Türk Dili 5
Temmuz Sancısı
İnsan nereye kaçabilir ki kendinden?
Yakalanır sonunda: Belki gecenin bir vaktinde, belki bir şafakta, belki de gün or- tasında!
Sahur bitti, şimdi seher. Ortalık ışıyor. Ufukta koyu gri bulut kümeleri yükseliyor.
Birazdan gün doğacak.
Güvercinler geçiyor penceremin önünden; ‘güvercin tedirginliği’ imgesini zihnim- de kanatlandırarak. Bu imge çok nahif kalıyor diye geçiriyorum içimden, yaşananları anlatmakta.
Haziranda yağmur, sel, fırtına, dolu, şimşek, gök gürültüsü, afat.
Haziranda sahur, iftar, teravih, oruç, ramazan.
Haziranda Tel Abyad, Rakka, Kobani, Cizre, Erbil, Bağdat, Gazze, Kudüs, Arakan, Doğu Türkistan. Oyun içinde oyun, desise, kan, intikam.
Haziranda ölmek zor.
Haziranda tehcir, göç, sürgün, çadır, çocuk, anne, baba, kardeş, çığlık, feveran.
Haziranda koalisyon, erken seçim, meclis başkanı, başkan, başbakan.
Haziranda sınırlar: kuzey sınırı, güney sınırı, sınır bölgesi, sınır boyu, sınır taşları, sınır…Bayır-Bucak, Urfa, Maraş, Antep, Halep, Şam.
Haziranda Türkmen, Arap, Acem, Kürt, Şii, Sünni, Ezidi, petrol, dolar, koalisyon güçleri, hava saldırısı, yasak bölge, katliam!
Haziranda her yer Kerbela, gözyaşı, sel, dua, su ve ateş.
Haziranda merhamet, melekler, muhacirler, Musa, İsa, Muhammed!
Haydi muhacir kalk Önce gider susuzluğunu
Sonra sevgiyle uyandır çocukları
Haziranda anneler, çocuklar, sen ve Allah.
Haziranda yer sofrası, gök sofrası, iftar sofrası, yoksul sofrası, varsıl sofrası.
Haziranda iftar çadırı, göçmen çadırı, gök çadırı.
Haziranda dut, kiraz, karpuz, ekmek, zeytin, sen ve ben.
Her şey burada, biz yaşarken olup biterken:
İnsan nereye kaçabilir ki kendinden!
Ali KARAÇALI