• Sonuç bulunamadı

Sayı: Nisan - 01 Mayıs 2016 bas-haber.com. Barzani nin arabulucu olması isteniyor. BasHaber / BasNûçe 2 yaşında. Medyada yeni model BasHaber

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Sayı: Nisan - 01 Mayıs 2016 bas-haber.com. Barzani nin arabulucu olması isteniyor. BasHaber / BasNûçe 2 yaşında. Medyada yeni model BasHaber"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1 SÖYLEŞİ

S:02 - 03

Haftalık haber gazetesi - 2.5 TL Sayı:100 25 Nisan - 01 Mayıs 2016 bas-haber.com

S:16

s03

HAKAN TAHMAZ

Çözüm zorda

s09

MESUT YEĞEN

Kürdlere gerçek yeter

BİLAL SAMBUR

s07

Medyada yeni model BasHaber

ÖZTEKİN ÇAÇAN

s13

Aklımızdaki resimler değişmeli Siyaset kulislerinde Çözüm Süreci görüşmelerinin yeniden başlatılmak istendiği,

yeni bir aşamaya gelindiği ve tersi açıklamalar yapılmasına rağmen bu konuda gi- rişimlerin hızlandığı konuşulmakta. ABD’li yetkililerin Ankara’ya diyalog ve PKK’ye silahsızlanma yolundaki çağrıları ile AB’nin Raporu’nda benzer çağrılar yapılması ardından, gözler arabuluculuk yapabilecek odaklara çevrildi.

ABD Başkanı Obama’nın Özel Temsilcisi Mac Gurk’un geçtiğimiz hafta Erbil ziya- retinde KBY Başkanı Mesut Barzani’den tarafları bir araya getirme ve özellikle PKK’yi ikna etme konusunda ricacı olduğu bildiriliyor. Ankara ve HDP’nin de ara- bulucu olmasını istediği Barzani’nin yakın zamanda Kandil’deki PKK yöneticileri ile konuşması ve ardından Türkiye’ye gelmesi de olası.

Sürgünün kadın sesleri

S:08 - 09

Kürd basını

ulusallaşamamış, evrenselleşememiştir

BasHaber / BasNûçe 2 yaşında

Tarafsız ve etik habercilik anlayışıyla 2 yılı geride bırakan BasHa- ber/BasNûçe Gazetesi Kürdistan’ın dört parçası ile diasporada yaşayan Kürdler arasında bir köprü görevi görüyor. Çözüm Süreci’ni, Kürdistan Bölgesin’de bağımsızlık tartışmalarını, Rojava’da yaşananları ve İran Kürdistanı ile ilgili tüm gelişmeleri, Kürd örgüt ve kurumlarına karşı tarafsız duruşuyla doğru ve etik habercilik anlayışıyla

mercek altına alarak, okurlarına ulaştırmaya devam ediyor.

S:10-11

Trio Mara

Faysal Dağlı:

Barzani’nin arabulucu olması isteniyor

Çözüm Süreci’nin düğümü nasıl çözülecek?

www.arsivakurd.org

(2)

SÖYLEŞİ 2 3 SÖYLEŞİ

02 MANŞET MANŞET 03

Siyaset kulislerinde Çözüm Süreci’nin yeniden görüşmelerin başlatılmak istendiği bir aşamaya geldiği ve tersi açıklamalar yapılmasına rağmen bu konuda giri- şimlerin hızlandığı konuşulmakta. ABD’li yetkililerin Ankara’ya diyalog ve PKK’ye silahsızlanma yolundaki çağrıları ve AB’nin Raporu’nda benzer çağrılar yapılması ardından, gözler arabuluculuk yapabilecek odaklara çevrildi. Bu bağlamda ABD’nin

Obama’nın Özel Temsilcisi Mac Gurk’un geçtiğimiz hafta Erbil ziyaretinde KBY Başkanı Mesut Barzani’den tarafları bir araya getirme ve özellikle PKK’yi ikna etme

konusunda ricacı olduğu bildiriliyor. Ankara ve HDP’nin de arabulucu olmasını istediği Barzani’nin yakın zamanda Kandil’deki PKK yöneticileri ile konuşması ve

ardından Türkiye’ye gelmesi de olası.

BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016 BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016

Besê Çelik

A

nkara kulislerinde çatışma süreci- nin başlaması ile birlikte ‘dondu- ruldu, buzdolabına kaldırıldı’ deni- lerek bekletilen Çözüm Süreci’nin yeniden başlatılmak istendiği bir arayış aşamasına geldiği ve tersi açıklamalar yapılmasına rağmen bu konuda girişimlerin hızlandığı konuşulmakta.

Son zamanlarda hızlanan çatışmalar ile Suriye görüntüsü verilmesi, Türkiye’deki gelişmelerin Musul ve Rojava’daki duru- mu olumsuz etkilemesi üzerine şimdiye dek olayları sessizce izleyen ABD ve AB’yi de harekete geçirerek tarafları yeniden konuşma pozisyonuna getirmeleri yolunda girişimlere neden oluyor.

ABD’li yetkililerin son açıklamaları ve AB’nin son raporunda PKK ve Ankara’ya diyaloga dönülmesi çağrısı ardından, gözler arabuluculuk yapabilecek odaklara çevrildi. Bu bağlamda ABD’nin Obama’nın Özel Temsilcisi Mac Gurk’un geçtiğimiz hafta Erbil ziyaretinde KBY Başkanı Mesut Barzani’den tarafları bir araya getirme ve özellikle PKK’yi ikna etme konusunda ricacı olduğu bildiriliyor. PKK’nin ise daha çok ABD’nin arabulucu olması yolunda talepte bulunduğu KCK’nin son zamanlar- da yaptığı açıklamalara yansımıştı. Ancak Erbil’deki kaynaklar Kandil’in, Barzani’nin süreçte aktif rol almasıyla kamuoyunda itibar kazanmasını engellemek istediği, İran’ın da KBY karşıtı bir siyaset izlemesi de gerilimi tırmandıran diğer önemli nedenler arasında sıralıyor.

Çatışmaların Yüksekova’ya taşındığı haf- ta başında Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Diyarbakır’da ilk kez ifade ettiği ‘PKK’nin Mayıs 2013 koşullarına dönmesi’ çağrısı her ne kadar Cumhurbaşkanı tarafından reddedilmişse de hükümetin bu konuda açık bir opsiyonunun olduğu iddia ediliyor.

Öte yandan Erdoğan’ın “tümüyle çekilme“

koşulunun yeni bir sürecin ön şartı olduğu bu anlamda Davutoğlu’nun da aynı şeyi ifade etmek istediği değerlendiriliyor.

KBY Başbakanı Neçirvan Barzani’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı Türkiye ziyareti sonrası sürecin yeni bir boyut kazandığı, Hükümet ve HDP’nin bir kesiminin de Barzani’nin yeni süreçte de rol üstlenmesi gerekliliği üzerinden düşündüğü ortaya çıktı. Tüm bu gelişmelerin ise ABD’nin hem PKK’ye hem de Ankara’ya baskısı sonucu ortaya çıktığı ve ilerleyen günlerde taşların yerine oturacağı ileri sürülmekte.

Ankara ve Erbil’e yakın gazetecilerin de teyit ettiği ve alttan yürüyen bu gelişmeler Türkiye kamuoyunda tartışılmazken, Hü- kümet ve HDP’li milletvekillerinin dışarıya yansımazsa da kapalı kapılar arkasında bu seçenekleri tartıştığı iddia ediliyor. Erbil’in de Çözüm Süreci’nin yeniden başlaması konusunda net olduğu, arabuluculuğun

taraflarca kabulu halinde bunun için giri- şimlerde bulunacağı da bildiriliyor.

Öte yandan PKK’nin silahlı gücünü Türkiye’den çekmesi ardından gelişecek durumun da endişeye neden olduğu, KBY’ye çekilecek militanların üzerinden yürütüldüğü ve endişelerin de tam da bu noktada başladığı yönünde. PKK’nin mevcut durumda KYB’ye Şengal’de sorunlar çıkarttığı, Rojava ile ilgili özellikle Barzani karşıtı anti propoganda faaliyetleri yürüttü- ğü ve Erbil’de siyasi krize neden olan Goran ile yakınlaştığına dikkat çeken gözlemciler, orada birikecek PKK gücünün KYB için de ciddi sorun olabileceğine dikkati çekiyor.

Bu bağlamda Davutoğlu’nun ‘Erbil’e yöne- len her saldırı bize yöneliktir’ demesinin ardındaki nedenin bu endişelerle ilgili olduğu iddia ediliyor.

KBY Başkanı Mesud Barzani’nin müzake- re masasına dönülmesi konusunda nasıl bir rol oynayacağı merak konusu. Siyasetçiler, akademisyenler BasHaber’e konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türk: Barzani devreye girmeli

Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Mardin’de katıldığı bir açılış töreninde yaptığı konuşmada çatışma- ların durması için KBY Başkanı Mesud Barzani’nin devreye girmesini istedi. Türk,

“Umuyoruz savaşın durması, ateşkesin ilanı için bir çaba olsun. Kim bu çalışmayı yapar- sa da bu kutsaldır” olduğunu söyledi. “Baş- kan Barzani Kürdlerin bir lideridir, rolünü oynamalı” diyen Türk, şunları kaydetti:

“Kürdler birbirine bağlıdır. Burada bir Kür- dün başı ağrırsa, diğer taraftaki kardeşinin kendine sahip çıkmasını ister. Halkın da böyle bir isteği var. Hepimiz bunu görme- liyiz. Bugün Kuzey Kürdü susturuluyorsa yarın Güney ve Batı Kürdüne de aynısı ya- pılır. Bu yüzden diyalog, görüşme Kürdlerin arasında günbegün gelişmelidir. Birbirimizi dinlemeliyiz. Birbirimizin fikirlerine kulak vermeliyiz. Birbirimize yardımcı olmalıyız.

Yardımcı olursak demokrasinin de önünü açarız. Ben bu inançtayım.”

Kahveci: Barzani Türkiye’yi ziyaret edecek

Türkmen Reform ve İlerleme Partisi Başkan Yardımcısı ve KBY Parlamentosu Milletvekili Muna Kahveci ise, KBY Başkanı Mesud Barzani’nin kısa bir süre içerisinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini, barış sürecinin yeniden canlanmasını talep edeceğini ileri sürdü. Muna Kahveci, Barzani’nin Türkiye ziyaretini ABD yönetiminin de destekle- diğini belirterek, “ABD, Türkiye’de Kürd sorununun çözülmesini ve barış sürecine dönülmesini önemli bir adım olarak tanım- lıyor’’ dedi.

Taşçıer: Sürece dönülmeli

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçı- er Çözüm Süreci’ne dönülmesi konusunda

kendilerine yansıyan bir şey olmadığını ifade ederek şunları söyledi: “Ama şu gerçek ki, bu süreç sonsuza kadar böyle devam etmez. Sürecin bir an önce başlaması gerekiyor. Mesud Barzani burada bir rol oynayabilir. Barzani’nin Ortadoğu’da siyasi anlamda bir ağırlığı söz konusudur. Barzani sürece yeniden dönülmesi anlamında rol oynarsa başarılı olur. Daha önceki süreçler- de de buna benzer şeyler oldu. Türkiye’de yaşanan çatışmaların son bulması, Kürdle- rin haklarının verilmesi noktasında Mesud Barzani çeşitli adımlar atmıştır. Neçirvan Barzani’nin Türkiye gelişi sorunun çözü- müyle ilgili olabilir; ama benim bu konuda herhangi bir duyumum olmadı. Üstelik Çözüm Süreci’ni başlatma anlamında adım atılırsa buna PKK de devlet de karşı çıkmaz.”

Öte yandan devletin yumuşama göster- mesi gerektiğini belirten Taşçıer, “Diğer tarafın da bunlara karşı adım atacağını da inanıyorum. PKK şehirlerden gerillalarını çekmesi konusunda bir açıklaması oldu.

Bu olumlu bir açıklama oldu. Bu savaştan dolayı birçok insan mağdur oluyordu. Bu adım Çözüm Süreci için bir adım” olabilir diye konuştu.

Fırat: Washington çözümde ısrarcı Kürd illerinde yaşanan savaş ortamını hatırlatan HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, “yoğun bir savaş hali

hâkim. Tüm bunlar Mesud Barzani’yi yakından ilgilendiriyor. Burada öldürülen siviller, gençler, çocuklara karşın onun kalbi kan ağlıyordur. Bu sorunun çözümü noktasında Neçirvan Bey’i göndermiş olma ihtimali yüksektir. Fakat barış süreci denilen şeyin içinin boş olduğunu düşü- nüyorum. Süreç dediğiniz şey de kavga eden taraflar arasındadır. Sayın Barzani’nin aracı olarak istenmesi Kürdler arasında bir savaş sonucunu ortaya çıkarır ki, mevcut iktidarın bunu kabul etmesi mümkün değil. Washington’un sürecin başlaması ve çatışmaların son bulması adına ta başından beri çağrıları devam ediyor. Bu konuda arabulucu olmak” istediğini belirtti.

Metiner: Barzani Kandil’i ikna etmeli PKK’nin yürüttüğü siyasetin sonuç vermediğini ifade eden AKP Milletvekili Mehmet Metiner, “Bu tarzla bir sonuç alınamayacağı görüldü. Öcalan istese de Kandil’in silah bırakmayacağı görüldü, do- layısıyla Sayın Barzani’nin bir takım öneri- leri olmuş olabilir. Türkiye hükümeti bu tür açıklamalara alışıktır. Çünkü Barzani’nin görüşleri önemlidir. PKK ve IŞİD sadece Türkiye için değil, Güney Kürdistan için de tehlikedir. Hatta Türkiye’den daha fazla Barzaniler için çok büyük bir tehdittir.

PKK’nin siyaseti değişmeden eski tarz bir seçim süreci oluşturmanın PKK’ye soluk aldırabilir kanaatindeyiz. PKK’nin böyle bir

taktiksel hamlesi var. Amerika üze- rinden Çözüm Süreci’ni başlatmak istiyorlar. Sayın Barzani’nin PKK’nin arkasındaki ülkelerin amaçlarının farkında olduğunu düşünüyorum.

Silahın dışında başka yollar da var.

Barzani’nin, Kandil’deki PKK şefle- rini ikna edip silahları bıraktırması gerekiyor. Silahın bırakılmasının önünde bir engel yok silahların tek yanlı olarak ebediyen toprağa gömülmesi gerekiyor, şayet silahlar bırakılırsa masaya tekrar oturulup şartlar” konuşulmalıdır dedi.

Bilgen: Her türlü girişimin önü açılmalı

Kürd sorununun çatışma konsep- tiyle çözülemeyeceğini ifade eden HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen,

“Kürdler arasındaki hukukun sağlıklı ve doğru işlemesi, hem de mülki yönetimleriyle halklar arasındaki sorunun çözümünde elbette diyalog yönteminin açılması gerekiyor. Bu konuda bölgedeki tüm aktörlerin sorumluluğunu yerine getirmesi beklenir. Özellikle Türkiye’nin bölge- sel ilişkilerde Kürdler arası gerili- mi değil, aksine Kürdler arasında diyalogu pekiştiren yöntemi tercih etmesi, elbette ki bölgede barışa, iyi ilişkilere, ticaretin artmasına ve can güvenliğine ve demokratikleşmeye olumlu adım getirecektir. Türkiye’nin Çözüm Süreci konusunda bir çabası var mıdır, bilmiyoruz. Biz her türlü çabanın ve girişimin önünün açılma- sını” değerli görüyoruz diye konuştu.

Kurt: 2013’te verilen sözler tutulmalı

Barzani’nin PKK’ye güvenme- diğini ileri süren AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt,

“Neçirvan Barzani’ye bu konudaki tavrının ne olduğunu merak edip sorduk, “onlara güvenimiz kalmadı”

dedi. Dolayısıyla kefil olmak, bir nevi sözdür. Çözüm Süreci denen şey silahların bırakılması, PKK’nin oraya geri dönmesi imkânsızdır. Tek yolu 2013’te verilen sözlerin yerine getiril- mesi ve silahlı unsurların sınır dışına çekilmesidir. Bu anlamda unsurların dışarı çıkmasıyla birlikte operasyon- ların da anlamı kalmaz” dedi.

Geveri: Çözüme Barzani’nin katkısı olacaktır

Hükümet tarafından Güney Kürdistan’a Çözüm Süreci konu- sunda herhangi bir resmi çağrı yapılmadığını ifade eden HDP Van Milletvekili Adem Geveri, “Elbette ki böyle bir niyetin olması anlamlıdır.

Son derece akıllı bir adımdır. Biz de bu formülü çok uzun süre önce talep etmiştik. Sayın Barzani, her iki tarafta da siyasal temsiliyeti olan bir şahsiyettir. Arabuluculuk çabala- rının sonuç vereceğini düşünüyo- rum. HDP’nin de bu yönde çabaları söz konusudur. Sayın Neçirvan Barzani’nin ve bizim bilmediğimiz gizli diplomatik temaslarda da bu talepler dile getirilmiştir. Güney Hükümeti ve Sayın Barzani’nin bu arabuluculuk misyonunu işleteceğini düşünüyorum. Güney Kürdistan sorunun bir parçasıdır. Burada yapa- cakları arabuluculuk soruna çözüm üretebilir. Türkiye ile ticari ilişkileri olan bir komşudur; aynı zamanda bu tür çatışmaları önceden kendileri yaşadıkları için, KBY’nin bu anlamda bir tecrübesi var. Bu anlamda Tür- kiye’deki sürecin yeniden başlaması konusunda yapacakları çağrının başarılı ve etkili olacağını düşünü- yorum. Çözüm Süreci’nde Sayın Barzani’nin bir katkısı ve çabası var.

Nitekim Sayın Öcalan’ın da Kandil’in de bunu kabul ettiğini ve bu yak- laşımları olumlayan açıklamaları oldu. HDP de süreç içerisinde Erbil’i birçok kez ziyaret etmiş, karşılıklı diyaloglar” kurulduğunu dile getirdi.

Pencwini: Barzani süreçte rol oynayabilir

Kürd siyasetçi Mehmed Emin Pencwini, KBY Başkanı Mesud Barzani, Irak Eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Başbakanı Neçir- van Barzani’in uzun yıllar AKP ile temasta olduğunu Kürd Sorunu’nun Türkiye’de diyalog ile çözülmesi için PKK ve AKP Hükümeti’ne bir araya getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Pencwini, KBY temsilcilerinin, Oslo Görüşmeleri’nin yanı sıra, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 Newroz’unda okuduğu mesajdan sonra başlayan süreçte de önemli rol aldıklarını belirtti. Ayrıca Pencwini, Neçirvan Barzani’nin İstanbul’da Re- cep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davu- toğlu ile yaptığı ziyaretinde önemli olduğunu ve Kürd sorununun bu ziyarette tartışıldığını açıkladı. Penc-

wini, “KBY’li yöneticiler her zaman PKK’ye de Türkiye’de sorunu diyalog ile çözün diyor. Bunu Mam Celal, Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani defalarca Türkiyeli yöneticilere söyle- di. Umarım yakında yeniden masaya dönerler. En azında Dolmabahçe Mutabakatı’nda dönmeliler” değer- lendirmesini yaptı.

Ümit Fırat: Türkiyeli Kürdler Barzani’ye güvenmektedir

Yazar Ümit Fırat, Çözüm Süreci kavramını kullanmak istemediğini, artık başka bir sürece gidildiğini söyleyerek, Türkiye’nin yeni bir politikayı tespit etmesi gerektiğini ifade etti. Kürd meselesini bir başka açıdan masaya yatırılmanın şart olduğunu dile getiren Fırat, KBY Başkanı Mesud Barzani’nin mese- leye dair bir yaklaşımının olduğunu belirtti. Türkiye devleti ve hükümeti ile PKK arasında samimi bir ilişki ku- rulamayacağını, bu noktada Mesud Barzani’nin problemin çözümüne dair rol almak istediğini söyleyen Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesud Barzani, bu problemin böyle gitmeyeceğini bildiği için bir rol almak istiyor. Burada da hükümetin nasıl baktığına dair bilgilendirilmesi ve yeniden bu meseleyi ele alması konusunda bir yerlere çekilmesi, des- tek vermesi açısından rol üstlenmesi söz konusudur. Bu sadece Mesud Barzani ile hükümet arasında değil, Türkiye’deki Kürdlerin talepleri- nin dikkate alınması lazım. Mesud Barzani’nin Türkiye Kürdleri bakı- mından güven verici bir profilinin ol- duğunu düşünüyorum.” Barzani’nin yaklaşımını olumlu bulduğunu söyleyen Fırat, hükümetin nereye kadar operasyonları sürdüreceğini ise açıklamadığını belirtti.

Yüksel: Katkısı olacaksa temaslar sürdürülmelidir

Yazar Müfit Yüksel ise, bölgede büyük yoğunluklu bir çatışmanın varlığından söz etti ve Çözüm Süreci konusunda muhataplık meselesinin tartışılması gerektiğini söyledi. Bu süreçte tarafların kimlerin olacağının belirsiz olduğunu dile getiren Yüksel,

“Kimlik meselesi, anadil konusu gibi konularda reform adımları atılabilir.

Çözüm Süreci gibi bir şey yapıldı, ama sonunda şehirlerde bir çatış- maya dönüştü, özyönetim gibi bir gariplik ortaya çıktı. Bundan sonra Kürd sorunun çözülmesi konusunda adımların atılması lazım. Bu adımla- rın atılmasında kim rol alırsa, onun takdirle karşılanması lazım. Ama eğer silahlar susmayacaksa, o zaman yeniden çözümün bir manası olmaz.

O bakımdan Mesud Barzani’nin sürece bir katkısı olacaksa, tabi ki bu konuda temaslar sürdürülebilir, sürdürülmelidir” dedi.

Barzani’nin arabulucu olması isteniyor

Çözüm Süreci’nin düğümü nasıl çözülecek?

14 Nisan 2016 tarihli AB Türkiye İlerleme Raporu hükümeti fena kız- dırdı. Raporda Türkiye’ye dönük ağır eleştiriler ve ithamlar yer alıyor. Hü- kümet, raporu yok hükmünde ilan etti.

İade edeceğini duyurdu. Gerekçesi ise Ermeni Soykırım iddialarına ve eleştiri- lerine yer vermesi. Hükümet düşünce, toplanma, gösteri yapma özgürlüğünün kısıtlanmasına, orantısız güç kullanma

ve otoriterleşme eğilimine ilişkin eleştirileri yok sayıyor. AB yet- kililerinin ortaya serdikleri Türkiye fotoğrafındaki yüz kızartıcı konular bunlarla sınırlı. Anlayanlara çok şey anlatıyor.

AB yetkililerinin hükümete raporda yaptıkları kıyak ise Kürd bölgesinde olup, bitenlere yaklaşımda görülüyor. Ra- porda, Hükümetin güvenlik eksenli politikalarına esas olarak

“PKK’ye karşı meşru savunma hakkı” olarak değerlendiriliyor.

Ne tezat bir durum ki, raporda şikâyete yol açan politikaların ağır pratikleri Kürd Bölgesi’nde hayata geçirdi. Kürd siyasal hareketini kırma operasyonları 7 aydır sürdürülüyor. En vahşi ve insanlık dışı uygulamalara, sokakların, mahallelerin, ilçelerin ablukası esnasında Kürdler maruz kalıyorlar. Bunlara ulusal ve uluslararası kurumlar raporlarında birçok kez yer verdiler.

En son açıklanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) verilerine göre, ilk sokağa çıkma yasağının başladığı 16 Ağustos 2015 ile 10 Nisan 2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasakları sırasında sadece 338 sivil yaşamını yitirmiş. Bunların 78’i çocuk, 69’u kadın, 30’u 60 yaşın üzerinde. Aynı açıklamaya göre son resmi nüfus sayım sonuçlarına 1 Milyon 642 kişi en temel yaşam ve sağlık hakları ihlal edilmiş. Sağlık Bakanlığı’nın 27 Şubat 2016 tarihli açıklamasına göre 335 bin kişi yaşadıkları il ve ilçeyi terk ederek zorunlu olarak yerinden edilmişler.

Bunlara ses çıkarmayan AB kurumlarının, dokunulmaz- lıklar konusunda sessizliğe bürünmüş olması normal. Kürd siyasal hareketinin parlamentodaki temsilcileri, Meclis’ten kapı dışarı edildiklerinde usulen bir açıklamayla kınayacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü NATO ortakları, bugünlerde mülteci akınının önüne geçebilmek için daha bir kıymetli. İlke- ler değil, çıkarlarla belirlenen siyaset böyle gerektiriyor.

Bu ortamda hükümetin Çözüm Süreci’ne dönme planı yap- tığını fısıldayan utangaç akli evveller son zamanlarda çoğalmaya başladı. “Siz bakmayın yukarıdakilerin konuştuklarına, çözüm masasına dönmenin hazırlıkları yapılıyor” masalı anlatıyorlar.

Bir çoğunun anlattıkları bu masallara inanmadıkları çok belli.

Anlattıklarının gerçeklikle ilgisinin zerrece olmadığını biliyor- lar, algı operasyonun parçası olmaktan bir beis görmüyorlar.

Bunu iktidarın eteklerinden tutunmanın yolu bellemişler.

Bir kısmının ise neden bu algı operasyonunun parçası olduklarını anlamak ise çok zor. Ankara’nın karanlık dehliz- lerinden barış çıkarmayı beyhude çaba olarak görerek gönül eğlendiriyorlar. Bunlar ilk bölümdekiler gibi büyük bir algı operasyonun ortağı konumuna düştüklerinin farkında değiller.

Toplumda barışın “hayal” olduğu duygusunu güçlenmesine yol açıyorlar.

Dünya deneyimlerinin öğrettiği çıplak iki gerçeği akılların- dan çıkarmayanlar böylesine algı operasyonun parçası olmazlar.

Birincisi barış/çözüm süreçleri ikili hayatla olmaz. İkincisi ise iç tutarlığa sahip politikalarla başarı yakalanabildiği gerçeğidir.

İkili hayattan kastedilen, barış süreçlerinin iki dilinin, ikili yaklaşımının olamayacağı anlatılır. Çatışmayı kışkırtan, savaş naraları atan söylem ve süreçleri provokasyona açık hale getiren politikalarla ilerlenemez. Çözüm Süreci’nde bunun çok örneği yaşandı. Diz çöktürme çağrılarının, intikam yeminlerinin gırla gittiği bir süreçte barış veya masaya dönme sözünün inan- dırıcılığı ve gerçekliği olamaz.

İkincisi çatışma çözümlerinde başarının yolu, sorunun idrakinin ürünü olan bütünlüklü politikalardan geçmektedir.

Çözümden yana olunurken en temel hakları tartışma konusu yapmak veya bunları tehdit unsuru olarak görmek çözüm yolu- na bariyerler dizmektir.

Ergenekon Davası’nı çökertirken, KCK davalarına hız ka- zandıran bir iktidarın bütün bunlarda oldukça uzak olduğu çok açık. Çözüm daha da zora giriyor. Kaçırılan fırsatların kıymeti daha iyi anlaşıldığında masa kurulabilir.

Çözüm zorda

HAKAN TAHMAZ

www.arsivakurd.org

(3)

SÖYLEŞİ 4 5 SÖYLEŞİ

04 HABER HABER 05

Zeyad Brusk

A

BD’nin Peşmerege’ye doğrudan destek bağlamında Erbil’e 415 milyon Dolarlık askeri yardımda bulunacağı bildirildi. Peşmerge Güçleri’ne destek arama kapsamında Washington’da bulunan KYB heyetine ABD yönetimininden somut cevap geldi. ABD Savunma Bakanlığı Peşmerge Güçleri’ne yardım kapsamında 415 milyon dolarlık bir bütçe ayırma kararı aldı. Bu kapsamda ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı bir heyet Erbil’e gelerek Peşmerge Bakanlığı ile görüşecek. Öte yandan savaş cephelerinde ise hafta içinde ABD ve Peşmerge Anti-Terör timlerinin katılımı ile Musul’da gerçekleş- tirilen operasyonda IŞİD’in üst düzey bir yetkilisi ile iki yardımcısı öldürüldü.

Pentagon heyeti Peşmerge’ye yardım için geliyor

KBY Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani ve Peşmerge Bakanı Kerim Sincari’nin de içinde bulunduğu üst düzey KBY heyeti Peşmerge Güçleri’ne askeri destek kapsamın- da Washington’da temaslarını sürdürdüğü bir dönemde ABD Savunma Bakanı Sözcüsü Peter Cook, ABD’nin Peşmerge Güçleri’ne 415 milyon dolarlık askeri yardımda buluna- cağını duyurdu. Konu hakkında BasHaber’e konuşan KBY Parlamentosu Peşmerge Ko- misyonu Üyesi Diler Mustafa, Pentagon’un 2016 bütçesinde Peşmerge Güçleri için 415 milyon Dolar ayırıldığını ve bu bütçesinin ta- sarrufunun tamamen ABD’ye bağlı olduğunu söyledi. Mustafa: “IŞİD savaşının başladığı günden bu yana zaten ekonomik kriz ile bo- ğuşan KYB, kendi imkanları ile Peşmerge’yi donatıyor, askeri ve lojistik ihtiyaçlarını sağ- lıyor. Koalisyon Güçleri’nin IŞİD’e karşı hava desteği ve bazı ülkelerin sınırlı askeri techi- zat desteği savaşın yükünü kaldıracak düzey- de değildi. Bu yüzden KBY farklı heyetlerle birçok defa Avrupa ülkelerine danıştı. ABD yönetimi yıl başında Peşmerge’ye doğrudan

askeri yardım sözü vermiş konu KBY’ne de iletilmişti. Pentagon’un 2016 yılı bütçesinde Peşmerge Güçleri’ne 415 milyon Dolar öden- mesi kararı alınmıştı. Peşmerge Bakanlığı’na bağlı 16 tugay var. ABD Savunma Bakanlığı da iki yeni Peşmerge tugay oluşturmayı planlıyor. Bu yeni tugayların tüm ihtiyaçla- rı da ABD tarafından karşılanacak. Cuma günü Pentagon’ndan bir heyet Erbil’e gelerek Peşmerge Bakanlığı ile görüşecek. Sözko- nusu meblağın nasıl değerlendirileceği bu görüşmeler sonucunda belirlenecek. Doğ- rusu Peşmerge’ye doğrudan yapılacak olan bu yardım Washington’un Erbil’e desteğini göstermek açısından çok önemli.” dedi.

Carter: Peşmerge’ye yardım sözü uygula- maya konuldu

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’in, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’yi telefon ile arayarak, daha önce terörle mücadele çerçevesinde Peşmerge Güçleri’ne verilen yardım sözlerinin uygulamaya konul- duğunu iletti. Görüşmede ABD’nin vereceği yardımlar, Irak ve Suriye’de IŞİD’in durumu ve Musul’u kurtarma operasyonunu ele alın- dı. Carter’in, Barzani’ye Aralık 2015 tarihinde Erbil ziyareti sırasında ABD tarafından Peş- merge Güçleri için verilen yardım sözlerinin uygulamaya konulduğunu iletti. Bağdat’ta bulunduğu süreçte yoğun programından dolayı Erbil’e gelemeyen Carter Barzani’den de özür diledi. Barzani ise Peşmerge’ye yardımları ve desteklerinden dolayı Carter ve ABD hükümetine teşekkür etti.

Bağdat’ta iki başlı kaos

Irak Parlamentosu’nda Mukteda el Sadr ve Nuri Maliki’ye bağlı Şii grupların başını çektiği “protestocular” topluluğunun, Par- lamento Başkanı ve her iki yardımcısını gö- revden almasıyla iyice derinleşen siyasi kriz devam ediyor. Hafta içinde Başbakan Haydar Abadi ve Cumhurbaşkanı Fuad Mahsum’un tarafları ikna çağrı ve çabaları sonuçsuz

kalırken protestocular kendi inisiyatifleri ile yeni Parlamento Başkanı ve yardımcılarını seçti. İki başlı bir yönetimin hüküm sürdüğü Bağdat’ta, önümüzdeki hafta içinde Irak’taki tarafların kendi listelerini Başbakan’a sun- ması ve teknokratlar kabinesinin yeniden düzenlenerek Parlamento’nun onayına sunulması bekleniyor.

Bağdat’la gerçekçi ortaklık temelinde uzlaşmakta ısrarcı olan ve Parlamento’daki siyasi krizde taraf olmama kararı alan Kürd ittifakı ise, Abadi yönetimine destek için şartlarını açıkladı. Hafta içinde Erbil ve Süleymaniye’de gerçekleştirilen toplantılar- la bir araya gelen Kürd partileri, Bağdat’la devam şartlarının anayasal haklarınının korunmasına bağlı olduğunu vurguladı.

Akademisyen Doski: İran, Bağdat üze- rinden Obama’ya şah çekti

Irak Parlamentosu’nda yaşanan kao- su, bölgede söz sahibi olmak isteyenlerin santranç oyununa benzeten ve bölgedeki gelişmeleri BasHaber’e değerlendiren Duhok ABD Üniversitesi Öğretim Üyesi Beyar Mustafa Doski şunları söyledi: “IŞİD’in Musul’u işgal etmesinin ardından fatura dönemin başbakanı Nuri Maliki’ye kesilmiş ve Şii mercilerin de baskısı sonucu görevi- ni Abadi’ye devretmek zorunda kalmıştı.

Abadi’nin bu süreçte, gerek reform projeleri ve gerekse de hükümette yapmayı planladığı değişimlerin ABD tarafından desteklenmesi, İran ve ona yakın olan Şii kanadın tepkisine yol açtı. Görüyoruz ki; birbirine tamamen zıt olan iki Şii kanat Mukteda el Sadr ve Nuri Maliki Parlamento’da gerçekleştirilen ‘darbe’

de birlik olmuş bulunuyor. Mevcut durumda arkasına İran’ın siyasi ve ekonomik desteğini ve yine haliyen Irak ordusundan daha diri olan Haşdî Şabi milis gücünü alan bu kanat, Irak’ın siyasi geleceğini belirlemek istiyor.

ABD yönetimi, önümüzdeki sonbahar gerçekeleşecek olan Başkanlık seçimlerine odaklanmış durumda. Bu yüzden Irak’ta işi aceleye getirecek ve sonuçları ağır olacak bir hamleyi göze alamıyor. Bu durda tek çabası Irak’ta Abadi’nin yapacağı reformları destek- lemek ve IŞİD’e karşı cephenin güçsüzleşme- sini önmelekten ibaret. Bu yüzden Kürd- lerden de Abadi’yi desteklemeleri talebinde bulunuyor. Dolayısıyla, ABD’nin bu durumu- nu fırsat bilen İran, Obama yönetimine şah çekmiş bulunuyor.”

Kürdlerin Bağdat tarafından ısrarla dışlan- dığını ifade eden Doski, Kerkük sınırlarında yeniden alevlenen Haşdî Şabi kriznin de Kürdlere karşı bir kart olarak kullanıldığı görüşünde. Bu durumda artık Kürdlerin Irak’tan ayrılması gerektiğini savunan Doski,

“Abadi yönetimi reform ve iyileştirme adı altında Kürdlerin anayasal haklarını ihlal ederek, Kürdlere kendi kararınızı verin

ve ayrılın deniyor. Öte yandan, Bağdat’ta Parlamento’yu ele geçiren kanat ve İran, tekrar Haşdî Şabi güçlerini Kerkük sınırları- na yığarak huzursuzluk yaratıyor, bunu bir kart olarak kullanarak bölgede yenilen Irak Ordusu’nun yerini almaya çalışıyor. Bir başka deyişle, İran ve Şiiler, Kürdlere Kerkük üze- rinden “Bağdat’ta taleplerimizi kabul edin, sakın Abadi’yi desteklemeyin” baskısı yapı- yor. Bu durumda Kürdlerin alacağı en makul karar, referandum ve bağımsızlık kararıdır.

Aksi takdirde tarih söz sahibi olan Kürd liderlerini afetmeyecektir” diye konuştu.

YNK’li Şükür: Kürdler Bağdat’taki oyuna alet olmayacak

YNK Politbüro Sözcüsü İsmail Şükrü ise, Irak’ta siyasal uzlaşı ihtimali kaldığı müd- detçe Kürdlerinkendi haklarını talep etmede ısrarcı olacaklarını söyledi. KBY Başkanı Mesud Barzani başkanlığında gerçekleş- tirilen KDP-YNK toplantısında Bağdat’la diyalogların sürdürülmesi kararı çıktığını belirten Şükür: “Kürd tarafı, tüm siyasi taraf- ların onayı ile bir proje hazırlayıp Bağdat’a gidecek. Biz, Merkezi Irak Hükümeti’nde ya- pılacak değişikliklerle Kürdlerin ve halkarın haklarının garanti altına alınmasını istiyo- ruz. Kendi adaylarımızı belirlememiz bizim hakkımızdır. Haklarımızın tümü Anayasa’da mevcuttur. Ancak Bağdat yönetimi yaptığı değişimlerde Kürdlerin görüşüne başvurma- dı, yasaları ihlal etti.” dedi.

BasHaber’e konuşan Şükür: “Irak Parla- mentosu’ndaki oyunların aleti olmayacağız.

Bizim için önemli olan, anaysa çerçevesinde Kürd halkının haklarının korunmasıdır.

Önümüzdeki günlerde üst düzey bir heyet

Pentagon’dan Peşmerge’ye doğrudan silah

Bağdat’a gidecek” diye konuştu.

Türkmen Milletvekili Kahveci:

Farklılıklar KYB’den yana

Erbil ile Bağdat arasındaki sorunla- rın çözümü için birçok defa anlaşma sağlandığını ancak tüm kararların kağıt üzerinde kaldığını belirten KBY Parlamentosu Türkmen Mil- letvekili Muna Kahveci ise, KYB’nin Kürdistan’da yaşayan tüm etnik ve dini farklılıkları da yanına alarak, bu yıl içinde referanduma gitmesi gerektiğini söyledi. Kahveci, “Bağdat çıkarları doğrultusunda KBY’ni bir takım anlaşmalara zorluyor. Yapılan anlaşmalar da kağıt üzerinde duruyor.

Kürdistan’ın bütçesi kesilmiş bu yüz- den memurlar ve Peşmerge maaşlarını alamıyor. Bağdat istikrarsız ve tutarsız davranıyor. Bu durumda KBY’nin refe- randum ve bağımsızlık talebini biz de destekliyoruz. Kürdistan’da yaşayan tüm etnik ve dini farklılıkların varlığı ve haklarının korunduğu bir proje olmalı. Bağımsızlık için mütabakat olmalı. Ve tabi IŞİD’in işgali altında- ki alanların da kurtarılması ile tüm Kürdistan’da referanduma gidilmeli.

Şimdi tüm farklılıklar da KBY’de demokratik siyasete katılıyor ve ba- ğımsızlığı destekliyor.” dedi.

Kerkük’te Haşdî Şabi gerginliği Bağdat’ta Şii ittifakının bağını çek- tiği siyasi çekişmele ve kaosa paralel olarak Şii Haşdi Şabi milisleri de Kerkük’ün Xurmatu ve Dakuk ilçele-

rine tank ve ağır silahlarla donatılmış 5 bin kişilik yeni bir güç kaydırarak bölgede tekrar kaos yaratmaya baş- ladı. Xurmatu Kaymakamlığı Basın Sözcüsü Mihemed Fayik Haşdî Şabi milislerinin halka yönelik saldırıları- nının arttığını açıklarken hafta içinde Xurmatu Kaymakamı Şelal Ebdul ve kasabanın ileri gelenleri ile görüşen KYB Başkanı Mesud Barzani ilçede ortak yaşamı tehlikeye atacak hiçbir plana izin vermeyeceklerini söyledi.

BasHaber’e konuşan Kerkük Genel Asayiş Komutanı Helo Necat, Heşdi Şabi’nin bölgeye yerleşme planına izin vermeyeceklerini söyledi. Necat:

“Bir süredir Xurmatu ve Dakuk’ta incelemelerde bulunuyoruz. Haşdî Şabi yöneticileri ile görüştük. Beşir kasabasının kurtarılması için güç ge- tirdiklerini söylüyorlar. Ancak şimdiye kadar Beşir’i almış değiller. Bunlar Xurmatu’da halkın güvenliğini tehdit ediyor. Buna izin vermeyeceğimiz gibi, bölgede farklı bir askeri gücün bulunmasına da müsaade etmeyece- ğiz.” dedi.

Barzani: Xurmatû’da ortak yaşa- mın bozulmasına izin vermiyece- ğizKBY Başkanı Mesud Barzani, Xur- matu Kaymakamı Şelal Ebdul ve kasa- banın ileri gelenlerinden oluşan heye- ti makamında kabul etti. Görüşmede Şelal Ebdul, Barzani’ye Xurmatu’da yaşanan sorunlar hakkında bilgi verdi.

İlçenin güvenliğinin sağlanması ve silahlı grupların saldırısından korun- ması için Kürdistan Bölgesi’ne dahil edilmesini isteyen Ebdul, ilçe halkının taleplerini ve kasabanın asayişini sağ- layacak bir dizi önerilerin yer aldığı bir dosyayı Başkan Barzani’ye sundu. He- yet üyeleri Xurmatu üzerindeki saldırı ve tehlikelerin bertaraf edilmesi için Kürdistan’daki siyasi partilerinin birlik olmasını istedi. Barzani ise, bölgede yaşayan tüm bileşenlerden ortak ya- şam ve kardeşlik kültürünü koruma- larını isteyerek, KBY’nin Xurmatu’da asayiş ve güvenliğin korunması için elinden geleni yapacağını ve kasabada çözümün gelişmesi için taraflar arası diyaloğu sürdüreceği sözü verdi.

Barzani, Kerkük’ün IŞİD işgali altındaki Hewice, Daqûq ve Reşad il- çelerindeki Arap aşiret reisleri ve bazı ileri gelen şahsiyetleri makamında kabul etti. Barzani görüşmede Arap aşiret ileri gelenlerine ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek, ‘‘Kürdis- tan halkı en zor süreçte mülteci ve

sığınmacılara sahip çıkmayı bilmiştir.

Bölgeleri IŞİD elinden kurtarılana ka- dar da onlara sahip çıkılacaktır’’ dedi.

Arap aşiret reisleri ise Peşmerge’nin kahramanlığını överek, Barzani’nin bu savaştaki başarısına dikkat çekti.

Aşiret reisleri, Barzani’den IŞİD’in elindeki Kerkük ilçelerinin kurtarıl- masında Peşmerge’nin kendilerine yardım etmesini istedi. Bu talebe karşılık Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, ‘‘Kendi topraklarınızı kendi güçlerinizle kurtarmanız daha doğru bir yoldur. Bu konuda koalisyon güçleri ve ilgili yerler sizi destekleye- cektir’’ yanıtını verdi.

Fransız ve İsviçre heyetleri Barzani’yi ziyaret etti

Barzani, geçtiğimiz hafta AP üyelerininde bulunduğu Fransız senatör ve parlamenterlerden oluşan heyeti kabul etti. Görüşmede, Musul Operasyonu’ndan sonra kentin idaresi konusunda, taraflar arasında “siyasi uzlaşmanın” sağlanması gerektiğini belirten Barzani, “Buna benzer fela- ketlerle karşılaşılmaması için özellikle Ezidi ve Hristiyan halkının hakları garanti altına alınmalı” dedi. Fransız senatör ve parlamenterler ise ülkeleri- nin Kürdistan halkına destek vermeye devam edeceklerini kaydetti.

Barzani İsviçre Dışişleri Bakanı Yar- dımcısı Yves Rossier ve beraberindeki heyeti kabul ederek, Irak, Suriye ve bölgenin durumu, Musul operasyonu ile IŞİD’le savaş konularının ele aldı.

KBY’nin İsviçre için dost bir ülke oldu- ğuna vurgu yapan Rossier, Peşmerge Güçleri ve Kürdistan halkının IŞİD’le savaşta verdiği mücadelenin önemli olduğunun altını çizdi. Barzani ise konuk heyete, Kürdistan halkının kültürünün barış ve birlikte yaşam kültürü olduğunu, radikal görüşler- le terör fikriyatına yol vermediğini söyledi.

KBY Başkanı Mesud Barzani Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri (OHCHR) Yardım- cısı Kate Gilmore ve beraberindeki heyetle görüştü. Barzani görüşmede, Kürdistan Bölgesi’nin OHCHR’ın her türlü desteğine ihtiyaç duyduğunu iletti. Gilmore ise Irak Hükümeti ile uluslararası kamuoyunun üzerlerine düşen yükümlülüğü yerine getirmedi- ğini ifade ederek, “Dünya, Kürdistan halkının savaş tehdidi altına olmasına rağmen mültecilere kucak açmasını asla unutmayacağını” dedi.

Son zamanlarda günümüzdeki kentsel gelişmede yeni gelişmeleri ve vizyoner yaklaşımları ortaya koyan birkaç toplantıya katıldım. Bilgilerin, kavramların ve kuramların hızla yeni- lendiği, yeni sandığımız unsurların da hızla eskidi baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı bir çağda yaşıyoruz. Kuşku- suz kentsel gelişmeler de bundan azade değil.

Öncelikle kent ve kentsel gelişme dediğimiz zaman sadece fiziki bir yapılanmadan bahsetmediğimiz bilinmeli; yanı sıra beşeri ne varsa ondan da söz ettiğimizi bilmek gerekir. Üstelik de artık kırın giderek silikleştiği hatta kır-kent ayırımının giderek ortadan kalktığı bir süreçten geçiyoruz.

Bir süre önce bu işin duayeni sayılan benim de bu konuda yazdığım “GAP ve Sosyal Değişme” adlı kitabıma bir önsöz yazan sevgili hocamız İlhan Tekeli’yi Mersin’de ağırladık ve dinledik. İlhan hoca neredeyse artık “kentleşme” kavramının bile kullanılmasına ihtiyaç olmadığını ileri sürerek biraz da ke- sin bir dille “kır-kent ayırımı ortadan kalktı” diyordu. Çünkü realitede karşılığı yok. Bugünkü toplumsal yapıda faaliyetler, davranışlar, örgütlemeler ve tüketim kalıpları sanayi toplu- munkinden çok farklı artık.

Artık kırda OSB’leri var, turizm bölgeleri kuruluyor, buna karşılık kentlerde hobi bahçelerinin ötesinde kentsel tarımdan bahsediliyor. Avrupa’da teras tarımı başlamış. Organik tarıma olan ilgi kenti de bu sürecin içine çekiyor. Kentler artık eskiden olduğu gibi yağ lekesi şeklinde değil “saçaklanarak”

büyüyorlar. Artık kentlerin sınırı kalktı, birçok yerde bir kent nerede başlıyor nerede bitiyor bilinmiyor. Ve artık kentlerin bir merkezi de yok, çok merkez var, bu merkezler ulusal ve uluslararası ağlarla birbirine bağlı.. Ekonomik, kültürel sosyal iletişimdeki networklar biçiminde.

Yani özcesi yeni kentin formu da sınırı da belli değil. Peki bu köy kent kavramsallığı artık işlevsizse bunun yerine hangi kavramları kullanacağız. Her toplumda olan ve açıklayan

“yerleşme” olabilir mi? Olabilir ama yeterli değil. İkinci öneri artık bütün her yeri kent olarak tarif etmek olabilir: O zaman da eski kavramın tek yanına da yayılmış olur. Daha yeni daha bütüncül bir kavram geliştirmeliyiz. Yerel yaşam bölgesini “yı- ğılma” kavramı ile açıklayabiliriz. Birbiriyle ilişkili ve sistemli bir yığılma.

Bu öneriyi İlhan Hoca yaptı, ancak doğrusu kulağa pek hoş gelmese de üstünde durulmaya değer. Biraz üstünde ça- lışmak lazım. Bütünleşik sistemli yığılma bir sinerji yaratıyor, bir yığılma ekonomisi oluşuyor, yaratıcılığı içinde barındırıyor.

Tabi bu yığılma üst üste yığılan bir kum yığılması gibi değil, yan yana birikme yoğunlaşma, hem kendi içinde hem öbür yığılma odaklarıyla sürekli ve sistemli ilişki içinde bir yığılma.

Yani bir yerleşik sistemi. Nitekim Freud’dan bu yana “en tartışmalı psikanalist” olarak anılan Fransız psikanalist ve psi- kiyatr. Lacan “insan ancak bir topluluk içinde var olabilir ve topluluk içinde anlam üretebilir” diyor. Yani kenti anlarken insanı da aslında anlamaya çalışıyoruz, diğer bir deyişle söyle bana kentini söyleyeyim sana kim olduğunu..

Peki bu sistem nasıl bir sistem? Önerilen mi yani acaba bu tasarlanan ve dışarıdan şekillendirilen bir sistem mi, yoksa kendi kendini organize eden, yani self organization bir sistem mi? Bu aslında oluşmuş, iradi olarak şekillendirilmeyen, yığılmayla oluşmuş bir sitem. Giderek büyüyecek ve kır deni- len olguyu tamamen yutacak, yok edecek. Böylece kır - kent ayırımı yeni yığılmalarla ortadan kalkacak.

Aynı hafta İstanbul’da düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Yeni Model Arayışları: Batı İstanbul Çalıştay”ına katıldım orada hem bir konuşma yaptım hem de iki gün süren Çalıştay’ın ikinci gününü yönettim. Çok değerli ve ufuk açıcı sunumlar oldu.

Örneğin biz kentleri küresel, tarihsel, geleneksel, finansal, sosyal yönleriyle ele alabilir ve böyle tanımlayabiliriz. Sanayi kenti, turizm kenti, liman kenti, ticaret kenti, teknoloji kenti, maden kenti, erkek kent, dişi kent vs gibi..

devam edecek…

AHMET ÖZER

Kentsel gelişmede yeni yaklaşımlar

BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016 BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016

www.arsivakurd.org

(4)

06 ROJAVA ROJAVA 07

Efrin - Cerablus hattı cadı kazanı

K

ürdlerin, Kuzey Suriye Federasyonu olarak adlandırılan Suriye’nin kuzeyin- deki ilerleyişinin yankıları sürerken, Türkiye olmak üzere bölge devletleri alarmda.

Öte yandan Rusya-İran ve Suriye rejimi Halep ve çevresini cihatçı ve muhaliflerden temiz- lemek için ortak operasyon hazırlığı yapıyor.

Geçtiğimiz hafta Reuters ajansına konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, Halep Operasyonu yapılacağını teyit mahiyetinde bir açıklama yaparken, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyindeki topçu bataryalarını yeni mevzilere konuşlan- dırdığını aktardı. Ayrıca ABD de Kürdler ile birlikte Fırat’ın güneyinde hazırlıklar yapıyor.

Diğer yandan Türkiye ise güdümündeki gruplarla Fırat’ın kuzeyinde IŞİD’e karşı bir harekât planı içerisinde.

Cerablus Kürdlere verilecek mi?

Türkiye’nin Kürdlerin ilerleyişinden kaygı duyduğu ve bunu uluslararası güçlere aktar- dığı biliniyor. Ankara bu konuda Kürdlerin Cerablus hattını ele geçirmelerini engelleme- ye ve desteklediği grupların güç kaybetmesini önlemeye çalışıyor. Bunu engellemek için de birtakım operasyonel ve diplomatik girişim- lerde bulunuyor. Bölgeyi, ‘uçuşa yasak güvenli bir alana çevirmek’ bu girişimlerden biri olduğu ve sıkça tartışıldığını biliyoruz.

YPG’nin bölgeye girmesini önlemeye çalışan Türkiye, bu doğrultuda Suriye’nin kuzeyindeki bölgeyi IŞİD’den alıp kendi kontrolündeki muhaliflere vermek istiyor. 19 Nisan’da BasNews’de yayınlanan bir haberde IŞİD’in Suriye’de kontrol ettiği alanın son bir- kaç ayda yüzde 25 azaldığı yazılıyordu. Aynı haber, ‘Suriyeli muhalifler, Esad’a bağlı güçler ve Kürdlerin örgüte karşı başarılar kazandığı bilgisini veriyordu. Uzmanlar, IŞİD’in güç kaybetmesine sebep olan önemli unsurların başında Kürdlerin geldiğini savunuyor. Onun için ABD ile Rusya’nın bölgeyi Kürdlere verme eğiliminde olduğu söyleniyor. Hatırlanacağı gibi Geçen Haziran’da Kürdler, Girêspî’yi yalnızca iki gün savaşarak IŞİD’ten almıştı.

Taştekin: Minbic Operasyonu’nu ABD frenledi

Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyen Ga- zeteci- Yazar Fehim Taştekin Efrin –Kobanê arasında yer alan ve Cerablus - Minbic hattı olarak bilinen bölgenin geleceğini BasHaber’e değerlendirdi: Taştekin, “Kürd Güçleri ile Su- riye Demokratik Güçleri (SDG), önce Minbic’i alacak sonra da Cerablus’a yöneleceklerdi. Fa- kat şuan ki durumda, Kürd güçlerinin SDG ile birlikte yapmak istediği operasyon Türkiye’nin itirazlarından dolayı ABD tarafından fren- lenmiş ve durdurulmuştur. Bir belirsizlik var”

değerlendirmesini yaptı.

Çobanbey’de neler oldu?

Özellikle, ABD’nin güvenli bölgeye sıcak

bakmazsa da Erdoğan’a son bir şans verdiği konuşuluyor. Yani, Erdoğan’ın son ABD ziya- retinde, Obama’ya “YPG’yi devreden çıkarın IŞİD’i biz kovalım’’ ısrarına Obama ‘hayır’

demedi ya da Türkiye’ye bir şans daha verdi.

Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında Obama’ya

“Siz YPG ile iş birliği yapmayın, biz onun yerine Türk ve Arap aşiretleriyle beraber bu mücadeleyi sürdürelim” önerisinde bulun- duğu öne sürülmüştü. ABD bu teklife sıcak bakmadığı, fakat Türkiye’nin filli olarak bu doğrultuda adım atmasına da karşı çıkmadığı da konuşuluyor. Buna göre, Rus uçağının düşüeülmesinden sonra Suriye’ye giremeyen Türkiye, desteklediği grupları karadan süre- cek, havadan da İncirlik Üssü’nden kalkan uçaklar bombalama yapacaktı. Bunun gereği olarak Türkiye destekli Türkmenler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bileşenleri ve selefilerle ilk hamlesini Cerablus ile Efrin arasındaki bölgede bulunan El Rai’ye (Çobanbey) yaptı.

Akabinde, El Rai kasabası başta olmak üzere Cerablus-Efrin hattında hatırı sayılır bir- çok yer elle geçirildi. El Rai, IŞİD’in Türkiye sınırındaki en önemli lojistik destek hattı sayılan Cerablus’a 60 kilometre uzaklıkta.

Fakat Türkiye’nin desteğiyle kasabaya giren bu gruplar dört gün sonra adeta, hezimete uğra- dı. Söz konusu hezimetten hemen sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, ‘güvenli bölge kulağa hoş geliyor ama zor’ açıklaması yaptı.

Çoğu uzman bu açıklamanın Türkiye’ye ‘bu işin ısrar ettiğiniz gibi kolay değil’ anlamında bir mesaj olduğunu savunuyor.

7 Nisan’da başlayan operasyona Sultan Murat Tugayı, Sultan Selim Tugayı, Muham- med Fatih Tugayı, Muntasır Billah Tugayı, Hamza’nın Torunları Tugayı, Feylak El Şam, 99. Tümen, Sukur El Cebel Tugayı, Cephet El Şamiyye ve Ahrar El Şam gibi oluşumlar katıldı.

Fehim Taştekin, Türkiye’nin kendi planını devreye soktuğunu ancak bunun başarılı olmadığını açıkladı. Taştekin son askeri geliş- melere ilişkin, “Türkiye, desteklediği güçleri Rai’ye sürdü ama bu plan da başarılı olmadı.

Anladı- ğım kadarıyla ABD Türkiye’ye

bir fırsat

verdi. Türkiye destekli grupların IŞİD’i böl- geden çıkarmaya yönelik bir plandı. Ancak Türkiye başarısız oldu. Bundan sonra ne olacağı konusunda bir bilgimiz yok. Rusya’nın misilleme riskine karşın Türkiye Suriye’ye giremiyor. Kendi desteklediği grupların po- tansiyeli de ortada. Yani, bu grupların IŞİD ile mücadelede çok başarılı olacağı beklenmiyor.

Bundan sonra Türkiye’nin söyleyebileceği çok fazla bir şeyin kalmadığını düşünüyorum.

Yani, Türkiye Kürdlere karşı ‘kırmızı çizgile- rini’ savunmakta biraz daha zorlanacaktır’’

şeklinde konuştu.

Kürdlerle mi, Kürdlersiz mi?

Ankara’nın YPG’nin liderliğindeki SDG’nin Fırat’ın batısında operasyon yapmaması için kendi destekledikleri örgütleri El Rai ve çevresine sürdüğü fikri genel kanı. Uzmanlar, Türkiye’nin desteklediği grupların IŞİD’in elindeki El Rai ve Cerablus’a sürme hamle- sini Kürdler olmadan da bölgenin IŞİD’den temizlenebileceğine dair tezini güçlendirmek için yaptığını yazıyor.

Ayrıca yakın tarihte ABD ve Rusya’nın Efrin-Cerablus hatının, yani Türkiye-Suriye sınırının güvenilir bir biçimde kapatılması ko- nusunda hemfikir oldukları basına yansımıştı.

Rusya’nın BM Cenevre Ofisi Daimi Temsilcisi Aleksey Borodavkin, Suriye’ye savaşçı ve silah akışının yollarından biri olan Türkiye sınırının kapatılmasının kendileri için öncelikli konu olduğunu söyledi. Borodavkin, “Suriye’ye Tür- kiye sınırından silah, teçhizat ve mühimmat ile El Nusra ve IŞİD militanlarının geçtiğinin farkındayız. Bu nedenle Türkiye-Suriye sını- rının güvenilir bir biçimde kapatılması önce- likli görevlerimizden biri” dedi. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov da bir basın toplantısında, Türkiye’den Suriye’ye terörist akışının devam ettiğini de yineledi. Lavrov, “Bu çok eski bir problem ama Ankara daha küçük boyutlarda olsa da teröristleri beslemeye devam ediyor’’

dedi.

Dilendirilen B Planı nedir?

B Planı’nın ne olduğu konusunda ise basına yansıyan bilgiler şunlar: Ateşkes bozulur- sa muhaliflere daha ağır silahlar verilecek, eğit-donat programı yeniden formatlanacak.

Türkiye’nin desteklediği gruplar daha aktif hale sokulacak.Yakın zamanda Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan bir habere göre CIA bölgedeki ortaklarıyla Suriye’de çatışmasızlık hâlinin bozulması durumunda muhalif güçlere uçaksavar silah seçeneği de dâhil olmak üzere daha gelişkin silahlar verme planları yapıyor.

Yine Geçen hafta New York Times’ta yer alan bir haberde Washington’un Cenevre görüşmelerinin çökmesi durumunda B Planı olarak seçilmiş muhalif gruplara sınırlı sayıda MANPAD tipi uçaksavar vermeyi düşündü- ğünü yazmıştı. Çeşitli kaynaklar bu bilgileri doğrularken B Planı’nın başarılı olacağına şüpheyle bakılıyor. ABD’nin denenmiş yön- temlerin birçok anlaşılabilir sebeple başarısız olmasından mantıklı sonuçlar çıkarmak yeri- ne Türkiye ve Suudi Arabistan’la bu ülkelerin Suriye’deki vekillerini güçlendirecek bir plan üzerinde görüşülmesi akıllıca bulunmuyor.

Bu minvalde, 382 milyon dolara mal olduğu söylenen “eğit donat” programı hatırlanabilir.

95’i hâlâ aktif olduğu söylenen 180 savaşçının eğitildiği program başarısızlıkla son bulmuş- tu. Suriye’deki Türkiye destekli silahlı grupların sınır kasabası El Rai’yi alamamış olmasını da Suriye için B Planı hazırlığında olduğu bildirilen ABD ve müttefikleri için uyarı niteliğinde başka bir mesaj olduğu söyleniyor.

Bu konudaki sorumuzu ise Fehim Taştekin şöyle değerlendiriyor: “Herkesin B Planı C Planı vardır; ama Suriye Ordusu yukarı doğru çıkıyor. Eğer, Suriye Ordusu El Bab’ı alırsa

Minbic’i de alabilir. Ve böylece, ABD’nin bu planı da çöker.’’

İskender Kahraman

Qamişlo’da neler oldu?

S

uriye rejimine bağlı Ulusal Milis Güçleri (NDF) ile PYD asayişi ve YPG güçleri arasında Qamişlo’da yaşanan ça- tışmalar kamuoyunda çok tartışıldı. Kimi uzmanlar PYD ile Esas rejimi arasındaki ‘sessiz ittifakın’ sona erdiği yorumları yaparken, kimileri de çatışmaların ’tiyatro’ olduğu yorumların- da bulunuyor.

Stratejik öneme sahip olan ve Cezire bölgesinde yer alan Qamişlo kenti halen rejim güçleri, NDF adlı rejime bağlı aşiret milisleri ve PYD asayişi ile YPG güçleri tarafından kontrol ediliyor. Suriye Ordusu’nun kullandığı kentteki askeri havalalanında konuşlanan en az 5 bin askerin ve ve yüzlerce polisin varlığını koruduğu kentte, milisler de Arapların ikamet ettiği mahallelerde etkin durumda. Rejim güçleri geçtiğimiz yıl Haseke’de IŞİD’e karşı YPG ile birlikte ortak operasyon- larını Qamişlo’daki güçleri ile birlikte yürütmüştü. Geçtiği- miz hafta 4 gün süren çatışmalara Suriye ordu güçleri fiilen katılmazken, Kürdlere saldıranların NDF adlı çoğunluğu Tay aşiretinden olan milisler olduğu bildiriliyor. Ordu güçlerinin YPG saldırısı sonrası çatışmalara müdahil olduğu bildiriliyor.

NDF geçtiğimiz yıl da Haseke’de Kürd mahallelerine saldırmış, rejim güçlerinin araya girmesi ile taraflar arasındaki çatışmalar durdurulmuştu. Şubat 2015’te Hasekê’de YPG ile NDF arasında 2 hafta süren çatışmalarda çok sayıda sivil Kürd yaşamını yitirmişti. IŞİD’in stratejik konuma sahip Til Temir ve Til Barak bölgelerini kontrol etmesi NDF ve YPG’yi yeniden birbirine yakınlaştırmış, çatışmaya son vermişlerdi.

Taraflar arasında Qamişlo’daki son çatışmanın nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar var. PYD’ye yakın kaynaklar, şehir mer- kezinde rejimin kontrol noktaları olduğunu YPG’nin askeri aracının durdurulduğunu ve NDF’li milislerin YPG’lilere ateş açtığını ve YPG’nin de bu karşılık verdiğini söylüyor. Ayrıca PYD tarafından ilan edilen Rojava- Kuzey Suriye Federasyonu da taraflar arasında gerginliğe neden olduğu ve biliniyor. Beşar Esad ve Şam yönetimi, ilan edilen federal sistemi tanımayacak- larını açıklamıştı.

Muhamed Eli: İran ve Rusya devrede

Bölgede bulunan gazeteci Mohamed Eli, NDF ile YPG arasında yaşanan çatışmaların bölgesel olduğunu ve tarafların kazanç elde ettikleri petrol kuyularını tehlikeye atmamak için çatışmayı sürdürmeyeceklerini Rusya ve İran’ın taraflar arasında arabulucu olduğunu belirtti. Taraflar arasında varılan ateşkese dair de bilgi veren Mohamed Eli, çatışmaların sona ermesi için Suriye Ordusu’ndan üst düzey bir heyetin Şam’dan Qamişlo’ya gelerek PYD - NDF ile görüştüğünü ve sona eren görüşmelerden sonra tarafların ateşkes kararı aldıklarını belirtti. Eli, Şam Hükümeti adına Buseyni Şaban’ın Tahran Hükümeti adında Haci Cevat’ın Qamişlo’da olduklarını söyle- di. Ateşkes kararına ve içeriğine dair de bilgi veren Eli, YPG’nin esir aldığı 70 kişiyi, NDF’nin ise 18 esiri serbest bırakacağını açıkladı. Tarafların ateşkesin bozulmaması için gerekli hassa- siyeti göstereceklerini ve taraflar çatışmadan önceki yerlerine geri çekileceklerini belirtti.

Alissa: Rejim PYD’ye mesaj verdi

Qamişlo’da yaşanan gelişmeleri yakından izleyen Orient- News muhabiri Maksim Allisa, tarafların 2013 yılından bu yana kimi zaman çatışmaların çıktığını ve rejim ile PYD’nin şimdiye kadar çatışmalarda karşı karşıya gelmediğini söyledi, Allisa, “2011 ve daha sonrasında 2013’ten beri zaman zaman benzer çatışmalar yaşanıyor. Buradaki çatışan güçler doğrudan rejim ve YPG değil, onlara bağlı yerel unsurlar. Daha önceki ça- tışmalarda da rejim ve YPG karşı karşıya gelmediler. Hem rejim hem de YPG bu tür çatışmaların yaşanmasını istemiyor. Ama rejimin PYD’ye bir mesaj verdiğini de söyleyebiliriz” değer- lendirmesini yaptı. Allissa, Suriye rejiminin ve PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Suudi Arabistan’ın Ukaz gazetesine verdiği demeçlerden rahatsız olduğunu ve bunu açıkça dile getirdiğini belirtti. PYD Lideri Müslim, Ukaz gazetesine, “Bizim rejim ile de savaşacak gücümüz var. Rejim ile savaşmaya hazırız”

demişti.

Dibo: 23 sivil Kürd öldü, 70 yaralı var

Qamişlo’da bulunan PYD yöneticisi Sihanok Dibo’da BasHaber’e çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dibo, rejimin desteklediği milis güçlerin sivil Kürdlere saldırdı- ğını ve Kürd güçlerinin buna karşılık verdiğini ve çatışmaların sivil Kürd vatandaşlarının ölümleri üzerine çıktığını belirtti.

Dibo, rejime bağlı milislerin Qamişlo’da sivil halka yönelik saldırılarında şimdiye kadar 23 sivilin yaşamını yitirdiğini, 70 kişin de yaralandığını açıkladı. Dibo, ayrıca hayatını kaybeden ve yaralanan sivil yurttaşların büyük çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluştuğunu sivil kayıpların rejime yakın milislerin kullandıkları ağır silahlar ile meydana geldiğini belirtti.

Suad Seyda: Çatışmalar senaryo

Rojavalı Kürd siyasetçi Suad Seyda’da Qamişlo’da yaşanan çatışmalara ilişkin BasHaber’e değerlendirmelerde bulundu.

Seyda, PYD’nin ve Suriye rejiminin kendi iradelerinin olma- dığını iradelerini, PYD’nin iradesini Kandil’e Suriye rejiminin ise İran ve Rusya’ya teslim ettiklerini belirtti. Seyda, yaşanan çatışmaların Cenevre görüşmelerinin bir parçası olduğu- nu söyleyen Seyda, Rusya, İran ve ABD’nin PYD ile rejimi birbirleri ile çatıştırarak rejim ile PYD müttefik olmadığın ispatlamaya çalışıldığını belirtti. PYD’nin Suriye rejimini Qamişlo’dan çıkarabilecek askeri güce sahip olduğunu ancak İran ve Rusya’nın PYD’yi frenlediğini de açıklayan Seyda, çatışmanın bir senaryonun ürünü olduğunu ve onlarca sivil insanın PYD ile rejimim planlarının kurbanı olduğunu belirtti.

Suriye rejiminin Kürdlere karşı mücadele planının olduğunu ve bunun bir gün devreye koyacağını savunan Seyda, PYD’nin bunu görmesi gerektiğini, 2004 yılında Qamişlo’da yaşanan katliamın hala hafızalarında olduğunu açıkladı.

Seyda şöyle dedi: “Qamişlo’da çatışmalar devam ederken rejimin Hasekê’deki askeri birlikleri Qamişlo’yu kuşatmaya çalıştılar. Hasekê Asayiş Sözcüsü aşiretler ile yaptığı toplantıda

‘Qamişlo’yu yerle bir ederim. Kürdlere de varil bombaları gön- derme zamanı gelmiştir’ şeklinde bir tehditte bulundu. Bunu yapabilirler. Bu uzak bir ihtimal değil.”

Siwar Bedirxan

BasHaber gazetesi, yüzüncü sayısıy- la elinizde bulunmakta. Her gazetenin hayatında, her sayı özeldir ve önemlidir.

Ancak yüzüncü sayı, birinci yıl, onuncu yıl, bininci sayı gibi zaman kesitleri kaydedilen sürekliliği ve olgunlaşmayı göstermesi açısından daha önemli kabul edilmektedir. Bir yayın organının yüzüncü sayıya ulaşması demek, o yayının ulaştığı olgunluk açısından bir

değerlendirme imkanının ortaya çıkması demektir. Sembolik nitelikteki sayılar ve zamanlar, gazetenin varoluş gerekçesini yeniden gözden geçirmesi, vardığı noktada neye karşılık geldi- ğini anlaması ve yapılan değerlendirme çerçevesinde kendisini yenilemesi anlamına gelmektedir. Gazete, genelde format ola- rak anlaşılmaktadır. Bu anlayışın aksine gazete, tek bir formata sıkıştırılan bir kağıt koleksiyonu olmaktan ziyade, her sayısında form ve muhteva olarak kendini yenileyen süreç demektir.

Toplumların hayatında gazeteler her zaman önemli olmuş- tur. Arap halkları için Hayat gazetesinin yeri hep tartışılmaz olmuştur, çünkü Araplar, Hayat’a dünyaya baktıkları göz ve dünyayla konuştukları söz olarak bakmışlardır. Kürdlerin tari- hinde gazete ve derginin yeri hep özeldir. Kürdler için gazete ve dergi, bir yaşam çığlığı anlamına gelmektedir. Kürdler, gazete ve dergiye kendilerinin varoluş aracı olarak bakmışlardır. Kürd- lerin dünya ile buluşması, dünyanın Kürdlerle buluşması, hala gerçekleşmemiş bir amaçtır. BasHaber, Kürdistan gazetesinin Kürdistan ve dünyayı buluşturma misyonunun günümüzdeki takipçisi olan bir yayın çizgisi izlenmektedir.

Kürd basın tarihine baktığımızda Kürd gazetelerinin Kürd- çe, Türkçe, Farsça, Kurmanci ve Sorani gibi çok dilli çıkma gibi bir geleneğe sahip olduklarını görmekteyiz. BasHaber Gazetesi de bu geleneğe uygun bir şekilde haftalık olarak Kürdçe - Türkçe olarak yayınlanmaktadır. Başka bir ifade ile BasHaber, Kürdlerin ve Türklerin gündemini birbirine karşıt bir şekilde değil, birbiriyle ilişkili ve iç içe sunmaya çalışmaktadır.

BasHaber, Ortadoğu gibi zor bir coğrafyada Kürdistan ve Türkiye’yi birbirine taşımayı misyon edinmiş bir yayın çizgisi takip etmektedir. BasHaber, Bakur’u, Başur’u, Rojava’yı ve Rojhelat’ı nitelikli bir şekilde birbirine haberdar etmektedir.

Kürd coğrafyası birbirinden haberdar edildiği gibi, Türkiye ve Ortadoğu’da ne olup bittiğinden de haberdar edilmektedir.

Türkiye, Başur’da olup bitenleri sağlıklı ve derinlikli bir şekilde BasHaber’den öğrenmektedir. BasHaber’in yayın dilinde radi- kalizm, şiddet ve partizanlık bulunmamaktadır. BasHaber, bir grubun, partinin, kliğin, sesi olmak yerine herkesin yararlanabi- leceği bir haber ve bilgi kaynağı olma niteliğindedir. Kürdistan gazetesi, Kürdlerin eğitim düzeyinin yükseltilmesine önem veren bir gazeteydi. Kürdlerin eğitim, bilim, kültür, siyaset, diplomasi, hukuk, medya ve akademik düzeylerinin olgunlaştığı, geliştiği ve çeşitlendiği olgusundan hareket eden BasHaber, doğru haber konusunda büyük bir boşluğun olduğunun far- kında olarak Kürdlerin çeşitlenen bilgilerini, birikimlerini ve gündemlerini doğru haber anlayışıyla aktarma çabasındadır.

BasHaber, Kürd medyasında partizan ve çatışmacı medya anla- yışının artık tarihte kalması gerektiğinden hareketle, Ortadoğu medyasına yeni bir soluk getirmektedir.

Kürdler, yok sayıldıkları bir 21 yüzyıl yaşadılar. Kürdler, 21.Yüzyıl’a büyük imkanlarla girmektedirler. Kürdistan Böl- gesel Yönetimi, geri dönülmez bir bağımsızlık sürecinin içine girmiş bulunmaktadır. Suriye savaşı, Rojava olgusunu ortaya çıkarmıştır. Kürdler, artık hegemonik mücadelelerde kart olma durumundan çıkıp aktör konumunda 21. Yüzyıl’a girmektedir- ler. BasHaber, 21. Yüzyıl’da dinamizme, derinliğe ve dayanıklı yayın pratiğinin iyi bir örneği durumundadır. BasHaber, ulus içi bir partizan yayın olmadığı gibi, ulus aşırı bir propaganda yayını da değildir. BasHaber’in, uluslararası bir perspektif çerçeve- sinde Kürdistan’ı, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu birbirine tanıtma çerçevesinde nitelikli, ufuk açıcı, radikallik ve provokasyondan uzak, manipülasyon ve provokasyon amacı gütmeyen, hakaret, ötekileştirme ve hedef gösterme gibi yollara sapmayan, bir konuda olabildiğince farklı analizlere yer veren çok boyutlu ve dilli yayınının nice yüzüncü sayılara ulaşmasını diliyorum.

BİLAL SAMBUR

Medyada yeni model BasHaber

BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016 BasHaber 25 Nisan - 01 Mayıs 2016

www.arsivakurd.org

Referanslar

Benzer Belgeler

 Irak Hükümet sözcüsü Ali El-Debbağ yaptığı açıklamada, Irak’ın kuzeyindeki sözde bölgesel Kürt yönetiminin Kerkük'ün nihai statüsü için

 Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Şii lider Mukteda El-Sadr’ın liderlik ettiği Mehdi Ordusu’nun silah bırakmaması halinde zorla dağıtılacağını söyledi.. Nuri El

Irak’taki geçici hükümetin başbakanı ve Irak Ulusal Listesi Başkanı İyad Allavi, Maliki hükümetine yönelik darbe hazırlıkları yaptığı yönündeki

Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetiminin yetkilisi Cabbar El Yaver ise, güvenlik noktalarının Türkiye Irak sınırının başladığı Zaho ile bittiği

 Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetimle Türkiye arasındaki temasların bundan sonra da devam edebileceğini, ancak önemli olanın

Irak'taki Amerikan ordusunun komutanı General David Petraeus, Kongre'ye, Irak ve Afganistan'daki askerlerin bir kısmının çekilmesi için öneri hazırlıyor.. Öneride,

Saakaşvili, Alman basınına yaptığı açıklamada, yarın Bükreş'te başlayacak NATO zirvesinde, Gürcistan ve Ukrayna için NATO'ya tam üyelik yolunda, üyelik eylem

• Birleşik Irak Đttifakı Başkanı Abdülaziz El-Hekim, Irak’ın yeni başbakanı Nuri Kamil Hasan (Cevad) El-Maliki, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil