme, topluluk olma ve farklılıkların üstesinden gelme bilincini getirmiştir. Her Üye Devlet Avrupa’nın birleşmesine;

demokrasi ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesine katkıda bulunmuştur. Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerindeki halkların özgürlük özlemi sayesinde Avrupa’nın yapay bölünmüşlüğü geçmişte kalmıştır.

Avrupa bütünleşmesi, kanlı mücadelelerle şekillenen tarihten acı dolu dersler çıkardığımızın göstergesidir. Bugün, daha önce hiçbir zaman mümkün olmayan şekilde birlikte yaşıyoruz.

Biz, Avrupa Birliği vatandaşları, daha iyi bir gelecek için birleştik.

I.

Avrupa Birliği’nde ortak ideallerimizi gerçeğe dönüştürüyoruz: bizim için birey en üstün konumdadır.

Saygınlığı ihlal edilemez. Hakları devredilemez. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir.

Barış ve özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, karşılıklı saygı ve paylaşılmış sorumluluklar, refah ve güvenlik, hoşgörü ve katılımcılık, adalet ve dayanışma için çalışıyoruz.

Avrupa Birliği’nde, beraber yaşama ve çalışmaya ilişkin benzersiz bir yolumuz var. Bu, Üye Devletler ile Avrupa kurumlarının demokratik etkileşimi aracılığıyla ifade edilmektedir. Avrupa Birliği, eşit haklar ve karşılıklı destek sağlayan işbirliği üzerine kurulmuştur. Bu, Üye Devletlerin çıkarları arasında adil bir dengenin kurulmasını sağlamaktadır.

Avrupa Birliği’nde, Üye Devletlerin kimlikleri ile farklı geleneklerini koruyoruz. Açık sınırlar ile dil, kültür ve bölge çeşitliliği sayesinde zenginleşmiş bulunuyoruz. Tek başımıza değil, sadece birlikte hareket ederek başarabileceğimiz birçok hedef bulunmaktadır. Görevler; Avrupa Birliği, Üye Devletler ve onların bölgeleri ile yerel yönetimleri arasında paylaşılmaktadır.

II.

Ulusal sınırları aşan önemli fırsat ve tehditlerle karşı karşıyayız. Bu fırsat ve tehditlere verdiğimiz cevap Avrupa Birliği’dir. Tüm Avrupa Birliği vatandaşlarının menfaati için, gelecekteki Avrupa toplumu idealimizi ancak birlikte korumaya devam edebiliriz. Bu Avrupa modeli, ekonomik başarıyı sosyal sorumlulukla birleştirmektedir. Ortak Pazar ve Avro bizi güçlü kılmaktadır. Bu nedenle, küresel ekonominin gittikçe artan birbirine bağımlılığını ve uluslararası piyasalarda yükselen rekabeti kendi değerlerimize göre şekillendirme imkanına sahibiz. Avrupa’nın zenginliği, halklarının bilgi ve becerisine dayanmaktadır. Bu aynı zamanda, büyümenin, istihdamın ve sosyal uyumun anahtarıdır.

Terör, organize suç ve yasadışı göçle, birlikte mücadele edeceğiz. Özgürlükler ve medeni hakları, bu değerlere karşı çıkanlara karşı mücadelede de destekliyoruz. Irkçılık ve yabancı düşmanlığına bir daha asla imkan verilmemelidir.

Dünyadaki anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü ve insanların savaş, terörizm ve şiddet kurbanı olmamalarının sağlanmasını taahhüt ediyoruz. Avrupa Birliği, dünyada özgürlük ve kalkınmayı desteklemek istemektedir. Yoksulluk, açlık ve hastalığı geri püskürtmek istiyoruz. Bu mücadelede lider rol üstlenmeye devam etmek istiyoruz.

(3)

Enerji politikası ve iklimin korunmasına liderlik etmeyi ve küresel iklim değişikliği tehdidine karşı harekete geçilmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

III.

Avrupa Birliği, Birliğin iç gelişimini sağlamlaştırmak için, açıklık ve Üye Devletlerin iradelerinden güç alarak büyümeye devam edecektir. Avrupa Birliği, sınırlarının ötesinde demokrasi, istikrar ve refahı bundan sonra da teşvik edecektir.

Avrupa’nın birleşmesi ile, önceki nesillerin rüyası gerçeğe dönüşmüştür. Tarihimiz bize, bunu gelecek nesiller için korumamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle, zamanın gereklerini karşılayacak şekilde Avrupa’nın siyasi şeklini sürekli yenilemeliyiz. Bu sebeple, Roma Antlaşmalarının imzalanışının 50. yıldönümü olan bugün, 2009 yılında gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde, Avrupa Birliği’ni yenilenmiş bir ortak zemin üzerine yerleştirme amacı etrafında birleşmiş bulunuyoruz.

Çünkü biliyoruz ki; Avrupa bizim ortak geleceğimizdir.

AB MÜKTESEBATINA UYUM PROGRAMI ĐÇĐN SĐVĐL TOPLUMDAN GÖRÜŞ ĐSTENDĐ Kamu kurumları tarafından hazırlanan ve 2007- 2013 döneminde Türkiye’nin AB müktesebatına uyum kapsamında gerçekleştirmeyi planladığı yasal düzenlemeleri içeren AB Müktesebatına Uyum Programı sivil toplumun görüşüne sunuldu. Bilindiği gibi 10 Ocak 2007 tarihinde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül başkanlığında, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ve ilgili tüm kurumlarının üst düzey yetkililerinin katılımı ile, ülkemizin Avrupa Birliği ile ilişkileri ve katılım süreci konularında genel bir değerlendirme toplantısı yapılarak önümüzdeki dönemde izlenecek strateji ele alınmıştı. Toplantı sonunda, 2007-2013 dönemine ilişkin AB Müktesebatına Uyum Programı altında şekillendirilecek bir yol haritası hazırlanması kararı alınmıştı.

Toplam 344 sayfadan oluşan AB Müktesebatına Uyum Programı, Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları hariç 32 fasla ilişkin öngörülen kanuni düzenlemeleri, ikincil düzenlemeleri ve ilgili faslın gerektirebileceği temel strateji veya politika belgelerini kapsıyor. Programda düzenlemeleri yapacak kurum ve düzenlemenin yapılacağı takvim de belirtiliyor. Programın sivil toplumun görüş bildirmesinin ardından Nisan ayı içerisinde resmen açıklanması bekleniyor.

AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORUNDA HRANT DĐNK CĐNAYETĐ KINANDI

Avrupa Parlamentosu Dış Đlişkiler Komisyonu 2006 Dünya Đnsan Hakları Raporu taslağını kabul etti. AP Üyesi Simon Coveney tarafından hazırlanan ve dünyada 2006 yılında insan hakları alanında yaşanan ihlallere dikkat çeken raporda, ölüm cezası, işkence ve kötü muamele, çocuk askerler, insan haklarına saygı, insan hakları savunucuları, kadın ve çocuk hakları ile ilgili birçok konu ele alınıyor. Dünyanın farklı bölgelerindeki insan hakları ihlallerine karşı Birliğin göstermiş olduğu tepkilerden duyulan memnuniyetin dile getirildiği raporda, 2006 yılı boyunca Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Đnsan Hakları ve Demokrasi Girişimi (European Initiative for Democracy and Human Rights - EIDHR) kapsamında sağlanan 35 milyon Avro’nun, komşu ülkelerin demokratikleşme sürecini desteklemek amacıyla kullanıldığı vurgulanıyor..

Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde ise, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Ermeni asıllı gazeteci-yazar Hrant Dink’in öldürülmesi kınandı.

Dink cinayetinin, ülkede yükselen aşırı milliyetçiliğin bir sonucu olduğunun belirtildiği raporda, Türk Hükümeti’nin TCK’nın 301'inci maddesinin kaldırılması konusundaki çabalarının Birlik tarafından desteklendiği ifade edildi.

Türkiye'nin müzakere sürecinde insan hakları konusunda daha fazla ilerleme kaydetmesi gerektiğinin kaydedildiği raporda, ülkenin güneydoğusunda yaşayan Kürt nüfusun temel haklarının iyileştirilmesi için çağrıda bulunuldu.

(4)

YENĐ MALĐ KURALLAR AB FONLARIN KULLANIMINI KOLAYLAŞTIRACAK

Avrupa Birliği’nde 2 yıldır süren yoğun çalışmalar neticesinde belirlenen, fonların daha iyi kullanılmasını sağlayacak yeni mali kurallar 1 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe girecek. Yeni mali kurallar neticesinde 2007-2013 döneminde aktarılacak fonlara ulaşım kolaylaşırken, idari prosedürler azaltılarak ilk defa fonlardan faydalananların ismi kamuoyuna açıklanacak.

Konuya ilişkin olarak Avrupa Komisyonu’nun Mali Programlama ve Bütçeden Sorumlu Üyesi Dalia Grybauskaite, yeni kurallarla birlikte fonların daha etkin kullanılabileceğini ifade ederken, daha fazla şeffaflık ve sorumluluğun harcamaların etkisini arttırarak, AB vergi mükelleflerinin çıkarlarını da koruyacağını belirtti.

Yeni düzenlemeler arasında;

• 25.000 Avro’ya kadar olan hibeler için daha az belgeleme gerekmesi,

• Hibe parasıyla 60.000 Avro’ya kadar yapılan satın alımlarda kuralların minimum seviyeye indirilmesi ve sadece mali yönetim ile çıkar çatışmasının önlenmesi kurallarının geçerli olması,

• Kamu sözleşmelerinin hükmünde başlangıç eşiğinin 50.000 Avro’dan 60.000 Avro’ya yükseltilmesi,

• Avrupa Komisyonu’na, insani yardım ve kriz yönetimi durumlarında harcanmamış fonları AB Konseyi ve Parlamento’nun rızasını almadan kullanma yetkisinin verilmesi,

• Avrupa Komisyonu’nun hile ve yolsuzluğu önlemedeki etkinliğinin artırılması,

• Yapısal fon, dış yardım ve tarım sübvansiyonlarından faydalanan ülkelerin isimlerinin bütün üye devletlerde kamuoyuna açıklanması gibi maddeler yer alıyor.

AB TROYKASI ORTA ASYA ÜLKELERĐYLE GÖRÜŞTÜ

AB Troykası, Orta Asya ülkeleri Dışişleri Bakanlarıyla 27-28 Mart 2007 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da bir araya geldi.

Dönem Başkanı Almanya’nın Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’in başkanlık ettiği AB heyetinde, AB’nin Dış Đlişkiler ve Komşuluk Politikası’ndan Sorumlu Üyesi Benita Ferrero Waldner ve Orta Asya Özel Temsilcisi Pierre Morel yer aldı. Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın dışişleri bakanlarının katıldığı toplantıya ilişkin Steinmeier, AB ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Steinmeier, görüşmelerde, Orta Asya ülkelerinde hukukun üstünlüğü, insan haklarının geliştirilmesi ve eğitim alanında işbirliğinin yanı sıra enerji konularının ele alındığını belirtti. Steinmeir, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerji arzı açısından stratejik önem taşıyan Orta Asya Ülkeleri ile istikrarlı bir enerji diyaloğu oluşturulması üzerinde uzlaştıklarını kaydetti.

Steinmeier, ayrıca, bölgesel işbirliği alanında güvenliğin ve istikrarın sağlanması, uluslararası terörizmle mücadele, sınır güvenliği, çevre ve kaynak yönetimine odaklanılacağını ifade etti.

Toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Ferrero Waldner ise, AB ve Orta Asya ülkeleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan AB’nin Orta Asya Stratejisi belgesinde, öncelikli alanlara 2007-2013 yılları için yaklaşık 750 milyon Avro kaynak ayrılacağını vurguladı. Henüz taslak halindeki stratejinin, 23 Nisan tarihli AB Dışişleri Bakanları toplantısında ayrıntılı bir şekilde ele alınarak, Haziran ayındaki Dışişleri Bakanları toplantısında nihai halini alması ve 21-22 Haziran tarihlerinde yapılacak Konsey Zirvesi’nde onaylanması bekleniyor. Bu strateji ile Avrupa Komşuluk Politikası çerçevesinde Rusya ve Orta Asya ülkeleriyle işbirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.

(5)

AB ĐKLĐM DEĞĐŞĐKLĐĞĐ ĐLE MÜCADELE ETMEK AMACIYLA YEŞĐL VERGĐ KOYACAK AB Komisyonu sera gazı emisyonlarının 2020’ye kadar %20 oranında azaltılması hedefini gerçekleştirmek amacıyla vergilendirmeyi önemli bir araç olarak kullanmayı planlıyor.

Avrupa Komisyonu’nun Çevreden Sorumlu Üyesi Stavros Dimas ve Vergilendirmeden Sorumlu Üyesi Laszlo Kovacs, emisyon ticareti, çevre vergileri ve hedef yardımların, kirliliğin önüne geçmek amacıyla kullanılabileceğine dair bir kamusal tartışma başlattılar. Brüksel AB genelindeki ÖTV’nin enerji ürünleri ve çevreyi etkileyen ürünlere yayılmasını öneriyor. Bu uygulamanın üye ülkelere de yansımasıyla söz konusu ülkeler enerji ve çevre vergileri koymak zorunda kalacaklar. Böyle bir vergi ayrımının dolaylı olarak temiz enerji kaynaklarını, özellikle de yenilenebilir enerjiyi teşvik etmesi ve üretici ile tüketicileri çevre dostu olmayan malları kullanmak ve üretmekten uzaklaştırması bekleniyor.

Konuya ilişkin olarak 28 Mart 2007 tarihinde yayımlanan Komisyon belgesinde farklılaştırılmış vergi oranları uygulayan üye ülkelerin böylece daha az kirleten maddeler içeren ürünleri destekledikleri belirtiliyor. Örneğin Đrlanda’da alışverişlerde yılda 1,2 milyon plastik torbanın ücretsiz verilmesi nedeniyle 2002 yılında Komisyon Üyesi Dimas’ın talebi üzerine plastik torba harcı koyuldu. Bunun üzerine plastik torba kullanımı %90 azaldı ve tüketiciler kendi alışveriş torbalarını tercih etmeye başladılar.

Enerji vergisi direktifine ilişkin kamuoyu yoklaması Temmuz ayına kadar tamamlanacak.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu arada, yeni sanayi ürünleri siparişleri ise Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre % 28,4 artarken, bir önceki aya göre ise % 3,4 artış

Ücretlendirme Politikasının amacı, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK), 01.03.2014 tarih ve 28871 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Seri: IV No: 17.1

Belçika Dönem Baş- kanlığı da öncelikli olarak AB’nin küresel ekonomik krizin ABmali piyasalarına, istihdam piyasasına, rekabet edebilirlik gibi alanlara olan olumsuz

Fidel’in yönetimi devretmesinden 2 yıl önce, 2006 yılında sağlık sorunlarından ötürü siyasetten emekli olmasının ardından Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu Başkan

Hiçbir şekil ve surette ve her ne nam altında olursa olsun, her türlü gerçek ve/veya tüzel kişinin, gerek doğrudan gerek dolayısı ile ve bu sebeplerle uğrayabileceği

Almanya, dünyada hala bu konuda en önemli kimya üreticilerindendir ve Avrupa’da kimya üretiminin %25’i Almanya’dadır.. Istihdami 20’den fazla olan işletmelere baktığımız

Rusya’nın Ukrayna konusundaki ısrarının kuşkusuz ekonomik, siyasi, etnik, kültürel (kimliksel) ve jeopolitik boyutları var, bunu Almanya’da sıkça tekrarlandığı

2003 yılından 2009 yılına kadar Dünya ihracatında ilk sırada olan Almanya 2019 yılında dünya ihracat ve ithalat sıralamasında Çin ve ABD ile ilk üç sırada, dış ticaret